Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 46

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/01/2021 :  08:44:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Haklısın GTP mRNA aşısı hakkında K.ların verdiği ipuçlarına paralel gerekli malümatı vermiştik, konunun üzerinde giden dostların aktardıklarını gördükçe dehşet biraz daha artıyor,

Mümkün olduğu kadar ruhen serinletici tarafta kalmak için çaba gösteriyorum ,ama tahrik ettin bir hususu daha açayım,

Bu tip aşıların adjuvanı yani beden sistemine iyice nüfuz etmeleri için ilave maddeleri var nanolipidler bunlar yağ esaslıdır ve sinir ve beyin hücrelerimiz de yağ bazlıdır ,fosfolipidler ,işte yağ bu bölgelere daha kolay geçer beyin omurilik sıvısı yoluyla ve mRNA aşıları ile zihne müdahale daha kolay olur.

Unutulmuştur belki bu tip aşılar DNA dan mesaj alıp protein imalatları yapmak üzere dizayn edilmişlerdir,DNA nın her kişide farklı oluşu ve mesaj alınan bölgedeki bilim bağnazlarının hala çöp DNA tanımını dillerinden düşürmedikleri bölgelerde İntron DNA denen şimdilik işlev görmeyen KH lerin bomba tuzakladıkları DNA strüktürleri var bunlar şu veya bu sebeple açılmayı bekliyorlar..


Edited by - Tgur on 18/01/2021 16:15:34
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/01/2021 :  09:11:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

DERSLER II

S: (L) Rahibe Teresa ile Prenses Diana’nın aynı hafta içinde ölmüş olmasının özel bir anlamı olup olmadığını öğrenmek istiyoruz.
C: Belirsiz.
S: (L) Neden bize Prenses Diana’nın bir araba kazasında öleceğini söylemediniz? Bu çok büyük bir olaydı!
C: Bunun size bir faydası olmazdı ve ayrıca olay önceden kesin olarak kararlaştırılmış değildi. Olası geleceklerden biriydi.
S: (L) İhtimaller arasından neden bu gelecek meydana geldi?
C: Çünkü seçildi.
S: (L) Neden?
C: Başka kaçış yolu yoktu.
S: (L) Kim için?
C: Diana.
S: (L) Neyden veya kimden kaçış?
C: Yargılanma.
S: (L) Kim tarafından yargılanma?
C: Sen seç. O veya bu şekilde.
S: (T) Şunu sorayım: Diana gerçekten öldü mü?
C: Evet.
S: (L) Onun ölümünde, monarşiyi çökertmek isteyen herhangi gizli gruplarla ilgili bir faktör var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Yani bu, monarşiyi yıkmaya yönelik bir planın parçası değildi, öyle mi?
C: Ruh eşleri.
S: (L) O ve Dodi ruh eşi miydi?
C: Evet.
S: (L) Ve birlikte dünyadan ayrılmaya karar verdiler...
C: Evet, başka bir seviyede.
S: (L) Ruh eşleri olmalarının herhangi özel bir anlamı var mı?
C: Hayır. Tek çıkış yolları buydu ve diğer herkes tarafından da değerli dersler alındı.
S: (L) Yani bu herkes için avantajlıydı?
C: Ve BH. Aynı şey Rahibe Teresa için de geçerli. Sizin fark ettiğiniz şeyi herkesin fark etmesi için uygun zamanı bekledi.
S: (T) Bu tür olaylar hep üçlü olur... sıradaki kim?
C: Bu genelde bir kocakarı masalı.
S: (L) Yani bir bakış açısıyla, prensesin ölümü trajik bir kazadan başka birşey değildi...
C: Öyle söylemedik.
S: (L) Bu yolu seçti çünkü başka çıkış yoktu... (T) Ona bu çıkışta yardım edildi mi? Bu olayın, zamanının ve şeklinin seçilmesi dışında bir anlamı var mıydı?
C: Her zaman vardır.
S: (L) Bunlardan bazılarını söyleyebilir misiniz?
C: Dersler... yani varolan herşey / tek şey!!
S: (T) Prenses öldürüldü mü?
C: Katil onlarla birlikte kazada ölmeyi kabul eder miydi?? Bu yönde sorgulamada bulunabilecek fazla şey yok.
S: (L) Bu yönde sorguda ÇOK şey bulunabileceğini düşünen bazı Orta Doğulular var. İntihar bombacıları... her türlü şeyi yapmaya programlanan insanlar... Bu olayın arkasında başka herhangi biri veya birşey var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Şoför sarhoş muydu?
C: Evet.
S: (AH) Diana bize birşeyler söylemek ister mi?
C: Bu tür bir bildirim bu çalışmaya fayda sağlamaz.
S: (L) Dodi iddia edilen yüzüğü Diana’ya bir nişan yüzüğü olarak mı verdi?
C: Evet, ama bu “büyük resim” yanında önemsiz.
S: (L) Büyük resim nedir?
C: BH.
S: (L) Bunun bir BH eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz? (T) Öyle söylediler...
C: Hayır.
S: (L) Hayır öyle söylemediler. Bu eylemin, diğerlerinin BH’yi düşünmelerine neden olabileceğini kastediyor olabilirler.
C: Evet.
S: (L) Yani Diana bunu diğerlerine bir hizmet olarak mı yaptı?
C: Kısmen.
S: (L) Sanırım burada anlamadığımız birşey var...
C: Belki bunu kendiniz anlamanızı bekliyoruz!
S: (L) Rupert Cornwell’in yazısında, benim önceki web sitesinde yazdığım birşeyle tamamen aynı nitelikte bir paragraf vardı. Ayrıca Prense Charles’ın bir tehlike çemberi içinde olduğundan bahsediyor. Bu çok dikkatimi çekti. Çeşitli aileler ve soyların zaman zaman birbirlerini öldürmesiyle ilgili teoriler var. Diğer yeraltı meselesi, CIA, KGB, kimbilir başka neler... Basın olayları bu komplo grupları lehine izlenim yaratacak şekilde mi sunuyor?
C: Eğer öyleyse, bu yeni birşey değil.
S: (L) Cornwell Charles’ın tehlikeli adamlarla çevrili olduğunu ve bu olayı onu indirmek için kullanacaklarını söylüyor.
C: Hayır.
S: (L) Bu ölümler, insanlarda BH hisleri uyandırma dışında, sistemlerin değişimi, yeni boyutlara geçiş sürecini de hızlandırıcı bir etki mi yapıyor?
C: Yakın.
S: (L) Hala anlamadığımız birşey var. Ve bizim anlamamızı bekliyorlar. Ama bir ipucu verin!
C: Uygun olduğunda anlayacaksınız.

--------------------------------------------------------------------

Evet uygun olmanın ne zaman olacağını pek tutturamıyoruz ,anlamaya çalışıyoruz,Diana dendiğinde gerçekten insanda meleksi bir tanımlama eşliğinde eşini aldatsa veya eşi aldatsa bile yargılanamayacak duygular yaratıyor ,gerçekten bu BH nın devreye girmesi gibi bir şey,

Zira eşinin olduğu İngiliz Kraliyet soyu sabıkalı bir soy ,KH nın acımasızca üzerinden faaliyet yürüttüğü baştan Cermen sonra Keltlerle karışmış Brüton ve Anglo Sakson İngiliz soyu ,
Britanyanın bir ara dünyanın tamamını keşif ve fetihlerle ele geçirmesi elde ettiği topraklarda güya medeniyeti yayıyorum görüntüsü ile ırkçılık ve baskı uygulaması ,yılan kardeşliğinin etkin bir yayılım göstermesini sağlamıştır,

Druid , Kelt inanışlarının yanında ki tümden KH olarak tanımlayabiliriz, Siyasi Tarih yönünden incelendiğinde bu tip ada devletlerinin etrafları denizle çevrili olduğundan kendilerini emniyette hissetmek için evvela çevrelerindeki kara devletlerini ele geçirip egemenlik sağlamaları alışkanlıklarını biraz da deniz kuvvetlerindeki gelişmeleri yüzünden bütün dünyaya yayılım hadisesini doğurmuştur,ve bir ara güneşin batmadığı imparatorluk olarak tanımlanmışlardır,

Aynı şeyi altıbin adadan müteşekkil Japonya için de söyleyebiliriz onlar da ada devleti özelliği ile istila etme yayılma dürtüsünü oldukça etkin sürdürmüşlerdir ,Çine saldırı ve hele hiç lüzumu yokken Hitlere müttefik olup USA ya Pearl Harbour baskını ile ikinci dünya savaşına sokmalarını sayabiliriz,

O olaydan sonra USA halkı hiç istemediği halde Avrupaya yardım için silah sanayiini geliştirip harbe katılmış ve o silah sanayisi ülkeyi ağır sanayide geliştirmiş ve daha sonra harp bittiği için elindeki bu savaş makinası üretme işini kapatamayıp soğuk savaş denilen sanal savaş tehlikesi halini Rusların Demir Perde teşekkül ettirmesi ile beraber dünya ülkelerini birbirinden endişe eden ve durmadan silah satın alan hale getirmiştir,bu hal halen en etkin bir şekilde devam etmektedir ,

Bu uzun özeti evvelce de yapmıştık ama Diane' nin hadisesini anlamak için olayları biraz geniş düşünmeye çalışıyoruz,

Rahibe Teresanın aynı hafta içinde ölmesi için K.lar baştan "belirsiz" deseler de onun hakkındaki şu araştırmayı pek uzatmadan ilgisiz bölümleri atlayarak okursak başka şeyler çıkarabiliriz,

Ateizmden öte şeyler, İsanın ve monoteizmin sorgulanması üzerine,

https://www.aydinlik.com.tr/ozgurluk-meydani/2017-mart/rahibe-teresa-nin-sir-dolu-yasami#1

Netice olarak bu önemli çiftin ölümleri ile (Diane ve Rahiba Teresa) BH nın genelleşmesi sorgulama döngüsü başlamıştır..

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Aslında evet, o tür birşey çok iyi olurdu!! Evet! Üç noktadan sonra ne geliyor? En azından kiremitlerin parasını ödemelerini istiyorum! Hiçbir şey değilse en azından bu! Tamam, unutun bunu! Kendim hallederim. Bu konuyu açtığım için özür diliyorum! (AK) Bir öğrenme sürecinde olduğumu, hala karışık halde olduğumu ama durumumun giderek düzeldiğini söylemiştiniz, doğru mu? (L) Öyle mi demişlerdi? (AK) Öyle anladım. (L) [Transkripti okuyor] Demek belirli bir şablonu var ve yapılan hatalar seçimle yapıldı. Çünkü yanlış seçimler yaptı...
C: Evet.
S: (L) Hataları tek tek ele alman lazım. Tam olarak neyden bahsettiğini bilmiyorum. (AK) Duygularımın karmakarışık olduğunu, herşeyin karmakarışık olduğunu söylemişlerdi. Sadece işaretleri izle demiştiniz. Bununla ilgili sorum...
C: İşaretleri izleyebilmek için onları görmen, görmen için de araman gerekiyor.
S: (AK) Şimdi iyice karıştı, ama sormak istediğim şey şu: İlerleme kaydediyor muyum?
C: Evet.
S: (AK) Şu anda bazı işaretleri görüyor olabilirim. Bir apartman dairesi hakkında birşey sormak istiyorum. Eğer o daireyi alırsam, ödemeleri bitirmek için param yetecek mi, yoksa şimdilik buna kalkışmamam mı gerekir?
C: İçgüdüler ve “üzerinde çokça yürünmüş yollarda” öğrenilmiş dersler izlenerek bu sorular kolayca yanıtlanabilir AK.
S: (L) Her taşındığında hep kendinden kaçıyordun. Bunu her yapışında o veya bu nedenle mutsuz oldun ve duvara tosladın. Senin durumunda “üzerinde çokça yürünmüş yollar” bu. Değişmektense bir yerlere gitmeyi tercih ediyorsun. Bu hep böyle oldu. J___ hakkında söylediğin şey, yani onun kendindeki hiçbir şeyi değiştirmeyeceği tespitin senin için daha da geçerli.
(AK) Laura’nın söylediği şey doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu epeyce aşındırılmış bir yol ve o yolun nereye vardığını biliyorsun... (AK) Tamam. Söyleyebileceğiniz başka birşey?
C: Taşınma arzusunun ardındaki motivasyonları ve bundan da önemlisi, bundan edinildiği düşünülen faydaları keşfettin mi hiç?
--------------------------------------------------------------------
Dünya hayatını sürdürürken ve olanların hepsinin bir illüzyon olduğunu fark etmemişken hep aynı hataya düşeriz, yer değiştirince yeni bir şeyler kazanacağım itkisi, önemli olanın değişimdeki öznelerin durumu, siz mi yoksa değiştirilen mekan mı ,

Sonuç olarak siz kendinizi düşüncelerinizi değiştirmediyseniz değiştirilen mekan sadece yeni manzaralar sunar ,illüzyonun yeni yüzleri, bahsi geçen derslerden birisi bu ,

Yani 3Y i kazarak ve illüzyon matahlarını değiştirerek bir yerlere varılamaz, önemli denen şey olanlar üzerindeki bakış açınızı değiştirebilmek,

-------------------------------------------------------------------

S: (A) Bilginin koruduğunu söylüyorsunuz. NEYE karşı koruyor?
C: Pek çok şey. Bir örnek: Dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığı.
S: (L) Demek bilgi bizi dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığına karşı koruyor. 4’üncü yoğunluğa geçişin travmatik ve kafa bulandırıcı olduğunu söylüyorsunuz. 3’üncü yoğunluktan 4’üncüye geçişi mi kastediyorsunuz, yoksa 3’üncü yoğunluktan 5’inciye geçişi, yani ölümü mü?
C: Her ikisi.
S: (L) Yani şok ve travma içinde olmadığın zaman, kafan bulanık olmadığı zaman daha iyi işlev görüyorsun, bu mu?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir insan 5’inci yoğunluğa geçmeden, yani ölmeden 3’ten 4’üncü yoğunluğa geçerse, bu o kişinin ölmeden, doğrudan 3’üncü yoğunluktan 4’üncü yoğunluğa geçtiği anlamına gelir, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu nasıl bir his peki? Nasıl bir deneyim...
C: Alice aynalar diyarında.
S: (A) Bilginin travmadan ve kafa karışıklığından koruduğunu söylüyorsunuz. Diğer taraftan herşey ders. Yani travma da bir ders. Neden bir dersten kaçınmaya çalışıyoruz?
C: Haklısın, bir ders, ama ön bilgin olduğunda o dersi erken ve daha farklı bir şekilde öğrenirsin.
S: (L) Yani bu dersi farklı bir şekilde öğrenirsen, geçiş zamanı geldiğinde bu dersin alınması daha kolay mı oluyor?
C: Evet. Daha yumuşak.

--------------------------------------------------------------------

Yakında tercüme edilen Dr.un yazdığı Kanıt kitabını okumuşsunuzdur sanırım, öte tarafta neler olduğunu neler hissettiğini anlatıyor,
Bir ara karanlıklar içinde solucanların v.s. çirkin varlıkların çamurumsu bir ortamda olduğundan bahsetti ve birden "ben bu ortamda olmamalıyım" hissi geldi ve "yükseldim bir kelebeğin kanatlarında cennetsi görüntülere kavuştum" demeye başladı ve diğer olanları detaylı bir şekilde ilave etmeye koyuldu ama sonuçta monoteist etkilerden , fikirlerden kurtulamadığını da gördük,

Bilginin travmayla karışık her türlü olayın normal kabul edilmesi yanında ve gelinen yeni yoğunluklarda olayları yumuşak karşılama becerisi sağladığı ve bunların derslerin iyi hazmedilmesi yanında bir başka anlayışı kazandırdığını da işaret etmek istiyorum,

Bütün olanlarda kendi gücümüzün ,seçimlerimizin olduğunu ,yani detaylı olayların olduğu bir var oluş işinde birileri bütün bunları kukla oynatır gibi tesir edip oynatıp seyretmiyor ,dersini almış bilgilenmiş veya bilgilenmekte olanın önüne çıkan her yeni bir durumda kendi uğraşıları imgelerini kullanması yoluyla gerçekleşiyor, sürdürülüyor,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Sorum şu: son zamanlarda web sitesinde epeyce gevezelik yaptım. O kadar çok yalan ve sahtekarlık görünce ve pek çok insanın potansiyel olarak bundan görebileceği zararı fark ettiğimde ağzımı kapalı tutamıyorum. Biliyorum, herşey olacağına varıyor ve ne yapacaksak onu yapacağız ama gördüğümü gördüğümde sessiz kalmak mümkün değil benim için.
Faaliyetlerimin herhangi birinin faydalı olma ihtimali nedir?
C: Fark yaratıyor gibi görünmeyebilecek olmakla birlikte, bazen eylemler gelişimi hızlandırır.
S: (C) Şahsi gelişim mi yoksa herkesin kolektif gelişimi mi? (B) Yoğunlaşmış dersler biçiminde mi? (L) Evet! (gülüşme).
C: Şahsi gelişim. Ve bunun sonu derslere çıkabilir ama aynı zamanda testi geçme nedeniyle bir yıldıza da çıkabilir.

--------------------------------------------------------------------
"Testi geçme sebebiyle bir yıldıza da çıkabilir"hiç anlamadım tercümede bir hata mı yoksa daha grift bir anlam mı var bilemedim, veya yoğunluk atlattıracak bir farkındalıktan mı bahsediliyor,olabilir,

Üzerinde durmak istediğim konu bu hepimizin başına gelen bir husus, bir şekilde yapılan yorumun insan bilincini ters noktalara götürecek bildiklerimizle 180 derece ters bir anlayış doğurduğunda düzeltmek ihtiyacı duyabiliyoruz, haksızlığı nötralleştirmek adına,

Ancak bilgide geldiğimiz konularla ortam genel bilgisini karşılaştırdığımızda ters yollara doğru yürüme işaretleri alıyoruz ve çoğunda dudakları kapatıp sadece dinlemek kalıyor, geçenlerde Dr. adayı genç kızımıza DNA da İntron bölgeler nedir biliyor musun diye sordum cevap alamdım, cevap verse gücün bizde olduğuna kadar bilgi yüklemesi yapacağım,

Sonra kendi kendimi irdelediğimde evrensel bilgiler girip kişinin düşünsel olayını kımıldatacak bir çok kilit sözüm vardır oldukça sık kullandım, ama bu ne işe yarar ve ben ne yapıyorum sorgulamalaımla kendimi suçlama bölümüne geçmek gibi acıtıcı bölümlere girmek istemediğimi de öğrendim ve oldukça fazla sükut kısmını yaşamımda uygulama seçimi yaptım. Görüldüğü gibi dersin alınması her an.

Aniden reenkarnasyona inanışı olmadan eskiden beraber olduğumuz sitede sayfalar dolusu yazılarla kişilerle evrensel münakaşalara giren bir hanım aklıma geldi ,bu hareketin o zaman ne kadar boş olduğunu düşünürken aynı kişinin bu siteyi kuran dostumuza oradan ayrılıp burayı inşa ettirmesi için enerji verdiğini anımsadım ve sonuçta derslerin nasıl bir yolla ortamda değişik realiteler yarattığını hissettim..

Şu baştan anlamadığım dediğim cevap bir önem kazandı gibi,

"C: Şahsi gelişim. Ve bunun sonu derslere çıkabilir ama aynı zamanda testi geçme nedeniyle bir yıldıza da çıkabilir."

--------------------------------------------------------------------
(L) Evet. Pekala, bir sonraki soru: Pozitif bir değişiklik meydana getirmek için ne tür bir inanca ihtiyaç var?
C: Var olan herşeyle olan bağlantınızın doğasına dair tam bir kavrayış sizi oraya götürecektir.
S: (L) Zormuş. Peki bu nasıl yapılır, yani her şeyle olan bağlantını kavramak?
C: Meditasyon.
S: (L) Meditasyonla ilgili önceki tartışmaları inceleyebiliriz, ki tohumlu meditasyon da onlardan biriydi. Pekala, ilginç bir soru: Neden insanlar kısa ilham tırmanışları yaşadıktan sonra depresyon ve ümitsizlik geri dönüyor?
C: Hepsi dengeyle ilgili. Yaratıcılığın ölçüsü, dalışın derinliğiyle ve süresiyle tahmin edilebilir. Fakat şu anda gezegeniniz etrafında negatif enerjilerin yoğunlaşması nedeniyle ilham çekmek yüksek efor gerektiriyor.
S: (L) Yani ulaşmaya çalıştığına ulaşmak için gereken eforu artırmak gerekiyor ve dalışı dengeleme gerekliliği yetmezmiş gibi bir de gezegen etrafında negatif enerji yoğunlaşması var. Doğru anlıyor muyum?
C: Yakın
S: (L) Pekala. Bir sonraki soru: O enerji titreşimini nasıl daha uzun tutabiliriz?
C: Ağ çalışması olağanüstü sonuç veriyor.
S: (L) Yani bir ağın olması, deneyimlerinden bahsedebilmek, ifade edebilmek, görüş alışverişi yapmak ve moralin bozulduğunda destek almak... Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet

--------------------------------------------------------------------

Ağ çalışmasının önemi ,

Bazen bu uğraşım ne işe yarıyor diye düşünmüyor değilim yani yeni konular bulmak ve üzerinde yeni yorumlar bazen de bıktırıcı tekrarlar derslerimin önemini ve idrak mekanizmamda gelişmişlikler yönünden çok faydalı yani esasta kendimi iyi hissettiriyor gibi KH vari bir davranış,

Ama deneyimlerden bahsedebilmek ağda mevcut diğer dostlarla temas emek bazen onların şu ifademi nasıl karşılarlar gibi empati cimnastikleri eksiklikleri fark etmek yeni açılımlar gösterenlere tecrübeleri sunmak, bazen yol göstermek ve uğraştığımız konular üzerinde yorum yapanların sözlerini adeta tad alınan bir içki gibi özümsemek bak ben bunu böyle düşünmedim demek genelde alınması gereken derslerin ilgili farkındalık yaratmasına gerçek bir fayda sağlamakta,

"enerji titreşimini daha uzun tutabilmeyi sağlıyor.."

Hırs, kin ,kıskançlık gibi negatif titreşimler KH lerin özel faaliyetleri ile zaten etrafımızda ağ gibi, kesif bir halde bir ayna gibi davranıp yankı odalarındaki ızdırabı arttırmakta ,siz dünyada oluşlar ve davranışlar hakkında negatif çıkarımlar yaptığınızda bu aymaya çarpan daha şiddetlenip tekrar bizlere çarpmakta,

Bu odalardan çıkıp nefes almalıyız..

--------------------------------------------------------------------
S: (L) F___ hakkında ne düşünüyor.
C: İçerleniyor.
S: (L) Neden?
C: Zeka.
S: (L) J___’nin bana karşı niyeti nedir?
C: Taraftarı yapmak istiyor.
S: (L) Kıskanıyor mu?
C: Evet.
S: (L) F___’nin güçlü bir zihni olduğu için mi?
C: Evet. Tek istediği taraftarlar.
S: (L) Bu konuda bana yardım etmenizi istiyorum.
C: Karmik 1. seviye süreçlere yardım edemeyiz.
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
S: (L) F___ ve benim şu anda yaşamakta olduğumuz olaylar varlık durumumuzda veya yaşamlarımızda bir değişim yaratmak...
C: Hafızalarınızı açmak için; psişik kayıt.
S: (L) Diğer yaşamlarımızda da bu deneyimleri yaşadık mı?
C: Evet.
S: (L) Bu görev kadersel bir görev mi?
C: Evet.
S: (L) Eğer biri bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, evren bu durumda da onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir, değil mi?
S: (L) İkimiz de bu işe odaklanırken bundan mahrum kalmayacağız, değil mi?
C: Zorluklara rağmen ilerlemeye devam ederseniz.
S: (L) Yani şimdi yaptığımız herşey...

--------------------------------------------------------------------

Başlardan bir alıntı ,yorum yapmak isterken baş son fark etmez maksat içimizde düğümlenmiş duranı açmak,

Lauranın işin başlangıcında kendine çok yardımcı ola F isimli varlıkla ilgili ve diğer endişeleri ile ilgili cevap araması ,olayın ciddi 1. derece karmik bir kadersel görev olduğunu ve hafızaların açılması ve psişik kayıtlar için bu beraberliğin bir müddet yürümesinin gerektiğini anlıyoruz,

"Zorluklara rağmen ilerlemeye devam ederseniz " ikazı üzerine,
Demekki bu özel evrensel görevi sürdürürken evrenin yardımı olacak ama zorluklar da olacak,

Var oluş düzeninde bir varlık zorlukla karşılaştığında ne yapmalı durmalı ve o zorlukla aynı silahları kullanıp savaşmalı yok etmeye çalışmalı mı yoksa başka bir yol aramalı mı ,zira çatışmada yok olma yoğunluk değiştirme gibi faktörler de devreye girer ,nerede kaldı bir no lu karmik kadersel görev inkitaya uğrar ,öyle ya yoğunluk değişirse 5Y e uğranacak sorgulamalar yeni bir bedene uyum ve eğer göreve imkan varsa devam,o zaman ne yapmalı ,

"Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni ne bir engel ne bir kol"

Dikkat edilirse Pandemi içinde yaşarken buna sebep olan o çok küçük varlık virüs bile kendini yok etmeye yönelen aşılar v.s gibi etkilere karşı mutasyona uğruyor ve direnç kazanıyor ,yani değişimi devreye alıyor,zorluklara karşı en büyük direnç değişim ,

Bunu sadece maddi olayda değil zihinlerde de yapabilen önündeki zorlukları es geçip ilerleme sağlıyor,bu basit öneri ve olay gözümüzün önünde hep sürer gider ama devreye almada gecikiriz veya önem vermeyiz, oysa harabiyete uğramadan ilerlemek için bundan kapsamlı başka bir silah olamaz..

KH nin yılan kardeşliği unsurlarını yerleştirmek için yani çatışma ve etkiye tepkiyi bir numaralı davranış haline sokması yücelleştirmesi başka bir yol yokmuş havalarına sokması bu yüzdendir.

Buna kapılan insanlık yani şiddetle elde etme hayvani iç güdüsü çatışmaları savaşları ve bu karmanyola içinde olan bir hayat tarzını olağan tutan anlayışı hep bayraktar yapmış ve bütün yaşam çizgilerini bu hatlara göre şekillendirmiştir,

Oysa bunu uzaktan veya kuşbakışı izlemeye çalışın, tamamen 2Y yoğunluk dostların gıdalanma ve üremede etkin olmak için birbirleriyle yaptıkları ilkellikleri göreceksiniz ,insani ve birbirine bağlı enerjisel varlıklar yığını olduğumuz fikri ve bilgisi nerede,

Bir bilgisini yüceleştirmek ve yerleştirmek için çok gayret gerek..

Tam bu noktada bir iki haftadır devam eden bel fıtğı ve sorunları halletmek için mesleki gayretlerim ve Dr. yardımları aklıma geldi ,

Acılar sıkıntılar şu ara yok gibi ,bu nedir,

Bir derstir,

Bulunduğun ortamdaki acı ve ızdırap işine ve buna sebep olan olacakları gözlemeyip sadece 3Y i fazla kazmayın hamasi tavsiyelerde bulunursam bu illüzyon dünyasının dinamikleri bizi gıdıklar ,maddi ve bedeni sıkıntılar denge unsuru olarak benliği kaplar, irkiltip biraz yerden yükselmiş olan ayaklarımı yere bastırır..

Onun için Trump ne yapmış Biden ne haltlar çıkaracak şöyle bir bakmalı.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) “Bringers of the Dawn” (Pleiades Öğretileri) kitabında vücudu döndürme tavsiye ediliyor. Bunu hepimiz için tavsiye ediyor musunuz?
C: Büyük bir evet.
S: (L) Günde kaç defa?
C: 3.
S: (L) Kaç kere?
C: 33.
S: (L) Bunu havuzda yapabilir miyim?
C: Olabilir.
S: (L) Bir evde sunak bulunması faydalı olur mu?
C: Olabilir.
S: (L) Tavisye ediyor musunuz?
C: Hemen sonuç çıkarmaya atlamamalısın.
S: (L) Ne sonucu? Mihrabın faydalı olacağı mı? Bizim için çok mu iyi olur?
C: Hayır.
S: (L) Orta seviyede mi iyi?
C: Hayır. Hayır. Hayır.
S: (L) Ne?
C: Laura Kertenkele telkinli sonuç çıkarmalara atlayarak inciniyor.
S: (L) Yani mihrap faydasız mı?
C: Hayır. Sadece dikkatli ol. Metafizik kilisesi grubunu hatırla.
S: (L) Yanlış yönlendirilmiş bir grup sorunu mu?
C: Ciddi bir sorun.
S: (L) Sunağı sökmem daha mı iyi olur?
C: Sunakta sorun yok ama aptalca rüteller gibi diğer şeyler iyi olmaz.
S: (L) V___’nin sunağı iyi mi?
C: Evet.
S: (L) Pekala, metafizik kilisesi grubunda sıkıntılar yaşadığım dönemde havuzum yemyeşil oldu. Bu, saldırı altında oluşumun bir simgesi miydi?
C: Evet. Temaslar yoluyla kendini açık bıraktın ve dikkatli bir şekilde incelemeden çok sayıda kavram edindin.
S: (L) Yani o süreçte bana herhangi bir zararın gelmesini kabullenmeyi reddetmiş olsaydım, herhangi bir zarar görmez miydim?
C: Yakın. Gelecekte kabullenmeden ve uygulamadan önce araştır, tamam mı?
S: (L) Neyi araştırayım? Fikirleri mi?
C: Evet. Ve kavramları ve özellikle de uygulamaları.
S: (L) Mum yakma, tuz, adaçayı, şamanistik ritüeller ve bu gibi şeyler mi? Bunların hepsi faydasız mı?
C: Olabilir.
S: (L) Adaçayı faydalı değil mi?
C: Öğrenme sürecindesin; “Ritüel yapmamanız iyi” dediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Yani gücün bilgiden geldiğini ve asıl önemli olanın ve korumanın bilgiyle sağlandığını söylüyorsunuz.
C: Aynen öyle. Bu çok ama çok önemli.

--------------------------------------------------------------------

Dönme hareketinin insan fizyolojisi ve ruhsal şakra düzenleri ve faydası biyomekanik özellikleri hakkında fazla bir şey söylemeyeceğim ,atom altını bilen inceleyen her kişi var oluş madde özelliğinin dönme ile ilgili olduğunu bilir,velhasıl maddesel evren durmaksızın döner..

İşaretim ritüeller üzerine ,

Bu başlangıç celselerinde ritüelin faydasız ve gücü kullanılan materyale ve yapılan şekilsel hareketlere teslim eden ve kendindeki 7Y potansiyelini ayırıma tutan özellik olduğundan çok bahsettik,hatta ritüeli ilahlaştırıpıp onu yaptıktan sonra her türlü uygunsuz ve ahlaksız hareketi yapmaya kendince normal sanan insani bir vazgeçilmezlik özel bir haslet yapan zihniyeti de izliyoruz, hatta beraber yaşıyoruz,

Ritüelle meditasyonu karıştırmamak gerekli ,bunun hakkında açıklama yapmam lüzumsuz izleyen dostlar çok iyi bilir.

--------------------------------------------------------------------
C: Derslerden başka hiçbirşey, tekrarlıyoruz hiçbirşey yok.
S: (L) Sanırım evren büyük bir laboratuar ve biz de deney fareleriyiz...
C: Hayır, tüm yaratılışta mevcut olan herşey sadece bir derstir, laboratuar yok.

--------------------------------------------------------------------
Labaratuarın kayıtlanmış veya kayıtlanacak sınırlılığı vardır, oysa var oluştaki serüven her var olanın serbest seçim yolları ile gelişen bir özellikte, oluşan bilginin sabitliği determinizmi çağrıştırsa da konuya 3Y anlayışı dışında yaklaşmak gerekir,

Zamanın olmadığı bir anlam, bu bilgi oluşma ve seçilme özelliğinde gecikme veya ileride olana ulaşma kavramlarını ortadan kaldırır ,bu hali tahayyül edebiliyor muyuz ,kolay edemiyoruz ,zira zihnimizde lineerin itkisi var ,bunu en güzel ölümü deneyimleyip tekrar geri gelenler anlatıyor ,en son "Kanıt" yazarında şahit olduk,

Kolay anlam çıkaramadığımızı bütün duyguların bir anda hissedildiği delirecek gibi olma ve kaçış olarak uykuyu seçme vizyonumda anlatmıştım,

--------------------------------------------------------------------

C: Şimdi, yoğunlukları birleştirdiğiniz zaman, fiziksel gerçeklik ile eterik gerçekliği, veya diğer bir deyişle düşünce formu ile fizikselliği birleştirmiş oluyorsunuz. Bunları mükemmel bir şekilde birleştirebildiğinizde anlarsınız ki, bir başlangıç ve bir son olmamasının nedeni, bir başlangıç veya bir son düşünmeye ihtiyacınız olmamasıdır çünkü gelişiminizi tamamlamışsınızdır. Yedinci yoğunlukta Bir ile birlik olduğunuzda, bunu gerçekleştirmişsiniz demektir ve artık fiziksel ve eterik formlar arasında bir farklılık olması için hiçbir neden yoktur.
S: (L) Geçen gün tartıştığımız zaman konusuyla ilgili olarak: ışık hızında zaman olmadığından, madde olmadığından, çekim olmadığından bahsettik, ama ışık hızının en ufak derece altındaki herhangi bir birimde ise hemen çekim ve madde ortaya çıkıyor. Işık enerjisini katılaştırarak madde haline getiren şeyin ne olduğunu sorduk ve sanırım aldığımız yanıt, bunun 7’nci seviyeden gelen bilinç olduğuydu. Bizim bakış açımızdan, demateryalize olmadan ışık hızının ötesine geçmek veya sabit ışık hızında kalmak mümkün müdür? Işık hızı, zamansızlık ve çekimsizlikle doğrudan bağlantılı mı?
C: Mutlak anlamda değil, üçüncü yoğunluk anlamında öyle.
S: (L) Tamam, örneğin dördüncü yoğunlukta herşey ışık hızında mı hareket ediyor ve zaman ve çekim olmamasının nedeni bu mu?
C: Hayır. Bu yanlış bir kavram. [(T) Işık hızı yok, ışık her yerde.] Aynen öyle. Dördüncü yoğunlukta ışık hızı yok çünkü herhangi bir “hıza” ihtiyaç yok. Hızın kendisi bir üçüncü yoğunluk kavramıdır. Hatırlayın, varolan herşey birer ders. Bu kadar! Başka hiçbirşey yok. Herşey algılamanız için. Algılamamız için. Tüm bilinç için. Varolan herşey / tek şey bu.
S: (L) Hala bu çekimin, bu zamansallık durumunun kaynağının ne olduğunu anlamaya çalışıyorum; birbirleriyle ayrılmaz şekilde ilişkili görünüyorlar.
C: Şimdi sana bir soru soralım: Okula gittiğini hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Üçüncü sınıfta ne yaptın?
S: (L) Pek çok şey. El yazısını öğrendim. Çarpmayı ve bölmeyi öğrendim.
C: Birinci sınıfta ne yaptığını hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Lütfen bir tanesini söyle.
S: (L) Okula gittim ve testlere girdim. Çeşitli şekillerde saymayı öğrendim. Okumayı ve yazmayı öğrendim.
C: Tamam. Çarpmayı ve bölmeyi öğrenme sürecinde, kalemini bırakıp hemen zihninde birinci sınıfa dönerek, birinci sınıftayken alfabeyi neden öğrendiğini mi anlamaya çalıştın?
S: (L) Hayır.
C: Neden?
S: (L) Çünkü alfabeyi zaten biliyordum.
C: Alfabeyi zaten biliyordun. Yani, alfabeyi öğrenmene gerek yoktu çünkü onu zaten biliyordun. Doğru mu?
S: (L) Evet.
C: Artık ışık hızı olmadığında ışık hızını öğrenmen gerekecek mi?
S: (L) Benim yapmaya çalıştığım şey de bu. Belki de bunu öğrenir öğrenmez artık bununla ilgili derslere tabii olmazsın. Yani sunulan kavramları öğrenirsin, kavrarsın, alıştırmalar yaparsın, bunlar artık senin bir parçan olur ve bir sonraki şeye geçersin.
C: Evet, ama sen ışık hızını dördüncü ve daha üst yoğunluk seviyeleri bağlamında soruyorsun ve biz de sana orada ışık hızının olmadığını çünkü buna ihtiyaç olmadığını, çünkü bir kez dördüncü yoğunluğa ulaştığında, üçüncü seviyenin derslerini öğrenmiş olduğunu anlatıyoruz.
S: (L) Eğer üçüncü yoğunluktaki bir kişi bir tür araca binip ışık hızına çıkarsa, bu durumda araçla birlikte otomatikman dördüncü yoğunluğa mı geçmiş olur?
C: Bu araçlardan bir tanesini söyler misin lütfen?
S: (L) Böyle bir aracımız yok... henüz.
C: Dördüncü yoğunluğa geçmeden evvel olmasını bekliyor musun?
S: (L) Hayır.
C: O halde ders öğrenilmiştir, değil mi?
S: (L) Gibi.
C: Sorduklarınıza yanıt olarak söylediklerimize güvenirseniz, o zaman ders öğrenilmiştir. Neden? Bunu düşünün; varolan herşey derslerdir.
S: (L) Zamanın bir ilüzyon olduğundan, kendimize annemiz gibi yakın tuttuğumuz veya onun gibi birşey olduğundan bahsediyorsunuz ve zaten ben de zamandan kurtulmak istiyorum...
C: Kurtul! Buna izin ver!
S: (L) Bunu zihninde yapmak istemek ayrı, sisteminde, içsel işletim sisteminde yapmak tamamen ayrı birşey.
C: İçsel işletim sistemi mi?
S: (T) DOS mu yoksa WARM mu?
C: Lütfen bize içsel işletim sisteminin ne olduğunu açıklar mısın?
S: (L) Sanırım bilinçaltı zihin.
C: Öyle mi?
S: (L) Belki.
C: Ah, ah.
S: (T) Bilinaçaltı zihinde zaman kavramı mevcut değil. (J) Zaman yapay bir şey... (L) Örneğin: bir insanın bilinçli zihninde zenginliğe inanç gösteriyor olabilir ve bundan bahsedip zihinsel onaylamalar ve kendisi için her türlü pozitif şey yapabilir ama bir sebepten dolayı kişi bireysel olarak sürekli yoksulluk sınırında yaşıyor çünkü kendisini sürekli yoksulluk seviyesinde tutmasına neden olan birşeyler devam ediyor. Ve şahsın bilinçaltı zihnini eşelemeye başladığında, yoksulluğa dönük bir inancı olduğunu veya yoksul olmaya ihtiyaç duyduğunu veya yoksul olmayı hak ettiğini hissettiği bir geçmiş yaşam bağlantısı çıkıyor ve dolayısıyla içsel işletim sistemi bilinçli inanç ve düşünceleri etkisiz kılıyor. Burada bahsettiğim şey bu.
C: Evet, ama bundan anladığın şey nedir?
S: (L) Yani zamandan kurtulmak istediğini söyleyebilir ve bunu kavramsal olarak anlayabilirsin, ama içteki birşey seni ona bağlı tutuyor. O içsel bağlantıdan nasıl kurtulursun?
C: İçteki birşey seni ona bağlı mı tutuyor?
S: (J) Günlük ritimler gibi, fiziksel birşey.
C: Asıl noktayı kaçırdığınızı hissediyoruz.
S: (L) Belki kaçırıyorumdur.
C: Bunu hepinize söylüyoruz. Artık bireysel olarak, kendinizi üçüncü yoğunluğun sınırlandırmalarından mümkün olduğu kadar kendi adımlarınızla çıkarma çabası göstermenizin vaktidir; kendinizi buna zorlamayın, yalnızca kendi adımlarınızla çaba gösterin. Öğrendiğiniz derslerle artık dördüncü yoğunluğa hazırlanmaya başlamak için fazlasıyla hazırsınız. Üçüncü yoğunluk, artık ihtiyaç duymadığınız seviyede bir fiziksellik, sınırlama ve bu paralelde şeyler içeriyor.

Bu nedenle, zaman zaman üçüncü yoğunluğa bağlanmanın daha rahat olmanızı sağladığını anlıyor birlikte zaman işte yine o kelime, artık ilerleme ve dördüncü yoğunluk için hazırlanma zamanıdır ve artık zaman gibi ve zaman ilüzyonundan nasıl kurtulacağınız gibi şeylerle ilgilenmemeniz iyi olur. Çünkü bu gerçekten önemli değil. Bu tıpkı matematik öğrenen bir üçüncü sınıf öğrencisinin durup geri dönerek ABC hakkında ve ABC’nin neden CBA veya BAC değil de ABC olduğu hakkında düşünmeye başlaması gibi birşey. Bunun gerçekten bir anlamı yok. Neyse o.
--------------------------------------------------------------------

Ayaklarım yerden yükseldi yine dememeliyim zira uğraştığımız konunun özü bu, yani 3Y dışı kavramları anlayışı zihnimize yerleştirmek için yola çıktık beraber evet illüzyonu yaşayacağız etrafta hırs ve maddeye tapanların neler yaptığına bakacağız gerekirse tedbirler alacağız aşı zorlaması geliyor ne yapmalıyız karar vermeliyiz öyle ben vurdurmam deyip kestiremeyiz meseleye ve olan bitene gözlerinizi açıp bakmalıyız,

Ama şu yukarıdaki alıntıyı çok tekrar ettik zamansızlığı kavramak yönünden çok önemli açılımlar sunuyor,ileride açıklanacak kaset benzetmesi ile beraber yorumlanırsa bu konuda farkındalık yolunda geniş adımlar atmış olacağız,

Dikkat edilecek husus üst yoğunluğa geçince evvel ve ileri kavramları yok olduğundan, yönsüzlüğün de ortaya konduğu bir ortamda bilincin rölantiye geçtiğini tahayyül edin ,evvel olanlar aklınızda yok, ileride ne olacak endişesi de yok ,bıraktığınız eşiniz akrabanızı düşünüyorsanız yapacak şeylerim vardı diyorsanız daha geçişi tam yapmamışsınız geri döneceksiniz, bahsi geçen zamansızlık, gelinen yoğunluk henüz yok belki 5Y rehabilite ortamında bir ara bekleyecek ve dönüş yapacaksınız, ama yoğunluk şartlarına tam oturmak henüz olmamış,

Zamansızlığı çok normal kabul eden bilinç için alıştırmaları yapıyor veya K. tarafından yaptırılıyoruz, ben ne kadar uğraşsam kavrayamıyorum dememeli zira Laura da bu inadi çıkışı yapıyor ve verilen cevaplar üzerine derin düşünelim, bir ara Laura bilinçaltının itkisi diye direniyor ama bilinçaltında zaten zaman yok evvel ileri kavramları yok en çok onunla beraber olduğumuz uyku ve rüya hallerini hatırlayın ne demek istediğimi anlarsınız ,ve zamansızlığı o anlayış platformuna oturtun,

Yine uzatmadan kesiyorum.

Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/02/2021 :  07:52:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DERSLER III

C: Yakında dünyada kredi ve borçtan başka birşey kalmayacak. Yeni visa borç kartlarını duymadınız mı? Bu, dünya bankacılık sisteminin, yani yılan kardeşliğinin, yani Kertenkelelerin, yani İsa-Düşmanlarının kontrolü altındaki geleceğin para sistemi.
S: (L) Yani kredi kartım yoksa bu sisteme ait olmak zorunda kalmayacak mıyım?
C: Hayır. Tercih hakkın olmayacak: Ait ol veya açlıktan öl.
S: (L) Özgür iradeye ne oldu?
C: Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları özgür iradeye 309.000 yıldır müdahale ediyorlar. Değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor.
S: (V) Kendim için iyi olmadığını hissettiğim şeylere karşı hep isyan etmişimdir. Bu sisteme karşı isyan etmek mümkün mü?
C: Eğer bedenini terk etmek istiyorsan.
S: (L) Yani bunun neticesi ölüm olacaktır...
C: Evet.
S: (L) Eğer taşınmamız gerekirse...
C: Karmaşayı değişimler izleyecek, sabırlı olun.

----------------------------------------------------------------

Kredi kartına bağlı bir gelecek yaşamda KH tarafından"ait ol veya açlıktan öl" dayatması karşısında bir sonuca bağlamanın gelecek yeni değişimler ile düzelebileceği umudu bu tarz ekonomik yürümenin bir boşluğa maruz kalacağını gösteriyor,bu değişimler ne olabilir,

Bitcoin mi,bu blockchain tarzı uygulamanın ekonomiden pek anlamayan benim ilgimi çektiğini ve anlamaya çalıştığımı söylemeleyim,

Ancak derinliğe girip araştırınca onun da arz ve talebe bağlı değişikliklerde balon gibi bir anda yok olacağı endişesini görüyorum bilgisayar ve internet sistemine tamamen bağlı bir uygulamanın ve buna erişemeyen kitlenin bir anda bu sistemin çarkları arasında yok olacağını görüyoruz, kısa bir alıntı,

**********************************

"BİTCOİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
Bitcoin’e olan aşırı rağbetin önemli sebeplerinden biri, işlemlerin gizliliği. İşlemler dağıtık bir sistemde farklı noktalarda kayıt altına alındığı için kayıtların kaybolma ihtimali yok. Fakat programın özelliği gereği kimin ne kadar Bitcoin sahibi olduğu veya Bitcoin ile hangi miktarlarda ne tip işlemler yaptığı tamamen gizli kalıyor. Bitcoin’in pek çok ülkede kabul görüp kendisine sağlam bir yer edinmesini sağlayan öncelikli fonksiyonu işte bu gizlilik. Herhangi bir devlete vergi ödemek istemeyenler ve yasal olmayan yollardan kazanılan paraları aklamak isteyenler bu yeni şifreli para birimine yöneldiler. Hatta Bitcoin’in daha çok kara para aklamak için kullanıldığı söylemleri, belki de diğer özelliklerinin önüne geçip kendisi hakkında negatif bir imaj oluşturdu diyebiliriz.
BİTCOİN SINIRLI ARZ
Bitcoin’in diğer en önemli özelliği ise arzının sınırlı olması. İktisatta herhangi bir malın miktarı arttıkça değerinin düştüğüne inanılır. Paranın da miktarı artınca değeri düşer. Programa tanımlandığı gibi kalırsa, belirlenen maksimum Bitcoin miktarı 21 milyon. Başlangıçta piyasaya sürülen Bitcoin’ler alım-satım yoluyla el değiştirirken, diğer yandan piyasadaki Bitcoin miktarı ‘Bitcoin madenciliği’ ile artabiliyor. Nasıl altın madenini doğadan madencilik yöntemleriyle çıkarabiliyorsanız, dijital ortamda da karmaşık şifreleri çözerek Bitcoin çıkaran Bitcoin madencileri var. Bulunan her şifre önceleri 50, daha sonra 25, şimdi de 12,5 Bitcoin ile ödüllendiriliyor. Bitcoin madenciliği çevre kuruluşlarını ayağa kaldıracak kadar yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketiyor. Çıkarılan Bitcoin miktarı arttıkça yeni şifrelerin çözülmesi zorlaşıyor; aynı zamanda ödül olarak verilen Bitcoin miktarı da düşüyor. Bitcoin madencilerinin -şu anki programlamaya göre- 21 milyon Bitcoin tamamen çıkarılınca, daha fazla çaba harcamalarına gerek kalmayacak. Arzının sabit olması, ulusal kâğıt paraların aksine, Bitcoin’i ulusal paralara karşı devamlı değeri yükselen bir para birimi haline getiriyor. Bitcoin aynen altın ve gümüşe benzer şekilde, bir gün tükenecek ve daha fazla üretilemeyecek bir maden gibi tasarlanmış.
Arz penceresinden bakıldığında Bitcoin’in sabit arzı, değerindeki artışı destekleyen bir faktör. Talep tarafından bakıldığında ise gizlilik, hızlı ve kolay işlem yapabilme, her türlü devlet kontrolünden uzak bir yapı içinde bulunması, değerinde sürekli bir artış beklenmesi gibi faktörler, Bitcoin’e olan talebi her geçen gün artırıyor. Diğer yandan, Bitcoin ile ödeme kabul eden şirket sayısı da hızla artıyor. Bitcoin ile işlem yapanlar arasında Microsoft, Intuit, PayPal ve Virgin Galactic gibi büyük şirketler de var."
***********************************
Özgür irade ve tercih hakkını yok eden bu tip uygulamaların yılan kardeşliği metodları olarak tanımlıyorum, diğer yandan K.ların bir umut ışığı şeklinde öne sürdükleri değişimi çok değişik anlamda değerlendirmeliyiz,

Pandemi sayesinde 65 yaş üstünü temizlemek ve bilgisayar ve internet kullanan bir nesilin aktif olarak ortaya çıkarmak da bir yol ve bunu bahsi geçen değişimin içine sokamayız zira ümitsizlik ve insafsızlık ihtiva ettiğinden tam bir KH gerçeği,

Değişim yoğunluk değişimi ise ona söz yok o zaten illüzyonu yok eden bir hal, bu şartlarda değişim ne olabilir ,

Dalganın gelmesi ve yerleşmesi ,

Bilinçlerdeki şaşkınlığı almış olduğu ve farkındalaştığı özelliklerle atabilen toplum diğerlerini rehabilite edebilir bir konuma gelirse bu değişim faktörü pozitif bir yolda yürür,

Yoksa korku ve şaşkınlıkla illüzyonda sahip olduklarını arayan ve kopamayanlar çıkardıkları stress hormonları ile kendi kendilerini mahvetme veya yoğunluk değişimine otomatik olarak girecekler, zira derslerin her halikarda herkes tarafından tamamlanması gerekir ..

Burada bütünlüğün olanı kabul eden anlayışı ile bu dersini tamamlamayıp sınıfta kalanların daha muhkem şartlarda eğitimlerini sürdürmeleri için felaketlerin bol seyrettiği illüzyon ortamları zaten yalın şekilde onlara gerçekleri anlatmaya zihinlerini kullanma ve sorgulama kapaklarını açmaya sebep olacaktır, bir bakıma o türlü bir ortama doğru sürüklendiğimizin farkındayız,

Olanlar ve muhtemel olacaklara bakın anlarsınız..

Yakında yaşım dolayısıyla aşıya gideceğim ,ölü virüs kaynaklı aşı mRNA tiplere göre daha emniyetli gibi geliyor ,rutin yapılan diğer aşılara benziyor yani DNA da fazla oynama riski yok, ama 3. faz çalışmaları tamamlanmadığı ve 60 yaş üstüne fazla çalışma yapılamadığından Stokin bombardımına maruz kalınabilir,

Her neyse bizim gibi olgunlaşmış acımaya başlamış patlıcanlara kırağı dokunacak mı dokunmayacak mı bakacağız.

