Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 41

ogenezis


103 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  00:28:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal 60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..

Go to Top of Page

Aoibheann


280 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  08:50:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal 60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..





Kronik migren hastasıyım. Pek çok etken var, uykusuzluk, açlık, stres, mideme dokunan bir şey yiyip içmek, sigara dumanı, ağır kokular, özellikle kızartma tarzı besinler yediğimde oluyor sanırım. Ya da baharatlı. İlaç almam ve uyumam gerekiyor ama ilaç almak istemiyorum çünkü artık etkisi azaldı. Yavaş yavaş iğnelere geçmeye başlıyorum. Anne tarafından genetik miras.

Kedicik(ismi ne bilmiyorum) istemediyse bir sebebi vardır. :)

"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi
Go to Top of Page

Tgur


1335 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  08:52:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İLLÜZYON ANALİZİ KONUSUNDA İLAVELER I

Bu araştırmayı ve yorumlamayı geçen sene yapmıştım zaman geçti değerler değişmiş olabilir diyerek başka konulara önem vererek hep erteledim şimdi biraz göz gezdirince değişen pek fazla şey olmadığını gördüm bunu verdikten sonra devamını daha sonra vereceğim,

İllüzyon, üstünde neler var dedirtecek kadar ve her tarafından incelenip daha sonra gerekli bilinç tatmini olunca terk edilmesi gereken önemli bir konu ,

Analizi yaparken başlık olarak verdiğim doneler üzerinde biraz daha durmam icap ettiğini anladım,her ne kadar bu "alt yoğunluklarda fazla zaman kaybetmeyin ilgi ve bilginizi üst yoğunluklara yöneltin" dense de bazı konuların üzerindeki sis tabakasını kaldırmak ve üstte olanlara daha temiz ve temellenmiş bir zihinle bakmak ileriye bilgisel gidişi hızlandırır,

Evvela ömür üzerinde duracağım ,biliyoruz ki kısa döngü başladığında zaman denen olgu yaşamın büyük kısmını ilgilendiren bir husus haline gelmiştir ,yani diğer yoğunluktan bihaber bilinç bu yaşam ortamında yaşarken fiziğin zevklerinden azami istifade için uzun ömürleri devreye almıştır ,K.ların bahsettiğine göre atmosfer ve bazı doğal şartlar, kozmik olaylar da uzun ömürlere ortam yaratmıştır ve bilindiği gibi döngünün başlangıcında bazı insanların uzun ömürlerle anıldıklarını efsanelerden aktarılan rivayetlerden öğrendik ,sonra neden kısa ömürlere geçildi ,

Nuh Tufanından sonra atmosferik dünya şartlarının değişmesi ile beraber olduğu tahmin ediliyor(zira bu tufandan sonra 6 milyarlık nüfus bir iki milyona inmiştir),

Her ne kadar dünya ve atmosferik şartların değişimine uygun durumun kısa hayatlara mecbur bırakacak bir hale geleceğini var sayarsak da deney konusunun da devam ettiğini unutmamak gerek,uzun hayatlar yoluyla elde edilemeyen değişkenliğe bağlı tekamül belki de kısa hayat tarzının devreye konulmasıyla değişik bir gözlenmeye tabi tutulmuştur, bundan evvelce bahsettik ,diğer yandan,

Zevklerin veya bu dünya yaşamı mutluluğunun özsel itilim dışında kalan KH kısmı tatmin denilen bir bitiş ile karşılaşır yani bıkkınlık başlar bunu telafi etmeye yönelik davranışlar eğer özün sesini değil zevklerini sonuç ve her şey gören kısmını dinlerse KH nin kök noktalara, kara deliğe doğru gidişi sergilenir bu da tahminimce uzun ömürden vaz geçip kısa ömürü seçmek ve 5. yoğunluğa sık sık gidip bir ilerleme peşinde olmadan başka bedenlerde bu dünya yaşam zevklerine tekrar dönüşü ortaya koymuştur ,yani dünya macerası başka kulvarlarda başka KH seçimleri yaparak yürüsün istenmiş,bu husus rehberlerin o bahsettiğimiz meclisler mensuplarının ruhsal ilerlemeyi teşvik ve tavsiye etmelerine rağmen seçim işinin serbestliği ve müdahalesizliği ile devreye konmuştur,

Yankı odalarındaki o rahat ve konforlu yaşantıyı terk etmek istemeyenlerin genel seçimi,

Bu seçim şekline bermutad beden de iştirak etmiş ve seçilen bu kısa ömürlerle ve dünya yaşam isteğinden maksimum faydalanmak maksadı ile biyolojik saat ve organların ona uyumlu faaliyeti devreye girmiştir uyku esnasındaki diğer üst yoğunlukla kısa temas ve beden işlevlerin adeta şarj edilen bataryası tükenmiş bir cep telefonu gibi bu yolla tekrar güç kazanması sağlanmıştır ,bu nedendir diye sorguladığımızda yani bu güç kazanma niyedir diye baktığımızda ,mevzu bahis olan sadece fizik beden değil onunla beraber olan ve birle bağlantısı hiç kesilmeyen ruhsal faktörün fizik dışında da arayışı olduğunu ve bu bağlantıyı hiç kesmediğini kesmek istemediğini düşünmek icap eder,
Günümüzde uzun ömürleri sürdüren Quorum mensubu kontrol edicilerin olduğunu da unutmayalım simyacılar,

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Quorum ve İlüminati'ye dönecek olursak'
C: Quorum çoğunlukla dünyadışı; İlüminati çoğunlukla insan.
S: (L) Quorum'u daha önce'
C: Birleştir; bütünün iki yarısı.
S: (L) Daha önce Quorum'un Kasyopyalılarla, yani sizinle, yani iyi varlıklarla bağlantı halinde
olduğunu söylemiştiniz. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) İlüminati ise Kertenkele varlıklarıyla bağlantılı olarak tanımlanan Yılan Kardeşliği ile ilişkili, değil mi?
C: Yakın. Ama o kadar basit değil.
S: (L) Eğer Quorum iyi adamlar ve İlüminati de kötü adamlarsa ve her ikisi de masonluğun en üst seviyesini temsil ediyorsa, buradaki hikaye nedir?
C: Şimdi önce bir daire veya döngü hayal et ve devam etmeden önce bunun üzerinde biraz düşün.
S: (L) Tamam, şu anda dönen bir daireyi düşünüyorum.
C: Dairedeki iki yarı, pozitif ve negatii temsil ediyor. İki yarı

-----------------------------------------

S: (RC) Ve birlikte olduğum adam öldü... (L) İlginç... Pekala, konuyu değiştirelim. Oak Adası'n
daki çukurdan bahsederken benden bu konuda bazı araştırmalar yapmamı istemiştiniz ve elde ettiğim sonuçlara göre bu işin sorumlusu simyacılardı. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) İlgili simyacılardan biri Nicholas Flamel miydi?
C: Evet.
S: (L) Pireneler'de bir yerde yaşayan, dışarıya kapalı bir grup simyacı olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, önceki bir celsede "Quorum" olarak bahsettiğiniz grup mu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu simyacılar ömürlerini ve fiziksel sağlıklarını arttırmak için David Hudson'un bahsetti
ği gücü mü kullanıyorlar?
C: Ve kontrol için.
S: (L) Bu kapalı gruptaki insanlar resmen yüzlerce, hatta binlerce yıl yaşıyor mu?
C: Açık.

------------------------------------

S: (L) Andromedalılara göre “bizimkine en yakın 8 galakside 135 milyar insan bulunuyor. Başka ırklar da var. Bu ırklardan bazılarının insan ırkıyla pek çok çatışması var ve çatışma sürüyor. Ama bu sorunu hafifleteceği umulan bazı gelişmeler de var...”
C: Mevcut konumunuzda, mevcut fiziksel formunuz üzerinde gelişmiş biyogenetik mühendislikle çeşitli ayarlar yapıldı. Bu devam eden bir süreç.
S: (L) Burada şöyle diyor: “dünyadışı ırkların pek çok üyesi 1000 ile 1500 yıl arası ortalama bir ömre sahip.”Siz 4. yoğunlukta bu tür ömür sürelerinin olabileceğini söylemiştiniz. Ama burada şöyle diyor:
“Andromedalılar ortalama olarak 2007 yıl yaşar. Onların zamana bakışı bizimki gibi değildir. Hakkında birşeyler bildiğimiz ve bilmediğimiz herşeyden oluşan evrenimizin 21 trilyon yıllık bir hologram olduğunu söylerler. Evrenimizdeki bütün maddenin karadeliklerden geldiğini söylüyorlar. Tüm galaksilerin altında, herşeyin geldiği bir karadelik olduğunu söylüyorlar.” Galaksimizdeki herşey bir karadelikten mi geldi?
C: Yavaş! Bekle bir dakika! “Yıl” terimi 3. yoğunluk insan türüne özgü bir kavram.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, burada yazan herşey gülünç mü?
C: Hayır, hepsi gülünç değil. Bazıları olabilir, ama hepsi değil.

