Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 39

sirera


387 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/02/2020 :  12:35:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bahsettiğim celseyi buldum. 10 aralık 2016 tarihli olanmış. Hatta burada merak ettiğim keshe enerjisi ile ilgili de bilgi var. Kandırmaca diyorlar:)

Aslında bu enerjinin piramit enerjisi ile çok yakın olduğunu düşünüyordum. Piramit ölçüleri, bakır çubukların hangi kalınlıklarda ve nasıl bükülmeleri gerektiğine dair birçok video var. Heyecanlandırmıştı. Ama bunu simyacıların altın sembolünü, altın elde edeceğini sanan kişilerin simya ile ilgisine benzetmeleri de hoş olmuş. Piramitin oluşturduğu enerjinin
dengeyi destekleyeciliği aynı zamanda enerji tasarrufu da demek oluyor anlamında bir hoşluk.

Aynı celsede, sembollerin bilgi akışını desteklediği , pozitif bir değişiklik içinse "Var olan herşeyle olan bağlantınızın doğasına dair tam bir kavrayış sizi oraya götürecektir" deniyor, bu samadhi nin tanımıdır.
Laura ların 20yıldır dinledikleri sanskritçe hazırlanmış cd nin adı da samadhi imiş... reiki ile birlikte kullanmaları da pozitif bir destekmiş.
Böyle bir liste hazırlamıştım yıllar önce sanskritçeyi elimden geldiği kadar çevirip anlamlarına da bakarak.
Notlar harici harddisklerde ise paylaşırım. Birçoğu hala aklımda.

Mantra ile ilgili olan kısım "Ohnh tu shayti sunehn" isimli mantrayı 4-5 sene önce onlara verdikleri, kalp enerji merkezi üzerinde 4 defa sembolünü çizmelerini istedikleri bilgisi var. Bu bilgi akışını hızlandırdığı ve daha üst düzey derslere akış hazırladığı için sanırım istendiği üzere verilmiş. Ancak sembol paylaşılmamış.Mantranın doğru yazıldığı konusunda da şüphelerim var.
Araba benzetmesini de araba var ama kontak kapalı diye anlatmışlar. Arabayı sürmek için bağlantı gerekiyor. Kontak dedikleri de eski betimde dizginler anlamını taşıyor.
Eklenti:

S: (Joe) Sembollerin kendi içlerinde veya kendiliğinden bir gücü olup olmadığı sorusuna "evet" yanıtını verdiniz. Peki bu güç nedir?

(L) Onu biliyoruz. Araba sürmek gibi ama sürmek için bağlantı kurman gerekiyor.

(L) Evet. Pekala, bir sonraki soru: Pozitif bir değişiklik meydana getirmek için ne tür bir inanca ihtiyaç var?

C: Var olan herşeyle olan bağlantınızın doğasına dair tam bir kavrayış sizi oraya götürecektir.

S: (L) Zormuş. Peki bu nasıl yapılır, yani her şeyle olan bağlantını kavramak?

C: Meditasyon.

S: (L) Meditasyonla ilgili önceki tartışmaları inceleyebiliriz, ki tohumlu meditasyon da onlardan biriydi. Pekala, ilginç bir soru: Neden insanlar kısa ilham tırmanışları yaşadıktan sonra depresyon ve ümitsizlik geri dönüyor?

C: Hepsi dengeyle ilgili. Yaratıcılığın ölçüsü, dalışın derinliğiyle ve süresiyle tahmin edilebilir. Fakat şu anda gezegeniniz etrafında negatif enerjilerin yoğunlaşması nedeniyle ilham çekmek yüksek efor gerektiriyor.

S: (L) Yani ulaşmaya çalıştığına ulaşmak için gereken eforu artırmak gerekiyor ve dalışı dengeleme gerekliliği yetmezmiş gibi bir de gezegen etrafında negatif enerji yoğunlaşması var. Doğru anlıyor muyum?

C: Yakın

S: (L) Pekala. Bir sonraki soru: O enerji titreşimini nasıl daha uzun tutabiliriz?

C: Ağ çalışması olağanüstü sonuç veriyor.

S: (L) Yani bir ağın olması, deneyimlerinden bahsedebilmek, ifade edebilmek, görüş alışverişi yapmak ve moralin bozulduğunda destek almak... Bunu mu kastediyorsunuz?

C: Evet
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/02/2020 :  08:39:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ALTIYA DEVAM

Her şey yani uyguladığımız ve kapıldığımız zaman kavramının devamlı yanlış ve ilgisiz olduğunu söyleyen K. bilgilerindeki gizi çözmek üzere başladı ,Sirera dostumdan ve diğer dostlardan istedim yoğun ve doyurucu cevaplar geldi,

İmgelemek başta,"zira biri bazı şeyleri hayal etmese hiç bir şey olmazdı" sözünü hatırlayalım,

O birisi 7Y dir ve biz onunla biriz,

Maddenin oluşumunda düşünce enerjisi gerçeğini ilave edelim ve devam edelim,

Neticede bizim 3Y uygulaması dışında başka bir zaman kavramı varmış bunu anlayabilmek için dostlarımla birlikte oldukça yoğun bilgi uğraşısı yaptık, varsayımlardan bir demet oluştu, gerçeğini ileride göreceğimiz malüm,

Kırık bir bardak misali verdim bu uğraşıda ,subjektivenin olduğu bu yoğunlukta kırık olması mümkün zira düşüncenin yarattığı fizik ortamında negatif uygulamanın yani objektif görüşün aksine olan hallerin olduğu bu ortamda bu mümkündür ,

Ama maddenin olmadığı ortamda ki 4Y nin değişken fizikselliğinin terk edilebildiği safhada da diyebiliriz ,subjektivite dediğimiz negatifin de oynaştığı bir durum ortadan kalkmakta olaylar objektif yönden belirmekte ve kırık bardak oluşturacak düşme çarpma gibi negatif tesirler artık yok olmakta ve bardak bardak olarak kendini sağlam şekilde göstermektedir,

Diğer olguları da bu tabloda anlamlandırabiliriz ,zira sınırlama, beklenti ve arzulu düşünüş ortadan kalkmakta onlar subjektivitenin yani 3Y illüzyonu dolayısiyle ortaya çıkan bir anlayışın zaman mesafe lineer uygulamasının faktörleri idi,

Konuyu daha açmak için ,mesela, kırık bardak neden kırıldı, kıran o faktör hakkında negatif düşünceler. sağlam olsun diye bir şeyler yapabilir miyiz, onun yerine sağlam bir bardak bulmalıyız v.s. gibi fiziğe bağlı bizi gerçekten lüzumsuz konular hakkında oyalayan yaratılmış illüzyona bağlı halleri bu subjektivitenin içinde sayabiliriz, bu arada kapıldığımız illüzyon çöplüğünün ne kadar gereksiz olduğunu da sanırım anlamaya başlarız,

Zira konu gerçekte "olmak veya olmamak" kavramı ile izah edilebilecek basit sade bir durumdur ,bunu yani bu anlayışı genele tatbik ediniz ,

O halde mesela bin yıl evvel veya sonra ,doğu ,batı ,aşağı, yukarı kavramları da önemini yitirir ,bunların dışında oluşmuş olguları seçim yoluyla işleyebileceğimiz fark edebileceğimiz olgular dünyasında bambaşka bir zaman kavramını uygulamış oluruz,

Bahsedildiği gibi bizi ilgilendiren o anda müzik kutusundan seçip baktığımızdır ama diğer olgularda orada, müzik kutusu kasetlerinde durmakta ve biz ilgimizi onlara doğru da çevirir ilgilenebiliriz ve bu ilgi için şimdi kullandığımız lineer zaman devrede değildir ,

Buna bir örnek uyku seçimimiz ile de olmakta ,biz he ne kadar uykuyu ben seçmiyorum desek te o bedenin seçtiği bir uygulamadır fizyoloji ile birlikte olan siz o seçimi yapmış olmaktasınız ,seçim sonucu rüya ortamı dediğimiz esasta eter ortamında oluruz,bunların bir kısmı uyanıldıktan sonra hatırlanmıyor , eter ortamı fiziksel alemin dışıdır ,sonuçta fizik ve fiziksizlik seçiminin bu sık uyguladığımız tavrı anlatmak istediğim olayda belirmektedir,

İşte bahsedilen zaman o zaman şeklidir ve biz şu andaki bağlı olduğumuz zaman ile onu eşleştiremeyiz onun için şimdiki halimizde bu anlattıklarımı idrak etmeye veya anlatmaya çalışırken beynimiz yanar gibi oluyor..

"C: Kafan karışıyor çünkü kalıtsal lineer algın, yoğun bir çabayla oluşturmaya çalıştığın resim üzerinde gölge yapıyor. "

----------------------------------------------------------
S: (L) 3'üncü yoğunluk farkındalığı, zaman algısına sahip tek yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Zaman algısı başka hangi yoğunluklarda var?
C: 4, 5, 6, 7.
S: (L) Ama zaman algısının bir ilüzyon olduğunu sanıyordum?
C: SİZİN zaman algınız bir ilüzyon. Arabada giden köpekler ve kediler örneğini hatırlıyor musun?
S: (L) Evet. Ouspensky ve at. Yani temel bir kavram olarak zaman MEVCUT mu?
C: Ama sizin bildiğiniz şekilde değil. Biz zamansızlığa atıfta bulunduğumuzda, yalnızca sizin aşinalık açınızdan konuşuyoruz.
S: (L) O halde zaman mevcut mu ve uzayın bir sınırı var mı?
C: Kafan karışıyor çünkü kalıtsal lineer algın, yoğun bir çabayla oluşturmaya çalıştığın resim üzerinde gölge yapıyor.

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Sanırım bunun gerisini kendi beyinlerimizi kullanarak bulabiliriz. Bir sonraki soru... Bir okuyucu şöyle yazmış: “[Belirli bazı öğretiler]’de insan kompozit bir varlık olarak görülüyor. Bu kompoziti oluşturan unsurlardan biri, “yönetimde” olduğu kabul ve ümit edilen bir varlık, diğer unsur ise Bilinçliliğin / Bilinçsizliğin çeşitli hallerindeki çok sayıda ayrı varlıklar, ki bu Ouspensky’nin ‘Olağanüstünü Arayış’ kitabında yaptığı tanımla da benziyor.” Kasyopyalılar olarak sizin söylediğiniz şeyle [Belirli diğer öğretiler]’de söylenen şey arasındaki kritik farklardan biri şu ki, o öğretilerde, kişinin nihai olarak Bir olmadığı, evrimin üst aşamaları boyunca bile birey olarak kaldığı ve bir “tanrı” olarak evrimleştiği öğretiliyor.
C: Büyük Kalp Atışı bireyselliği geçici bir oluş durumu haline getiriyor.
S: (L) Büyük Kalp Atışı’nda bireyselliğin geçici bir hal olduğunu söylüyorsunuz. Yani herşey Bir ve Birlik durumuna geri dönüyor.
C: Evet. Ve öyleyse, her zaman doğru. Sonuçta herşey “Tanrı.”
S: (L) Ama evrimin üst aşamalarında bireysel bir tanrı olarak evrimleşmiyorlar mı?
C: Bunun amacı ne olabilir?
S: (L) Sanırım birey olarak kalma ve bu şekilde “tanrı” haline gelmeye takıntılanıyorlar ve bu temelde güç ve kontrol konusuyla ilgili... bir tür nihai KH.
C: Eğer zaman ve lineer gerçeklik doğru olsaydı belki bu işe yarardı, ama..
------------------------------------------------------------------

Ouspensky i bitirelim,

--------------------------------------------------------------------
(L) Ouspensky'nin hayvanların insanları nasıl algıladıklarıyla ilgili açıklaması gerçeğe yakın mı?
C: Yakın.
S:(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve mineraller, büyüme, suda çözünme, erozyon ve diğer yollarla bitkilerle birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı hayvanlar yer altında ve mağaralarda yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.
C: Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa sahipsiniz.
-----------------------------------------------------------

Sirera nın yukarıda aktardığı K. bilgilerinde şu bölüm dikkatimi çekti,

Bahsi geçen konunun genelinde meditasyon yolu ile ilham almak vardı,ve bunun kalitesinin ortamda mevcut negatif ile birlikte "denge"işinin etken olduğundan bahsediliyordu,bunu devamında ,

"S: (L) Pekala. Bir sonraki soru: O enerji titreşimini nasıl daha uzun tutabiliriz?
C: Ağ çalışması olağanüstü sonuç veriyor.
S: (L) Yani bir ağın olması, deneyimlerinden bahsedebilmek, ifade edebilmek, görüş alışverişi yapmak ve moralin bozulduğunda destek almak... Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet"
Cevabı verilmiş ,ve bu ağ çalışması önerisi celselerin bir çok bölümünde de verildiğini hatırlarsak bütünlük ile bir olduğunu hissetmek için meditasyondan da önemli olduğu gerçeğini ortaya çıkıyor,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve
karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
-------------------------------------------------------------

Sanırım 6Y nin fiziksel illüzyonlara bağlı anlayışımıza göre bilinçte merdivensi bir yükselişle gelebileceğimiz bir yer olmadığını söylediğimi hatırlarsınız, bu idrak, "fizikselliği ihtiyaç duymayan saf bir bilinç" ifadesi ile bambaşka şeylerin de bu yoğunluğu kapsadığını, oluşturduğunu izah ediyor ve baştan söylenildiği gibi "sizin hayal bile edemiyeceğiniz bir yerdir" şekliyle bitiriliyor,

Bu durumda benim de baştan bahsettiğim bizim akıl edemeyeceğimiz 4Y matematiğine ulaşsak bile halledemiyeceğimiz bir kavram olabilir zira matematiğin fizik ve eterde mi yoksa sadece fizikte mi etken olup olmadığına karşı geniş bilgimiz yok derken taramalara devam ederken şu bölümü görüyoruz dersler ve matematiğin etkisinin ne olduğunu,

---------------------------------------------

S: (A) Bilginin travmadan ve kafa karışıklığından koruduğunu söylüyorsunuz. Diğer taraftan herşey ders. Yani travma da bir ders. Neden bir dersten kaçınmaya çalışıyoruz?
C: Haklısın, bir ders, ama ön bilgin olduğunda o dersi erken ve daha farklı bir şekilde öğrenirsin.
S: (L) Yani bu dersi farklı bir şekilde öğrenirsen, geçiş zamanı geldiğinde bu dersin alınması daha kolay mı oluyor?
C: Evet. Daha yumuşak.
S: (L) Tüm bunları bilip bununla ilgili birşey yapamamak, inanmadıkları için insanlara bundan bahsedememek, bunun şokuna maruz kalmaktan kesinlikle daha sıkıntı verici bence...
C: Hayır.
S: (L) Diğerlerine bu tür şeyleri anlatabileceğimi söylüyorsunuz yani?
C: Aktarabilirsin ama bunun incelikli bir şekilde yapılmasını öneriyoruz.
S: (L) Ne kadar incelikli olabilir ki? "Merhaba millet, ham-hum, hapır-hupur kelimelerini biliyorsunuz değil mi???"
C: Tamamen o şekilde değil, bunu biliyorsun! Çoğunluk yenmiyor, sadece manipüle ediliyor. Bilgi çok ilginç şekillerde korur. Sizin yoğunluğunuzda matematik, sadece seçilmiş az sayıda insanın öğreneceği şekilde "öğretiliyor." Ve matematik tüm yaratımın dilidir. Örneğin cebir gibi ileri matematik çalışmaları, madde ile antimadde evrenleri arasındaki kapıların kilitlerinin anahtarını sunar. Mevcut olanlar arasında hala öğrenmeye ihtiyaç duyanların cebiri öğrenmesini öneriyoruz.
S: (L) Burada mevcut olan herkese cebiri öğrenmesini tavsiye ediyorsunuz...
C: İhtiyaç duyanlara.
S: (L) Madde ile antimadde evrenleri arasındaki kapıların kilitlerini açacağımızı mı söylüyorsunuz?
Söylediğiniz şey bu mu?
C: Belki...

-----------------------------------------------------------
Sonuçta matematik madde ve antimadde evrenlerin kapısını belki açabilecek şu anda en müsait dayanak, matematikte kompedan olmadığımız için konu hakkında fazla girişken olamıyoruz ancak bu mevzuda ileri bilgi sahipleri olan bitenin arasındaki bu ilginç bağları bizlere daha basit izahlarla sunabilirler, ümidimizi sürdürüyoruz,

Şahsen benim çok iyi bildiğim ortaokul bitirme imtihanında Pisagor denklemindeki kare unsurlarını yazmayı unuttuğum için pekiyi ile değil iyi ile mezun olmuştum,dik üçgenin kenar kareleri hipotenusun karesine eşittir, konuyu ayrıca araştırdığımda esasta bu formül Sümerlilerden beri bilinir kullanılırmış ama sadece dik üçgene ait bir olgu olduğu Pisagor tarafından sabitlenmiş,

Aklıma Romalılardan beri süregelen hamam kültüründe suyu tas veya kovayla değil de duş yoluyla pratikleştirme için asırların geçtiği geldi,

----------------------------------------------------------

C: Gruptan kopma yoluyla hedeften sapıyorsun.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz ?
C : Saldırının hedeflediği amaçlara yönelerek saldırının karşısında duramazsın.
S: (L) Beni ezmek ve baskı altında tutmak dışında bu saldırının amaçları nelerdir ?
C : Planları bozmak için uygun olmayan bir noktada gruptan koparma.
S: (L) Bu noktadan gruptan ayrılma ne gibi planların bozulmasına sebep olur?
C: Ses. (Ç.N: Laura da bu yanıtı anlamamış olmakla birlikte 6. yoğunluktan sesin kesilmesi kastediliyor
olabilir )
S: (L) Ne ?
C: Ve diğer herşey.
S: (L) Peki; eğer gruptan ayrılmak zorunda kalırsam bir çukurun içerisine saplanacağımı hissediyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi.
C: “Eleştrileri” ve diğer memnuniyetsizlikleri göz ardı etmeni öneriyoruz. Bunlar varlığınla ilgili olmadığı için bunlara içerlememelisin. İçerlediğinde sonuçları depresyon ve diğer illetler şeklinde kendini gösteren duygusal bozulmalar oluyor. Bu rahatsızlıklar kapsam ve nüfuz ettiği derinlik açısından büyüme gösterecektir ve böylece herhangi birinin “misyonunu” gerçekleştirmesine yönelik plan ve aktivitelerine büyük zararlar verecektir.
S: (L) Tamam, bu iyi, bunu anladım. Ama “misyon” tam olarak nedir ?
C: Tam olarak ona doğru uyanmaktasın, teşekkürler!