"C: Konudan sapıyorsun. “Bringers of the Dawn” (Pleiades Öğretileri) kitabını okuyun. Uygun bakış açısıyla bakıldığında tehlike coşkuya dönüşür. Ama bu bakış açısı, tekrarlıyoruz, üçüncü seviye gerçekliğin bakış açısı değildir. "

--------------------------------------------------------------

S: (L) Bir suçluyu ölüme mahkum etmek, toplumu suçlunun seviyesine indirmekle eş anlamlı mı?
C: Hepiniz ölüm mahkumusunuz.
S: (L) Nasıl yani?
C: O ya da bu şekilde.
S: (L) Bir suçlu adalet önüne çıkarıldığında, çok kötü bir şeyden suçlu bulunup öldürüldüğünde, toplum, yargıç, jüri ve cellat üzerinde oluşan negatif bir karma olur mu?
C: Ya savaş? Daha mı iyi? Bu açık, çünkü herkes öldürüyor ve herkes intihar ediyor. Bu, eterik varoluşa mezun olmadan önce hepinizin öğrenmesi gereken en önemli ders.
S: (L) Bir kişi, idamına neden olacak olan bir suç işleyip idam edildiği zaman, bu idam onun bu suçtan kaynaklanan karmasının bir kısmının giderilmesine yardım edebilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Dahmer gibi bir suçluyu alıp toplumsal destekle ona yardımcı olmak daha iyi midir?
C: Bunların hepsi geçmişin konuları. Yakında çözülecek.

---------------------------------------------------------

Esasta savaşmak öldürmek gibi davranışlarla meselelerin hallolmadığını insanlık son zamanlarda yaptığı dünya savaşlarıyla anlamalıydı ama KH başka usullerle bu farkındalığın genişlemesine mani olacak davranışları insanlık önüne koydu,

Demirperde kuruluşu Stalinin azgın bir katil haline dönüşmesi hem kendi insanlarına hem de diğer ülkelere Komünizm korkusunun yerleşmesini genişlemesini sağlamış , Nato Marshall yardımı ile güya diğer ülkeler buna karşı kalkandırılmış ve etkin savaşların yerine CIA in akıl almaz taktikleri ile iç savaşlar ve yakın komşularla didişmeler başlatılmış ve yürümekte,

BOP ve Arap Baharı İşid ve bu hareketlere ram olan ,kapılan aday olan, azgın yolsuzluk ve şöhret düşkünü liderlerin çıkarılması ve bu işlerin felaketler kapıya dayandığı halde insanlar tarafından görülmemesi ama sorgulama yoluna düşkünlüklerin ittiği çaresizler ordusunun çoğalması da şu anda yaşadığımız gördüğümüz haller, ülkemizdeki ötekileşmiş emekli işçi esnaf tarımcı işsiz genç feryatları..

Bütün bunlar derslerin dersi alan ve veren faktörlerin hızlanışını ortaya koymakta ,o halde şu son cevaba biraz daha anlar gibi bakmalıyız,

"C: Bunların hepsi geçmişin konuları. Yakında çözülecek. "

----------------------------------------------------------

S: (L) Bu remolekülerizasyonun meydana gelmesi için yıldızı ölmekte olan bir gezegende mi olması gerekiyordu?
C: Eğer 3’üncü yoğunluk remolekülerizasyonuysa.
S: (L) Yani enerjinin 3’üncü yoğunluk fiziksel seviyesine gelmesi için... Enerji 3’üncü seviyeye gelirken aşağı mı iniyor?
C: Hayır. Yukarı.
S: (L) Yukarı çıkan nedir?
C: Moleküller, atomik madde. Işık ilk yoğunluktur ve bütün yoğunlukları birleştirir.
S: (L) Yani biz 3’üncü yoğunluktan 4’üncü yoğunluğa geçerken, kaynakla olan birliğimizden daha da uzaklaşmış mı oluyoruz?
C: Hayır. Işık ve karanlık, bütün yoğunlukları birleştiriyor.
S: (L) Kaç tane yoğunluk derecesi var?
C: 7.
S: (L) Yedinci seviyeye ulaştığınızda, 1’inci seviye ışık olarak mı tanımlanıyor?
C: 7. seviye varoluşun çekirdeği.
S: (L) Eğer yedinci yoğunluk varoluşun merkezi ise, bu, 1’inci yoğunluğun varoluşun dış kenarı olduğu anlamına mı geliyor?
C: Taban.
S: (L) Bir varlık 7. yoğunluğa ulaşınca, sonra ne yapıyor?
C: Biri 7. ulaştığında herkes ulaşıyor.
S: (L) 7. seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Zaman mevcut değil.
S: (L) Işık, elektrik enerjisine dönüştüğünde, aslında yoğunluk mu değiştirmiş oluyor?
C: Evet.
S: (L) 1’inci yoğunluktan 3’üncüye geçtiğinde mi elektrik haline geliyor?
C: Evet.
S: (L) 7’inci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Big bang.
S: (L) Big bang 7. seviyede mi?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Yani hepimiz 7. seviyeye ulaştığımızda hep birlikte patlayacak mıyız? Hepimiz bir olacağız ve herşeye baştan mı başlayacağız?
C: Yakın.
S: (L) Bu pek hoş bir düşünce değil!
C: Neden? Zaman diye birşey yok, orası ebedi ikametgahınız. 7. yoğunluk, bedenin ölümü sırasında gördüğünüz ışık.

----------------------------------------------------------
Bu bölümü baştan ve sonradan çok geçtik ,dikkatimi çeken öğrendiklerimizin alfabesini kurcalamak değil yeni idrakler var mı bir bakmak,

Big bang meselesi ,herşeye baştan başlama işi ,burada her şeye yeniden başlama 3Y zihnimizle yaşadıklarımızı geri sarıp tekrar aynı olayları var etme yerine başka oluşları devreye alan bir anlayışı ileri sürdüm ,

Yaşadıklarımızı tekrar eden değil de bambaşka şeyler ,eğer tekrar aynı çizgilerde olursa yaratımın mükemmeliyetine ters gelen bir husus var kabul ederim ,bilmiyorum bunu katiyen kabul edemiyorum, zira ders ders diye uzun uzun üzerinde durduğumuz olay daima yenilikler sunan bir geleceği sergilemek mahareti gibi görünüyor öğrenilenlerin verdiği kuvvetle evvel yapılmış hataları tekrar etmek ve düzeltmekten çok yeni oluşların oyuncusu olmak,

Yakında dokunduğum bir alıntımdan, acaba ben biraz uçuk mu düşünüyorum derken bunu hatırladım,

"C: Herşey derslerden ibaret.
S:(D) Biliyorum, o yüzden soruyorum... Bunu anlayamıyorum. Yanıtlar mevcut ve biz dersi tekrarlıyoruz... (T) Hepimiz bütün yanıtları öğrenmedik, o yüzden hepimiz tüm dersleri öğreniyoruz... (D) Ama yanıtlar orada duruyor...
C: “Tekrar” diyen oldu mu?
S:(J) Daha çok “hala” gibi mi? (D) Ama eğer cevaplar oradaysa...
C: Hala 3’üncü seviye düşünüyorsunuz.
S:(d) Evet, ama anlamaya çalışıyorum. Üzgünüm.
C: Bu kadar çok “çalışma”, sadece birlikte git. "

------------------------------------------------------------------
S: (J) Görünüşe göre cihazın oraya gömülmesi piramitten çok daha sonra gerçekleşmiş ama ondan enerji alabiliyor. (L) Bucihaz sürekli olarak çalışıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Onu çalıştıran şey nedir? Yani eğer çalışıyorsa.
C: Manyetik anomaliler.
S: (J) Depremlerden etkileniyor mu?
C: Etkilenebilir.
S: (L) Bu manyetik anomaliler, gezegende doğal olarak gerçekleşen anomaliler mi?
C: Her iki tür.
S: (L) Yani doğal olarak da olabilir, başka bir güç tarafından da harekete geçirilebilir, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu makine harekete geçtiğinde ne oluyor?
C: Fazla belirsiz.
S: (J) Bu cihaz, bu boyuta bir giriş penceresi mi oluşturuyor?
C: Bu amaçla kullanılması mümkün.
S: (J) Yoksa bu boyuta açılan bir pencerenin kapatılması için mi kondu?
C: Hayır.
S: (J) Bu boyuta girişin odak noktalarından biri mi?
C: Hayır.
S: (T) Tek başına işlev gören bir makine mi, yoksa diğerleriyle birlikte mi çalışması gerekiyor?
C: Duruma göre.
S: (J) Eğer küçük bir işse tek başına yapabiliyor ama büyük bir işse hepsi faaliyete geçiyor. (T) Her biri gezegenin belirli bir bölümünü mü kapsıyor?
C: Hayır.
S: (T) Hepsinin aynı anda çalışması gerekmediğini söylediniz; birbirlerinden bağımsız olarak çalışabiliyorlar mı? Küçük bir şey olursa sadece bir tanesi etkinleşiyor ama büyük birşey olursa birden fazla sayıda makine etkinleşiyor. Dizilimleri bu şekilde mi?
C: Evet.
S: (T) Bir anlamda gezegeni istikrarlı bir halde tutmak için mi yerleştirildiler?
C: Belirsiz.
S: (L) Sahibi kim?
C: Sahip?
S: (L) Cihazı kim yaptı?
C: Kendiniz yanıtlayın, ve bu konu üzerinde yeterince durduk!!!!

----------------------------------------------------------

Gerçekten bu konu üzerine çok durulmuş gibi keza benim tekrarım gibi yeter, ne var bunun etrafında,

Ortada KH nın acımasızlığını barizleştiren bir komplo aracı var depremlerle de belirsiz şekilde tek başına veya diğer yerlerde yerleştirilmiş olanlarla etkinleşirmiş, etkinleşince ne olacak,

Çok fazla yıkım ve çok fazla acı , bu insafsızlık neden, besinin kaliteli olması ,

Hiç kızmayalım aynı şeyi yani kaliteli ve lezzetli olsun diye biz 2Y deki varlıklarla oynamıyor muyuz ,suni gübreler hormonlarla bitki üreten topraklara yaptıklarımız ve bitkilerin GDO yoluyla bünyeleri ile uğraşmıyor muyuz, hele hayvanların çektikleri ,iri ve bol yumurta veya et versin diye devamlı ışık yakılan kümesler, yemlerine hormonlar ve buna benzer bir sürü insafsız davranışlar,

Ama işaret etmek istediğim sadece bu değil,dikkat edilirse yer yüzünün çeşitli yerlerinde ve miktar ve çalışmaları hakkında belirsiz zorla bilgi veren ve K.ların araştırın ikazlarını sürdürdükleri bu cihazlar size başka şeyi çağrıştırmıyor mu,

Aşı çalışmalarında mRNA tipi aşıların DNA daki oynamaları ve onlarda gizlenmiş ve belirsiz uyaranlarla faaliyete geçip Kara Ölüm gibi yeni hastalık amillerinin ortaya çıkması ,

Bir benzeme yok mu..

Kıyamet senaryolarına bitsin diyecek kozmik ve ayar verici başka olayları beklemek te ne kadar KH vari olsa da bizim ümidimiz..

------------------------------------------------------------------

S: (L) Önce şunu deneyeyim: “Kovalar dolusu sevgi ve ışık” grubu diyor ki dünya dengelenecek çünkü herkes güzel düşünceler düşünecek ve kovalar dolusu sevgilerinin ve ışıklarının tümü sonunda kritik bir kütleye ulaşıp tüm insanlığın üzerine dökülecek ve kötü adamlar da iyi adamlara dönüşecek. Bu standart versiyon. Kastettiğiniz şey bu mu?
C: Hayır.
S: (L) Gezegende ortaya çıkan pozitif enerji, gezegendeki varlıkların negatiflik seviyesini azaltacak mı?
C: Önemli husus bu değil. “Dünya” 4’üncü yoğunluk ortamı olduğunda, tüm güçler, hem KH hem de BH güçleri birbiriyle doğrudan temas halinde olacak... “Eşitlenen bir oyun sahası” olacak, yani dengeli

------------------------------------------------------------------
Bu bölüm okununca bir rahatlık geliyor ,dengeli bir oyun sahasında karşılıklı yaşam işleri , ancak kapıları bacaları olmayan o zihin bunun nasıl olacağını mevcut farkındalığı ile anlamaya çalışıyor,

Şüphesiz konvansiyonel veya daha mütekamil silahlar kullanılmayacak ,bu tip savaşma işini 3Yde bırakmış olmalıyız sanırım ,ama Davut ve Goliath gibi insan formlarının dev benzerlerle çarpışması ve galip gelmesi efsaneleri akla geliyor,veya mitolojideki tanrıların silahlar üretip birbirlerine kullanması aklı biraz karıştırıyor,

******************************
"Zanaatkar Kiklopların, deniz tanrısı Poseidon'un üç dişli yabası, yeraltı tanrısı Hades'in görünmezlik miğferi gibi, mitoloji açısından son derece önemli, olağanüstü özelliklere sahip bazı özel silah veya gereçleri de tanrılar için üretmiş olduklarına inanılır. Efsanelere göre Kikloplar, tanrıça Artemis'in ok ve yayını ay ışığından, tanrı Apollon'unkileri ise güneş ışınlarından yontmuşlardır. Bu meşhur ilk veya "yaşlı" Kikloplardan başka, bir de "genç" Kikloplar denen, ikinci bir Kiklop kuşağı vardır. Mitolojiye göre genç Kikloplar, Yunanlıların geç Antik dönemde Sicilya ile bir tuttukları Hypereia adasında yaşayan, yamyam özellikleri gösteren bir Kiklop kabilesiydi. Fakat bu kabilenin üyeleri, yaşlı Kikloplarınkinden tamamen farklı bir soya mensuptu, çünkü bu Kiklopların soyları, Gigantes diye tabir edilen mitolojik yaratıklara, yani Uranos'un erkeklik organından toprağa damlayan kana dayanıyordu. Hypereia Kikloplarının en ünlüsü, hiç kuşkusuz, Odysseia'nın en iyi bilinen bölümlerinden birinin kahramanı olan Polyphemos'tur. Latince versiyonda Polyphemus diye de bilinen bu Kiklop, deniz tanrısı Poseidon'un oğlu olan yegane Kiklop'tur. Homeros'un Odysseia'sında, Odysseus'u ve onun tayfasının bir kısmını mağarasına kapatan Polyphemos, mağaradaki tayfayı her gün iki iki tüketmeye (beyinlerini çıkarıp yemeye) başlar. Nihayet Odysseus, Polyphemos'un gözünü kör ettikten sonra yaptığı kurnaz bir plan sayesinde kendisiyle birlikte altı adamını bu acımasız devin mağarasından kurtarmayı başarır. Fakat Odysseus bu kaçışı elbette ancak deniz tanrısı Poseidon'un gazabını üzerine çekme pahasına gerçekleştirebilmiştir."
**********************************
Bu eşitlenmiş sahada yaşam bence böyle silah kullanmadan zihinsel farkındalık veya takıntılardan çıkıp çıkmama gibi faktörlerin devreye alındığı özellikte devam edecek,

Bunu daha iyi anlayabilmek için 2Y deki hayvan varlıkları gösteri veya sirk benzeri ortamlarda kullanan insanların yaptıklarına bakalım, çeşitli değişik olağan üstü gösterileri becerebilmeleri için çok sevdikleri bir gıdayı mükafat olarak kullanmıyorlar mı ve bizler 3Y deki bu fiziksele düşkünlüğü ve kısa döngüyü seks zengin gıdalanmak ve dünya zevkleri için başlatmadık mı

Demek ki alt yoğunluktakilerin üst yoğunluk mensupları tarafından aldatılmaları çok kolay ne maksatla olursa olsun ,

İşte eşitlenen 4Y sahasında bu kabil aldatışlar farkındalıktaki derecelerle ölçülecek ,bu yoğunlukta olduğu gibi takılı kalıp kolay aldatılan mı olacağız yoksa sorgulamayı becerip davranışların ötesinde ne var diye bakabilenlerden mi,
------------------------------------------------------------------

S: (L) Holokost’un temel olarak dünyadışı varlıkların nihai dünya işgali için bir “pratik” olduğunu söylemiştiniz. Bu işgal gerçekten dünyayı işgal eden dünyadışı varlıklar şeklinde mi olacak, ya da...
C: Bir kerede çok fazla düşünce kalıbı. Adım adım lütfen.
S: (L) Özetleyelim. Hitler üzerinden uygulanan şey gelecekteki bir senaryoya dair bir prova mıydı?
C: Yakın. İradenin “test edilişi”ydi.
S: (L) Kimin iradesi test ediliyordu?
C: Sizin.
S: (L) Şahsen biz mi, yoksa dünyanınki mi?
C: İkincisi.
S: (L) Bu senaryoyla ilgili olarak, belirttiğim kitap yoluyla olabilecek şeyler hakkında öğrenebileceğimiz bir ders var mı?
C: Belki, ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.
S: (L) Mozaik bilinç nedir?
C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir.
S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.
S: (MM) [Bir yerlerdeki mozaiklerin onarımıyla ilgili tam olarak duyulmayan bir yorum.] (L) Tamam, söylediğiniz şeyi biliyorum ama sanırım bunu yapabilmemin hiçbir yolu yok!
C: Evet, yapabilirsin!
S: (L) Tamam, tamam. Tüm bu durum, bu Polonya bağlantısı, bu Alman bağlantısı, Amerika ve dünyadışı varlıklar, askerler/Nefilim, tüm bunlar Yoğunluk Sınırı Geçişi’nin yansımaları, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve Yoğunluk Sınır Geçişi’nin tezahürlerine dayalı olarak bazı insanlar 4’üncü yoğunluğa mezun oluyor veya geçiş yapıyor, farkındalıkları değişiyor, herşey değişiyor, oyun sahası dengeleniyor. Demek Almanya’da olan şey bir provaydı ama asıl olacak olan şey oyun sahasının eşdüzeyli hale gelmesi... yani aslında tam olarak aynı senaryo olmayacak. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Belki. Tamam canım, gerçekleri istiyorsun ve biz de vereceğiz ve kavramanızı ümit ediyoruz. Şimdi değilse bile belki gerekli olduğu zaman... Gerçek bir: Varolan herşey / tek şey derslerdir. Gerçek iki: Varoluş büyük bir okul. Gerçek üç: Sizin algıladığınız şekliyle zamanlama ASLA kesin değildir. Gerçek dört: Olacak olan şey, senin deyişinle, öğrenme döngünde o noktaya ulaşana kadar gerçekleşmeyecek ve şu anda henüz yakın bile değilsiniz. Daha fazla gerçek verilmeden önce bunlar üzerinde düşünün!!
S: (L) Tamam sonsuz bir okulun içindeyiz ve hepimiz karanlıkta dolanıyor gibi görünüyoruz...
C: Gerçek beş: Öğrenme döngüsü değişkendir ve öğrenme döngüsündeki ilerleyiş meydana gelen olaylar ve koşullar ile belirlenir.
S: (L) Yani bireysel ve kolektif olarak yaşamlarımızdaki olaylar ve koşullar bu öğrenme döngüsünde nerede olduğumuzu gösterebilir, öyle mi? Ve bunların deneyimlenmesi gerektiği için de bunlardan sadece bahsetmenin hiçbir anlamı yok?
C: Kısmen doğru. İpuçları istiyorsan vereceğiz. Ama eğer bir “yol haritası” istiyorsan, bunu unut!!
S: (L) Pekala birkaç ipucu istiyoruz. Ve Ark da ipuçları istiyor! Ark özgür iradeyi geliştirecek bir alet icat edip edemeyeceğimizi öğrenmek istiyor.
C: Gerçek 3, 4 ve 5’ten dolayı alete gerek yok.
S: (L) Hmmm... Yani insanlar hipnotize edildiği ve dışarıdan kontrol edildiği zaman, ki celseden önce tartıştığımız konu da buydu, bunu durdurmayı öğrenene kadar hipnoz altında olurlar ve kontrol edilirler, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani domuz ağılı benzetmesini kullanacak olursak, bunu yeterince deneyimleyene kadar o ağılda debelenmeleri ve acı çekmeleri mi gerekir?
C: Bisiklet benzetmenizi kullanacak olursak: Çocuğun bisiklet sürmeyi bilmesi için nasıl bisiklet sürüleceğini öğrenmesini gereksiz kılan bir alet var mı?!?!
S: (MM) Sanırım ne kadar bilgi özümsemişsen o kadar çok özgür iraden oluyor.
C: Evet!! Evet!!
---------------------------------------------------------------

Evvelden bazı konuları kısaca açıp uzun alıntılarla insanı sıkacak bir anlatım tarzım vardı , uzun uzun okuyun anlamaya çalışın gibi haksız bir dayatmayı içeren davranış, şimdi dayatma veya böyle sıkıntı verecek konuda ders almış gibiyim, bu benim için kazanç,

Görüldüğü gibi bütün bunlardan kastım sizlerle beraber kendi derslerimi tamamlamaya çalışmak ve mozaik bilincin heterojen özelliğinde şu anda idrak yolumu ne açacak bir bakmak,izleyen için kolay, tv istasyonunu değiştirir gibi zihin ilgisini değiştirmek yani okumayı bırakıp başka ilgi duyulan konulara dalmak, her neyse konuya dönelim,

Bu izahım şu muhteşem cevap ile ne güzel ifade ediliyor,

"C: Gerçek beş: Öğrenme döngüsü değişkendir ve öğrenme döngüsündeki ilerleyiş meydana gelen olaylar ve koşullar ile belirlenir."

Hitlerin yaptıkları ile dünya insan iradesinin testi ve bundan sonra olacakların şekli aynı olmayabilirmiş,

Gerçekten İkinci Dünya Savaşının Dünyaya yayılımı için Hitlerin sadece yakınlarındaki ülkeleri istilası değil Japonya ve İtalyanın da müşterekliği ile ve gelişmesi ivmelendiren olaylarla işin içine USA da karışmış ve savaşma işi ve bununla ilgili global tavrın testi devreye konmuştur,

Burada savaşta insan kayıplarına üzülmekten daha çok bir daha savaşmama fikrinin galebe çalması ,genişlemesi dersin ana konusu,

İnsanlık bu testi tam geçebildi mi hayır, soğuk savaş ve şu devre kadar olanlar yani savaşma ihtiyacının dinmemesi ama bunun yeni bir dünya savaşı haline gelmemesi için insani farkındalık engelleri adeta karşılıklı çarpışmakta,

Bir bakıma yoğunluk değişiminin uygulaması yani denk güçlerin devreye girmesi şu anda oluyor gibi ,bu, derslerin öğrenilmesi için harika bir prova ,

Ama yüksek yoğunluk teknolojisi ve onu bu dünyaya adapte edenler elçileri vastası ile pandemi belası ile yeni bir silah ileri sürdüler ve üzerinde yaşadığımız ve kontrol altına girecek miyiz girmeyecek miyiz konusunda zihinsel davranışsal savaşlar yaptığımız bir test içindeyiz..

--------------------------------------------------------

S: (L) Yani belirli olaylar ve koşullar kişinin bazı “sıçramalar” yapmasına yardımcı olabilir mi?
C: “Sıçrama” değil, hızlanma.
S: (L) Daha önce değişken çekim dalgalarından bahsederken bu dalgaların değişken hale gelmesine neden olan şeyin ne olduğunu sormuştum ve siz de “kullanım” olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca BH’nin çekimi dağıtmak, KH’nin de çekimi “toplamak” olduğunu söylediniz. Bunun üzerinde biraz düşündüm ve şunu sormak istiyorum; diğerlerine verirken, ki örneğin bir yardımın yalnızca dersin uzamasına neden olacağını bildiğin için verdiğin şey bir yardımın kesilmesi şeklinde bile olsa, başkalarına vermek çekimin dağıtılması demek oluyor. Ve bunun tersi olarak da, örneğin kişi başkalarının enerjisini boşalttığının bilinçli bir şekilde farkında olmasa bile bir şekilde başkaları üzerinde zihinsel veya başka türlü kontrol uygulamak da çekimin toplanması oluyor. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve çekimi topladığın zaman karadelik gibi birşey mi oluyorsun, kendi içinde bir çukur mu oymuş oluyorsun?
C: Nihai olarak.
S: (L) Ve bana öyle görünüyor ki, bizim yaptığımız şeyin amaçlarından biri de kendimizde topladığımız çekimi bırakmak, doğru mu?
C: Eğer seçiminiz buysa, veya eğer yolunuz buysa.
S: (L) Seçim, yolla ayrılmaz bir şekilde ilişkili mi, anladığım gibi? Ruh özünde nasıl yapılanmışsan onun bir parçası.
C: Yakın.
S: (L) Ve seçimi KH olan insanlar var. Bu onların yolu.
C: Yakın.
S: (L) Yani üzerinde bulundukları yolun sonunu görsen bile birini kendi yoluna döndürmeye çalışmak bir yargılama ve kötü bir davranış oluyor. Çünkü neticede bu onların yolu...
C: Evet.
S: (L) Ve eğer böyle birine “kovalar dolusu sevgi ve ışık” gönderirsen, onların özgür iradesini ihlal mi etmiş oluyorsun?
C: “Kovalar” dolusu kusmuk da gönderebilirsiniz, çünkü onların tepkisi bu olacaktır.
S: (MM) Neden herhangi bir şey gönderiyoruz ki... Yalnızca tarafsız mı olmak gerekir?
C: Yargılama KH’dir.

------------------------------------------------------------------

Yargılama neden KH dır bunun üzerinde evvelce durduk yine duralım,

Yaptığımız bir çok yaşam şeklinde bu hatalı davranışı çok bol yapıyoruz, evvela yargılamayı seçen neden KH ona bakalım ,bir kere birlik bilgisinin doğru oturmadığı bir davranış ,

Ayırımcısınız ,yani ben ve hatalı gördüğüm diğer kişi,

Bu 3Y nin engebeli yaşamını sürerken New Age gibi hatalı olanı görmemezlikten gelip olanın hepsini insanın doğal davranışı kabul eden saçma düşünceler manzumesi dışında bir kavrayış gerçekleştirmeliyiz,

Evet biriz ama arada farkındalık seviyesinde henüz olgunlaşmamışın yaptığı ortamı zehirliyecek halleri affedecek değiliz, zira o zehirlenen havayı beraber soluyacağız tedbir almak zorundayız ,bu yargılama değil yaşadığın yuvayı temiz ve sağlıklı tutmaktır,

Kişinin seçimlerine karışmak güç kullanıp kontrol altına almak tamamen KH ve çekimin toplanıp bir nevi bizi zehirlemesi,ama yuvayı temiz tutmak için bazen kirletmeye kalkışanları kontrol altına almak gerekli ,bu handikapı yargılamadan nasıl başaracağız,

İşte bu yuvayı da temiz tutmak için yaşam mecburiyetinde kanunlar yapmak hukuk ve adaleti tam gereği gibi uygulamak kurtuluş yolu,seçimini bu tip KH yolunda kullananı yargılayacağız ama adalet sistemini katıksız kullanarak,

Sonuçta kişinin seçtiği yolu düzeltip düzeltmemek kendisinin işi olacak ,doğaya hayvana başkasının hürriyet sınırına tecavüz etmeyeni durup dururken yargılamak ve üzerine kıskançlık,hırs,kin,intikam gibi unsurları alabildiğine kullanmak bizlere bahsi geçen çekimde toplanmayı seçen ve eğer BH olma yolunda isek mutlaka bunu telafi edecek bir dağıtmayı gerektiren davranışlara yöneltmeyi yani bir nevi karma borcu yaratmış olacak,

Yorumum budur..

Ve yine kısa kesiyorum.

Edited by - Tgur on 05/02/2021 11:17:27
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1001 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/02/2021 :  11:11:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eline emeğine sağlık Tgur abi fakat müsadenle önemli olduğunu düşündüğüm bir noktaya değinmek istiyorum. Coinler yani dijital paralar aynı sosyal medya gibi gizlilik, özgürlük, takip edilemezlik vb. pazarlama söylemleriyle yayıldı. Aslında gerçek tam tersi ve amaçta burada zaten. Örneğin sen dolar zenginisin. Legal ya da illegal yollarla servet edinmişsin. Nakit (cash) harcadıktan sonra her işini yaptırır hayırlı-hayırsız tüm meselelere karışabilirsin. Para trinkse takip edilemiyorsun. Örneğin gittin bir köye 5 lira verdin 3 ekmek aldın. Kimse bunun takibi yapamaz. Ama kredi kartınla çektirdiğinde o üç ekmek parasını en azından hangi köydesin saat kaçta aldın vs. tüm döküm ortaya çıkıyor.

Coinlerde ise hareketlerin imzaları var. Bir cüzdan oluşturduğun zaman (dijital coin cüzdanı) yüz okumaya uygun fotoğrafından, tüm kimlik bilgilerin cüzdana lisanslanıyor. Sonra harcamaya kalktığın zaman hani o 5 lirayla üç ekmek alıyordun ve kredi kartı ne aldığından ziyade nerde olduğunu biliyordu ya :) Coinde ne aldığını hatta kaç tane aldığını bile görecekler. Yani olay sosyal medya nasıl özgür düşünce ve hareketin yeri diye pazarlanırken totaliter küreselcilere hizmet eder hale geldiyse (en yakın ve en meşhur örneği Trump olayları) coin blockchain tabanlı olması nedeniyle zaten tam bir kayıt makinesi.

Çok af edersiniz ama "osursak" onu bile kayıt altına almak isteyen bir düzen var. En büyük enerji silahı olan "parayı" tam kontrol altına alabilme düşüncesi "great reset" denen büyük sıfırlama düşüncesinin temel kaynaklarından biridir.
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/02/2021 :  12:03:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Haklısın dostum ,demin yanlış yorumdaydım sildim Teşekkürler. .

Edited by - Tgur on 05/02/2021 15:19:18
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1001 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/02/2021 :  12:33:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben teşekkür ederim güzel açıklamalar için.

4BH savaşma gerekliliği hisseden ve savaşan en yüksek BH yoğunluğu diye biliyorum celselerden. Fakat bu istek yine 3Y düzenden çok daha farklı olacaktır.
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/02/2021 :  08:39:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DERSLER IV

S: (TM) Teşekkür ederim, tüm bilmek istediğim buydu. (L) ... Geçen gün ___ ile konuştum, ___’nin uyuyor olduğunu söyledim ama o buna inanmadığını, pek çok kişinin ___’nin etrafta dolandığını ve diğer dünyadan tüm bu iyi şeyleri yaptığını gördüğünü söyledi. Yorum lütfen.
C: Doğru değil.
S: (L) Doğru değil. Peki neden bunca insan ___’yi gördüğünü, rüyalarında veya vizyonlarında onunla deneyimler yaşadıklarını söylüyorlar?
C: Kısacası psişik olarak bunu yapabilme yetenekleriyle ilgili abartılı fikirleri sahte bir gerçeklik yaratıyor.
S: (L) Yani tüm bu insanlar kendi psişik yetenekleriyle ilgili öylesine şişirilmiş fikirlere sahipler ki onu gördüklerini, onunla konuştuklarını, rüyalarında ziyaret edildiklerini düşünüyorlar... (M) ___ kim? (L) Kız arkadaşımın yeni ölen kocası. (V) Hala uyuyor mu?
C: Bu olayları yaratan şey duygular.
S: (T) Ayrıca ona hep duymak istediği şeyleri söylüyorlar.
C: Evet.
S: (L) Tamam sanırım artık bununla ilgili başka birşey söylemesem daha iyi. Bunu ona daha huzur verici bir şekilde söylemeye çalışıyordum ama, sanırım...
C: Duygusal bir “bulut” altında.
------------------------------------------------------------

Kanalı açılmış veya açılacak gibi olan dostlara çok rastladım ve tavsiyelerde bulundum ,kanal hakkında bol yazılar da yazdım baktım ki bir nevi kanal kompedanı gibi tavırlara girmişim,

Neden acaba ,

Devam edeceğim,kanal ben en doğrusunu buldum haliyle kişileri ortamda rezil de eder ,diğer yandan farkında olmayıp tabulaştırmayı kendine en emin ve emniyetli yol diye dayatıp inanlara daha doğrusu sorgulama motorunu çalıştıramayanlari önünde diz çöktürür,

Bunun örneklerini yaşamımızda bolca görmekteyiz hatta badelenme diye iğrenç yolları ortaya döküp saf ayrıca temiz halkın idari ve legal vergilerini hortumlayıp bir kısım kişiyi karun gibi yaşatanları da fark ediyoruz,

Tabulaştırmanın sorgulamayan dediğimiz ve belki haksızca yargılamış olduğumuz kesimde nasıl yaygın ve hayret verici olduğunu ben kendi yaşamım içinde bile gördüm bununla ilgili anekdotumu anlatmıştım okuyanlar bilir,

Bu tip haller demokrasinin seçim işinde farkında olan ve olmayanı aynı eşitlikte gören genel anlayışı içinde bazı kişileri hak etmediği bir yaşam şekli içine soktuğunu da bilmekteyiz,
Ve bu işin düzene girmesi ve genele teşmil edilmesi için eğitimin ne kadar önemli olduğunu vurgulamalıyız,

Yoksa "oy ver bana cennet sana" teranesi hiç bitmez..

Bu genel tanımlama sonunda yukarıdaki alıntıda duygusal "bulut" altında olan bir çok dostumuzu özellikle fark edebiliyoruz hatta kendimiz bile fark etmeden bu bulutun yağmurları ile ıslanıyoruz, varlıkta psişik duygu yoğunluğu artınca ,

"C: Kısacası psişik olarak bunu yapabilme yetenekleriyle ilgili abartılı fikirleri sahte bir gerçeklik yaratıyor. "

Şu cevapta bile monoteizm dışında gücün kişinin kendinde olduğunu ve psişik duygu paradigması ile yarattığı sahte gerçeklik ruhsal evreni içinde olabileceğini görmekteyiz,

Kısaca bu özel halleri bir başka güç çıkartmıyor kişi kendi kendine oluşturuyor.

Yine de bu oluşturma işi nasıl oluyor bu kabiliyet var mı bizde diyecek taze bilinçlere bu sitede karşılaşabiliriz hissetmekteyim mesela bu yazdıklarımı ilk defa okuyan olabilir,

Anlatılanları kanal bilgilerini ,yorumları v.s. üzerinde biraz daha çalışmalarını ve sonuçta oluşmuş olan yedi yoğunluk özelliğinde kabiliyet ve yaratma işlevlerinin nasıl farkındalık genişlemesi ile bireyselliştiğini veya müşterekleştiğini görebilirler, acizane tavsiyem,

Niye bildiğimiz konuları tekrarlıyorsun diyen eski dostlar mazur görsün konularımızın özünde bütünlük ve mozaik bilinç var ve zamanı sıfırlama merakı ve anlayışını kavramak ihtiyacı var onun için her an her konu değişkenlik ihtiva edebilir biz de bu harikulade bilinç serüvenine dalmış kapılmış olabiliriz.

---------------------------------------------------------------
S: (L) Annemin birkaç sorusu var. (AK) Bana o geçmiş yaşam deneyiminden söz etmiştiniz... Sorunlarımın hepsinin duygusal olduğunu, bu hayatta yaptığım tüm hataları bir bakıma bilerek yaptığımı söylediniz...
C: Karışık.
S: (L) Sorusu mu, yoksa hayatı mı karışık?
C: Soru.
S: (A) Sen netleştir. (L) Hayır bunu senin yapman gerekiyor. Öğrenme sürecinin parçası. (A) Nasıl karışık? Bu hayatta yaptığım tüm hatalar bir planın parçası mıydı?
C: Hayır. Hatalar tercih edilerek yapılır; plan yalnızca bir “şablon.”
S: (L) Yani bir şablonu vardı ve hataları bilerek yaptı, yanlış seçimler nedeniyle...
C: Evet.
S: (L) Sanırım burada halletmeye çalıştığı şey suçluluk. Neden tüm hayatı boyunca bu hataları yaptığını ve ne zaman birşey yapmaya karar verse herşeyi mahvettiğini öğrenmek istiyor.
C: Spesifik.
S: (L) Hataları spesifik olarak sorman gerekiyor. (A) Bunun için hazırlanmadım. Bulanık. Dedikleri gibi kafamdaki herşey karışık.
C: “Utangaçlık” nedeniyle hazır değil. Hatırla, doymayan bir sevgi, kabullenilme, onaylanma ve “ihtiyaç duyulma” arayışından bahsetmiştik. Bu arayışın başarısız olmasının nedeni acelecilik, sabırsızlık ve inatçılıktı.
------------------------------------------------------------------

Laura annesinin duyduğu karışık zihin işini netleştirip ona yardımcı olacak ipuçları istiyor ve veriliyor ,konumuzu onun reenkarnatif tekrar yaşam sebeplerini incelemek haricinde başka hususlara değinmek istiyorum,

"C: Hayır. Hatalar tercih edilerek yapılır; plan yalnızca bir “şablon.”

Plan konusuna sabitlenmek ve bunun başka tesirlerle hazırlanıp önümüze kader veya alın yazısı mecburiyeti şeklinde sunulduğunu sanmak ancak monoteizm bilincindeki kabullerle mümkün olur, yaşarken yapmış olduğu yanlışları da kendinden ayrı başka güce yüklemek de,

Oysa dünyaya gelmeden evvel mevcut rehberler meclisler ve dersanelerde çalışılarak bir yaşam planı çıkarılmakta ve uygulamaya konma işini kişi kendi gücü ve tercihi ile yapmakta, keza yaşama düşüp seçim yapmak da bu faaliyetlerin devamı olarak yapılan yanlış tercihlerle ortaya çıkan derslerin tamamlanmaması kişiyi yeni hayatlar seçme döngüsüne sokmaktadır,

Bu konuda da bir evvelki yorumumda bahsi geçen taze bilinç ve olgun bilinç ikilemi düşünceleri ortaya çıkabilir, mesela taze bilinç, ne dershanesi buradaki okullarda az dirsek çürütmedik mi,yeter,bir de yeni hayat döngüsü denmekte, çıldırmış bunlar..

Az mizah.

-------------------------------------------------------------

S: (L) Uyanıp kendimi yatakta ters dönmüş bulduğum geceyi diyorlar. Geceliğimin dizden aşağısı ıslanmıştı ve o dönüşü yapmış olmam imkansızdı çünkü bunun için yeterli alan yoktu. Bununla ilgili hafızam yüzeye mi çıkıyor?
C: Motor hafıza.
S: (L) Bedendeki anılar mı yani?
C: Yakın.
S: (L) Birkaç yıl önce L’nin park çıkış yolu üzerinde ortaya çıkan sembol hakkında konuşuyorduk geçen gece A ile.
C: Kanatlı amblem.
S: (A) Sormak istediğimiz şu; bunu Griler’le ilişkilendirdiniz ama bir kaçırılma olup olmadığını söylemediniz, daha sonra L’nin hiç kaçırılmadığını söylediniz. Aradaki bağlantı nedir?
C: Bağlantıların “zamansal tanımlı” olması gerekmiyor.
S: (L) A bunun L ile hiçbir ilgisi olmayabileceğini, sadece o an bize verilen bir mesaj olduğunu söyledi. Mesaj neydi ve kimin içindi?
C: Mesaj değil. İşaretleyici.
S: (L) Hafızayla ilgili olarak tanımladığınız anlamda bir işaretleyici mi?
C: Yakın.
S: (L) Bu işaretleyicinin kime etki yapması isteniyordu?
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.
-------------------------------------------------------------

Üst alıntılarda sıfır zaman ve mozaik bilinç üzerine yorumları biraz evvel kaydetmiştim ve devam ederken bu alıntı kısmına takıldım, bu durum tesadüf diye bir şeyin olmadığını bir daha bir daha ispatladı neden bu tekrarım zira hayatta bu kabil ispata çok rastladım bu rastlayış dediğimin de teasadüf olmadığını anladım,
Kanatlı amblemin işaretleyici bir sembol olduğunu ve neyi işaretlediğini Laura derslerini bitirdiğinde anlayacağını belirtiyorlar, bu kısımda kritik bilinmesi veya anlaşılması icap eden husus şu son kısımda,

"S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom."

Ama bunun dışında bu alıntıda evvelce de üzerinde durduğum bir izah var evvelki yorumumdan alıntıyı uzatmadan yapacağım,

*************************************
"C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır. "

Dersin tamamlanması (TH )nın cevabı ile doğru orantılı ,yani olayların zamanın dışında zaten oluşmuş olduğunu bizim lineer algılamamız onları sıralı bir düzende işleyerek gerçekleştiğini tanımlayan çok ilginç bir tarif,

Burada evvele zamansızlığı kabul etmek var,bunun çok zor olduğu DNA mızda düzenlenmiş olan lineer algı sistemiyle ilgili,
Konuyu daha geniş bir mecraya çekersek, karma programıyla ilgili hususlara da bir bakmamız gerek karma, lineerde yapılanın (oluşanın) eğer dengeyi bozan bir özelliği varsa bu dengeyi bozan varlık tarafından düzeltilmesi gerçeğini vurgular, tamamen zaman denen bir unsurun işleyişini devreye sokar , bahsi geçen derslerin tamamlanması karmanın da temizlenmesi yani dengenin tam oturması demektir ,

Yukarıda geçen "algının katalizör "olması meseleyi daha değişik yönlere çekmektedir ,katalizör, uyguladığımız bilimde özellikle kimyada bir kimyasal tepkimeyi kolaylaştıran ama tepikeminin esasına girmeyen, stabil kalan maddelere verilen bir tanımlamadır,yukarıdaki derin manalı K.cümlesinde de o olmaktadır algı katalizör yani objektif bir durumdadır lineer zaman dalgasına kapılmamaktadır ,bu durumda her olay eş zamanlı olmaktadır bizim uyguladığımız zaman dışında.

Anlattığımız bu durumu derslerini tamamlamaya çalışan bilincin (ki bilinç her şeydir )algı üzerine etkisi olduğunda nasıl olacağına bakalım yani bilincin algıyı katalizör olma durumuna sokacak etkileri olabilir mi ,olabilir, şöyle ki,

Bilinç algıyı olayları çevresel olarak her yönden değerlendirebilecek bir yapıya gelmişse yani her olayı belli kriterlere takılı kalmadan başka yönlerden de inceleyebilecek kapasitede ise değiştirebilir ,

Misal ,(evvelce de vurguladım çok basit olsa da çarpıcı) bazı insanlar için "açlık" genelde kötü algıdadır ama fırıncılar ve gıda satıcıların algıları bu manada "iyidir" aynı şekilde hastalık hastalananlar için kötü olsa da kazanmak için bekleyen ve onu "iyi" algılamaya postalayan doktorlar eczacılar var, örnekleri çoğaltabiliriz,

Neticede algıyı her zaman etkileyen faktörler bilgiyle ve sonucundaki farkındalıkla derslerini tamamlamaya çalışan için her zaman mevcut, o da "bilincin" her şey olduğunu bir defa daha ispat etmekte..
***********************************************
------------------------------------------------------
C: Ders no 1: Her zaman saldırı bekleyin. Ders no 2: Saldırının modlarını bilin. Ders no 3: Saldırıyı nasıl etkisiz hale getireceğinizi bilin.
S: (L) Bir insan hasta olduğunda, yaşlı olduğunda ve kişinin annesi olduğunda... yapılabilecek tek şey ona bakmak. Ama kişinin yapmak istediği birşeyi yapmasına engel teşkil eden herşey bir saldırı olarak düşünülebilir sanırım. Bu annenin hasta olması da olabilir, çocuğunun bisikletten düşüp kolunu kırması da olabilir. Herşey saldırı aracı olan kişinin dikkat eksikliğiyle ilişkili.
C: Saldırı altındayken beklenmeyeni bekleyin, eğer sorun yaratacaksa...
S: (L) Yani eğer sorun yaratabilecek birşey varsa, bunun olmasını beklemek gerek.
C: Ama eğer bunu bekliyorsan, nasıl önüne geçileceğini öğrenirsin, ve etkisiz hale getirirsin. Buna ihtiyat denir ve bilgiye dayanır. Bilgi ne yapar?
S: (L) Korur! Ark’a yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: Nasıl?
S: (L) Bilmiyorum. Sanırım insanın bu gezegende olan istisnasız herşeyin daha üst seviyelerde KH ile BH arasındaki etkileşimin bir sembolü olduğunu tam olarak anlaması gerekiyor.
C: Evet, ve bu henüz gerçekleşmiş değil. Doğal öğrenme sürecinin bir parçası olmak durumunda.
S: (L) Sanırım hepimizin dokunulmaz olduğunu ve saldırıya maruz olmadığını düşündüğümüz bir alanımız veya alanlarımız var. Veya bununla ilgili olan şeyleri 3’üncü yoğunluk mantığıyla açıklayabileceğimizi sanıyoruz. Ta ki saldırının insanın bizzat kendinden, karısından, kocasından, çocuklarından, ebeveynlerinden, arkadaşlarından, İSTİSNASIZ HERKESTEN gelebileceğini anlayana kadar.
C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir.
S: (L) Ark’ın durumunda, söz gelişi onun başına gelecek ve yüzeyin altını görmesini sağlayacak birşey mi olacak?
C: Varsayma. Bu “kuantum” ölçülerinde bir engel.
S: (L) Ark’ın bazı insanların yardım edilebilir olduğu sanısından kurtulduğunu düşünüyorum.
C: Ama fiziksel olmayan saldırı gerçekliğine inançsızlığından kurtulmadı.
--------------------------------------------------------------

Saldırı hakkında evvelce konuştuklarımıza ilave olarak bu yoğunlukta her şeyi beklentisizlik kavramı içerisine sokamayacağımızı anladık buradaki ince çizgiyi idrak etmemiz gerek,

Saldırı hakkında zarar görmemek için bazen umulmadıkları beklemek günün şartlarına göre bir nevi korunma yöntemi tedbir alma korunma fırsatı yaratabiliriz,

İlave olarak burada vurgulanan

"C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir."

bu cümle bir çok şeyi izah ediyor yani ortamımızda din ve bilim bağnazlarının çokluğunun sebebini, çekilen sıkıntılar ve karşılaşılan saldırıların yakın çevreden nasıl gelebileceğine,

Bir ara K.lar çocuklarınızı neden tahsil yapma mecburiyetine sokuyorsunuz ifadeleri vardı ve ortamdan "olur mu diplomasız olup aç mı kalalım "cevapları geldi ,

Burada K.ların bizim yoğunlukta uygulaması çok güç olan bu teşhislerinin neden olduğunu şimdi idrak ettim ,o zaman ben de aynı itirazi düşünceyi geçirmiştim, kısıtlı ideolojilere kulvarlanan şimdiki tahsil tipi bu geniş düşünme engelini ortaya çıkartıp ezberci sorgulama kabiliyeti olmayan bir toplum haline sokmakta,

Hele benim kısıtlı ideolojim en iyisidir deyip ülkeyi itaatkar bir gurup haline sokma gayretlerinin de neden olduğunu anlamaktayız,
Okuldayken bir analitik kimya hocamız vardı ,konuları formullerle anlatır ve anlaşılması için üzerimizde fazla uğraşmazdı ve sınıf olarak toptan anlamayan isyan eden bir hale gelmiştik,
İnat ettim işimden bir hafta izin aldım ve eşimi annesinin yanına gönderdim kitapları etrafıma sıraladım (internet yoktu) bu kişinin ne anlatmaya çalıştığını bir hafta sonra en sonunda söktüm anlatmak istedikleri o formullerdeki harfler ve sembollerle kolayca izah ediliyor sanki bulmaca çözmüş gibi olmaktasınız ve sonra sınıfta isteyenlere anladığım konularda dersten sonra kalıp yardım ettim konu biraz biraz anlaşıldı,

Meğer o kişi, iyilikler içinde olsun ,bizi sorgulayıcı araştırıcı bir mantığa sokmak istiyormuş şimdi çok iyi anlıyorum,

----------------------------------------------------------
S: (L) Bu gece ilk sorum, tüm hafta boyunca aklımda dolanıp duran bir konuyla ilgili: Balinalar neden şarkı söylüyor?
C: İletişim.
S: (L) İletişim kurmak için şarkı söylüyorlar. Bunu bir anlamda tahmin etmiştim. Bu incelikli ve karmaşık bir iletişim şekli mi?
C: Evet.
S: (L) Bildiğimiz konuşma dili kadar karmaşık mı?
C: Daha karmaşık.
S: (L) Bu dili nasıl anlayabileceğimize dair bize verebileceğiniz herhangi bir anahtar var mı?
C: Tamamen farklı bir şekilde düşünmeniz gerekir.
S: (L) Neden? Görüntü bazlı bir dil mi, yoksa ton bazlı mı? Çıkardıkları seslerin tonları belirli görüntüler, kavramlar veya fikirler mi oluşturuyor?
C: Skotopik aktarım yoluyla psiyonik dalga modülasyonu.
S: (L) Psiyoniki hangi anlamda kullanıyorsunuz?
C: Eşzamanlı bir düşünce dalgası olarak görme, duyma, hissetme, algılama ve yanıt verme.
S: (L) Tamam, peki balinalar ne hakkında konuşuyor?
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Tümsel düşünce aktarımı.
S: (L) Balinaların ilgisini çeken hangi konular o düşünceleri aktarmaya enerji harcamalarına neden oluyor?
C: Tümsel eşzamanlı kavrayışın olduğunda “konuya” ihtiyaç yoktur.
.......................bazı konular atlandı,
S: (L) Balinanın ruhu, başlangıçtan beri balina ruhu mu?
C: Birleşik ruh.
S: (L) Neyle neyin birleşimi?
C: Tüm balinalar aynı ruhu paylaşıyor!
S: (L) İnsanlarınki de birleşik ruh mu veya oraya mı yöneliyor?
C: Parçalı.
S: (L) İnsanlar parçalı ruh. Bir zamanlar birleşik bir ruh muyduk?
C: Bir zamanlar ve gelecekte.
S: (L) Bir varlık birleşik bir ruhsa, her birinin deneyimi diğer hepsinin deneyimi oluyor bir anlamda, doğru mu?
C: Yakın.

------------------------------------------------------------------
Bu bölümün ne anlattığını idrak ettik ,ama şu anda parçalı ruh olup ileride balinalar gibi "konu olmayan bir durumda" yani

"C: Eşzamanlı bir düşünce dalgası olarak görme, duyma, hissetme, algılama ve yanıt verme. "

şeklindeki bir iletişimin olması her şeyin bir olması ile eşdeğer duygular veriyor ,

Bu nasıl harikulade bir duygudur,

Şu parçalı ruh halimizle tahayyül etmek çok güç zira etrafımızı kaplayan illüzyon ağı bizi her şekliyle bir konuya çekmekte ,şu an biraz üşüyorum mesela, alın size bir konunun bedensele etkisi ile yaşamı sürdürme işi ,

Balinalar bu iletişimi yaparken ortam fiziksel özelliğinden etkilenmiyorlar mı ,etkileniyorlar ama ihtiyaç duydukları meselelerde birbirlerini uyarıp mesela beslenme mecburiyetinde avın nerede olduğunu hissettirip yakındakileri o yöne sevk ettiriyordur, insanın yaptığı gibi evvela ben doyayım başkaları ne yaparsa yapsın ben ondan ayrıyım, bana ne,denmemekte,

İşte parçalı ruhun birleşmeyi öğrenebilmesi için bu dersler denizinde oldukça fazla yüzmesi gerek, bireysel yaşamdaki konfor ve mutluluğu yakalamak için olan bitenle her kişi ile beraber olduğunun idraki gerekir buda ne hazin ki ayrılık duvarlarında çarpıla çarpıla öğreniliyor .