---------------------------------------------------------

Hiyerarşi doğumu,
3B sınırlarında veya KH manipulasyonlarını da devreye alırsak insan varlıklarının yaşamsal tabloda en ehemmiyet verdiği ve yaşarken bu yüzden karmalar yaratıp ödentiler makasadıyla uzun enkarnasyonlar geçirmeye mecbur oldukları önemli bir illüzyon,

İşin içinde haksız kazanç elde etmeler, insanların yaşamlarını karmakarışık ve ızdıraplı yollara sürüklemeler ,kendini ilahlaştırıp bunun etkisiyle ıtaat etmeyi adet ve hatta mecburiyet zanneden toplumu şekilden şekile değişen anormal ve kısıtlı yaşam koşullarına bırakmalar,velhasıl şu an ülkemizde bir nevi akıl tutulmasına maruz kalmış toplumun seçimleri ile yaşadıklarımız dersek fazla uzatmamıza gerek olmadan hali hazır bir gerçeği açıklamış oluruz,

İnsanların bu hali istemelerini ruhsal yönden nitelersek, rehberlerin ve ruhsal yükselişe ve olgunluğa geçmiş yaşlı ruhların durumuna gıpta etme ulaşma isteğinin fizik aleme yansıması olarak da belirtebiliriz, tabiiki bu aleme yansıyan her bu tip anlayış gayret etmeyi esirgeyen yani çalışmadan sorgulamadan kendini yetiştirme yollarına girişmeden kolayca uygun makamlara yerleşme gibi narsist bir uygulama sahası bulur yani kendine yönelik yüceltmeyi bir KH uygulaması olarak ayırımın en katı çizgilerini çeken bir birey haline getirir ve toplum eğitim veya başka yaşam düzenleyici örf adet din kanun gibi usullerle bu yola adeta mecbur bırakılır ve bu da yaşamın en tabii uygulaması halinde zihinlere kazılır,

Günümüzdeki "para babaları" uygulaması bu temeller ve üst KH mensupları teknolojik yardımları ile bahsi geçeni başarmış ve yankı odalarında hapsi en kolay yaşam şekli seçen insan topluluğu dünya nüfusunun çoğunluğunu teşkil etmektedir,

Hiyerarşi hakkında K. aktarımları,

------------------------------------------------
S: (L) Siyahlar genel olarak, kayıt edilmiş olan tarihin büyük bölümünde neden bu kadar ilkel
bir zihin kalıbıyla ve bu kadar ilkel koşullarda yaşayageldiler?
C: Modern etkileşimlerden yalıtım.
S: (L) Neden?
C: Karma. Gaddar hiyerarşik eski toplum yapısının cezası.
S: (L) Siyah insanlar Kertenkeleler tarafından beyaz insanlar kadar sıkça kaçırılıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda neden yok denecek kadar az şey duyuyoruz?
C: Genel olarak siyahların kültürü hakkında çok az şey duyuyorsunuz.
S: (L) Siyahlar kendi kültür yapıları içinde dünyadışılardan ve kaçırılmalardan haberdarlar mı?
C: Daha az farkındalar ve daha az tartışıyorlar.
----------------------------------------------------------------
C:1nci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.

-----------------------------------------
Hiyerarşinin bulunduğumuz ortamda etkin olduğu "bürokrasi" denen önemli bir illüzyon daha var ,bunu yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan döngüsü ile izah edebiliriz ve toplumun yüzde yetmişbeş yaşantısını kaplayan bir durumdadır ve insan bunun içinde yaşamayı en tabii bir olgudur düşüncesi ile devamlı destekleyip büyütmektedir sınırlama beklenti ve arzulu düşünce üçlüsü bu davranışın besleyici kaynaklarıdır ,idareci liderler ve bunlara bağlı olup müeyyide sopasının etkisi altında yaşamak durumunda olan insan gurupları kendi içerisinde de ufak hiyerarşik kısımlar yaratıp bürokrasi dediğimiz bu illeti, illüzyonu devamlı büyütme yolundadırlar,bu konunun en yakın şahidi olarak yaşamaktayız fazla üzerinde durmam lüzumsuz ama benliğimizi bunaltan faktörlerin üzerindeki sis bulutlarını atıp hür olma farkındalığı için bilmek gerekir,

Bununla nereye gideceğiz ne tavsiyen var şeklinde sorgulamalara, doğaya hayvana insana zarar vermeden elinizden geldiği kadar bu mantık dışı büyümüş palazlanmış bürokrasiyi parçalayıcı yok edici davranışlarda bulunun derim ,

Misal , boğazınızdan kesip mecburiyetle masum bir vatandaş olarak verdiğiniz vergileri birileri umursamazca ve hatta Cumhuriyetin temellerini yıkmak ,ülkenin en zor şartlarda kan dökerek elde ettiği ilkelerini hürriyetini yok etmek için usuller bulup adeta işgalci gibi barbarca harcamaktalar ve kişinin rahatını katiyen düşünmeyen "halka karşı devlet" pozisyonunda uygulamalarda bulunuyorlar ,işte bürokrasi içinde bulunup bu düşüncesizlerin tiranların ekmeğine yağ sürecek olgular varsa fark ettiyseniz görmemezlikten gelin yapmayın..

Tabii ki bu hususta çok dikkatli davranmak gerek bir vergi memuru iseniz kanserli bir hastayı iyileştirecek uygun ölçülerde bir hastane yapımı için o para toplum için gereklidir ama garantili hasta sayısı sınırlanması ile anlaşması yapılmış ve yapımına bin bir hile avanta girmiş ve sonuçta yeterli hasta sayısına ulaşılmayacağı gerçek olacağı mutlak olan bir uygunsuz uygulamada rol alacak biri iseniz işe girişmeyin gerekirse mani olun
Böylece ne tavsiye ettiğimi ve dürüst çizgilerde kalmak icap ettiğini hassasiyetle belirtiyorum,

Bakın bürokrasiyi parçalamak için K.lar rüşvet diyorlar, zira Arkadiusz'un orada bulunmasının o ülkeye faydalı olacağından bahsediyorlar, terazinin ağır basan bölümünü görebilmek,

----------------------------------------------------------

S: (L) Meksika'ya gidiş için gerekli hazırlıkları yaptık ve görünüşe göre tek sorun Ark'ın vizesini zamanında alamayabilecek olmamız. Bu işi nasıl hızlandırabileceğimizle ilgili bir tavsiyeniz var mı?
C: Bunu Meksika konsolosluğunda hızlandırın. Durumu açıklayın; ekonomik gelişim.
S: (L) "Ekonomik gelişim" derken?
C: Arkadiusz'un orada bulunması ülkeleri için faydalı olacak.
S: (L) Bu işe yaramaz! Oradaki adamlar bize herhangi resmi birşeyden veya konferanstan, fizikçi olmaktan
veya bir üniversiteyle bağlantılı olmaktan bahsetmememiz gerektiğini, yoksa bir sürü bürokrasi ağına
takılıp işin içinden çıkamayacağımızı söylediler! Ve sadece bir turist olduğun dışında herhangi birşey
belirtirsen asla vize alamazsın!
C: Eğer öyle diyorsan.
S: (L) Adam bize öyle söyledi. Hem de iki kere.
C: O zaman onunla yeniden konuşun.
S: (L) Sinirlenmeye gerek yok. Sadece vizenin zamanında çıkmasına çalışıyorum. Bunu yapmanın bir yolu var mı?
C: Rüşvet.
S: (L) Tamam, gerekirse birine rüşvet veririz. Kime rüşvet vermemiz gerekiyor?
C: Xavier.
S: (L) Artık o kimse! Meksika yolculuğuyla ilgili başka birşey? A--- burada güvende olacak mı?
C: Evet.