-----------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntının tam cevabı , saldırı hedefindeki konuya aynı usul ve davranışla cevap verilirse sonuç saldırı yapanların isteklerinin oluşmasına sebep olmaktadır,yani stres ve negatif duygulara kapılmak ve guruptan kopma gibi istenen hedeften gidilen yoldan vaz geçmek gibi,

Bu KH nın insan üzerinde oynadığı en meşhur saldırı ve karıştırma yoludur,

Bireyselliği her şey sayıp bütünlük bilgisinden uzak insan davranışı bilindiği gibi günümüzde dahi halen süren savaş çığlıkları attırıp milyonlarca insanın normal yaşam özelliğinden sıyırmış ve dünyada acı bölümleri yaratmakta ,uzun uzun anlatmaya lüzum yok, hele başımızda bu güzelim ülkeyi bu yola sevk etmeye çalışan idareciler mevcut, azgın ve ülkeyi tehlikeye sokacak bir güruhun tehlikesini yok etmek için savaşı seçelim, kabul, ama böyle bir şey olmadan insan ızdırabını seçmek cahilliğin son noktasıdır,

Bir aralar ,bir kanal bilgisinde "ezilmişliğin gücü idrak edenlerde sevgi ve mutluluk, bunu idrak etmeyenlerde şiddet ve zulüm yaratır"denmiş ve uzun uzun düşünüp bunu biraz açıklayan şöyle bir dörtlük yazmıştım ,

Ezilmişliğin gücü nasıl kazanılır
Etkiye tepkiyi kaldırırsınız
Yolunu şaşıran davranış
Sevgiye doğru yol alır

Buradaki ezilmişliğin gücü, oluşan her negatif durumda bütünlüğün farkına vararak tepkiyi olayı aynı amaçtan saptıran başka bir algı evreni yaratarak göstermek..

Pek tabidir ki sizin mevcudiyetinizi ortadan kaldıracak ve zarar verecek çeşitli saldırılara karşı elinizi kaldırıp müdafaa yolunda bir şeyler yapmanın gerekliliğini belirtmeden geçemeyiz,

-----------------------------------------------------------

C: Akışı güçlendirmek için soru sor.
S: (L) Tamam. Öncelikle, A--- {Nefes/meditasyon programını uygulayan bir arkadaş} çok zor bir zaman geçiriyor. Bir tür duygusal çöküntü yaşıyormuş. Aklını kaçırmakta olduğunu düşünmüş. Ona söylediğim
şeyler dışında, yaşadığı şey hakkında bilgisel olarak ekleyebileceğiniz birşey var mı?
C: Katı inatçılığı nedeniyle onun deneyimi seninkine benziyor.
S: (L) Tamam, benim katı inatçılığıma benzer katı bir inatçılığı var. Bu nedenle de, benim yaşadığım çöküntüleri yaşayacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Anlıyorum.
C: Eğer kişi yanlış temel üzerinde kristalize olursa, bu, çok daha fazla acı anlamına gelir.
S: (L) Onun bir tür temel üzerinde kristalize olduğunu söylüyorsunuz. Ve benim de?
C: Evet.
S: (L) Benzer temeller mi?
C: Hayır.
S: (L) Ama bunun bir tür kristalizasyon durumu olduğunu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu kristalizasyona neden olan neydi? Veya özelliği neydi?
C: Travma durumunda hayatta kalma ihtiyacı.
S: (L) Benden kesinlikle çok daha fazla, en azından eşit derecede travma yaşamış insanlar var, ama onların benzer nitelikte, gerçekten sıradışı ölçüde herhangi bir acı çektiğini görmedim.
C: Onlar kristalize olmadılar, bölündüler.
S: (L) Yani bazı insanlar hayatta kalmak için kristalize oluyor, bazıları ise bölünüyor. Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Sanırım eğer hayatta kalmak için bölünürsen, tüm yapman gereken kendini tekrar bir araya getirip
birleşmek. Ve dolayısıyla bu, kristalize olmuş olan ve herşeyini paramparça eden birinin durumundan daha kolay oluyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki insanlar arasında, örneğin, farklı deneyimlerin bazılarının nedenlerinden biri de bu sanırım?
C: Evet.
S: (Joe) Belki de bölünen insanların durumunda, tekrar bütünleşme olayı uzun bir süreçte, yavaş yavaş oluyor ve acı miktarı da az oluyor. Kristalize olanlarsa, herşey birden kırılana kadar acıyı bekletiyorlar. (L) Evet, kristalize olanlar muhtemelen daha fazla direnç gösteriyor. Sanırım benim durumum da buydu...
C: Evet.
S: (L) Pekala... Çok hafif deneyimler yaşayanlar var. Bu fazla deneyim yaşamayanların durumu nedir?
C: Tek tek küçük parçacıkları kaynak yapıyorlar. Onlara sabırlı ve azimli olmalarını söyle. Bir noktada geri bakıp katettikleri mesafeyi görecekler. Bu, hafif bir dağ yamacında yukarı doğru yürümek gibi.
S: (L) Onlar şanslı olanlar, desenize!
C: Yapıya ve güçlü duygu potansiyeline bağlı.

----------------------------------------------------------


Senelerdir KH nanipülasyonuyla yanlış bilgilere takıntılanmış insanların şahsen benim göğsümü gererek gerçek dediğim bilgi ile hazımlı bir duruma gelmeleri kişiyi ilk zamanlarda ruhsal çöküntülere getirebilir,

Ve hatta bazıları dayanamaz yukarıda belirtilen kristalize olma değil de bölünmeyi seçerler,

Yani ayrılır eski takıntılı bilgiler kulvarında yüzerler ve kendilerini kurtardık zannederler,

Bunların yanında direnen ve bilgilenmede "tek tek küçük parçalar halinde kaynak yapma "şeklinde "hafif bir dağ yamacından çıkar gibi" sabırla yormadan ve kendilerini fazla sarsmadan yürürlerse gelmiş oldukları bu yeni inançlı bilgilenme hali onların olan bitene bakış işini çok değişik ve illüzyonları adeta bir drondan kuşbakışı görmelerini sağlayacak duruma getirir,

İşte o bakış yaratımın mozaiksel olgusunda ilgili puzzle parçalarını uygun yerleştirebilme fırsatları yaratarak zeminde yaşarken cevap bulunamayan bir çok soruya cevap buldurur,

Bu noktada kendisini diğer fertlerden ayırıp münzevi bir hayat yoluna girerse o zaman da farkında olmadan "bölünmüşler" kafilesine katılmış olur, bunu gezginlerin ihtiraslı bir şekilde fiziksizliği arzu ederek dünya hayatını tamamen boşlaması, hor görmesi ile de tanımlayabiliriz, bence hatadır,

Bulunduğumuz her yer evimizdir,

Bu hususta geriye baktığımda şunları karalamışım,

22.01.2007
Ruhsal yükselişe ivmelenmiş bir hayat
Tatminle cehennemini yaratır, heyhat
Ama bütünlüğü fark ederse
Her yer evimdir der ve olur ruhen rahat
***
29.04.2006
Zamanı bilmeyen varlığa bir ömür nedir ki
O, bir yaşam sürmeyi görev bilmektedir
Zamansızlığın erittiği o muhteşem bilinciyle
İnsanın yaşarken bela dediklerini oyuna çevirmektedir

Ne güzeldir ona hayat , var oluşların en güzel kolu
Ego yok , savaş yok , maddeye takılmak başkasının yolu
Saf denilip alay edilen yanları ile
İliklerine kadar o unutulan sevgiyle dolu

------------------------------------------------------------

S: (L) Onlar 5 km'ye 10 km demeye çalışırken, ben karıştırıp onu 500 yaptım. Onlar 5... falan demiştiler.
Bilmiyorum ne demişlerdi.Tamam, başka soracak sorusu olan? (Perceval) Ekin çemberleriyle ilgili bir soru var. (L) Evet, onu gördüm ama salakça bir soru olduğunu düşündüm. “Bu yılın ekin çemberleri neden bu kadar yavan?” (Perceval) Andromeda ısrar etti, ben de yazdım. (Gülüşme)
C: 6. yoğunluk meydandan çekilmeye başladı.
S: (L) “Meydandan çekilmek” derken neyi kastediyorsunuz?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi ekin çemberleri bir almanaktı. Yakında son sayfa çevrilecek.
S: (L) Bu aklıma birşeyi getirdi. Odise efsanesi hakkındaki analizleri okurken, bunun bizim dünyamızdakine çok benzer bir hikayeyi anlattığını hissettim. Odysseus evine döndüğünde, psikopatik, tüketici, sarhoş, kaba, iğrenç insanlarla dolu olduğunu görüyor. Kendisi de bir yabancı, bir dilenciyken, berbat bir muamele gördüğü bir süreçte kendine geliyor. Bu temelde bizim bugünkü dünyamızı andırıyor. Fakirlere zulmediliyor. Tüm dünya eliti Odise’de Penelope’ye göz dikenlerin rolünü oynuyor ve bir anlamda Odysseus da diğer herkes. Bu hikaye o kadar çok şeyi anlatıyor ki. İnsanlar kendi sonlarını getiriyorlar.Burada doğru iz üzerinde miyim?
C: Evet. Forumunuz için iyi bir egzersiz çünkü derin bir seviyede pek çok gerçeği aktaracak.
S: (L) Başka sorusu olan? (Ark) Atena rolünü kim oynayacak?
C: Yorum yok!
S: (Galaxia) Atena ne yaptı? (Ark) O olmasaydı kötüler kazanırdı. (L) Yani o kısmı söylemeyeceksiniz?
C: Şu kadarını söyleyelim: Yardım yolda!! Hoşçakalın.

---------------------------------------------------------
Odise efsanesini bulup incelemek lazım ,ancak formumuzun kitaplık bölümünde" MS-2150" İsimli bir kitap var sipiritüel bilgilere ilgi duyanlara hep baştan onu okumalarını öneririm,

Son derce tatlı ve biraz roman macerası şeklinde ileri bilince gelmiş insanların gelişmiş yaşam özelliklerini belirttiği gibi arada odise efsanesindeki ilkel insan yaşamlarının olduğu ayrılmış bir bölümden de bahsediliyor (mikro dünya) ve kahramanlarının oralarla ilişkilerini ,

Okumayanlara tavsiye ederim,

----------------------------------------------------------
Son zamanlarda büyük bir salgın halinde gelip bir çok ölüme yol açan "korona virüsü"gerçeği ile karşı karşıyayız ,virüsler hakkında K.celselerinden bir potbori hazırladım tetkik edelim ve asıl gerçeği öğrenmeye çalışalım, tabii korunma yollarını da,

-------------------------------------------------------------------
S: (P---) Domuz gribiyle ilgili bir sorum var. Birkaç gün önce Norveç’te bir virüs keşfedildi ve tanımlandı ve iki gün önce de Fransa’da keşfedildi. Sanırım bu rastgele bir mutasyon değildi?
C: Evet.
S: (P---) Peki bu mutasyonu nasıl yaydılar? Aşı yoluyla mı?
C: Kısmen. Diğer deneylerle ilgili tarihsel kayıtları okursanız, bu şeyleri kolayca anlayabilirsiniz.
S: (L) CIA’nın neler yaptığıyla ilgili bir sürü bilgi var. Uçaklardan yaymışlar, metrolara ajanlar göndermişler... Bu şeyleri yapma yollarının bir sınırı yok. Ve bu şeyleri GERÇEKTEN YAPIYORLAR! (Ark) Ve bu aşıları sundukları zaman da... (L) Önlemesi gereken hastalığı yayıyor her zaman. (Ark) Mutasyonlar meydana getiriyor. Her zaman. Ve her zaman bir mühendislik ürünü. Doğal değil. Mutasyonu hemen meydana getirmek istemiyorlar, çünkü önce bol miktarda ilaç satabilmek istiyorlar. Sonra bir doygunluk aşamasından sonra mutasyonu meydana getirmek daha avantajlı, çünkü o zaman ilaç şirketleri evrensel bir aşı üzerinde çalışmaya başlayacak! (C---) Bir hafta kadar önce bir belgeselde, Tamiflu’nun ve muhtemelen aşıların bazı yan etkileriyle ilgili bazı görüşler sunuluyordu. Japonya ve diğer bazı ülkelerde araştırmalar yaptıklarını ve bu ilaçlarla ilgili en büyük problemin zihinsel problemler, psikolojik problemler olduğunu söylüyorlardı. (Ark) Ama “bu yönde sadece 70 vakaya rastladık, ve bu da bu görüşü kanıtlamak için yeterli değil” diyorlar sonra.
C: Zaten salgın durumunda olan otoimmün sorunların başında geniş yayılımlı enflamasyon geliyor.
S: (L) Eğer iltihaplanırsan beynin iltihaplanıyor. ...
C: Bugün mevcut olan zihinsel sorunların çoğu otoimmün bozukluklarının bir sonucu.
S: ... (C---) Eğer planladıkları şey insanları sadece öldürmek değilse, kişilik parçalanmasına katkıda bulunmak veya daha hassas hale getirmek, paranoitleştirmek falan mı?
C: Sadece insanların dayanma eşiğinin giderek zorlanması. Sağlık koşullarını bozma uygulaması yaklaşık yüz yıldır mevcut.
S: (L) İnsan sağlığını bozma, insanları mahvetme, hassas hale getirme uygulamaları gibi şeyler mi?
C: Evet.
S: (Allen) Bu Sanayi Devrimi’nin bir yan ürünü mü?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------

S: (Psyche) Evet, bir de kuyruk var. (Andromeda) Elenin hakkında başka birşey? (Perceval) Bekleyip
görmemiz mi gerekecek? (Psyche) Kara Veba’nın bir dönüşünü mü göreceğiz?
C: Son derece muhtemel.
S: (Galaxia) Önce Avrupa’da mı? Nereyi vuracak?
C: Bekle ve gör.
S: (Galaxia) Oo, hayır. Tüm söyleyebildiğim bu.
C: Belirli bir genetik profile sahip olanların çok az sıkıntı yaşaması mümkün.
S: (Andromeda) Herhangi birimizde o genetik var mı? (Galaxia) Bu herhangi birinin bunun etkilerinden muaf olacağı anlamına gelmiyor... “Ölmeden önce çok az acı çekecekler” anlamında da olabilir!
C: Tütün kullanımı bir ipucu ve fayda.
S: (L) Genetik profille ilgili bir ipucu mu?
C: Evet.
S: (Psyche) Oo, ilginç. [herkes bir sigara yakıyor ve gülmeye başlıyor] (Psyche) Herkesin keyfi yerinde. Canım sigara çekti! (gülüşme)
C: Sigara içenleri yemeyi sevmeyenler sadece dünyadışı varlıklar değil. Belirli bir bakış açısından bakıldığında, bu tür hastalıklara neden olan virüsler de “dünyadışı.”
S: (Belibaste) Yani dünyadışı varlıklar sigara içen insanları sevmedikleri için mi Kara Ölüm virüsünden hoşlanıyor? (L) Ne? (Psyche) Hayır, “Dot Connector” dergisinin bir sonraki sayısındaki makaleyi okumalısın: “New Light on the Black Death: The Viral and Cosmic Connection” (Kara Ölüm’e Yeni Işık: Virüsler ve Kozmik Bağlantı). (L) Olaya 4. yoğunluk açısından baktığında, Kara Ölüm gibi birşey geldiğinde ve dünya genelinde sorunlar meydan geldiğinde ve çok fazla acı çekildiğinde, 4 KH zengin bir ziyafet çeker. Çünkü bununla besleniyorlar. Dünyadışı bir virüs 4. yoğunluk realitesiyle etkileşimli olacaktır.
C: Yeterince yakın!
S: (Andromeda) Bu ne zaman başlayacak? (Atriedes) Bu bir tür kehanet olur... (gülüşme) (Galaxia) Çok yakın veya uzun vade?
C: 18 ay ile 2 yıl arası.
S: (L) Yani eğer Elenin veya başka birşeyin kuyruğunda öyle birşey varsa ve dünya o kuyruktan geçerse, bu mikrobun dünyaya “yağması” yine de bir yıl kadar alabilir?
C: Evet.
S: (L) Kolloidal gümüş vebayla mücadelede yardımcı olur mu?
C: Tek başına değil ama çok yardımcı.
S: (Galaxia) Diyet değişikliklerimiz bununla mücadelede bize yardımcı olacak mı?
C: Hem de çok!!! Özellikle hücre koruması için yağ tüketimi.
S: (Ark) Ne tür kurabiyeler özellikle iyi? (gülüşme)
C: Un kurabiyesi!
S: (Andromeda) Hindistan cevizi yağlı?
C: Evet.