Oldukça fazla ifadesi de zamanı içine alıyor oysa idrak ve farkındalık zamanın dışında bir anda gelir bunun için evrensel özellikte bir cetvel kullanılmıyor küçük bir çocuk bile yaşamın yeni basamaklarında IQ u yüksek vasıflara gelebilir ,olayı zaman kulvarı dışında karma programlarındaki mozaik etki ile düşünmek ve bir yerlere oturtmak lazım.
Hatırlayalım,

"C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır. "

---------------------------------------------------------
C: Bu tür hususlar, büyük resimde nispeten küçük bir yere sahip. Saldırıdan kaynaklanan tehlikeyle ilgili olarak bundan daha önemli olan şey farkındalıktır. Saldırının nereden geldiği ve tam olarak nasıl bir durumda şekillendiği ikinci derecede önemli. Birincil derecede önemli olan şey, bu tür saldırıların olabileceği ve olacağının farkındalığıdır. Ayrıca senin durumunda, 5 çocuğun olduğu için, saldırı durumunun birinden diğerine geçeceğine dair bildirimimiz, unutmamanı önemle önerdiğimiz bir husus. Bunun ardından sezgilerin seni korumaya en çok ihtiyaç duyulan yere yönlendirecek, tabii duygular bir engel değil de bir yardımcı olarak görev yaptığı sürece.
S: (L) Neden bu kadar çok çocuğum oldu?
C: Bu senin çeşitli seviyelerde seçtiğin birşey.
S: (L) Bu çok büyük bir sorumluluk.
C: Büyük bir sorumluluk, ama sonuç olarak pek çok ders aldın. Bu enkarnasyon öncesinde, bir sonraki seviyeye yükselmede, popüler ifadesiyle “hızlı bir yol” istedin. Bunu isteyen diğer herkese söylendiği gibi sana da bunun gerçekten zorlu olacağı söylendi. Ve kendi karakteristiğinle, senin fikrine göre, bu zorluğun onların algıladığı kadar büyük olmayacağı şeklinde yanıt verdin. Ama elbette, o mesajı verenler daha üst yoğunluklardandı ve dolayısıyla, senden çok daha fazla farkındalığa ve bilgiye sahiplerdi.
S: (L) Çiğneyebileceğimden fazlasını mı ısırdım yani?
C: Bu fazla varsayıcı bir ifade olur. Sonuçta çiğneme süreci henüz bitmedi, değil mi?

----------------------------------------------------------

Bilginin çoğunu kucaklayıp farkındalıkta ilerlemek ne güzel şey zorlukların esasta birer ders olduğunu idrak edip müşkülatın o sırada can acıtan yanını boş verip algıyla ötesine bakmak ve neler kazandırdığını hissetmek,

Bunun için çok yüklü bir anlayış ve bilgi zenginliği gerekir, bu yoğunlukta güçlüğün realitemize çarptığı veya acıtmaya başladığı anda etkiye tepki mi göstermeli veya sabırla atlatmayı ve arkasına bakabilecek dirayetli mi olmalı,

Savunma mekanizması eğer bu acı sizi yok edecek vaziyette tehlikeli bir şekildeyse tabiiki savuşturma için kullanılmalı bu doğal ve normaldir ,bu halden bekleyip hiç bir şey yapmazsak da ders alınır ama idrakini 5Y de yaparız o da 3Y yaşam kayıtlarına geçmediği için değersizdir, değersiz demeyelim yeni bir ders programı hazırlanmasında done olur o da yaşama düşüp seçilip seçilmeme tehlikesine girer, iş uzar,

Görüldüğü gibi her müsibet diye görüp atlatmak için hayatı kurtarmak dışında direnç göstermemiz o durumdan ders almamızı erteleyen bir faktör oluyor,

"İmtihansız hayat ipsiz uçurtmaya benzer ne kadar uğraşırsan uğraş yükseltemezsin"
"Zoru seç koru tut gerekirse/Yansa bile ellerin gelen yeni deridir"

O halde güçlüklere direnç göstermek yerine sabırla karşılamak ve beklemek kazanç sağlıyor ,yalnız güçlük arayan ve bekleyen paranoyasına kapılmadan,

Yaşamımızı bir bir kontrol edip geçirdiğimiz güçlüklerin birer envanterini yapsak şu cevap üzerinde düşünmek ne kadar önemli,

"S: (L) Çiğneyebileceğimden fazlasını mı ısırdım yani?
C: Bu fazla varsayıcı bir ifade olur. Sonuçta çiğneme süreci henüz bitmedi, değil mi? "

-----------------------------------------------------------------

C: Söylediğimiz gibi, en büyük tehlike şimdilik geçti. Ve söylediğimiz gibi, hassasiyetin daha büyük olduğu, güç potansiyelinin daha büyük olduğu, yeteneğin daha büyük olduğu ve enkarnasyonlar neticesinde ruhun daha güçlü olduğu gerçeğinin ve diğer ilişkili bazı faktörlerin farkındalığına yönelik bir direnci var. Bu zor bir zaman, tıpkı hayatının bu aşamasında olan diğer tüm 3’üncü yoğunluk varlıkları için olduğu gibi, çünkü 3’üncü ve 4’üncü yoğunluktan gelen sürekli baskılar var. Ve bu, ruhun her bir enkarnasyonda belirli bir olgunluğa ulaşmasının son aşaması. Dolayısıyla bir direnç var, hatta bu sözlere yönelik olarak da bir direnç var. Hepsi öğrenme sürecinin parçası.
S: (L) Gözlemlediğim kadarıyla neye direnç göstersek acı çekmemize neden oluyor.
C: Doğru, ama acıların çeşitli dereceleri var.
S: (L) Ve tüm bunlar GERÇEKTE kim ve ne olduğumuza ve duygusal programlamamızı bırakıp daha üst bir seviyeden kararlar almaya karşı gösterdiğimiz dirençle ilgili görünüyor.
C: Doğru. Herşey derslerden ibaret ve her ders, Bir ile birleşmeye giden yolda atılan yeni bir adım.
S: (L) Öğrenişimin duraksadığını hissediyorum.
C: Duraksamalar daha büyük bilgiye veya gelişime giden yoldaki dinlenme molaları oldukları sürece büyük bir öneme sahip değildir. Daha önce sana ve diğerlerine, yoldaki işaretleri dikkatle takip etmenizi, işaretleri okumanızı ve anlamlarını anlamanızı söylemiştik. Bunu yaparsanız, savaşmak zorunda kalmazsınız. Ve “savaş” burada uygun terim, çünkü savaş saldırıdan kaynaklanır. İşaretler uygun şekilde okunduğunda ve değerlendirildiğinde, saldırıya ilerleyici ve pozitif bir şekilde direnç gösterilebilir. Dolayısıyla, eğer mümkünse kişi savaşmak zorunda kalmak istemez ve bunun için gerekli araçlar işaretlerdir ve işaretler HERYERDE! Sezgi bunlardan biri, eşzamanlılık bir diğeri. İşaretleri tanımak için gerekli güce, bilgiye ve farkındalığa sahipsin. İşaretlerin üzerine gölge düşürebilecek, onları karanlıkta bırakabilecek tek şey duygulardır. Ve bu da ancak, 3’üncü yoğunluk deneyiminin doğal bir hali olan duyguların yardımdan ziyade bir engel olarak işlev göstermesi durumunda olur. Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4’üncü yoğunluk BH’ye ilerleme mümkündür. 4’üncü yoğunluk BH’deki ilerleme sürecinde duyguların mevcudiyeti azalır. Bu şu anda sizin anlayamadığınız birşey olabilecek olmakla birlikte, sonunda anlayacaksınız.
-----------------------------------------------------------

Bu bölüm ileride Laura ile birleşecek Arkadius ve evlatlarından esasta ileri bir ruh olduğu K.larca belirtilen oğlu A-- hakkındaki endişeler ile sorduğu sorulara cevaplar üzerine,ancak verilenlerin detaylı oluşu (tahmin ederim bu celse oujo tablosu değil medyumik kanallama ile tertip edilmiş) bize daha yatkın gelse de bir kişinin transı yoluyla kanallama işinde karışan başka faktörleri ve güçlükleri de beraberinde getirir, ancak bunlarda temiz ve detaylı bir anlatım müşahede ettim,

Şimdiye kadar anlattıklarımızı çok iyi toparlayan bir bölüm ,son paragrafta

"4’üncü yoğunluk BH’deki ilerleme sürecinde duyguların mevcudiyeti azalır. "

kısmını salimen yorumlamak için 4Y nin değişken fiziksel yoğunluk olduğunu ve burada da duyguların devrede olduğunu hatırlıyoruz ,

Yalnız bunda da tanımlamanın "4Y değişken fiziksel yoğunluk" ifadesi bu yoğunluğa geçince eşzamanlı veya zamansız bir hali kişi her an gerekli algılama objektifliği ile kavrayabilir ,yani zamanı her zaman seçimi yoluyla dışlayabilen bir üst bilinç haline gelebilir,

Onun için kısmi bir fiziksel yoğunluk değil değişken ifadesi özellikle vurgulanmış İncilde belirtilen bin yıllık süre mutlak beklenip görülecek bir süre değil bu tip seçimler yapabilen ruhlarla her an değişkenliğin fiziksel durumu aşılabilir,

Ara veriyorum.


Edited by - Tgur on 16/02/2021 10:20:24
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/03/2021 :  09:06:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DERSLER V

C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!
S: (L) Slaytı projektörden nasıl çıkarabiliriz? (V) Meditasyonda slayt çarkını ve uyumsuz slaytı çıkarıp attığımı görsellersem, bu uygun bir yol olur mu?
C: Çıkarılması gerekenin hangi slayt olduğunu söyledik.
S: (V) Hala anlamıyorum. (L) Suçluluk slaytı var... (V) Bu akşam pek çok nahoş şeyden bahsettik... İnatçılık slaytı var... perdeye yansıtıp durduğum... Yani diyorsunuz ki görselleştirmeye başladığımda bu uygulamayla onu ayıklayabilirim... İnatçı olmamak herşeyi akışına bırakmak demek! (A) Hayır, esnek olmak demek. (V) Ben esnek değil miyim? [bağırıyor] (A) İnsan her zaman biraz daha esnek olmaya çalışmalı, ben dahil. (V) Doğru sanırım. Neredeyse kırk yaşındayım ve işte böyleyim. Ama bu bir mazeret olmamalı! Bir de şu var ki, ne zaman olayları akışına bıraksam yanan ben oluyorum.
T___’yle de aynı şey olmuştu...
C: Yanma akışa bırakmaktan değil, birşeylere inatla yapışmaktan kaynaklanır.
L:-------------(kişisel kısımda bazı konuşmalar atlandı) Keşke gözlerini açıp bunu görebilmesini sağlayacak sihirli bir hap olsaydı.
C: Ama yok. Ne V, ne de başkası için.

-------------------------------------------------------------

Bu bölümde V isimli kişinin şahsi problemlerinin sorulması ve atlatabilmesi için sorular ve cevaplar ile çözülmeleri uğraşısından bazı genel hususları alabildiğimiz için önem verdim, herkesi ilgilendirebilecek konular,

Slayt benzetmesini severim zamansızlığı anlatmak için bir ara belirtmişlerdi ve görülüyor ki bütün kayıtları yaşanmışları kaydeden bir özelliği, izahta isabetli oluyor,

Biz bu slaytı kişinin DNA sı olarak da alabiliriz zira kayıt merkezimiz orası ,slayttan bir takılmış konuyu atabilmek becerisi DNA mız üzerine etkimiz olduğu benzetişine sokabiliriz,

Şu pandemi zamanlarında mRNA aşısının DNA ı kurcalayıp KH tarafındann konmuş tuzakları ortaya çıkarma tehlikesinden bahsediyoruz, yani bu slayt makinasında artı eksi yaşanan kayıtlanan her şey var ama onların bertaraf edilmesi kişinin farkındalığı ile ilgili

Farkında olursak bu mayınları nasıl yok edebiliriz ,o tip aşıyı kullanmazsınız iş hallolur, aynen inatçılığın bir işe yaramadığını anlar gibi ,konu üzerinde algınızı değiştireceksiniz ortada sizi yakacak konu kalmaz,

Algı değiştirmenin de hassasiyeti var ,inanç meselesi ,yani değiştirmeye çalıştığınız yeni algı durumlarına geçerken o konuya yeterli inanç var mı, eğer o yeni düşünüş tarzındaki donelere ait bilgi ve farkındalığınız yoksa algıyı değiştirseniz ne yazar, geçici hayal senaryolarına takılmış bir durumda kalırsınız,

Gücün kendinde değil de asırlardır süren çeşitli mantıksallaştırılmaya maruz kalmış monoteist başka yerlerde olduğu baskılı inanç durumu tam temizlenmemişse bu algı değiştirme işi akamete uğrar,

Gücün bizde olduğunu fark eden tasavvuf erbabının anlattıkları diğer evrensel sufi gurupları ve Ra ,Pleiades K. gibi kanal bilgileri ve şu andaki genetiksel bazı hakikakatlerin bütün çıplaklığı ile ortaya çıkışı zihnini çalıştıran her kişi için gerçek haline gelir,

Buna Bigsenfoni dostumuzun yakınlarda "Doğu ve Uzakdoğu Öğretileri" bölümünde aktardığı inisiye bilgi izahından "Bir"in "Osiris, İsis ve Horus" üçlemesi ile monoteizm bilgisini parçalayan ifadelerini de katabiliriz,

Ezelden beri bu gerçek anlatılmış ve KH bu bilgiyi insanları esir eden çarpıtan ben ve o ayırımı için alabildiğine çalışmış halihazırda kurtulanmayan ise gücün başka yerlerde olduğu inancı ,

Kayıtlarımız hücrelerimizde DNA da ve eterik alem dediğimiz evrensel Morfik Alemde ve hemen hemen bütün hücrelerimiz onların imalatı olan ve bedensel fizik işini yürüten proteinler antenler,
Ve "Kolineer Dalga Okuyucu" insandaki hücrelerin daha çok kümeleştiği beynimizin alıcı verici gibi çalışabilmesi ,

İnsanın biolojik bir P.C.gibi oluşuna dikkat edemiyor muyuz şu anda insan dans edebilen robotlar yaratmakla meşgul ,bir çok kablosal bağlantılar reseptörler ve bu gelişim gün geçtikçe ilerlemekte ve bu benzetişi insan vücudunda bir şehir gibi çalışan tek bir hücrenin insan vücudundaki faaliyetler ile beraber düşünebiliriz,

Hücrenin, bedenin gün geçtikçe artan çalışma özelliklerinin tanımlanmasındaki gelişme bu çok iyi dizayn edilmiş yapının otonom bir yapıda kendi hayatiyetini sürdürdüğünü ve dış dünya ile irtibatını protein yapısına kadar indirgenmiş antenler bolluğu ile yaptığını hatırlayalım,

Bu antenler yoluyla ruhun kendini indirgeyip veya seçip geldiği bu fiziksel illüzyon aleminde üst yoğunluklarda bulunan ve daha mükemmel ortam dediğimiz fizik dışı ruhsal ortamdaki benlikleri ile irtbatta ve oluşmuş bu oyun düzeninde yüksek zihinsel algı mükemmeliyeti ile bu işin nasıl ve ne yapıda başladığının farkındalığına erişmeye çalışmaktadır,

Bu çabayı bırakıp teslim olup rahat bir hayat sürdürmekte bir yol o da varlığın seçim özgürlüğü gibi müthiş bir otonom serbestliğini ortaya dökmektedir,

Tek sıkıntı arayış dediğimiz sevgi bilgi karmanyolasındaki çekim gücünün bu oyunun süregelmesi icap ettiğini varlığa hatırlatması ne kadar unutmuş gibi olsa da tatmin denilen duvarın işin bitmediği hissini doğurması, kaç hayat geçirirse geçirsin ve hangisinde fark ederse etsin.

-----------------------------------------------------------

S: (L) Evet. İhtiyaçlarımız karşılanacak. Evet, ama ayrı kalmamız gerekmesi bakımından zorluğu var... Tamam. Bizim mevcut ızgara sistemimize göre, Atlantis’in hangi coğrafi koordinatlara düştüğünü öğrenmek istiyorum. Kesin şekline ihtiyacımız yok, sadece genel olarak...
C: Bu tıpkı “NATO’nun coğrafı koordinatları nedir?” diye sormaya benziyor.
S: (L) Tamam, daha spesifik bir şekilde sorayım: Atlantik Okyanusu’nda olduğu iddia edilen Atlantis topraklarının en kuzeydeki kısmı hangisiydi?
C: Atlantis’in bir ülke, arazi, ada veya kıta değil, bir medeniyet olduğunu bilmenizin “vakti!”
S: (L) Tek istediğim Atlantik Okyanusu’ndaki bir kara kütlesiyle ilgili bir fikir edinmekti... Bu kara kütlesi neredeydi?
C: Sence?
S: (L) Azorlar’ın ve Kanarya Adaları’nın...
C: Evet, ama aynı zamanda başka pek çok yer. Hatırla, o zaman deniz seviyesi onlarca metre daha alçaktı...
S: (L) Deniz seviyesi neden onlarca metre daha alçaktı? Buzlardan dolayı mı, yoksa dünyadaki su miktarı o kadar fazla mı değildi?
C: Buz.
S: (L) Buzlar kutuplarda mı yoğunlaşmıştı? Buzul çağının buz örtüsü?
C: Evet.
S: (L) Demek Atlantis buz çağında varoldu?
C: Büyük ölçüde, evet. Ve buz örtülerinin dışındaki yerlerin çoğunda dünyanın iklimi bugünkünden daha soğuk değildi.
S: (L) Bu buzulların oluşmasına neden olan şey neydi?
C: Küresel ısınma.
S: (L) Küresel ısınma nasıl olur da buzullanmaya neden olur?
C: Yağışı çok büyük ölçüde artırıyor. Ve büyük yağış kuşağını çok daha kuzeye taşıyor. Bu da çok hızlı bir şekilde buzul tabakalarının oluşmasına ve sonra da giderek daha hızlı ve yoğun bir şekilde buzullaşmaya neden oluyor.

--------------------------------------------------------------

Bu küresel buzullanma hadisesine vaktiyle ne yorumlar yapmıştık zira presipitasyonun evvelki celselerin birinde kuzeye doğru yoğunlaşması denmişti ,

Burada presipitasyonun partikül çökmesi anlamı üzerinden giderek okyanustaki sıcak soğuk su hareketinin değişmesine bağlayıp su altındaki varlıkların topluca hayatiyetlerini kaybetmesi buna bağlı çürümeyle ortaya çıkan hidrojen sülfür gibi gazların okyanus dışı varlıkları da etkilemesi,

Genel ve yoğun bitki ölümleri gündüz oksijen verip gece karbondioksit salınımı döngüsünü yok ettiğinden ortam zehirli gazların yoğunluğunda karbondioksit perdesi de yok olduğundan güneş ışınlarının yer yüzünde fazla kalması imkansızlaşır ,ısı kısa devre yapmadan zeminden kaçar,

Böylece ısının artması buzul çağını ortaya çıkarır,

Şimdi ise kuzeye doğru yoğunlaşan yağışların artması ve buna bağlı soğumanın buzul çağının başlamasına sebep demekteler,

Her iki izah ve cevabı buzul çağının oluşumuna bağlayabiliriz bazı olayları tek izahta bırakmayıp başka yerlerde tamamlayıcı malümatı vermelerini K.larda çok gördük ,bu da mozaik bilgi yelpazesinin bir unsuru olsa gerek,

------------------------------------------------------------

C: Ruhu her zaman sınırlamasız bir ortamı arzuladı; bu nedenle onun hep istediği şeyi elde etmesine izin veriyorsun. Sahne onun buna uygun şeyler öğrenmesini sağlayacak şekilde kuruldu. En azından bir yönüyle, bu aşamadaki gelişim yollarınız belirgin şekilde benzerlik gösterecek.

------------------------------------------------------------------
Kısa bir alıntı ,Laura nın kızlarından biri hakkında sorduğu genişletici sorulara verilen cevaplardan,

Aklıma kendimi ve bu siteye müdavim olup sınırsızlığı özleyen ve arayan siz kıymetli dostlar geldi ,arayış ufkundaki engin ve sonsuz yapı hemen hemen hepimizin genel karakteri,zira kalıplı bilgiler ve ideolojilere hapis olmuş kişiler bu sitede fazla duramamakta ,hür bilinç havasını her an solumak istiyoruz,

Bu bakıma yukarıda anlatılanların karakterine benzeşen bir ana şablon kader oluşturmuşuz ve zaman içerisinde belki çeşitli işaretleri izleyerek eninde sonunda bu oyunun oyuncuları rolüne bürünmüşüz,

Bu nedenle bazı ideolojileri savunup çıkamama halini de zaman zaman test ediyoruz hatta bazen birbirimize etki tepki oyunu içinde oluyoruz ama sonuçta bütünlüğün bir ferdi olan kalpten gelen sesleniş o esnada uğraşılan konudaki ideoloji ile sınırlamanın farkına varıyor ve kendini kulvarlar dışına atıyor,

12.11.2005
Sonsuzlukta bir başlangıç olarak yaratıldı madde alemi
Yani her varolan sonsuza bağlı olduğunu bilmeli
Sonsuzu anlamaya çalışmak durmasın
Buna yönelen insan şartlanmışlığını mutlak yenmeli

Sonsuz, bilinmeyen diye tanımladığımızdır
Bilinen ise her şey sanıp yanıldığımızdır
Her şey aslında sonsuzluğu da içerir
O zaman bir bilgide takılmak yanlışımızdır

------------------------------------------------------------

S: (L) Ra’nın kanalı olan Carla Rueckert’le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini, sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor...
C: Varolan herşey derslerdir!!
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.

------------------------------------------------------------------
Petekten bal süzer gibi celseleri böyle kısım kısım incelerken evvelce idrakten kaçmış olanları yeniden görüp bilinçte genişleme yapmaya çalışıyoruz,

Carla Rockert'in olmamız ve sevmemiz üzerindeki tavsiyelerini baştan New Age vari bir hal olduğun şeklinde düşünürken daha derinleşince K.ların da o hali desteklediklerini görüyoruz,

"C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok. "

Dönüşen her deneyim var oluşun bir oluş şeklidir ,dönüşülen bu yeni hal olma halinde sevginin yani dersler ihtiva eden bilginin yeni deneyimleri de kabul edebilecek halde içimizden geçmesi ,

Dönüşmek yani değişimi kabul etmek herhangi bir durakta sabit kalmak halinin tamamen aksi ,şu anda zihnimizi bu bilince gelecek şekilde ayar edebilmek,
------------------------------------------------------------------
S: (L) Şöyle bir soru soruyor: “Kişinin iki karmadan daha hafif olanını seçme durumuyla karşılaştığı bir zaman olabilir mi?”
C: Hayır, çünkü karma kendi varlığını dayatır.
S: (L) Bundan kastettiğiniz şey nedir?
C: Yolda çatallaşma yok, çünkü lineer zaman yok. Bu bir ilüzyon ve mezun olduğunuzda bunu bileceksiniz.
------------------------------------------------------------------

Çok hassas bir yorum isteyen bölüm,"karmanın kendi varlığını dayatması" anlayabilmek için lineer zamanı boşlayan bir anlayışı zihne oturtmaya çalışmalı ,

İllüzyonun ne olduğu üzerinde anlayışımızı kurcalayalım fiziksel yaratımda şu anda yaşadığımız dünya ve bu beden ve yaratılmış büyük bir kısmı doğmaya ve bilincin sapmasına uygun anlayışlar bunlara takılı kalıp her şeyi bu açıdan değerlendirmek veya hayır bunun ötesinde bir şeyler daha var diyen arayan bir bilinç,

Zira bu illüzyon materyalinin alt yapısına girince somut halin değil enerjisel soyut halin devrede olduğunu anladık bunun hakkında daha fazla şey söylemeyeceğim ,üzerinde fazlaca durduk,

Bedeni ve yaşanan fizik hali bir kenara ayırıp olan bitene daha objektif bakınca durgunluktan harekete geçen bu var oluş hadisesinde olan her unsurun kendine ait bir oluş karakteri adeta bünyesi var ,karma da bu hallerden birisi ,yani siz yaşam halinizde dengeyi bozan bir davranışta bulunduysanız bu bozulanı düzeltmekten başka yol yok ,yoksa o dengesiz hal hangi ruhsal konumu seçerseniz seçin sizi bırakmayacak ve ayağınıza takılıp ruhsal ilerlemenize mani olacak,

Ne önemi var düzeltmem öyle kalırım derseniz 5Y nin dershanelerinin devamlı müdavimi olur ,sabit döngüde kalanlardan olursunuz ,

Dersem de yanılırım, zira ruhun genel karakterinin mutlaka arayışı ve ileriye doğru uzanan halinin gereksiniminin üzerinde olduğunu da çok iyi bilmekteyiz,yani ruh ileriyi görebilmek için mutlaka yeni yollar arar, var oluşun asli sebebi ,

Lineer dışında rahat oturmak sabitlenmek diye bir şey yok enerjisel hareketin duraklarda durma diye bir gereksinimi olmadığını çok iyi anladık,

Lineer zamanda dahi esasta bu hal işlemekte fiziğin genel karakteri etki tepki ile kendini gösterir hatta illüzyonun genel temeli budur yaşamda hata olan, bu halin ruhsal halin genelinde de mutlaka bu şekilde olacak demek ve fizik halin bu hareketinin her şey olduğunu sanıp bu illüzyon döngüsünün dışına çıkamamak bozulan denge halini illuzyon içinde fizikten medet umarak halline uğraşmak ,bu yolla savaşların çatışmanın durmamasının izahını da yapmış oluruz,

Oysa bu fiziki davranışın kıskacından kurtulup mesela size karma borcu olanı kalpten bağışlamak veya herşeyin bir olduğunu anlayıp doğaya hayvana insan zarar veren davranışlardan sakınmak

Hatta evrene sevgi gönderiyorum beni yok etmeye gelene el kaldırmamak tokat atılan yanağı çevirerek öbürüne de vur diye beklemek gibi New Age vari aptalca hallerinin de dışında olmak, evrende dengenin sağlanmasını gerçekleştireceğinden artık karmanın dayatması diye bir şey kalmayacaktır, bu size illüzyon dışı ruhsal bir kazanç sağlayacaktır,

Özetle karmanın dayatması bozulan dengenin mutlaka düzeltilmesi demektir, dengeyi bozma işlemleri çoğunlukla fizik alemde olmaktadır,

Dengenin düzeltilmesi için mutlaka fizik aleme gelmeli mi bu da düşünüp karar verilecek bir problem ,

Yaşamda birinin canını aldınız ortada bağışlama falan yoksa bunun düzelmesi için tekrar bu yaşama düşüp öldürülmeyi sağlayacak bir kaderi programa mahküm mu olmalı yoksa bir bilincini benliğinde massedip bu işlerin illüzyon içinde dersler olduğunu anlayıp yani artık karıncayı bile incitemiyecek bir bilince gelmek mi,

Yani öldürme ve çatışmanın ancak fauna yoğunluk bireylerinin ilkellik yolu bir davranışı olduğunu idrak edip insanca kamil olmada bu hislerden sıyrılmış olmak gerektiğini bilmek,

Üzerinde bolca düşünülmeli,

Eterik alemde KH ve BH olduğunu bilmekteyiz ama oradaki denge bozma işlemleri nasıl olur pek detaylı bilemiyoruz ,yahut genel davranışların bir kutuba doğru ağırlık veren hallerinden sakınan bir halin olabileceğini, evrende müdahele etme işinde çok hassas davranılması konularında kabaca tahminlerimiz olabilir ,ama bu durumları karma olarak adlandırabilir miyiz,

Bu konular boyumuzu aşıyor varsayım batağında fazla kalmayalım,

-----------------------------------------------------------------

S: (L) David Icke daha sonra şöyle diyor: “Lusifer olarak isimlendireceğim dengesiz bilinç, pozitif/negatif dengesinin temel bir parçası değildir. O bilincin bozucu, uyumsuz bir yönüdür ve dolayısıyla insan evrimi için gerekli değildir. Bundan da ötesi, Lusifer’in insanlığı daha üst kavrayış yeteneğine iliştiren kanalları kapatma çabaları, evrimimizi bloke etmiş, ilerletmemiştir.” Bu, Lusifer Bilinci’yle ilgili doğru bir değerlendirme mi? Lusifer’in evrenin pozitif/negatif dengesinin parçası olmaması, evrimimizi engellemesi?
C: Hayır.
S: (L) Lusifer bilinci ve onun evrimimizde ve gerçekliğimizde nasıl bir rol oynadığı hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Ders planının parçası.
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm ama diyor ki Lusifer bilinciyle ilgili bu sorundan dolayı “yaratımın yüksek seviyeleri müdahale etmeye başladı çünkü Luisfer kendi yanlış kavrayışlarını diğerlerine empoze ediyordu ve evrensel özgür irade yasasını ihlal ediyordu. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Yüksek bilinç seviyelerinin bu “müdahale etme kararı” hakkında birşeyler okumuştum. Aşağı, insanlığa bakıyorlar ve bizim çektiğimiz korkunç acıya üzülüyorlar ve eğer bu bir şekilde durdurulmazsa bu kötülüğün tüm evreni ele geçireceğini düşünüyorlar... Dolayısıyla bunun “durdurulması” gerektiğine karar veriyorlar. Çeşitli kaynaklar bu fikri savunuyor ama bu fikir de daha sonra genel olarak falanca dünyadışı varlık grubunun “iyi adamlar”dan veya kötü adamlardan olduğu veya buna benzer iddialara dönüşüyor. Bu fikrin herhangi bir kısmı doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Yani var olan neyse o ve öğrenme ihtiyacımız kadar acı çekiyoruz, öyle mi?
C: Bundan fazlası var, ama bu noktada kavrayamazdınız.
S: (L) Icke diyor ki “bu Lusifer bilinci İlahi Bilincin büyük bir parçası ama Kaynağa karşı çalışmayı seçti. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Ama Lusifer Bilinci gerçekten kaynağa karşı çalışıyormuş gibi görünüyor. Peki yaptığı bu değilse nedir?
C: İhtiyaç duyulan yerde dengeleme.

------------------------------------------------------------------

İşte bir evvelki çabaladığımız bölüme adeta projektör tutan alıntı kısmı, Lucifer bilincini "Tanrısal Düşüş " diye tanımladığımızda bunun olmaması gereken hatalı bir ruhsal deneyim olarak düşünmüştük veya ben öyle düşündüm,

Kanaatimce bu dersler konusunu layıkı ile kavramak istiyorsak olmaması gerek diye bir hali düşünmemiz lazım, bu alıntıda bu vurgulanıyor, mozaik var oluş işleminde dokunulmadık nokta kalmamalı ,çünkü her birinde ruhsal bir kazanç mevcut,

Bu nedenle Lucifer düşüşünü bir ders parçası olarak ele alıp yorumlayıp ,gerekli karmalar lineer zaman içinde yapılmışsa temizlenip takıntılardan kurtulmuş ileri bakabilen bir ruh haline gelip mezuniyete hazırlanmak gerekli,

Hazırlanmak konusu da lineeri atamayan bir bilinç manzarası verdiğinden beklentisiz olma halinin içinde oluşu akışa bırakmak oluşan ve yaşamımıza çarpan her artı ve eksi hale bu anlayışla bakmak ,saldırıları fizik kalkanı veye bilinç kalkanı kullanarak savuşturmak ama olanların genel mantığında bunların hepsinin bir ders olduğu bilincini kaybetmemek.

Olanların ötesini görmeye çalışmak.

---------------------------------------------------------------

S: (L) Bunu şimdilik unutabiliriz o halde. Son celsede Frekans Rezonans Titreşimi konusunu gündeme getirdiniz. Bazı KH güçlerinin 3. yoğunlukta doğrudan ortaya çıkmak amacıyla frekansını yükselttikleri bazı bedenler geliştirmeye, yaratmaya veya ayarlamaya çalıştıklarını söylediniz. Sanırım açık bir istilayı asıl önleyen asıl engel yoğunluk farkı. Biz 3. yoğunluktayız, onlar 4. yoğunlukta. Şimdi, aynı şey BH bireyleri için de geçerli olabilir. Özgür iradeyi ihlal etmemek amacıyla enkarnasyon yoluyla gelecekten bu zaman periyoduna gelen pek çok birey dikkatli bir şekilde belirli DNA yapısına sahip bedenleri seçiyor ve 4. yoğunluk veya daha üst benliklerinin bu gerçeklikte ortaya çıkabilmesi için bu DNA’ları adım adım etkinleştiriyor gibi görünüyorlar. O varlıkların, 3. yoğunlukta uyandırılmış veya ayarlanmış bu tür bedenlerde ortaya çıkması mümkün mü?
C: BH bu süreci herşeyin doğal akışı içinde gerçekleştirme eğilimindedir. KH kendi amaçları doğrultusunda yaratılış süreçlerini değiştirmeye çalışır.
S: (L) Bu Çok Gizli doküman ve de bir ölçüde Anna Hayes’in yazdıkları, pek çok kaçırılmanın “gelecekteki benliklerimiz” tarafından gerçekleştirildiğinden bahsediyor. Yani gelecekteki varlığımız geçmişe, yani bizim şu anımıza geliyor, kendi bedenlerini kaçırıyorlar ve kendilerinin başka bir zaman hattında yaptıkları hataları yapmayıp ilerleyebilmeleri için o bedenler üzerinde genetik bazı ayarlamalar yapıyorlar. Bu gerçekten senaryonun bir parçası mı?
C: Gerçeğe çok yakın!
S: (L) Kendini BH tarzında kaçırıp bu şekilde kendine yardım edebilir misin peki? Bu BH olabilir mi?
C: Hayır, bu BH değil.
S: (L) Yani bu olduğu zaman, eğer oluyorsa, KH parametresinde oluyor?
C: Evet.
S: (L) BH ne yapıyor peki?
C: Böyle şeylerle ilgilenmiyorlar.
S: (L) Eğer KH’ler bizim algılamadığımız bir nedenle, farklı bazı sonuçlara ulaşabilmek için kendileri üzerinde genetik bazı oynamalar yapıyorlarsa, BH tarafında da bunu dengeleyecek bir eylem olması gerekmez mi?
C: KH temelli düşünüyorsun. Ama bu doğal, çünkü 3. yoğunluk insan KH.
S: (L) BH varlıkları böyle şeylerle ilgilenmez diyorsunuz. Gelecekten gelen BH bireyleri neyle ilgileniyor peki?
C: Yardım çağrılarına bilgiyle yanıt veriyorlar.
S: (L) Geçmişe gelen KH bireyleri, atalarını genetik olarak değiştirmekle ne yapmayı umuyorlar? Farklı meydana gelmesini istedikleri ne oldu?
C: Bu sorunun sonsuz sayıda olası yanıtı var.

----------------------------------------------------------------

Konu basit bir şekilde kolayca anlaşılıyor ,evvelce de üzerinde konuşmuştuk ,zaman yolculuğu maceralarını anlatan bir çok film döküman da izledik ,anlaşılıyor ki zamanda geri gelip beden üzerinde oynamalar tamamen KH temelli,

Bir çok kişiye çok cazip ve faydalı gibi geliyor da demek KH karakterinde yıllanmış olan bizlere yanlış olmaz, ne güzel gel hatalı bulduğun taraflarını düzelt sonra mükemmel yaşamaya devam et ne var gocunacak bunda,

Bu noktada BH ve KH düşünsel tavrını çok iyi incelememiz bize bazı başka kapıları açar,

KH ortamında etki tepki gibi fiziksel bir hadise buradaki yaşantıyı oluşumu destekleyen bir tavırdadır ,yani ortama bir şeyler vermişseniz karşılığını beklemek buradaki denge ölçümünde gayet normal ve doğal gibi gelmekte ,böylece bu yoğunlukta yaşayış ve oluş normal karakterini ortaya koyduğundan herkesçe kabul edilir işleyen düzen kesintisiz devam eder,

Bu manzarada almadan sadece veren ve bir şey beklemeyen bir varlık görülürse hele bu insansa anormaldir ,deli falan olabilir veya çok aptal saf biri, toplumun anormal görüş bölümüne atılır olur mu öyle bir şey , etki tepki düzenine uymuyor,

Dezenformasyonun bolca döşendiği dinsel uyarılarda da doğru olan bu hal "sağ elinin verdiğini sol el görmeyecek" şekilde anlatılsa da pek uygun görülmez ,bilhassa soygun paraları ile ibadet edip kendini kurtarmış sananlar tarafından ,bir şeyler veriliyorsa mutlaka karşıdan bir şeyler alacağı beklenir, oy falan,

BH tarafında ise bu yoğunlukta bulunmak derslerin en köklüsünü işlemektir zira bu etki tepki düzeninde her şey mükemmel işlemez acılar boldur herhangi bir konuda ifrata kaçmak mutlaka fiziksel denge ile kendini gösterir mesela iştahlı biri iseniz obez olur zor yaşamı denersiniz yürümek bile ızdırap verir ,örnekleri bolca verebiliriz, hele bir boşaltım siztemi var ki arıza yaptığında her gün ızdırap çekersiniz ,zira iştahla bolca yenen vücudu bir yolla terk edecektir, arızalar acı verir,

BH nin farkındalık yoluyla bilgi işleyerek geleceği yer bu yoğunluğu dersleri bitirmek veya daha doğrusu bu fizik alemin tam bir illüzyon olduğunu hissedip algı değiştirerek olanı bedeninde zihninde stres yaratmadan savuşturmak becerisi ayrıca bu yoğunlukta yaşarken bu acıları çekerken ben BH oldum kurtuldum kibir saçmalığını da zihninden ötelemek ,

Daha buralardayız çünkü.Lokmayı çiğneme işi bitmedi.

----------------------------------------------------------------
S: (L) L___ “ona hiçbir şey vermemeliydik” görüşünde haklı mı?
C: Biri birşey verdiğinde, HERHANGİ BİR netice beklememek en iyisi.
S: (L) Ben beklemedim. Sanırım LC ona verdiğimiz şeyin onu “kurtaracağını” bekliyordu. Ben böyle birşey düşünmedim hiç. Ama o büyük bir beklenti içine girdi sanki ve o yüzden de sonradan hayalkırılığı yaşadı.
C: Evet.
S: (L) Ciddi bir diş ağrısı yaşadı ve ancak duygu ve düşüncelerini döktükten sonra geçti sıkıntısı.
C: Diş ağrısı tesadüfi ama kalp ağrısı değil.
S: (L) Yani aslında kalbinde bir sıkıntı yaşadı ama bu dişine yansıdı, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Ama bu konuda söylemek istediklerini söyledikten sonra diş ağrısı sona erdi.
C: Negatif enerji “boşaltıyordu”. Bu “boşaltan” için her zaman meseleyi çözer ama “boşaltılanlar” için aynı şey söz konusu olmayabilir.
S: (L) Anlıyorum. Dışında böyle bir olay gördüğün zaman, bu aslında kişisel hayatındaki birşeyi yansıtıyor sanırım. Birşey veriyorsun, bunu kişisel bir şekilde yapıyorsun ve sevgi istiyorsun ama alamıyorsun. LC’nin yaşadığı şey bu muydu?
C: Yansıma mevcut olabilir ama bireylerin dersleri bireylere ait.
S: (L) Genel bir anlamda, P___’ye para göndererek onun özgür iradesini ihlal ettik mi?
C: Hayır.
S: (L) Derslerine müdahale ettik mi? Yoksa zenginleştirilmiş bir dersin parçası haline mi geldik?
C: İkincisine daha yakın.
S: (L) PC’nin bağırsak sorunu nasıl ortaya çıktı? LC’nin negatif enerjisini boşaltmasının bir sonucu muydu?
C: Hayır.
S: (L) Bunu sormamı istedi.
C: PC’nin, kızgınlığın içselleştirilmesi ve buna tekabül eden fiziksel durumlarla ilgili henüz öğrenilmemiş dersleri var.
S: (L) Bu sorunu çözmek için neyi araştırabilir?
C: Geçmiş deneyimler iltihap yaratıyor.
S: (L) Bu konuyu halletmede benimseyebileceği en iyi yaklaşım ne olabilir?
C: Affedicilik faydalı olur, özellikle artık 5. yoğunlukta olanlarla ilgili olarak.
--------------------------------------------------------------

Evvelden monoteizm inancında arayışlar içindeyken alma verme hakkında şöyle bir çıkarım yapmıştım ve dilimden düşürmezdim,

"Almadan vermek Allaha mahsus dersiniz
Allah özünüzde ,
Muhtaç önünüzde ,
Niye hala vermek sözünüzde."

Bu konunun enerji boşaltımı için olan bölümü üzerinde durursak boşaltılanların üzerindeki etkisi üzerinde durmalı,enerji boşaltma şeklinde alma verme işinde irdelersek başka sonuçlara doğru yöneliriz, enerji boşaltma yukarıdaki örnekte olduğu gibi içindekileri açıklamak şeklinde olursa kişi yani bu şekilde enerji boşaltan kendinde stress ve sıkıntı yaratma durumdan kurtulur fakat karşısındaki olumsuz bazı neticelere doğru sürüklenebilir ,

Mesela benim başıma çok gelir ve pişmanlıklarım sonra beni kahreder, karşımdakine evrensel konuda bir şeyler söylerim eğer takıntılı bir bilinç ise konuyu anlama yolunda gerekli hazırlığı bilgisi yoksa ters duygularla bana negatif göndermeler yapar, görüldüğü gibi masumane saydığım bir davranışım beni lüzumsuz stress durumuna sokar ,veya bir espri ile ortalığı gülüşlerin tatlılığına sokma gayretim anlamayanlarla dolu bir mecliste soğuk havalar estirir, bu gibi durumlar hepimizin başına gelmiştir ,
Alıntının sonraki bölümünde geçmiş deney iltihapları ile içsel sıkıntısın nötralleştiremeyen kişinin o iltihabı yaratan yakınını 5Y e gitmiş yani yoğunluk değiştirmiş olduğunu anlıyoruz K.ların tavsiyesi ile bağışlayıcı, affedici olmak ,

Bu affediciliği bir evvel bahsettiğim kendimizle ilgili yanlış ve lüzumsuz addedilecek davranışlardan ötürü pişmanlık doğuran durumda "kendini affet" şekline de sokabiliriz, zira etki tepki hususu işleyen veya dengelenme isteyen evrende nerde olunursa olunsun "karmanın dayatmasından" ancak böyle kurtulunur,

Karma dayatması için illaki bir başka varlık olması şart değil maddi dünyada bedenimiz ve ruhsalda bilincimiz ile de hesaplaşmalar denge ihtiyaçları olabilir,

----------------------------------------------------------

S: (V) Denge, 4. yoğunluğa geçişimizin sonucu mu?
C: Evet. Ama herkes geçmeyecek.
S: (V) Denge %50-50 anlamına gelir. (B) Hayır, çünkü biz yaratılıştaki tek oyun değiliz. Burası yaratılışın toplamı değil. Bu gerçeklik yaratılışın sadece bir yönü. Bunun diğer doğrultuda olduğu başka gerçeklikler olabilir. (L) Bence bir diğer faktör, insanların ağ çalışması yapması, fikirlerini, gelişim durumlarını paylaşması. O zaman bu parçalarının toplamından daha fazla birşey oluyor. İnsanlar bir ağda birleştiklerinde, öğrendiklerini paylaştıklarında, bu bir şekilde diğerlerinin de bilgisine ekleniyor. Eğer insanlar o gruba bağlılarsa, gruplarının deneyimlerinden çok şey öğrenebiliyorlar. Bireysel olarak her biri kendi başına 4. yoğunluğa geçebilecek insanlardan oluşan bir grup, bu özelliklerinden dolayı birlikte ilerliyor. Diğer taraftan KH modunda, gruplar veya paylaşım anlamında herhangi birşey yapmadıkları için, bu avantaja sahip değiller. Her birinin bireysel olarak ilerlemesi daha fazla enerji gerektiriyor. Kendi emir-komuta zincirlerinde yalanları paylaşarak ve inanarak sürekli enerji kaybediyorlar. Bu nedenle, sayıları daha az da olsa, avantaj BH grubu tarafında görünüyor. BH’ye yarı hazır bile olsalar, bu geçişi yapabilecek bu tür insanlardan oluşan büyük bir grubun toplam enerjisi, KH’ye hazır olan daha küçük bir grubundakinden çok daha büyük olabilir. KH gruplarının çoğu 3. yoğunluğu tekrarlamak zorunda olacak. (A) Denge kavramı tam olarak neyin dengelenmesi gerektiğine bağlı. Bir terazin olduğunda, terazinin bir kefesinde çok miktarda un olduğunda, diğer tarafta ise küçük bir altın parçası olduğunda, miktarlar çok farklı da olsa birbirlerini dengelerler. (V) Belki de BH adayları daha büyük bir şeye sahipler... (L) yüke mi? (ç.n.: yük/enerji) (V) Evet. (L) Öyle birşey, çünkü varlıklarının çok derininde bir paylaşıma sahipler. (V) Yani KH adayları %90, BH adayları %10 olsa bile... (L) Olabilir.
C: Çok yakın. Ama o anlamda sayılara takılmayın. Yardım yolda!
S: (L) Bir ünlem! Yardımda çok yaklaştılar demek! (V) Ne için?
C: Hepiniz için.

-----------------------------------------------------------------

Yukarıda dostların hali hazır durum hakkında yaptıkları yorum sonundaki "hepiniz için yardım yolda" cevabı üzerinde duracağım,

Yapılan yorumda yüzde 50 lik dengelenmeye karşılık insan içinde olan o güzide varlıkların derinindeki paylaşımı sağlayan ve denge terazisinde bir kefede yüzde doksan KH diğerinde yüzde on luk BH etkileşimi ve böylece dengeyi sağlaması hakkında düşünelim,

Bütün çabalar nedir, 7Y gerçeğine ulaşmak ,her şeyi kavrayan o bir bilincinin ne demek olduğunu şu parçaların en heterojen şeklinde darmadağınık olduğu bir halden ve bu karmaşa içinde yaşarken ruhsal yükselme yollarını ararken bu işin bilinç dediğimiz ve her şeydir o anlayışını tam anlayabilmek,

Tam ben kavradım işin özü buymuş dediğinizde elinizdeki nadide bir vazoyu düşürür kırar onu kaybetmenin üzüntüsü ile boğuşursunuz veya bedeninize saplanan bir hastalık amilinin acısıyla dürtülürsünüz, bunların hepsi ders aldırmıyorum desenizde etrafınızdakilerin ve maddi yapının bireysel ve bencil salvoları size de ulaşır sarsılırsınız,

Onları da boş verirseniz bu sefer kibir halinin, ayırımın acısı içinizi kaplar üzülürsünüz ,ben öyle istememiştim ki,Robinson hayatı yaşamamalıydım ,
Yardım yolda işini bütünlüğün hepsini ve bu bütünlükte nerede olduğunuz üzerinde yoğun düşününce anlarız ,

Sahi bütünlük içinde ben neyim, neresindeyim ,bu ayrılık inancı kaybolmamışsa dersleriniz henüz bitmemiş demektir,

Hatta bu kişi yazılarının çoğunda bunu vurguluyor sanki biz anlamadık mı, derseniz ve beni bütünlüğün dışında görüp ayırıp biraz yadırgarsanız yine dersler bitmemiştir, zira esasta kendinize kızma gibi bir empati hissini taşımayanların insansal davranış ve ayırımı akıntısındasınız,

Görüldüğü gibi doya doya yadırgama ve kızma gibi duyguları bile kelepçe altına almak mümkün , bilinç sen neymişsin ,şaka..

Bir zamanlar azılı bir hırsız ne söylemişti duymuşsunuzdur,
"yahu ağız tadıyla bile bir hırsızlık yaptırmıyorlar.."

Sonuçta bazıları 4Y 'a geçemeyecek sözüne kapılıp olsun ben geçeceğim ya yeter şeklinde düşünüşü yukarıda anlatılan bütünlük karakteri içinde yorumlayınız ve "yardım yolda" ifadesinin ne demek istediğini bu işin farkındalıkta gelişmemizle ilgisi olduğunu anımsayınız ,

"(V) Yani KH adayları %90, BH adayları %10 olsa bile... (L) Olabilir.
C: Çok yakın. Ama o anlamda sayılara takılmayın. Yardım yolda!
S: (L) Bir ünlem! Yardımda çok yaklaştılar demek! (V) Ne için?
C: Hepiniz için."

------------------------------------------------------------------
S: (L) Soruna yaklaşımımda herhangi bir hata yapıyor muyum?
C: Elbette!! Eğer hata yapmıyor olsaydın, işte bu bir problem lurdu!
S: (L) Bunun ne anlama geldiğini anlamadım. Hata yapmam iyi mi?
C: Geri dönüşsüz olarak daha üst bir yoğunluğa hızlı bir geçiş yapmak istemedikçe.
S: (L) Bu ne anlama geliyor? Hata yapmıyorsan, öğrenmeyi durdurmuş olursun anlamında mı?
C: Derslerini bitirmiş olursun anlamında... “İlerleme vakti.”

------------------------------------------------------------------
Bu bölümün içindeki ince noktayı anlamak için biraz geniş düşünelim,

Laura dostumuz kıymetlimizin "ilerleme vakti "ne ulaşıp derslerini bitirmesi onun için neden problem olsun ,yaptığı bütün faaliyet buna ulaşmak için değil miydi,

Hayır onun derslerini bitirmesi demek bizim sınıfta kalmamız demektir, burada kimseyi tabulaştırma peşinde değiliz bütün çabamız konuyu tam anlamaya çalışmak,yoksa bu yorumları yapabilecek bilgi kümelerine nasıl ulaşacaktık,

Meseleyi daha derin anlamak için gezginlerin karakteri üzerindeki bilgileri hatırlamamız gerekli ,bazıları dünyada ne olduklarını niçin geldiklerini tam anlamadan hatta yaşamda uyumsuzluklar çekerek enkarnasyon döngüsünde kalmışlardır tahminen, zira hem açılıp kendilerini fark etmek ve konunun ne olduğunu anlamak anlatmak üzere görev üstlenmiş olabilirler,

Böylece fark etmeden geçen bir hayat onların dünyaya gelmeden evvel çizdikleri kaderi programı işleme imkanı vermemiş bu yüzden kendi kendilerine bir karma yaratmış olurlar denebilir,

Gezgin konusunda ilk ilgilenenler için evvelce toparladığım ilgili bölümler,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=30#26080

Ara veriyorum.


Edited by - Tgur on 04/03/2021 10:19:26
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1001 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/03/2021 :  20:22:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben de ne zaman yazacaksın diye bekliyordum Tgur abi. Eline sağlık çok güzel olmuş.
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2021 :  06:48:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler GTP ,daha sık yazarım ama pehlivan fıkralarına dönmesin endişesindeyim malüm biz ne kadar zamanı boşlamaya çalışsak ta biolojik zaman sıkıştırmasıyla başlayan ve sıralanan lineer zaman şekillerine kilitli bir hayatı sürdürmek mecburiyetindeyiz ,bu halde de sık devreye girmek kanıksama doğurur..