--------------------------------------------------------

Sanatçıların narsizmi de bazen özel bir illüzyon doğurur ,fanların taparcasına gereğinden fazla büyüttüğü çeşitli sanat dalındakiler aşırı mağrur ifade ve davranışlarla toplumda lüzumsuz bir ayırıma yol açarlar bu hem o sanatçının kendini ilahlaştırması ve sebep olan kişilerin de itaat altında olmaya alışmış bir varlık bilincini geliştirmesi yönünden gereksiz ve yaralayıcı bir illüzyondur, ayırımın kalın çizgilerle çizilmesine de yardımcı olur,

Sanatçıların insan psikolojisindeki etkilerini tabiiki bu narsist olumsuz davranışları tek örnek olarak veremeyiz ,yani burada kalamayız zira faydalı etkileri de çok çok fazladır,

Sanatçıların ruhsal yükselişe ve insan idrakinin mozaik oluşumu anlatma yolunda yaptıkları çabaları bulunulan ortamda insan bilinç takıntıları yaratan davranışlarını esnetme ve zihni üst çalıştırma yolunda oldukça etkilidir, Picasso Salvador Dali ve onlarla beraber bu tip değişik çizim ve faaliyetleri sergileyen sanatçıların ortaya döktükleri eserler incelendiğinde soyut görünüşleri somut hallere alışmış bir zihni alışılagelmiş sınır ötesine taşır bu da ruhsal yükselmeye doğru bir başlangıçtır, zira olayın özünde olağan üstlere yönelmek var,

Anlattıklarımızı bir nebze destekleyen ama daha çok sembolizmaya takılmış bilinç hallerinin üst bilince yönelip yönelmemesi ,

-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu Dünya Değişimleri (Earth Changes) konusunda en ünlü kahinlerden biri Edgar Cayce. Ama
kehanetlerinden bir çoğu doğru çıkmadı gibi görünüyor. Örneğin Atlantis'in 1969'ta tekrar yeryüzüne
çıkacağı kehanetinde bulunmuştu ama çıkmadı. Ama Bimini sahili açığında çeşitli yapılar keşfedildi ve pek çok kişi bunların Atlantis'in kalıntıları olduğunu düşündü. Bu yapılar görünüşe göre gerçekten o tarihte kumlardan çıktı.
A: Sembolizma biçimlerinden birine örnek.
S: (L) Bu sembolizma örneği, Güney Karolina'da kaybolan iki küçük çocukla ilgili söylediklerinize de
uygulanabilir mi?
A: Evet.
S: (L) O sembolizmaya göre siz olayı 3'üncü yoğunluktan 6'ncıya kadar olan kavramlarla okuyup sonra tekrar 3'üncüye çevirip yorumladınız. Genel hatlarıyla doğru olmakla birlikte 3'üncü yoğunluktaki kesin ayrıntılar bakımından sonuç hafifçe farklıydı. Bu şekilde mi?
A: Konunun öğrencilerinin %99.9'u bunu anlayamazdı. Bu kişiler üst boyutlardan gelen bilgileri hep kelimesi kelimesine 3'üncü yoğunluk anlayışına çevirmeye çalışıyor. Örnek olarak bir sanat galerisine giden ama bu işin acemisi olan birini düşünün. Soyut resimlere bakıyor ve "Birşey anlamadım." diyor.
S: (L) Ama somut çevirileri veya en azından birşeyleri somutlaştırma çabalarını kötülemeyelim. Ben gerçekçi sanat eserlerinden hoşlanırım. Sanatsal tercihlerimde gerçekçiyim. Ağaçların ağaç gibi görünmesini,insanların iki kol ve iki bacağa sahip olmasını isterim. Dolayısıyla tahminlerimde de yeterli düzeyde somutluk ve gerçekçilikten hoşlanırım.
A: Bazılarında sorun yok ama dikkat et yoksa "Kaliforniya okyanusa batacak" kehanetini her zaman
Kaliforniya'nın gerçekten okyanusa batacağı şeklinde yorumlarsın.
[Ç.N.: Celsenin bu noktasında F---, T--- ve Laura arasında Kaliforniya kehanetine dair bazı yorumlar dile getiriliyor. Atlandı.]
S: (L) Bu kehaneti aynen söylendiği şekilde gerçekleşecekmiş gibi düşünmememiz gerektiğini anlıyoruz. Yani duyduğumuz kehanetlerin ardında daha büyük şeylerin olduğunu mu söylüyorsunuz?
A: Evet.
S: (T) Peki bize verdiğiniz tahmin ve kehanetleri doğru anlıyor muyuz?
A: Kısmen.
---------------------------------------------------------

Eserlerin uygulanmasında analog ve digital uygulamaların etkisi hakkında önemli bir pasaj,

------------------------------------------------------------
Bu ve bunun gibi pek çok paradoksal fenomenleri araştırdığımda bunların her durumda dijital kayıtların
kullanımıyla ilgili olduğunu buldum. Bunlar dijital kayalardan yapılmış vinil kayıtlardı (ve sonra da CD’ler). [4] Aynı eserlerin bazen aynı sanatçılar tarafından icra edilen analog versiyonlarını denediğimde pozitif tedavi edici etkiler tekrar ortaya çıkıyordu. Dijital süreçle ilgili “yanlış” birşey olduğu konusunda hiçbir şüphe yok gibiydi. Görünüşe göre dijital kayıt tekniği yaşam enerjisini artırmamakla ve stresi azaltmamakla kalmıyor, tam ters bir etkiyle stresi artırıp yaşam enerjisini azaltıyordu. Duygusal akupunktur sistemi üzerinde şiddetli olumsuz bir etki yapan bir tür mekanizmayla, dijital süreç bir şekilde müziğin tedavi edici etkilerini tersine çeviriyordu!
C: Eğer kişi bir 3. yoğunluk etkisine bağımlıysa, analog en iyisidir. Eğer daha üst veya “başka” alemlere
temas etmeye çalışıyorsa, dijitalin bu etkiyi yapması daha muhtemel.

S: (L) Yani bir kişiye ilaç veya ona benzer birşey verir gibi 3. yoğunluk birşey istiyorsan, kişiye gerçek fiziksel titreşimleri aktaran analog tip kayıtları kullanırsın. Ama eğer başka alemlere veya yoğunluklara özgü etkiler meydana getirmek istiyorsan dijital daha iyi. Örneğin eğer hayaletlerin ses kaydını almak istiyorsan ve hayaletli bir eve bir kayıt cihazı gibi birşey bırakırsan, bu ciddi bir yoğunluklar-arası enerji türü gerektirir bence. Mekanik. Yani analogda mekanik etkiler meydana geliyor. Dijital çok incelikli,
elektromanyetik olabilir...
(Joe) 3. yoğunluk dışı şeyler iletmek için kolaylıkla kullanılabilir.

--------------------------------------------------------------------

İnsan üzerindeki savaş hakkında ,insan üzerindeki mücadelenin yani fizik bedendeki uğraşıların üzerinde oynamak deney yapmak uğrunda bir uygulamanın yapıldığı bilgisini açan bölüm,

----------------------------------------------------------

S: (L) Önceki bir aktarımın bir noktasında Kertenkele varlıklarının kendi "beslenme" amaçlarına yönelik
olarak bir savaştan sonra insan ırkını değiştirdiği belirtilmişti. Bunu biraz açıklar mısınız?
C: Bu varlıkların sizin varlığınızı tamamen kontrol etmeleri mümkün değildi. Eğer öyle olsaydı, ırkınız
gerçekleştirdiği şeyleri gerçekleştiremezdi. Kertenkele varlıkları kendi çıkarlarına uygun olarak insan
varlıklarının fiziksel yapısına müdahalede bulundu. Daha önce söylediğimiz şeyi hatırlayın. Bu düzlemde deneyimlenen zaman döngüsüne de müdahale edilegeldi. 74 bin yıldır gelecekteki bir noktaya yönelik olarak kendileri için faydalı olarak algıladıkları koşulları oluşturabilmek için zamanda geri ve ileri giderek müdahalelerde bulunuyorlar. Bunu yaparken zaman döngüsünde askıda kalıyorlar. Onların, sizin ölçünüzle bir saat olarak algıladıkları süre 74 bin yıl kadar uzun olabilir.
S: (L) Yani burada bulunuşları 300 bin öncesine gitmiyor?

C: Kendi çıkarlarına uygun olan koşulları asıl olarak 309 bin yıl önce kurdular ama bu belirttiğimiz 74 bin yıllık belirli süreç içinde koşullara daha önce belirttiğimiz şekilde müdahale ediyorlar.

-------------------------------------------------------------

Günümüzde savaş yaparak yaşamayı düstur edinmiş bir anlayışın hala kaybolmadığını ve bunun için dünya yaşam mentalitesindeki kurgulanmanın ekonomik düzen ve düzensizliğin bu yolla manipüle edildiğinin ve huzur ve doğal bir yaşam sürebilmek için her elde mutlaka bir silah olması gerekliliğinin ne kadar ilkel ve 2. yoğunluk ilkelerinin insan zihin mecrasından temizlenmediğinin bir ifadesidir,

Yani insanlık gerekli ruhsal kademesine gelememiş hala eski hayvansal dürtüsünü kendine yol ve vazgeçilmez bir yaşam şekli yapmış, vahşi yaşamını buna kilitlemiştir ,seçimi BH yolunda yapmak bu ortamda yaşayanlar için bunun için oldukça zordur,

Bunun böyle olduğunu anlayabilmek döngüdeki derslerin tamamlanmasına bağlı bu dersi anlayabilmek insanların birbirini kırmaması gerekliliği üzerindeki bir farkındalığa ulaşması ile mümkün olacaktır,
---------------------------------------------------------------