---------------------------------------------------------------
(L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak).
C: Evet.
S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark’ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü “çöp” DNA’mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA’mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!
S: (Perceval) Ama düşünürken herşeyi berbat ediyoruz. Düşünmeyi ve DNA’mızın tezahür edişine müdahale etmeyi bırakalım mı? (kahkahalar) (Ark) Zamanın bir döngü gibi olduğu mevcut evren şeklimden, zamanın sonsuz olduğu ama sonsuz sayıda dönebildiği başka bir evren şekline geçtim. (L) Neden? (Ark) Neden mi? Evet... Daha önce bir döngü halindeki zamanı seviyordum ama şimdi biraz kararsızım... ama birşey bana sonsuz zaman fikrini izlememi söylüyor. Doğru yapıyor muyum?
C: Evet. Ve daha büyük bir döngü bulabilirsin!
S: (Ark) Daha büyük bir döngü. Pekala. Bir sonraki sorum: Fotonların şekliyle ilgili eski bir makaleme döndüm. Bazı hatalar içeriyor ve sanırım bu hataları düzelteceğim ama aynı zamanda “Bu otuz yıl boyunca öğrendiklerimi ve bu yeni zaman ve mekan fikrini buna ekleyeyim” diye düşündüm. Ama bu eski fikre dönmem gerekip gerekmediğinden emin değilim. Fotonun şeklini kim umursar?!
C: Önemli birşeyi ortaya çıkarabilir.
S: (Ark) Belki çıkarır ama gerçekten çıkarır mı?
C: Konuyu seviyorsun!
S: (Ark) Tamam, benim sorularım bu kadar. (L) Başka sorusu olan? (Bubbles) Son bir iki yıldır neden bu kadar zayıf ve hastalıklı oldum? Enerjim nereye gitti?
C: Otoimmün (bağışıklık sistemi) reaksiyonları. Mevcut rejiminde giderek daha iyi hale geleceksin. Sabırlı ol!
S: (Bubbles) Bu otoimmün reaksiyonları neden aniden oldu?
C: Virüse reaksiyon gösteriyor.
-----------------------------------------------------------

(Alada) Bir elektromanyetik fırtına gibi birşey meydana geldi ama buna neden olabilecek bir güneş
patlaması veya plazma salımı yoktu. Ama dünyanın kalkanında bir zayıflama vardı. Dünyanın kalkanındaki bu ani zayıflamaya neden olan neydi?
C: Güneş ile ikiz yıldız arasındaki enerji tırmanışı. Bu durum dünyaya doğru olan elektrik akışını azalttı ve dolayısıyla alanı zayıflatıp kozmik ışın akışını artırdı.
S: (Alada) Peki insanları zayıflatan, örneğin bu virüs faaliyetine karşı bizi zayıflatan benzer bir etki yapıyor mu bu durum?
C: Oo, evet!!!
------------------------------------------------------------

S: (Joe) 22 Aralık'ta Hindistan'ın bir kıyı bölgesinde 50 ineğin ölmesine ne neden oldu? İlk haberlere göre köyün beş çobanı sabah yüzlerce ineği otlatıyormuş. Aniden ineklerin davranışları değişmiş ve beklenmedik bir şekilde yaklaşık 50 tanesi oracıkta düşüp ölmüş.
(Andromeda) Hepsi aynı anda.
C: Virüs.
S: (Pierre) Bu kadar hızlı mı?
(Joe) Çok ciddi bir virüsmüş.
(Artemis) Virüsü ne zamandır taşıyorlardı?
C: 3 gün.
S: (Joe) Agresif virüs! Hepsi aynı anda mı?
(L) Hepsi aynı anda kaptıysa, mantıklı.
(Joe) 50 inek öylece devrilmiş mi? Tuhaf.
(L) Düşün. Bir sürü ineğin var. Muhtemelen sürüdeki tüm inekler genetik olarak ya çok yakın, ya da aynıdır. Onları üretmek için aynı boğa ve muhtemelen aynı iki-üç inek kullanıyorlar. Yani genetik olarak çok farklı olmazlar. Virüsleri ve uzaydan gelebilecek şeyleri düşünürseniz...
C: Evet
S: (Joe) Öyleyse sıradan bir virüs değilmiş. Sıradışı birşey mi oldu?
(L) Evet, özellikle de biyosfere yeni sokulan ve bağışıklık geliştirilmemiş birşey varsa...
C: Evet, aynen!
S: (Artemis) Bu sadece başlangıç mı?
C: Evet
S: (Artemis) Bu tür birşey insanları da vurmaya başlayacak mı?
C: Olası. Bu durumun kesinlikle insanların dikkatini çekmesi gerekiyor.
S: (L) Ama çekmeyecek. Umursamayacaklar. Bunun olası sonuçları hakkında düşünmeyecekler.
(Artemis) Ruslar yaptı! [kahkaha]
(L) Evet, Putin yaptı.

------------------------------------------------------------

Virüs üzerinde yazılarımı hazırlarken 22.02.2020 celsesi geldi şu anda dünyayı kaplayan tehlikenin yani virüs doğuşunun nereden çıktığını anladık ayrıca büyük bir salgın haline gelemeyeceğini, o kısma bakalım,

"D) kontrolden çıkıp kendi kendine mutasyon geçiren aşı nedeniyle bunların bir kombinasyonu
C: D
S: (L) Yani aşı üretmeye çalışıyorlardı ama birşey kontrolden çıktı...
(Artemis) VİRÜS HAPİSTEN ÇIKTI! [kahkaha]
(Gaby) Kötü bir filmin başı gibi.
(Andromeda) Ve bir kez çıkınca mutasyona uğradı.
(L) Ve olaylar gelişti.
(Niall) Bu durum Çin’in duruma tepkisini açıklıyor mu?
C: Evet
S: (Joe) Bu konuda endişeliler ama korktukları gibi olmayacak.
(L) Mutasyon geçirmeye devam edip gerçek bir salgına neden olabileceğinden endişeleniyorlar ama bunun ihtimali düşük.
C: Evet"

Yayılmayacağı hakkındaki bilgi yüreğe su serper gibi olduysa da değişken gerçeklik dalgaları yüzünden bizlerin tedbirler almasına mani olmamalı her ne kadar aşı üzerindeki çalışmalar yapılıyor ve hatta aşı bulundu haberleri ortada dolaşsa da mesela ben, rutin hastane kontrolunu virüs meselesinin durulmasına kadar erteledim,

Virüsler hakkında genel bilgiyi çok basit ve komplike olarak şöyle sıralayabiliriz,

*Virüsler bir çevre zarı ve içinde paketlenmiş DNA veya RNA ihtiva eden bakterilerden küçük varlıklardır,

*DNA nın teşekkülünde dahi yer aldığı bilinmektedir ,hatta genetiksel bilimde çeşitli çalışmalarda bilgi ve ilaç aktarımı yolunda kullanılırlar yani toptan kötüleyemeyiz,

*Zarar verecek veya çoğalmaya uygun ortam bulmuş virüs yanaştığı sağlam hücreye kendini sokar onun DNA sına yanaşır ve kısa zamanda binlerce kopyalama yapıp hücre zarını patlatır ve organizmaya dağılır, virüs hastalığı böyle şiddetle yayılan bir hal alır,

*K.bilgilerinde de üzerinde duruldu ,bir hücre zarı esasta dışardaki her maddeyi hücre çalışmasına uygun değilse kolay kolay içeri almaz özellikle bağışıklık sistemi sağlam bünyedeki hücreler böyle dayanıklı yapı taşırlar, ancak şu bilimsel alıntıda belirtilen ,konuyu başka yöne çekiyor ,

*"Virüsler hücre enfeksiyonunu kolaylaştırabilmek için DNA’larını sıvı forma dönüştürüyor Yani virüslerin enfeksiyon anında DNA’larını sıvı hale dönüştürebilmeleriyle ilgili. Bu dönüşüm sayesinde virüs DNA’sını daha kolay bir şekilde kurbanın hücrelerine aktarabiliyor ve o hücreleri enfekte edebiliyor."

*"Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA’sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS’da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti"

Görüldüğü ve anlaşıldığı gibi her varlığın metomorfozik macerasında olduğu gibi virüslerin de kendi potansiyellerini yaratacak kadar gelişim sağladıkları bir gerçek,aynı zamanda bütünlüğün fizik alemdeki en önemli ilk yapı taşları ,DNA nın oluşmaya başlamasını sağladıklarından,

Şimdilik bu kadar.


Edited by - Tgur on 27/02/2020 11:46:56
Go to Top of Page

Dionysos


332 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/02/2020 :  02:20:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşlar burada Sedat denen kimdir?

S: (L) Bugün veya yakın bir tarihte dünyada bulunmuş tanıdığımız herhangi bir beşinci yoğunluk ruhu var mı?
C: Evet. Arafat. Sedat. Papa beşinci John.

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/03/2020 :  08:45:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YEDİNCİ YOĞUNLUK

Sıranın geldiğini ,her şeyin onun belirişi ile izah edildiği bir konuya geldik ,esasta sonu anlatmak gibi gelse de dilimizden dökülecek ve zihnimizden bilgilerimizden süzdüğümüz ve çıkaracağımız her şey onu yani her şeyi kapsayacaktır ,yani bütünlüğü tarif edecektir ve onun da bir sınırı olmadığını maddi ve manevi bir sınıra sığar bir şey olmadığını, farkındalığımızın engin ufuklarında gördüğümüz şeylerin devamlı genişlediği ve bitemeyeceği bir kavram olarak,

Bu satırları döşerken bulunduğumuz Anadolu dediğimiz ülkemizden 34 şehit vermiş bir güzide insan topluluğunun ferdi olarak sesleniyorum görüldüğü gibi savaşlar karmaşasından kurtulamamış KH yapılanmasının ve hele bunun son K. celselerinde de belirtilimiş İdlib denen bir bölge yakınlarında tesbit edilen yoğunluk penceresinin açılmış ve bir ihlal olduğunu bilerek, Ortadoğu bataklığındaki KH kurcalamalarının en kuvvetli olan bir bölgesinde,

Maalesef ülkenin ordusu, çeşitli sebeplerle ne olduğu ve neyin peşinde olduğunu bilemediğimiz bir gurup KH e aşırı kapılmış insan için savaşlar dediğimiz ve insancıl en ilkel davranışların tezahür ettiği bir harekete hiç de ülkemizi savunma özelliği taşımayan bir rolle ve bir tiran davranışının esiri olarak bulunmakta ,

Meseleyi biraz üstten kuşbakışı olarak izlersek ,7Y nin en hareketli ve karmaşık, milletlerin karmik unsurlarının geniş halk kitlelerini devreye sokan dersleri segilenmekte, acı uygulamalar diyeceğimiz ve neticede psişik aural enerji alanının genişleyip bütünlüğe farkındalıkta üst bir baremden etki edeceği ümidin taşımaktayız,

Yani ayrılığın insana hiç bir fayda vermeyeceği bir bütünlük anlayışının genele teşmil edilmesini anlatmak istiyorum,
Zira bütünde her şey vardır ,her şeyin içinde de bütün vardır,


12 .11.2005
Bu merdivenle çıkış sizi bir okyanusa getirir
Bu sonsuz okyanusa birleşim denizi de denir
Orada siz her şeysiniz bir damla olsanız da
Tek bir duygu vardır yok olmaz , o da sonsuz sevgidir

Ya sonra ne olacak diye soran bilinçler
Masal mı sandınız bütün bu deyişler
Özünüze sorun o okyanustandır
Sonra düşünün, bilinç böyle genişler..

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=340&whichpage=12
Dionysos dostumun işaret ettiği şu melodiye de kulak vererek ,

Bu haller kınanmasın ve olan biteni geniş bir gözle görüp oluşan her şeyin bizim platformumuzda her an bulunacağını tekrar hatırlatarak, nesir, şiir ,şarkı,görüntü,

Zira bütünün her noktasına dokunmak bütünde olanın en tabii davranışıdır,

"S: (TR) Anladığım kadarıyla TA işini yaparken evrensel hayat gücüyle, o enerji alanıyla, evrensel enerji frekanslarıyla bağlantı kurabiliyor...
C: Hayır. Herkes o veya bu şekilde "bağlantı kuruyor" ama kaç kişi bunu bir şekilde "hissediyor?!?"
S: (TA) Peki neden ben bunu hissedebiliyorum da diğerleri hissedemiyor?
C: 4'üncü yoğunluk dönüşümüne daha yakın olmayla ilgili."

Taramalara bakalım,
--------------------------------------------------------------

S: (L) Kaç tane yoğunluk derecesi var?
C: 7.
S: (L) Yedinci seviyeye ulaştığınızda, 1'inci seviye ışık olarak mı tanımlanıyor?
C: 7'nci seviye varoluşun çekirdeği.
S: (L) Eğer yedinci yoğunluk varoluşun merkezi ise, bu, 1'inci yoğunluğun varoluşun dış kenarı olduğu
anlamına mı geliyor?
C: Taban.
S: (L) Bir varlık 7'nci yoğunluğa ulaşınca, sonra ne yapıyor?
C: Biri 7'nciye ulaştığında herkes ulaşıyor.
S: (L) 7'nci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Zaman mevcut değil.
S: (L) Işık, elektrik enerjisine dönüştüğünde, aslında yoğunluk mu değiştirmiş oluyor?
C: Evet.
S: (L) 1'inci yoğunluktan 3'üncüye geçtiğinde mi elektrik haline geliyor?
C: Evet.
S: (L) 7'inci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Big bang.
S: (L) Big bang 7'nci seviyede mi?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Yani hepimiz 7'nci seviyeye ulaştığımızda hep birlikte patlayacak mıyız? Hepimiz bir olacağız ve herşeye baştan mı başlayacağız?
C: Yakın.
S: (L) Bu pek hoş bir düşünce değil!
C: Neden? Zaman diye birşey yok, orası ebedi ikametgahınız. 7'nci yoğunluk, bedenin ölümü sırasında gördüğünüz ışık.
S: (L) Ölüp bedenini terk ettiğinde yedinci seviyeye mi gidiyorsun?
C: Görüyorsun.
S: (L) Rafta "Mikail'den Mesajlar" (Messages from Michael) denen bir kitap buldum. Bu varlık, ruhların sürekli olarak evrende bir yerdeki bir çeşit ruh jeneratöründen çıktığını söylüyor. Bu bilginin kaynağı
nedir?
C: 3'üncü yoğunluktaki bedenli bir varlık.
S: (L) Bu bilgi kesin olarak doğru mu?
C: Hayır. Ruhlar zaten yaratılmıştı.
S: (L) Yani zamanın ilk anında mı?
C: Evet.
S: (L) Herşey çok biçimsiz görünüyor.
C: Bu sizin algınız.

---------------------------------------------------------
S: (L) Hiç yoğunluk tanımı yapmış mıydık TR? (T) Sadece yedi seviye hakkında. (L) Peki, yoğunluk tanımı nedir?
C: Bilgi tabanınızı kullanarak inceleyin; aranızda.
S: (L) Yoğunluktan ne anlıyoruz? (T) Yedi yoğunluk seviyesi var. (L) İlk yoğunluk seviyesi taşlar, mineraller, bitkiler. O seviye içinde bir farkındalıkları var. Taşlar bile büyüyüp hareket edebiliyor, ama bunu o kadar yavaş bir şekilde yapıyorlar ki, biz algılayamıyoruz. İkinci seviye hayvanlar krallığı. Bu yoğunluktaki farkındalık geometrik ilerleme ile ilgili. İlk seviyedeki farkındalık düz bir çizgi şeklinde. İkinci seviyenin farkındalığı ise çizginin kendine dik hareketle bir alan oluşturmasına dayalı, yani düzlemler. Üçüncü yoğunlukta insanlar var ve düzlemin kendine dik açıyla hareketine dayalı bir farkındalığı var, ama bunu hiç tam olarak deneyimleyemiyoruz. Herşeyi yalnızca üç boyutlu olarak görüyoruz çünkü hafıza ve bilgiye dayalı bir ilüzyon yaratıyoruz. Baktığımız herhangi birşeyin öbür tarafını veya içini bilemiyoruz. (J) Heinlein'ın kitabındaki denekler, bir yapıya farklı açılardan baktırıldıkları halde, sorulduğu zaman yalnızca soru anında görebildiklerine göre yanıt veriyorlardı... (L) Üçüncü yoğunluk böyle birşey. Herşeyi kendi algımıza göre bilebiliyoruz. Yani birinci yoğunluğu ikinciye, üçüncüye ve dördüncüye uygulayarak dördüncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta herhangi bir cismi aynı anda tüm yönlerden görebiliyorsun. (T) Her yoğunluk, kendi altındaki yoğunlukları da kapsıyor, yani dördüncü yoğunluk, ilk üç yoğunluğa yeni bir yoğunluğun eklenmiş hali. Buna göre beşinci yoğunluk da, dördüncü yoğunluğun kendine dik açı yapan hali oluyor. Aynı şey altıncı yoğunluk ve Kasyopyalıların "Bir" olarak isimlendirdikleri yedinci yoğunluk için de geçerli. Tamamlanma noktası.(diğer küçük kısmı geçtim)
--------------------------------------------------------------

Şifacının şifa vermesi halinde kullandığı enerji ile ilgili bilgiler ve o enerjinin ne olduğunun tarifi,farkındalıktaki üst yoğunluğa adapte olmuş bir şifacının aydınlatılması,

Bağlantı kurulan enerjinin hissedilmesindeki ayrıcalık,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Yani TA bu alana sanki her birey ayrı ayrı sahipmiş gibi atıfta bulundu ama aslında ödünç alınıyor. Peki bu alan nereden ödünç alınıyor?
C: 7 no'lu yoğunluk.
S: (L) Bu en yüksek yoğunluk. 7 numara. Yani "Tanrı." (TA) "Yaratıcı."
C: Hayır, "bir ile birleşme."
S: (TA) Peki yedinci yoğunluk kendini hayatta mı ifade ediyor? Hayatın kendisi mi? Hayatın bir örneği mi? Yaşayan birşey mi?
C: Tam olarak öyle değil, ama buna tüm seviyelerde ve tüm temsillerdeki bilincin canlandırıcı kuvveti diyebiliriz.
S: (L) Tamam...
C: Bu daha yakın.
S: (TR) Anladığım kadarıyla TA işini yaparken evrensel hayat gücüyle, o enerji alanıyla, evrensel enerji frekanslarıyla bağlantı kurabiliyor...
C: Hayır. Herkes o veya bu şekilde "bağlantı kuruyor" ama kaç kişi bunu bir şekilde "hissediyor?!?"
S: (TA) Peki neden ben bunu hissedebiliyorum da diğerleri hissedemiyor?
C: 4'üncü yoğunluk dönüşümüne daha yakın olmayla ilgili.
------------------------------------------------