Edited by - Tgur on 05/03/2021 06:49:43
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/03/2021 :  17:09:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
AÇILIMLAR 1

S: (L) Daha önce bahsettiğin o kalp ve akciğer konusunu sorsana. (B) Ne soracağımı bilmiyorum.
C: Lütfen izin ver, Barry ne isterse onu sorsun.
S: (B) Celseyi kişisel meselelerle doldurmak istemedim. Daha sağlıklı bir akciğer ve dolaşım sistemi için yapmamı tavsiye ettiğiniz spesifik birşey var mı?
C: Diyet tarzı. Sebzeyi arttır.
S: (B) Bu iyi bir özetlemeydi. İntraven şelasyon veya peroksitin herhangi bir faydası olur mu?
C: Şelasyon bypass cerrahisine tercih edilebilir. Peroksit: sadece topikal; içsel değil.
S: (L) Bir sprey şişesine koyup banyodan sonra sıkabilirsin sanırım

-----------------------------------------------------------------

Şahsi problemi çözmek üzerine olsa da biraz ikinci mesleğim icabı "şelasyon" ve "hidrojen peroksit tedavisi" üzerinde biraz duralım,
Şelasyon tedavisi EDTA (Etilendiamin tetraasetik asit'in ) vücutta birikmiş ağır metalleri temizlemek maksadı ile çoğunlukla damar yoluyla verilen bir madde,

Hidrojen peroksit ise yüzde 3 lük suda çözeltisi ile oksijenli su adı altında tıpta ve yaşantıda bol kullanılır ,

Esasta hücreler hidrojen peroksit de üretir bu bağışıklık sisteminin bir öğesi gibi iş görür çıkan oksijen molekülünün oksitleyici etkisi bir çok bakteri ve virüsü temizler ,1920 senelerinde bu madde zatürre ve anfizemde tedavi için kullanıldı soruyu soranın aşina durumu bunu çağrıştırıyor yani evvelce kullanılanı onaylatmak adına ,

------------------------------------------------------------------
S: [gülüşme] (V) Evet, biliyorum ama bir an için aklımdan çıktı. Neyse, gittiyse gitti. ... Pekala, sizden virüsler üzerinde işe yarayan bir sembol almamızın mümkün olup olmadığını sormak istiyorum.
C: Virüsler ancak bilinçte boşluklar olduğu zaman girebilir. Tam genişlikte bir farkındalık boşlukları kapatır. Arttırılan bilgi yoluyla ruhu iyileştirin, bu DNA değişiklikleri meydana getirir ve bu da boşlukları kapatır. Bunu başka türlü yapmak, kendi seçtiğiniz ders profillerini kendi kendinize ihlal etmeniz demektir.
S: (A) Peki ya şifacılar? Dünyanın her tarafında şifacılar var ve şifa veriyorlar. Çoğu zaman etkileri geçici. Sadece gelip şifa isteyenleri mi iyileştiriyorlar? Tabi asıl soru, bilinçteki boşlukları kapatıp kapatmadıkları. Eğer iyileştirebiliyorlarsa, virüsleri bile bir şekilde öldürebiliyorlar demektir. Bunu nasıl yapıyorlar?
C: Eğer şifa gerçekse, birden fazla seviyede meydana gelir. Önceden mevcut olan seçim potansiyelinin bir etkileşimidir.
S: (V) Yani işe yarayıp yaramaması, zamanının gelip gelmediğine bağlı veya bunun senin kaderin olup olmamasına. Sanırım.
(B) Eğer işe yararsa, birey o sırada onun işe yaramasına izin vermiş demektir, ve şifacı burada daha ziyade o bireyin üst bir seviyedeki şahsi seçiminin gerçekleşmesine aracılık ediyor.
C: Evet.
---------------------------------------------------------------

Buradaki virüslere karşı kapatma ifadesi sanırım psişik ve fiziksel manada alınmalı ,şu pandemi ortamında aldığımız bol bilgi ve uygulamadaki çalışmalarımız acaba bizlere böyle bir korunma sağlıyor mu, bu yorumum yadırganmasın hepimizin zihninden geçen tahminen bu, benzer bilgi açılımında olanları ben kendimden ayrı düşünemiyorum,

Bir nevi kendi kendini şifalanması gibi görünen bu durum "bana bir şey olmaz" kibirinin de ötesinde olmalı, zira işin özü daha sonraki izahlarla da anlaşılacağı gibi kişinin üst seviyedeki bir seçimi ile yani o ilgili kontak kurulmuşsa şifa gerçekleşir,

Bu kontak arttırılan bilgi yoluyla farkındalık projektörü kullanılarak yapılmalıdır ,monoteizm veya başka usüllerle mesela büyü maji yoluyla yapılırsa DNA daki açıklıklar kapanmaz ,kendi seçimimiz olan ve son derece masum ve gerçek olan ders profilleri yoluyla yani kısaca yaşa bilgilen uygula öğren işini sekteye uğratır, ihlaller oluşur,

(Eric Pearl Tekrar Bağlantı kitabını tavsiye ederim),

Bu arada kanal obsedasyonuna kapılmışların hezeyan diyeceğimiz şahsen hadsiz bir yargılamayla ortaya koyacağımız ifadelerini de görüyoruz, ve bir an evvel bundan kurtulması için bence bilgileri tekrar takrar okuması ve üzerinde düşünce üretmesi ,bir sonuca varamazsa durmalı dinlenmeli ve sonra okuma ve düşünme çabalarına devam etmeli,

Bu paragrafı tekrar okuyunca bu illüzyon dünyasında nasıl da bir yargılama akıntısıyla sürüklendiğimi hissettim ,biz kim oluyoruzda daha kendimizdeki kapalı kapıları tam açmadan bir başkasının kendini düzeltmesi için tavsiyelerde bulunuyoruz,

Ortamda "karmanın dayatması" "karmik iltihap" gibi yakınlarda izah edip anlamaya çalıştığımız kişinin sadece kendi şahsi seçimleri ile devreye koyduğu bir yaşam hali var ,ve bu kişi her ne kadar bütünlüğün bir elemanı ise de hepimiz daha ham meyveleriz,

Aklıma geldi,MS 2150 de olay kahramanının ruhlara müdaheleye başlaması yoğun bakımda olan hastaları iyileştirmeye çalışması esnasında bir hastaya ait ruhun dile gelerek "ne yapıyorsun bizlere fayda verdiğini mi sanıyorsun bırak karmamı ben kendim temizlerim" azarlaması ve bu işten elini eteğini derhal çekip ilgili dersi aldığını hatırlıyorum ,

"Yargılayan yargılanır"

------------------------------------------------------------------
C: Bilinsin ki KH sistemi ancak “yılan kadar akıllı, güvercin kadar ılımlı” olunarak delinebilir. Ağ çalışmasında olumsuz hiçbir şey yok. Ağ çalışmalarının detayları arasında alışveriş sırasında enerji yatırımı yapmaya uygun kişilerin bulunması gerekliliği de vardır. Birey, bir başkasının hayat eseriyle karşılaştığında ve bu eserden kazanç beklediğinde, onlar doğal olarak harcadıkları enerjiyle orantılı olarak kendi pozisyonlarını dengelemek isteyeceklerdir. Aksi takdirde bir enerji dengesizliği oluşacaktır. Bu, sonra bir KH piramidinin oluşmasına neden olur. Bu prensibin tersinden örneği gerçekte işini yapmadığı halde ücret talep eden bir öğretmendir.
İşin aslı siz ikiniz de bu işe kendinizi kısa bir süreliğine adamadınız, bütün hayatınızı verdiniz ve bu yoğun emeğin karşılığında bir destek istemediniz. Gerçekte bu durum, faydalananlar için bir dengesizlik yarattı. Kendi hayatlarında tıkanıklıklar yaşayanların çoğu, bu tıkanıklıkların, alışveriş sırasında enerji akışının açılmasıyla çözüleceğini fark ederler.
Sizin dünyanızda para eşittir enerji!!!

----------------------------------------------------------------

Bu konu üzerinde yakınlardaki celsede de ele alınma olmuştu sağ olsun GTP dostumuz kolay yolu tarif etti ve dengeyi düzeltmek isteyenler gereğini yaptı veya yapacak,

Asıl üzerinde durmak istediğim KH piramidini daha iyi anlamak, burada devamlı almaya alışmış ve enerji dengelenmesine uzak bir davranışın yani bu yoğunluktaki etki tepki prensibini bozan hareketin nasıl BH dan KH haline dönüştüğü,

Genelde etki ve tepki prensibinin üzerinde ve her iki durumu kapsayan 7Y vari bir anlayışı korumaya çalışır ve olaylara o gözle bakmaya kendimi adeta zorlarım, ama "din hayattır" sözündeki bulunulan yoğunluktaki gerçekliklere uymayan davranışa kapılırsak esasta o KH mantığının içinde yükselen bir piramidi oluşturmaktayız, sadece kendine hizmeti maddi ve manevi manada bu benim hakkım deyip soğuran bir varlık,

Öyle ya bu işe kendini adamış ve her hangi bir bekleyişi devreye almayan sadece vermek üzere olan bir gurup insanın yaşamsal problemlerini çözmesi için gerekli enerji ve koruma "bekleyin görün" şeklinde lineer zamana bağlanmayan cevaplarla, bekleyişi sonlandırma işini örneğin henüz gerçekleşmesi için gerekli ortam oluşmayan tekno spiritüel mekanizmayla üst yoğunluklardan atarak verilmeyecek ,

Bu olayın idrakine gelenlerin davranışları ile kotarılacak ,tabii imkanı olanlarca,

Bu davranışların genelleşmesi idrakin de oluştuğunu ve BH nın genişlemesinin ümidini bizlere aşılar,

-----------------------------------------------------------

S: (L) L. Ron Hubbard bilgisini başka insanların eserlerinden aşırma ile mi edindi?
C: Fazlasıyla genel bir anlamda.
S: (L) L. Ron Hubbard JWParsons ve Aliester Crowley ile birlikte cinsel sihir ritüellerine katıldı mı?
C: Belki.
S: (L) Bilgisinin veya öğretisinin bir kısmını o sihirli seks ritüellerinden mi edindi?
C: Belki.
S: (L) L. Ron Hubbard Greenbaum’lanmış (ç.n. özel ve yoğun bir tür programlamaya tabi tutulmuş) biri mi?
C: Belki.
S: (L) Cinsel sihir ritüelleri doğru şeyleri kavrayış için bir kaynak olabilir mi?
C: Olabilir, ama diğer herşey de öyle. Kavrayış bireyin tercihlerine bağlı.
S: (L) L. Ron Hubbard’ın ölümüyle ilgili koşullar nelerdi? Gerçekten çıldırmış mıydı veya uyuşturucu bağımlısı mı olmuştu?
C: Laura, bu inanılmaz ölçüde önemsiz!
S: (L) Bir insanın Scientology’i araştırma ve denetleme sürecinden elde edebileceği herhangi bir doğru kavrayış var mı? İzlenmesi faydalı bir yol olabilir mi?
C: Daha şimdi ne dedik???
S: (L) Tamam, anladım. Değinmemiz gereken ama değinmediğimiz herhangi birşey var mı? Bilmemiz gereken birşey? Varsa lütfen belirtin.
C: Spesifiklik bu gece burada rağbette değil.
S: (L) İnsanların sormak istediği şeylerdi bunların hepsi. Web sitesine aktarıyorum bu bilgileri. O yüzden hazırladığım başka bir soru dizisi yoktu.
C: Zaten bildiğin şeylerle ilgili soru sorman gerekmiyor. Yani; artık Andromedalılarla ilgili yeni bir tartışmaya gerek yok!
S: (L) Biliyorum. O konu hastalıklı. Ama insanlar böyle şeylerle çok ilgileniyor!
C: Ne olmuş?!? Bu senin dersin değil. O halde bunları neden bize danışıyorsun? İnsanlar neye inanmak istiyorlarsa ona inanacak.
S: (L) Bu yıl dünyadışılar dünyaya inecek mi? Önemli bir UFO akını olacak mı? Gezegeni kızartacak büyük bir güneş patlaması olacak mı?
C: Laura, bundan daha iyisini biliyorsun!
S: (L) Sadece şaka yapıyordum...
C: Yanıt: evet, hayır, evet, evet, hayır, evet.
S: (L) Şimdi siz şaka yapıyorsunuz! 3 soru için altı yanıt verdiniz!
C: İyi geceler!

---------------------------------------------------------------

Bu kısmı okuyup cevapların mizahi bir şekilde kapandığını görünce Ron Hubbard kimmiş bakmak istemedim ama ruhsal merak bastırdı yine de baktım zira bilgi eksik kalacaktı, Scientology mucidi imiş,

Bazen bizim sitede de bu tip aktarımları incelemeki isteyen dostların faaliyetlerine takılıyoruz ve sonuçta mesela ben uğraştığımız konularla paralellik var mı takviye edici bir özelliği veya daha üstün bir farkındalık yapısı oluşturacak mı düşüncesi ile ilgiyle bakıyorum bazılarında işaret ettiğim gibi farklı ve destekleyici hususlar buluyorum mevcut bilgiyi pekiştirici genişletici şeyler,

Bazıları da kim neye inanmak istiyorsa inansın cevabında olduğu gibi katiyen ilgimi çekecek özellikte olmuyor, bu tip akımlara insanlar ilgi duyuyor zira idol tuttukları bir gurup insan bu yollara bütün enerjilerini vererek sürüklenmişler, ve o taptıkları idol varlıkların yollarını da benimsemek arzusundalar, işte bu hayranlık hisleri insanları kendi güçleri ve şahsi derslerini uygulayarak gelecekleri kendini bilme noktasından uzaklaştırıp biat etme kolaylığı ile tabu yaratma KH esaretine sokmakta, bu noktada pek alaka olmasa da hoşuma giden bir fıkra,

Temel İstanbula gelmiş ve görkemli bir otele yerleşmiş,kişilerin bara yanaşıp "bir votka ve cin tonik lütfen" istemelerinden etkilenmiş ve aynı soruyu ben de sorabilir miyim diye hemen hemen bir hafta kadar çalışmış, ayna karşısında tekrarlar yapıp veya görüntüsünü banda alıp provalarla geliştirmiş,

En sonunda bu işi beceririm deyip bankoya yanaşmış ve "bir votka ve cin tonik lütfen" demiş, karşıdan tık yok, yahu yine yanlışlık mı yaptım deyip isteğini tekrarlamış, yine cevap veren yok ,

Böyle şaşkın şaşkın beklerken birisi koluna dokunmuş ,"siz Karadenizli misiniz", "evet niye sordunuz","Burası bar değil banka .."

----------------------------------------------------------------
S: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yani siz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan “BİZ” miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: “Zaman” nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer “zamana” göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A)Yaptığım işin faydalı olacağını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L) Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor. Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.
S: (L) Yani BU realiteyi başka bir realite seviyesinden yaratıyoruz, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Şu andaki gerçeklik seviyemizde, geleceğin realitesini yaratma konusunda ne kadar girdiye sahibiz?
C: Yaklaşık olarak, küçük bir çocuğun, bindiği uçağı nasıl süreceğini düşündüğü sırada sahip olduğu kadar farkındalığa sahipsiniz.
S: (L) Daha önce Dalga’dan bahsetmiştiniz ve ben de yapmamızı önerdiğiniz bazı şeyleri yapmaya yetecek zamanımız olmamasından şikayet etmiştim. Sizse bunları yapacağımızı ve bunların bizi bu olaya “hazırladığını” söylemiştiniz. Olaya lineer bir bakış açısıyla baktığımızda, hala o sütunlu havuzu yaptırmamız, bir Nobel ödülü kazanmamız, ekin çemberleri konusunda bazı insanlarla çalışma yapmamız vs gerekiyor. Tüm bu şeylere içinde olduğumuz bu lineer zaman perspektifinden mi bakıyoruz biz şimdi? Çok büyük bir uçaktaki küçük bir çocuğun o uçakla ilgili sahip olduğu kadar farkındalığa mı sahibiz?
C: Eğer uçmasına izin verirseniz uçacak.
--------------------------------------------------------------

Bütünlük konusunu dilimden hiç düşürmem ,zira bu hususta keşfedilecek çok şey var ,

Diğer yandan teçhizatımız yani bilgi dağarcığımız bu lineer zaman doneleri ile işleyen zihinin sınırlarına hapis ise olabilecekler hakkında inancımız pek yoksa bu fasit dairede dolaşma durmaz zira cevapları bu illüzyona göre sıralamak ister,

Oysa bu sınırları parçalayan bir bilinç olabileceklerin programlarının yapılacağı ama bunun hiç bir şekilde bu yaşadığımız illüzyon mantığı içinde beklenmemesi gerektiğini idrak etmiş demektir, olan , yapılan veya yapılacaklara şimdiden programlar düzmek nafile,

O uçağın içindeki uçurmayı bilmeyen ama uçmak isteyen çocuk olun eğer lineer illüzyon bilincindeyseniz endişeleriniz olur, şu düğmeye bassam acaba motoru patlatır mıyım, veya çok yanlış bir şey yapıp her şeyi yok eden bir şeye mi sebep olurum, olmaz, korkarım hiç bir şey yapmamam lazım,

Diğer yandan alıntının sonundaki "eğer izin verseniz uçacak" sözü ne anlatmak istiyor,

Bahsettiğim korku ,kötü sonuçları beklenti bu yaşam illüzyon doneleri, bunların olmadığı bir anlayışı ortaya koyun manzaradan silin ,ortamda sadece sezgi dediğimiz illüzyona aldırmayan evrensel hal kalır ,bu da bahsedildiği gibi şu paragrafla tarif edilen bütünlükle yani üst yoğunluktaki benliklerinizle beraber bir oluşu ortaya koyar,

Zira bu yaşamdaki yapışkan örümcek ağı gibi davranışlarımızı öteleyen mani olan unsurlar temizlenmiş ,zamana yönlere v.s aldırmayan bir farkındalık benliğimizin esas düsturu olmuştur,
"C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz."

Sakın bunları okuyup hayal edip şu pencereye çıkıp kendimi boşluğa salıversem kuş gibi uçarım demeyin ,kuş halinizi çoktan tamamlayıp insanlığa terfi ettiniz,,

Çiğnenmesi bitmemiş lokmayı hatırlayın.

------------------------------------------------------------------
S: (L) Siz gelecekteki bizsiniz ve biz de geçmişteki siz. Bunu söylerken, yani “gelecekteki biz” kavramında, TÜM insanlığı mı kastediyorsunuz, yoksa insanlığın belirli bir grubunu mu?
C: O sınırlı seçenekler arasında bir yer.
S: (L) Daha net olarak ifade edebilir misiniz?
C: Hayır, çünkü “anlamazsınız.”
S: (L) Web sitesine yolladığım materyalleri sıcak bulanlar, bu tanımın onları da kapsadığını düşünüyor. Bu yoğunluk açısından bakıldığında, bir Birleşik Düşünce Formu varlığının çok büyük bir grubu ifade ettiğini düşünüyorum. Sınırlı bir farkındalığa sahibiz, evet; ama bu tanım Kasyopya seçeneğini SEÇEN tüm insanları mı kapsıyor?
C: Uygulamayı kabul edenleri kapsadığını söylemek en iyisi belki de.
S: (L) Yani bunu kabul edenler, tanımlananların kendileri olduğunu bilenler bunun bir parçası. (A) Ama, lineer-olmayan şekilde düşündüğümüzde, bunu kesinleştirmek bize kalmış birşey. Soruyu soruş şeklin, sorunun kesin bir yanıtı olduğunu varsaydığını gösteriyor. Ama yanıtın tam olarak ne olduğu henüz seçilmemiş olabilir veya yanıtın o mu yoksa bu mu olduğuna karar verecek olan biziz.
C: Lodestar sizin için bir ipucu. (ç.n.: yol gösterici yıldız / kutupyıldızı / rehber gibi anlamları olan bir kelime)
S: (L) Bu bir tür yön gösterici yıldız anlamında sanırım. Mitolojide Kasyopya, Danae ve Atena işbirliği yapıyor ve Gorgon’un kafasını uçurup deniz canavarını öldürmede ve Andromeda’yı kurtarmada Perseus’a yardım ediyorlar. Tüm mitolojik kahramanlar arasında Perseus öne çıkıyor çünkü BAŞARILI oldu. Arayışa çıktı, görevini başardı, başı dertte olan kızı özgürlüğüne kavuşturdu, birkaç Kertiş tipini öldürdü, etrafındaki durumu dengeledi ve daha sonra hep mutlu yaşadı. Amacından vazgeçmedi ve başarısız olmadı... Neredeyse gerçekten başarılı tek efsane bu. Başarmış. Ve iyi başarmış.
C: Arayışta bir kerede bir adım başarıyla atılır. Merdiveni ölçmeye gerek yok. (ç.n.: “quest”: arayış/serüven/mücadele)

------------------------------------------------------------------
Bir evvelki alıntının devamı ,baştaki soruya "anlayamazsınız" cevabı verilmiş ama arayış serüveninde hiç bir engel tanımayan Laura ısrarlı sorularla konuyu biraz daha açmış ve sonuçta olay "merdiveni ölçmeye gerek yok" cevabında kümelenmiş,
Konuyu muğlak anlatımlara kaçıp karıştırmadan sade bir şekilde ele alalım,

"Siz bizsiniz biz siziz" cevabı çok yerde verildi ,
Konu bunu anlamayan bir bilincin seçenekli arayış isteğini bütünleştirecek bir konu ve "o seçenekler arasında bir yer" cevabı ve "anlamazsınız "ile noktalanan kısa kestirme,

Bu siz biz olayı insanlığın sadece bir bölümü için mi geçerli yoksa bütünlüğün tümünü mü kapsanıyor, ona karar vermek lazım sadece farkında olanlar dersek daha çok ders almamız gerek mezuniyete biraz daha var demek ,

SOnuçta bu ruhsal maceranın tümünde varlıklar er geç bu neticeye ulaşacak derseniz "anlamazsınız "terimi darma dağınık olur,

Zira bu genel olayda merdivenler ölçülmeyecek, zaman da bir merdivendir,

Yani şimdi bilinçsiz sanılan esasta sonra birle bir olandır ,

Bu cümledeki "şimdi" ve "sonra" kelimelerini kaldırın ne söylemek istediğim çok kolay anlaşılır

------------------------------------------------------------------
C: Bu iyi, kitap fuarları mı planlıyorsun? Belki o kadar iyi değil. Göreceğiz!
S: (L) Kitap konusunun başlangıcından beri, yapılabilecek başka birşeyin var olduğunu ima ediyorsunuz. Sanki bunu hiç denemememiz gerekiyormuş gibi...
C: Bunun kötü bir yol olduğunu söylemedik. Gerektiği zaman yolun aydınlanacağını ima ettik.
S: (L) Birşeylerin meydana gelmesi için bir dış baskı olması iyi sanırım. Mozart gibi bestecilerin üretmek için baskı altında kalması gerekmiş. Basınç olmalı. Havuzu onarmak ve diğer işleri yapmak için gelirimiz olması gerekiyor. Eğer bunları belirsiz bir tarihe ertelersek... (L) Ama paranın beklenmedik kaynaklardan geleceğini söylediler. Bunun ne olabileceğini, nasıl olabileceğini bilmiyorum. Ama SİZ kendiniz kesinlikle beklenmedik birşeydiniz! Sizinle bu tür bir iletişim kuracağımızı ancak hayal edebilirdim! (A) Belki beklenmedik bir milyoner gelip benim yerimi alır! (L) Kimse senin yerini alamaz! (A) Bu beklenmedik parayı başka nasıl açıklayabiliriz?
C: Açıklamaya da gerek yok, beklemeye de! Şunu da bilmelisiniz ki, Mozart dış baskı altında bir kez müzik yazdı, onda da hızlı bir şekilde 5. yoğunluğa gitti.
S: (A) Ben en iyi olarak standart dış baskı altında çalışabildiğimi biliyorum.
C: Hayır, sadece bazen o baskının dışsal olduğunu düşünüyorsun ama aslında değil. Dış baskıya “maruz bırakıldığında” hep isyan ettin.
------------------------------------------------------------------

Mozartın harika 600 kadar bestesini 5 yaşından itibaren kısa hayatında hayran bırakacak bir şekilde ortaya dökmesinin geniş anlatımını Viki de bulabilirsiniz,

https://tr.wikipedia.org/wiki/Wolfgang_Amadeus_Mozart

Üzerinde durmak istediğim yukarıdaki alıntıda her hangi bir olağan veya olağan üstü oluşumun illa dış baskıyla olması gerekmediği vurgulanıyor,

Mozartın emsal gösterilmesi konuyu daha belirgin izah ediyor sanırım bu bestelerinde en sonuncusunda bir dış baskı dayatma altında kalmış ve bu konuda sezgi ve iç güdüsel olarak deha yeteneğini kullanma yerine bu etkilere esir olmasının ona yarattığı karma üzerine 5Y e süratli bir yolculuk yapmış,

Gidecek yaptıklarını inceleyecek ve deha özelliğini düzeltecek ve nasıl beste yapması konusunda kendisine yapılan baskıları fark edip sezgilerinin kıymetini anlayacak başka düzeltmelerle belki tekrar dünyaya gelecek kim bilir hangi bedende.

K.ların bu bilgiyi vermeleri çok ilginç,
Meseleyi daha geniş devreye aldığımızda insan hayatında illüzyon dünya yaratımlarının dışında içsel dürtülerin önemi son derece bariz ortaya çıkıyor,

Yukarıdaki kısımda kitap yazma konusundaki o şartlara göre biraz akılcı ortama sesleniş isteğinde ağ çalışmasının daha önemli olduğunu ve sonradan ortaya çıkan gerçekliklerle herkesçe bu hususun kabul edildiğini görüyoruz,

Sonuçta sezginin her zaman kullanılması ama beklenti arzulu düşünce gücü gibi zahiri dış duygulardan sıyrılmış bir şekilde kullanılması gerçeğini anlıyoruz.

Onlara bulaşmamış bir özellikte.

Bu bulaşma işini çok karıştırırız ,
Yeni bir kişi ile tanıştınız bulaşık hal onun dış görünüşü sesi v.s gibi dünyasal fizik yapısına ait hususları yorumlayıp ilgi bölümünüzün seçim özelliğinde bir karara varırız ,çoğunlukla bu yanlış olur, kişinin bilgi dağarcığını açan konuşması sesi ve bunlara uygun tavırları bizi eğer devam ediyorsak ilgi bölümümüze gelir ve bu sefer kendi bilgimizle mukayese işlerine kalkışırız burada da yanlışlar devam eder zira henüz balinalar gibi karşıdakinin düşünsel sezgisel özelliğini tümden algılayan bir duruma gelemedik,

Konu karşıdakinin sessizce dinlenilmesi bilgilerinin derecesinin oldukça açığa çıkması ile özsel sezgiyle karar verme safhasına gelinir ve temasta devam işi devam ederse eder,

Bulaşma işi önümüze çıkan yol ayırımlarında seçim işinde de çok devreye girer .

------------------------------------------------------------------
S: (L) Oo, karanlık yıldız. (A) Tekrar sorayım. Şu anda karanlık yıldızı tartışmaya hazır değilim. Belirttiğim hesaplamalar, anladığım kadarıyla bağımsız bir ziyaretçi olan komet kümesiyle ilgiliydi. Komet kümesinin ziyaret periyodu konusunda ne dersiniz? O da azalıyor mu?
C: Uyumlu olarak.
S: (A) Karanlık yıldızın periyoduyla uyumlu olarak mı?
C: Küçülen yörünge düzlemi.
S: (A) Periyodun azalmasını da göz önünde bulundurursak, tüm verilerden çıkardığım sonuca göre, komet kümesinin gelişi muhtemelen 2009’un ortasında olacak; artı eksi 6 ay. Yani 2009’da. Bu hesaplamalar doğru mu?
C: İyi gidiyorsun.
S: (A) Yani komet kümesi 2009’da mı gelecek?
C: Burada geri çekiliyoruz.
----------------------------------------------------------------

Arkın fizikçi çabaları ve bir şeyler bulup açıklaması veya açıklatması bilgilenme olayına büyük katkı sağlıyor,ancak BAT ve Torsiyon gibi konuların devreye girmesi soluğumuzun kesilmesine sebep oluyor zira yetişemiyoruz,

Torsiyon teorisi tirbuşon gibi dönen evren hakkında,
Burada üzerinde duracağım husus yine o değişken çekim dalgaları üzerine ,Arkın tarihsel olacak tahminlerine karşı "burada geri çekiliyoruz" demekteler ,bu yönden düşünceyi odaklayınca bu yönsüz ve zamansız olayın ne olduğunu biraz anlamaya zorlanıyoruz,

Bazıları mesela sevdiği bir yemeği yapan ev hanımının veya aşçının bu işe dalıp ortamdan koptuğu anı düşünün derler veya çok sevdiğiniz bir müziği dinleyip daldığınız anlar,

Veya uyku halindeki ortamdan kopuş,

O anlarda zaman yoktur nicelik dediğimiz evvel ne oldu birazdan ne olacak gibi takıntı halleri,

Bazen sanki böyle lineere kapılmış bir durumu düşünüp bunu olağan karşılamıyorsak ben anti sosyalim anormalim gibi sapkın düşünceler de kaplar zihnimizi,

Vurgulamak istediğim bazılarına anormal gibi gelen bu halleri insan yaşamında kısım kısım yaşıyor bunları hayat ve yaşam izahının neresine koyacağız,

Oluşların mutlak bulunduğumuz zaman ayarları içerisinde tek olduğunu sanan o düşünceler içinde tirbuşon gibi dönen oluruz ona negatif torsiyon da denebilir belki ,ama işin içine negatif pozitifi koyarsak yine bu illüzyondan çıkamamış oluruz konumuz bu bağlardan kurtulan hür anlayışa gelmek,anlamak,

Yanık kokuları..

----------------------------------------------------------------
S: (Galahad) 11 Eylül'le ilgili kitaptaki transkriptleri okurken, 130.000 yıl önce yapılan genetik müdahale hakkında kafam karıştı. Tüm Samilere yapılan bir müdahale miydi, yani sadece Yahudilere yönelik değil miydi?
C: Burada soru, Sami nedir?
S: (Galahad) Hitler’le ilgili olayın dünya sınırlarını aştığını söylemiştiniz. Yani bu, Kantek’in patlamasından önce orada devam eden bir şey miydi?
C: Evet.
S: (Galahad) Samilerin Atlantis’in çöküşünde önemli bir rolü var mıydı?
C: Aynen!
S: Yani, bir tekrar oynatmaya bakıyoruz resmen şu anda!
C: Evet.
S: (Samiler kimdi tartışması) (Galahad) Yani gerçek Samiler Ariler mi?
C: Anladın!
S: (L) Yani bu demektir ki, Yahudiler ve Araplar sadece bir geleneği taşıdılar… Sadece aracıydılar. Esas Samilerin önemli bazı özelliklerini alıp kendilerine uyguladılar. (Perceval) Samiler Ortadoğulular, değil mi?
C: Öyle mi, öyle miydi?
S: (Galahad) Genetik müdahale Ari Samilere mi yapıldı yoksa bugün Yahudi dediklerimize mi?
C: Ari. “İbrahim” soyundan gelen Yahudilerinin imhasının nedeni.
-----------------------------------------------------------

S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, “Kelt” sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekliler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim’in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya’ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu’ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis’te “Bir’in Oğulları” ve “Belial’ın Oğulları” ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
--------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, bir sonraki soruya geçiyoruz: I___’nın ve benim teorimizde olduğu gibi, Samiler Ari genetiğiyle Zenci genetiğinin bir karışımı mı?
C: Kısmen.
S: (L) Bir keresinde Sami genetik kod yapısının “misyon kader profili ön kodlamasından” bahsetmiştiniz. Elbette bunun 130.000 yıl önce yapıldığını söylemiştiniz. Çok uzun bir süre önce. Peki o orijinal kod yapısı başta Siyah insanların genetiğine mi kondu? Siyahların Sami Arilerle olan karışımları yoluyla diğer ırklara yayılması için?
C: Kısmen.
S: (L) Diğer kısmı nedir?
C: Samiler üzerinde genetik ayarlama.
S: (L) Güney Sahra Afrika genlerinde kişiyi daha BH eğilimli yapan birşeyler var mı?
C: Hayır.
S: (L) Öyleyse neden bu insanları yok etmek için sürekli bir çaba harcanıyor gibi görünüyor? Bu sadece karma mı? [TB’ye] Bunu daha önce de sormuştuk ve cevap bunun kısmen karmik olduğu, çünkü Siyah insanların geçmişte yüksek bir medeniyetleri olduğu ve zalim oldukları söylenmişti. Aynı şey Yahudiler için de geçerli. Onlar reenkarne olan Atlantisliler. Ve holokost da, daha önce küresel medeniyeti yok etmelerinin suçunun hafifletilmesinin bir parçasıydı. Pekala, 4. yoğunluk Nordikleri aramızda görme vaktine yaklaşıyor muyuz?
C: Yakın.
------------------------------------------------------------

Kantekliler ,Atlantis ,Ari, Sami,Yahudi, Zenci .İbrahim Soyu hakkında bir potbori alıntılar sunuyorum, uzun zamandır kafa karıştıran ve Belial oğullarının hakimiyeti ile devam eden
Atlantis çöküşünün sonrası esasta Genel Orion deney uygulamalarının iç yüzünü anlamaya çalışıyoruz,

Ve monoteizm ve dinler programının devreye sürülüşünün safahatini,

Konu adeta Kantekliler zamanından itibaren süregelmiş bir çekişme karmalar ve genetik müdahaleler uygulaması halinde devam ediyor ve günümüzde tekrarı olarak 11 Eylül ve sonrakiler hakkında genel olayların özetsel bir açıklamasını sunuyor,

Alıntının içinde dostların yaptığı şu yorum her şeyi özetler gibi,

"S: (L) Öyleyse neden bu insanları yok etmek için sürekli bir çaba harcanıyor gibi görünüyor? Bu sadece karma mı? [TB’ye] Bunu daha önce de sormuştuk ve cevap bunun kısmen karmik olduğu, çünkü Siyah insanların geçmişte yüksek bir medeniyetleri olduğu ve zalim oldukları söylenmişti. Aynı şey Yahudiler için de geçerli. Onlar reenkarne olan Atlantisliler. Ve holokost da, daha önce küresel medeniyeti yok etmelerinin suçunun hafifletilmesinin bir parçasıydı."

İşin ilginç yönü bu ırkların genetiğini bizler de taşıyoruz.

"S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim’in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya’ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle."

-----------------------------------------------------------------
S: (Perceval) 11 yıldan uzun süre önce, üstün Nazi ırkı fikrinin ardındaki amacın, 4. yoğunluğa yükseliş öncesi 3. yoğunluğun tam kontrolünü sağlamak üzere Nefilimin tekrar dünyaya getirilmesi için bir üreme zemini yaratmak olduğunu ve bu amacın gerçekleştirilemediğini söylemiştiniz. O zaman Laura yeni planlarının ne olduğunu sormuştu ve siz de bunu söyleyemeyeceğinizi, çünkü Laura'nın bu bilgiyi yaymaya çalışacağını ve bunun da onun yıkımına yol açacağını söylediniz. Sorum şu (gülerek), artık o cevabı alabilecek seviyeye ulaştık mı?
C: Cevabı tahmin ettin.
S: {Herkes Perceval'e önemli birşey biliyormuş gibi bakıyor.} (Perceval) Hiçbir şey bulmadım, sadece bu konuda düşünüyordum ve yeni planın belirli hatlarda gezegenin tam kontrolünü sağlamak için psikopatları ileri sürmek olduğu sonucuna vardım.
C: Ve psikopat olmayanları “ayırmak”.

------------------------------------------------------------------

"Pervit" Nazilerin ve bütün Alman ordusnun ve hatta idarecilerin kullandığı ve tavsiye hatta kullanımı emir ile dayattırılan bir ilaçtı ve etken maddesi "metamfetamin "dir,

Bu ilacı 40- 50 sene evvel bizler de eczanelerde serbestçe bulabilirdik ve imtihana hazırlanan gençler bolca kullanırlardı,şu anda yasaklı ve el altından "ateş buz" "met""kristal" adları ile tanımlanan uyuşturucu bir madde, bağımlılık yapan baştan uyarıcı enerji arttırıcı işlevi sonraları saldırgan depresif ve beden fizyolojisini mahveden bir hale getiren gerçekten tehlikeli bir madde,

Tv Dizisi "Breaking Bad" bunu işler ,oldukça popülerdir,

Nazilerin böyle insan hayatını yok sayan dayattırıcı usullerle tahrik edilmiş Alman ordusunun büyük bir güç ve sürat ile bir çok ülkeyi kısa zamanda ele geçirmesini sağlamış ve sonuçta bu azgın iştah Katil Stalinin ülkesinin geniş bozkırlarında son bulmuştur,

Şimdi ise gerçekten psikopatinin dünya yönetim kademesinde olduğunu ve insanları yıkmak üzere savaşları ve didişmeyi arttıracak usüllerin devamını olağan kabul ettirecek bir anlayışın gayet doğal olduğunu gösteren tavırları izliyor ve uydurulmaya çalışılıyoruz,

Psikopat olmayanları ayırmak tahmin ediyorum şu andaki maruz kaldığımız Pandemi sayesinde başladı ve sürüyor,

Ne kadar istemesinizde aşı pasaportu gibi noktalayıcı işaretleyici tasnifleyici uygulamalarla kontrol işini kolaylaştıran, maske altında kendi soluduğu havayı teneffüs ettirip zehirlenmeler bu işin başlangıcı olarak yürümekte,

Başka neler göreceğiz,
------------------------------------------------------------------

Joe) Önceki bir celsede çektiğin acıyla ilgili soru sorduğunda…
(L) Ne acısı?
(Joe) Genel olarak farklı zamanlarda farklı sağlık sorunları veya başka şeylerden dolayı çektiğin acılar… Verilen cevap, dünyaya verilen bilgiyi dengelemek için acı çekmenin gerekli olduğu anlamında birşeydi. Yani bilgi yaymanın bir sonucu olarak acı çekmek gerekliydi. Bunun neden gerekli olduğunu merak ediyordum.
C: Denge.
S: (Joe) Evet. Bunu söylemişlerdi. Ama biri bilgiyi keşfetmek ve dünyayla paylaşmak için çok çalıştığında zaten o bilgiyi elde etmek için acı çekmiştir. Görünüşe göre bu bilgiyi yaydığında tekrar acı çekmesi gerekiyor.
(L) İlave acıya neden olan şey yayma mı?
C: Evet. Mouravieff’in “Genel Yasası” gibi birşey düşünün.
S: (L) Yani diğer bir deyişle eğer bu bilgiyi kendime saklasaydım, ortalığı karıştırmasaydım, insanları Genel Yasaya karşı mücadele etmeye teşvik etmeseydim bu kadar acı çekmezdim, öyle mi?
C: Evet
S: (Artemis) Bilgi ışık ve gerçek gibi. Karanlık ışıktan ve gerçekten nefret ediyor…
(L) Diğer insanların bilgi eksikliğiyle ilgili üzüntüm kendi acımla ilgili endişemi aşıyor sanırım. Başkalarının acı çekmesindense kendim acı çekmeyi tercih ediyorum. Belki çiğneyebileceğimden fazlasını ısırıyorum ama şimdiye kadar hep buna değdiğini düşündüm.
----------------------------------------------------------------
Son celsede Laura dostumuzun bilgiyi edinmeden sonra yayma faaliyetinde çektiği acılar söz konusu ediliyor, bizim çektiğimiz acıları benzeştirmek hadsizlik, zira biz anlama yolundayız dağıtma gibi bir derdimiz yok,

Bu konuya değinmekten kastım denge sisteminin nasıl çalıştığına bakmak, denge işinin son derece önemli olduğunu ve bunun hakkında ne yazmalıyım diye eskileri unutmuş saf saf düşünürken çıkarımlarım aklıma geldi ve biraz uzunca olsa da konuyu adeta allak bullak edip inceleme ve yorumlama safhasına sokmuşum ,arzu edenlere bakmaları için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27479

Son anlarda bu acı ve özellikle denge meselesi ile neden üzerinde durmam icap ettiğini K.ların "5Y den 7 e kadar dualitenin alakası yok her şey çok mükemmel harmanlanıyor" sözü aklıma gelerek paylaşmak istedim

O yoğunluklarda KH ve BH nin olması gerçeği üzerindeki ironiyi açmak üzere konuyu irdelediğimizde denge işinin bu yoğunluklarda sadece düşünceyi yansıma halinde harmanlayarak mozaik yaratımın mükemmel bir işleyişini sağladığını görmekteyiz,

Bunu çok basit olarak şöyle tanımlayabilirim ,ressamsınız bir resim yaptınız ama aynı renkleri bir tarafta kümelediniz ,ressam değilim ama böyle bir resim seyredene dengesizlik hisleri verir gerçi dengesizlik yoluyla insan bilincini çarpıtan sürrealist ve modern resim akımları var benimki safça o eski bildiğimiz fotoğrafımsı resimler için örnek, renkler dengeli dağılmalı,

Anlatmak istediğim eğer farkındalık yolunda bilgi peşinde olup davranış kalıplarımızı uydurmaya çalışıyorsak yani bu ruhsal genişlikte düşüncelerimizi inancımız ayarlamak istiyorsak denge işinin bütün yönlerini anlayarak kapsamlı hale gelmemiz lazım,

Bunların benim yazılı düşüncelerim olduğunu yine hatırlatırım verdiğim tavsiyeler kendi kendimedir,

Bu yoğunlukta KH yız kabul ama BH ı da bütün detayları ile anlamak istiyoruz ,bazen ben BH adayıyım diye dengeyi kaçıran taraflarımız oluyor şöyle ki,

Bir KH takıntılı dediğimiz mensubu gelip bizden bir bardak su istese veya bilgi istese sen tiksindirici bir varlıksın uzaklaş deyip sırtımızı döner miyiz veya aşağılar mıyız ,bazen bu bilgileri aldığımız halde anlattığım hallere düşüyoruz, yani KH nın zararlı unsurlarından sakınmak için bulaşmaması için kendimizi korumak için sanıyoruz ama denge dediğimizi sapkınca bir tarafa kaydırmış oluyoruz,

New Age saçmalığının savunduğu gibi KH da insan tavrıdır biz biriz teraneleriyle kucaklayalım ve onun yozlaştırmaları veya saptırmalarına evet demeliyiz demek istemiyorum ,anlatmak istediğim bu tarzın dışındaki ince bir durum,

Çabamız bu denge hususundaki hassasiyeti kavrayabilmek
------------------------------------------------------------------

Corona aşısı yaptıran biri sağlık ümitesinden ayrıldıktan biraz sonra bulanık görmeye başlamış ,telaşla üniteyi arayıp bana bir ambulans ve doktor gönderin bulanık görüyorum imdat diye yakınınca görevliler biraz araştırıp sonra şu anonsu vermişler,
Ambulans veya doktora ihtiyaç yok hemen buraya gelin ve unuttuğunuz gözlüğü alın.

Güldünüz, o halde bir alıntı
********************************
Titreşimsel İyileştiriciler

Hücresel fizyolojiyi düzenlemek amacıyla enerji alanlarının tekrar dengelenmesiyle birlikte, titreşimsel iyileştiriciler, insan vücudunun daha yüksek bir düzeyde işlevgörmesi için komut oluştururlar. Doğru zamanda, doğru yere uygun yöntem ile uygulanacak titreşim, hastanın iyileşmesini başlatır. Bu süreçte iyileştirici frekans uygulamaları kapsamında titreşimler, mekanik, akustik ya da elektromanyetik olarak karşı tarafa aktarılabilir.
İlk olarak mekanik titreşimden bahsetmek gerekir. Sancılanan bir bebeğin kucağa alınıp onun kucakta, ayakta ya da basitçe evde hazırlanan bir salıncak yoluyla sallanması, ilk başvurulan yöntemlerden biri olarak bilinir. Esasen burada yapılan şey mekanik bir titreşimdir ve de şifanın ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Farkında olup olmadığımız daha pek çok mekanik yoldan titreşimin uygulandığı alışkanlıklarımız da vardır. Yas tutan kadınların, iki göğüs arasına vurmaları ya da gülmekte olan insanların kahkaha atmaları buna örnek olarak gösterilebilir.
Peki, mekanik titreşimle iyileşme nasıl gerçekleşmektedir?İnsan vücudunun tamamında bulunan dokularda, piezoelektrik etki denilen bir sistem mevcuttur. Piezoelektrik etki, kristal yapıdaki maddelerin “mekanik bir baskı” durumunda ortaya çıkardıkları elektrik enerjisidir. Bunun en basit örneklerinden birisi manyetolu çakmaktır. Uygulanan bu mekanik baskıya, elektrik deşarjı üreterek yanıt verir. Sonrasında oluşan kıvılcım da ateşi yakar. Vücudumuzdaki bu piezoelektrik yapı, içinde yaşadığımız fiziksel alandaki tüm mekanik olaylardan etkilenmekte ve ‘transduser’ olarak adlandırılan algılayıcılar ile hem otonom olarak hem de merkezi sinir sistemi ile iletişim sağlanarak bir refl eks geliştirilmektedir. Piezoelektrik etki, kristal özelliği gösteren tüm yapısal proteinler için geçerlidir9

Bu özelliğin canlı sistemde geçerli olduğunu gösteren enönemli kanıt, kemik iyileşmesinin mekanik güçle uyarılmasıdır. Bacak kemiği kırıklarında olabildiğince hızlı kaldırıp yürütme, kol kemiği kırıklarında fizik tedavinin olası nedeni de budur. Kemik yapımı fiziksel yük ile uyarılmaktadır. Fibroblast olarak adlandırılan hücreler kollajen sentezi yaparlar. Herhangi bir kemik kırığında, mekanik uyarı ile fibroblastlar kolllajen sentezini arttırırlar ve kırık iyileşmesi hızlanır. Burada anlatılmak istenen, mekanik etki ile vücutta bir takım iyileştirici etkilerin başlatılabileceğidir.

******************************************
Piezo elektriğn bütün proteinlerde ve DNA nın sarmallı özel yapısı ile bir bobin gibi çalışıp mevcudatında bulunan protein ana yapısına katılacak amino asitlerin çıkarmış olduğu EM nin enerjisel beden dediğimiz bedeni oluşturduğunu artık bu elektriksel enerji yapısının yaşamsal enerjide en büyük etken olduğunu tekrarlamakta mahzur yok,

Arada bir dörtlüğüm,

19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor "Bir" dünyasına kaydoluşlar

FRT nin üzerindeki uğraşıların insan kalitesinin nasıl arttırılacağını,

Bu işin esasında bedenimizde ana yapıyı şekillendirip vaktiyle KH tarafından kısıtlandırılmış DNA nın bilgi ve farkındalıkla işlemeyen bölümlerinin tekrar bağlantı veya 4Y den alınan parçalarının genel çalışma durumuna sokulması ile olmaktadır,

Özetle FRT üzerinde çalışma bu demektir ,bunun EM yoluyla ters çalışma durumları da vardır ,enerjisel geri bildirim yoluyla,

"S: (trendsetter37) Son birkaç aydır FRT’yi ve Pierre’in kitabındaki konular dahil çeşitli başka bazı hususları tartışırken, tüm maddenin bir elektromanyetik (EM) frekansı olduğu fikri geldi aklıma. Farklı bir EM frekansı uygulayarak bunu tersine çevirebilir misin? Örneğin EM frekansı biçiminde bilgi ekleyerek maddeyi manipüle etmek, hatta madde yaratmak için?
C: Elbette. Buna “simya” deniyor. Soru şu: Yöntemi nedir?
S: (Pierre) Evet, sorumuz bu: Yöntemi nedir? [Kahkaha]
(L) Sorumuz bu mu?
(Pierre) Hayır, benim sorum bu.
C: Einstein’ın çalışmalarına gözatın ve gerekli enerjilerin geri mühendisliğini yapın. "

Şu anda silikon bazlı kristal özelliği ile dünyada çip imalatı artık yetmiyormuş ve bu yüzden otomobil üretimi durma noktasında imiş, malüm kuvars kristalinin ana yapısı silikondur,

Böyle potbori tarzı aktardığımız bilgi ile bedenimizin ve enerjisel hallerin artık dünya ilimi dediğimizin ve bağnazlığı aşmışların takip ettiği rotada yavaş yavaş gerçeklik standına doğru yerleştiğini görmekteyiz.

------------------------------------------------------------------
FRT üzerine bazı alıntılar,

"(Odyssey) Aynı virüsü pek çok insan kapıyor. Kişinin FRT’sine (Frekans Rezonans Titreşimi) bağlı olarak virüsün faydalı veya zararlı olma ihtimali var mı?
C: Evet."

-----------------
"S: (Galatea) Evcil hayvanlardan bahsetmişken, onları yanımızda 4. Boyuta götürmenin mümkün olup olmadığını sormak istiyorum.
C: Bazı durumlarda, 2B varlığın FRT’sini arttırmaya yetecek kadar bağ varsa. Bu kadar çok kişi tarafından sevilen Sebastian örneğinde, bu mümkün.
S: (L) Bir bakıma sırtında götürüyorsun. Yani bazı varlıkların 3B’yi atlayabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Nadir ama mümkün.
S: (Galatea) 1B, 2B ve 3B hepsi birlikte yaşıyor. 4B ve 2B birlikte yaşayamaz mı?
(L) Sanırım. Sanırım eğer 4B’ye gidersek Sebastian bizimle geliyor. Ama hala 3B’de olduğumuz sürece bizimle burada kalıyor.
C: Evet"

Ara veriyorum.



Edited by - Tgur on 31/03/2021 14:47:25
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/03/2021 :  12:32:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Disiplinsiz virgül düzeltimleri.

Edited by - Tgur on 31/03/2021 12:33:37
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/04/2021 :  08:01:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle


AÇILIMLAR II

C: Kurtarmak veya değiştirmek için “Dalgayı” bekleyenleriniz, yavaş yavaş pişirilen kurbağa gibi olduğunuzun farkına varmalısınız.
S: (Galatea) Yani insanlara sanki Dalga zaten buradaymış gibi davranmalarını tavsiye ediyorsunuz?
C: Evet. Ve aslında Dalga burada!
S: (L) Ortasındayız. Ama kozmik süreç içinde o kadar küçüğüz ki, bu gezegendeki nihai kaosa doğru giden kötüleşme durumu olarak gördüğümüz şey aslında Dalganın gerçekleşmesinin bir sonucu. Kademe kademe ve sıçramalarla gerçekleşiyor; kuantum dalga paketçikleri gibi veya her ne diyorlarsa. Birikiyor ve sonra bir sıçrama yapıyor, sonra tekrar birikiyor ve tekrar sıçrıyor. (Pierre) Eğer kaos Dalganın tezahürüyse, kaos daha bir süre burada olacak ve demek ki Dalga burada.
(L) Dalga burada çünkü kaos Dalganın tezahürü.
C: Evet! Hoşçakalın.