S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.
S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.
S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.
S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.
S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.
S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.
S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden ibaret.
S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur, tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.
S: (J) Savaştığınızda bizim bu savaşı algılamamızın herhangi bir yolu var mı?
A: Öncelikle: biz "savaşmayız." İkincisi: Evet; doğada meteoroloji ve dünyasal değişimler yoluyla
algılayabilirsiniz.
S: (T) Sizin onlarla karşı karşıya gelme biçiminiz atmosferdeki ve dünyadaki fiziksel değişimler şeklini mi alıyor?
A: Ve uzaydaki.
S: (T) O şekilde mi anlıyoruz? Yani ne kadar çok hareketlilik varsa o kadar çatışma mı oluyor?
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.
S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.
---------------------------------------------------------------

İllüzyon diye hep takıldığımız konuların ne olduğu hakkında yorumlarla dolduk yani gördüğümüz maddi ve manevi hususlar hakkında durmak,

Oysa bunun dışındaki biraz ağır dediğimiz ve üzerinde düşünmekten çekindiğimiz kavramlar var ve bunların maddesel oluşumdaki yedinci yoğunluk bilinciyle anlaşılıp zihne oturtmak var ,

Evren yaratmak madde yaratmak konusunda çalışmaların nasıl olduğuna dair bazı açıklamalar ve örnekler verdik,kabaca izah etmek istersek bu işe yönelmede ortamın iklimin coğrafyanın ve yaratılmak istenen varlığın o koşullardaki mevcudiyetini yürütebilmesi için bedensel veya molekül yönlerinden ayarlamalar yapmak başka güçlerle koordine etmek evvelce yaratılmışların şablonlarından planlarından haberdar olmak ve gerekirse onların parçalarından istifade etmek gibi çalışmalar bu faaliyetlerin genel karakteri,

Bütün bunların geniş izahı özel bir teknoloji gerektiriyor ama bunu gerçekleştirmek için aşağıdaki alıntıda bahsedilen "fizikselliğin değişkenliği "konusundaki o hassas illüzyonun keşfedilip tam anlaşılması lazım,

Yani bilincin madde ile bağlı olduğu,

--------------------------------------------------------------

C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.
C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey "teknoloji."
S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.
C: Evet.
S: (L) Bu etkileşimin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.
C: Evet.

-----------------------------------------------------
Bilinç, her şeyi tarif eden ama bu tarifi yapabilmek için bilgiyle dolup inançlar geliştirip oluşturulup önüne konmuş ve mozaik oluntu diye tanımlanan illüzyona bin yüzünden bakabilecek bilinç ,

Böyle uzun cümleler kurup devrik cümleler karakterli izahlarım bazı dostlara zor geliyor biliyorum hatta bir dostum yakın zamanda ikaz etti cümlenin sonuna gelene kadar ortamdaki ana fikrin ne olduğunu kaçırıyorum demekte, haklıdır ,bunu düzeltebilmek için çaba sarf edeceğim, sonra diğer dostların yani yoruma yorum katan dostların sanki ortak bir dili var anlamakta güçlük çekiyorum demekte,onda da haklıdır ,neden olduğunu sizler tahmin edin çünkü yine benim bunu tarif için uzun bir cümle kurmam lazım,

Bilincin fizik üzerinde etkilerini anlayabilmek için teknoloji gerektiğini ve K.lar bunu daha sonra vereceklerini söylüyorlar sonra verdiler mi bilemiyorum, ama biz ilkel bilim ve teknoloji kafamızla bazı konulara girebiliyoruz, DNA ihtiva eden varlıkların DNA sına bilinçle müdahele edilebiliniyor, aşağıdaki alıntıda açıkça ve geniş bir şekilde Laura tarif ediyor ,onun ötesinde DNA ya müdahele konusunda kullanılan lazer ışınlarındaki renklerle oynanarak DNA strüktüründe değişiklikler yaratmış bilim adamları ve hatta bunu tıpta kullanım alanları varmış bazı kanser türlerinde kullanılıyormuş,

https://www.muhendisbeyinler.net/kodlamayan-dna/

Bu husus bize "fizikselliğin değişkenliği"konusunda uygulamanın olabileceğini ispat eder,

Bilinç varlığın DNA sında oynamalar yapabiliyor,

Solid varlıkların yani 1. yoğunluğun moleküler yapısı üzerindeki bilinç etkilerini ise ayrıca daha araştırıp izah edebilmemiz gerek,