Bazı konularda kendimi ortaya koymak baştan beni sıksa ve hiç istemesem de ağ çalışmasındaki içten ve samimi olup başa gelenleri diğerlerine açıkça anlatmanın faydalı olduğu inancındayım konularda kilitli ve açılmamış hususlar daha belirgin ve inandırıcı oluyor kanaatindeyim ,kimseyi bir şey inandırma merakı ve isteğinde değiliz ama bu dünyada biraz fazlaca kalmış bir birey olarak geçirdiğim deneylerin değerli olacağını düşünüyorum,

Bir aralar olağan üstü bilinç açılma safhalarında "sen şusun sen busun" provakasyonu devreye girdi ve bana empoze edilmeye çalışıldı insan baştan kapılınca bir hoş oluyor ,geçici sahte bir gurura kapılmak falan, hatta bir keresinde sen şusun dendi ve o anda o bahsettikleri o ad etrafı çerçevelenmiş bir halde gözümün önünde belirdi ve zelzele oldu, resmen sarsıldığımı hissettim ve şoku atlatmak biraz uzun sürdü , daha sonra araştırdığımda bir zelzelenin olmadığını kimsenin öyle bir şeyle karşılaşmadığını tesbit ettim ve şüpheci bir durumda kanal işleri üzerinde bilgi sahibi olmak için çabaladım ve KH nin bahsedildiği gibi dezenformasyonda nasıl etkili olduklarını idrak ettim, haiz oldukları teknoloji baştan çok ürkütse de aklı selim sahibi bir kişinin bunu yani bahsettikleri yüce kişinin olduğunu kabul edemeyeceği çok şükür bilincime oturdu ve bir ara sitedeki "nedir bu kanal işleri" başlığı ile dostlara durumu belirten beyanım oldu yani anlattıklarım yaşanmışlardan süzüntülerdir,

Hatırlatmak maksadı ile, günümüzde ben İsayım, ben Musayım ,ben Mehdiyim safsataları ile ortalıkta dolaşan bir çok meczubu gözlemlemektesiniz,

Başa gelen olağanüstü hallerin sebepleri üzerinde kafa yorarken mevcut donelerin işe yaramadığını anlatan şu aktarım konudaki belirsizliğin sebebini açıklamaya çalışıyor,bu bizim alt yoğunlardaki varlıkları mesela kuzuları çitler altına alıp onların kapılarını açmayı becerememeleri şeklindeki gözlemlememiz de basitçe olayı bir şekilde izah ediyor sanırım, o şirin varlıklar burunları ile itseler kapılar açılacak ,ama yapabilmenin idrakinde değiller,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Eğer neyden bahsettiğimizi bilmiyorsak, bunu nasıl ifade edebiliriz?
C: Aynen açıklandığı gibi. Sizin algılayamadığınız bir yöntem daha var. Bunu bu şekilde belirtmek mümkün değil mi?
S: (L) Eğer belirtmekten kastettiğiniz şey sadece algılamadığımız bir yöntem daha olduğunu yazmaktan ibaretse...
C: Aynen.
S: (L) Diğerleri gelip soracak: "Nedir o?" Ve bizim vereceğimiz bir yanıtımız olmayacak. Ne olabileceği ile ilgili yaklaşık bir tahminimiz bile olmayacak. Ve bu hiç tatmin edici bir durum değil.
C: Öyle mi? Peki ya bir zamanlar sadece soru olan diğer tüm yanıtlar?
S: (L) Onlar çok daha tatmin edici, çünkü bilgi haline geldiler.
C: Bilgi haline nasıl geldiler?
S: (L) Yanıtlanarak.
C: Yanıtlanmadan önce neydiler?
S: (L) Soru.
C: Doğru.
S: (L) Şimdi sorumuz şu: Diğer yöntem nedir?
C: Sizin için algılanabilir değil.
S: (L) Algılanamazlığının nedenleri nedir?
C: Bu da algılayamadıklarınız içinde. Bunun kendi kendinize incelemeye başlamanız gereken bir soru olduğunu anlamıyor musunuz? Bunu ancak bu şekilde, yani bir tohum ekerek, ve sonunda yanıta ulaşana kadar onu takip ederek yapabilirsiniz. Fakat yanıta ulaşmanız için, soruyla yanıt arasında çeşitli bilgilere ihtiyacınız var fakat şu andaki koşullar, bu ara bilgilerin verilmesi için uygun değil.
------------------------------------------------------------

Aşağıda bu konudaki bir açıklamayı okuyunca konu çok daha iyi bilinçlere oturur sanırım,

------------------------------------------------------------
C: Telefon dinlemeler artık gerekli değil.
S: (L) Neden?
C: Teknolojik gelişmeler.
S: (L) Telefonlarımız dinlenmeden de bizi dinleyebilirler mi yani?
C: Evet.
S: (L) Kapalı olsa bile telefonlarımız üzerinden bizi dinleyebilirler mi?
C: Dinleyebilirler.
S: (T) Kızılötesi frekansı yoluyla TV üzerinden bizi dinleyebilirler mi?
C: Teknoloji bunun çok ötesine geçti. Yerin "kulağı" var. Uydular herhangi bir konuşma veya buluşmayı izleyebilir.
S: (J) Şu andaki konuşmalarımız izleniyor mu?
C: Hayır.
S: (T) Arabalarımızdaki elektronik ateşleme sistemleri yoluyla hareketlerimiz takip edilebilir mi?
C: Gerekli değil. Teknolojik ilerlemede insanlara hangi ölçüde "yardım edildiğinin" henüz farkında değilsiniz.
S: (T) Yardım eden kim?
C: Bu, uzun ve karmaşık bir yanıt gerektiriyor.
S: (T) Bu ateşleme sisteminin kullanılmasıyla ilgili duyduğum şeyin doğru olup olmadığını bilmiyorum ama sanki bunu doğrulayan garip birşey yaşamıştım.
C: Dezenformasyona karşı dikkatli olun. İlginizi gerçeklerden uzaklaştırarak sizi müdahale edilmeye,fethedilmeye ve hatta yok edilmeye açık bir hale getiriyor.
S: (L) Elektronik ateşleme sistemleriyle ilgili bilgi doğru mu?
C: Dezenformasyon güvenilir gibi görünen kaynaklardan gelir. Sahte bilgi toplamamanız sizin için çok ama çok önemli çünkü sahte bilgi, bilgisizlikten daha fazla zarar vericidir. Unutmayın, bilgi korur, ihmal ve bilgisizlik tehlike yaratır. Bahsettiğin bilgi T---, sana bilinçli olarak verildi çünkü sen ve J--- ve diğerleri, 4'üncüden 7'inciye kadar olan yoğunluk seviyeleri konusundaki yoğun ilginiz nedeniyle hedef seçildiniz. Birer "tehdit" olarak belgelendiniz bile.
S: (L) T---'ye yaşadığı olayın ne olduğunu söyleyebilir misiniz? (elektronik ateşleme konusundaki doğrulayıcı deneyimi...)
C: Unutmayın, dezenformasyon yüksek seviyeli eğitim alanlarca verildiğinde çok etkili olur çünkü o kişiler tarafından hipnotik ve boyutötesi teknikler kullanılarak elektronik anormallikler meydana gelmesi sağlanır ve bu yolla, verilen sahte bilgi doğrulanmış gibi algılanır.
S: (T) Camaro'daki adam kimdi?
C: Bir saptırma.
S: (T) Yaklaşık iki hafta önce bu bilgiyi duyduğum bir video kasedi izledikten sonraki gün oldu. Güçlendirilmiş bir Camaro süren bir adam çıktı... (J) Hayır! Kasedi izlediğimiz geceydi! (T) Kasedi izledikten sonra bunun hakkında konuşmaya başladık ve bir kez daha izlemeye karar verdik. Sonra Gary ve ben köpeği biraz gezdirmek için dışarı çıktık, sonra geri döndük ve köpeği verandada bıraktık. Ve dışarıda birer sigara içtiğimiz sırada Camaro'lu adam otoyolun kenarına çekti; motor kapağının altından buharlar çıkıyordu.Hortumumuzu rica etti biz de olur dedik. Arabasından çıktı; kot pantolon ve tişört giyiyordu ve dağınık sarı saçları vardı. Motorunun su kaynattığını söyledi. Gulfport'tan geliyormuş ve Ocala'ya gidecekmiş ve arada bir yerde motoru su kaynatmış. 275'inci yol evimden biraz uzakta. Tüm o yolu gelmiş, bir benzin istasyonu ve bakım tesisini geçmiş ve anayoldan ayrılarak su almak için benim olduğum sokağa gelmiş. Sonra da yeni ateşleme sistemlerinin, araba belirli bir hızın üzerine çıktığında nasıl kapanacak şekilde tasarlandığından, bu yüzden de özel bir yarış arabası ateşlemesi taktırdığından ama o zamandan beri de aşırı ısınma sorunu yaşadığından bahsetti. O gece ateşleme sistemleriyle ilgili filmi yeni izlemiştik ve hayretler içinde kaldık. Şimdi öğrenmek istediğim şey ise, bu tür "doğrulamaları" veya eşzamanlılıkları ayarlama gücüne ve yeteneğine sahip olan kişilerin kim olduğu?
C: Dezenformasyon yayanlarla aynı güçler: Yılan Kardeşliği/Konsorsiyum/İlüminati/Yeni Dünya Düzeni/"İsa-düşmanları"/Kertenkeleler.
S: (T) Ama ben onlar için bir hiçim. Neden bu kadar zahmete girip Camaro'lu bir adamı benim evime göndersinler ki?
C: Birden fazla yanıt gerekiyor: İlk olarak, hiç kimse "hiç" değildir. İkincisi, belirttiğimiz güçler için herhangi birine bireysel gibi görünen bir olay yoluyla etki yapmak hiç zor değildir. Üçüncü olarak, T--- bir hedef olarak belirlendi ve J--- de öyle ve diğeleri de, çünkü doğru yoldasınız. Dördüncü olarak, bu bölge şu anda çok sıcak bir deneyim yuvası ve çok hızlı bir bilinç artış bölgesi niteliğinde.

-------------------------------------------------------------
ÇÇok defa bu inanç konusu günlük uğraşılarımıza geliyor ve bazen ilgi duyan arkadaşlarla tekrar tekrar ele alınması gereken bir konu halinde beliriyor, ve ben bu husustaki şahsi görüşlerimi sıralamaya başlıyorum

Burada bir şey yanlış anlaşılmasın kimseyi benim inanç hakkındaki düşünce kalıplarıma sokmak dayatmak niyetim yok, kişi kendi bilinç fonksiyonlarını devreye sokarak inanç hakkındaki düşüncelerini belirli bir rotaya sokar, ben sadece hadiseyi rasyonel bir şekilde didiklemekle meşgulüm,

İnternette birisi inanç hakkında uzun gözlemlerinin arasında şu hususa değinmiş ilginç ve değişik olduğu için buraya aldım,
"İnanç, enerjimizin harcanacağı yönleri sınırlar. İnanç, gazın belli bir doğrultuda ilerlemesini sağlayan bir makine silindirinin sertleşmiş duvarları gibidir. İnanç, elektronların her yöne dağılmasını önleyerek, onları belli kanallara yönlendiren bir elektrik devresi gibidir. İnanç, bir nehrin önüne çekilerek elektrik enerjisi üretilmesini sağlayan bir set gibidir.Devamı: https://www.uplifers.com/inanc-nedir-ve-kime-aittir/#ixzz6FVWysgYX"

Görüldüğü gibi düşünsel bir hadiseye sınır çekme ve ondan başka bilinçsel potansiyel çıkarmak üzere kısıtlanmış veya o mecraya sürüklenmiş bir inançtan bahsediyor ,bence benim inanç tanımım bunun tamamen dışında, sınırlama zincirlerini aşan bir değişkenlik ihtiva ediyor,

Defalarca belirttiğim gibi inanç ,sabit bir zeminde durmak değildir değişken çekim dalgaları ile oluşmuş farkındalığın seçim noktasındaki bir husustur, zira "evrende bir şey hiç değişmez o da değişimdir"

Geldiğimiz bilgiler manzumesine bakalım ,evvelki inancımız bize asırlarca dayattırıldığı ve ritüelle sabitlenmeye çalışıldığı gibi her şeyin bilemediğimiz akıl edemediğimiz bir güç ile ayarlandığı şekliyle idi ve "fazlasına bilincini çalıştırma yoksa mahvolursun",
Oysa düşünce dediğimiz ve sınırlamalara tabi olmayan sonsuz bir gücümüz var ve önüne şu veya bu sebeple set çekmek onun karakteri dışında bir şey,

Ayrıca spiritüel uygulamalarla ve yapılmış ispatlanmış çalışmalarla o hiç bir şey yapamayıp o gücün savrulması ile yaşamını sürdüren insanda her türlü hasletin kabiliyetin ve yaratma gücünün olduğunu bilgilenerek anladık,

Ancak bunun ilkellikte kalmaya zorlayıp oralarda yaşamı tek unsur olarak gösterip hükümranlık sağlamaya çalışan, oralardaki zevklerin ilanihaye devamından başka bir şey istemeyen yine insanın KH diye ayırdığımız bir bölümünün çeşitli üst teknolji ile kısıtladığını, bir nevi yaşam gücü olan DNA üzerinde oynayarak alt yoğunluklarda olan varlıklara bu sınırlı bilgilerin dışına çıkamayacak korku ile de paralize edecek bilgi ve davranışlarla olduğunu öğrendik,

Kısaca inancı sabit tutan bir anlayışın getirildiğini ve sınırladığını çeşitli dezenformasyon yaratarak insanlarca uydurulan izafi zamanı gerçek sanan ilkel insan bilincinden yararlanıp zamanda oynayarak çeşitli usullerle uygulandığını tesbit ettik,

Sonuçta değişimin esas olduğunu yaşamımızın her noktasında her an gören bireyler olarak sınırlanmış inanç ile bir yerlere varılamayacağını ,inancı bir kuvvet olarak ele almamız gerekirse, bilincimizdeki değişimlere yol açan bir esneklik içinde olduğunu, farkındalıkla seçimle gelmiş olduğumuz her noktada yeni bir inanç kalesi inşa ettiğimizin kabulünde olmalıyız ,

Bu gerçeğe uyanıp mahmurluğumuzu atmak lazım,

İnanıp inanmamak mesele bu..
-------------------------------------------------------------

Çeşitli put dediğimiz nesneler yaratıp bunlara şu veya bu sebeple kutsiyet sağlayıp (mesela cennetten düşmüş taş v.s.)gibi nesnelerden medet uman ,çalılara ağaçlara ,mezarlara çaputlar v.s. bağlayıp inanç istkametini bu nesnelerden gelecek faydalara kilitlemiş anlayış ve bunlarda arzuları ve beklentileri fikse edip ritüel yapıp yalvarmalar ve duaların ,insanın kendinde olan yedinci yoğunluk kabiliyet ve kapasitesinin inkarı gibi olduğundan bu yollara baş vurulmaması yine herkeste olan 7 Y "merkez" tarafından istenmiş ,

Buradaki hassas noktayı vurgulayalım, merkez görüldüğü gibi yüksek noktalarda olup aşağıya seslenmiyor ,her yoğunlukta sesini duyuruyor,

Kişi kendine baksa ve kendindeki hasletlerin kabiliyetini fark etmeye çalışsa ,yani bilgilenerek içe yolculuğu sürdürse bütün bunların ne kadar boş ve gereksiz ilkel olduğunu anlayacak ,zira toplum okuma yazmayı çoğunlukla biliyor ve mağara devrini çoktan aşmış,
--------------------------------------------------------

S: (L) Bu gayet netti! İncil'de put benzeri oyma heykeller yapılmaması şeklindeki emir hakkındaki yorumunuz nedir? Bu emir neden verildi?
C: Çok sayıda kaynak tarafından kontrol edilmeyi önlemek için.
S: (L) Bu tür heykellerin yapılmaması, çok sayıda kaynak tarafından kontrol edilmeyi nasıl önleyecekti?
C: Aldatılış.
S: (L) Peki bu tür heykellerin yapılmaması emrini kim verdi?
C: Merkez.
S: (L) "Merkez" nedir?
C: 7'inci seviye.
------------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, ve Kertişlerin negatif enerjiyle beslendiklerini söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Peki pozitif enerjiyle kim besleniyor?
C: Siz.
S: (T) Pozitif enerjiyle nasıl besleniyoruz?
C: Bir'le yani 7'nci seviyeyle birliğe doğru ilerliyorsunuz.
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor. (T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T---. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.
S: (L) Bu bigilyi paylaşmamız bizim için risk yaratır mı?
C: Bir seviyede, ama herşeyde bir "risk" vardır.
S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla.
------------------------------------------------------------

"S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla. "

Bu soru cevapla ,esasta celseleri yapan kişilerin ve izleyen bizlerin kendi kendisine konuşması olarak da niteleyebiliriz,
Bilgilendirip gerçekleri saf ve samimi bir şekilde ortaya dökmeye çalışan bu muhteşem faaliyet burada kendi kendinin şifrelerini ele veriyor ,

Tek problem, kendinden ayrılıp zihnindeki sorgulamaları KH empozeleri ile ayrılığın en uç noktalarına doğru savrulmuş insanın merkeze yani kendine yönelip bakması konusunda ikna olması,
Bireyselleşmenin de gerekli bir oyun olduğunu ,denge işini gözardı etmeden genel mozaik oluşumuna kalkışmış 7Y ile beraber olduğunun idraki gerekiyor ve KH davranışının ve ayrılığı körükleyen faaliyetininde bu kapsam içinde bir unsur olsuğunu anlamak,

Böylelikle bütünlüğün o akıl almaz dediğimiz genel fonksiyonunu anlamaya başlıyoruz ,tek kurtuluş ayrılık senaryosu içinde aldatılmış kalabalıkların içinde yaşam mücadelesi verip zihinsel Robinson adalarını yaratıp olan biteni oradan seyredebilme kuvvetine erişmek,ona da ayrılık tarafından bakarsanız ben "rol yapma" başkaları "riyakarlık" diyebiliyor,