-----------------------------------------

Bir zamanların meşhur haydutu Al Capone hatıratında şöyle söylüyor,

"Çocukken Tanrıdan hep bir bisikletim olsun diye dua ederdim sonraları Tanrının çalışma tarzının böyle olmadığını anladım bir gün bisiklet çaldım ve sonradan Tanrının beni bu eylemlerimden dolayı affetmesi için dua etmeye başladım"

Şu zamandakilerin monoteizm anlayışına nasıl da benziyor algıyla koydukları bu anlayışla hırsızlıklarını soygunlarını affettirmek için ümre veya hac kapıları aşındırmakla meşguller, her neyse yine yargıya başladık ama bütünlükteki bu kaotik durumu anlamamız hissetmemiz lazım ve empatiyi bu tip insanlar için de geliştirmek gerekli,

Düzeltmek için hiç bir şey yapamayız zaten buna da kalkışmak boş iş ,kişinin kendi mucadele veya karmik macerasında öğretilerini dersler alarak kendisinin bulması esastır,

Matbaa icadına kadar bir kısım özel uğraşıda okuma yazma işinde olanlar haricinde insanların çok büyük kısmı kaosun farkında olmadan stabil yaşıyorlardı çektikleri sıkıntıyı tek bir yere bağlayıp (tanrısal uygulamaya) monoton ve çoğunlukla ezik bir yaşayış içindeydiler, ne zaman ki bilgi yayılmaya ve farkındalığı arttırmaya koyuldu, kaos başladı

Yani lineer zamana takılıp kaosun başlangıcını dalganın içinde olma işini şu yakın zamanlara taşımayalım, Ronesans ,Reform bu olayın frekans telleridir titreşerek FRT nin işleyişini başlatmışlar, hızlandırmışlardır,

-----------------------------------------------------------------

S: (L) 1995 celselerinin üzerinden geçip yorumlar yazıyorum ve orada “Frank”le yapılan çeşitli doğrudan kanallamalar da vardı. Biliyorsunuz, bunlardan bazıları çok rahatsız ediciydi çünkü cevap vermek istememe gibi bir his vardı. Bu doğru bir değerlendirme olur mu?
C: Yakın.
S: (L) Ama sonuçta sorularımızı ısrarla sormaya devam edecektik ve... O yöntemle verilen bilgiler güvenilir mi?
C: Çoğunlukla.
S: (L) Peki Frank o kadar isteksizlik sergilerken o bilgiler nasıl oluyor da güvenilir olabiliyor... Ya da, mesele Frank miydi, yoksa varlık mıydı? Veya bir tür varlık mıydı?
C: “Frank”
S: (L) Yani sonuçta verilen bilgiler Kasyopyalıların bilgileriydi?
C: Biraz bozulmuş olmakla birlikte, evet.
S: (L) Peki eğer Frank... Yani şuraya gelmek istiyorum: Bu nasıl mümkün oluyor?
C: Senin de fark ettiğin gibi, Frank yetenekli bir psişik “kanaldı”. Bir süre senin gelecekteki kendinle bağlantın oldu. Çarkları alıştırmak gibi.
S: (L) Peki onun varlığındaki bilgileri nasıl değerlendirmem gerekiyor?
C: Bu hususta iyi gidiyorsun.
S: (L) Frank’in durumunda çelişki vardı. Vermek istemiyordu... Verme güdüsü yoktu. Bilgiyi geri çekiyordu veya sınırlama koyuyordu. Ama bilgi bir şekilde geliyordu yine de. Ne olursa olsun yolunu buluyordu. Hatta bazen kodlanmış bir şekilde geliyordu ve Frank aslında gelen bilgileri anlamıyordu. Gerçek bir kavrayışı yoktu.
C: Evet

----------------------------------------------------------

K.bilgilerinin yüzde yetmiş dışında bulanmış olduğunu ve bunu sağlayan varlıkların Frank ve Vincent olduğunu anladık ,bu bozulmayı sağlayan varlıkların işin içine girmesi gerekli miydi gibi şu andaki zihnimizle sorular oluşturduk ,bu alıntıda bazı cevaplar bulur gibiyiz,

Kanaatimce bu tip kanal faaliyetlerinde psişik medyum özelliği olanların ,özellikle Laura vasıtası ile kotarılan bu harikulade bilgi aktarımında akıl almaz yardımı oluyor,"çarkların alıştırılmasında" onların negatif taraflarını bertaraf eden bir fayda görülmüş,ama bilgileri bazen bulandırmışlar,

Bunlardan ne ders çıkaracağız,

Bir kere kanal işi çok hassas ve her an dengelerin karmakarışık olabileceği kaosun ortaya çıkabileceği bir uygulama ,her ne kadar burada Frank isteksizce ve ouja tablası haricinde yapılan kanallamalarda ne olduğunu anlamadan bilgileri aktarırken zaman zaman Lauranın gelecekteki kendi benlikleri ile kontak kurmasını sağlamıştır,

Oujo tablası ile yapılanlarda ise bilgi bulandıran aktarımları celselerde bulunduğunda zaman zaman devreye almıştır, bunların neler olabileceğini şahsen ayıklayacak kapasitede değilim ,bilen tesbit eden varsa bildirsin memnun oluruz,

Büyük bir ihtimalle tarihsel kehanet bilgileri olabilir,

-----------------------------------------------------------

S: (L) İlk sorum... İnsanlar dünyada şu andaki duruma karşı doğru tutum, doğru eylem veya davranış veya tepki hakkında tartışıyor. Terörist faaliyetler, devletin artan kontrolleri falan. Yani insanlar belirli bir eyleme mi geçmeleri, yoksa sadece gözlemlemeleri mi gerektiğini öğrenmek istiyor. Bu konuda bir yorumda bulunur musunuz?
C: İnsanların çoğu doğrudan şekillerde zarar görmeyecek.
S: (L) İnsanların çoğu doğrudan şekillerde zarar görmeyecekse... (A) Önce şuna dikkat çekmek istiyorum; “çoğu insan” ifadesi belirsiz bir terim. Bu sadece yarıdan biraz fazlası anlamına da geliyor olabilir. Dolayısıyla çok sayıda insan doğrudan zarar görecek olabilir buna göre. (L) Bu hususta daha net olabilir misiniz?
C: Güç kontrolden çıkmayacak.
S: (A) Yani küresel olarak “çok önemli olmayan miktarda insan zarar görecek” gibi anlıyorum bunu.
C: Evet.
S: (L) ...Bir sayı verebilir misiniz? (A) Hayır, çünkü o zaman ülkeyi belirtmek ve bir sürü ayrıntıya da girmek gerekecek. Dört bin, küresel olarak göz ardı edilebilir bir rakam olabilir. (B) İnsanların karşılaşacağı temel zarar psikolojik mi olacak?
C: Kısmen ama ayrıca somut kısıtlamalar.
S: (L) Kontrol ve özgürlüklerin kaybı gibi mi? Bu sınırlama fiziksel mi olacak, yoksa özgürlüklerimiz üzerinde mi olacak, yoksa her ikisi mi?
C: Her ikisi.
S: (L) McCarthy döneminde olduğu gibi bu ülkede devletin potansiyel terörist veya anti-Amerikan olarak tanımlamak istediği insanlara yönelik bir cadı avı olacak mı?
C: Önce yasalar yoluyla kontroller olacak. Sonra daha fazla güç uygulanacak.
S: (L) Tüm bunlar şu anda etkinleştirilmekte olan bir plana göre mi ayarlanıyor? Malum güçler tüm bunları belirli bir sonuca doğru mu götürmek istiyor?
C: Büyük ölçüde, ama zıt güçlerden beklenmedik hamleler olacak.
S: (L) Bu zıt güçler kim? İyi adamlar mı var, yoksa bu sadece küresel çete savaşları gibi mi? Tabi çete sözünü mecazi anlamda söylüyorum.
CS: (L) Yardım edilecek olan o 3. yoğunluk grupları arasında biz de var mıyız? [Gülüşme]
C: Yakın.
S: (L) Bu yardım özellikle bana ve Ark’a yönelik mi, diğerleri hariç olacak şekilde?
C: Grup.
S: (L) Grubu kastediyorlar. Tamam, demek bazı beklenmedik şeyler olacak. Küresel veya ulusal durumda meydana gelebilecek bu beklenmedik olayların belli başlılarıyla ilgili bir örnek verebilir misiniz? Bu ilginç bir gösteri olacak gibi görünüyor. Bilmememiz daha mı iyi? Eğer BH güçleri birşey planlıyorlarsa, süpriz olarak kalması için belki de bunu bilmememiz daha iyidir? Doğru mu?
C: Yakın. Sadece yardımın yakın olduğunu bilin.

-------------------------------------------------------
Arada bir gurubumuzu yoklayan QUİ-GON dosta verdiğimiz cevap gibi puzzle çözerken puzzle yaratma işinin derinliklerine daldığımızda şu çıkarımlar ortaya çıkıyor,

K.ların yardım gelecek mi sorusuna 4BH yardımı olacak ve bundan faydalanacak kimlerdir sorusuna "gurup" olarak cevap verdiler,
İşte size bir çözülmesi gereken bir puzzle ,bu gurup mensupları içerisinde biz var mıyız,

Evet varız,

Varız derken bu bilgileri takip edip gerekli inanaca sahip olmadan yani anlatılanları tam yorumlayıp bir inanç teessüs ettirmeden sadece takipte isek uzaktan izleyenleriz ,bunu yargı olarak nitelendirmiyorum bu arayış gurubunun içinde belki ben de varım ,

Kendimi bu monoteist aktarımlar altında yüklenmiş toplumla beraber yaşarken devamlı sınarım, eğer bunda biraz geri kalırsam sınanırım

Bu sınama ve başkaları tarafından öne sınav kağıdı konmak gibi bir durum değil elbette ,dengenin harikulade işleyişi otonom bazı uygulamaları devreye almakta yaşamda sürdürülen yoldan kulvarlardan sapışta düzeltimi devreye sokmaktadır, bu işleyişin sadece dünya standında olduğunu sanmak işi henüz anlamamakta olduğumuzu gösterir, buranın yaratılmış bir illüzyon oyun sahası olduğunu bilmemekte ısrar etmektir, yani her an devrede kontak kurduğumuz yüksek benlerimiz var,

Artı ve ekside fazla kümülasyon mutlaka dengelenmeli,

Mesela yakında eşimle(59) beraberlikle ileri yaşa geldik artık şu hastalık gibi dertlerle uğraşmamalıyız gideceksek gidelim derken hastaneleri şöyle bir tavaf etme mecburiyeti hasıl oldu ve kaza bela olmadan tekrar eski konumuza döndük,

Bu nedir ,
Hastalık işte ,yaşınız bu raddelere gelmiş, hala ne bekliyordunuz şeklinde bir anlayışın dışında bunun da bir sınav olduğunu anlıyorum başkaları ne derse desin,

Yaşamın devam etmesi ve pek derinleştirmeyen bu hastalık pürüzlerinin ortaya çıkması ve hayatı aynı çizgilerden devam etme durumunda olmak,aracı kullanırken arada dalıp zikzak yaptıktan sonra tekrar sağ şeritte düzgün doğrultuda gitmek gibi oluyor,

Aklıma zatürre olup yoğun bakıma düştüğümde ( belki evvelce bunu anlatmış olabilirim) beni entübe etmek isteyen doktorun birden bire "durun size bir de şu oksijen maskesini deneyelim" demesi ve entübe edilmeden benim o maske sayesinde on gün uyumadan kendi çabamla kurtulma olayını hatırladım, zira maske gayet açıklıkla etrafı görmemi sağladı ve ayrıca oksijen giren yuvarlak deliğinin olması ve benim o yuvarlak deliklerden beslenme enjektörü vasıtası ile yüksek yoğunluklu mama ve su içmem ile mümkün oldu, aynen yolda zikzak yapıp tekrar doğrultuda olmak gibi,

Bu yönden tavsiyem, sizler de kendinizi arada bir benim gibi yoklayın bu bilgilerle haşır neşiriz de tam inancım var mı bazılarına olamaz, kurgu bilim bu, dediği şeylere biz inanç oluşturduk mu ,

Bu şekilde hayret edenlere ben elinde tuttuğun şu cep telefonunu 60 sene evvel düşünemezdik bile derim ,gerçekten şehirler arası konuşabilmek için insanlar sabahtan postahanede sıraya girerlerdi onun için postahanelerde bekleyen kişiler için bol koltuk ve bekleme odaları vardı, hele bankaya para yatırmak veya para çekmek işi yarım günümüzü alırdı,

Eğer inanç tam ise,

"C: Yakın. Sadece yardımın yakın olduğunu bilin"

-----------------------------------------------------------
S: (L) Bu mutlak sıfırın 55 derece altı konusuna gelmek istiyorum. Bunun hakkında bir doğrulama duymak isterim. Çünkü mevcut fizik bilgimize göre, termodinamik bilimine göre, mutlak sıfırda hiçbir şey hareket etmez, dolayısıyla bu derecenin altına inemezsin. Eğer mutlak sıfırın altında 55 derece derseniz, o zaman fiziği ve termodinamiği değiştirmek gerekir.
C: Farklı bir aleme girdin.
S: (A) Ne?
C: Fiziğin ölçtüğü hareketsizlik 3. yoğunluk kabullerine dayalı.
S: (A) Peki dünyanın merkezinde bu yeni fiziğin ortaya çıkmasına neden olan şey nedir? Etrafımızda bu yeni fiziğe bir ihtiyaç görmüyoruz. Ama görünüşe göre gezegenin merkezinde öyle koşullar var ki, bunlar yeni bir fiziğe girilmesini gerektiriyor.
C: Pencereler.
S: (L) Çok yoğun bir elektromanyetik alana maruz bırakılan birşeyin sıcaklığını ölçmek mümkün olsaydı, nasıl bir sıcaklık derecesi çıkardı? (A) Soru farklı. Önce dünyanın içinde neden amonyak kristal bulunduğunu sorduk. Yanıt bunun doğal bir süreç olduğuydu. Ama şimdi içeride bir pencere olduğunu öğreniyoruz. İçeride bu pencerenin bulunma nedeni nedir? Sana göre içeride pencere bulunmasının nedeni, bir şekilde çok güçlü elektromanyetik alanlar olması. İçerideki pencere standart fiziğin ötesine geçmemizin gerekliliğiyle mi ilişkili? İçeride çok güçlü elektromanyetik bir alan olmasıyla mı ilişkili?
C: Çift taraflı işlev.

----------------------------------------------------------------
Mutlak sıfırın altında 55 derece ,gezegenimizin çekirdeğinde kristalin amonyak olması gibi dünya bilimi dışı ifadeler konunun başka bir aleme girmesini sağlıyor,

Yakın zamanda qui-gonn dostumuzun Mooji yoluyla anlatılmak istenenleri anlama yolunda Bozadi dostumuzla tatlı bir tartışmaya girdiklerini izliyoruz, faydalı oluyor,

Olayın genelinde Mooji denen düşünürün genel isteği zihni boşaltmak üzerine ,buradaki boşaltma tabiri dünya yaşam donelerinin terk edilip zihni taze ve yeni bilgilere açık hale sokulması bir nevi düşünce üzerine çıkılması ritüeli,

Gerçekten dünya insanının alıştırılmaya zorlandığı ve KH yoluyla oldukça saptırılıp illüzyona takılı ve bu kabulün dışındakileri şiddetle red eden anlayış ,gezegenimizde cehennemi bir yaşantıyı sürdürmesini ve bundan çıkamama ısrarını belirtiyor,

Oysa biz gezegenemizin çeşitli taraflarında ve varlığın fizik alemin bünyesinde pencereler olduğunu ,bu pencereler yoluyla diğer yoğunluklarla çift taraflı bir işlevin gerçekleştiğini biliyoruz,hatta bunu nötrino dediğimiz atom altı parçalardan biri addedilen son derece önemli bir öğenin yürüttüğünü yani pencereler yoluyla yoğunluklar arasında bilgi taşıdığını idrak ettik,

Kristalin amonyak çekirdeğinin süper iletken özelliği ile elektronların kolayca aktarıldığını ve organik yaşamda bu olayların amino asit oluşma (canlının ilk kimyasalı) şekliyle son derece etkin olduğunu evvelki çıkarımlarımızda bol bol işlemiştik,

Nedir bunlar, ispat edin dersek Moojinin hitap ettiği ve ne demek istediğini anlamaya çalışan saf dinleyiciler aleminde şaşkın bakanlardan oluruz.

----------------------------------------------------------

S: (L) İlk sorum: Bridges meselesiyle optimal bir şekilde ilgileniyor muyuz?
C: Yakın.
S: (L) Durumu optimize etmek için şu anda yapmakta olduklarımıza ne ekleyebiliriz veya neyi yapmayı bırakabiliriz?
C: Büyüleri için enerjinizi istiyor.
S: (L) Peki herhangi bir enerjiyi nasıl kesebiliriz?
C: Atıp tutmalarına yanıt vermeyin öncelikle.
S: (A) “Yanıt vermeyin” diyorsunuz. Mevcut rapor sayfalarını olduğu gibi muhafaza etmeli miyiz, yoksa onları da arşivden silmeli miyiz?
C: Muhafaza edin ve gerektiği şekilde güncelleyin ama bireysel bir bağlantının kurulabileceği şekilde herhangi bir forumda ona veya yazdığı herhangi birşeye yanıt vermeyin.
S: (L) Yani yanıtlarımızı sadece genel olarak insanlara vermeliyiz ve doğrudan ona hitap ederek dinamik bir bağlantı kurmamalıyız.
C: Yakın.
S: (L) Bunu daha da doğru hale nasıl getirebiliriz?
C: Şahsi yanıt forumları psişik bağlantı oluşturuyor.
S: (L) İddia ettiği gibi bir avukatı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Bize dava açmayı planladığını iddia ediyor. Planlıyor mu bunu?
C: Hayır.
S: (L) Saldırılarını arttırmayı mı planlıyor?
C: Evet.
S: (L) Hiç yanıt vermeden saldırılarını arttırmasına izin versek daha mı iyi olur?
C: Çoğunlukla. Hiçbir şey işe yaramazsa bile kitaplarınız yayınlanacak.
S: (L) Tüm bu durumun neticesinin ne olacağını bilmek istiyorum, çünkü gerçekten yoruldum. Bıktım. Bu adamın dünyadan kaybolmasını istiyorum. Gitmesini nasıl sağlayacağımı bilmek istiyorum. Söyleyin, çenesini kapatıp gitmesini nasıl sağlayabilirim? Hayatının kalanı boyunca ne isterse söylesin ve yapsın ama bir daha asla adlarımızı ağzına almasın. Bizi rahat bırakmasını istiyoruz yalnızca. Bunu nasıl yapabiliriz?
C: Özgür iradesi var.
S: (L) Sonucun ne olacağını öğrenmek istiyorum yalnızca. (A) Tatlım, bunu sormamalısın. Sonuç ne yapacağımıza bağlı. Bize bağlı. (L) Bak! [Kedi birden masanın ortasına sıçrıyor, köpek havlamaya başlıyor.] (A) Kasyopyalılar! Kasyopyalıları duyuyor!
(L) Kedi dışarı mı çıkmak istiyor?
C: Yiyecek istiyor.
S: [Gülüşme. Kediyi beslemek için mola] (L) Bir sonraki sorum, elbette Vincent’ın sorununun ne olduğu. Onu bunları yapmaya sevk eden şey nedir?
C: O bir robotoid.
S: (L) Programlamasını kim yaptı?
C: 4. yoğunluk KH.
S: (L) Kendi özgür iradesine sahip olduğuna göre bu durum onun için çelişki yaratmıyor mu?
C: Hayır. Minimal düzeyde de olsa robotların bile bilinci vardır.
S: (L) Yani tüm o sızlanmaları, “vah beni” mızmızlanmaları sadece bir program mıydı?
C: Evet.
S: (L) Sanırım bu durum onun neden hiçbir deneyimden birşey öğrenmediğini açıklıyor. Bir köpek bile şimdiye kadar durumu çözerdi.
C: Evet.
S: (A) Ne olursa olsun sürekli sızlanıyor. (L) Dolayısıyla onun berbat, düşüncesiz yalanlarını ve saldırılarını durdurmanın bir ümidi yok. Kendi kendini imha edene kadar bir robot gibi sürekli devam edecek. (A) Onu durdurma konusunda bir ümit var. (L) Devreleri yandığı zaman. (A) Hayır, hayır. Ortada bir robot var. Çalışıyor. Bir enerjiyle çalışıyor. Çalışırken enerji alıyor. Eğer program artık çalışmazsa, enerji durur. O zaman başka bir enerji kaynağı aramak zorunda kalır. Eğer kimse onu beslemezse, er ya da geç bir başka program devreye girip “yeni bir enerji kaynağı ara” diyecek. Ama yeni bir enerji kaynağı aramaya başlayınca, o enerji kaynağını bulana kadar aç kalma durumu var. O yüzden programı değiştirmek kolay değil. (L) Robotun niyetini başka birşeye saptırmak için bir numara var mı?
C: Ona biraz zaman verin.

-------------------------------------------------------------

Evet "ona biraz zaman verin" ifadesi çok yerinde ,zira bu tip varlıklar insanlarla psişik bağ kuramayınca yani enerejisel yüklemeler yapamadıkça kendi kendilerini yok eden bir duruma gelirler,

Konu Vincent Bridges üzerine ,baştan Frank gibi çarkların hareketi için faydalı olmuşlar zamanla foyalar ortaya çıkmaya başlayınca ekibe sıkıntılı zamanlar geçirtmiş ve bu celsede bu stresten kurtulmak üzere tavsiyeler alıyorlar,

Bu tavsiyelerden en önemlisi psişik bir bağ kurdurup onlara yani negatif tarzda çalışanlara enerji vermemek için karşılık vermemek gerekli, bu hususu evvelce çok değindim ancak ortamımızın fiziki şartları yani etkiye tepki ile işleyen anlayış bizlerin bu kabil psişik bağlantılarda da etkiyi bertaraf etmeye yönelik direnme yani tepkiyle karşılık verme şeklinde tezahür ediyor, karşılık vermezsem bu çatışmadan mağlup çıkacağım ezikliğe uğradım düşüncesi,

Oysa ezilmişliğin de bir gücü vardır ,

Bu güç muhatabanızın eksikliklerini görüp onu ortaya çıkarmama gibi bilgeliğin ve sevginin maksimum noktalarını işaret eder ,eğer böyle davranılmazsa şiddet ve zulüm meseleyi ele alır, halen dünyada çektiklerimizin sebebi daha çok budur,

Ezilmişliğin gücü nasıl kullanılır
Etkiye tepkiyi kaldırırsınız
Yolunu şaşıran davranış
Sevgiye doğru yol alır

Sitemize de bazen bu gibi davranışı devreye alan çeşitli varlıklar geliyor ve Admin bu tip değişik davrananlarla etki tepki hareketini bıkmadan yürütüyor ,bunda son derece sorumlu olma görevi icabı karşıdakinin hakiki maksadını ortaya çıkarmak üzere incelikli tahlillere girip meseleyi adeta kurcalıyor ve neticede sitenin selametini sağlayacak sonuçlara ulaşılıyor, bu bir istisnadır ve yapılması gerekli bir uygulamadır

Mesela bizlere de farkındalık dersi vermeye çalışan sitemizi arada bir yoklayan dosta da aynen öyle davranıldı ,hakikati arıyor hakikatin kendinde olduğı söylendi hatta işaret ettiği Mooji de söylevlerinin arasında bunu bir kaç defa vurgulamıştı, ama bu dostumuz bu kadar sade basit ve anlaşılır olanı değil de arayışa aşık olmuş gibi hedefin etrafında fasit daireler çizmek yolunu seçmiş ,dolanmakta ,bırakalım dolansın.

Tabiiki her bu şekilde her giriş yapanı Vincent gibi robotik bir varlık olarak ele alamayız, ancak dikkati de elden bırakmamak gerek,benim noktaladığım diğer yaşam yolumuzdaki negatif davranışlara karşı baştan verilen tepkiye rağmen netice alınamıyor ise meseleyi sükut ile geçiştirmek ,enerji vermeyin ki karşıdaki beslenmesin, ama mevcudiyetinizi ortadan kaldırmaya yönelik fiziki davranışlar meşru müdafaa tarzında karşılık bulmalı def edilmelidir,

----------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Nuh’ta yazdığım gibi makrokozmik bir kuantum sıçramasına doğru mu gidiyoruz? Bir dalga kırılması ve geçici olarak da olsa maddenin çözülmesi durumuna doğru?
C: Yakın.
S: (L) Beni kesin fikre biraz daha yaklaştırabilir misiniz?
C: Makrokozmik bakımdan madde sizin varsaydığınızdan biraz farklı.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Yıldızlar ve güneş sistemleri anlamında madde mi?
C: “Daha büyüğe” ne dersin?
S: (L) Maddeyi atomlardan ve moleküllerden oluşuyor olarak düşünüyoruz. Güneş sistemi ve kozmik madde daha büyük birimlerden mi oluşuyor?
C: Evet.
S: (L) Bu daha büyük birimlerin en küçüğü nedir?
C: Canlı şeyler.
S: (A) Çeşitli yoğunluklardaki canlı varlıklar...
C: Evet.
S: (A) Peki tıpkı bizim atomlardan oluşmamız gibi bu varlıklar da yıldızlardan mı oluşuyor?
C: Belirli bir anlamda, evet.
S: (A) Yani daha geniş anlamda, canlı şeyleri yalnızca maddeden oluşuyor olarak değil, aynı zamanda maddenin birimleri olarak ekledik. (ç.n.: ?)
C: Evet.
S: (L) Diğer bir deyişle, makrokozmik kuantum değişiklikleri anlamında bir olay olduğunda, bu belirli bir madde miktarının canlı varlıklar olarak bir evre geçişini mi temsil ediyor? ... Hayattaki bir karar gibi. Bir karar verdiğinde bu karar bilincinde bir değişimi temsil eder. Ve makrokozmik kuantum geçişine baktığında, bu da bir anlamda bir karar. O anın bir yanında kararını veriyorsun ve o anın diğer tarafında herşey çok farklı Bir olay olduğunda birşey kazanılıyor veya kaybediliyor. Bu olaydan sonra atomik durumda önemli bir fark oluşuyor. (A) Sanırım 4. yoğunluğa geçişte meydana gelen şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyorsun. (L) Evet.
C: “Meydana gelmek” tam olarak doğru terim değil, daha çok “olmak.”
S: (A) “Olmak” tamamen yeni birşey yaratmak. “Meydana gelmek” birşeylerin değişmesi, hareket etmesi, yeni bir düzen alması.
C: Evet.
-----------------------------------------------------------

Geçişte yönsüzlük ve zamansızlık gibi şu anda tahayyül edemediğimiz durumların makrokozmik anlamda izahı,bir karar verdiğinde her şeyi daha farklı bir şekilde oluşturuyorsun,

Esasta bunu rüyalarımızda bol bol yapıyoruz ve evvelki bilinçle şuur altının dengelenmesi diye bir yoruma bağlıyorduk,kısmen doğru olabilir ama izah edemediğimiz bir çok saçma diye tanımladığımız rüyadaki oluşumlara başka bir gözle bakmalıyız,

Mesela geçenlerde Sezen Aksuyu bir cüce gibi gördüm ve minik serçe minik serçe diye seslenişler duydum ,tahminen benim şuurumdaki o harika kişimizin küçüklüğünü böyle bir mizansen yaratarak özümseme durumundaydım ,bilemiyorum,

Yalnız benim bu rüya yaklaşımım olma değil de yukarıda tarif edildiği gibi olanı değişik duruma sokan meydana gelme hali zannımca, olma durumu için bizim DNA mızda da kayıtlı bölümlerin açılımı ile yüksek kozmik bir ortam yani 4Y gibi bir ortam gerekli, göremediğimiz bilemediğimiz başka oluşumları materyal olarak kullanarak ve bunlar da genellikle canlı şeyler olmalı

Alice Harikalar diyarında olduğu gibi konuşan ağaçlar insan gibi davranan kayalar meyveler otlar v.s.

Çocukların seyrettiği şeylerin yeni bir gerçeklik olabileceğini düşünebilmek kabul edebilmek ne kadar zor ve şu bilincimizle uçuk gelse de Sünger Bop ve diğer benzerleri gibi tipleri bu anlayışla karşılayabilmek,

Veya küçüklük büyüklük gibi bizim algı sermayemizde olan cetvel ile ölçülenler dışında çok başka şeyler,
"S: (A) Peki tıpkı bizim atomlardan oluşmamız gibi bu varlıklar da yıldızlardan mı oluşuyor?
C: Belirli bir anlamda, evet."
Ruhların Kaderi kitabından hatırlıyorum hipnoz seansında bir denek ben başka gezegende yosun tarzı bir canlıydım ve başka tip yosun gibi varlıkların ortamı kaplamasını önlemeye çalışıyordum mücadele ediyordum demekteydi.

--------------------------------------------------------

S: [kaset bitiyor, yeniden başlatılıyor] (L) E-grup’tan B , oğlunun ölümle burun buruna geldiği bir kaza geçirdiğini ve kendisinin de o sırada bazı varlıklarla etkileşime girdiğini yazdı. Bunun ne olduğunu öğrenmek istiyor. Kazadan hemen önce olmuş.
C: Kendi diğer benlikleriyle ve oğlununki dahil başkalarının diğer benlikleriyle görüşüyordu. (ç.n.: “alternate self” ifadesini daha önce “alternatif benlik” olarak çevirmiştim diye hatırlıyorum. “diğer benlik” ifadesinin daha uygun bir karşılık olacağını düşünüyorum.)
S: (L) Bu görüşme o ölümcül kaza olayının meydana gelmek üzere olmasıyla mı ilgiliydi? Bir tartışma ve karar görüşmesi miydi?
C: Evet, oğlu için olası bir ayrılma noktasıydı ama oğlu karmik alışveriş listesine başka unsurlar eklemeye karar verdi bir anlamda.

------------------------------------------------------------------

Evvelden K.ı tekrar tekrar okur incelerken bazı kısımları boş geçtiğimi ama şu anlarda her paragrafın üzerinde durulacak şeyler ihtiva ettiğini görüyorum,

Bu demekki okuduğunu anlayıp yorumlayacak bir safhaya gelindiğini göstermekte, aynen bilgi ortamda duruyor ama onu algılayacak bilinç derecesi tutturmak gibi ,

Yaşamda yukarıdaki gibi kaza geçirecekken kıl payı kurtulan kişi ve oğlu hakkında,

Karmik alışveriş listesine bir şeyler daha ilave edebilmek için yoğunluk değişimini erteleme,

Bütün gücün kendimizde olduğunu bariz bir şekilde gösteren ve isteğimizin arzularımızın beklenti arzulu düşünce dışında nasıl gerçekleştiğini gösteren harikulade bir durum,

Bir oyun sahası olan bu dünya yaşamında kaderi planı oluşturup geldikten sonra tasarlanan karmik dengeleme safhalarında özgür irademizle seçimler ve değişimler yapabilmek,belki bunu bizler de farkında olmadan defalarca yaptık ,

Şahsen yoğun bakımdayken böyle ayarlamalar yaptığımı yani gideyim mi gitmeyeyim mi gibi tercihler yaptığımı hayal meyal hatırlıyorum,

Lütfen kendinizi bu anlatılanlardan soyutlamayın, her biriniz bütünlüğün nadide bir parçasısınız, parçalı bir ruhsunuz, aşağı aciz güçsüz başka şeylerden medet uman olanları başka noktalardan ayarlanıp bir kukla gibi oynatılan bir varlık bilincine ve fizyolojisinde oynamalar yaparak sokan KH dayatma ve aldatmalarından kurtulalım artık,

Parçalı ruh hakkında,

"S: (L) İnsanlarınki de birleşik ruh mu veya oraya mı yöneliyor?
C: Parçalı.
S: (L) İnsanlar parçalı ruh. Bir zamanlar birleşik bir ruh muyduk?
C: Bir zamanlar ve gelecekte.
S: (L) Bir varlık birleşik bir ruhsa, her birinin deneyimi diğer hepsinin deneyimi oluyor bir anlamda, doğru mu?
C: Yakın. "

Bu mantıkla olaylara baktığımızda negatif tarafların da yaptıklarını değerlendiren,oluş hadisesinin gerçekleşmesi için gerekli ivmeyi veren kısaca titreşim hadisesinde titreme fonksiyonu veren unsurlar olduğunu idrak ediyoruz, ve oyunun genel yapısında vaz geçilmeyecek deneyleri sunanlar olarak kabul ediyoruz ,

Bu kabul ve anlayış New Age vari bir anlayışa benziyorsa da yapılan seçim sonucu bulunulan titreşim kutup tarafı önemli olmakta yani BH ı seçmek ve onun gereklerini yerine getirerek oyunu sürdürmek ,o zaman titreşim modunun diğer kutbundan sakınmak yaşamın genel kuralı oluyor,

Ancak hepimizin yaptığı gibi karşı kutuba kaymamak gibi endişeler ve sakınmak için bazen acımasızca yargı yolları da seçip uyguluyoruz,

Bundan da sakınmak ve etki tepkiyi sadece oyundan düşürecek tehlikelere karşı kullanmak gibi hassas bir davranış tarzını sürüklemek oldukça zor olmakta, olayın hudutları bazen belirsiz oluyor, karıştırıyoruz,

----------------------------------------------------------------
S: (L) Bildiğiniz gibi bu akşam Frank’in karanlık tarafa geçtiğini büyük bir şaşkınlıkla öğrendik. Bu doğru bir algılama mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Uzun yıllar önce, iki üç kez Frank’in karanlık güçlerle mücadelesi ve onların baskısına direnip direnemeyeceğiyle ilgili şeyler söylemiştiniz. Başarısız olacağı her zaman biliniyor muydu?
C: Frank bir başarısızlık değil.
S: (L) Ne demek istiyorsunuz?
C: KH’nin bakış açısıyla, o bir başarı.
S: (L) Madem Frank KH ile BH arasındaki sınırdaydı, nasıl BH kanallaması yapabildik?
C: Frank, doğumundan önce senin şu anki bedenine kodlanmış olan sırları “download” etme amacıyla programlandı. Başarısız oldu, çünkü bozulmaz durumdaydın. Şimdi Vincent Bridges ile birlikte, misyonunu gerçekleştirme yeteneğini yok etmek üzere görevlendirilmiş durumda.
S: (L) O halde Frank’in katıldığı celselerde bozulmalar olmuş olması güçlü bir ihtimal. Celselerin saflık derecesi ile ilgili verdiğiniz %72’lik oranın nedeni bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Yani Frank’in varlığının o %30’luk bozulmaya neden olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu bozulma en çok ne şekilde meydana geldi? Tespit edebilir miyiz?
C: Kehanetler ve korkutma taktikleri.

-------------------------------------------------------------

"Kehanetler ve korkutma taktikleri " bu size neyi anımsatıyor kutsal kitap diye önümüze konanların genel yapısını,

Bir zamanlar şu anda hapiste olan dini guruba ait akıma bir yakınımın oğlu da karışmıştı ,şu yakışıklı delikanlıların ve zengin olanların kapıldığı ,bir gün ne okuyorsunuz bana örnek getir dedim, bir kitap getirdi, inceledim ,baştan sona Kuranda ne kadar korkutucu ve kehanetimsi ayet varsa sıralanmış,oğlum bunda hiç sevgi uyandıracak ayet yok dedim ,öylece baktı, cevap yok..
Kutsal kitapları kötümsemiyorum yıllarca inceledik vecibelerini yerine getirmeye çalıştık anlamaya çalışmadan korkarak,zamanla bazı ritüelleri yapamayacağımı sorgulamalarıma başka kaynaklardan cevap bulup düşünmeye başladıkça anladım ve bıraktım ,hatta bırakınca bana nasıl kötü şeyler olacak veya düşünce yapım pişmanlığa gidecek mi diye kendimce testler uyguladım ,hiç pişmanlık duymadım ,ve bana bıraktığım için taş olacaksın diyenlere şu dörtlüğü sıraladım ,

Hakikat nedir diye arayınca
Sonda bütünü özünde bulunca
Taş olsan ne yazar
Her zerrede varsın ya

Bu durum daha çok Anadolu çocuklarının seyrettikleri Türk filimlerindeki kötü karakterleri yaşamda sokakta gördükleri vakit dövmeye kalkıştıkları gibi cahillik olanı o basit donelerle kabul etme, sahte algıya kapılmanın ve aldatılmanın başka şekilde izahı ritüeli bırakırsan kötülüklerle mutlaka karşılaşacak korkusu gibi algı mühendisliği,

Bu son derece basit olarak anlatmaya çalıştığım, ülkem ve islam toplumu neden bu kadar geri ve dini istismar edenler kemik kadroları halen nasıl devam ettiriyorlar şu son evrede ortaya dökülenlerden hiç mi kimse uyanmayacak sorgulamalarına bir parça cevap olsun ,siz lambalı radyoyu hayatında görmemiş bilgisayar ve internet çocuklarına bazı şeyleri izah edebilmek adına,

Eski zamanlarda farklı bir ülkede bir fırıncı kendisine muntazaman ekmek imalatında kullandığı tereyağını temin eden kadını hakime şikayet etmiş "bu kadın bana eksik gramda tereyağı veriyor" hakim kadını çağırmış ve sorgulamada kadının verdiği cevap,

"efendim ben her seferinde verdiğim tereyağını tartarken terazi kefesinin gramaj bölümüne gram yerine bu fırıncının aynı ağırlıkta imal ediyorum dediği ekmeği kullanıyordum"

Bahsettiğim algı mühendisliğinde böyle sahte ,yanıltıcı korkutucu unsurları bol bol malzeme diye kullanırsak sonuçta akıl almaz kaotik durumun ortaya çıktığını ve kişilerin bunlar normal şeyler şeklinde algı esiri olduğunu görürüz,

Frank ve Vincent Bridges in bilgilerin bozulması için uyguladıkları mekanizma yukarıdaki alıntıda açıkça anlatılıyor, kanal işleri ne kadar emniyetsiz ve karışık,

Bu nedendir diye sorguladığımızda BH nın 6Y deki karşıtının KH 6Y olduğunu ve bilinçsel yansıma yoluyla denge işinde etken olduklarını hatırlayalım.

Kutuplarda kümelenme fazlalaştığında denge çalışmaları devreye girer, bilincin yolu bu ayırımları fark edebilecek kabul edebilecek bir konuma gelmek,

--------------------------------------------------------

S: (A) Neden onları tamamen görmezden gelmiyoruz?
C: Çünkü görmezden gelinmekten etkilenmiyorlar. Ve sizin gerçekliğiniz öyle bir gerçeklik ki, yalanlar ve yalancılar binlerce yıldır özgür iradeyi ihlal etmede çok egemen oldular. “Öbür yanağını çevir” ve “Görmezden gelirsen gider” gibi bu olumsuz durumu sürdürmeye yönelik programlarla bunu en etkili şekilde yapıyorlar. Yalana gereken cevabı verin: Gerçeği.
S: (L) Yani iş dönüp dolaşıp dengeye geliyor. Bir yalanla karşı karşıya olduğumuzda, denge ancak Gerçek ile sağlanıyor.Şunu sormak istiyorum: Terry tabla başındayken pozitif enerjiye katkıda bulundu mu?
C: Çoğu zaman.
S: (L) Terry ve Jan’in varlığını teşvik etmenizin nedeni bu muydu? Frank’in negatif enerjisini dengelemek için mi?
C: Evet. Yoksa Frank KH enerji hortumlaması yoluyla kısa süre sonra seni öldürmüş olurdu.
S: (L) Bazı celselerden sonra benim ve diğerlerinin kendini çok yorgun hissetmesine rağmen Frank’in kendini çok enerjik hissetmesinin nedeni bu muydu? C: Evet.
S: (L) Resmen enerjimi mi hortumluyordu?
C: Evet.
S: (L) O dönem boyunca çok sayıda sağlık sorunu yaşamamın nedeni bu mu?
C: Evet.
S: (L) Evet, bunun kanıtları çoktu. Sorun bunu yorumlayamıyor olmamdı. İnsan yalanlara inanabiliyor ve Frank yalan söylemede çok iyiydi. Mükemmel bir yalancıydı. Onun N_ E ’yle ve diğerleriyle olan etkileşimlerini gözlerken, ne kadar yetenekli bir kandırıcı olduğunu görmüştüm. Fonları zimmetine geçirme olayı da dahil buna. Bunu görmezden gelmeyi seçtim, çünkü ona yardımcı olabileceğimi düşünüyordum. Bu projedeki çalışmalarımızın bana olduğu kadar ona da yardımcı olacağını düşünüyordum. Demek herşey baştan ayarlanmıştı. Başlangıçta gerçekleşen tüm o eşzamanlılıklar, beni kanallama işine sokmak ve bu kanallama deneyini %72 pozitif hale getirmek içindi. Böylece buna devam etme cesaretini bulacaktım. Frank de bir başka bilinç boyutunda benden enerji ve bilgi hırsızlığı yapıp beni öldürmeye çalıştı. Olan biten bu muydu?
C: Büyük ölçüde.
S: (L) Çok moral bozucu. Tüm bu insanlar Ark’tan neden bu kadar nefret ediyor?
C: Çünkü Ark onların seni kendi kötü amaçları için kullanabilecekleri bir obje olarak görmelerine izin vermez.
S: (L) Ve öyle görünüyor ki Frank tam da Vincent işin içine girdiği sırada çıktı. Vincent yeni “ajandı.” Zamanını bize yaklaşabilmek için harcadı, böylece Frank’in ele geçirmeyi başaramadığı bilgileri almaya çalıştı. Yeni plan bunu hipnozla almaktı. Planları bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Tüm bu şeyin arkasında ipleri kontrol eden kim?
C: Ayrıntıları bilmemek daha iyi. Ama bir ipucu: KH Konsorsiyumu.

------------------------------------------------------------

Frank ve Vincent KH çalışmasının ve bu güzide bilgilerin akışını sabote etmek için yaptıklarını açıklayan bir bölüm,

En önemli bulduğum husus, yalanlara karşı gerçeğe sarılmanın ve bunu masumane yapmanın kafi gelmediğini de görüyoruz zira ortada farkındalık yolunda bir çalışma varsa kişi bütünlüğü sevmek adına kendine yapılanların bazen farkına varmıyor kurtlar kuzu postuna bürünmüşler çünkü ,atlanıyor, işte bu noktada bazı BH müdahalelerini görüyoruz, Terry gibi Ark gibi varlıklar devreye girmişler ,

Bazen kendi tekrarlarımdan kendimi kınıyorum ,bırak tekrarı anlaşılmıştır artık ,hayır, bu kadar incelikli ve olanları her yönden incelesek dahi bazı aldatma yaldızları oluşmuş sahtelikleri göremiyoruz inatla kazımak lazım bu da o bıktırıcı tekrarlarla ortaya çıkıyor ne yazık ki,

Buradaki evrensel denge üstatlarının yani üst yoğunluk BH unsurlarının insanlığı o ürkütücü KH konsorsiyumunun ellerine bırakmıyorlar, onu görmekteyiz,

Bütün bu olanlar insan aklına şunu getiriyor ,peki bu olumsuzlukları bilip de neden baştan BH tedbirleri almadınız bıraksaydınız bu bilgi için uğraşanları emniyet içinde yapsaydılar,daha iyi olmaz mıydı,

Bu saf çıkışımla kendimle alay ediyorum ,dengenin o harikulade işleyişindeki genel mantığın bir karşısındakine ivme vermek olduğunu fark etmedim mi ,hani etki tepki izahları ve frekansın yani titreşimin faal olması için alternatif iniş çıkışların olma gerekliliği bilgileri, fizikte sinüzoidal eğri formulleri,ve kutuplarda kümelenmelerin ortamı tepetaklak yıkacağı bilgileri, maalesef yaşamımızdaki her acı boşuna değil bir başka faydalı şeye itme gerçeği yaratabilir,

Tabiiki her acıyı aynı kalıba sokmak paranoyadır maksat acının kabulündeki farkındalık geniş ve çeşitli olursa şiddeti azalabilir

Burada da bilgilerin insan tarafından özümsenmesi ve aldatışların fark edilmesi için bu tip yaşam mizansenlerine ihtiyaç vardı ortamdaki kötüler KH davranışının ne kadar aldatıcı ve insafsız olduğunu ancak böyle sergileyebilirlerdi,

-----------------------------------------------------------------
Aşağıda biraz uzunca alıntıda bazılarının pek üzerinde durmak istemedikleri Poltergreist olayının analizi sonunda kuantum vakum olayı ve maddenin fiziksel kod ların bilgi ve inançla çözülmesi işleniyor,

Poltergreist olayının basit ve çok tanımlanan yönünde ergen dişilerin enerji patlamasına dair başlangıçtaki izahların akabinde,

Celse katılımcılarının ter dökerek araştırmaları neticesinde madde dediğimiz ve her şeyi ona bağlı değerlendirme bağımlılığından kurtaramadığımız fenomenin, bilincin bilgi ve inançla kodlarının çözülebileceğini, Piramitlerin inşası ve Paskalya adasındaki büyük taş heykellerin Coral Castle (mercan kalesi)olayındaki ağır kayaların ve buna benzer akıl almaz madde üzerinde oynamaların sadece insan ve alet kinetik gücüyle olmadığını idrak edebiliyoruz,

Fizik yapı , bilincin ileri safhalara gelmesi ile adeta oyun kartları ile yapılan o yapıların yıkılması gibi dağılıveriyor,bu kod çözülmesindeki mani olan olay sonlarda şöyle izah ediliyor,

"(L) Birşey sorayım: Vakumdaki KH-BH bağlantıları nedir?
C: KH daraltıcıdır ve akışı engeller. "

Yeri gelmişken bu izaha son zamnlarda aşk ve onun az çok nihai durumu olan ve yaşarken çok tercih edilen seksüel birleşmedeki orgazm halinin doğurduğu enerjinin sadece KH a yaramasını ve onu bir türlü anlayamayışımızdaki sırrı da çözebiliyoruz ,
KH genellikle hatta tümüyle ayırım üzerine inşa edilmiş noktalarda hükmünü sürdürür her hangi bir şeyde ayırım yaratacak fenomen varsa o KH tabiatlıdır, maddede yaşam ve çift cinsiyet ve onunla ilgili her türlü macera bu yönden değerlendirilmelidir .

---------------------------------------------------------------

(Ark) Evet. Poltergeist olayını anlamaya çalışıyorum. Artemis 2015'te arazide gördüğü birşey nedeniyle bununla ilgili sorular sordu sanırım.
(Artemis) Bunu hatırlıyorum.
(Ark) Verilen yanıt poltergeist fenomenini araştırmaya yönelikti. Artemis bunu araştırmak istemedi fakat ben şimdi araştırıyorum.
(Artemis) Araştırdım!
(Ark) Tamam, anlamaya çalışıyorum. Bir celsede, 3. yoğunluk B bölümü enerji anormalliği yanıtı verildi. "B bölümünün" ne olduğunu bilmiyorum.
(Joe) A Bölümünün ne olduğunu da bilmiyoruz.
(Ark) Sonuç olarak bir enerji anormalliği olduğu kesin. Ama ben poltergeist olayını sorarken havaya yükselip odanın bir diğer tarafına uçup ters dönüp düşen bir masa gibi birşey geliyor aklıma. Ama sadece uçuyor! Normal bir şekilde uçuyor. Masa uçtuğu için herhangi bir fizik kanununun bozulduğunu görmüyorum. Sonuçta bütün masa uçuyor. Yarısı falan değil. Sanki rüzgar masayı uçurup düşürmüş gibi, fizik kanunlarına aykırı hiçbir şey yok gibi görünüyor. Aniden bir noktadan bir diğer noktaya ışınlanan veya kaybolan UFO'lar gibi garip birşey değil. Masa yalnızca basit bir şekilde uçuyor.
(Pierre) Yani bunun meydana gelmesi için tek ihtiyaç duyulan şey normal bir fizik gücü…
C: 3. yoğunluk.
S: (Ark) Enerji korunumu yasasının da ihlal edilip edilmediğini anlamaya çalışıyorum. Masa uçarken, bunu sağlayan enerji, olayla ilgili bir şahıstan mı geliyor yoksa boşluktan mı veya nereden?
C: İnsan bilgisi kodlarının çözülmesi yoluyla vakumdan yararlanma.
S: (Ark) Bu vakumu nasıl kullanabileceğimizi bilmiyorum, tabi bazı kuantum şeyleri dışında… Bunun kuantum teorisiyle herhangi bir ilgisi var mı?
C: Genellikle evet.
S: (Ark) Hiper boyutlar gerektiriyor mu? Ekstra bir boyut?
C: Evet
S: (Artemis) Enerjisel bir simya gibi birşey mi bu?
C: Simyayı nasıl tanımladığına bağlı.
S: (L) Önceki soruya dönelim… [Ark'ın sorularına verilen yanıtların incelenmesi] Sormak istediğim şey… Bilincin, bilinçli veya bilinçdışı bir şekilde, köprü veya kod çözücü olarak işlev görmesi mi bu? Şöyle sorayım: Kod çözme, boyutlar arası köprülemeyle aynı şey mi?
C: Yakın
S: (L) Bunu yapan insan bilinci mi? Bilinçli veya bilinçdışı bir şekilde?
C: Evet
S: (Ark) Bu poltergeist olaylarındaki nedeni anlamaya çalışıyorum. Şişeler, koltuklar uçuşuyor, avizeler sallanıyor ama uçan dağlar veya uçan evler görmüyoruz.
(Andromeda) Bunu sınırlayan şey nedir?
(Ark) Fenomendeki sınırlayıcı faktör nedir? Neden insanlar değil de masalar uçuyor? (Pierre) Levitasyon vakaları var.
(Ark) Neden köpekler değil de masalar ve sandalyeler uçuyor?
C: Bazı insanların ve köpeklerin uçtuğu oldu. Konsensus, nesne seçeneklerini sınırlıyor.
S: (Pierre) Yani inançlar. Aylardır sormak istediğim bir soruyu hatırlattı bu bana. Artemis ve diğerleri buradayken, mutfakta ellerimizi bir diğerinin başına koyduğumuz bir oyun oynadık. Konsantrasyona dayalıydı ve 10 kere falan tekrarlıyorduk. Sonra parmaklarımızı ilgili şahsın dizlerinin altına ve koltukaltına koyup şahsı havaya kaldırıyorduk. İlk sorum şu olabilir: Yanılıyor muyum yoksa bazı durumlarda yerçekimi veya kişinin ağırlığı gerçekten azalıyor muydu?
C: Evet. Mercan Kalesi.
S: (Pierre) Evet, kesinlikle! Yani niyet yoluyla… İnanç konsensusuyla ilgili durumlar da vardı. Atreides diğerlerimizden daha ağır. Ve o buna inanmıyor gibiydi. Aynı prosedürü yaptık ama işe yaramadı. Aynı ağırlıkta idi ve onu kaldırmayı başaramadık. Bunun sebebi onun bu deneye inanmaması mıydı?
C: Etkin direnç.
S: (Pierre) Tamam, yani pek inanmadı veya korktu veya her neyse. Uygun zihin durumuna geçmediği için onu kaldıramadık. (Andromeda) Bazen bazı insanlar buna inanmasa bile en azından güçlü bir karşı inanç göstermiyor. (Pierre) Bununla savaşmıyor.
(Andromeda) Aynen.
(Pierre) Ama o olayda Atreides karşı geliyordu. Aynı dalgaboyunda değildik.
(Mikey) Bu K'ların birkaç kez belirttiği şu İnanç Merkeziyle mi ilişkili?
C: Evet
S: (Ark) Bu poltergeist olayıyla ilgili olarak fizikte önce hangi yönü araştırmalıyım?
C: Boyutlar arası cebrin bir işlevi olarak bilincin madde olarak tezahürü.
S: (Scottie) Çok kolaymış!
(Pierre) Apaçık. Yaptığımız deneye dönmek istiyorum. Görünüşe göre fiziksel bir sabit olan yerçekimini istediğimiz yönde değiştirdik. İşe yarayacağına inanmıyordum. Buna karşı savaşmıyordum ama inanmıyordum da. Ama sonra sanırım kızlar niyetin inançlardan daha güçlü olduğu bir duruma girdiler. Niyetleri, iradeleri, inançlarından daha güçlüydü.
C: Bilinçaltından kod çözüş.
S: (Pierre) Yine "kod çözme" ifadesini kullandılar. Kod çözme, bir kod olduğu anlamına gelir. Peki hangi koddan bahsediyorlar?
C: Bilgi.
S: (L) Bilgi kodunu çözmek nedir? Bilgi teorisine göre bilgin vardır ve onu gönderirsin. Bunun en basit örneği telefon. Ahizeyi kaldırırsın, birini ararsın, karşıdaki ahizeyi kaldırır ve "Alo?" der, telefonda konuşursun, söylediklerin elektronik sinyallere dönüştürülür, hat boyunca gider ve diğer uçtaki telefon tarafından bu kodlar çözülür. Ama hepsi bu kadar değil. Bu işin sadece mekanik kısmı. Kod çözmenin başka bir parçası da var. Öncelikle, bilgi, sözleri söyleyen kişinin kafasında mevcut. Sonra o sözler makine tarafından alınıp kodlanıyor ve sonra tekrar çözülüp ses haline getiriliyor. Yani bilgi kodlarının çözülmesinin çeşitli adımları var. Eğer bir başka boyutta bilgi varsa, ki o boyut muhtemelen bizim bilinçaltımızdan bağlantılı olduğumuz bir boyut, o zaman o bilgilere erişebiliyorsun, sonra bilinçaltından da olsa onun kodunu çözüyorsun.
(Pierre) Evet. Yerçekimi bir konsensus ve bu konsensus çoğu zaman geçerli. Açık birşey. Hızlanma, yerçekimi, 9.81 falan.Fakat bu yerçekimi kavramı, bu fizik yasası veya normu veya sabiti bundan daha fazlasıyla ilgili. Yerçekimiyle ilgili sahip olduğumuz bariz bilgiden fazlası var. Eğer bir birey ona erişebilirse, kodunu çözebilirse, onunla etkileşebilirse, o zaman bu sabit artık bir sabit olmuyor çünkü o zaman bu fiziksel olguyla ilgili daha fazla bilgiye erişiyor.
C: Aynen öyle.
S: (Ark) Burada yerçekimi etkileniyor, öyle değil mi? Söylenen bu. Yani bu poltergeist fenomeninde yerçekimi etkileniyor. Ve poltergeist fenomeninde bu vakum olayı var. Bu vakada yerçekimi de değişip…
C: Evet
S: (Pierre) Söyledikleri şey beni hayrete düşürüyor. Çünkü tüm o fiziksel sabitlerin…
C: Değişken çekim dalgaları. Vakum bilgi.
S: (Ark) Burada vakum derken, bu bazı insanların eter dediği şeyle aynı mı?
C: Yakın
S: (Joe) Sen vakum derken neyi kastediyorsun?
(Ark) Kuantum vakum, sıfır noktası enerjisi, öyle değil mi?
(Pierre) Yerel olmayan bilgi? (Ark) Belli değil ama paranormal ve vakumla ilgili tartışmalar yapan fizikçiler arasında Puthoff adlı CIA görevlisi vardı. Ve CIA hala bu konuyu araştırıyor. Ne kadar ilerleme kaydettiler? Askeri bir kullanımı var mı yoksa fazlasıyla hassas ve bilince falan mı dayalı?
C: Sonuçların tutarsızlığı onları hayal kırıklığına uğrattı. Vakumdaki bilgi konusunda KH-BH bağlantılarının farkında değiller.
S: (Arky) Tamam, ben soracaklarımı sordum.
(L) Birşey sorayım: Vakumdaki KH-BH bağlantıları nedir?
C: KH daraltıcıdır ve akışı engeller.
S: (Pierre) Onların projesi KH motivasyonlarına dayalı olduğu için iyi işlemiyor çünkü bu işin temeli bilgi alanıyla etkileşim halinde kod çözmek ve onlarınki akmıyor.
C: Evet
S: (L) Diğer bir deyişle, KH ve BH bağlamında, neyin tezahür ettirilip neyin ettirilemeyeceği bağlamında, iyi ve kötü meselesinin bir gerçekliği var sanırım?
C: Evet
S: (Joe) Doğru eğilime sahip çok fazla insan yok…
(L) K'lar bir keresinde bununla ilgili birşey söylemişlerdi, neydi o? Ahit Sandığı yalnızca saf BH profiline sahip biri tarafından ellenip kullanılabiliyordu, aksi takdirde öldürücüydü. Burada bahsettiğimiz şey de bununla mı ilgili?
C: Evet. Yakın.