------------------------------------------------------------------
C: Kanallama olmadığını kim söyledi ki ? Bazıları bunun farkında olmadan kanallama yaparlar.
S: (L) Eh, JW kanallıyor! [gülüşmeler] (A) Bugün, listede bir adam vardı, ismi Boyd, bu adam bizzat kayalarla konuştuğu , şamansı deneyimlerinden bahsediyor. Çatlak birine benzemiyor, ama her gün taşlarla konuşuyormuş ve taşlar da onunla, ve bu taşların bilinçleri ve anıları varmış. Ona cevap yazdım, ama öğrenmek istediğim; deneyimlediği şey gerçek mi yani kurduğu bir tür hayal değil mi ?
C: Bu çok geniş ve sınır ya da bariyerlerin hiçbirininin olmadığını farzeden bir soru.
S: (L) Herhangi birinin kendini bir kayanın bilincine uyumlaması olası mı ? [ç.n. uyumlanmak, kendi frekansını bir radyo gibi kayanın bilinç, farkındalık frekansına ayarlamak]
C: Ya eğer gerçekte, kayalar aracılığıyla bir başka bilince uyumlanıyorlarsa ?
S: (A) Bir bilince mi ? Kimin bilincine ya da hangi bilince ? Evrensel bilince mi ?
C: Başka bir bilince.
S: (A) Başka bir bilinç. (L) Kayaların bilinci [farkındalığı] var mı ?
C: 1. Yoğunluk ile ilgili bilgilere göz at.
S: (L) Evet, tamam, daha önce 1. Yoğunluğun farkındalığı olduğu söylendi... hatta taş ve kayaların da bilince sahip oldukları ve öğrenebildikleri. Tekrar Boyd' a dönecek olursak, o kendini kayaların, taşların bilincine uyumluyor, ya da uyumlayabiliyor mu, yoksa kayalar ARACILIĞIYLA başka bir bilinç formuna mı uyumluyor ?
C: Sonuncusu daha yakın.
S: (L) Yani, bir kayanın bilinci doğrudan iletişime geçmek için uygun değildir.
C: Doğru.
S: (L) Bir insan, bir kaya aracılığıyla başka hangi tür bir bilinçle bağlantı kurabilir ? HERHANGİ başka bir bilinç mi, yoksa spesifik bir bilinç mi ?
C: Birincisine daha yakın.
S: (A) Eğer bir bilinç varsa, bu demektir ki ortada bir bilinç birimi vardır ve bu bilinç birimi, herhangi yoğunluktan herhangi birinin (ya da onunla bağlı) bilinci olabilir. Herhangi biri, kayalar aracılığıyla, 3 ten daha yüksek yoğunluklarda bulunan bir bilinç birimiyle bağlantı kurabilir mi ? Bu mümkün mü ?
C: Yakın.
S: (A) Yani ölü dostlarla ya da Kasyopyalılar'la bağlantıya uyumlanabilirsin. (L) İnsanların bilinci, anladığımız gibi, minerallerden başlayarak, bitkilerden ve sonra hayvanlardan geçen bir döngü sonucu evrimleşip, 3. Yoğunluk bilinç, farkındalığına ulaşan bir şey mi ?
C: Dolambaçlı bir şekilde.
S: (L) Şu an burada oturan herbirimiz, uzak bir geçmişte, bir bitki, ağaç ya da mahluk muyduk?
C: Hala mahluksunuz bebeğim!
S: (L) Yani zaman faktörünü bir yana bırakırsak, bizleri ayrı birer bireysel bilinç haline getiren farkındalık nehri aynı zaman da alt yoğunluklara da uzanıyor ve bir ağaç gibi onlara da bağlıyor ?
C: Belki.
S: (A) Bu kayalara ilişkin olarak, bazı Rusların yeni keşfetmiş olduğu DNA hayalet efekti hakkında bir şey sormak istiyorum. Bu adamlar bir vakum tüpünü alıyorlar ve içine lazer ışınları gönderiyorlar ve detektörlerle fotonları kaydediyorlar. Bir gürültü elde ediyorlar, çünkü vakum içerisinde bir şey yok. Sonra aynı tüpün içerisine küçük bir parça DNA yerleştiriyorlar. Bu DNA parçasının kendine has bir şekli var. Tekrar lazer bombardımanına tuttuklarında fotonlar, bu DNA molekülünden belirli bir dalga formunda yayılıyorlar ve bu form da DNA molekülünün iç yapısına göre şekilleniyor. Daha sonra DNA yı tüpten alıyorlar ve boş tüpe lazer göndermeye devam ediyorlar ve 1 ya da 2 ay boyunca vakumdan, sanki aynı DNA oradaymış gibi aynı dalga formunu elde etmeye devam ediyorlar. Ve buna 'hayalet DNA' adını veriyorlar.
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ? Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C) Kayalarla ilgili konuyu hatırlarsak, tüm bilinçler bir birine bağlı değil mi ? (A) Evet ama burada tuhaf olan şey, kayaların bir bilinci başka bir bilince uyumlama yetenekleri, yani prensip olarak bütün bilinçler aslında tek bir bilinç dahi olsalar, farklı bilinç [farkındalık] birimleri var, bir seviyede birbirine bağlanan, bizim seviyemizde henüz ayrık olan. Kayalarla ilgili farklı bir şey var. (C) Belki de çok basit olmalarıyla ilgili bir şey. (A) Evet ama bir kayanın bu özelliği var, tozun yok örneğin. Yani kayaların, taşların özelliği nerden geliyor ? (L) OK, Michael Harner adında , saha araştırmalarında da bulunmuş bir antropolog var. Burada yazdığına göre Harner, Conibo Yerlilerinin kültürlerini incelemek için Peru'daki Amazon ormanlarına gitmiş. Bir yıl kadar sonra bu yerlilerin dinsel inanış sistemini anlama konusunda biraz yol katetmiş. Canibolardan biri ona 'eğer gerçekten öğrenmek istiyorsa ahayahuasca içmesi gerektiğini' söylemiş. Harner, bir çok kişi onu önceden bunun korkunç bir deneyim olduğu konusunda uyarmış olsa da, bunu içmeyi korkmadan kabul etmiş. Aynı akşam, yerli dostlarının sıkı gözetimi ve rehberliği altında, yaklaşık bir şişenin üçte birine tekabül edecek miktarda içmiş bundan. Bir kaç dakika geçtikten sonra, kendisini gerçek halisünasyonlardan oluşan bir dünyada uçarken bulmuş. Kutsal bir mağaraya ulaşmış, burada iblislerin cümbüşlü doğaüstü bir karnavalı sürmekteymiş. Sonra gökyüzünde süzülmekte olan 2 tuhaf gemi görmüş ve bunların baş tarafları , birlikte, viking gemilerindekine benzeyen bir şekilde dev bir ejderha başını oluşturuyormuş. Güvertede çok sayıda kişi seçebiliyormuş; bunların antik Mısır'ın kuş-başlı tanrı figürleri gibi, mavi renkli karga başları ve insan vücutları varmış. Şimdi burada anlatması uzun sürecek daha bir çok sahneden sonra, Harner ölmekte olduğuna iyice inanmış. Conibo dostlarına seslenmeye ve onlardan panzehir istemeye çalışmış ama tek bir sözcük bile çıkaramamış ağzından. Sonra aniden görmüş ki; bu gördüğü vizyonlar, beyninin en derinlerinde yaşamakta olan dev sürüngen yaratıklar tarafından oluşturulmakta. Bu yaratıklar onun gözlerinin önünde sahneler yansıtmaya başlamışlar ve ona bu bilginin ölülere ve ölmekte olanlara bahşedildiğini söylemişler. 'Önce bana çok çok uzun zaman önceki Dünya gezegenini gösterdiler, üzerinde yaşam başlamadan önceki halini. Bir okyanus gördüm, uçsuz bucaksız, çorak topraklar ve mavi parlak bir gökyüzü. Sonra gökyüzünden yüzlerce siyah benek düşmeye başladı ve gözlerimin önünde çorak topraklar üzerine iniş yaptılar. Bu beneklerin aslında dev-balina benzeri bir bedene ve pterodaktil [ç.n. pterodactyl-mezozoik döneme ait kanatlı sürüngen tür] tarzı küt kanatları olan, parlak siyah yaratıklar olduğunu gördüm. Bana; bir tür düşünce aktarımı yoluyla, uzaydaki bir şeyden kaçtıklarını açıkladılar. Düşmanlarından kaçmak için Dünya gezegenine gelmişler. Sonra, bu yaratıklar bana, çok sayıda yaşam formunun içerisinde gizlenebilmek ve böylece varlıklarını maskelemek için , gezegende yaşamı nasıl yarattıklarını anlattılar. Gözlerimin önünde, tarifi mümkün olmayan gerçeğe benzer canlılık ve ölçekte, milyonlarca yıl süren, muhteşem bitki , hayvan ve türlerin yaratılması süreci canlandırıldı. Öğrendim ki; ejderha benzeri yaratıklar bu yüzden, insan da dahil olmak üzere, bütün yaşam formlarının içerisinde yer alıyormuş' Harnes, bu sayfanın altında yer alan bir dipnotta demiş ki: " Geçmişe baktığımda, diyebilirim ki sanki DNA gibiydiler, ama bununla birlikte o zamanlar, yani 1961 de , DNA hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim." Şimdi bu bağlamda sormak istiyorum; bu şamanik deneyimlerde ortaya çıkan, neredeyse evrensel vizyonların doğası ve kaynağı nedir ? Yılan, sürüngen ve kuş başlı yaratıklar vb ? Bu halisünasyonların kaynağı nedir ?
C: Daha spesifik ol.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuş-başlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor ?
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (A) Yani bizler 3. Yoğunluk bio-mühendislikle yaratılmış varlıklarız. (L) Bu başka bir soruya öneltiyor: Merovenj kan bağı ya da 'Nordik Kovenantı' kan bağı hakkında bir çok söylenti var, ya da ne isim takılırsa takılsın ama sürüngen genetik soyunun daha 'yeni' bir versiyonu hakkında. Bu Sümer mitlerinde yer alan, Tanrı Oannes ya da Merovenjlerin anasını, denizde yıkanırken hamile bırakan Quinotaur olarak temsil ediliyor. Hatta, çoklukla bir deniz kızı ya da su perisi olarak tarif edilen ve Anjoular'ın kurucusunun karısı olan Melusine'yi bile. Yani, ortada , bu kan soylarında çok daha güçlü ve kudretli bir sürüngen bağı olduğuna ilişkin bir iddia var. Bu doğru mu ? [ç.n. Anjoular = Angevin soyu]
C: Belki olabilir.
S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için.
--------------------------------------------------------------------

Solid maddelerde bilincin rolü ne ve nasıl olacak sorumuz bunun üzerine ,organik maddelerde DNA yoluyla izah ettik ,her ne kadar DNA yı da inorganik madde yığınından ayrı tutamazsak ta ortamda yalın bulunan metal mineral gibi maddelerin moleküler yapıları üzerinde bilincin ne şekilde bağıntısı olabilir, düşünmek lazım,

Aşağıdaki alıntıya bakalım,

-------------------------------------------------------------------
S: (Pierre) Benim bir sorum var. Bilgi ile gerçeklerimiz arasındaki arayüz hakkında. Biliyorsunuz moleküllerde kiralite denen birşey var. Taraflar. Sol veya sağ. Aynı bileşen, aynı atomlar, kimyasal olarak aynılar. Ama geometrik olarak farklılar. Birbirlerinin aynadaki zıddı gibiler. İki molekül birbirinin neredeyse tamamen aynısı, yalnızca kiraliteleri farklı. Ama özellikleri tamamen farklı: biri bir zehirken, diğeri çok faydalı birşey olabilir. Tek fark geometri. Sormak istediğim şey şu: kozmik bilgi alanı ile bizim maddi gerçekliğimiz arasındaki temel arayüz geometri mi?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Pierre, iki molekül var ve biri diğerinin aynadaki zıddı. Ve tamamen farklı özellikleri olduğunu söylüyorsun. Sabit bir kiraliteye sahip olan vücuda karşı tamamen farklı etkilere sahipler. Evrenimizin tercih ettiği belirli bir kiralite var. Ve DNA'mızın tercih ettiği belirli bir kiralite var. Bu nasıl oldu? Ya bizimkinin ayna zıddı olan başka bir evren varsa?
(Pierre) Geometrik sembolün özellikleri mutlak değil, çevreye mi bağlı diyorsun?
(Ark) Kesinlikle.
(Pierre) Tamam.
(Ark) Bilgi aslında her zaman göreceli.
(Pierre) Öyle mi?
(Ark) Evet.
(L) KH, BH. BH yolunda bilgi belirli bir şekilde algılanırken, KH yolunda başka bir şekilde algılanıyor. Bazıları karanlığı severken bazıları ışığı seviyor.
(Data) Sanırım K'lar bir keresinde 4Y'de var olmanın "daha kolay" olduğunu çünkü vücudun artık bir sınırlandırıcı değil yuva olduğunu söylemişlerdi. Yani herbir üst yoğunlukta varoluş daha kolay. Benim sormak istediğim şey şu: Bu mantığa göre 2Y'nin 3Y'den daha zor olması gerekir. Yoksa 3Y'deki varoluş daha mı zor?
C: Bilinç ve madde arasındaki potansiyel denge varlığı, yani düalite nedeniyle 3Y en zor olanı.
S: (Data) Sanırım zor kısmı seçimle ilgili. Değil mi?
C: Evet.
S: (Galatea) Düalitenin dengelenmesinden bahsetmeleri ilginç, özellikle de transların ve kadınlarla özdeşleşen erkeklerin ve erkeklerle özdeşleşen kadınların artışı düşünüldüğünde.
C: Evet. Kaos ve entropinin bir yansıması bu. Çözülme ve ruh parçalanmasının artmakta olduğunu söylemiştik.