Ne denirse densin ,

Su gibi aktı geçti seneler
Baştan su idim sonra sürüklenen daneler
Ama şunu çok iyi anladım ki
Geldiğim her yeni bir an beni mutluluk bekler

Biraz felsefeye ve kendimize daldık ama izahın bir bölümünde meramı anlatmak için bunlar da var, yok sayamam,

--------------------------------------------------------------
S:(L) Kertenkeleler nasıl bir matematik sistemi kullanıyorlar?
C: Kertenkeleler, sizin henüz anlamaya yakın bile olmadığınız bir metematik türünü kullanıyorlar.
S:(L) Bunu anlayabiliyorum. Bir doğru, bir noktanın tek bir yöndeki hareketi olarak, bir düzlem bir doğrunun kendine dik açılarla hareketi olarak, 3'üncü boyut bir düzlemin kendine dik açılarla hareketi olarak ve 4'üncü boyut da üç boyutlu bir nesnenin kendine dik açılarla hareketi olarak tanımlanıyor ve biz 4'üncü yoğunluğu anlayamıyoruz. 3B bir elmaya baktığımızda, 4B bir nesnenin yalnızca bir dilimini görmüş oluyoruz lafın gelişi. Eğer elmayı gerçek 4B haliyle görseydik, kırmızı, tüpsü, sonsuza giden birşey görürdük sanırım. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Yakın.
S:(TR) Ve ayrıca 5'inci, 6'ncı ve 7'nci yoğunluk seviyeleri var. Tüm bunlar da zamanın mevcut olmadığını ve ilgisiz birşey olduğunu gösteriyor. Bu, sonsuz sayıda yolla gösterilebilir.
C: Evet.
S:(L) Mayalara baksanıza... 20'li sayı sistemiyle hesap yapıyorlarmış. (TR) Zamana yönelik tüm referansları ortadan kaldırdığında zaman yavaşlıyor ve sonunda duruyor. (J) Evet, duyusal mahrumiyet odalarında (sensory deprivation chambers) tutulan kişilere ne olduğuna bakın. (TR) Aynen öyle. (L) İçe doğru patlayan bir sonsuzluk.
C: Eğer uzay boşluğunda olsaydınız, binlerce "yıl" uyuyabilir veya milyonlarca "yıl" uyanık kalabilirdiniz.
S:(TR) Bu da F---'nin uzay boşluğunda bulunurken, referans noktaları olmadığında zamanın nasıl algılanacağı ile ilgili yorumunu doğruluyor. Bir ara güneş sistemindeki çeşitli gezegenlerin matrislerinden ve gezegen algılarımızdan bahsetmiştik ve bu matrislerin başka bir yoğunluğa giden koridorlar gibi olduğundan ve eğer uygun bir boyut modunda olursak, güneş sistemimizin gezegenlerini 3'üncü yoğunlukta olduğundan çok farklı bir şekilde göreceğimizden bahsetmiştik. 3'üncü yoğunlukta 400 dereceden fazla sıcaklığa sahip cehennem gibi bir yer olarak görünen Venüs'ü, üzerinde canlıların yaşadığı çok farklı bir olarak görürüz, doğru mu?
C: Evet. her yerde varlıklar bulunur, bir boyutta veya diğerinde.
S:(L) Venüs'te yaşayan varlıklar, Dünya gezegeni üzerindeki biz insanların farkındalar mı?
C: Evet.
S:(L) Mars'ta yaşayan varlıklar var mı?
C: Evet.
S:(L) Bizim farkımızdalar mı?
C: Evet.
S:(L) Güneş sistemimizdeki diğer tüm gezegenlerdeki varlıklar bizim farkımızda mı?
C: Evet, çünkü hepsi daha yüksek yoğunluklarda bulunuyor.
S:(L) Neden Dünya daha düşük bir yoğunlukta ve biz de sanki soğukta bırakılmışız gibi görünüyor? Onlar bizi biliyor ama biz onları algılayamıyoruz. Neden? Bu hususta neden yalnızız? (D) Dünya hepsinden sonra mı yaratıldı?
C: Hayır, hayır, hayır.
S:(T) Bizimle etkileşiyorlar mı?
C: Tamam, durun, yavaşlayın! Yeniden inceleyin: 1'inci yoğunluk kim?
S:(L) Kayalar ve mineraller, değil mi?
C: Ve?
S:(L) Bitkiler mi?
C: Evet. Şimdi, onların sizinle ilgili farkındalıkları sizce ne olabilir?
S:(L) Kayaların ve bitkilerin bize dair algıları mı? Aman tanrım! (V) Bu ilginç bir ifade şekli. Harika bir örnek.
(TR) Daha üst yoğunluktaki varlıkların bizim farkımızda olmalarına rağmen bizim neden onların farkında olmadığımızı sorarken, bizden daha aşağı seviyelerdeki varlıkların bizimle ilgili farkındalıklarının ne olduğunu da sormamız gerekiyor. (J) Herhalde bizim 4'üncü yoğunluğa dair farkındalığımızdan fazla değildir. (TR) Ama bir bitkiye müzik çaldığında bunu bir şekilde fark ediyor, çünkü onun daha iyi büyümesini sağlıyor. (L) Müzik bir varlık değil. (TR) Bir enerji dalgası. (J) Bir saniye... söyledikleri şey şu: onların bize dair farkındalıkları, bizim 4'üncü yoğunluk varlıklarına dair olan farkındalığımızdan fazla değil. (TR) Yani onların bizimle olan etkileşimleri, bizim bitkilerle olan etkileşimimiz gibi mi?
C: 2'nci seviyede kim var?
S:(L) Hayvanlar. (TR) Böcekler, düşük yaşam formları.
C: Şimdi dikkatlice düşünün, onların sizinle ilgili farkındalık ve daha da önemlisi anlayış seviyesi nedir?
S:(L) Sanırım bir şekilde bizim farkımızdalar ama bizi anlamıyorlar... (TR) Bazıları bazı noktalarda anlıyor... (T) Bizi belirli bir ölçüde anlıyorlar... (F) Ama onların bizimle ilgili anlayışları, bizim onlarla ilgili anlayışımızdan tamamen farklı. Diğer bir deyişle, onlar iri ve hantal varlıklar görüyorlar ama neler olduğunu bilmiyorlar.
(L) Ouspensky'nin hayvanların insanları nasıl algıladıklarıyla ilgili açıklaması gerçeğe yakın mı?
C: Yakın.
S:(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve mineraller, büyüme, suda çözünme,
erozyon ve diğer yollarla bitkilerle birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı hayvanlar yer altında ve mağaralarda yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.
C: Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa sahipsiniz.
S:(L) Gene de şu soru ortaya çıkıyor ki... (TR) Örneğin bugün hepimiz yıldırım dediğimiz birşeyi deneyimledik ama bundan fazlası olduğunun hepimiz farkındaydık. 4'üncü yoğunlukta olan birşeyi bir şekilde algıladık. O realiteyi sınırlı bir şekilde algıladık.
C: Laura, zihnindeki blokları kaldır; kayalar ve bitkiler sizi "görüyor mu?"
S:(J) Muhtemelen görmüyorlar. (D) Tam olarak bilmiyoruz. (TR) 1'inci yoğunluk maddelerinin 3'üncü
yoğunluktaki yansımalarını görüyoruz. 1'inci yoğunluğu kendini algıladığı gibi görmüyoruz. 4'üncü
yoğunluktakiler de bizi bizim kendimizi algıladığımız gibi değil, 4'üncü yoğunluğa yansıdığımız şekilde
görüyorlar.
C: TR, hızlı bir ilerleme kaydediyorsun. Laura kıçını oynatmakta zorlanıyor! [Gülüşme]
S:(V) Merak ediyorum. Kayalar birbirlerini görüyor mu? (L) Soralım. Kayalar birbirlerine baktıklarında ne görüyorlar?
C: Birbirlerini algılayabiliyorlar.
S:(L) Bir kaya bir diğer kayanın farkına varlığında algıladığı şey, bizim dıuyu organlarımızdan hangisine daha yakın?
C: Bu çapraz bir kavramsallaştırma ve işe yaramaz.
S:(L) Yani bir kayanın algıladığı şeyi yorumlamamızın bir yolu yok. Diğer bir 1'inci yoğunluk örneği de bitkiler. Bitkilerin belirli bireylere pozitif olarak, belirli bazı bireylere de negatif olarak tepki gösterebildiklerini biliyoruz. Bitkileri poligraf makinelerine bağlayarak bu tepkileri ölçmüşler. (J) Müziğe de tepki veriyorlar.
(TR) Üçüncü yoğunlukta görünen tepkiler.
C: Evet.
S:(L) Eğer bitkiler birbirleriyle etkileşiyorsa, birbirlerine karşı bir yakınlık duyuyorlar mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L) Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR) Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi yiyor. (D) Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor, peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa
girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyı bölüm bölüm çeşitli sebeplerle aktarmıştık tekrara sebep insanın yoğunluklar hakkındaki faraziyelerinin yani nasıl olduğu yönündeki merakının ve anlamak istemesinin ,mevcut olduğu ortamdaki illüzyon doneleri üzerine çıkarak anlamaya çalışma hususu,

Gördüğünüz gibi,bilim diye önünüze konanlara bakarak değerlendirmede sınıfta kalıyoruz, kabul edip boyun eğmekten başka yol yok, o zaman KH tarafından benliğimize işlenmiş lineer zaman ve mesafe deneyi dürtüleri ile verilenlerle iktifa etme bir nevi teslimiyeti devreye alıyor ve "sana bu kadar bilgi yeter düşünceni kullanma" sınırlamasını en doğal insanlık hali olarak dayatanlara esir oluyoruz,asırlardır süregelen bu, halen de yürürlükte,

Bu genel manzara içinde şu aktarımda da etraflıca izah etmelere bilgilere bakarak o teslim olup uyuttuğumuz ve kabul ile kireçlediğimiz, önünü kapattığımız düşünce denen sonsuz yapısı ile kendini gösteren 7Y ,adeta bir ışık tutarak bunun böyle olmadığını yerimizden kalkmamızı ve irkilerek başka gerçekliklerin olduğunu ve onu anlayabilecek kapasitenin bizde olduğunu zamanı geldiğinde veya dalga veya başka bir sebeple yoğunluk değiştirildiğinde açılacağını hatırlatıyor ,

Bu husus 7Y nin her yoğunlukta canlı diri ve beraber olduğunu gösteren bir işarettir, uyutulmaya unutturulmaya müsaade etmez,

20.08.2004
Bu perde nedir üzerimizde hep söylüyoruz;
Acabalar , korku ve şartlanmışlık der ki biz örtüyoruz
Örtüler sıcak ve emniyetli tutar başlangıçta
Ama böyle uyuyacak mısınız der bilgi , sizi dürtüyoruz

Dürtülen irkilir ,yaşamı fark eder
Yaşam uyumak değil dönmelidir teker
Tapınılıp da ayrı konan şöyle söylüyor
Ayağa kalkıp gelmelidir artık bana doğru beşer
--------------------------------------------------------------------

S:(L) Bir celsede geçmişte bana olan şeyleri sormuştum ve ilahi bir müdahale ile kurtulduğum söylenmişti.
C: Evet.
S:(L) Bu ilahi müdahaleden bahsedebilir misiniz?
C: Çok yönlü bir konu.
S:(L) Bu ilahi müdahale, gelecekte yapacağım çalışmaları engelleyecek sonuçlardan beni korumak için mi gerçekleştirildi?
C: Evet.
S:(L) Şu anda olduğu gibi saldırı altında olmak da benim ve arkadaşlarımın yaptığı çalışmayı engellemiyor mu?
C: Elbette.
S:(L) Öyleyse bu durumda aynı ilahi müdahalenin uygulanması gerekmiyor mu? Tehdit daha düşük seviyeli mi?
C: İlahi müdahale 3'üncü yoğunluk varlıkları tarafından düzenlenemez.
S:(L) İlahi müdahaleyi hangi seviyedeki varlıklar düzenleyebilir?
C: 4'ten 7'ye.
S:(T) Yani bunu yapabilmeye çok da uzak değiliz! Yarım bir ilahi müdahale yapabiliriz!
C: Siz bu ilahi müdahaleyi yapamazsınız. 3'üncü seviye müdahale yapabilirsiniz.
S:(L, JR) Üçüncü seviye müdahale nedir? [Bir süre yanıt yok.] (T) Kozmik bilgi sistemine erişiyorlar.
C: Keşfedin.
S:(L) İpucu verin!
C: Bunu kendiniz anlayabilirsiniz!

--------------------------------------------------------------------
Şimdiye kadar aldığımız bilgilerle bu "ilahi müdahele" işini doğru bir yere oturtabiliriz,

Demek ki bazı durumlarda ilahi müdaheleye maruz kalabiliriz ancak bunun ne zaman olacağı ve kapasitesi hakkında bir fikir yürütemeyiz zira işin içinde birinci derecede karmik hadiseler yani ödenmesi gereken bazı borçlar veya öğrenilmesi gereken dersler var ise , üst yoğunlukta olan benliğimiz kılını bile kıpırdatmıyor, tabii kılları varsa ,onun için kehanetsi her şeye şüpheyle bakmak gerekir işin içinde KH parmağı olabilir veya değişken çekim dalgaları ile işaret edilen olacak olan savrulmuş konumunu kaybetmiş olabilir ,böylece akla gelmişken kehanetler hakkında da bir dokunma yapmış oluyoruz,

Ama esas üzerinde durmak istediğim üçüncü seviyedeki müdahelelerin ne olacağı hakkında bilgi,bunu keşfedin demekteler ,keşfetmeye çalışalım,

Bu hadisede başka dostların yardımından çok biz kendimize ilahi müdahalede bulunabiliyor muyuz ona bakmak lazım,

Gıdalanma üzerinde yapılan sahtelik ve aldatılışların dışında beslenme donelerini hassasiyetle seçmemiz lazım yani zararlı yiyeceklerden uzaklaşarak,ama bunun bariz zararlı olan hazır gıdalardaki katkı maddelerinin yanında asırlardır tükettiğimiz tahılların bile zararlı olduğunu ileri süren bilim adamları var glutenin ve buğdayda bulunan bir proteinin barsaklarda kendine geçit açan bir özelliği olduğu ve bu geçitten de zararlı bilinen bilumum maddelerin rahatlıkla geçtiğinden bahsediyor ,böylece oragnizma zararlı maddelerin istilasına uğruyormuş,

Netice ,tahıllardan uzak bir gıdalanmayı yani etçil ve yağ oranı fazla diğer gıdalarla beslenme ,biraz zor,inceleyip işin esasını öğrenmek lazım,

Zihinsel ve bireyselliğe yönelik narsist hareketlerden ve takılı hallerden kurtulacak iradeli ve sabırlı bir eleman olmaya çalışmak ben bundan hoşlanıyorum vaz geçemem hallerine karşı iradi disiplinler yapmak, lokmaları fazla çiğnemek, az yemek karbonhidratttan kaçmak gibi,

Hastalıklara karşı alınacak eksersiz v.s . gibi bedeni uygulamalar dışında varsa ilaç bilgileri ile bedeni zehirlemeden sıkıntıyı berteraf etmek (bunu ben çok yaparım 45 yıldır mesleğim)
Mesela dün dizimdeki kaydırıcı sıvıyı arttırmak için iğne yaptırdım zira dizlerim en sonunda yürüyüşe indirgediğim spor yapma işine mani olacak sıkıntılar vermeye başlamıştı ,spor yapmaktan vaz geçemem,

Başka kişilerin verdiği veya vermeye çalıştığı metafizik ve sipiritüel bilgilere bakmak ,ama çoğunda anti aging dışında senelerce okuduğumuz bu mealdeki bilgilerin en muhteşem ve geniş ölçüde olanın hep bahsettiğimiz PLE-RA-KASYOPYA üçgeninde sonlandığını görüyoruz ,arada bir acaba buralarda da takılı kaldık mı şeklinde zihinsel sorgulamalar yapmadığımız söylenemez,

Ama Kasyopyadaki mükemmeliyeti şöyle tanımlayabiliriz, bilgiyi veriyor ama ip ucu halinde, bunun üzerinde siz kendi düşünsel ve bilgisel kabiliyetinizi devreye sokun ,tartışın, düşünün bir neticeye varın veya varmayın, şu anda zaten onu uyguluyoruz,
Bir de bir Orionlu bulun veya Nordikli bulun şeklinde önerileri de hatırlıyorum, kanaatimce bunun geniş ölçüde maksadı, ağ çalışmasına yönelterek ortaya çıkan veya çıkacak olan öneriler yorumlar sorular ve kişilerin sipiritüel konularda karşılaştıkları olağan dışıların açık bir fikirle sergilenmesi ile zihinlerde belirecek cevap bulunamayan sorgulara cevaplar onaylar bulmak,

Dikkat ederseniz ben, başıma gelmiş olanları hiç bir kısıtlamaya tabi olmadan ,ne denir nasıl karşılanır diye endişe etmeden aktarıyorum, evvelden biraz gizlerdim , 3Y gereksiz sakınmları yüzünden, zamanla bunu aştım ,ne denirse densin, nezaket ve ahlak duvarları ve başkasının hürriyet ve serbest seçim sınırlarını aşmadan,dayattırmadan başa gelenler hele benim gibi bu dünyada biraz fazla ömür geçirenlerin karşılaştığı olayların insan sipiritüel gelişmesinde önem kazanacağını düşünerek,

Bütün bunların yanında ben ne söyler ve vurgularken vurgulayayım okuyan kişi kendi zihnini ve serbest seçim hasletini devreye sokmazsa yani kendi inanç kalesini yaratmazsa olay boştadır, ama umutsuzluğa kapılınmasın bilgi üzerinde geriye kaçmadan durmadan ileri yürüyerek mutlaka bir sonuca varılır, ve bilgide yürümek düz asfaltta yürümeye benzemez,
-----------------------------------------------------------------

S:(L) 4'üncü yoğunlukta Dünya nasıl görünüyor?
C: Görünmüyor.
S:(J) Ha? (L) Görünmüyor derken?
C: Yalnızca istemeyle görünür. Fizikselliğin değişkenliği.
S:(L) Yani Kertişler ve Oryonlar için dünya görünmez mi?
C: Dünya'yı düşünmediklerinde.
S:(J) Dünya hakkında düşünmediklerinde Dünya onlar için mevcut değil mi yani? Görünür olması için üzerinde odaklanmaları mı gerekiyor?
C: Yakın.
S:(T) Ama bir keresinde 4'üncü yoğunluktaki herkesin bizi görebildiğini söylemiştiniz?
C: Evet.
S:(J) Dünya'yı, bizi değil. (T) Bizi neyin üzerinde görüyorlar?
C: İstediklerinde sizi görebiliyorlar.
S:(J) Yani bizi görebilecekleri frekansa odaklanıyorlar. (L) Bu tıpkı ikinci yoğunluktaki hayvanlar gibi. Yolda giderken eğer odaklanmazsan, etrafındaki şeyleri görmüyorsun. (J) Onları görmek için odaklanmadıkça... (T) Ormanda öylece durduğunda belirli bir süre sonra bazı şeyleri görebilmek gibi. (J) Herşey algıya dayalı.
C: Evet, ama 4'üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk.
S:(L) Georges Gurdjieff Dünya'nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey, kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya'nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay'da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya'nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline gelecekti gibi... Bu yeterince...
C: Yakın.
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi?
C: Evet.
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay'da yaşayan 2'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 3'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Evet.
S:(T) Griler mi?
C: Onlar Ay'da kalmıyor, Ay'ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5'inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5'inci yoğunluk herşeyi kullanır.
S:(T) Orada 6'ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay'da 7'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7'nci yoğunluk, Bir ile birliktir.
-------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda Ayın 2Y bir gezegen olduğunu ve çeşitli yoğunluklar için besin edinme için kullanıldığından bahsediliyor buradaki besin edinme işi sadece 4Y KH bölümünün faaliyeti olsa gerek,zira 4Y nin değişken fiziksellik olan tek yoğunluk olması besin için fizikteki varlıkların olumsuz hallerinden faydalanan 4KH dan başkasına yaramaz ,3Y dezenformasyonlar aldatılmalar yoluyla birbiri ile didişip savaş kavga çıkaran insanlar yüzünden güzel bir besin kaynağıdır ve 4KH gerektiğinde ilgilenerek bu besini elde etme yolunda ,

Şehit tepeleri boş kalmasın insanlar ,savaşmayan bize (=4KH) yaramaz..