Yine bir ara.


Edited by - Tgur on 13/04/2021 18:36:36
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1001 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/04/2021 :  11:48:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler eline sağlık abi.
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/04/2021 :  16:07:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

İlgi ve alicenap tavrın için ben de sana teşekkür ederim dostum..
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/04/2021 :  08:46:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
AÇILIMLAR III

Bu bölümü sitede Ufoloji bahsinde koymuştum gözden kaçıranlara yardım için buraya tekrar koymaktayım konuyu anlamak ve iyice sindirmek isteyenlere aşağıda işaret ettiğim topiktekileri de incelemek son derece yararlı olacak kanaatindeyim ,
Lütfen evvelce okuyan dostlar mazur görsün taze bilinçlere şimdiye kadar ter döktüklerimizi sunmak var sayım da olsa düşünce ve yorumlarımızı aktarmak istiyorum,
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3.yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
----------------------------------------------------

İnsanın kökeni araştırılıyor,bu insan formu nasıl ortaya çıktı,
Gezegenlerin oluşumu Bigbang olayı sonunda gerçekleşti,gezegenlerin merkezindeki kristalin amonyak zamanla canlının yaratımının başlangıcı olan ilk kimyasal amino asit sonra proteinler ve tek hücreli bitki hayvan formlarına metamorfozik özelliklerle en sonunda maymun bedeninden neandertal insana kadar uzandı,

Bu yaratım hadisesinde tek var olan ruh devrededir ve parçalı ruh dediğimiz onun ruh kısımları bu bahsi geçen canlı yaratımının çeşitlenmesinde rol aldılar ,yoğunluklar arasında fizik gezegenlerin şartlarına uyduran çalışmalar yaptılar ve sonuçta insan prototipi devreye girdi yani oluştu,

Yine oluşmuş olan Orion gezegeninde bu beden üzerinde indirgenmeler oluştu ve bu olay kısa döngünün başlangıcı veya Lucifer düşüşü diye tanımlanıyor,

Hatırlayalım kısa döngü başlangıcı ile zaman ve sair ona uygun uygulamalar devreye girdi ,ırkların gezegenlerden taşınıp karmalanması ve yeni ırklar bulunması bu genel tanım içerisinde değerlendirilmelidir kanaatimce,

Kısaca baş yaratıcı herkesin içindedir ve ilgili yoğunluğa terfi edebilmeyi becerenler diğer tohumlama ve yaratma işinin içinde yer alacaklardır .

Hatırlamak ve incelemek isteyenler için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27014

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27189
----------------------------------------------

S: (L) ...Tamam. şimdi bir başka okuyucumuzun astroloji araştırmasıyla ilgili sorusu: Astrolojik faktörlerin bir bireyin karakteri, yapısı ve kaderi üzerindeki etki derecesine dair bir sayı veya yüzde verebilir misiniz?
C: Algılayıcının önceden edinilmiş kavramlarına göre değişir.
S: (L) Yani buna inanan birine çok etki edebilir veya buna inanmayan birine hiç etki etmeyebilir. Eğer buna hiç inanmazsan, gerçekten hiçbir etkisi olmaması mümkün mü?
C: Hayır.
S: (L) Yani astrolojik faktörlerin etkisi olduğuna inansan da, inanmasan da bir etkisi var, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Tamamen şüpheci olan biri için, bu etkinin yüzdesi ne olur?
C: Bu şekilde ölçülemez.
S: (L) Yaklaşık olarak da olsa bir rakam veremez misiniz?
C: Yanlış kavramsallaştırıyorsun.
S: (B) Bir yüzde verememenizin nedeni, bu koşullar altında bile yüzdelerin değişken olması mı?
C: Evet.
S: (L) Değişken bile olsa, genel anlamda geçerli bir yüzde var mı?
C: Daha önce ilüzyondan bahsetmiştik.
S: (L) Astroloji genel olarak yanlış bir varsayım mı?
C: Astroloji yüksek bilgilere bir basamak.
S: (L) Bugün bilindiği şekliyle astrolojik kavramların en faydalı uygulaması nedir?
C: Diğer 3. yoğunluk tiplerin neşeyle satın alacakları ürünler yayınlamak!
S: (L) Bu çok alaycı bir yanıttı! Bu şahıs “Doğal Ev Sistemi” dediği birşey geliştirmiş. Şöyle soruyor: “Bilinen diğer sistemlerle karşılaştırıldığında, Doğal Ev Sistemi astrolojideki “evler” sorununa daha iyi bir yaklaşım sağlıyor mu?” Bu şahsın fikri, var olan diğer fikirlerden daha iyi mi?
C: Eğer yeteri sayıda başka insanı ikna edebilirse.
S: (L) 4. yoğunlukta 3. yoğunluk astrolojisine denk birşey var mı?
C: Orada ihtiyaç duyulmuyor.

------------------------------------------------------------------

Astrolojiye bir türlü yaklaşamadım ,yüksek bilgilere ulaşmak için bir basamakmış ,bunun nasıl olacağına kafa yorarsak bazı sonuçlara varabiliriz,

Yüksek bilgi kavramı mevcut takıntı sağlayan bilgi dışında başka şeylerin olabileceği yaklaşımını insanlara veriyor,

Her şeyden evvel bu işlerin veya astrolojik olayların bir yerlerden idare edilen tarzda bir bilgi kümesi olmadığını gezegenlerin zodiak görünümlerinin güneş sisteminin döngüsel karakterdeki hareketlerine bağlı bir çok olayın karşılaşılacak etkilerle değişken özellikte olduğunun ispatını veriyor,

Olayda standart yürüyen her ne kadar zamansal belli döngüler varsa da her an değişen oluş şekillerinin ortaya çıkacağı izlenimi de mevcut,
"C: Diğer 3. yoğunluk tiplerin neşeyle satın alacakları ürünler yayınlamak!"
mizahi cevabın dışında kanımca üzerinde durmamız gereken yüksek bilgilere ulaşmak ifadesi bunu anlatmakta.

---------------------------------------------------------------

(L) WTC binaları iç sabotajla mı çöktü, yoksa sadece uçakların çarpması sonucu mu?
C: Uçaklar.
S: (L) Yani içeriden sabotaj olmadı?
C: Evet.
S: (L) Binaların çökmesine neden olan şey neydi?
C: Yapısal zayıflıklar.
S: (L) Yere doğru giden tuhaf, koyu bir nesne gösteren bir video izledik. O neydi?
C: 4. Yoğunluk enerji patlaması.
S: (L) Nereden çıkan ve nereye giden bir enerjiydi?
C: Yıkım enerjisi zaman kilidinin tepesinden yere. S: (L) O bölge üzerinde bir zaman kilidi tepesi mi vardı? Bedenleri veya enerjileri “hasat edebilmek” için o bölgeye “zaman kilidi” mi koydular?
C: Yakın.
S: (BT) Bu hasadın ardında başka herhangi bir amaç var mıydı?
C: Kayıtların, altınların alınması, ruhların çekilmesi, dedi.
S: (L) Kim dedi?
C: Gazeteci.
S: (L) Bu “gazeteci” kim veya ne?
C: Haber kaynağı.
S: (L) Bu soruyla ilgili bilgiyi aldığınız bir haber kaynağı olan bir “gazeteci” mi var?
C: 4. Yoğunluk BH gözlemci.
S: (L) Altını ne için istiyorlardı?
C: 4. Yoğunluk altını teknoloji için kullanıyor.
S: (BT) Antik zamanlarda altın madenciliği yapan “tanrılarla” ilgili pek çok efsane var. (L) Kayıt derken, somut nesneler mi?
C: Kısmen.
S: (L) Bu kayıtlar ayrıca ölmekte olan insanlardan bazı “kayıtların” alınmasını da kapsıyor olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Çektikleri ruhları ne için kullanmak istiyorlardı?
C: Remolekülerizasyon.
S: (L) Bu remolekülerize varlıkları ne için kullandılar?
C: Kaçıp kurtarılmaları için tekrar binaya koydular.
S: (L) Yani bu olayın kitlesel bir kaçırma olayının perdelemesi olarak kullanılma fırsatı doğurduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Kaçırdıkları insanlara ne yaptılar? Kitlesel bir kaçırma için spesifik bir neden var mıydı?
C: Programları açmak.
S: (BT) Yani “kaçmayı başaranların” ortaklıkta serbestçe dolaşan programlanmış bireyler olması çok muhtemel öyle mi? Bir noktada cinnet geçirmek üzere programlanmış insanlar?
C: Yakın.
--------------------------------------------------------------

9/11 hadisesini evvelce USA konusunda daha çok sadece aktarımlar olarak üzerinde durduk ,zaman zaman başka açılımlar oldu ,bu bölümde ise bazı insanların bu olayda "programlarını açmak" genel maksadı için olduğunu anlıyoruz ,bu kişiler daha sonra USA da serbestçe dolaşıp derin devlet olaylarının elemanı oluyorlar veya kapalı hücre elemanı halinde bekliyorlar yahut bihaber yaşıyorum zannedip tetiklenecek zamanda kullanılacaklar,

Laura ve celse ekibinin Fransaya göçmeleri üzerindeki anlamı bir de bu yönden ele alınmalı, zira şu yakın zamanlarda bile USA içinde eline silah alıp süpermarket ,okul basıp insan öldürmeler olduğunu görmekteyiz,

Şu an pandemi yoluyla karışıklıklar ve acılar sergileyip bol negatif enerji/besin almak yetmiyor arada çerez durumunda bu kişileri ortama salmak ta var,

Bu ne acımasız KH tavrı demeyin bizim 2Y deki dostlara lezzetli besin versin diye yaptıklarımızı hatırlayın bunu çok vurgulayorum ama şu fizik alemdeki vurdum duymaz davranışlardaki genel mantığı sergilemek istiyorum,

O halde ne yapalım aç mı kalalım diyecek bilinçler olacaktır, hayır, mutlaka homini gırtlak olma mecburiyetinde değiliz doğayı serbest ve varlıkların yaşadığı bir halde tecavüz etmeden bırakalım, meyvelerini veya bedenlerini sütlerini ballarını isteklice sunacak varlıklar olacaktır alınız ,yiyiniz

------------------------------------------------------------------
S: (L) F 'ye ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Gerçeklik şoku onu uyuşturuculara yönlendiriyor ve bu da daha fazla gerçeklik şokuna maruz kalmasına neden oluyor.
S: (L) Giderek çöküyor ha?
C: Evet.
S: (PoB) M için şu anda ve daha sonrasında ne yapabilirim?
C: En iyi ve en hızlı şey, öğrenmeye geldiği şeyi öğrenene kadar onu yalnız bırakmak.
------------------------------------------------------------------

Hayatım boyunca alkolün verdiği sarhoşluk dışında uyuşturucu kullanmadım ,ancak askerlik yaparken görevle geçici bulunduğum hudut taburunda bir ast rütbelinin maalesef içtiği esrarlı sıgaranın dumanı altında kaldım ,içtiği vakit fark ettim ama fark etmemiş gibi davranıp o ortamdan kendimi zor attım geceydi ve uzun bir yoldan sonra konvoyu idare eden komutan olduğum halde birliğin genel durumundan ilgisizce jeepin içinde uyumuş kalmışım ve evde sabah kalktığımda yataktan yere düşmüştüm,

Duman altı bile kalmak benim gibi uyuşturucu saflarına nasıl etki ediyor,

Uyuşturucuların etki mekanizması ve insan fizyolojisindeki durum hakkında internette sörf yaparak bir çok bilgi elde edebiliriz arada bir doktorun ağzından son derece kaliteli ifadelerle bilgi buldum ama buraya aktarmak uzun olacağından hepsini aktarmadım, ama bir kısımı aldım bilgilenme ve tehlikeleri yolunda hepimizi aydınlatır,

*********************************************
gelelim extasy'e.

etken maddesi metilendioksimetamfetamin dir. heissenberg amcamiz sağolsun br.ba. derken işlemiştir ismini nur içinde yat heissenberg amca.
bunu anlatmadan önce şöyle bir benzetme yapayım. hepimiz biliriz gerek kendimiz gerek etrafımızdan antidepresan kullanan ssri kullanan insanlar etrafımızda vardır. bu ilaçlar beyinde "ne" ve seratonin düzeyini arttırarak etkisini gösterir bunu da bu maddelerin sentezlenip saliverildigi yerden geri alımını engelleyerek olustururlar. işte bazıları sadece seratonini arttırır bazıları "ne" de dahil olmak üzere her ikisini de arttırır. bazıları olayı abartır dopaminin bile işin içine sokabilir zaten bağımlılık yapıcı etkiler burdan gelir. her neyse arttırırlar da arttirilar adamı moda sokar mutlu yapar yerine göre enerjik ve canlı yaparlar. hatta biz şu güçlü bu güçlü buna cevap almazsak daha etkili olan venlefaksine veya xanax a falan gecelim deriz hani bunlardan bile daha güçlüsü var o derece derken;
ortama extasy gelir "ne" ve seratoninin beyindeki düzeyini hani biz saliverildigi yerden geri alimini engelleyerek arttirir demiştik ya ilaçlar için, işte extasy bırak geri alımı engellemeyi bunlari varya sinaptik aralık dedigimiz o yerde adeta coşturur coşturur. tıpta kullanılan çok çok çok az ilaç bu güce sahiptir. captagon belki biraz bu güce erişebilir denebilir diğerleri isimsiz kahramanlar olarak bizde kalsindir. bu madde o kadar güçlüdür ki dünyada hiç bir zaman olamayacağınız kadar mutlu, sehvetli, güvenli, dikkatli ve hızlı reflekslere sahip biri yapar sizi. algilariniz inanılmaz açılır hiç olmadığı kadar insanlar size slow motion hareket ediyormuş gibi gelir. diskoda pistte dans eden 300 kişi varsa hepsinin yüzünü tek bakışta algilayabilirsiniz. hafıza ve mental kapasiteniz inanılmaz boyutlardadır. limitless budur denebilir. öğrenme kapasitesiniz belirgin artmıştır. düşünce süreciniz belirgin hizlanmistir o kadar hızlı düşünüp konuşmak istersiniz ki çeneniz ve diliniz yetişemez bu duruma. özgüveniniz belirgin artmıştır istediğiniz kişiyle istediğiniz tarzda konuşabilirsiniz çok özgüvenli ve etkileyici duruşunuz oluşur. konuşmanız çok üst seviyeye çıkar sehvetli duygusal sairane akıcı etkileyici bir konuşmanız vardır. bir insana yaklaşırken -özellikle karşı cinse yönelim tercih edilir- sehvetli ve duygusal yaklaşım moduna sokar sizi burda şu fark vardır. sehvetli ve duygusal yani sizi tutkulu bir insan yapar bu yüzden libidoyu azaltır cinsel performansı düşürür ereksiyon ve boşalma problemleri yapar. çok enerjik olduğunuz için vücut metabolizmanızı da çok ciddi hızlandırır oturduğunuz yerde nabzınızı 150 yapabilir. yüksek dozlarda bruksizm dediğimiz diş gicirdatma dış sıkma olayını yapar. bu yüksek doz demektir oysaki yukardaki diğer etkiler için bu dozun yarısından bile daha azı yeterlidir. bu yüzden sizi tam olarak hayal ettiginiz anda isteyeceğiniz özelliklere sahip bir insana dönüştürmenin cok etkili yöntemi olan bu ilacı özellikle gece kulüplerinde illegal olarak satarlar. etki suresi 3-6 saattir. torbacı sıfatıyla üzerinde bulunduran insanlar tarafından usulsüz ve son derece riskli olarak satılmaktadır. çünkü maddeyi elde etmek kimya mühendisinin işidir ve cok cok ciddi laboratuvar gerektirir ama turkiyede merdiven alti yapan adeta biyoterorist diye nitelendirebileğim sıfır bilgi maksimum etki sıfatlı insanlar tarafından üretilmektedir. etkeni yüksek saflıkta elde edemedikleri için icerisine depolarizan blokerler ve siyonat türevi zehirleri düşük miktarda ekleyerek sahte extasy kafası yaşamanıza neden olur. yaşı genç sayılabilecek bir çok kişi hatta bazı gece kulübü sahipleri gecenin köründe diskodan kalp krizi ile gelip acil serviste elimizde ex olmaktadır. andidotu panzehiri yoktur ve de olayın hap meselesi olduğunu anlayana kadar iş işten geçmiş olur. burda şunu da söylemek istiyorum sahtesi de gerçeği de benzer etkiyle öldürür sadece sahtesinin ölüm sıklığı cok cok daha fazladır. neden öldürür. çünkü kalp hızınız inanılmaz hızlanir burada size ince bi tıbbi bilgi vereyim. vücut kalp kasilirken kan ile beslenir kalbin kendisi de kalp gevserken beslenir. bu nedenle hızlı atan bir kalpte en belirgin azalan periyod kalbin gevsemesidir cunku vucut ve beyin daha cok kan ister emreder hızlı ol der. kalbe bencildir bu sistem. bu da koroner damarlara kan akımını azaltır ve kalp beslenmesi ciddi anlamda bozulur hatta extasy kalp damarlarını hiç yokmuş gibi bir de daraltır onu da geçtim aterosklerozu olan bir kalp damarı da zaten dardir hasta da farkinda degildir. kalp krizi artık kaçınılmaz hale gelmiştir işte bu yüzdendir. bu yüzden hiç hasta olmasanız bile belli bir yaştan sonra kullanılan kalp yavaşlatan ve kan sulandırıcı ilaçları ömrü 5 yıla kadar uzattığı gösterilen araştırmalar mevcuttur.kalbin kotasını sınırlandırır sizi sınırlandırır yaslanmaya hazırlıkta sizi çok etkilemeden vücudun eskimesini yavaşlatır yani.
extasy nin başka bir etkisi de şaşılacak bi şekilde çekilme sendromu yapar yani etkisi geçince oluşan şeydir. bu nasıl olur, extasy sizi hayatınızda olamayacağınız ve bunu yaşamadığınız için asla bilemeyeceğiniz seviyelerde mutlu yapar. bu mutluluğu bir insanın dünya üzerinde ne yaparsa yapsın elde etmesi kendi başına imkansızdır. bir nevi sana dünyaları bile versek o seviyede mutlu olamayacaksindir. bu cümle bile temsili değildir. bu nedenle o özgüven o sehvetli o mutluluk o dikkat düzeyi o hafıza o kelimeler... hepsi geçince normal halinize geri dönünce yani normal insan seviyesine döndüğünüzde depresyona girmiş gibi hissedersiniz. esasında normal haliniz budur ancak mutsuz donuk tatsız tuzsuz biri yapar sizi bu. bu yüzen bağımlılık yapar işte. şurası önemlidir bağımlılık yapma olayı fiziksel değildir eroin gibi değildir. fiziksel değil psişik bağımlılık yapar yani. psikolojik olarak maddeyi istersiniz o şekilde olunamayacagini bilirsiniz ve ogrenmissinizdir çünkü. zengin kesim bu maddenin çok daha kaliteli olanını hemen hemen aynı etkide olan kokaini kullanmaktadir. bu yüzden sanat, film dünyasında yer alan ünlü kisilerce ve multi milyonerlerce fazlasiyla suistimal edilerek kullanılır. hemen her şeye sahip olabilmiş her şeyi denemiş ve her yeri görmüş insanların hayat kalitesinin artması için ne yazik ki ferrarinin yeni bir model çıkarması gerekir. satın alsin mutlu olsun. her ne kadar satıp bilge olanlar nadir olsa da günümüz dunyasinda bu oldukça nadirdir artik. haliyle dünya üzerinde yeni gezilecek bir bölge icad edilemeyecegine gore de evinde ölü bulunan sanatci, oyuncular, iş adamı multi milyoner kişilerin altta yatan ölüm sebeplerinden otopsisinde öncelikle narkotik analizi çalışılmaktadır yukarıda anlatmıştım kalp krizi nasıl gelir... yani hayat kalitesi insanın kendisine sundugu hayatla mutlu olabilmesine bağlıdır. bu kalite daha, hep daha hep daha fazla sahip olunması degil kendine yeterliliktir. duygu duzeyi madem hayatın kaçınılmaz bir parçası öyleyse önemli olan buna degebilecek bir hayat öyküsü yaratmaktır.

gelelim esrar'a yani cannabis türevleri...

bu madde beyinde cannabinoid denilen reseptorune bağlanır. fiziksel ve zihni hareketlerde oldukça yavaşlama yapar. zihni yavaşlık yapması keyif vericidir. bi nevi dinginlik zihni boşluk dertsizlik huzur denebilir. okyanus kıyısı bir ev balkonunda okyanusa bakma beraberinde hafif rüzgar esmesi gök mavisi bir okyanus dinginligi ornek verilebilir. bu etkiyi çok daha üst seviyesine katlar. yakın hafızayı ciddi ölçüde bozar bu nedenle öğrenme fizyolojisi oldukça zayıflar yapılan şeyler yüksek dozda kullanımda hatırlanmaz bu yüzden. ancak o anda bilinç vardır karar sistemlerini etkilemez çok. bu nedenle alınacak olan ceza indirime gitmez suç işlendiği takdirde. mikrovaskuler dolaşımı yani kılcal damarları daralttığı için göz altı torbalariniz morarir. mesafe algilariniz da gider ne kadar yürüdüğünüzü birim zamana oranla hesap edemezsiniz. libidonuz düşer cinsel performansiniz bozulur. depresyondaki bir kisiyi daha derin depresyona anlik olarak sokabilir ve intihar egilimi dogurur buna cok dikkat edilmelidir. bu yuzden geçmişi iyi bilinmeli ve takip edilmelidir kullanan kişiler. edebi yönünüz genişler konuşmalarınız detaylanır. bir öyküyü veya bir yeri anlatırken detaylari çok çok güzel ve üst düzey bir şekilde anlatmanızı sağlar. sesli kitap yapar insanı. resmen dinleyicinin kafasina resim cizdirirsin denebilir.
eskiden yazılan mükemmel şarkı sözü ve şiirlerinin ilham kaynağı olduğuna etkisinin olmadığını söylemek olmaz şimdi. 70ler 80ler camiası ve turevi dopingsiz gecirmemistir bir dönemi yani. ancak olay yerindeki genelde herkes bu maddeyi kullandığından yakın hafizayi bozdugundan dolayı bu etki pek de fark edilemez. olay yerinden getirilen 4 kişilik bonzai partisi yapmis hasta grubundan kime noldu olm bi anlatın diye sorarsınız cevap "valaa hocam biz de bilmiyoh hani oturuyoduh en son sonra buraya geldik biz di mi lan kanka" o kanka sonra haydar abi olur 1-2 dk sonra hiç olmaz sen ne ara geldin la haydar olur. gerçekten gerizekalı gibi hatirlamazlar. durumu bildiğimiz için pek de üstlerine gitmeyiz 2. plandaki işleri hastane polislerine ve ekiplere devrederiz. kannabis maddesi ciddi oranda kan şekeri düşürdüğü için istah acar ve tıbbi anlamda yemekle arası kötü olan iştahsız sürekli zayıflayan kanser hastalarında ve anoreksia nervoza hastalığında iştah arttırıcı olarak denenmektedir halen ciddi araştırmalar devam etmektedir. ayrıca inhaler yolla yani sigara gibi halk tabiriyle kullanılan ot lakabı mevcuttur ve bu şekilde tüketilmesi beyin hücrelerine toksiktir ve ölümlerine sebep olur. özetle iq yu düşürür ve mental retardasyon yapar. sürekli kullanan -uzun yıllar- insanlar o gün kullanmasa bile iki km öteden taninabilir merhaba deyişinden bakışından duruşundan ve surat ifadesinden göz altlarından iki kelimeyi bile yan yana getirecek aktivite kalmamasından anlaşılabilir.

gelelim lsd'ye,.

LSD'nin mucidi Albert Hoffman.
etken maddesi lizerjik asit'tir. psikedelikler de denmektedir. dünya üzerinde varolmuş en ama en güçlü halusinojenik maddedir. amsterdamda satılan psilobisin içeren ve halusinasyona sebep olan mantardan tam 1000 kat daha güçlüdür. bütün algilariniz, inançlarınız, düşünce biciminiz bütünüyle değişir. eliniz gökkuşağı, bacağınız deniz, gökyüzü balina, arabaniz ejderha gibi algılanabilir. ne isterseniz onu yaşarsınız kendinizi jurrasic parktan tutun jüpitere koyun veya kendi dünyanızı yaratın. ses denilen duyu sizin için bir renk algılayan göz formatına renkler de ses formatına dönüşebilir. mesela kırmızı renk görünce rengi kulaklarımda duyabiliyorum susmuyor asla susmadı susmayacak ama onu seviyorum diyebilirsiniz. buna kuvvetli sinestezik etki denir. birbiri ardina renkleri siralayarak muzik dinleyebilirsiniz cunku o renklerin herbiri notadir. düşünceleriniz kafanızın içinde değil disinda gerçekleşir elinizle düşüncelerinize dokunup beğenmediğiniz fikirlerinizi dokunarak degistirebilirsiniz. kendinizi aynada inanılmaz farklı bir şekilde algilamaniza neden olabilir. gollum yanınızda brad pitt gibi durabilir. saçlarınız gözleriniz dişleriniz size bambaşka şekilde gelir. şekil olarak farklı gormeseniz bile dişlerinizi diş olarak algilamazsiniz onlar artık bizim dünyamızda olmayan baskalasmis yapılar halinde tanimlanmaya baslanmistir beyninizde. çok eskiden çizilen milyon dolarlık tabloların eseri bu maddedir. bir teoriye göre edward munch scream tablosunu lsd etkisindeyken çizmiştir. çok ama çok ama çok kuvvetli bir maddedir eser miktardaki hali bile etki için yeterlidir. bu nedenle alelade açıkta asla satılmaz. genellikle sıvı şeklindedir. üzerine sürülen yeri belirsiz bir cismin nerde olduğu söylenerek satıldığı söylenir veya göz damlası şeklinde formu zengin kesime satılır. lsd aktar dünyasındaki insanlar tarafindan illegal olarak, hayat beklentisi olmayan son evre kanser hastalarının son dönemlerini bir nevi inception şeklinde geçirmelerini sağlamak için kullanılmaktadır. hasta tüm dünyasal acilardan uzaklaşır ve kendi dünyasını kurar şeklinde düşünülebilir. lsd üzerine dünya üzerinde resmi olarak araştırma yapma yetkisine sahip yalnızca 2 kişi ve tek bir lab mevcuttur bu kadar sıkı denetime tabidir yani. bilimsel araştırmalar bile sıkı kontrol edilirler. en büyük yan etkisi yüzde 1 ihtimal ile kalıcı olarak ilaç tedavisine yanıt vermeyen sizofreni yapar çok dramatiktir. tedaviye yanitsizdir zaten dünyanın en güçlüsüne yapılmış olan ilaclarin tedavide umut vermesi pek olası da değildir haliyle. etki süresi 7-10 saattir.

eroin:

etken maddesi diasetil morfindir. bagimlilik nedir sorusuyla adeta dalga gecer bu madde. dünya üzerinde bağımlılık yapma potansiyeli en ama en aşırı fazla maddedir. bir tek bir tek kullanım bile bağımlı olmanız için fazlasiyla yeterlidir. tıp literatüründe narkotik alanında otör olan textbookta aynen şöyle anlatırlar: hayatınız boyunca yaşadığınız en kaliteli orgazmı hayal edin ve şimdi bunu 50 ile çarpın işte eroin etkisi budur. aynen bu cümle geçer. çok ağrı çeken insalarda avrupa da bazı ulkelerde resmi olarak diaphin adlı ilaç ile reçete edilebilir. tabi bu bir türevi olup resmen kendisi değildir bu maddenin. bu madde o kadar yüksek düzey bağımlılık indeksine sahiptir ki yoksunluk sendromu tedavisinde kullandığımız sentetik uyuşturucu maddeleri bıraktırmak için bile ayrı yoksunluk sendromu tedavisi gerekir. bu nedenle büyük uyuşturucu kartellerinin genç insanlari kaçırarak damar yolu ile tek dozda bağımlılıkk yaptığı söylenir. satış sirkülasyonu için.

***********************************************
Uyuşturucuların ilk seferde bile alışkanlık yaptırma gibi tehlikeli sonuçlar doğuracak tarafları var ,dünya yaşam sistemindeki verdiği acıları hepimiz bilmekteyiz,

İncelemem sonunda bu tip maddelerin beyinde mevcut mutluluk hormonlarının anormal şekilde devreye girmesinden başka şuuraltına açılan pencereleri de yokladığını hissettim yukarıda alıntıda izlediniz ,bu herhalde K.ların bahsettiği "daha fazla gerçeklik şokuna maruz kalma" gibi bir durumu ortaya çıkarıyor,

Yukarıda anlatılanların bir kısmı 4Y hakkında karşılaşılacak durumları belirtiyor gibi o yönden bizce önem kazandığını sanıyorum ancak bu konulara hiç yaklaşmamış bilinç için zihni karmakarışık yapan bir husus ve etki geçtiğindeki yoksunluk sendromu kişiyi bu tip maddelerin tamamen esiri yapar ve bildiğimiz gibi toplum yaşam kuralları dışındaki başkalarına ve bedenine zarar veren bir birey haline getirir, örneklerini ve kısa ömür sürenleri biliyoruz, görüyoruz, zaten Dr. gayet güzel işlemiş,

Konuyu başka şekilde çevirir bakarsak dünya illüzyonuna kapılmış ve onun yankı odaları dediğimiz sınırları içine hapis olmuş bir bilincin bizim uğraştığımız bilgilerle karşılaştığındaki şoklar ve anlama konusundaki anormal beyin hareketleri kişiyi oldukça fazla hırpalar, bunun örneklerini çok gördük, gerçeklik şokudur,

Bu durumlarda kişilerin en fazla görüleni kaçıp terk edip o yankı odasındaki sıcak yatağına "fetal duruş" haline geçmek, gerçi o duruş ortamımızda beraber yaşadığımız bireylerin genel hali bunu unutmayalım, alıntıda bahsedilen kişinin kendi haline bırakılarak bilgileri salimen benimseyecek duruma gelmesi isteniyor, arayışta olan için KH nın insan bilinç ortamına yerleştirdiği aldatıcı bilgilerden sıyrılıp gerçek bilgilere ulaşması için oldukça fazla gayret göstermesi gerekli, zira ortada eski bilgiler ve bu yeni şok yapacak bilgilerle uğraşan aklı başında insanlar var ,

Onları deli standına yerleştiremeyince şok etkisini bariz bir şekilde göstermeye başlar,

Bunu şahsen yaşamımda gördüm ,sizler de aşinasınız,

------------------------------------------------------------------
S: (Ark) Duygusal merkezin olmaması bir ölçüde genetik birşey mi?
C: Evet.
S: (Ark) Nasıl oluyor? Her iki nesilde bir mi? Veya babadan oğula? Nasıl?
C: Anneden oğula. Eğer bu oğul baba olursa ve kendisi gibi biriyle evlenirse bir kızda da ortaya çıkabilir.
S: (Perceval) Bu psikopatiye benzer birşey mi? (L) Çok yakın, evet. Eğer duygusal merkezin yoksa geliştirebilir misin?
C: Hayır.
S: (G) İflah olmaz bir narsist gibi mi?
C: Yakın. Bu tür varlıkların taklit etme ve ayrıca bedensel rezonans meydana getirme yeteneklerini göz ardı etmeyin. Duygusal merkezi olmayan bir yaratık oldukça önemli etkiler meydana getirebilir.
S: (Mr. Scott) “Yaratık” deyip duruyorlar. Bu gerçekten garip. (Perceval) Duygusal merkezi olmayan biri başka bir varlığın kontrolüne girmeye veya bedenini tamamen başka bir varlığa devretmeye çok mu eğilimlidir?
C: Hayır. Kendine saygı duyan hangi bir “hortlak” neden havadan yapılmış yemekler sunan bir lokantada yemek yemek istesin?
S: (L) Yani başka bir varlık tarafından ele geçirilme olayı, duygularla beslenmeye dayalı birşey. Duyguların olması gerekir. (Andromeda) Peki onları güdüleyen şey nedir?
C: Saf “doğa.” Bu kadar güçlü bir bedensel rezonansları olmasının nedeni bu. Garip bir şekilde yaratımın “ilahi maddesine” sizden daha yakın bir şekilde bağlantılılar. Cinsel merkezleri, “sevilmeyi seven” ve yaratıcı nitelikteki uyuyan ağır maddeyle doğrudan bağlantılı.
S: (Andromeda) Bedensel rezonans nedir tam olarak? (L) Limbik rezonans gibi birşey mi? (ç.n.: limbic resonance)
C: Yakın ama tam olarak değil. Zorlanan bir titreşim gibi. O özelliklere sahip bir yaratık yaralı veya zayıflamış bir ava yakın olduğunda, zayıflamış bedeni kendi frekanslarına zorlayabilirler. Ses çıkarmayan bir keman düşünün. Sonra ilkel tellerden birinin titreştirildiğini düşünün. Çok güçlü çekildiğinde, kemanın nasıl akort edildiğinin bir önemi yok. Tel tepki verecek, gerçek sesinin distorsiyonlarını üretecektir. Önceden planlanmayan, doğaçlama bir suç gibi. Tek notalı bir samba olduğuna şüphe yok.
---------------------------------------------------------------

Oldukça güç yorumlama isteyen bir aktarım, bahsi geçenler organik portal değil, başka yaratık tipi, duygusal merkezleri olmayan kişiler ,organik portallarda ruh bağlantısı tamamen yok hayvanla insan arasında geçit varlıklar ,bunların ise şu tanımla ortaya konan özel bir durumları var,

"Garip bir şekilde yaratımın “ilahi maddesine” sizden daha yakın bir şekilde bağlantılılar. Cinsel merkezleri, “sevilmeyi seven” ve yaratıcı nitelikteki uyuyan ağır maddeyle doğrudan bağlantılı."

Böyle bir tipi nasıl tanımlayabiliriz utanma, çekinme, toplumun düzgün yaşaması için konulan kurallara uyma, üzülme,empati yapma hatta korkma, sevme gibi aklıma gelen duygu durumlarını sıraladım bunların olmadığı insanlar,

Hayatta bir ara bu tip insanla beraber olduğumu veya yaşamımı bir müddet beraber sürdürdüğümü hatırlıyorum, bunlarda duygunun yokluğu insanı alabildiğine yaşama gibi çılgın taraflara çekebiliyor, zira yaşam şekillerinde duygusal etkilerle frenleme yok, gençliğin enerjisel etkinliği bu tip yaşamayı normal gibi gösteren bir aldatışa sürüklüyor,bu kişiyle ufak bir arkadaşlar arası kooperatif ile 41 daireli inşaat yaptık ve benim inşaatımdan adamları malzeme çalıyordu, sonuçta mafia kurşunu ile öldürülüp genç yaşta yaşamımdan sıyrıldı,mimar ve müteahhit idi ve çok kişiyi aldattğını sonradan öğrendik,

Bu sınır tanımazla bir müddet birlik olmak bana oldukça fazla ders verdi,

Bu kabil insanları narsist bir azgınlıkla yürüttükleri bu halde iken bazen idareci kademelerde de görüyoruz, hatta çok yakınımızdalar, hiç bir olumsuz durum bu kişileri etkilemiyor ve normal yaşam şekillerini bozmadan yürütüyorlar, mahcubiyet pişmanlık yok ve bu davranış şeklini (poli=çok,tika=yüz,mimik) denilen çok yüzlülüğün bir icabı olarak topluma yutturuyorlar,

Bahsi geçen rezonansa girme bu her halde ,her türlü olumsuzluk görüldüğü halde bir kısım insan büyülenmiş gibi sürükleniyor ve bu kişileri el üstünde tutuyor,

Bir yılanın karşısnda tutulmuş öylece kalmış ve kımıldayamayan bir kurbağa veya başka bir av gibi.
"bedensel rezonansa sokma"

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Sormak istediğim birşey var. Bir çok insan, ezoterizm ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini, ezoterik veya spiritüel arayışların “dünyevi” şeylerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Bu konuda sizin görüşünüzü öğrenmek istiyorum. Siyasete girmekle tamamen yolumuzu şaşırdık mı?
C: Kesinlikle ve hararetle hayır!!! Etrafınızı çevreleyen dünyanın tam bir farkındalığı olmadan gerçek bir ruhsal çalışmanın ilerlemesi mümkün değildir. “Gerçek din” hakkında ne dedik? Merakınız size rehberlik etsin. Saf haliyle merak ruhsal bir işlevdir.
------------------------------------------------------------------

Son derece doyurucu ve yanlışları düzeltici bir bölüm, yanlışımız daha doğrusu benim yanlışım siyaseti yapanların ince daha doğrusu ruhsal yönden oldukça kalın kaba tavırların uzağında olmayı, ilgilenmemeyi öngören bir hayat sürmek,

Bulunduğumuz ortamın genel düşüncesini idrak etmeden kendini soyutlamak bir nevi burun büyüklüğü ve yalnızlığı seçmek ,yalnız şahsen kendimi iredelerken bu ruhsalı ardına bırakıp egosuna teslim olmuş toplumu izlerken her zaman bir şeyler öğretmekte rol alabilir miyim isteğinde oldum ,çoğu zaman faydalı olduğumu bazen de bilinçsel olarak dışlandığımı da hissettim,

Yalnız bu ortamın ve bilinç kaosunun nasıl teşekkül ettiğini de görelim çok bahsettim tekrar bakalım,

*Yarısı ruhsal bağlantı yapmamış O.P.
*Duygusal merkezleri genetik olarak olmayanlar,
*İnsanlığa yeni giriş yapıp tecrübelerine yani derslerine yeni başlayanlar,
*Takıntıyla uğraşıp katiyen gelişmeyi değişimi kabul etmeyen radilkaller
*Gençler ve tecrübeyi geliştirmiş yaşlılar ve onların hormonal fizyolojik farklılıkları,
*Fizikselliği istemeyen zihnen açılmamış gezginler,

Diğer yandan kimsenin kimseye rehberlik mecburiyeti yok fikri devamlı bir ışık halinde zihnimde kontak yapar ve sonuçta bu işin özünü yakalamaya çalışmalı,

K.ların tavsiyesi beklenti ve arzulu düşünceyi bırakın sadece olun ve yapmakta olduğunuz şeyi yapın ,bunda çok geniş anlatımlar var,
Etrafınızdaki bilinci ve onların kapıldığı konuların ne olduğunu görüyorsunuz mahzurları da görüyorsunuz yargılamadan müdahale etmeden yaşayacaksınız ve hatta çoğu zaman onlar gibi düşünmüşsünüz davranmalısınız tavrı için rol yapacaksınız,

Bu kabil bir yaşayış kişinin kendi kendini riyakar ilan etmesi gibi diyorsak konuyu anlamamışız demektir, zira dayandığımız doneler ham bilinçlerin doneleri olmuştur, kendimizi de fazla yaralamayacağız,

Ve "kalbimi arındır ki idrak edeyim ve sevgiyi her an devreye koyayım" ruhun duasındaki gibi ,bütünlüğü ayırımsız kavramak ve olanı sana dokunmuyorsa aldırmadan kabul var,

Yani kah bireysellik uygulayıp yaşamak kah bütünü kavramak zik zaklı bir bakış, yaşarken bir tarafa yüklensen denge terazisi özelliğini kaybeder,

Her neyse anlatmak istediğim kısmen anlaşılmıştır,fazla uzatırsam ruhsalın en nadide ve gerekli hallerinden biri olan tevazuyu paramparça edecek duruma geliyoruz,

------------------------------------------------------------------

C: Bu çalışmanın sona erdiğini görmeyi çok arzulayacak olanların mevcut olduğunu ve sinsice yollarla saldırmak için iyice alçalabileceklerini hatırlayın. S: (L) Kim onlar?
C: Gezegenden ve gezegen dışından.

------------------------------------------------------------------

Buraya takıldım, çalışmayı yani ruhsal gelişme ile gerçekleri arayanların gelişmesini evvela kim istemez ,

Gezegen dışı KH, peki gezegen içindekilere ne oluyor,

Bu bilgilerin hemen hemen yüzde doksanı onları veya onlara kapılmamanın gereklerini anlatıyor anlamak bilgilenmek isteyene,

Gezegen dışı KH nın neden bunu istediğini, anlayabiliyoruz beslenme işinde mataryel olan bizlerin zihni konumlarının pek kımıldar olmaması çitleri aşar kaçarız veya koyun sürüsü gibi uysal ve güdülen olmalıyız yoksa tad vermeyiz,

Gezegen dışının kendi emellerine uygun gezegen içinde elçi hazırlamaları ve onların etken olmaları da bu besinlenme işinde önemli aynen Nazi kamplarında Yahudilereden gardiyan yardımcısı seçip onların kendi kavmine eziyet etmesini sağlatmak gibi, az avantaj vererek,

İşte illumunati dediğimiz bu işin patron bölümünde olanlar gibi açılmamış aladatılmaya kapılmış bireyler de bu bölüme katılmakta aynen önlerindeki bir tabak dolusu yiyecekte istemedikleri gıdaları ayıklamak gibi toplumun bu açılmış bireylerini dışlamak yolundalar,

Yahut en güzel ifade biraz evvelki uyuşturucular hakkında malümat veren Dr.un verdiği örnek gibi yeni model Ferrari icat edilmeyince bu kişiler yoksunluk çekerler veya dünyada gezilip dolaşacak yerleri gezmeyi bitirip başka ne yerler var diye bakan bulamayınca sıkılan, tatmini kendine hedef yapan kitle gibi, hatırlayalım uyuşturucular kullananlara geçici olarak hemen hemen üst yoğunlukta göreceklerini gösterir gibi şok durumlar yaratmakta imiş ,

Etki bitince bu dünya yaşamının mukayesedeki basitliği kişileri tekrar o sahneleri görmek için yoksunluk sendromu gösterip tekrar o uyuşturucuyu bulmak için ne lazımsa yapmak veya fizyolojik bedensel zorlamalar altında kalıp yaşamı bitirmek gibi sonuçlara sürüklemekte,

Uzun lafın kıssası merak ruhun en saf davranış şekli ancak ona tatmin gibi bir hudut koyarsanız KH nın "akışı daraltma ,tıkama" işine yardımcı olunur ve o kadrolarda olmaya devam edilir,

Akışı daraltma ifadesi KH gerçekliğinin tarifi için son derece uygun geldi, merakın ve dolayısiyle ruhen gelişmenin o sonsuz mücadelesinde yolları daraltan tıkayan barikatlar kurma hali

Bunları bir başkaları getirip yaşamımıza koymuyor ,kendini layıkı ile tanımayan Yunusun ifadesi ile kendini bilemeyen olan bitenlerin kaynağını bulabilmek için evvela çok kolay zannettiği bir üst bilgi aktarana ram olmayı dener ,bilgiyi akma yeri olarak gördüğü olağanüstü denilen üst kanallardan akanın hepsinin tek bir yerden aktığını zanneder ,halbuki bu olağanüstü teknolojiyi dünya planına aktaran gösteren dış güçlerin maksadı alttta olanları gücünün esiri olmasını ister ,bu yönde tanrısallara takılanların çokluğunu ve zamanın çeşitli safhalarında tanrılar bolluğunu buna bağlayabiliriz,

Zamanla bu ayırımın işinin cazibesini tek bir tanrıya bağlama fikri bu moddaki teslim olmuş insanlar ve gücü kontrol altında tutanlar için çok kolay olmuş ve akışı bir yerde tıkayan sonuçlandıran ve ruhun gelişimini askıya alan hale bürünmüştür,bu olay çok uzun sürmüş günümüze kadar sürüklenmiştir,

Zira arada bir verilen bilgilerdeki 6BH nın müdahalesi ile gerçekler bu monoteist akım bilgileri içinde serpiştirilmiş ve bazı üst akıllar yoluyla fark edilmiştir, bu insanlarda hem kabul hem de kabulsüzlük denen ikilemi işin içine sokmuş ama çoğunluk monoteist akıma kapılmış halde kalmayı çok kolay ve uygulanır bulmakta ,rahat ve kabul ile zihni uğraşıyı fazla kımıldatmamaktadır,

Oysa güç bunu göstermek ve görmek üzere çeşitli var oluş unsurlarında olanın içindedir ,bu bir sodyum atomunun içindeki atomsal dansta ve neyin ne olduğunu anlamaya çalışan insan zihnindeki farkındalıklarla devam ve varlığını metamorfozik hallerde deneyerek yürümektedir,

Zihnin metafiziğe yönelen tavrı ve daha ötelerdeki o muazzam gelişimin ne olduğunu anlamaya doğru olan merakı onun bu KH nın daraltan tıkayan zorlamalarından kurtulmuş akışa devam eden halidir.

-----------------------------------------------------------------

C: İpek her zaman iyidir.
S: (Ark) Minik antenli USB cihazına dönecek olursak, ki o anten muhtemelen çok zayıf, güvenli olmak için ne kadarlık bir mesafe koymamız lazım onunla aramıza?
C: 2 metre.
S: (Ark) Gerçekten çok zayıfmış. (S) Aynı şey WiFi için de geçerli mi? (kötü amaçlı mikrodalgalar ve ne yapılabileceği hakkında tartışma)
C: Daha güçlü hale gelinceye kadar için bir “Faraday kafesi” düşünebilirsiniz.
S: ( ) Beni bir kafese koyacaklar! Aaah! (L) Nereden bulacağız ki? (Ark) Hayır, bu imkansız. (J) Yapabilirsin! (L) Tırnak içine aldılar, özel birşeyi kastetmiş olmalılar. (S) Yatağının etrafına da ipek bir örtü. (Ark) Evet, çünkü mikrodalgalara karşı korunmaya yönelik Faraday kafesindeki açıklıklar o kadar küçük olmalı ki, nefes alacak kadar hava girmez...
C: Scottie doğru fikre sahip.
S: (L) Scottie ne dedi? (S) Eğer yatakta duracaksa, yatağının etrafına cibinlik yerine ipek bir örtü koyarız. (Ark) Hayır! Eski zamanlardaki savaşçıların kullandığı bir zırh. (L) Bunun çok pratik bir çözüm olduğunu düşünüyorum canım. (gülüşme) (Ark) İpek bir Faraday kafesi. (S) Neden ipek? İpeğin o şeylere karşı nasıl bir koruma sağladığını hiç anlamıyorum. (Ark) Hayvanlar yapıyor. (L) Tırtıllar.
C: Dut.
S: (L) Tırtıllar ipek yapmak için dut yiyor. (J) Yani dut özütü mü alsın? (gülüşme) ( ) Sonra da ipek yapmaya başlarım belki? (L) Eğer garip şeyler yapmaya başlarsan ben kaçarım! (gülüşme) ( ) Zihinsel blokaj yapabilmek için ne yapabilirim?