----------------------------------------------------------------

Aşağı yukarı özet olarak dualite bilincinin ve geometrik yapı özelliğinin moleküler yapı üzerindeki etkisinden bahsedebiliriz, ayrıca dualitenin etkisi ile izotop ve izomer farklılıklar gösteren elementleri konu edebiliriz ,bu husus fazla teknik olduğu için sıkıcı olabilir o halde biz kabaca dualitenin yer aldığı bir bilinç yapısı maddedeki farklılıkları doğuran ona etki eden faktör olarak söyleyebiliriz,

Özetle bilincin dualite seçim özelliği yoluyla maddedeki etkisini gösteren bir konumda olduğunu belirtebiliriz, kaos ve entropinin yansıması eski düzene alışmış algılama bilincini, izotop maddelerin nükleer reaksiyona doğru yönelmesi gibi anormal enerji çıkarımı ve davranış hallerini doğurmakta..

Bunlarla beraber geometrik yapıların kozmik bilgi alanı ile bizim algıladığımız ve yaşadığımız maddi evren arasındaki ara yüz olması geometrik şekillerle bazı izahların yapılabildiğini de açıklamakta bu izahlardan bahsederken benim o söylemekten çok çekindiğim vizyonlara değinmem lazım mecburen,

Bazı şeyleri bu vizyonlar seyredip anlamaya çalışırken şekiller geometrik yapılar yoluyla aktarıldığını gördüm mesela eski hayatımın detayları anlatılırken Kaliforniyada ailem bir ara bulunmuş burada o coğrafi bölüm bana bir basit güneş çizimi ve etrafındaki ışınları gösteren çizgiler halinde gösterildi ve sinemaskop bir film perdesindeydi ,ben o görüntüden Kaliforniyayı anladım ,bu gibi şekil ve sesle aktarılan bilgilerin doğruluğu yanlışlığı üzerine çok kuvvetli indikatördür bunlar ,başka zamanlarda da böyle şekiller yoluyla uzun izahları özetleyen hallerle de karşılaştım ve bunların sebebi hakkındaki uzun sorgulamalarım bu bilgilerle cevaplandı netleşti,

------------------------------------------------------------------
(Pierre) Birkaç sorum var. Kısa bir süre önce, ses dalgalarının yukarı doğru, yani yerçekimiyle ters yönde gittiğine dair bilimsel bir makale vardı. Bunun nedeni nedir?
(L) Nedeni mi? Doğru olduğundan emin misin ki?
(Pierre) Doğru mu?
C: Kısmen.
S: (L) Çekimle ters yönde derken neyi kastediyorsun?
(Pierre) Yere paralel olarak giden bir ses dalgası yerden havaya doğru yükseliyor. Bunu ilginç buldum çünkü K’lar daha önce odaklanmış ses dalgalarının taşları havaya kaldırmak için kullanıldığını söylemişlerdi. Tamam, sonraki soru: önceki bir celsede,kiralite, yani moleküllerin geometrik şeklinin, moleküllerin kimyasal bileşiminden daha önemli olduğu söylendi. Peki, örneğin daha düşük bir atom ölçeği için de geçerli mi bu? Yani, nikel ve kadmiyum gibi elementlerin protonları, bu elementlerin geometrisiyle mi ilişkili temel olarak?
C: Evet
S: (Pierre) Mendeleev tablosunda yan yana iki element arasında tek bir nötron fark olduğu halde, birinin son derece faydalı, diğerinin son derece zehirli olabilmesinin nedeni bu demek ki. Tamam, sıradaki soru: Son celsede, DNA’nın genetik bedenlerimizi bilgi alanına bağlayan bir alıcı cihaz gibi olduğu söylenmişti. DNA’nın 3B spiral geometrisi, DNA’nın alıcılık kapasitesinde herhangi bir rol oynuyor mu?
C: Evet

------------------------------------------------------------------
Beyinleri fazla yakmadan bu konuyu burada sonlandırıyorum..

Edited by - Tgur on 30/06/2020 13:17:39
Go to Top of Page

ogenezis


103 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  13:02:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal 60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..




Kronik migren hastasıyım. Pek çok etken var, uykusuzluk, açlık, stres, mideme dokunan bir şey yiyip içmek, sigara dumanı, ağır kokular, özellikle kızartma tarzı besinler yediğimde oluyor sanırım. Ya da baharatlı. İlaç almam ve uyumam gerekiyor ama ilaç almak istemiyorum çünkü artık etkisi azaldı. Yavaş yavaş iğnelere geçmeye başlıyorum. Anne tarafından genetik miras.

Kedicik(ismi ne bilmiyorum) istemediyse bir sebebi vardır. :)

Sevgili Aoibheann
kediciğimin ismi 'boncuk" ama oğullarım 'miya " diyorlar ona..tam bir yapışık ikiz gibiyiz.banyoya girsem kapıda çıkmamı bekler asla kipirdamaz..:))
Sen farkettin mi bilmem .biraz önce negatif enerji temizliği yaptım sana..isallah geçmiştir basinizin ağrısı....Melissa çayı icmen gerekiyor..bir haftadır uyumuyormussun ben öyle hissettim..bide sırt ve boyun ağrın varmış..acilen uyku problemi ne çözüm bulman gerekiyor şuan.
Basagrin uykusuzluktan..boyun fıtığı var mı sizde? Bir baktirsaniz?..
Çok geçmiş olsun sevgiyle kalın:)))
İsallah şifa enerjisi ise yaramıştır..
Go to Top of Page

Aoibheann


280 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  13:46:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ogenezis sana çok çok teşekkür ediyorum. Çok işe yaradı. Elbette hissettim hatta o sıra rahat bir yere uzandım ve çalışma sırasında uyumuşum. :D çok daha pozitifim şu an. Baş ağrım büyük ölçüde geçti. Bir süredir uykularım bölük pörçük çünkü geceleri saat başı uyanıyorum. Fiziksel değil ruhsal olduğunu düşünüyorum ya da uyku bozukluğu oluştu. Boyun ağrılarım var. :) Bu maalesef uzun süre bilgisayar başında oturmaktan kaynaklı diye düşünüyorum. Boyun fıtığım yok ama boyun düzleşmesi olabilir. Şu sıralar malumunuz hastaneler kalabalık gidemiyoruz. Daha ihtiyaçlı birinin hakkına geçmek istemediğinden böyle ufak bir şey için sağlık çalışanlarını rahatsız edemem. :) Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?




Tgur, senin yazılarını okuduğumda sanki hepimiz bir araya gelmişiz de sen bize derlediğin topladığın notları aktarıyormuşsun gibi geliyor hatta sanki not kağıtlarının hışırtısını bile tahayyül edebiliyorum. :) Aktarımların çok değerli. Şu an yazıyı yarıladım. 'beynimin yanmaması için' biraz ara verip cevap yazıyorum. Ve şimdi okumaya devam ediyorum. :)

"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi
Go to Top of Page

ogenezis


103 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  20:13:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aoibheann
Ogenezis Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?

Aoibheann Yazını okudum ve tekrar şifa için meditasyon yapmaya başladım.bide pozitif enerji ve olumlamalar gonderiyordum..gözlerim kapalıydı..tüylerim diken diken oldu birden ve gözlerim otomatikman açıldı..ben odaya bişey geldi diye aranırken birden kapıdan bağırarak bir adam girdi..hasta yakını..güvenlik çağırdım sakince adamın haberi olmadan.yanimdan uzaklaştırdık..ama beyfendinin işini hallettim..adam sakinligime hayret etti..oysa ben seninkilerin geldiğini biliyordum..adamı kullandılar..
Ama başladığım işi bitiririm yarım bırakmam..meditasyona devam ettim bu sefer direk konuştum ..çok yıllık bişey.seninki 10 yıldan fazladır yanindaymis..
.bendeki yapiskanin aynısıydı.benimkiler tek kişi degil.aklina estikçe sırasıyla geliyorlar.her seferinde farklı bir yapışkan geliyor...
Sende bulunan hep aynı yapışkan .yıllardır senin yanında durmuş..ama zayıf çelimsiz..etkili ve baskın bir kişiliği yoktu...onu çoktan yok edersin aslında..sende bitkin düşmüşsun...seni ruhsal olarak çıkmaza sokup zayıflatıyor..
Lütfen hergun sabah aynaya bakıp kendine olumlama yap.."harika ben iyi ki varim.. dünya bensiz çok şey kaybederdi.." filan de..:)))





Go to Top of Page

Aoibheann


280 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  20:33:51  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Aoibheann
Ogenezis Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?