Tıpkı bizim karnımızı doyurmak için hayvan ahırları veya tavuk kümesleri ile ilgilendiğimiz gibi ,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Bir süre önce transkriptleri tekrar okuyordum ve bir yerde, karadeliğin mutlak yokluk olduğu ve yok olan şeylerin birinci yoğunlukta tekrar üretildiği yazıyordu. Veya birinci seviyedeki tekrar üretimin,
karadeliğin bir yansıması olduğu söyleniyordu. Karadelik birinci yoğunlukla mı yoksa yedinci yoğunlukla ilgili bir fenomen mi?
C: Yalnızca 1'den 4'e kadar.
S: (L) Karadelik fenomeninin, yani mutlak yokluğun, daha üst seviyelerde, yani 5'ten 7'ye kadar olan
yoğunluklarda bir yansıması var mı?
C: Önceki yanıta bak.
S: (T) Eğer karadelik, birinci seviyeden dördüncü seviyeye kadar olan saf KH ise, beşinci seviyeden yedinci seviyeye kadar olan bölüm de saf BH'dir. (SV) Daha önce beşinci ve altıncı seviyede de KH'nin olduğunu söylemişlerdi. (T) Ama o yansıma. (L) Düşünce formu.
C: Beşte kapsüllenmiş halde. (sınırlandırılmış)
S: (L) Yedinci seviyeden sonra başka...
C: Hayır. "yediden sonra" demek, transkriptleri tekrar gözden geçirmen gerekiyor demek!
S: (L) Bitirmeme izin vermediğiniz sorum şu; bir oktav mı var? Bu, tıpkı bir piyanodaki oktavlar gibi basamak basamak yükselen birşey mi?
C: Önceki yanıt.
S: (L) Oktavlar ve benzer şeylerle ilgili bir sürü şey öne sürülüyor.
C: Büyük döngü. Bahsettiğin şeyleri öne sürenler kim?
S: (L) Oktav döngüsünden bahsedenlerden biri Gurdjieff, ayrıca Sufi öğretileri ve birkaç büyük felsefi
öğretide de oktav etkisinden bahsediliyor. Yedili döngü var ve sonraki döngü bir üst seviyede ve bu müzikteki oktav gibi tanımlanıyor.
C: Biz kimiz?
S: (L) Kasyopyalılar.
C: Evet. Şimdi, size gelişiminizde yardımcı olmak için gönüllü olduk, değil mi?
S: (L) Başka tüm saçmalıkları pencereden atın gitsin mi diyorsunuz?
C: Eğer sekizinci bir seviye olsaydı, sizce bunu şimdiye kadar belirtmeyi ihmal eder miydik?!?
S: (J) İyi bir nokta. (SV) Söylemeyi unuttular! (J) Ou, bu arada size sekizinci seviyeden bahsetmiş miydik?! (T) Belki bu insanlar döngünün baştan başlamaktan ziyade başka bir oktava geçtiğini düşünüyorlardır. Henüz bu bilgiyi netleştirmemişler.
C: Konuşan çok kişi var ve yalnızca bazıları gerçeği söylüyor!
S: (J) Evet ama hangileri doğruyu söylüyor? (L) Gerçek orada! [ç.n.: Truth is out there: X-Files dizisine bir gönderme olmalı] Ama yedi sayısının önemi nedir? Neden yedi?
C: Neden olmasın?
S: (T) Sekiz veya dokuz veya altı da olabilir miydi?
C: Herhangi birşeyin "önemi" var mı?
S: (L) Sadece bizim atfettiğimiz önem var sanırım.
C: Peki o nedir?
S: (T) Bu bana ilginç geldi çünkü herşeyin belirli bir yapıya göre kurulduğu anlamına geliyor. Başka bir sayı değil de bu sayının seçilmesinin bir nedeni olmalı.
C: Gerçekten mi?
S: (T) Tesadüf olamaz. Hiçbirşey tesadüf değil!
C: Bunu kim söylüyor?
S: (T) Siz söylediniz.
C: Öyle mi?
S: (L) Burada söylemeye çalıştığınız şey, herşeyin rastgele şekillendiği mi?
C: Hayır, size yapbozun parçalarını nasıl bir araya getireceğinizi öğretmeye çalışıyoruz.
S: (T) Yani herşeyin ne olduğunu ve neden öyle olduğunu bizim bulmamız gerekiyor.
C: Peki sebebin ne olduğunu mu bulmanız gerekiyor?
S: (T) Neyin sebebi? (J) Yedinin.
C: Hayır. Hayır. Hayır. Dikkat edin lütfen. Sebep nedir?
S: (J) Herşeyin ardındaki sebep mi?
C: Şimdiye kadar öğrendiklerinizin çoğu, gerçeklik tanımları varsayımı üzerine kuruluydu.
S: (L) Peki varsayımlarımızın hepsi tamamen yanlış mı?
C: Hepsi değil.
S: (J) 3'üncü yoğunluk kökenli olan hiçbirşey, bu şeylerin çoğunda geçerli değil ve bundan kurtulmamız
gerekiyor.
C: Mantık subjektif.
S: (L) Matematikte kullanılan sembolik mantık subjektif mi?
C: Hayır.
--------------------------------------------------------------

Bir sekizinci yoğunluk olmadığını ,tekrarlayan büyük döngü içinde fizik hadisenin 1Y den 4Y e kadar olduğunu ,sanırım buna kısa döngü dendiğini ve karadelikilerin bu fizik oluşumunda etken olduğunu ve esasta büyük döngü ve kısa döngünün eşdeğer ölçülerde netice verdiğini anlamaya çalışıyoruz,

Bu aktarımda çok önemli bir vurgulama var ,"mantık subjektif"ve spinozanın sözünü hatırlayalım "mantık efendin değil hizmetkarın olunca"

Mantık, 3Y de bulunan ve illüzyon olarak tarif ettiğimiz geçerli olduğu üzerinde sabitlemelerde bulunulan konuyu bina eder ama değişimin o kuvvetli rüzgarlarına kapılındığında o sabitlenmelerin yıkılarak yeni oluşumları yaratıldığı da bir gerçektir,

İlimde ise mantık ,mutlak gerçek diye tutturan anlayışın sabitleme üzerinde savaşlar vermeye hazır olduğu subjektif bir hadisedir, bu durumu savunanlar, fiziğin metafizik kuvvetlerle devamlı bombardıman altında olduğunu paramparça olup değiştiğini ve yeni gerçekleri ortaya çıkardığını görseler bile inatla sübjektif olan mantığın peşinde giderler,

Oysa Newton kuralları zaman gelmiş kuantum bilimiyle bambaşka bir platforma çekilmiş ,görecelik ve bakanın ,gözlemleyenin olanda büyük etkisi olduğu kavramı genelleşmeye başlamıştır ,bir zamanlar dünya düzdür diyenlere birisi çıkıp "hayır yuvarlaktır" demiş kişiyi zindanlarda çürütmeye çalışmışlar, elektrik sadece doğru akım halindedir denmiş esasta alternatif elektriğin insan yararına en uygun olduğu anlaşılmış, bunlar şimdilik akla gelen bir iki subjektif olgunun mantık kavramını esnettiği hususlardır ,

Metafizik geçerlidir zira maddenin en küçük parçası atomun bile o son noktada olmadığı, döngüler içinde enerjisel hareketlerde bulunan ve sayılıp tartılamayan yani partikül bile diyemeyeceğimiz bir çok şeyin bir bütünlük halinde oluşması ile tarif ediliyor ,bu anlamda kurulan fiziki mantık gerçekleri değişimin rüzgarı ile sübjektiftir bir kişinin gözlemi ile her şeyin değişebileceği görecelilik teorisi bu kurulmuş olan kartondan kuleleri yıkmıştır,

Bu bilgiler tahtında şu anda solit madde şeklinde elimiz ve beş duyumuzla farkında olduklarımız dalga dediğimiz şeyin gelişi ile bam başka görünüş ve şekilde tezahür edecek ve biz o gerçekliğin bir unsuru olarak karşılaştıklarımızı hazım edip uyum sağlayacağız veya uyum için bilgimiz ve farkındalığımız inancımız yoksa dehşete kapılmış kalabalığa kapılacağız,

------------------------------------------------------------------
S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor.
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in
bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı?
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk???
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem de dişil ifadeler var. Neden?
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.
------------------------------------------------------------------

Keskin bir dille belitilen bir şekilde yukarıdaki alıntıda çift cinsiyet hadisesinin tamamen fizik alem ile ilgili olduğunu anlıyoruz ,

Bir zamanlar bu husus hakkındaki bilgiyi yani çift cinsiyetin olmadığını pek benimseyemiyordum ve içten itiraz ediyordum evvelce anlattım mı hatırlamıyorum bu konuyla ilgili düşünceler içinde iken bir rüya gördüm, içimden "lüzumu yok açık etme" itirazları gelse de anlatacağım,

Bir sağlık ocağı gibi olan binanın etrafındayım ,insanlar etrafta dolaşıp muayene oluyorlar, uzatmadan o esnada küçük su dökme ihtiyacı hissettim ve odaları kapıları açıp yoklayarak tuvalet aradım bulamadım gözüme başında şapkası ve beyaz giysileri ile masaya oturmuş önündeki sırayla bekleyenleri kayıt eden bir hemşire hanım ilişti ve ben de sıraya girdim ,sıra bana gelince af dileyerek "burada tuvalet var mı bulamadım da" dedim ,hemşire çok ciddi ve suçlayıcı bir bakışla "alt tarafınıza bakın anüsünüz var mı "dedi ve ben elimi alt tarafıma götürdüm ,yoktu, o taraf dümdüzdü,
Ve uyandım,

Biraz çocuksa olsa bile bakın başıma gelenleri rahatlıkla anlatmaya bir beis göremiyorum ,işte bize ağ çalışması şeklinde devamlı tavsiyeler vermeleri sonucudur bunlar, aldatan bilgilerle dolu bir kaos ormanında saf gerçeği yakalamaya çalışıyoruz verilenlerin doğru olup olmadığını ancak bu başa gelenleri çekinmeden anlatma ve üzerinde yorumlama yolu ile bulabiliriz ve bu konuyu artık fazla uzatmayacağım,
------------------------------------------------------------

Kısa bir pasaj vereceğim,evvelce daha genişçe verdik ,maksadım bir deney altındayız dediğimde o yedinci yoğunluğun böyle şeyleri kabul edemeyen özsel ıitilimle bir itiraz ve kabul etmeyen tavrı ile karşılaşıyoruz ,yaratımın tümündeki bağımsızlık ve adalet sistemi böyle bir karşı gelmeyi ortaya koymakta ,bu husus 7Y nin bütün yoğunluklarda dağılmış bir özelliğinin de ispatıdır,

Ancak yaratım işinin mozaiksel ortamındaki çeşitlilik varlıkların bir kısmının diğerleri üzerinde hakimiyet kurma ve bu baskılar altındaki varlıkların da bu tutsak halden kurtulmayı devreye alan bir çabayı kullanması yani hangi kademede olurlarsa olsun ortam ve kabiliyetlerine uygun bilgi donelerini kullanarak bir üst oluşuma doğru gayret göstermeleri doğal halini izah ediyor,bu husus kutupların oluşmasını ve etken olup yaratımda kullanıldığının da ispatıdır,

Mesela çaba gösterip bu bilgileri hep beraber alıp harmanlamasak yani düşünüp yorumlamasak deney işinin farkına varamayacaktık, monoteist bir inanç hali olan her şeye fıtrat, kaderimiz bu demekte,
------------------------------------------------------------

C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
-------------------------------------------------------------------
Ara ara hatırlamamız için ,bu hatırlatmaları niçin tekrar tekrar koyduğum hakkında içsel bir sorgulamaya girdiğimde ,asırlardır o monoteist anlayış ile nasıl yoğrulduğumuz aklıma geliyor ve adeta kendim ile çekişiyorum,işte size samimi bir itiraf,
-------------------------------------------------------------

C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır. 3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor. 6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!

----------------------------------------------------------

Bağnaz kimseler dediğimiz takıntılı dostlar "din başka tasavvuf başka" şeklinde adeta varoluş hakkında verilen kutsal kitap ve efsane şeklinde öteden beri aktarılan bilgileri harmanlayarak "sufi bilgileri" diye adlandırılan kısımları sergileyen öğreten insanları ve bunlarla uğraşan okuyan anlamaya çalışan kıymetli kişileri hep dışlamışlardır ve toplumu da etkileyip bu kişilere en ağır muamelenin yapılmasını öngörmüşlerdir, oysa aşağıdaki alıntı o saklanıp ötelenmeye çalışılan bilgilerin aynı bilgiler durumunda olduğunu görmekteyiz,
KH nin unutturma karıştırma ve yok etme işleri,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Bildiğiniz gibi bir süredir Sufi öğretilerini araştırıyordum ve Sufilerin "perdenin açılması"na dair ilgili açıklamaları ile bizim bu kaynaktan aldığımız bilgiler arasında pek çok benzerlikler keşfediyorum. Ve en hafif deyimle oldukça şaşırdım. Sorum şu: Bizim burada yaptığımız şey onların deyişiyle "perdenin giderek açılması" olarak görülebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Okuduklarımdan anladığım kadarıyla perdenin kalkması sürecinde belirli noktalarda bilgi tabanı yeterince genişletildikten sonra içsel perde açılmaları meydana gelmeye başlıyor. Bizim içinde bulunduğumuz sürecin de bir parçası mı bu?
C: Belki.
S: (L) Geçen birkaç yıl müddetince ne zaman bilgimde önemli bir artış meydana gelse bu hep aynı nitelikte döngüsel bir şekilde gerçekleşti. Bilgiyi özümsemeden önce bir depresyon sürecine giriyorum ve sonra da içsel bir dönüşüm ile bir seviyeden diğer bir seviyeye geçiyorum. Bu süreci arttırmak veya yararlanmak için yapabileceğimiz birşey var mı ve bu istenebilir birşey mi?
C: Bu doğal bir süreç, bırak olsun.
S: (L) El-Arabi'nin yazdığı konulardan biri de varlığın ontolojik seviyesi hakkında. Varlığın eşmerkezli oluş durumları. Ve her bir durum ilişkileri tanımlıyor. Herbir üst seviyede varoluşun merkeziyle daha yakın bir ilişki içindesin ve varoluşun daha dış kenarlarında ise madde ile daha yakın ilişki içindesin. Bu sizin bize tanımladığınız 7 yoğunluğu doğru bir şekilde ifade ediyor. Arabi ayrıca "dışa yayılmak" ve bilgiye doğru "içe yönelmek"ten bahsediyor. Sanırım belirli varlıklar, örneğin 4'üncü yoğunluk KH ve 3'üncü yoğunluk diğer KH varlıkları güçlerini arttıracakları bir durum yarattıklarını düşünüyorlar ama aslında "dışa yayılma" veya maddeye dağılma sürecinin bir parçası olabilirler. Bu doğru bir algı mı?
C: Yakın.
----------------------------------------------------------

Her hangi bir varlığın çok küçük bir hareketi var oluşun her bölümüne yayılır "Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar/Bu hallerden bilgi doğar" mısraları ile oluşan çok eskilerden dörtlük yazmıştım ve akabinde K.daki "değişken dalgalar ve çekim "hakkında oldukça yoğun durmuştuk, konunun özelliği berzah berzah başkalarını bilmem ama beni oldukça etkilemişti ,zira dörtlüğün tam manasını bir yerlere oturtacak bilgim o zamanlar daha tam teşekkül etmemişti ,

Oysa ki şu anda muhakeme edip kabul ettiğimiz husus, her hangi bir varlığın ufacık bir titreşimi dahi mevcudun tümünde etken olması, belirli bir kalıba oturtulup bu katiyetle değişemez denen idraki ve dolayısıyla oluşan inancı yerinden oynatacak başka taraflara sürükleyecek özelliktedir,

Değişken çekim dalgalarına bu yönden çok önemli olarak nitelemeliyiz, bilgi oluşumunda yenilikleri inşa ettikleri gibi her varlıktan gelmeleri var oluştaki toptan faaliyetin genel karakterini belirtmektedirler,
------------------------------------------------------------

S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7'nci
yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi
--------------------------------------------------------------

Yukarıda yorumumda bahsettiğim bütün ve faaliyetleri olarak kabul edeceğimiz hususun nasıl bir karakterde olduğunu belirten özel bir bölüm, 7Y nin ne olup olmadığını belitmekte,
------------------------------------------------------------

S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?
C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.