------------------------------------------------------------------

Konu ilginç geldi ,zararlı mikrodalgalara karşı ipek öneriliyor,ve ipek böceğinin tırtıl formunda dut ile beslenmesi işaret ediliyor,

Dut da ne var incelediğimizde yapraklarının bir çok hastalığa iyi gelen tarafları olduğu gibi sütten 25 defa fazla kalsium ve ıspanaktan 10 defa fazla demir ihtiva ediyor, bu demirin ipek ipliği oluşumunda etken olması kumaşın faraday kafesi gibi işlem göstermesini sağlayan biyo uyumluluğu sağladığı neticesini çıkarabiliriz ,medikal malzemelerde özellikle ortapedik kullanımda olanlarda ipek kullanılıyormuş,

Big dostumuz belki bu konuyu incelemiştir ve ipek kullanan dostlarımıza da takviye bilgi olsun,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Sorusu olan insanlar var. Sorabilirsiniz. (Craig) Bu benim için çok önemli bir soru. İlk ruhsal öğretmenim Maharishi Mahesh Yogi’ye yapılan suikast girişiminin ardında ne vardı?
C: Yanıttan hoşlanmayacaksın. Bazı istihbarat teşkilatları unsurlarının bu olayla ilişkili olduğunu söyleyelim sadece.
S: (L) O unsurlardan herhangi biri bilinen ama muhtemelen bir istihbarat teşkilatının parçası olarak görülmeyen kişiler miydi? Yani, bu işle ilgili olanlar arasında, olaya maruz kalanların iyi bildiği, güvendiği birileri de mi vardı?
C: Evet.
S: (Craig) Bu cinayet girişiminin nedeni, onun dünya barışını etkileyecek meditasyon grupları kurmaya yönelik çalışması mıydı?
C: Kısmen.
S: (Craig) Şu anda bilmemin faydalı olacağı başka herhangi bir neden?
C: Dikkat saptırmak ve dikkati yanlış yönde odaklama dışında, hayır. Ama bu her zaman böyle değil midir?
S: (L) Dikkati neyden saptırmak?
C: Ruh kavramından. S: (L) Dikkati neye odaklamak için?
C: Şahsa.
S: (L) “Şahıs üzerinde odaklanma” derken neyi kastediyorsunuz? Çok hassas bir alana girdiğimizi düşünüyorum. (Joe) Sadece şahıs üzerinde odaklanıp onu bir şehit, bir tanrı haline getirmek için sanırım. Bir fikir veya kavram ileri süren insanlar var ve belirli bir takipçi kitlesi var ama aslında o yol herhangi bir yere varmıyor olabilir. Sonra o insanı öldürüyorsun ve birden herkes “Aman tanrım! Öldürüldüğüne göre doğru birşey üzerindeydi!” der. (Craig) Yani bunun dikkati ruh kavramından saptırmaya yönelik bir teşebbüs olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (Joe) Maharishi’nin savunduğu ruh kavramı doğru bir kavram değil anladığım kadarıyla. Çünkü onu öldürme girişimiyle dikkatler onun üzerinde odaklandırıldı. Böylece sahte bir spiritüalite fikri yaratıyorlar... (Craig) Onun öğretisi konsorsiyumun veya diğer nahoş veya arzu edilmeyecek unsurların öğretisiyle mi uyumlu?
C: Bu soru biçimi tam olarak uygun değil.
S: (Simon) Evet. Şöyle birşey sorman lazım: Maharishi’nin öğretisi bilginin arttırılması için faydalı mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Ama bu senin spesifik soru biçimindi. (Craig) Onun bakış açısı olan, Eski Vedik bilgilerin tekrar canlandırılmasında herhangi bir değer var mı?
C: Evet.
S: (L) Yani göze görünenden biraz daha fazlası var. (Craig) Sri Sri Ravi Shankar bunu doğru yönde götürüyor mu?
C: Hayır.
S: (Craig) Sri Sri Ravi Shankar’ın çalışması tamamen yeni bir yön mü getiriyor?
C: Olabilir...
S: (L) Peki bu Sri Sri neyin peşinde? (Craig) “Yaşama Sanatı” soluması/meditasyonu öğretiyor. Bu insanlığın faydası için değerli bir program mı?
C: Belirli bakımlardan, evet. Ama denge eksikliği var.
S: (Craig) Dengenin hangi alanda geliştirilmesi gerekiyor?
C: Altmış yıl önce neredeyse tüm dünyanın savaşa karşı olduğunu ama savaşın yine de geldiğini hatırlayın. Aklı sakinleştirmeye ve üst alemlerle bağlantı kurmaya yönelik meditasyon, bu alemin dengelenmesi için işe yaramaz.
S: (L) Benim deneyimlerime göre, kendine ve reaksiyonlarına hakim olmak, ustalaşmak için meditasyon yapmak çok faydalı birşey.
C: Evet. Ama birey o ustalıkla ne yapar?
S: (Craig) Akıllarını veya duygularını nasıl kontrol edeceklerini bilmeyen insanlara faydası oluyor.
C: Evet. Ve insanlara, değişim için o duyguları ne zaman, nerede ve nasıl kullanacaklarını öğretiyor. Görünürde ve olayların içinde olan bitenlerden etkilenmemek için duyguları yenmek, bir otomat haline gelmekten çok farklı birşey değil.

----------------------------------------------------------

Çok çarpıcı ve şimdiye kadar ileri sürdürdüklerimizi adeta toptan sarsacak bilgi gurubu,şu son cümlede anlatılanlar konuyu bir başka şekilde karşılamamızı işaret ediyor ,işaret ediyor da gerçekte istenen nasıl bir hal,

"Görünürde ve olayların içinde olan bitenlerden etkilenmemek için duyguları yenmek, bir otomat haline gelmekten çok farklı birşey değil. "

Olanlar karşısında duyuguları dizginleme değil de serbest bırakırsak ne olur, öfke duygusu mesela serbest bırakırsak çatışma ve travma yaratır bu sonuçların olacağını mutlak bilip de dizginlememek ne derece doğru olur,

Sanırım o öfkesine kapılmış kişi eğer varlığını yok eden bir tehlike yoksa (zira tepki göstermezse ortamdan silinir)bunu ortaya dökecek ama neticeleri hakkında tedbir alacak ,kendini bu öfkelendirecek konu hakkında ne yapabilirim onun analizine girecek ve davranışını ona göre ayarlayacak, yani öfkeyi doğuran sebep üzerinde odaklanıp davranışlar sergileyecek,

Tabiiki bu işi beden ve zihninin kabiliyet unsurlarını tartarak devreye koyacak,

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır,"herhalde bu haller için duyguların gerektiğinde devreye girip tepkisel ve düzeltecek davranışları ortaya koymayı öngörüyor,

Şu anda ortam böyle değil mi, soygun ve arsız hukuksuz azgın davranışlar hiç istenmeyen otoriter idare tarafından ortaya dökülüyor ,neredeyse demokratik hakkın bir işe yarayamayacağı şartlar ortaya gelecek gibi ,nasıl davranmalıyız,

Bilemiyorum,

------------------------------------------------------------------

S:(L) Bu akşam planşetteki hareket neden bu kadar yavaş?
C: Büyük ölçüde artacak, sabırlı olun. Küçüğü uzaklaştırın lütfen.
S:(L) Çocukların neden uzakta tutulması gerekiyor?
C: Ruhları henüz tam olarak açılmadığı için psişik hasar olasılığına karşı bir koruma olarak.
S:(L) Bedene giren bir ruh dünyaya doğduğunda bir çiçek tohumu gibi mi oluyor? Yıllar geçtikçe açıyor mu?
C: Bir yeniden uyanış dönemi.
S:(L) Yani ruh bedene girdiğinde o noktada geçmiş deneyimlerini unutuyor, öyle mi?
C: Döngü.
S:(L) Suların alçalması ve yükselmesi gibi bir döngü mü? Çocuklukta sular alçalmış durumda mı?
C: Buna benzer birşey.

------------------------------------------------------------------

Yakın zamanda Agnostik tavrıma devam etmek istiyorum ayrılıyorum diyen sevdiğimiz bir genç ortamımızdan uzaklaştı üzüldük ve olay üzerinde düşündüm bazı neticelere vardım yalnız bu neticelerin her zaman sağlam bir zemine dayanmadığını gelişen farkındalık ölçüsünde yeni bilgilerle kaygan bir zeminde olduğunu da teslim ediyorum,eskilerin deyimiyle "mülahazat hanesini boş bırakmalı" yani fikir üzerinde değişkenlik olacağı ihtimalleri olabilir,

Değişkenlik ve kaygan zemin herhangi bir konunun gerçekilği konusunda şüphe yaratsa da ,yaşamımız boyunca bu sağlam gerçek dediklerimizi zamanla terk etmedik mi ,bu değişken çekim dalgalarının helezoni bir döngü tahtında yani dürüstlük ve evrensel ahlak prensiplerini terk etmeden gelişimde gelinen yani oluşumları kabul etme hasletini raya oturtur,zira defalarca çeşitli açılardan vurguladığımız var oluşun her an değişimde olmasının sebebi budur,

Özgür davranışı varlıkların bir numaralı düsturu olarak yerleştiren ruhun denge arayışları var oluşun böyle devamlı gelişen sanki bir sonu yokmuş gibi anımsanan genel karakterini ortaya koymaktadır, her şeyin standart kalıpsal ölçülerde değil kaotik fraktalların sergilenmesi şekli bundandır,ancak bunların da o bahsettiğimiz evrensel değerlerinin hudutları içinde olsun diye pi ve phi gibi sayısal düzenlerinin terk edilmediği bir mimari oluşumu da seyretmekteyiz,

Mesela bir insan görünümü pi ve phi düzenlerinin ortak mantığında şekilsel başkalıklar gösterse de ana temel görünüm terk edilmemiştir, dünya insan formunun genel özelliği terk edilmemiştir, fotoğrafik özellikte yani bedenin yaratım formundaki bir portresini aynı ölçülerde çizmeye çalışan ressam "Altın Oran " prensiplerine uymak durmundadır,

Resimde sürrealist akımlar başka bir anlayışla değerlendirilmelidir onları uygulayanların üst yoğunluk sızıntılarına maruz kalmadıkları ne malüm,

"Pi ve phi nin dansı"

Acaba benim anlatımımdaki bazı eski kelimeler mi bu genci soğuttu, olabilir, ama yeni lisana uymak da zor dostlarım mesela niye lisan diyorsun "dil" de, alışkanlıkların terk edilmesi de maharet istiyor,

Kendimi gençliğimi hatırlamaya zorladım ,etrafımdakiler bir ara dini ritüellere takılmışlardı bana hiç cazip gelmedi hatta bazı alışkanlıklar saçma ve ürkütücü geldi ,daha sonra ileri yaşlarda ben de biraz bu ritüellere takıldım ama devamlı bir arayış zihnimi terk etmedi ,bazı ritüelleri kendi isteğime göre değiştirdim v.s.

Sonra terk ettim,

Bakınız dissosiyasyon hakkında bir düşünür şöyle tarif vermiş,

"Dissosiyasyon sözcük olarak ayrılma, bölünme, kopma, çözülme gibi anlamlar taşır. Psikolojik açıdan ise kişinin zihninde yer alan duygu,düşünce, anı ve benzeri içerikleri geçici olarak kompartımanlaştırması, bir kenara koyması anlamına gelen bir mekanizmadır. Bu mekanizma aşırı ölçüde olduğunda kişinin ruhsal bütünlüğü tehdit altına girer."

Yukarıda K.alıntısında ise tamamen başka bir şey var "ruhların tam açılmadığı" bundan ne anlamalıyız,

Çocukların ve bir bakıma gençlerin yeni devreye giren ve bol akan hormonların bedendeki fizyolojik etkileri ve duygular üzerine hakim olmaları yanında ruhun açılmaya başladığı anda eskileri yeni yeni unuttuğunu söyleyebiliriz,

Buradaki eskiler dediğimiz henüz geldiği eterik alemde olan bitenler tam unutulmamış olanlar, etkiler henüz sıcak ve bilinç yeni alemde yani dünyada karşılaştığı yenilikleri anlamaya doğru alıştırmalar yapıyor ,çocuklarımızın esasta rehberleriyle olan ilişkilerin kopmadığı bizlerin ise bilmeden çocuksu tavırlar ve istekler bunlar dediğimiz olağanüstü hallerini hatırlayın,

Bu anlarda negatif enerjilerin de KH vari davranışların bu yeni oturmaya çalışan bilinç üzerinde yer alması düşünülebilir,keza cinsiyet teşekkülü esnasındaki tercihler ve normal dışı dediğimiz akımlara kapılıp rol model yapmalar,

Bütün bunların yanında herkes metafiziğe yöneltici eski anlarını hatırlasın konu daha iyi anlaşılır,

Adaptasyon kolay olmamıştır ,mutlaka bazı vizyon ve bütünlük dediğimiz genel kapsamda maddenin dışındaki eterik alemde olan benliklerimizle yapılan ufak tefek kontaklaşmalar ve yardımlar gördüğümüz rüyalar vizyonlar bize yardımcı olmuştur

Bu arada KH elemanlarının baskın etkileri ile bazı kanalı açılanları negatif bölüme çektiklerini ve kişinin teşevvüş (alın size eski tabir ) içinde olup bitenlere karar verememiş bir hali devam ettirdiklerini de çokça gördük,

"Nedir bu kanal işleri"

Ara veriyorum.


Edited by - Tgur on 26/04/2021 11:55:51
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1001 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/04/2021 :  13:01:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bence bu forumdaki konulara ilgi duyan, sorgulamak veya öğrenmek isteyen, celselerde geçen konuların ya da ifadelerin tam olarak ne anlama geleceğiyle ilgili bazı kararsızlıklar yaşayan herkes özellikle senin yazdıklarını usanmadan okumalı Tgur abi. Yani usanmadan diyorum ama eğer kişinin ciddi manada bir ilgisi varsa usanmayı geçtim ilgiyle okuyacaktır. Bir şeyleri okuyup üzerine düşünmek kadar güzel ne olabilir? :)

Kısaca forumu takip eden pasif katılımcılara bir tavsiyede bulunayım. Her konunun yorumlaması farklı olabilir. Bu yorumlama bilgi, birikim ve hayat tecrübenizle ilgili olacaktır. Ama biz elimizden geldiğince farklı kaynakları da birbirleriyle karşılaştırarak sık sık geri dönüşler yaparak en objektif şekilde bir anlatım yapmaya çalışıyoruz. Burada bozadi ve Tgur gibi kişilerin emekleri ve görüşleri çok değerlidir. Size bir referans noktası oluşturması için son derece kullanışlıdır.

Ple-RA-KAS sırasıyla celseleri okuyup tavsiye ettiğimiz kitaplarla devam ederken forumda geçen konuları bu kaynakları pekiştirmek için kullanmanız size mükemmel ivme kazandıracaktır. Ayrıca üye olup fikrinizi belirtmekten çekinmenize gerek yok.

Herkese selamlar...
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/05/2021 :  08:22:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GTP dostum ilgin ve ikazın için teşekkürler geç te olsa ,bu pandemi kapanmasında okumaya zaman bulunur düşüncesi ile fazla ara vermeden yine bazı aktarım ve yorumlar .

FARKEDİLENLER I

S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A ) Ben Chaco Kanyonu’nu soracaktım. Oradaki yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A ) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir “konferans merkezi” gibi.
S: (A ) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve “yolculuk”.
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A ) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A ) Bu insanlar nereden geliyordu?
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ... (A l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) “Kozmik çevre” dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A l) Ben? (J) A l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: .... (A l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A ) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A ) Tamam, bilgin ... (C) Daniel Tammet. C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A ) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A ) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A ) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A ) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A ) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A ) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.

----------------------------------------------------------------

Bu kısma benzer bir alıntı üzerinde yorum yapmıştık ,zaten bir çok konuyu tekrar tekrar geçiyoruz ama her seferinde piramidin başka yüzüne bakar gibi yeni yaklaşımlar bulabiliyoruz,

Bahsi geçen yeri internette araştırdım MS 800 seneleri falan diye tarih koymuşlar ama bu karbon bazlı tarihlemelerde hatalar olduğunu bildiğimizden o bölgedeki kalıntıların ve duvar resimlerinin Göbeklitepedeki resimlere benzer taraflarını fark ettim netice olarak Atlantis kalıntılarından bir kısım insanın orada 4Y dekine benzer uygulamalar içinde olduğunu anlıyoruz keza tekno spiritüel kabiliyetlerini sergilemeleri ve teleportasyon levitasyon işleri,

Bu kezaları falan aşırı kullanmak mı bu ayrılan dostumuzu etkiledi kimbilir, her neyse,

Dikkat çekmek istediğim Daniel Temmet denilen olağanüstü uygulamaları devreye alan kişinin geçirdiği bir nöbetten sonra genlerinde kilitli saklı bazı bölümlerinin açıldığını görmek,

Her şey DNA mızda kayıtlı ve bunların yüzde doksan sekizi kapalı zaman gelip bilgi ve farkındalıkla bunlar açılacak dediğimde (sözüm meclisten dışarı) bazı ileri bilinçli zannettiklerim hatta genetikle uğraşan tıp mensuplarının mel mel baktıklarını inanmadıklarını görmekteyim ,gidin DNA da "intron"bölgeleri sayın ve düşünün dediğimde de,

Birlik bilinci ,her şey birdir ayrılık varoluşun bir deneyi işte ispatı bedenimizde yatıyor dediğimde de inanmayanların "deli bu adam" salvolarını da biliyorum,

Ayırımın ne olduğunu Dionysos dostun aktardığı videoda Zülfü Livanelinin enfes "Bizi Sürükleyen Nehir" şiirinde de görüyoruz biraz kapalı mısralarla ayrılık ve birlik üzerine,

Ayrılık dediğin kör dereleriyle
Bölünüp gidiyor nehir dediğin

Buradaki hassas ve ince anlatımı fark ettiniz mi ,ayrılığın nehirden kopan derelerle bütünlükten kopma ve sonunda manasız bir yok oluşa gittiğini, körelmelerini,cidden takdir edilir bir benzetme,

************************************
Benim dörtlüklerim ise bazen çok çıplak ve apaçık

KİLİM
Özüm zihnim bir ben birden görüntüyüm
Parçada değil birdedir benim bütünlüğüm
Ayrılık rüzgarına kapılmış ey rengarenk iplikler
Gelin sizde atın şu birlik kilimine okkalı bir düğüm

Ben böyle söyleyince bazı "şuna bak bu mümkün mü" ,mümkün yalnız inancımın büyük safiyetle ve ehemmiyetle böyle olduğunu bilen söyleyen zihnim ile kalbim arasındaki mutabakat ile bu haykırışı yapmaktayım ,yoksa uç bakalım öyleyse dense uçamam o kozmik ortam ve genel bilinç kümülatif olay henüz oluşmadı,

"Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm" sözünü bir imama sordum burada ete kemiğe bürünen kim ,cevap yok ,otuz sene kadar o şahısla her karşılaştığımda defalarca sordum ,cevap yok, anlaşılan şudur ki bilgi kabı dolmadan ve uğraş göstermeden idrak teşekkül etmeden ruhu yükseltmek kolay olmuyor ,takıntı odalarında olanları siz elinden çekip çıkaramazsınız,

------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, bir sonraki soru nedir? (J) Pentagon’daki taksi şoförü Lloyd hakkında bir sorum vardı... (L) Onu sonraya bırakalım. P ’u soralım. (J) P ’nin tümörü kötücül mü?
C: Hayır.
S: (G) Gliyom mu? C: Hayır. Arada birşey.
S: (A ) Tedavi edilebilir mi?
C: İçte ve dışta doğru eylemle herşey tedavi edilebilirdir.
S: (A l) Ona yardımcı olmak için ne yapabiliriz?
C: Buna o karar verecek.
S: (Allen) Ona Bernie Siegel okumasını tavsiye ettim. Tavsiye ettiği şeylerin faydası olur mu?
C: Kesinlikle. Ama kaçışçılık eğilimli P için bu kolay olmayabilir.
S: (DD) Kiropraktiğin ona faydası olur mu?
C: Kiropiraktiğin biraz faydası olur. Öğretmeye hazırlandığınız şekilde meditasyonun çok faydası olacaktır. Özellikle “Ruhun Duası”nın istençli olarak hazmedilmesiyle birlikte.
S: (C) Kemoterapiye ne dersiniz? Gerekli mi?
C: Eğer daha erken ayrılmak (ölmek) istiyorsa.
S: (A ) Kızgınlaşma konusu? Çocuklukta yaşadığı suistimale gerçekçi bir şekilde kızmasının ona faydası olur mu, yoksa bunun için çok mu geç?
C: Çok geç değil ama en derin seviyedeki problem o değil.
S: (L) En derin seviyedeki problem nedir?
C: Korunmadığı ve şefkat gösterilmediği için hissettiği keder. Kederlenmeye ihtiyaç duyuyor.
S: (C) Soluma, meditasyon...
C: Bir geçmiş hayat konusu da var.
S: (A l) P ona nasıl yardımcı olabileceğimizi anlamamıza yardım etmek için ne yapmalı?
C: Korkusuzca iletişim kurmak.
S: (A l) Yani onunla konuşmamız, ve... (Allen) Onun bizimle korkusuz bir şekilde iletişim kurması gerekiyor. (A ) { “THC kanser tedavisi” hakkında son zamanlarda yayınlanan bir makaleye referansta bulunarak} Marihuana kullanmanın ona faydası olur mu?
C: Çok değil. Tedavi uygulaması daha spesifik. Acıyı hissetmesi, kabul etmesi ve bırakması gerekiyor. Depolamaması gerekiyor.
S: ... (C) Eğer kendini toparlamazsa, ne kadar vakti kaldı?
C: Açık.
S: ...(A l) Üç aydan çok diyebilir miyiz?
C: İstediğinizi diyebilirsiniz.

----------------------------------------------------
Ben de kanser hastasıyım kemo terapiye benzer bir senelik tedaviden sonra şu anda sadece kontrol safhasında iyileşmişler arasında kendimi sayabilirim, bazı alışkanlıkları terk edince mesela nikotin ve klorla ilgili teması kesince ve hastalığa pek aldırmadıkça iyilikle devam ederim sanırım ,

Yok başka bir şekilde yani metastaz v.s .ile karşılaşırsam hiç aldırmam zaten gidişi felaket değil bir nevi kurtuluş olarak gören bilinçteyim, bedenim ve etrafımdaki yankı odası mensupları ne derse desin, ama kaçış isteği, asla, kaderi programım sonuna kadar yürümeli kendi kendime ihanet etmiş olurum ayrıca büyük bir karma borcu yüklenirim,

Zira,

"C: İçte ve dışta doğru eylemle herşey tedavi edilebilirdir. "

İçteki tedaviyi kanseri atlatan aşağıda alıntıladığım bu hastalıktan kurtulan bir hanımın raportajında da belirtildiği gibi bilinç altını temizlemekle işe başlanması gerektiğini anlayınca halletmeye başlarız,

Kin, intikam, hırs,kıskançlık gibi stress yaratabilecek duygular KH tarafından döşenmiş motive edilmiş ve her an mantıksal olsun diye beslenen bu haller ancak birlik bilinci ve var oluş farkındalığındaki hakikatlere ulaşmaya başlayınca temizlenmeye başlar

Bir dostun aktardığı Mooji ve diğer guruların büyük kısmı da bunu işlemişlerdir ,şuuraltını temizlemek ,zihnin içindeki bu kirleri boşaltabilmek, K.lar bu reel sanılanlara sahte kişilikler demekte,

Magazin veya haberlerde izleriz intikamının peşinde gitti zaten gitmesi lazımdı, kanı yerde kalmayacak haykırış ve arzuları,

Yalnız bu akımlara kapılmış ve yaşama olayının başka türlü olamayacağına inanmış çılgın insanlarla beraber yaşarken kendinizi soyutlayıp kaçamazsınız o zaman da "din hayattır" farkındalığında sıralanan hususlar sadece dilde kalmış olmakta ,

Kendinizi sorgularsınız ben bunlar gibi hissetmiyorum bu duyguları temizlemiş gibiyim ,tokadı yiyen yanağınızı çevirip bir de o tarafa vur mu demeliyim ,veya başıma vur ağzımdaki lokmayı al mı denmek lazım, hayır,

Gerekli beklenen davranışı göstereceksiniz veya gösterir gibi yapacaksınız ,yani sabırı devreye sokacaksınız ama gerektiğinde aktif olacaksınız,

Bu tip haksız negatif davrananlara karşı ben ne yapıyorum, deprem dolayısiyle yıkılması gereken bir evim var yeniden imarı için uğraşıyoruz, yapılan çalışmalar esnasında insanlardaki aşırı hırsın detaylarını görmekten başka yılan kardeşliğine esir olmuş bazı kişilerin sinsi anlamsız düşmanlık faaliyetlerini de görmekteyim, o binada 50 sene oturdum ve uzun müddet yöneticiliğini de yaptım zamanla sakinlerin büyük kısmı yoğunluk değiştirdi ve nisbeten gençlerle apt. doldu,

Yapılan bana karşı haksız muamelelerin ve saygısız tehditkar hırs dolu salvolara karşı ortamı itidal ve saygıyla davranma konusunda uyardım nisbeten faydası oldu ama o aşırı hırsa mani olamıyorum, bu sefer her yapılanın düşünülenin farkında olduğumu belirterek sabırı devreye aldım

Aşırı hırs ve haksız düşmanca negatif düşünenlerin foyası ortaya çıktı durum uygun pozitif yana doğru evrilmeye başladı sonuç mutlaka düzgün olacak, bu konudaki inancımın gerçekleşeceğini sanıyorum,

Sonuçta kanserin ve diğer hastalıkların da bir ders olduğunu farkında olmayan yani reenkarnasyon ,evren dengesi,karma borçları ve karma iltihabı karma eretlenmesi v.s. gibi gibi bilgileri anlamayana pek anlatamazsak da aşağıdaki hanımın fikse olduğu bilinçaltını temizlemek bahsinde her yapılanı içten affetmek hissi de favori bir uygulama olur,

***************************************************

Bu kadar vahim bir tabloya rağmen kabullenmeyişinizin, Prof. Umberto Veronesi’ye gidip, “beni kurtar” demenizin nedeni nedir?

- Sekiz senedir İtalya’da yaşıyordum. Ve etrafımdakiler onun herkesi iyileştirdiğinden bahsediyordu. Kimselere randevu vermiyordu. Her sabah 5’de hastaneye gittiğini, meditasyon yaptığını sonra da 1000 öğrencinin izleyebildiği canlı ameliyatlara girdiğini öğrendim. Gizlice anfiye sızdım. Çıkışta dakikalarca sıra bekledim, yanına gittim “Merhaba ben Dida, ölüyorum ve sen beni yaşatmak zorundasın” dedim. Güldü. “Böyle bir zorunluluğum var yani” deyip gülümsemesini kahkahaya çevirdi. “Sen herkesi yaşatıyormuşsun” dedim üzülerek. “Senin için ne yapabilirim bilmiyorum ama tek bildiğim şey yüzündeki bu ifadeyle iyileşemezsin” dedi ama beni dinledi. Hemen bir radyo radyoterapi süreci başladık. Biraz toparlandıktan sonra bu hastalığın zihinsel nedenini anlamam için beni 52 gün Peru’ya yolladı. Kabullenişi Peru’da yaşadım. İnsanoğlunun 4 tane bedenin var. Ruhsal, zihinsel, duygusal ve dokunduğu bedeni. Biz ruhsal bedende bir olay yaşıyoruz, bu zihinsel bedene giriyor, düşünmeye kurmaya başlıyorsun ve sonuçta ortaya bir duygu çıkıyor. Öfke patlaması olabilir, nefret olabilir. Ne olursa olsun en kötüsü bastırılmış duygular. Bu duygular sürekli olarak organlara sinyal gönderiyor ve hastalıklar oluşmaya başlıyor. Peru’da bana rahimde ve mide zarında oluşan kanserin, bilinçaltını ve geçmişi temsil ettiğini söylediler. Her organın bir anlamı varmış.
* Tedavi sürecinde en çok hangi konulara hassasiyet gösterdiniz?
- Beslenme, sağlıklı uyku, aile yakınının tavrı ve doktorunla konuşabilmek çok önemli... Bunların dışında tedavi süresince farklı terapiler gördüm. En çok işe yarayanlardan biri bilinçaltı tedavisiydi. Bilinçaltımı temizledim, herkesi affettim. Tümörlerin aktif olduğu dönemlerde vejetaryen beslendim.
İyi ki kanser olmuşum diyorum
KANSER KORKUYLA BESLENEN BİR HASTALIK

* Profesör bir hastaya şu kadar vaktin kaldı denilmesini nasıl karşılıyor?

- “Hiç kimse, hiç kimseye ne kadar yaşayacağını söyleyemez. Ben 55 senedir bu meslekteyim çok fazla mucizeye tanık oldum. Eğer hasta iyileşmek isterse iyileşir” diyor. Ben özgür irademle inanıyorum ki hepimiz bir gün öleceğiz. Hatta ailemle bunca yıldan sonra ben gidip trafik kazasında ölsem çok gülmez misiniz diye dalga geçiyorum. Biliyorsunuz tüm dünyada trafik kazasından ölme olasılığı, kanserden ölme olasılığından daha fazla. Ama biz kanserden daha çok korkuyoruz. Ve kanser korkuyla beslenen bir hastalık. Korkudan vazgeçip, kabullendiğinde, hastalığı sevmediğinde düğüm çözülüyor.

* Siz bir dönem de olsa hastalığı sevdiniz mi?

- Sevmez olur muyum? İlk 5 yıl. Ve bu yüzden 5 senede, mantar gibi toplam 7 organıma yayıldı. Acımayla da olsa insanların beni daha çok sevmeleri durumuna bayılıyordum ve dolayısıyla kanserimi seviyordum. Kendimi kandırıyordum, gerçeklikten uzaklaşmıştık.

* Siz hâlâ kanser misiniz?

- Kitlesel olarak bir tümörüm yok ama 43 ay daha devam edecek bir tedavi protokolünün parçasıyım. Her ay 10 gün İtalya’ya gidiyorum tedavi oluyorum, döndükten üç-dört gün sonra sıkıntılarım oluyor. Isıtılmış kemoterapi ilaçlarını karın boşluğundan veriyorlar. Üç saat içinde beş aylık hamile gibi şişiyorum.
18 AY YATAĞA BAĞLI YAŞADIM 36 KİLOYA DÜŞTÜM

* Kanseri sevmekten nasıl vazgeçtiniz?

- Küçük hücreli akciğer teşhisi konduğu anda öleceğimi hissettim. Yüzde 80 beyine metastas yapacak da dediler. Ve ilk kemoterapide dedikleri çıktı. 18 ay yatağa bağlı yaşadım, altı ay hafızamı kaybettim, altı buçuk ay çift gördüm, 36 kiloya düştüm, dört ay tekerlekli sandalyeyle yaşadım. Nispeten toparladıktan sonra Türkiye’ye gelip gitmeye başladım. O sıralar İtalyan ve Türk şirketlerinin şirket evliliği ile ilgili çalışıyorum. İstanbul’da olduğum bir ara benzer bir proje ile ilgili biri benimle görüşmek istedi. İşte o biri benim hayatımın aşkı oldu. Ertesi gün bir yaşam koçunu aradım. “Beni şimdi yaşat, çünkü ben aşık oldum. Bir de ne yap et çöplük bilinçaltımı temizle.” dedim. O gün gerçekten iyileşmeye karar verdim. Yavuz bana hayal kurdurdu. Kocamla mutlu günlerin hayalini kurarak hayatta kaldım.

* Hastalığın her sürecinde yanınızda oldu mu?

- Tabii ben ona kıdemli hasta bakanı diyorum. Benim hiç yalnız bırakmadı. Kendimi de hiç hasta ve ölüme yakın hissettirmedi. Yavuz’un maneviyatı o kadar yüksek ki yanında hasta olduğumu bile unutuyordum. Hayatımda ilk defa özgürleştiğimi hissettim, kıskançlık duygumu kaybettim. Aşkla birlikte hastalığımın nedenlerini anlamaya başladım. Ve o nedenleri özgür bıraktım. Affetmem gereken herkesi affederek hayatımı özgürleştirdim.
İyi ki kanser olmuşum diyorum
HER SABAH KOCAMA DAHA FAZLA AŞIK UYANIYORUM

* Eşinizle nasıl bir düğünle evlendiniz? Ve sonrasında ne değişti?

- Düğün yapamadık daha. Dört yıl önce nikah kıydık. O gün kafam gözüm sarılıydı. Hastalık dört kaburgaya, beş omurga ve küçük hücreli olarak akciğere sıçramıştı. Evlendikten sonra hiçbir şey değişmeyecekse evlenmeli insan. Bizim hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Her sabah kocama daha fazla hayran, daha fazla aşık uyanıyorum. O benim yol arkadaşım.

* Ermiş biri eşiniz galiba?

- Spastik bir ağabey ile büyümüş. Abi 22 yaşında vefat ettiğinde, Yavuz 20’sindeymiş. Şu anda Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı başkanı. Yılda 63 bin 800 ameliyat yaptırıyor onun vakfı, 5000 tane eğitim bursu veriyor. Senede bir kere bursiyerler toplantısı yapıyorlar, o konferansa Türkiye’nin her yerinden 500 tane engelli çocuk geliyor.

***************************************************
------------------------------------------------------------------

S: (L) Sonraki soru? J hakkında birşey sormayacak mıydın? (C) Evet. Psikoterapi yapıyor ve negatif enerjilerin ona iliştiğini düşünüyor. Ama son celselerden birini okuyunca, yaşadığı şeyin diğer pek çok insanın yaşadığına benzer bir dezentegrasyon olup olmadığını merak ediyor.
C: Yer değiştirmeye ve birkaç arkadaşa ihtiyacı var. Ve yine, duanın çok büyük faydası olacaktır. Bir ilüzyonun içine kaçmak Fransızlarda yaygın bir dert.
S: (DD) Bahsettikleri dua internette yayınladığın, Tanrı’nın duasının varyasyonu mu? (J) Evet. (DD) Nefes egzersizlerini yaparken mi okunması gerekiyor o duanın?
C: Gelmekte olan talimatlara göre. Revelasyonun birleşmenin bir parçası olduğunu akılda tutun. Siz biz oluyorsunuz ve biz de siz. (ç.n.:revelation; vahiy/açıklama/ifşa/keşif/açığa çıkma)

------------------------------------------------------------------

"Bir ilüzyonun içine kaçmak Fransızlarda yaygın bir dert."
Bence sadece Fransızlara değil çoğunluk için bir dert,bu da illüzyonun tarifi içine bakarak anlaşılır dünyada kabul edilen tarif "yanılsama" görünürün çeşitli etkilerle başka şekilde algılanması

Bu tarif yani illüzyon üzerine çok değindik,bizce metafizik ve ezoterik tanımlamayla illüzyon gelinilen farkındalık ölçüsünde olanı kabul etmek ,görmek, sanırım bazı kişiler bu tabiri dünyasal anlamanın daraltılmış kalıpları ile kabul ettiklerinden sınırlar dışına çıkılamıyor,

İçinde bulunduğumuz fizik alemin tamamen atomsal yapısı yönünden ve atomun sadece alt parçalarıyla dünya bilim adamlarının alıştığı ağrlık ve nicelik olarak tanımlanan sayısal yönde bir partikül olmadığı anlaşılmıştır ve o parçaların durgunluklarının veya hareketlerindeki karmaşanın sebebini izah edemedikleri bir gerçektir, bu durumda,

Enerjisel bazlı değişkenlikleri partikül halle beraber olduğunu anlayınca kolaylıkla şöyle söyleyebiliriz,
Fizik alem zihnin gelişen anlayış moduna bağlı olarak külliyen illüzyondur, bu külliyen eski terim, şu fıkrayı çağrıştırdı,

Eski zamanlarda Tireli bir zaptiye İstanbulda gece köprü altında yatan kimsesizleri sıralamış dayağa çekiyor,içlerinde hemşehrisi Tireli olanlara rastlarsa onlara dokunmuyor, ortamda olan arap dayak sırası kendine gelince haykırıyor,

"Vallahi azim gulluğum terelelli ",(gulluğum =külliyen,hepimiz)
Arap şarkılarında terelelli hiç bitmez,bizde de bazı şarkılarda var duymuşsunuzdur, dayaktan kurtarıyor,

Elektronlar bir yörüngeye kapatılamadı
Çekirdek bir nüveye sokulamadı
Hep dönen partiküller sanırız
Atomda parça diye bir şey bulunamadı

Titreşip duran bir takım şeyler
Atomun varlığını belirler
Madde dediğimiz belirsiz ise
Bilincimizi kalıplar niye hapseyler

Fizik illüzyonu içinde şahısların kapıldığı KH tarafından sabit gibi gösterilen duygusal yaşam halleri ,psikotik bozukluklar ve onları tedavi etmek üzere ortamı kaplayan anti depresanlar ve psişik vakalarla uğraşan tıp uzmanlarının dar zihin yapıları bir çok hastalık ve ilaç doğurmuştur,

İnsanların bu alanlarda takılı kalmaları yukarıda alıntıda bahsedilen kaçış sendromu,

Buna önlemeye çare olarak harika bir meditasyon uygulaması olan "eiriu eolas"soluma eksersizi ve onun samimiyetle uygulanması ile bir nevi "revelasyona (ç.n.:revelation; vahiy/açıklama/ifşa/keşif/açığa çıkma)" uğranacağının bilinmesi,

Kısaca kişiler birlik bilincine kolay gelecek zihni ve ruhsal yükselişe geçmenin ferahlığını hissedecekler,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, bu iyi, bunu anladım. Ama “misyon” tam olarak nedir ?
C: Tam olarak ona doğru uyanmaktasın, teşekkürler!
S: (L) Tamam, sanırım bahsettiğiniz şeyi buldum. O celsede bir planın veya kaderin parçası olan bir sesten bahsediyordunuz. Bu mu?
C: Evet ama sadece o değil. Sonuç olarak: birleşmiş haldeyken konuştuğunda, sesin aracılığıyla kozmik unsurlar aktarılıyor.Bundan da fazlası, o durumunda sesin benzer amaçlara sahip olan ama henüz doğru frekansta olmayanlar için iyileştirici gücü var. Kısacası, senin sesin yoluyla, uygun “kandan olanlar” için frekans rezonansını oluşturabilirsin.
S: (A ) Wau. (L) “Birleşmiş haldeyken” ne anlama geliyor?
C: Diğerlerine yardım etmek için konuştuğunda seninle birleşebiliyoruz.
S: (J) Yani her ne zaman...
C: Şu anda seninle birleşiyoruz!
S: (J) Birşey söyle ve hepimizi iyileştir Laura! (A ) Eğer seminerler düzenleyip bunu gruplar içinde fiziksel olarak yaparsak, daha da mı güçlü olur?
C: Evet. Bu da gelecek. Ve Don dönüşten de bahsetti. (ç.n.: dönme hareketi). “Labirent dansı” ile birlikte herşeyin bir yeri var, ama sabır. Meditasyon ve arınma duası önce geliyor. Senin de bir “arınmadan” geçmen gerekmişti. Şu anda aynı şeyi farklı ve daha etkili bir şekilde yapabilmeleri için onlara araçlar veriyorsun. S: (L) Bu meditasyon kasetini hazırladığımızda, insanlar bunu dinlediğinde, sesim aracılığıyla onlarda tetiklenebilecek bir tür frekans var, öyle mi?
C: Evet. Gruplar içinde sen şahsen konuşurken on kat daha güçlü olabilir.
S: (L) Çok garip. (A ) Bence bu harika! (C) Kitleleri uyandır!
C: Bu yöntem binlerce yıldır kötü amaçlarla kullanıldı. Şimdi FRT’yi (frekans rezonans vibrasyonu/titreşimi) pozitif bir bağlamda kullanmanın nesi yanlış?! Sevginin gücü de FRT! Son zamanlarda bunu kimse kullanmıyor.
S: (L) Gırtlak iltihabı hissediyorum... (gülüşme) (A ) A oo! Biri ona bir eşarp getirsin! (J) Sesini milyonlarca dolara sigortalayacağız Laura. (gülüşme) (Allen) Peki kayıt yaparken seni uygun halde olmanı sağlamak için yapmamız gereken herhangi birşey var mı?
C: Hayır. Şu anda iyi durumda. Forumunuzdaki bazılarının bu fenomeni fark ettiğine ve deneyimlediğine dikkat edin.
S: (Allen) ... Kaydı dinleyenlerin ilk tepkisi ilginçti... Sadece sesini dinlemenin bile harika birşey olduğunu söylediler. (Ark) Katılıyorum. (L) Evet Ark, ama sen benim biricik tatlımsın. Öyle söylemen gerekiyor! (A ) Küçük bir çocukken bazen annemin adımı haykırışını duyduğumda iliklerime kadar titrerdim. (gülüşme) (Allen) Başının dertte olduğunu anlıyordun! ... (A ) Ta o zamanlardan onun sesinin güçlü olduğunu biliyordum. (gülüşme) (ç.n.: A Laura’nın kızlarından biri olmalı).

------------------------------------------------------------------
Kıymetli bizleri uyandıran Laura dostumuzun sesinin son derece tabusal hallerin dışında önemli olduğu üzerine,

Birleşimin yani üst yoğunlukla beraberliğinin aktarılması ve onun ruhsal yoldan dinleyenleri aynı rezonansa sokması,(FRT),

Şeyh Mürit bağlarından bizdeki uygulanan bazı bayağılıklardan uzak bir tarzda bu olayı netleştirmeliyiz, malüm tiksindirici bazı uygulamaları kendine ruhsal gelişmede düstur edinme sanan cemaat halleri,

Bu olay başlangıçta ses yoluyla dinleyenleri etkiliyor, daha sonra soluma meditasyonu ve mevlana semazenlerinin dönme ve bunlara benzer bazı danslar yaparak vecde gelme hallerini kapsıyor, bir bakıma zikir törenlerini masumane yapanları aklar gibi ,bunları liderin yani şeyhin önünde kapaklanma ve tapma iradesini teslim etme gibi olayların dışında düşünmeliyiz,

Meditasyonu yapanlar için bir inancı devreye alanların, ortamdan nisbeten kendini soyutlayarak davranması esastır bu da soluma, dönme, dans, gibi hareketler yaparak takviyelenir,

Bu durumlara ilave olarak Lauranın sesi gibi uyaranlar üst yoğunlukla beraber olduğunun kontak yaptığının bunu da FRT olarak aktardığını bilmek ve onaylamak gerekir,

Şunu ayırmak gerekir, bundan faydalanacaklar radikal takıntılı olanların dışındakilerdir,

"Kısacası, senin sesin yoluyla, uygun “kandan olanlar” için frekans rezonansını oluşturabilirsin."

------------------------------------------------------------------

Laura, Ark, A , Joe, Don D, A l, PL, Allen, C , Scottie, G
[Yavaş başlangıç...]
C: Merhaba N (uzun duraksama)
S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
(uzun duraksama)
C: Toruz (harfler çok yavaş geliyor).
S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz? Oo şimdi anladım! Üzgünüm, tabla yanlış konumda. Herhangi birşey yapmak istememelerinin nedeni bu! (gülüşme - tabla konumunun ayarlanması)
C: B (uzun duraksama).
S: (L) Hayır, yine yanlış koydum! (gülüşme - tabla konumunun ayarlanması)
C: Sonunda! S: (gülüşme) (L) Tamam, baştan başlayalım. Kiminle birlikteyiz?
C: Toruzna, Kasyopya.
S: (L) Tanrım, değişiklikleri sevmiyorlar! (gülüşme)
C: Uyumlanmışlığı zorlaştırıyor ve başka yerde harcanabilecek olan ekstra enerji gerektiriyor.

-----------------------------------------------------------------

Burada durup var sayımlar yumağının içine gireceğiz gibi, konuyu bizim saf geometrik veya kimyasal bilgilerle anlamaya çalışsak yaya kalıyoruz, tablanın konumunun iletişimin kolaylığı yönünden ne alakalar var,

Fizik alemin atomsal yapısı ve moleküller arasında ayrılık tanımadan beraberlik sanırım bu hususu izah etmeye yardımcı olur, canlı cansız diye ayırdığımız bu alemin bahsi geçen ayırım donelereini yani neyin canlı neyin cansız olduğunu kabaca bir yerlere oturtmuşuz ve en büyük yanılgılar içinde bir ayırım ağı örmüşüz, oysa defalarca vurguladığımız gibi "doğa bizden ayrı değil biz oradan şekillendik" ortamda varoluş elemanlarının her biri aynı organik inorganik kimyasal maddeleri taşır,

Mesela ouja tablosu ile ben nasıl bir olurum bilinci konunun derinliklerinde beraberlliği gördükçe iflas eder,şöyle ki,ouja tablasının büyük kısmı tahtadan olsun ondaki selüloz bizde de var

Selüloz da bir glikoz moleküllerinin polimerazasyonu yani birleşmesi ile meydana gelen karbonhidrat yapısındadır ama biz karbonhidratları özümsediğimiz halde selülozu parçalayamayız zira onu parçalayan enzim bizde yok sanırız ama varmış,

**************************************************
İnsanlar olarak nişastayı sindirebiliyoruz ancak selülozu sindiremiyoruz. Bunun nedenini hiç düşündünüz mü?
Alıntı,
"Selüloz da, nişasta da glikoz moleküllerinin uç uca farklı şekillerde (konfigürasyonlarda) bağlanmasıyla elde edilir. Nişastada bağlar alfa tipiyken, selülozda beta tipindedir. Bu, aradaki büyük farkı yaratmaktadır. Bu farktan ötürü, nişastadaki glikoz molekülleri arası bağlar göreceli olarak oldukça zayıfken, selüloz, kimi durumda kitin ile kıyaslanacak kadar güçlü bağlara sahiptir.

Aslında enzimsel aktiviteye baktığımızda, çok öğretici bir durum görürüz: Enzimlerin, elbette ki bir bilinci ya da düşüncesi yoktur, sıradan moleküller bütünüdür. Ancak ve ancak ortamda kendisine uygun moleküller varsa kimyasal tepkimeye girebilir ve çeşitli ürünler üretebilirler. Yapıtaşı tamamen aynı ve glikoz olan iki farklı dev molekül (nişasta ve selüloz), aynı enzimlerle sindirilemezler. Daha doğrusu aynı enzimlerle kimyasal tepkimeye giremezler, çünkü bu moleküllerin diziliş biçimi, enzimlerin onları parçalayacak diğer kimyasallarla tepkimeye girmesini sağlayıp, parçalayabilmesi için uygun değildir. Aradaki dev farkı bu yaratır.

Buradan çıkarmamız gereken ise şudur: Nişastayı sindirebilmek için gereken enzimler ile selülozu sindirebilmek için gereken enzimler birbirlerinden farklıdır ve vücutta ayrı ayrı üretilmeleri veya çeşitli yollarla (enjeksiyon veya simbiyotik yaşam gibi) vücut içerisine alınmaları gerekir.

Vücudumuzda Selülozu Sindiren Enzimler Var mı?

Peki, insan vücudunda nişastanın sindirimini sağlayan enzimler olduğunu biliyoruz, amilaz ve karaciğer enzimleri gibi. Peki ya selülozu sindiren enzimler var mıdır?

Burada çok ilginç bir bilgi şudur: Çoğu primatta, özellikle de Yeni Dünya Maymunları ve genel olarak ağaçlarda yaşayan (arboreal) kuyruklu maymunlarda apandiks organı selülozu sindirmeye yarayan enzimleri salgılamaktadır. İnsanda ise apandiksten halen bu salgıların eser miktarda salgılandığı tespit edilmiş; ancak bunların selüloz sindirimi için gereken aktivasyon enerjisini aşmak konusunda aşırı yetersiz olduğu bulunmuştur. Çünkü apandiks, artık kullanılmayan ve evrimsel süreçte, evrim ekonomisi dahilinde körelmiş bir organdır ve evrimsel biyolojinin güzel unsurlarından biridir. Bu konuyla ilgili detaylı bir incelememizi buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

Kısacası apandiksin körelmesinin selüloz sindirememeye başlamamızla birebir ilgisi olduğu düşünülmektedir.

Selülozu Sindiren Organımız Neden Köreldi?

Pekala, şimdi, sorunuza gelelim: Neden selüloz sindiren organımız köreldi de, nişastayı sindirmeye devam ettik?

Selüloz, bildiğiniz gibi bitkilerin hücre duvarlarında bulunan, kitinden sonra en güçlü kimyasallardan biridir. Bitkilerin hemen her yerinde bulunur; ancak oransal olarak baktığımızda depo işlevi gören kökler hariç köklerde, gövdede ve yapraklarda en bol bulunur. Ancak kimi zaman yapraklarda primer nişasta oranının artmasıyla ve hemen her zaman da bitki meyvelerinde selüloz olarak göreceli olarak azalır, çünkü nişasta buralarda bol bol bulunmaktadır. Ancak yine de bitkinin meyveleri haricindeki pek çok bölgesindeki yoğunluklu molekül selülozdur. Meyveler ise yoğun nişasta depolarıdır.