Aoibheann Yazını okudum ve tekrar şifa için meditasyon yapmaya başladım.bide pozitif enerji ve olumlamalar gonderiyordum..gözlerim kapalıydı..tüylerim diken diken oldu birden ve gözlerim otomatikman açıldı..ben odaya bişey geldi diye aranırken birden kapıdan bağırarak bir adam girdi..hasta yakını..güvenlik çağırdım sakince adamın haberi olmadan.yanimdan uzaklaştırdık..ama beyfendinin işini hallettim..adam sakinligime hayret etti..oysa ben seninkilerin geldiğini biliyordum..adamı kullandılar..
Ama başladığım işi bitiririm yarım bırakmam..meditasyona devam ettim bu sefer direk konuştum ..çok yıllık bişey.seninki 10 yıldan fazladır yanindaymis..
.bendeki yapiskanin aynısıydı.benimkiler tek kişi degil.aklina estikçe sırasıyla geliyorlar.her seferinde farklı bir yapışkan geliyor...
Sende bulunan hep aynı yapışkan .yıllardır senin yanında durmuş..ama zayıf çelimsiz..etkili ve baskın bir kişiliği yoktu...onu çoktan yok edersin aslında..sende bitkin düşmüşsun...seni ruhsal olarak çıkmaza sokup zayıflatıyor..
Lütfen hergun sabah aynaya bakıp kendine olumlama yap.."harika ben iyi ki varim.. dünya bensiz çok şey kaybederdi.." filan de..:)))

[/quote]

Zayıf olmasının sebebi uzun zamandır beslenemiyordu. Ama bir tane değil. Sana kimi yolladıklarını da biliyorum, gerçek şeklini de. Bir daha görürsen 'sen hizmetkar mısın', diye sorar mısın ona? Bir de efendilerinin kimler olduğunu. Onunla kendim konuşmaya çalıştığımda kaçıyor yakalayamıyorum. Kaçma kovalamaca yoruyor. Zaten zor bir dönemdeyiz, gezegenin enerjisi bile yapış yapış yapıyor. Bir de bu sülük var. Melisa çayımı içerken yazıyorum. :) Ben yorulmam, hele onlarla uğraşırken asla! Çocukluğumdan beri uğraşıyorum bunlarla. Boşu boşuna galibiyeti onlara vermem.

Bu arada amca nasıl oldu? Yazık adamı da dahil ettik.

"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Edited by - Aoibheann on 30/06/2020 20:42:50
Go to Top of Page

ogenezis


103 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2020 :  22:15:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu gece deliksiz bir uyku çekersin isallah:)) uyumadan önce korunmalarıni yap seni kimse rahatsız etmesin..
Amcaya gelince...Yapışkan varlıklar etkileyecekleri insanları çok iyi biliyorlar.. çabuk sinirlenen zayıf kişilikli öfkeli insanlar..
Bizleri avlamak ne kadar basit..bilgisiz ve cahil insan toplulukları arasında yaşıyoruz..
Adam bana bağırıyordu..bende adamın yüzüne bakıyordum o gözlerdeki öfkeden deliye dönmüş lügü görüyordum ..adamın dediklarini duymuyordum..yani duyuyorumda..içindeki varlıkta aynı anda konuşunca ben varlığın dediğine odaklandım..bizi rahat bırak..bizi rahat bıraaaaakk..sen kimsin ya ben seni ilk defa görüyorum..bende gülumsedim..o an ya çıktı gitti yada başka birinin bedenine gitti..ses yokoldu.kapandi sanki..
Amca sakinlesti.neden bağırdın bana o kadar laf saydın dedim.ben bagirmadimki hiç sana ..konuştum sadece dedi..
Tamam geçmiş olsun dedim..fazla uzatmadan gönderdim onları...
Ekşınlı bir gündü..:))
Go to Top of Page

ogenezis


103 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/07/2020 :  10:44:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur 30.06.2020 tarihli yazinizi tekrar tekrar okuyorum.. muhteşem üstü..keşke ezberleyebilsem..
Elinize emeğinize sağlık efendim.saygilar..
Go to Top of Page

Tgur


1335 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/07/2020 :  13:11:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Sevgi ve saygı bizden de size ,var olun..:))


Go to Top of Page

Tgur


1335 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/07/2020 :  09:00:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

PENCERELER HAKKINDA

Bu konu üzerinde evvelce bir açılımımız olmuştu ve ilaveler olacak demiştik ,taramalar devam ettiği müddetçe bazı konuları evvelce karışık ve çok teknik bulup üzerinde durmadığımız bir kenara ayırdıklarımızı farkındalık standına oturtunca ağ çalışması ile yayınlamak en tabii davranış ,

Yedinci yoğunluğun her var olanda olduğunu söylerken o izahtaki muğlaklığı (burada belirsiz diye yeni terim kullanacaktım ama çok basit geldi bu eski ifade daha geniş şeyler kapsıyor), kısaca izah edemeyeceğimiz sadece geçici bir kabule bıraktıklarımızı daha net anlaşılır izah yolları bulmamız gidermiş oluyor,

Pencereler yoluyla çekim her bölgede kendini gösteriyor ve düşüncenin madde oluşumunda olan faaliyet şu andaki dünya bilim terimleri ile az çok izah edilebilinir hale geliyor,

Bunu daha iyi anlayabilmek için yani atomun çalışma prensiplerinde ve madde oluşumundaki elektron proton ve diğer atom altı parçalarının elektriksel bir ivme ile ve pencereler yoluyla 7Y nin her oluşumunda olduğunu rahatça izah edebiliyoruz ,

Bu maksatla evvelce değindiğimiz "pencereler" izahına biraz bakmamız gerek ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27173

Daha sonra şu aktarımdaki hususları dikkatle izlediğimizde maddenin oluşumunda bu bahsettiğim fenomenlerin birbiri ile ilişkisini anlayabiliriz,

Anlayamazsak bile madde ve eter denen bu harika oluşumun birbirleriyle mutlak bağlı olduğunu "her şey birdir" ifadesinin teknik bir anlatımının sunulduğunu söyleyebiliriz,

Nedir onlar,
Atom, Elektrik, Elektron,Proton,Atom altı parçalar, Süper iletkenlik, Çekim(Buradaki çekim gezegenlerin çekimi değil ) Pencereler ,Atomik patlama,Yoğunluk sınırı ve yeni yoğunluğa geçme, özetle,

"C: Atomik patlama yoğunluk penceresini harmanlayıp uyumluyor."
-----------------------------------------------------