-------------------------------------------------------------
İlgilendiğimiz ve anlatmaya acizen var sayımlarımızla yorumlamaya çalıştığımız konuları okuyan siz dostların anladığını ve çoğunun benimsendiğini biliyorum ,bazı dostlar ise, aşağıda aktardığım konudaki "yönsüzlük duygusunu" şahsen şu anda tahayyül edip hiç anlayamadığım gibi yazdıklarımız veya yorumladıklarımızdan hiç bir şey anlamadan geçip gittiklerini görüyorum ,onlara aşağılayıcı tavırlı cevaplar vermek yerine sabır tavsiye ediyorum ,forumu genel ve hassas takip edenler beni anlar sanırım bütün dostlar nasıl olursa olsunlar sevgimiz ve ilgimiz dahilindedir zira bütünlüğün her unsuru ile beraberiz, aşağıdaki son cümlede belitildiği gibi her aşılamayan konu,
"Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek. "

----------------------------------------------------------
S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?
C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut
olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları
şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek.
----------------------------------------------------------

Ve 4Y e gelmeden evvel göreceli bir zaman illüzyonunu uygulayan bizlerin aşağıda belirtilen zamansızlığı anlayamadığımız gibi,
--------------------------------------------------------

S: (L) Daha spesifik olmamı istiyorsunuz, o zaman şöyle sorayım. Zaman anlayışlarından birine göre zaman her zaman "şimdi." Pek çok insan pek çok başka "şimdiler" hatırlıyor, bazıları hiçbir "şimdi" hatırlamıyor ve hafıza sanki beklentinin ters işlevi gibi görünüyor. Beklenti adeta "geleceğin" anısı ve geçmişin bir zıt beklentisi. Eğer zaman yalnızca "şimdi" ise, hafıza nedir?
C: Algıların bilinçli ve bilinçaltı kaydı.
S: (L) Tamam. Eğer hafıza algıların bilinçaltı ve bilinçli kaydıysa, yeteri kadar hafıza toplandığında kişi"zamansız" mı oluyor?
C: Kişi her zaman zamansız.
S: (L) Peki kişi ne zaman zamansızlığın farkına varır?
C: 4'üncü yoğunlukta.
------------------------------------------------------------

Aslında her zaman zamansızlıkta olan insan, uydurulan göreceli zaman illüzyonu içinde yaşarken ve bunu her şey ve doğal zannederken neden takıntılanmayı seçer ,cevap,

Akan lineer zaman onun özüne ters geldiği için ,zira özünde zamansızlığı taşıyan ve onun özlemini çeken bir taraf vardır,

Bu ifade ile sanki takıntılanmayı savunuyor gibi gözüksek te esasta zamansızlığın ne olduğunun idrak etmeyen belli bir var oluş olgusunun bir tarafında kalıp diğer "oluşmuş/olan/olacak" olan genişliğindeki olaylara sırtını çeviren bir düşüklükten bir olmuşa, bir fikre,kısaca subjektif bir idrake takılmaktan bahsediyoruz,

Zamansız olan demek bu geniş ifadededeki oluşumların hepsi ile bir olmak demek ,sanki ben çok iyi anlamışım gibi bir his gelmesin, ama buna benzer bir çok çeşitli duyguların aynı anda hissedildiği bir olayı vizyon halinde gördüğüm ve deneyimlediğimden bahsetmiştim dayanamayıp uyku ile kurtulduğum, o deneyin bana verdiği idrak son zamalarda yavaş yavaş oturdu ,"psişik aural enerji alanı" kavramıyla

Yani eğer ortam zamansızlığı kabul etmeyen ve lineere kapılmış bilincin yüzde olarak yüksek bir psişik aural enerji alanı ile doluysa benim gibi böyle olağanüstü bir durumla karşılaşınca delirecek gibi olur,

10.06.2005
Olmaz olmazları aşıp olumluyu sezince
Yani küreye girip olanı üçyüzaltmış derecede görünce
Göremedikleriniz belirecek
Bilinçteki saplantı ve korkuları süpürünce

Ben görebiliyor muyum, hayır , dünya küreselleşmedi ki
Bilinçler halen kutuplarda , nötralleşmedi ki
Bu iş istatistik ile, Pauli deneyi gbi olur
Bilgide yükselinip makroda kristalleşilmedi ki
-------------------------------------------------------------

S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu
söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve
karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
--------------------------------------------------------
Yukarıdaki bu pasajı tekrar koymamda amacım var,

Eğer fizikselliğe ihtiyaç duymayan saf bilinç haline gelinse yani 6Y e gelen bir farkındalıkta iseniz yine de bir ile birleşme durumu için eksik taraflar var, bunun ne olduğu hakkında kısıtlı bilincimle evvelce bir iki yorumda bulunmuştum,oralara gelince sırça köşklerde oturmak yok sizin bilinç seviyenize gelecek olan var oluşun geri kalanına hizmet etmek ve çareler üretip programlar yapıp bir şeyler yapmak ve bundan yüksünmeden o BH nın vermiş olduğu enerjiyi kullanarak olgunlaşarak şevk ile yürümek,

Bu yürüyüşte beklenti ve arzulu düşünüşe kaymış oluşumlar olursa 6KH nın dengeleyici akımları tahmin ediyorum devreye giriyor o ruhu aşağılara çekiyor,

Aşağı çekmeler 5Y de yapılan derin düşünme ve değerlendirmeler yaptırılarak belki bazı ruhların derslerini tamamlaması için alt yoğunluklarda yaşam kaderleri oluşturarak karmik derslerin devamı ve bitirilmesi arzu ediliyor, kimbilir gezgin ruhlar diye tanımlananlar onlar olabilir,

-----------------------------------------------------------

Şimdi geldik rezonans profil ayırımı olan bilyalar konusuna kısaca bilgiyi alıp özümseyip inanç haline getirdiğinizde bir üst bilyaya geçersiniz ,geçici olarak, zira en sonda "bir ile birleşme" var ve bunun için de benim ilkel bir bilinç olarak demin bahsettiğim gibi baş son olmayan bir bilinci kabul eder anlayabilirseniz, anlatırken bile nasıl zorlandığıma bakın kendimi bir ara bu kadar anlatıp aktarıp da konunun özünü henüz fark etmeyen dostlara dönüştüğümü gördüm ,gerçekten gelişen bilgi ve gerçekler hakkında öyleyiz ,misal

Putin hakkında olan K.ların da zaman zaman işaret ettiği "global denge düzenleyici"konusu üzerine sağ olsun Bozadi dostumuz geniş aktarımlarla bu işin nasıl olduğuna dair izahlarda bulundu ,hatta başlangıçta o aktarımları ben nakil edecektim fakat nasıl olsa bir dost bunu yapacak diye düşündüm ve oldu ,ilgili dostumuz hala Putinin zorba ve katli kolay uygulayan bir lider olduğu üzerinde ısrarlı,

Meseleyi yakın zamanlarda oluşan olaylarla değerlendirirsek bu dostumuz haklıdır zira ülkemize acılar tattırdı ,göz göre göre o kadar gencimiz yoğunluk değiştirdi ,ama bu oluşumu geniş bir perspektife yayıp olayları değerlendirirsek başka gerçekler ortaya çıkar ve bu da bizim değerlendirmemiz üzerine etki eder,

*Arap baharı emperyalist ülkelerin ilgili ülkeleri kışkırtması ile bir anda başladı ve Kuzey Afrika ülkelerin büyük kısmı büyük bir çalkantı geçirdi ve maalesef istenen bağımsızlık adil ve hür yaşam * diktatörlerden kurtulma gibi gerçekler oluşmadı,

*Ülkemiz bir Irak parçalanması misali ortada dururken bu emperyalistlerin etkisi ile Ortadoğu Bataklığına ayağını soktu, olayların tümünü bütün safhaları ile yakında herkes gördü ,detaylı anlatmama lüzum yok,

*En sonda Ülkemiz ufak bir bölgeye sıkışmış bir gurup insanı savunur vaziyete geldi ve bu iş için Putinin hava savunma kısıtlaması altında savaş kurallarının hiç birine uymayan bir tavırla hava kuvveti olmadan saf ve temiz Ordumuzu savaşa soktular ve olanlar oldu ,sonuç şehitlerimiz ,

*Rusyanın Suriye hükümetini alenen tuttuğunu ve düşünüldüğü gibi bu işin içinde o eski Rus doktrinin uygulandığını var sayabiliriz yani sıcak denizlere açılma isteği,ama Suriyeye emperyalist ülkelerin tehdidine karşı yapacak dayanacak yardım edecek hiç bir ülkenin olmadığını düşünün,"denize düşen yılana sarılır" tavrı,

*Esadın alevi kökenli olan ufak bir kuvvetle daha kalabalık sunni halkını idare etme hegamonyasına karşı hareketi falan denirse o zaman mezhep savaşları akla gelir ve Atatürk Türkiyesinin böyle bir mezhep çatışmasına karışması hele Ortadoğu Bataklığında karışması isteği olmamalıydı fikri ele alınır,

Lütfen objektif bir ölçüde olanları hatırlayın ve kendi vicdanınızla bir yerlere varınız ,
----------------------------------------------------------

S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
--------------------------------------------------------------

S: (L) Bir sonraki soruyu soramıyorum bile çünkü neden bahsettiğimizi bilmiyorum. 3'e 3 ve bir de ortadaki karışık yoğunluktan oluşan bu 7 yoğunluğa dair sınırlı bilgime dayalı olarak birşey sormak istiyorum. Denge bakımından 1 ile 7, 2 ile 6, 3 ile 5 arasında bir ilişki var mı?
C: Döngüsel denge nedeniyle doğa kutupsallaşma sunuyor.
S: (L) Bunu daha iyi anlamak için bazı tahminlerde bulunabilir miyim? 1'inci yoğunlukla 7'nci arasındaki ilişkiyle başlayalım... Eğer 7'nci yoğunluk ışığın çıktığı yerse ve 1'nci yoğunluk da ışığın madde olarak katılaştığı yerse...
C: Biraz uzaklaşıyorsun. Eğer herşey göreliyse, o zaman bir ilişki olmak zorunda değil.
-------------------------------------------------------------

Bir bilmece gibi olan yukarıdaki soru ve verilen cevaplar üzerinde çok düşünüp var sayım zenginliğimiz ile bir çok çözümler verebiliriz,

7Ynin her şeyle bir olduğunu göz önüne alan bilinçle, 1Y deki bir mineralin molekül yapısındaki değişik etkilerle yeni şekiller alabilmesini o mineralde 7Y olduğunun ispatıdır ,sıcak, soğuk basınç v.s. etkilerle mineraller molekül yapılarını değiştirebilirler veya su molekülünün dış tesirlerle gaz sıvı katı şekillere geçişindeki esneklikleri 7Y nin mevcudiyetinin o gelinen hallerdeki seçimleri şeklinde düşünebiliriz ilave olarak bir atom dış tesir olmadan katiyen durumunu bozmaz yani elektron alış verişinde bulunmaz,bütün bunlarda dikkat edilirse seçme seçmeme serbestliği var ve her ilkel maddenin bir üst özelliğe geçişi için gayreti var ,

Bunun oluşması için o bahsettiklerimiz bir tesir bekliyor dersek, olayı şu anda esir olduğumuz lineer bilinçteki zaman faktörü ve anlayışı ile değerlendirmiş oluruz ve yanılırız,

----------------------------------------------------------

Yine çok uzun olduğu düşüncesi ile şimdilik kesiyorum..

Edited by - Tgur on 14/03/2020 08:40:49
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/03/2020 :  07:49:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YEDİNCİ YOĞUNLUĞA DEVAM

Bundan evvelki o uzun söyleşimizde bir ara subjektif mantığa açılmış bazı şeyleri dilimizin döndüğünce açmaya çalışmıştık,şimdi o konu üzerinde biraz daha gezinelim,

Şimdi bulunduğumuz Dünya subjektif mantıktan objektifliği yakalamak üzere zihinsel olarak bocalamakla meşgul, bahsedeceğimiz ise farkındalıkla fark edilmeye çalışılan evrensel objektif mantık,

Eski mantıktan kolay kolay neden çıkamıyoruz ,bu, beden işleyişinde duygular ve onunla dairesel ilintili hormonlar dünyasının işleyişi ile olabilir bedensel kilitlenmemize sebep etrafımızda yarattığımız ve her şey zannettiğimiz ve bazı konularına ihtirasla takıntılı kaldığımız dünyasal illüzyon doneler,

Kısaca hatırlayalım hormonlar bedenin kimyasal bazı bileşikler ihtiva eden ve zihnin belirlediği veya verdiği emirlerle ait oldukları hormon üreten bezlerden bazen de otonom kana salgılanıp hücrelere yönelen son derece önemli beden işleyiş elemanlarıdır (iç salgı dünyası)

Zihnin faaliyeti ile yürüyen bedensel işleyiş, gelinilen bilinç durumuna göre duyguların oluşumu bu hormon salgılarıyla yürür ,

İllüzyona takılı kalmış bir zihin işleyişi hormon dünyasında ve ona bağlı duygular hegomonyasında bir rutin yaratmıştır ,yani bedensel işleyişimiz zihnin kabul ettiği parametrelere bağlıdır ,zihin bilgi ile farkındalık yuvalarının bir üstüne oturamazsa eski kabul ve inanışlara göre bedeni işletir ona göre bazı hormonları kısıtlı salgılar bazılarını bollaştırır ,bu ise ruhu dünya hapishanesine kilitler,

Oysa bilgi ile zenginleşen ve subjektif mantık hudutları dışına çıkabilmiş bir zihin artık başka şeylerin hüküm sürdüğü üst yoğunluk donelerini inançla kabul ötesinde görmeye hissetmeye başlar ki buna psişik aural enerji alanın genişlemesi diyebiliriz bu durum bir bakıma şifacıların şifa için aslında 7Y den ödünç aldıkları ama onların kendi özellikleri olduğunu sanan şifalanma o özel EM bazlı sandığımız enerjiyi kullanma işinde de kendini gösterir,zira bilinç bu olağanüstü halin idrakinde idir ve uyguladığında ispatlarını da görmüştür ,

Bu özellik bazı kişilere doğuştan özel kazanılmış olarak gözükse bile farkındalık konusunda bu ileri zihin aşamasına inançla gelmiş olan sizler bile bu gücü kullanabilirsiniz ,deneyin, görün,

Hatırlamada kolaylık için tekrar,

-------------------------------------------------------
S: (L) Yani TA bu alana sanki her birey ayrı ayrı sahipmiş gibi atıfta bulundu ama aslında ödünç alınıyor. Peki bu alan nereden ödünç alınıyor?
C: 7 no'lu yoğunluk.
S: (L) Bu en yüksek yoğunluk. 7 numara. Yani "Tanrı." (TA) "Yaratıcı."
C: Hayır, "bir ile birleşme."
S: (TA) Peki yedinci yoğunluk kendini hayatta mı ifade ediyor? Hayatın kendisi mi? Hayatın bir örneği mi? Yaşayan birşey mi?
C: Tam olarak öyle değil, ama buna tüm seviyelerde ve tüm temsillerdeki bilincin canlandırıcı kuvveti diyebiliriz.
S: (L) Tamam...
C: Bu daha yakın.
S: (TR) Anladığım kadarıyla TA işini yaparken evrensel hayat gücüyle, o enerji alanıyla, evrensel enerji frekanslarıyla bağlantı kurabiliyor...
C: Hayır. Herkes o veya bu şekilde "bağlantı kuruyor" ama kaç kişi bunu bir şekilde "hissediyor?!?"
S: (TA) Peki neden ben bunu hissedebiliyorum da diğerleri hissedemiyor?
C: 4'üncü yoğunluk dönüşümüne daha yakın olmayla ilgili.
------------------------------------------------------------