S: (L) Bildiğimiz gibi, doğal durumunda bir foton etkileşime girebilir ve bunun sonucunda bir pozitron ve elektrona ayrışır. Doğal şartlarda elektronlar fotonlardan mı ortaya çıkar ?
C: Hayır.
S: Tamam, peki doğal şartlarda elektronlar nereden gelir ?
C: Eterin madde ortamı ile olan sınırından.
S: Protonlar nereden gelir ?
C: Yedinci Yoğunluk.
S: Demek proton Yedinci Yoğunluktan kaynaklanıyor ama elektron değil.
C: Birbirlerini engelleyici nitelikte değiller.
S: Elektriksel iletkenliği olan bir malzemeye, örneğin bir elektrik kablosuna akım verildiğinde, esasen elektronlar atomdan atoma tüm yol boyunca aktarılır. Ve aslında bu süreçte elektronlar eksilmez ya da tüketilmezler. Isıya ve bunun sonucunda akkorlaşmaya sebep olan şey yalnızca buna karşı oluşan dirençtir...
C: Gezegenin çekim merkezi, aynı zaman da tüm diğer yoğunluk seviyelerine ve varoluşun boyutlarına açılan bir "penceredir". Bu yüzden elektriklenen atomlar çekimsel bağlayıcı yoluyla diğer düzlemlere geçmek için 'topraklanır.
S: Tekrar, bir akım boyunca elektronların iletimi ile ilgili soruma dönersek; elektriği ortaya çıkaran, bir elektronun bir atomdan diğerine geçişini başlatan güç nedir?
C: Elektrik enerjisi yalnızca "yüklenir", biriktirilir, hapsedilir ve sonra kanallanır.
S: Eğer yüklenmişse, nereden yükleniyor ?
C: Elektron toplayarak.
C: Elektronları toplayan nedir ?
S: Kullananlar. Elektronlar bir çeşit "serbest" enerji. [ç.n. : İngilizcede free sıfatı serbest anlamına geldiği gibi bedava anlamına da gelmektedir.]
S: Tamam, ama nerede... Yani düşünüyorum da, elektriksel bir akımda, elektronlar zaten orada ve aynı elektronlar akımı başlatıyor, iletiyor ve akım kesildiğinde halen orada olmaya devam ediyorlar. Yanlış mıyım ?
C: Evet.
S: Tamam...o zaman...
C: Bir başlangıç ya da sonlanma yok.
S: Öyleyse elektrik özünde bir elektron akışı.
C: Evet.
S: Elektronların hapsedildiğini söylediniz. Nerede hapsoluyorlar ? Bu serbest elektronların kaynağı nedir ?
C: Tüm malzemeler. Tüm madde. Tüm eter.
S: İletken kendi elektronlarını iletiliyor ve bu da elektrik akımını ortaya çıkarıyor.
C: Belki.
S: Söylediğimde hatalı olan nedir?
C: Kavramı "iletkenle" sınırlandırmak.
S: Elektrik enerjisi herşeyin içerisinde mevcuttur. Ama özellikle bizim iletkenler olarak tanımladığımız bazı maddelerde, sizin de belirttiğiniz gibi; elektrik enerjisi yakalanır, hapsedilir ve sonra kanallanır, ki bu faydalı bir aktivitedir çünkü ışığı yaratır, makinaların çalışmasını sağlar vs vs.
C: Basit tanımlama.
S: Tamam, basit, bunu anlıyoruz. Peki, elektrik bir süper iletken boyunca iletildiğinde, normal bir iletkene, örneğin bakır bir tele göre, ortaya çıkan fark nedir ?
C: Akışı ivmelendirir, böylece elektronları ayrıştırır, böylece süreci "tahrik eder."
S: Bir süper iletkende bu ivmelendirilmiş akışa katkıda bulunan hangi farklı özellikler var ?
C: Manyetik darbe döngüsü.
S: Bir manyetik darbe döngüsünü yaratan şey nedir ?
C: Çekimin vakumu içerisindeki madde.
S: Çekimin vakumu nasıl yaratılır ?
C: Bahsedilen durum için, süper iletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkar.
S: Dediniz ki; süper iletken elektronları ayrıştırır ve bu da akışı coşkulandırır. Ayrıştırmakla kastettiğiniz nedir ?
C: Birbirinden.
S: Sıradan bir elektrik akımındakinden farkı nedir ?
C: O denli geniş mesafeli bir ayrıştırma değil. [ç.n. : normal bir elektrik akımında gerçekleşen ayrıştırma]
S: Elektronların birbirinden ayrıştırılması bu sürecin anahtarı mı ?
C: Evet.
S: Başka hangi şart ya da nitelikler elektronların ayrışmasına katkıda bulunuyor ?
C: Kendine sor, bir süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ?
S: (L) Süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ? (A) Sıfır direnç. (V) Çekim olmaması mı? (A) Sıcaklık olmaması. (L) Sıfır direnç noktasına nasıl ulaşılabilir?
C: Suni yapılandırma.
S: Neyi kastediyorsunuz; bu düşünce mi suni, yoksa sıfır dirence sahip olabilecek şeyler yalnızca suni olarak inşa edilenler mi olabilir ?
C: Her ikisi de.
S: Yani demek ki; mutlak sıfır dirence sahip bir gerçek süper iletken olması sözkonusu değil. Ama direnç çok çok düşük seviyelere düşürülebilir.
C: Yakın.
S: Soğuğun süperiletkenlikle mutlak bir bağlantısı var mı ?
C: Uzayda ne gibi şartlar hakimdir ?
S: ÇOK soğuktur.. (A) Hemen hemen vakum ortamıdır [ç.n. : havanın bulunmadığı boşluk ortam] (L) Çekim yoktur. (A) Hayır, çekim vardır, ama sadece bu. Düşündüğüm şey; süperiletkenlikle çekim arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusunu sormaktı. Bununla ilgili bir şeyden bahsedilmişti... eterle ilgili olan şey neydi ?
C: Varoluşun gayrimaddesel alemi.
S: (L) Diğer bir ifadeyle, bilinç. Tamam, süperiletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkıveren, manyetik darbe döngüsünden bahsetmiştiniz. Ve ayrıca çekimsel vakum içerisindeki maddeden... Manyetik darbe döngüsünü tanımlayabilir misiniz ?
C: Kendi kendini tanımlıyor.
S: Çekimsel vakum içerisinde yer alan maddeden türediğini söylediniz. Süperiletkenliğin çekimsel vakum yarattığı anlamına mı geliyor bu ?
C: Evet.
S: (A) Nerede ? Süper iletkenin içerisinde mi, dışında mı ?
C: İçerisinde.
S: (A) Bildiklerimize göre, ayrıca bir elektromanyetik vakum oluşturuyor. Bir süper iletkenin içerisinde manyetik alan olmadığı doğru mu ?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi bu iki özellik içiçedir.
S: (L) Elektromanyetizma ve çekim. Yani, orada çekim yoksa, elektromanyetizma da yoktur. Peki, o halde manyetik darbe nerede ?
C: Darbe çekim vakumunun dışında yer alır ama süper iletkenin içerisindedir. Tüpsel bir yapı canlandır gözünde.
S: Süperiletkenlik hali çekim vakumu içerisinde midir, yoksa elektromanyetik darbe içerisinde mi ?
C: Hepsini içeriyor. Normal bir iletkenin, normal elekron iletim yapısı dolu bir "tüp" şeklindedir, bir süper iletkende ise "içi boş" tüptür. Bu da vakumu ortaya çıkaran şey.
S: Bu boşluklu tüpsel yapının tarif ettiğiniz gibi elektron ayrıştırıcı bir özelliği mi var ?
C: Aynı şeyin tezahürü.
S: Öyleyse bir süper iletkene sahip olmak için, uzaydaki sıcaklığa yakın bir sıcaklığa sahip olmak gerekiyor ve ayrıca kimyasal yapı olarak da uzaydaki ortam özelliklerine olabildiğince yakın ama büyük oranda yoğunlaştırılmış bir yapıya, doğru mu bu ?
C: Yakın.
S: (A) Süper iletkenin dışında sıfır çekim olduğunu mu kastediyorlar ? Vakum dediler, anlamı nedir ? Çekimin olmaması ?
C: İçinde.
S: (A) İçinde çekim yok.
C: "Yok" değil, sadece çok daha az ve yapı olarak parçalı.
S: (A) Ama diğer yandan vakum diyorlar... (L) Ama hayatım, mutlak vakum diye bir şey yoktur! (A) Evet haklısın, tamam. (A) Şu Yedinci Yoğunluğu anlamak istiyorum. Protonlar Yedinci Yoğunluktan mı geliyorlar ? Yoksa Yedinci Yoğunluğa açılan pencereler mi ? Ya da nedir ? (L) Protonların Yedinci Yoğunluktan geldiklerini söylediniz. Tam olarak hangi anlamda söylediniz bunu ?
C: Mutlak anlamında.
S: Öyleyse bir proton Tanrı'nın bilincinin küçük bir tezahürü mü ?
C: Hayır.
S: Açıkçası, mutlak anlamdan benim anladığım bu. Doğrusunu söyler misiniz ?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. (F) Örümcek. (A) Aynen, örümcek! [Tam bu anda bir örümcek iplikçiği ucunda tavandan aşağıya sarkmıştı] (L) Mini mini örümcekcik... (A) Bir casus! (F) Evet ama İkinci Yoğunluk türü olanlardan. (A) Ama bir çok protonu var! (F) Ve bu da Yedinci Yoğunlukla bağlantısı. [örümcek kurtarıldı ve başka bir yere konuldu.] (L) Tamam, şimdi sorulara dönelim, şu proton meselesi ile ilgili bana biraz fikir verebilir misiniz ?
C: Sor.
S: Tamam, bir proton bir elektronla eşlenmiştir. (V) Ne kadar sayıda protonun aşağıya ineceğine ya da belirli bir zamanda ne kadar proton bulunacağına Yedinci Yoğunluk mu karar veriyor ? (L) Sanırım bu soru bizi şu an bulunduğumuz noktadan epey uzak bir noktaya sürükleyecek bir soru olurdu.
C: Evet, öyle olurdu.
S: (L) Sakinleş V. Elimde örümcek ağı var. Tamam. Protonlar. (V) Protonlar enerji parçacıkları değiller mi ? (L) Bir proton fermiondur [ç.n. fermion moleküler fizikte parçacıkları tanımlayan bir kavram, kabaca anlamı, aynı yerde aynı zamanda bir arada bulunamayan parçacık türü.] (A) Evet, proton bir fermiondur. Tamam protonla ilgili bir sorum olacak. Ebedi midir yoksa sonlu mudur ? [ç.n. : bozunup, çürüyüp, yok olur mu] Eğer Yedinci Yoğunluktansa bir proton ne kadar süre yaşıyor ?
C: Atomik patlama yoğunluk penceresini harmanlayıp uyumluyor.
S: (A) Harmanlamakla kastettikleri nedir ? Patlıyor ! Ne ile harmanlanıyor ?
C: Atomik zincirleme reaksiyon denkleminde protonları nereye oturtuyorsun ?
S: (L) Atomik zincirleme reaksiyonda protonlara ne oluyor ? (A) Tamam. Buna bir bakmam gerekecek. Bakacağım. Fakat bununla ne ilgisi var ? (L) Eğer bir proton Yedinci Yoğunluktansa açıkça bu bir pencere. (A) Evet bir pencere. Çok küçük bir pencere. (V) Gitmem gerekiyor.



Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 41  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,95 saniyede oluşturuldu.