Ve mitolojinin babası Zeus hakkında evvela aktaralım ve sonra yorumlayalım,
----------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, biraz duralım. Daha önce Chloe ile telefonda grup ruhlarını temsil ediyor olabilecek mitolojik kişilikler hakkında konuşuyorduk. Yani 3'üncü yoğunluk seviyemizde, bir takım bireylerin oluşturduğu gruplar, daha yüksek bir seviyedeki ruh gruplarının uzantısı olabilir diye...
C: Zeus neyi temsil ediyor?
S: (L) Zeus. (F) Tanrıların babası mı?
C: Bunun ima ettiği şey?
S: (L) Babası olduğu tanrıların kim olduğuyla... (F) Chloe kırmızı koltuğa şimdi senin oturmuş olmandan memnun olduğunu söylüyor... (L) İma ettiği şey mi? Bu şu anda benim için çok ağır!
C: Hayır.
S: (L) Evet! Düşünme gerektiriyor! Zeus'un temsil ettiği şeyin ima ettikleri... Zeus 7'nci yoğunluğu mu temsil ediyor?
C: Veya Zeus 7'nci yoğunluğu kavramayı mı temsil ediyor?
S: (L) Uygun olmayan şekillerde kavrayıştan mı söz ediyoruz?
C: Hiçbir kavrayış "uygunsuz" değildir.
S: (L) Tamam. Hepimiz şeylerin bir parçası mıyız... Daha büyük bir bütünün parçaları olan gruplar içinde gruplar mı var, ve daha da büyük bir bütün... Ve ancak birleşerek mezun olabiliyorlar?
C: Daha doğrusu bu, böyle bir süreçte olanların çoğu için ilerlemeyi hızlandırıyor.
S: (L) Uyumlu olan diğer ruhlarla etkileşeme girmek mi gerekiyor...
C: Laura, müsaade et Chloe verilen yanıtları anlasın ve yanıt versin.
S: (Chloe) Laura ve ben bir ruh grubunun veya grup varlığının parçası mıyız?
C: Sence?
S: (Chloe) Evet.
C: Ve...
S: (Chloe) Bence bir grup ruhunun parçalarıyız... bu her ne anlama geliyorsa ve bir amacımız var; sanırım benzer bir ilgimiz var ve bu da gerçeği keşfetmek. Ve aynı zamanda kendimizi ilerletmek.
C: Ve...
S: (Chloe) Bir grup ilerlediği zaman, bu diğerlerine etki ediyor...
C: Nasıl etki ediyor?
S: (Chloe) Çünkü sanırım hepsi bağlantılı.
C: Nasıl mesela?
S: (L) Anladım! Zeus'la ilgili olan... Çocukların büyütülmesi, çeşitli seviyelerde çeşitli şekillerde hareket eden "çocuklar" tarafından belirlenen kalıplar, tezahürler ve sonunda herşey 7'nci yoğunluğa geri dönüyor.
C: Herşeyin geri dönmesi ne anlama geliyor?
S: (L) Bir ile birleşme. Ve bu sürekli devam ediyor...
C: Peki Chloe ne diyor?
S: (Chloe) Hepimiz 7'nci yoğunluğa geri döndüğümüz zaman ne olduğunu mu kastediyorsunuz?
C: Ne düşündüğünü kastediyoruz.
S: (L) Zeus'un efsanelerine benzer kalıplar içindeysek ve çeşitli yerlere yayıldıysak, dünyadaki çeşitli deneyimlerimiz çok parçalı durumda ve büyüyüp ilerledikçe doğruya ve tam anlama ulaşıyoruz ve tüm bu deneyimlerin bilgeliğiyle tekrar bir araya geliyoruz.
C: Evet, ama sadece "Dünya" değil.
S: (Chloe) Başka bir seviyeye gitmekten kastettiğim şey bu...
C: Ama, Chloe, ya Dünya'da olmayanlar?
S: (Chloe) Onlar da aynı süreçteler.
C: Evet.
S: (Chloe) Onların farklı efsaneleri mi var?
C: Farklı herşeyleri var... Ama son analizde, aslında tamamen aynı şey!
S: (Chloe) O zaman sanırım herkes sonlu fiziksel varlıklarından mezun olduğu zaman aynı yerde farklı bir titreşimde bulunuyorlar ve şu anda düşünemediğim başka derslere, deneyimlere ve ilerleyişlere yöneliyorlar.
C: Ama "an" nedir?
S: (Chloe) An mı? Bunu uzun zamandır düşünmemiştim!
C: Ya da düşündün, ama sadece onu bu şekilde algılamıyorsundur?

-------------------------------------------------------------

https://arkeofili.com/tanrilarin-krali-zeus-hakkinda-25-onemli-bilgi/

İnternetten alıntıyı inceleyince ve K bilgileri ile bağdaştırınca konu barizleşiyor ve üzerinde fazla yorum yapmak gerekmiyor,burada dikkatimi çeken şu bölüm,

"S: (Chloe) O zaman sanırım herkes sonlu fiziksel varlıklarından mezun olduğu zaman aynı yerde farklı bir titreşimde bulunuyorlar ve şu anda düşünemediğim başka derslere, deneyimlere ve ilerleyişlere yöneliyorlar.
C: Ama "an" nedir?
S: (Chloe) An mı? Bunu uzun zamandır düşünmemiştim!
C: Ya da düşündün, ama sadece onu bu şekilde algılamıyorsundur? "

Bu "an" ile ne anlatılmak isteniyor bakalım,
K.lar buradaki "an" ile belirtilen zamanın bizim lineer zaman dışında bir özelliği olduğunu vurguluyorlar yani var oluşun tümünün uygulandığı ve bizim kısıtlı lineer bilincimizle belirli bir sondan sonra başka oluşumlara yönelindiği kavramından başka bir şey,

Kanaatim ,buradaki olayın "Brahmanın nefesi" de denen, sarkaç hadisesi olarak da tanınan yahut tanrının nefes alıp vermesi şeklinde sufi bilgilerindeki gibi bir kavramla anlamaya çalışmalıyız ben buna "olmak veya olmamak" "bir varmış bir yokmuş" deyimlerindeki anlamları katıyorum,

Burada dikkati çeken akla getirmemiz gereken husus her nefes vermede var oluşun aynı olmadığı ,bir evvelki oluşumlarla nefes alınca toplanan oluş zenginliğinde kazanılmış olan hasletlerin bu yeni olmakta olanda devreye gireceği ve bambaşka mozaik görüntünün sergilenebileceği bir durum olduğunu belirtmeliyim, tabiidir ki bu bir görüntü mü başka aklımıza gelmeyecek bir şey mi onu bilemeyiz,

Doğrusu evvel yazdığım dörtlükleri burada yeni yorumlar için getirmeyi düşünmemiştim görüldüğü gibi bu aralar sık yapmaktayım,

25.05.2006
Ayrılık mozaiği bütün eseri
Bütünün feryadıdır gel gel sesleri
Bu gelgitler olmasaydı eğer
Bütün kum gibi dağılır kalmaz bir değeri

Anlayın her dönem bir sarkaç seferi
Böylece var olan gider bir ileri geri
Brahmanın soluklanması da denir buna
Ama daima gidilir oluşandan ileri

--------------------------------------------------------------------

C: Aynen öyle! Daha hiçbir şey görmediniz!
S: (L) Aman tanrım. [Kahkaha]
(Joe) Bize koronavirüsün küreselleşip bir sürü insanın ölmesi, yani GERÇEK bir salgına dönüşmesi ihtimalini söyleyin.
C: Düşük.
S: (Joe) Ben de öyle düşünmüştüm. Başka birşey olacak.
(L) Ama kapıda bekleyen gerçekten ciddi başka bir tane olmadığı anlamına gelmiyor bu.
C: Evet

-------------------------------------------------

Şu anda içinde bulunduğumz korona virüsü hakkında ,

Son derece etkin önlemlerin Çin de ve diğer ülkelerde ve özellikle Ülkemizde alınması yanında alınan haberler özellikle Çinde vakaların azaldığı, yayılış hızının tamamen kesildiğini öğrenmekteyiz bu sevindirici ve K celselerinin verdiği bilgiye uygun olduğunu göstermekte ,

Bu durum yani bu azalış sadece alınan keskin tedbirlerin sonu mudur yaksa başka sebepler var mı

Var sayım olsa da biz konuyu başka yönlerinden değerlendirme görüş genişliğine haiziz ,

Zira dünyada ve evrensel oluşta varlıkların var oluşa katkıları olduğunun bilincindeyiz yani bu işler bir merkezden değil bütünlüğün 7Y nin her yoğunluktaki varlıkların yarattıkları ile var oluşu ile genelleştiren oluşturan bir özelliktir,

Şu veya bu sebeple varlıkların ortama etki ettiren değişken çekim dalgaları gönderdiğini"psişik aural enerji alanları"yarattıklarını biliyoruz insan bağışıklık sistemi dediğimiz bedensel fonksiyon bu durumdan azade değildir yani bu işin içinde etkendir,

Biliyorsunuz insanların bedensel kalitelerini arttırmak ve hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek tedbirler alması istenir ve bunun bir yolu da aşılardır ve korono virüs için aşı çalışmaları başladı ama neticesinin uzun olacağı söylenmekte, peki aşı bulunmadan Çindeki bu baştan anormal derecede bir hızla yürüyen ve şimdi aynı hızla vaka azalışını sadece tedbirlere mi bağlamalıyız hayır,

Ortaya getireceğimiz başka tesirler var ,"100 maymun deneyi"ve etkileri, dostların büyük kısmı bunu bilmekte ama henüz bilmeyenler için,

https://www.huseyinsayin.com/yuzuncu-maymun-deneyi-the-hundredth-monkey/

Bağışıklık sistemi bu etkiler ile yüz maymunu oynayacak ve oluşmakta olan evrensel "psişik aural enerji alanı" aşısı ile korona virüsü hızını kaybedip yok olacak,

Var sayımın tutması dileği ile ,ama siz yine de tedbirlere riayet edin,

07.06.2005
Duydunuz mu Pauli macerasını
Eğitilen bir maymunun davranışlarını
Yüz arkadaşına öğretildikten sonra
Dünyadaki tüm maymunların uyguladıklarını

Bu izahat acaba neye uyar
Her şeyi sonsuz bir küreye koyar
Şu söze kulak verelim
Kanat çırpsa bir kelebek , evren duyar

Yedinci yoğunluk açılımlarını şimdilik bitiriyorum.


Edited by - Tgur on 18/03/2020 08:04:07
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2020 :  09:04:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
SINIRLANMADA DEBELENME

S: (L) OK. Tecrübe ettiğim duygulardan biri şuydu: 3.Yoğunluğun deneyimlerinden ve negatif enerjilerinden artık gına gelmişti. Ve sonraları düşündüm ki bu artık yeter duygusu, mutlak bir his olarak, içinde bulunduğumuz tuzaktan çıkış yolunu bulmak isteyen biri için temel güdülerden biriydi. “Bunun dışına çıkmak istiyorum!” Bu da, bahsettiğiniz “Doğa” nın bir parçası mı ?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir grup insan…
C: 3. Yoğunluğun sınırlarının gereksizliğini gördüğünde bu demektir ki mezun olmaya hazırsındır. 3. yoğunluk hayatı içinde debelenenlere bak.
S: (L) Gerçekten bazı insanlar aşırı maddiyatçılığın içerisinde debeleniyorlar. Bir de bir başka tür var, daha zor farkedilen bir şey, büyümelisin ve aydınlanmalısın söylemiyle ilintili; lakin böyle kişiler de nasıl aydınlanılır konusunda kendi yarattıkları ilüzyonlarının perdesinin ötesini göremiyorlar ve bu ilüzyon da bir debelenme.
C: Debelenmenin bir çok çeşidi vardır.
S: (L) Farkettiğim şeylerden biri de şöyle söyleyen türde kişiler: “Bu benim SON enkarnasyonum! Falanca falanca guru söyledi!” Ve bu gurular da, böyle şeylerin bilinebileceğini sanan takipçilerinden aldıkları methiyelerin zevki içinde debeleniyorlar.
C: Bazen, ama genelleştirme, bazen haklılar!!!
S: (L) Tamam, genelleştirmeye çalışmıyorum.
C: Genellikle bu debelenmenin işaretlerinden biri, bu tür kişilerin 3. yoğunluğun bariz tuzaklarından ve sınırlandırmalarından kendilerini rahatsız hissetmemeleridir.
S: (L) Peki, bu çok şey anlatıyor. Listedeki sorulardan biri de, bir çok sümer çizimi ve yazısında, Tanrılar’ın, Anunaki’nin, okyanusun dibinde yetişen bir bitkiyi yedikleri tasvir ediliyor ve bu bitki de sonsuz yaşamın kaynağıymış.
C: Saçmalık! Sonsuz yaşamın kaynağı varoluştur!
S: (L) Tamam, buradaki asıl husus bu varlıkların yedikleri ve onların yeteneklerini aşırı seviyelere çıkartan bir tür alışılmadık ve farklı bir gıda olduğuydu…
C: Tamamen yanlış ve senin bunu bilmen gerekir. Tüm sözkonusu “özel güçler” fiziksel olmayan kaynaklardan gelir!!!

S: (L) Carlos Castaneda “Kartal’ın yayılımları”ndan bahsediyor, kanımca Kartal varlığı, tüm yoğunlukların içinden aşağıya doğru yayılan Baş Yaratıcı. Ve “görebilen” Nagual da, Kartal’ ı büyük, siyah ve beyaz bir nesne olarak görüyor. Onlar kaynağı mı görüyorlar, yoksa farklı bir yoğunluktaki bir şeyi mi görüyorlar?
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.

S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.

-----------------------------------------------------------------
Şu aralar KH de bulunan bizler tamamen debelenmekteyiz Korona virüsü ile yaşamımızın tehlike altında olduğunu ortaya çıkaran mevcut illüzyona bağlı debelenme, bir numaralı konumuz,

Buradaki bahsi geçen illüzyon sınırlama nedir, bu hayattan kopmamak KH güçlerinin hallaç pamuğu gibi attığı hayatı tehlikeye attığı ama aynı zamanda fark ettiğimiz aynı gemide bulunan ve bu dünya gerçeğine ve zevklerine sıkı sıkı yapışıp bırakmak istemeyen illümunati diye tanımladığımız KH elçilerinin telaşı,

Bu telaşın neden olduğunu son celsede anladık ,ortaya koydukları senaryo terse dönüp onları da yakacak, yani defalarca bahsettiğimiz bağışıklık kazanmış bireylerin çoğunluğunun FTR yoluyla ortaya koydukları ve koyacakları "psişik aural enerji alanı" pozitif yöne doğru kaymakta ,

Tiranların ,demokrasi uyguluyorum diye kuzu postuna bürünmüş kurt diktatörlerin ,emperyalist heveslilerin hiç de istemediği olayların çıkabileceği fark edildi ve ne yapacaklarını nasıl yapacaklarını pek tahmin edemiyorlar ,

Ama bizler bilgide gelmiş olduğumuz ve inanmış olduğumuz fenomenlerin sadece bu dünya yaşamında kilitlenmediğini buranın tekamül kademelerindeki bir istasyon olduğunu ve ortamın çiçeklerle bezenmiş gibi görünen halinin arkasında 4KH nın şeytani yüzünü ve yapmak istediklerini artık fark ettik ,bu muzzam bir kazançtır ,bunu idrak edenlere,

O zaman ne yapacağız intihar mı edeceğiz gibi düşüncelerin dolaştığını hissediyorum veya bekliyorum hayır, o yolu tercih etmek konuyu anlamayan dersini hazım etmemiş kişilerin işidir yaşamaktan kendi eliyle kaçmak ,onun nasıl badireler doğuracağını hepimiz bilmekteyiz,5 Y deki çizilmiş hazırlanmış kaderi programı terk etmek eksik bırakmak demektir karmik hadise devam eder yani bu KH dünyasında yeniden bedenlenmek veya en baştan başlamak gibi neticeleri vardır,istisnalar olsa da ,

Yukarıdaki alıntıladığım celsede Laura depresyondan şikayet ediyordu ve karşılıklı sorgu cevaplar bundan çıkılmanın detayları üzerinde idi diğer konuları atıp bu bölümü almamdan amacım bu 3Y debelenmenin irdelemesi için idi ,

Görüldüğü gibi konu kişinin bu sınırlamadan kurtulması bilgiyle genişlettiği zihninde yeni algı evrenleri yaratmak ama sahte veya hayali değil bu yolla gelinilmiş noktalarda bu maceranın ileride nasıl seyredeceğine dair inancının sağlamlığı ile oluşturulan bir şekilde,

Ben bu alanda beş duyumla gördüğüme inanırım diyenlere bir şey söyleyemeyiz, israr etmeyin gördüklerini yaşasınlar,

Sonuçta zamanın an ile tanımlandığı ortamlarda nasıl olsa onları da ikna edeceğiz ,zira beraberiz..



Edited by - Tgur on 27/03/2020 13:34:10
Go to Top of Page

Gaia


116 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2020 :  14:11:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şu virüs muhabbeti insanların içerisindeki motivasyonların ne yönde olduğunu ortaya çıkaran bir ifşa gibi geliyor bana. Kimi insan sistemin sürdürülebilirliği için adeta savaşırken kimi insansa eskinin yükünü bırakıp yeniye merhaba demeye hevesli bir modda ilerliyor. Kendi bireysel subjektif gözlemlerimden gördüğüm manzara bu. Bana kalırsa ilerleyen süreçte bir çeşit kutuplaşma yaşayacağız gibi geliyor. Saflar keskinleşecek ve ak ile kara kendini belli edecek gibi... Aktarımlar için teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2020 :  18:55:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben de teşekkür ederim Gaia.:))
Go to Top of Page

bona fide


446 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/03/2020 :  20:35:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
oryondan bildiriyorum ben ayşe; yeryüzündeki dengesizlik had safhaya ulaşmıştı ve sizler beklerken çok sıkıldınız üzüldünüz... artık geri sayım başladı

s)- neyin geri sayımı
o)- kh lerin gücünün elinden alınması
b)- bu nasıl olacak
o)bekleyin
l)heralde fedin ve onun denetimindeki global şirketlerin dolar rezevrlerine rağmen çökeceğini demek istiyor
o)evet dostlarım evet
ş)ozaman dans
(foruma kh den sızıntı yapan bona fide bildirdi)

korkarım bende debelenen güruhtayım piyasada sigara kalmazsa ne yaparım bilmiyorum annecim babacım dehşet bişey bu, stokta yapamıyorum başka tiryakiler ölmesin.. vefa paçalarımdan akıyor
sevgili tgur paylaşımlarından birinde vurucu açıklamalarınla yeryüzünde en az kh olmak gibi lüksümün olamayacağını anladığımdan beri saldım sadece heyran heyran okuyorum seni
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/03/2020 :  08:52:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgiler kardeşim,
Ben de domatesimi deterjanla yıkayıp gazetemi dezenfektan ile temizlemeden okuyamıyorum ,lakin çatlaklardan gözümüze vuran ışıktan kaçmayıp aldığımız bilgilerle manalandırmayı yol edinmiş gibi gözükenlerdenim yani omuz omuza "delilo delilo hayrani"oyununu oynuyoruz bakalım davulun derisi ne zaman patlayacak..

https://www.youtube.com/watch?v=sutbRBGf6X4


Edited by - Tgur on 30/03/2020 09:18:38
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 39  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,52 saniyede oluşturuldu.