Hominidler ve kuzenleri, daha doğrusu bu grupların ataları, günümüzden 23 milyon yıl kadar önce ağaçlardan inmeye başladıktan sonra, bitkilerin yeşil kısımlarına olan ilgilerini kaybetmişlerdir. Çünkü özellikle trikromatik görüşün (3 renkli görüş) evrimleşmeye başlaması ile meyvelerin renkleri daha net ayırt edilebilmeye başlanmış ve meyveler, diyetin büyük kısmını oluşturur hale gelmiştir. Hele ki hominid türleri fruiteryen (sadece meyve yiyen) ve vejetaryen (sadece yeşillik, yemiş ve ot yiyen) beslenme tipinden, et de içeren omnivor (hepçil) beslenme tipine geçmeleriyle, bitkilerin selüloz ağırlıklı bölgelerinin yenme oranları yok denebilecek kadar aza inmiştir. Atalarımızın beslenme tipinin evrimsel süreçte nasıl ve neden değiştiğini öğrenmek için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Günümüzde, bitkilerin yapraklarını yemeyen bazı primat türleri vardır. Yaprakları yiyen primatlar, doğal olarak selülozu da yerler ve apandisleri veya simbiyotik yolla ilişki içerisinde olduğu bakteriler sayesinde bu selülozu sindirebilirler. Avcı-toplayıcı ilkin kabileler, meyve tüketimini ve stoğunu sürdürmüş; ancak yaprakları yemeyi tamamen kesmiş; bunun yerine savana yaşantısında edinmesi daha kolay olan hayvan tüketimine (avcılığa) odaklanmışlardır. Bu süreçte de selüloz sindirimi gereksiz bir hal almış ve bir süre sonra, gerekli enzimleri üreten organların körelmesiyle birlikte sonlanmıştır. "

*******************************************
Bu bilgi yığını sonucunda geldiğimiz nokta ayırımı her an devreye alan bilincimizi var oluş ortamında her ne varsa birbiriyle ilintilidir mantığında sabitleştirmek ,

Oujo tablasındaki selülüz ve sair mataryel ile insan bedeni kimyasal yapısındaki elementlerin belirli konumlarda beraber duruşu ve özelliklerinin aynı oluşu bahsi geçen iletişim aktarma işinde toptan birlikteliği sağlıyor ,

Aklıma RA bilgilerinde medyumun (Carla l.Rueckert) hazırlanması konusunda yanındaki kitap mum v.s gibi maddelerin düzenlenmesi ve ilgili kişilerin etrafta dönmesi gerektiğinin RA yoluyla bildirilmesi ve bunların uygulanması sonunda iletişimin daha sağlıklı olduğu bilgileri geldi,

K.ların iletişim enerjisi diye tanımladıkları enerjisel bağ sanırım bu yolla daha etkili olmaktadır,

--------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. İnsanlar nefes ve meditasyon programı üzerinde çalışıyor. Bazıları fiziksel olarak sıradışı bazı deneyimler yaşıyor. Bazıları ise aşırı yorgunluk... İşte, her türlü şey oluyor. Sanırım bununla ilgili net bir sorumuz yok, çünkü bu aşağı yukarı beklediğimiz bir durum. Herkes birer birey ve programı uygulama biçimleri de kendi bilgi seviyelerine dayalı sanırım...
C: Programı doğrudan sen öğretirsen en iyisi olur. Ama bu kadar büyük bir ihtiyaç olması ve sistemin insanların fonlarını ve dolayısıyla seyahat etme ve senin harcadığın zamanı ve enerjiyi telafi etme yeteneklerini kısıtlaması koşulları altında, şimdiye kadar yapılan, yapılabilecek olanın en iyisiydi. Bazıları bu uygulama neticesinde yaratıcılıklarının ve daha doğrudan bağlantılar kurma yeteneklerinin geliştiğini görecek!
S: (L) “Zamanımı telafi etme yetenekleri” derken?
C: Daha önce enerjinin dengelenme gereksiniminden bahsetmiştik. Bu programı, bireylerin karşılama yeteneklerini göz önünde bulundurarak sunmanız doğru olur. Ama herkes hatırlamalı ki, isteyen HERKESE VERMEK BH’dir. Sen herkese TEKRAR TEKRAR verdin ve pek çokları hala bunun değerini anlamıyor veya tatmin edici bir telafide bulunmuyor. Programda zorluklar yaşayanların, verebileceklerinin tamamını vermediklerini farketmeleri mümkündür. Ve bu her zaman para anlamına gelmez. Adanma anlamına da gelebilir.
S: (L) Sorusu olan? (DD) Grup hala Pazartesi ve Perşembe’leri mi çalışma yapıyor? (L) Hm-hm. (Joe) Programı güzel bir paket halinde bir set olarak satışa sunacağız. Biliyorum konu sadece para değil ama, insanlar aldıkları birşeyin karşılığında doğrudan birşey verme fırsatı bulacak.
C: Hala hiçbir şey vermeden birşey elde edeceğini düşünenler kendilerini bloke olmuş halde bulacak.
S: (L) Ne gibi? “Bloke olmuş” derken neyi kastediyorsunuz?
C: İki ana biçimde olabilir: BH adayında, bir dengesizlik olduğunu bilen bilinçaltı süreci tarafından blokaj meydana getirilebilir. “Diğerleri” ise almak için doğru frekansta değiller. “Alma yeteneği” ve de kapasitesini hatırla.
S: (L) Diğer bir deyişle, bir kişi örneğin program için bir milyon dolar ödeyebilir. Eğer milyarderlerse, bu onlar için bir kova sudaki bir damla gibi kalır. Ama eğer bunu kendilerine yönelik bir çıkar için, manipülatif bir şekilde yapıyorlarsa, ortada bir alışveriş olmasına rağmen aslında hiçbir şey alamayabilirler. Doğru mu?
C: Evet. “Dulun akçesi”ni hatırlayın.
S: (Joe) Dulun Akçesi mi? (L) İncil’deki bir hikaye. Küçük miktardaki bir parayla ilgili. Bilirsin, çok para veren zengin adam kurtuluşu satın alabileceğini sanıyor. Fakir dulun verdiği paraysa çok az ama elindekinin tamamı. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet.

------------------------------------------------------------------
Burada gündemde olan para yardımları siteye maddi yardım v.s. değil sadece, durum anlaşılmıştır sanırım,veya ben anlaşılmamış kabul edip izah ediyorum anlayanları tenzih ederim,
"Alma yeteneği" için doğru frekansta olmamak, bunu açalım,

Kişinin bilincinde hala o eski tortular varsa yani KH tarafından asırlarca yerleştitilmiş monoteizm ve ona bağlı gücün kendimizde değil bir başka bilinmeyenden geldiğini söyleyen etki tam yok olmamış, şahıs gücün esasta kendinde ve var oluş segmentlerinde her yerde olduğunu idrak etmemiş ve Agnostik olarak senelerce uğraştığımız konuları fantazi bir bilgi olarak takip ediyorsa, sonuçta neler olacak bir bakalım gibi ilişik bir bilgi olarak yanıbaşımda dursun tavırları ile kabul ediyorsa velhasıl tam bir inanç yoksa bu kabil bir alma yeteneksizliği gösterir,

Adanma yani tam inanç teşekkül etmemiştir,

Katiyen bu durumdan kendimi izole etmiyorum tamlık eksiklik konusu şu anda toptan KH olan bizlerde pek ölçülemez, onu yürüyen yaşamda kişi denge ölçülerinde dersler alarak hayatta önüne çıkan olayların mantığında idrak eder,

-----------------------------------------------------------
S: (L) Alma kapasitesi, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Alma kapasitesini belirleyen şey nedir?
C: Kısmen genetik, kısmen de çaba. Ark’ın narsizm ve buna eşlik eden “çöp” hakkında söylediği şey.
S: (L) Yani narsistler ilüzyonlar yaratıyor ve bu ilüzyonları insanlara projekte ediyor. Alma yeteneklerini durduran şeyin bir kısmı bu. Sürekli dışarı birşey projekte ediyorlar, bu yüzden de hiçbir şey alamıyorlar.
C: Evet.
S: (L) Burada uzun zaman geçiren ve hayatlarında herhangi önemli bir değişiklik yapamayan insanlar, bir alma yeteneksizliği sorunu yaşıyorlar çünkü temelde kendi etraflarına bir duvar örüyorlar ya da narsist bir balonun içinde yaşıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Ve aynı şey uzaktan “anlayamayanlar” için de geçerli.
S: (L) Yani alanlar var, almayanlar var...
C: Kısmen. Eğer samimi arzu varsa, frekans titreşimine tekrar tekrar maruz kalmak değişiklikler meydana getirebilir. Ayrıca ruh replikasyonunu temsil eden bir dizi video, samimi bir şekilde istemekte olanlara yardımcı olabilir.
S: (Ark) Gurdjieff şok yöntemleri uygulamaya çalışmış. Doğru şok uygulamasının, kabuğun kırılmasına yardımcı olacağı fikri var. Ama görünüşe göre çok işe yaramamış. (A l) İnsanların kabuğunu daha kalın hale getiriyor. (L) Şoklar bazı durumlarda faydalı, ama her durumda değil. (Joe) Dış duvarın sertliğine bağlı. (L) Evet. (Joe Laura’ya) Yani burada temel olarak, pek çok konuda senin tarafından sunulacak bir dizi videodan bahsediyoruz, değil mi?
C: Evet.
S: (Joe) Örneğin?
C: Baştan başlayıp “Başlangıçta...”dan bahsetmeye ne dersiniz?
S: (L) Ne derdim ki?? (Joe) “Başlangıçta söz vardı” mı? Ve söz bir kerede bir harf olarak aktarıldı! (gülüşme)
C: Sadece kameranın önünde otur ve en iyi yaptığın şeyi yap: noktaları birleştir. Ve bil ki, her zaman olduğu gibi, gelecekteki yüksek benliğinle olan bağlantın, patlayıcı sezgilerine yardımcı olacaktır.
S: (Ark) Bence faydalı olacak olan şey, tutarlı bir sistemin sunulması gibi birşey. Çünkü insanlar şunun hakkında biraz birşey biliyor, bunun hakkında biraz birşey biliyor... Bunların birleştirilmesi gerekiyor.
C: Tüm bunlar, planladığımız serinin bir parçası olacak.
S: (L) SİZİN planladığınız mı? Ben de bunu ben planlıyorum sanıyordum? (gülüşme)
C: Biz seniz ve tersi.
S: (A l) Bir sorum var. Genetikten bahsettiler. İnsanların birşeyler almasını engelleyecek şekilde yapılmış genetik... Daha alıcı hale gelmek üzere, insanların bir şekilde genetiklerini değiştirmelerine yardımcı olması için yapabilecekleri birşey var mı?
C: Değiştiremezsiniz, ama eğer kullanılmıyorsa etkinleştirebilirsiniz.
S: (L) Diğer bir deyişle, pek çok insan genetiğinin önemli bir bölümünü kullanmıyor. (Allen) Ve kullanılmayan kısım etkinleştirilebilir. (A l) Peki nasıl etkinleştirilebilir?
C: Çabanın önemli bir payı var. Ve çaba bilginin önünü açabilir. Bilgi ne yapar?
S: (Joe) Korur!
C: Örneğin beyin kimyasıyla ilgili son hususlar: bu kavrayış çaba ve bilgi artışı sayesinde geldi! Sonuç daha fazla DNA’nın etkinleşmesi olacak! Ağ çalışması ve deney yoluyla bilginin şimdi nasıl üssel olarak arttığına bakın!

------------------------------------------------------------------
İnsanların narsist uygulaması özellikle bazı bilim insanlarının yaptıkları,onların genellikle söylediği şu,

Ben bir çok bilgiyi hazmettim geldim ve bunları buldum alın realitenizi buna göre şekillendirin bu çizgilerin de dışına çıkmayın,

Tahsil hayatındaki yeni yeni bilgilere geçişteki atalet yani ağırlık değişimin devamlı uygulandığı var oluş özelliğinde bahsi geçen narsist uygulamaları çok defa başka yol yok saplantısına sokmuştur,

Kişiler öğrenimde eğer büyük bir çıkış yapamayan eğiticiler ve düzenleyen planlayan üst otorite mensupları bulunamazsa ayrıca KH saplanmış bilgileri bir de ezber programı içine hapsetmişlerse öğrenmede geri kalırlar, yani sorgulayan değil otomat ezberleyen talebe tipi,

Bu husus narsist uygulamanın etkisinin ortaya çıkmasına sebep olur

Orta okul ve lisede öğrendiğim atom yapısı imajını 30 yaşıma gelip tıp tahsili yaparken ancak gerçek özelliklere getirdim ve enerjisel yapının elektronların (n) sonsuz sayıda orbitallerde dolaştıklarını zorlamayla anladıktan sonra bir yerlere yerleştirmeye çalıştım ,madde üzerine yığılmış somut denen yanılgılardan kurtulmaya doğru gittim,

Zorlamayla dedim zira o çağlarda bile lisede okutulan fizik tedrisatı hala eski sınırlardaydı, atom yapısı ortada bir çekirdek etrafında sadece bir yörüngede dolaşan elektron,

Değişim demekteyiz bir kısım insan bunun ne olduğunu katiyen çözemiyor ama bizlere bir pandemi macerası yaşatan virüs bile yapılan aşılara karşı sonsuz mutantlara geçiyor, dirençli hale geliyor,

Bu değişim işinin var oluşun bir numaralı öğesi olduğunu ancak narsist duvarları yıkan bu ızdırap yaratan gerçeklerden sonra idrak edebiliyoruz, bu arada bir alıntıya bakalım,

"S: (L) Osiris döngüsünün gerçek manasını tanımlayabilir misiniz? Osiris’in öldürülerek bedeninin parçalanması neyi sembolize ediyordu?
C: Bilgi merkezilerinin çıkarılması.
S: (L) Neyin bilgi merkezlerinin çıkarılması?
C: DNA’nızın.
S: (L) Yani Osiris’in bedeninin parçalanması, bedenlerimizdeki DNA’nın parçalanmasını temsil ediyor?
C: Kısmen. Aynı zamanda bilgi kapasitesinin azalması anlamına geliyor.
S: (L) Cinsel organın nehre atılması ve üç balık tarafından yenmesinin anlamı nedir?
C: Cinsel şiddet enerjisinin eklenmesi.
S: (L) İsis’in efendisi Osiris’i arayışı neyi simgeliyordu?
C: Dişi enerjinin, erkek enerji ile olan birliğinin kopması.
S: (L) Bunun beyin faaliyetleriyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Beyin yarıkürelerinin ayrılması.
S: (L) Bu, DNA’nın değiştirilmesi yoluyla mı gerçekleştirildi?
C: Evet"

Cinsiyet ayırımı ve DNA üzerinde oynamalar,

Bütün macera DNA mızda kayıtlı KH nın narsist uygulamaları ile büyük kısmı etlisiz hale getirilmiş ,siz bilgilendikçe beyin kimyasındaki haretketlerin nöron çalışmalarında yoğunlaşırsanız yani idrak gerçekleşirse bu etkisiz olan DNA parçalarını işler vaziyete getirirsiniz olan bitene başka açılardan bakar evvel göremediklerinizi görmeye başlarsınız dediğimizde bize masal anlatıyor bu adam diye bakanları çok gördüm hala görüyorum,

K.lar bu DNA parçalarının bir kısmı size üst yoğunluktan gelir diyorlar ,oradan ödünç alırsınız deniyor ,onun işler vaziyete gelmesi demek insanın artık üst yoğunluk realiteleri ile kontak kurabiliyor olması demek ,körlük bitiyor gören gözlere sahip olmak demek, zira 7Y orada duruyor, göklere değil kendimize bakmak gerek,

Ve hala Agnostik seçimler..

Bu kelimeyi de çok sevdiğimiz Gaia isimli ve şimdi bu seçimi yapan genç dostumdan öğrendim ,ayrılmasına üzüldüm.

------------------------------------------------------------------
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba!
S: (L) Kimle birlikteyiz?
C: Kasyopya birleşik düşünceden Groyla.
S: (L) Girişe neden bu ekstrayı eklediniz?
C: Bazen bir “adın” sadece sizin alışkanlığınıza yönelik olarak verildiğini unutuyorsunuz. Bir hatırlatmanın gerekli olduğunu düşündük.

------------------------------------------------------------------
Artık her K. cümlesinden bir geniş yorum çıkartmaya başladık nereye kadar bakalım,

Birleşik düşünce bölümünü bizim anlamamız yadırgamamız için tek bir varlık ismi gibi verdiklerini vurguluyorlar, bunu ayırımın tel tel parçalarında her şeyi bu tekil oluşumda karşılamaya çalışan ve alışan insan zihnini bütünlüğün sergilenen bu çoğulluğuna adapte etmeye çalışıyorlar ,esasta gerçek olana,

Bütünlük dediğimizde bizi acımasızca yargılayan bilinçler olduğunu bilmekteyim ,"şuna bak kendini bir şey sanıyor",evet bir şey değil ama her şey sanıyor ,burada beni tenkit eden yargılayanlarla beraber olduğumu ve sıklıkla yorumlarımı yaparken belirtiyorum ve her şey olduğunu sanan bu şahsın tekil davranışlarda oldukça fazla tökezlediğini de biliyorum,

Ya tekili seç ve herkes gibi davran yoksa dışlanırsın bunun ne olduğunu her zaman görmekteyim, sırada adımlarını ters atan veya hizadan çıkan asker gibi olma topluma uy,

Uyamam ,bazı gerçeklere ulaşıp zihni yapıda aynı hizaya gelemem, ama yok olmamak için yaşamı sürdürürken yaşam rolü yapıyorum veya yapıyoruz desem yanılmam zira bu sitede aynı havada olduklarım var,

Bunu bir stress konusu yapıp kendini olanın dışına çekmek ise yerinde bir davranış değil ,zira bu durumda en önemli ders bunu zorluk değil sabırla geçecek bir evre olduğunu bilince yerleştirmek, ben başkayım dediğinizde esasta dersi anlamamış başlangıç sınıfında bir talebesiniz demek,

"Din hayattır"

Ve başka bir kanal bilgisinden, negatif pozitif aldırmadan bakarsak yerinde ve çok şey anlatan bir tabir,

"Gayretsiz geçen zaman harcanan sabırdır"

----------------------------------------------------------------
S: (L) Peki nefes programımız konusundaki durum nedir?
C: Yapılan eylem sana bu programın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor olmalı! Farkındalığı ve ağ çalışmasını sürdür! Ve her zaman olduğu gibi, bilgi korur!! Son olarak, Victoria ve diğerleri, diğer düzlemde dayanışma içinde sizin enerjilerinize destek veriyor. Bunun muhtemel nedeni, kendi aleminizdeyken kurduğunuz bağlantılar.
S: (L) Bizimle bağlantı kurmuş ve diğer tarafa gitmiş olan insanlar bize enerjilerini daha saf bir şekilde gönderebiliyorlar öyle mi? Ve yalnızca bizimle daha önceden bağlantı kurmuş olan insanlar mı bunu yapabiliyor? Söylediğiniz şey aşağı yukarı bu mu?
C: Evet.
S: (L) Yani herhangi biri değil de, bir bağlantın olan insanlar... Hatırlıyor musun, sen Maxwell’e bir soru sormak istemiştin ve onlar da onunla gerçek hayatta bir bağlantın olmadığı için onunla temas kuramayacaklarını söylemişlerdi? (Ark) Hatırlamıyorum. (L) Buna benzer birşey olduğunu hatırlıyorum. Ya Maxwell’di ya da Einstein’dı. Ya da buna benzer birşey. (Joe) Ölmüş bir bilimadamıyla temasa geçmek mi istediniz? (L) Evet, Ark istedi ve K’ler de, bir bağlantı frekansı oluşturacak şekilde gerçek hayatta kurulmuş bir temas olmadığı için bunu yapamayacaklarını söylediler. (A ) Geraldine orada mı?
C: Oo evet!
S: (A n) Victoria’ya merhaba diyebilir miyiz?
C: Gülüyor!
S: (Joe) Gülmekle çok meşgul olduğu için görüşemeyeceğiz galiba. (gülüşme) (P ) Bize vermek istediği bilgiyi şimdi verebilir mi?
C: Hayır. Eğer bu mümkün olsaydı, oyundan çıkarılmasının bir amacı olmazdı.
S: (Joe) Bu birşey ifade ediyor.
C: Genelde öyle görünmese de “kurallar” var.


------------------------------------------------------------------
Nefes programının harikulade etkisi ve yoğunluk değiştiren Victoria ile ilgili,

Victoria siteye girip çeşitli zamanlarda zararlı çıkarımları yüzünden bir kaç defa steyi terk edip en sonunda bu nick le tekrar girip faydalı çalışmaları görülen birisi ,ancak köpeklerini gezdirirken bir tren kazasına uğrayıp yoğunluk değiştirmiş ,

Bu kişinin siteye tam faydalı olacağı ve önemli ifşaatlarda bulanacak zamandan evvel KH tarafından 2B(köpekleri) yoluyla dikkatinin dağıtılıp kazaya uğranması sağlanmış,

Yoğunluk değiştirmiş bu kişi ile temas isteğindeki hassas bölüm dikkatimi çekti, isteğe karşı söylenenler,

"C: Hayır. Eğer bu mümkün olsaydı, oyundan çıkarılmasının bir amacı olmazdı.
S: (Joe) Bu birşey ifade ediyor.
C: Genelde öyle görünmese de “kurallar” var."

Siteye faydalı olabilecek ifşaatlarının arefesinde bu şahıs yoğunluk değiştirtiliyor ve bu işin "kurallar" manzumesinde olduğu belirtiliyor,

Sanırım bu olayda denge izahında bol bol vurguladığımız KH BH uygulamalarının özelliğine dikkati çekmek var ,belki bu kişinin izahatları celse dostlarımızı KH nin çok gözüne batan bir hale getirip tehlikeli sonuçlara yol açacaktı,

Konuyu bizim 3Y uygulamalarındaki kaba etki tepki faaliyetlerinin dışında değerlendirmemiz gerek ,olacakların üzerinde yapılan hassas analizler sonunda yokmuş gibi sanılan kuralların bazen devrede olabileceğini anlıyoruz, belki bu ifşaatlarla bir kısım insanın derslerini tam almamalarına sebebiyet verecekti,

Bu kuralların ana karakteri ise dengeyi bozacak her türlü olayın gerek BH gerekse KH davranışlarının birbiri yönünden kabulunü devreye almakta ,pozitif yönde aşırı kümülatif hareketler KH salvoları ile dengeleniyor,

Bir defasında K.lara KH bu kadar güçlü ise insanlığı neden toptan bir anda yok etmiyor sorusu sorulmuştu cevap,

Başlarına geleceklerin ürküntüsüne girip çekinmekteler, mealinde idi, daha doğrusu besin çiftliklerinden toptan mahrum kalmak istemiyorlardı,

"S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutmak, 2: Sayılarını artırmak, 3: Güçlerini artırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak."
Denge işlerindeki mantığı bu görünmez bilinmez kurallarla değerlendirmeye çalışmalıyız,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Tüm bu faaliyetler neden şimdi oluyor?
C: Kapanmak üzere olan büyük döngü çok özel bir fırsat sunuyor.
S: (L) Bu, geleceği değiştirmek için özel bir fırsat anlamına mı geliyor?
C: Geleceği, geçmişi ve şimdiyi.
S: (L) Tüm bunlardan öyle anlıyorum ki, eğer büyük döngüde bu noktada birşeyler değiştirilmezse herşey çok berbat bir sona doğru gidebilir, öyle mi?
C: Ama gitmeyecek. Kavramı anlamadın.
S: (L) Yo anladım, söylediğinizi anlıyorum. Tüm bunlar döngünün bir parçası. Herşey bir döngünün parçası. Kastettiğim şey...
C: Anladın mı???
S: (L) Neyi anladım mı?
C: Kavramı anladığını söyledin. Gerçekten öyle mi? Öğren.

------------------------------------------------------------------


C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü’ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.
------------------------------------------------------------------

Laura mutlaka anlamış ve kitaplarında "dalga v.s."anlatmıştır,şu konumda bizim anladıklarımızı sıralayalım,

Uzun ve kısa dalga döngüleri evrende devam eden bir gerçeklikteler, yani bu olay "Brahmanın nefes alması" yahut "Tanrının soluk alıp vermesi" "sarkaç harekatı" olarak tarif edilmeye çalışılan sonsuz olarak devam eden olay,

Slayt göstericisinin "evrensel morfik alan" şeklinde de tarif edilen kabaca var olmuş ne varsa hepsini ihtiva eden olarak kabul ediliyor burada bir slaytı dışa çıkarıp bakan bizlerin maruz kaldığımız gerçeklik lineer zaman ve ona bağlı mesafe deneyini içine alan bir var oluş şekli ,

Kısaca bu slayttan bir kaset seçilmiş bu dünya yaşam kasedi, biz bu oyunun içindeyiz,

Konuyu bu şekilde ele aldığımızda olaylar yaşam denen bu oyun içersinde tamamen kendi özgür seçimlerimizle cereyan ediyor,

Oyunun sunulması yani bu kasedi önümüze koyan ise yine başka bir kaset oyunu oynayan Orion sakinleri ,bizim bedenlerimize benzer bedende ama tamamen teknolojik üstünlükle bizim oynayacağımız kasedi yarattılar ve KH manipülasyonuna soktular ,bu şekildeyken biz seçtik,

Bu var oluş kasetleri her yönde yaratım gösteren gezici ruhlar dediğimiz bir in parçalı ruh birimleri tarafından lanse edilmiş sonsuz yaratım unsurları halindeler ,

Şu çok ironik ki bizler de farkındalık geliştirip gelen dalgaya intibak edebilecek halde üst yoğunluğa çıkabildiğimizde, o kapasitede olduğumuzda "evrenler yaratabileceğiz" ve şu an ilkellikle şikayet ettiğimiz hususların fevkinde ,değişiminde yaratımlarda bulunacağız,yani yeni kasetlerin oluşumuna sebep olacağız,

(Fevkaladenin fevkinde=çok üstün üstü ,Qui dost iyi bilir)

Bir varmış bir yokmuş ,masal gibi,

Olmayan şey masal olamaz ,hayalin genişliği o morfik alanla ilgilidir ve yaratımın başlangıç unsurlarıdır..

"C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz."

Şimdi bir ile birlik halini görürsünüz dendiğinde sanki oluşan devrede olan veya seyredilen kasedin tamamen başka yaratılmış bir fenomen gibi görmemeliyiz ,

Yani sonsuzu ihtiva eden kaset orada içinden birini almış seyrediyor oynanana bakıyoruz gibi algılanmamalı ,7Y oluşan her oluşumun mimarı ve ortaya konan macerayı şekillendirmekte başlangıç oluşumlarından birle bir olmaya kadar cereyan eden oyunu sergilemekte,
"her zerreyle bütünüm "dediğimde veya dendiğinde o bizim şu anki algılamamızla bu maceranın orta bölümlerinde oyunu oynar durumda,

Esasta ne baş ne orta ne de son diye bir şey yok,
Zaman ve mesafe deneyimi bizim kasedin ana senaryosu,

27.03.2006
Her yeni güne başladığımızda sahneye çıkmış gibiyizdir
Bedenimizle sanki oyun kostümü giymiş gibiyizdir
Bir günü sonladığımızda
Perdeyi kapatıp oyunu bitirmiş gibiyizdir

Senaryo hazırdır uyarız sandığımızda
Aksatmadan oynar gibi olduğumuzda
Bir şeyler başka yöne kayar,beğenilir
Anlarız istenen tuluattır , gerçeği kavradığımızda (tuluat=oyunda özgür seçim halleri)

Oyna insanım oyna sahne rolsüz kalmasın
Mizanseni genişlet, zaman boşa akmasın
İyi kötü bir roldür artık anlasana
Değerli olan oynayandır, alkış azalmasın

02.04.2006
Oynayanı gözleyen oyunu özler mi
Yoksa onu ilgilendiren sahnedeki sözler mi
Bırakın oynasınlar ben seyredeyim diyenler
Eski istasyonda kalıp trene binenleri gözler mi


Ara..


Edited by - Tgur on 06/05/2021 10:35:09
Go to Top of Page

Tgur


1510 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 21/05/2021 :  08:30:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
FARKEDLİENLER II

C: Çok dikkatli ol. Hatırla, bir frekans çitinden içeri giriyorsun. Çıkmak zor olabilir.
S: (A n) Üzerimde yapacağı etkinden dolayı mı çıkmak zor, yoksa çıkmamı engellemeye mi çalışacaklar?
C: Her ikisi.
S: (A n) Çıkmamı engellemek için yapacakları şeyleri hafifletmek için yapabileceğim birşey var mı? Ne gibi şeyler beklemeliyim?
C: Bilgi yalnızca uygulandığında korur.
S: (A n) Anladığımdan emin değilim. Sorun, uygulamadığım bilgilerle mi ilgili?
C: Biraz.
S: (A n) Uygulamam gereken bilgiyle ilgili herhangi bir ipucu verebilir misiniz?
C: Böyle bir durumun içine giriyor olduğun bilgisi.
S: (A n) Tamam. Yani oraya dönmeyi çok hafife alıyorum ve bunun beni ne kadar çok etkileyeceğine yeterince dikkat etmiyorum, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam millet, ben yoruldum.
C: Tam şu anda en önemli olan nedir? Bu düşünceyi ve soruyu her zaman aklınızda tutun. Hoşçakalın.

-----------------------------------------------------------------

Dünyada yaşamı sürdürürken zaman içinde yoğunlaşmış bir illüzyon ortamında bizleri evvel olanlar ve ilerde olacaklar ve şu anda olmakla ilgili genel bir düşünce yumağı kaplar,

Geçmişte olan belki sizi manen veya maddeten acıtmıştır onun etkileri altındasınızdır, ileride olacaklar hakkında beklenti ve arzulu düşünceler de zihninizi kaplamıştır bu etkiler altında iken pek şu anda olanlara dikkat etmeyiz ve bir olumsuza çarparız, zarar görürüz,

Defalarca vurguladığımız şey, geçmişte olanlardan canınızı acıtanları artık değiştiremezsiniz silin zihninizden ,geleceğe de pek kilitlenmeyin her istek mutlaka istediğiniz şekilde olacak değildir aşırı planlar yapıp kendinizi o planladıklarınız oluşmayınca stress dalgalarına maruz bırakmayın şeklinde bu dünyada biraz fazla kalmış kişi tavsiyeleri,

Bu alıntı bölümünde buna benzer bir yol gösterme görüyoruz özellikle bilgi sahibi olmanın ve tam şu an ne oluyor ve önemli farkındalığı kişiyi bir çok badireden kurtarır,

"C: Böyle bir durumun içine giriyor olduğun bilgisi"
". C: Tam şu anda en önemli olan nedir? Bu düşünceyi ve soruyu her zaman aklınızda tutun. "

--------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Öncelikle, A {Nefes/meditasyon programını uygulayan bir arkadaş} çok zor bir zaman geçiriyor. Bir tür duygusal çöküntü yaşıyormuş. Aklını kaçırmakta olduğunu düşünmüş. Ona söylediğim şeyler dışında, yaşadığı şey hakkında bilgisel olarak ekleyebileceğiniz birşey var mı?
C: Katı inatçılığı nedeniyle onun deneyimi seninkine benziyor.
S: (L) Tamam, benim katı inatçılığıma benzer katı bir inatçılığı var. Bu nedenle de, benim yaşadığım çöküntüleri yaşayacak, öyle mi?
C: Evet. 1996
S: (L) Anlıyorum.
C: Eğer kişi yanlış temel üzerinde kristalize olursa, bu, çok daha fazla acı anlamına gelir.
S: (L) Onun bir tür temel üzerinde kristalize olduğunu söylüyorsunuz. Ve benim de?
C: Evet.
S: (L) Benzer temeller mi?
C: Hayır.
S: (L) Ama bunun bir tür kristalizasyon durumu olduğunu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu kristalizasyona neden olan neydi? Veya özelliği neydi?
C: Travma durumunda hayatta kalma ihtiyacı.
S: (L) Benden kesinlikle çok daha fazla, en azından eşit derecede travma yaşamış insanlar var, ama onların benzer nitelikte, gerçekten sıradışı ölçüde herhangi bir acı çektiğini görmedim.
C: Onlar kristalize olmadılar, bölündüler.
S: (L) Yani bazı insanlar hayatta kalmak için kristalize oluyor, bazıları ise bölünüyor. Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Sanırım eğer hayatta kalmak için bölünürsen, tüm yapman gereken kendini tekrar bir araya getirip birleşmek. Ve dolayısıyla bu, kristalize olmuş olan ve herşeyini paramparça eden birinin durumundan daha kolay oluyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki insanlar arasında, örneğin, farklı deneyimlerin bazılarının nedenlerinden biri de bu sanırım?
C: Evet.
S: (Joe) Belki de bölünen insanların durumunda, tekrar bütünleşme olayı uzun bir süreçte, yavaş yavaş oluyor ve acı miktarı da az oluyor. Kristalize olanlarsa, herşey birden kırılana kadar acıyı bekletiyorlar. (L) Evet, kristalize olanlar muhtemelen daha fazla direnç gösteriyor. Sanırım benim durumum da uydu...
C: Evet.
S: (L) Pekala... Çok hafif deneyimler yaşayanlar var. Bu fazla deneyim yaşamayanların durumu nedir?
C: Tek tek küçük parçacıkları kaynak yapıyorlar. Onlara sabırlı ve azimli olmalarını söyle. Bir noktada geri bakıp katettikleri mesafeyi görecekler. Bu, hafif bir dağ yamacında yukarı doğru yürümek gibi.
S: (L) Onlar şanslı olanlar, desenize!
C: Yapıya ve güçlü duygu potansiyeline bağlı.
S: (L) Bu konu hakkında başka sorusu olan? Sorulması gereken herhangi bir husus? (Ark) Sanırım ben şanslılardan biriyim. (C ) Evet, ben de. (L) Yapmanız gerekeni azar azar yaptınız. (Keit) C ’deyken ben de çıldırıyorum sanmıştım. Şimdi iyi sayılırım. (A ) Ben geçen gece korkunç bir deneyim yaşadım. Joe ile birlikte programı uyguluyordum ve birden, işkence gördüğüm bir vizyona girdim. Tırnaklarım sökülüyordu ve bunu durduramadığım için ağlamaya başladım. Çok travmatikti. Böyle birşey ilk kez başıma geliyor. (DD) Programı ilk kez yaptıktan sonraki gece bir rüya görmüştüm. Tehlikeli bir adamla birlikte bir senaryonun içindeydim. Polis veya ordu gibi birşey tarafından takip ediliyordum. Ve bu kötü şahıs beni boynumdan yakaladı. Elinde ince telden yapılma bir kanca vardı. Kancayı sağ taraftan böbreğime soktu. Sonra geri çektiğinde, kanca bir elektrikli şok aleti gibiydi. Sabah yaklaşık saat 6’da çığlık atarak uyandırdım kendimi. Hayatım boyunca gördüğüm en garip rüyaydı. Ciğerlerimin yettiği kadar çığlık atarak kendimi uyandırdım. Tekrarlanmadı neyse ki.
(L) Forumdaki insanların yaşadığı bu gerçekten üzücü rüya ve deneyimlerin bir bölümünün dayandığı belirli bir neden var mı?
C: İlgili geçmiş yaşamların sonunda çözülmeden kalmış acı ve sıkıntıların anıları. Maalesef bu tür bazı deneyimler acı verici, ama bu yöntem, bu amaca yönelik yöntemler arasında en az travmatik olanı. Karanlık rüyalar sistemden temizlendikten sonra herşey daha iyi olacak. Takılınacak ilüzyon kancaları lmayacak.
S: (L) Yani o zaman gizli, görünmeyen veya bilinmeyen duyguların insanlar üzerindeki kontrolü azalacak ve daha... (Keit) ... daha iyi gerçeklik değerlendirmesi ve reaksiyonları gösterebilecekler?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki pek çok insanın giderek zekileştiğini görüyorum. Gerçekten olayları anlıyor, parçaları bir araya getirebiliyor gibi görünüyorlar...
C: Artık ilüzyonu desteklemek üzere enerji gerekmediğinde, bu enerji bilgi ve farkındalık için kullanılabiliyor.

----------------------------------------------------------

Uzunca bir alıntı olsa da konu çok mükemmel izah edilmiş,
Takılı kalınan bir durumda inatla direnmek kristalizasyon yaratıyor bu bir nevi arzulu düşünce veya inanmakta inatçı bir duygu ile beklemek ve olanları bu kristalize olmuş bilgi merceğinden görmeye çalışmak , değişimi kabul etmemek,

Ve bunu hayatı kurtaracak tek yol olarak kabul etmek ,

Radikalizm subjektiftir,

"radikalizm ilkelerinden ziyade uygulamaları ile karakterizedir"

Halbuki ilkelerin sahibi bir davranış değişiminin akan serin sularındadır, bölünüp bilgilenip içinde olduğu veya zihninde düğümlenmiş konuyu analiz ortamına sokarak subjektif bir ortamdan objektif bir ortama doğru sürükler, böylece kristalizasyonun parçalandığındaki acıları pek çekmez,

Yaratmak diyoruz ve bunu uygun yoğunluğa geçince biz yapacağız diyoruz, monoteist bir kristalize inanç bunu katiyen kabul etmiyor, şu şartlarda yaşayan ve ilkel davranış hallerine kısılmış insanın durumuna bakarak belki alay ediyor, zira ilkeleri sorgulayacak bir zihin yapısına geçmemek üzere korkutulmuş KH tarafından asırlarca manipulasyonlara tabi olmuş, önlerine ispatlar koysak da nafile,

Her zamanki ilkel ispat yollarına geçelim,

Yüz yıl evvelki insan bir cep telefonu düşünebilir miydi, robot yaratabilir miydi p.c . de istediği bilgiye hemen ulaşabilir miydi canlı klonlayabilir miydi ,bunlar bir nevi yaratma provaları değil mi,

Hayır efendim o müsaade etti de öyle bu kabiliyetlere ulaştık,

O zaman neden evvel kıstı da şimdi serbest bırakıyor ,koyun muyuz biz, (2Y dostlardan özür)

Devir kıyam devri çobanlar kuzu kuzular çoban
Boşunadır kendini güttürecek bir çoban araman
Ayağından asılacak dalı bir an evvel seç
Gayretsizsen ağaç da kalmaz biraz çabuk davran

Zihnin sınırlı olmadığını anlamış ama o sınırları aşacak kabiliyet KH nın koyduğu daraltma tıkama barajları ile pek aşılamamış mesela sana bu kadar bilgi yeter ötesine bakma çarpılırsın salvoları aşanlara ise o kristalizasyonu kıramamışlar tarafından oldukça kötü davranış sahneleri,

Dünya insanının acılarla dolmasına sebep olan savaş ,bir başkasına işkence ve yaşamını zorlaştıran davranışları normal gören 2Y içgüdüsel ham insan anlayışları halen yürürlükten kalkmadı sürüyor süründürüyor,

Bu nedendir şeklinde analitik bir bakış, lineer zamanın varyasyonudur neticesini çıkarır ,başlangıcı öne alan ilkellikten çıkmaya doğru değişkenliği devreye alan yaratım ,zamanın akan yollarında gelişmeyi esas alır,

Bu kasetteki oyunun senaryosu budur, parçadan bütüne gidiş,

DENİZ
Üzerinde ala bulut
Üstünde gümüş gemi
İçinde sarıbalık
Dibinde mavi yosun
Kıyıda çıplak adam
Durmuş düşünüyor
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa
Yosun mu olsam, balık mı yoksa
Ne o, ne o, ne o, ne o
Deniz olunmalı oğlum
Bulutuyla, gemisiyle
Balığıyla, yosunuyla
Deniz olmalısın oğlum Deniz...
Nazım Hikmet
------------------------------------------------------------------

S: (L) Yani, Lobaczewski’nin deyişiyle bol miktarda “seçim ve değiştirme” yapan insanlarda bile, rasyonel zihinlerinin bir parçası gerçeğin ne olduğunu biliyor ama o eğer onların grubu, sosyal ortamı, geçmişi veya yetiştiriliş biçimleri o gerçeği kabul etmeye uygun değilse, o gerçeği bastırıyorlar ve onu kendilerine başka şekillerde açıklıyorlar. Ama yine de asıl gerçeği biliyorlar. Eğer gerçeği bilirsen ama onu içinde çarpıtıp kilitleyip bastırırsan, kendine ona bakma ve onu kabul etme izni vermezsen ne olur? (Ark) O artış/büyüme olduğunda, ...küçük şeytan büyük şeytan olacak. Seçmek daha kolay olacak. Seçimler de büyüyecek. [pozitiflikle negatiflik arasında] seçim yapılması gerekecek. Bu karar .... (L) Çok zorlu olacak. (Ark) Evet, ama aynı zamanda daha berrak olacak. (C ) Ya aklın başında olmadığı için bu seçim berrak olmazsa? (L) Eğer korkun çok büyükse. .. (C ) Kör mü olursun? (Ark) Kaybolursun. (L) Beni asıl şaşırtanlar, aksi yöndeki tüm kanıtlara rağmen yalanlara inanan insanlar. Bunu neden yaptıklarını anlamıyor değilim, çünkü bunun psikolojik ve beyinsel mekanizmasını biliyorum ve bunun binlerce yıldır azar azar insanların hayatına sokulduğunu, herşeyin kirlendiğini biliyorum. Bu korkunç birşey tabi. Ama ya bir psikopat? Duyguları olmayan bir psikopat? Hiperkinetik duyumsayış, yani dalga bir psikopatı nasıl etkiler?
C: Bir tür “duyguları” var. Karanlığa açlık.
S: (L) O zaman dalganın onlarda arttıracağı şey karanlık açlığı mı? (A ) Daha fazla karanlık. (L) Peki o zaman ne olurlar? (Allen) Daha da aç gözlü! (L) Kendi kendilerini yerler belki de?
C: Aşağı yukarı. Merkezinde kocaman boş bir delik varsa, ne yaparsın?
S: (Ark) Bunun nasıl olacağını anlayabiliyorum. Bir yanda bu psikopatlar var ama aynı zamanda giderek dengesizleşen pek çok insan var. Giderek çıldıran bir sürü insan var. Psikopatlar birşeyin, yani yeni bir fırsatın ortaya çıktığını görebilecek, öyle değil mi? Yeni kurbanlar. “Onlar benim!” “Hayır, BENİM!” deyip birbirleriyle kavga edecekler. (L) Çünkü açlıkları giderek artacak. Maskeleri düşecek ve insanlar onları oldukları gibi görebilecek.
C: Evet.

--------------------------------------------------------------
Bu bölümde celse sahiplerinin bu işi genelleştirmek ve Eiriu Eolas programını kişilere tanıtma videoları hazırlamaları yolunda yapılanlar esnasında zihinlerine takılan konuları işledikleri bölüm,

Öne çıkan konu dalga etkinliği ile insanların "hiperkinetik duyumsayış" halinde nasıl bir ruh haline gelecekler ve seçtiklerinin sonucu ne olacak,

"S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.
S: (C) Ben enerjiyi her zaman atomik olarak gördüm.
C: O maddesel enerji. "

Tahminen bu anlarda böyle bir ruh halindeki insanlar olarak hiperkinetik duyumsayış olarak seçimlerini yapmak üzere tasnife giriyorlar ,

Bütünlüğün hepsini kabul eden anlayış, bu zihinsel ortamlarında psikopatik "karanlığa açlık" halleri ile içlerinde koskoca boşluk bulan kişilerin ruh parçalanmasına maruz kalacakları ve en sonunda primal atom halinde var oluş segmentlerine tekrar katılmaları durumunda zedelenme yaşamıyor,

Bazılarına bu bütünlüğü kavrayış ifadelerim ters geliyor o yüzden olayı açmaya çalışıyorum, bir evvelki şiirde Nazım Hikmet gibi üst akıllı ve meramını o mucizevi anlatım yoluyla anlatan kişilerin varlık ortamında olmuş olmaları beni teselli ediyor ,yani hemen hemen her çağda "o bende" diyenler var,

Bu konu üzerinde neden hep duruyorum ,zira bütünlük ve birlik bilincinin ne olduğunu tam anlamazsak kutupsal olayın bir yönünde takılı kalırız ,oysa almaya çalıştığımız tüm bilgilerin ortak noktası bu ,izleyeni var oluşun her zerresinde olduğunuzun idrakini vermek,

Sen orada ol ben parçadayım buradakiler bana yeter demek te özgürlüğün bir olmadaki yansımasıdır, yaşa ,zamanı yürüt zira yaşam biter yol bitmez..

Evvelce çok meşhurdu bu söz ,uzun yol otobüs şöförünün gözünün önünde yolda gidişte sabırı devreye almaya yardımcıydı, bakar rahatlar yollarına devam ederlerdi.

Var eden ve var olan bir..

Ve uğraştığımız bu bilgilerin prime aktarıcıları şöyle söylüyor,
"S: (L) Bu gece kimle birlikteyiz?
C: Koripfkek.
S: (L) Hiç kendi bedenin oldu mu?
C: Vardı, olacak, var!
S: (L) Ölmüş birinin ruhu musun?
C: Kasyopya 6. yoğunluk tüm seviyelerde mevcut."

------------------------------------------------------------------

C: Aklımızda fazlası var. Negatif enerjilerle etkileşimlerinize dikkat edin.
S: (L) Bu kendi gerçekliğimizi yaratmak gibi, değil mi?
C: Kastettiğimiz o değildi... Kalkanınızı aktif tutun ve negatif enerjilerin sızmasına izin vermeyin... Yalanlara inanmak... Pozitif olduğunu sandığınız negatif müzik dinlemek... negatif filmler izleyip bunun gözardı edilebilir olduğunu düşünmek gibi. Kendine yalan söylememek son derece önemli. Yöneliminin gerçeği bilindiği, kabul edildiği ve anlaşıldığı sürece pek çok şeyi dinleyebilir, izleyebilirsiniz. Anladınız mı?
S: (L) Diğer bir deyişle: farkındalık. Birşeyi olduğu gibi görmek, negatif birşeyin sana sızmasına izin vermemek, pozitif olduğunu düşünmemek. Görebilirsin, algılayabilirsin ve varlığını kabul edebilirsin ama seni etkilemesine izin vermemelisin. Çünkü dünyayla ilgili algılarını kapatamazsın ama algıladığın şeylerin seni etkileyiş biçimini kontrol edebilirsin. Yani negatif şeyleri olduğundan farklı birşeymiş gibi düşünüp alanına alma. (Belibaste) Olduğu gibi gör. Negatifse negatif olarak gör. (L) Evet içinde pozitif değişikliklerin meydana gelebilmesi için gerçek üzerinde odaklanmak gerekir. Yani “pozitiflik” bazı durumlarda birşeyin negatif olduğunun tespit edilmesi anlamına gelebilir, çünkü bu doğrudur. (Galatea) Hangi tohumun yeşermesini istiyorsan onu sula. (L) Konuştuğumuz konu temel olarak bu mu?
C: Evet.
S: (Ark) Ben derim ki herkesin geniş açılı bir dikiz aynasına ihtiyacı var.
C: Evet.
S: (L) Çünkü arkana birşeyler yaklaşıyor ve kör noktada kalıyor. Pekala Atreides. Senin sorun. (Atreides) Biraz şahsi. Halüsinasyonlar görüyorum. Birşeyler çizerken çizdiklerimde bazen hareket eden birşeyler görüyorum. İnsanların söylemediği şeyler söylediklerini duyuyorum sürekli.
C: Kozmik değişiklikler!! DNA değişiklikleri!
S: (Atreides) Yani delirmiyorum, öyle mi?
C: Hayır.
S: (Galatea) Bana olan şey de aynı mı? Ben de birşeyler görüp duruyorum.
C: Evet. Beş on sene önceki halinizi hatırlayın, şu ana kadar geçen süredeki değişiklikleri fark ediyor musunuz?
S: (Herkes) “Evet!”
C: Bu değişikliklerin en temel yapınızda da tekrarlandığından / yansıdığından şüphelenmiyor musunuz?
S: (L) Bunun hakkında düşünmemiştim.
C: Kendi üzerinizde çalışınca böyle olur! Sizi daha da büyük ve hızlı değişikliklere hazırlar! Ve bu “Alış kapasitesidir.”
S: (L) Yani kendi üzerinde çalıştığında ve belirli bir seviyede birşeyi değiştirdiğinde bu daha temel seviyeler üzerinde, hatta DNA’n üzerinde de etkiler yapıyor. Bu da daha ince veya farklı enerjileri almanı sağlıyor. Bu da daha fazla değişikliğe imkan tanıyor. Eğer bu meydana gelirse, giderek daha fazlasını başarmanı sağlıyor. Kastettiğiniz şey aşağı yukarı bu mu?
C: Evet. İfade ettiğin şekliyle tam net değil, ama yeterince yakın.
S: (L) Daha net mi olmam gerekiyor?
C: Olduğun zaman olacaksın.

------------------------------------------------------------------

Ortamımızda bilhassa sitedeki aktardıklarına göre olağanüstü hallerle karşılaşmalar olduğununu söyleyen dostlar var bizde bir zamanlar böyleydik geniş ve sizlerden uzunca bir yaşam serüveninde o halleri artık antik rafa kaldırdık ,ama her zaman gözümüzün önünde,

Yeri geldikçe ben ve diğer dostlardan uygun tavsiyeler alıyorlar onları farkındalık zenginliklerine katıp katmadıklarını pek tabiiki bilinmez,ancak bunu bir korku ve yaşamlarına sıkıntı veren algıyı düzeltmeleri için aktardığım yukarıdaki bölüm çok şeyler veren durumda,

"Alış kapasitesini" genişletmek bazı şeyleri özellikle dalganın bulunduğu şu kozmik anlarda çok önemli ,bu da okunan anlamaya çalışılanın inanç sistemine oturması ile mümkün olur,
"Negatifse negatif olarak gör. (L) Evet içinde pozitif değişikliklerin meydana gelebilmesi için gerçek üzerinde odaklanmak gerekir. Yani “pozitiflik” bazı durumlarda birşeyin negatif olduğunun tespit edilmesi anlamına gelebilir, çünkü bu doğrudur. (Galatea) Hangi tohumun yeşermesini istiyorsan onu sula. (L) Konuştuğumuz konu temel olarak bu mu?
C: Evet. "

Ve dikkat edilirse negatif olarak görülene eğer senin yaşam alanına girip sana zararlı etki verecekse tepkiyi o zaman göster yoksa izleme durumunda kal , ama bu da eğer gücün varsa haksızlık doğuranlara karşı bir şeyler yapmama şeklinde düşünülmemeli ,

"Kötü iyinin kabıdır "

"Güzellikler nurumdur ,çirkinlikler kabuğum"(*bu son deyim benim sözüm değil)

Olay, yaşarken kötülüklerden sakın veya sakınma ikileminin ustalıkla yürütülmesi ile mümkün olmakta,

------------------------------------------------------------------

S: (Galatea) Teşekkür ederim! (Burma Jones) Birşey değil! (L) Listedeki bir sonraki soru: Fukuşima radyasyonu, dünyada 1945’ten beri meydana gelen 2000’den fazla nükleer patlamadan kaynaklanan radyasyonla karşılaştırıldığında gözardı edilebilir derecede mi?
C: Evet.
S: (L) İnsanları ne ölçüde kötü etkileyecek?
C: Birikimsel durum zaten kötü.
S: (L) 1945’ten beri meydana gelen 2000’den fazla patlamanın kümülatif etkisi mi? Bu son olayla birlikte kritik bir eşiğe mi varıyoruz?
C: Evet.
S: (L) Peki bu bizim için ne anlam geliyor?
C: DNA değişiklikleri ve diyet, frekansı istikrarlı tutmaya yardımcı oluyor.
S: (L) Peki ya vejetaryenler?
C: Onlar nükleer “tost”, çünkü enerjilerinin çoğunu besinlerinin titreşimlerini arttırmak için kullanmak zorunda kalıyorlar.
S: (L) Fukuşima tesisi kontrol altına alındı mı?
C: Ne?!?
S: (Burma Jones) “Şaka yapıyor olmalısın” anlamında herhalde?
C: Evet.
S: (L) TV şahsiyetlerinin saçma sapan konuşmalarına neden olan şey neydi?
C: Yukarıda belirtilen faktörlerin tümü.
S: (L) Diyet olabilir, DNA’larının bozulması olabilir, kozmik değişimleri alamıyor olmaları olabilir... Bunlar mı yani?
C: 3-4 milyar ışık yılı uzaklıktaki “yeni” patlama hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani 3-4 milyar ışık yılı uzaklıkta olduğu düşünülen...
{Laura’nın notu: Görünüşe göre K’ler, 3.8 milyar ışık yılı uzakta olduğu söylenen küçük bir galaksinin merkezinde meydana gelen bir patlamayla ilgili son habere atıfta bulunuyor.
“Astronomlar daha önce bu kadar parlak, uzun süreli ve değişken birşeyi hiç görmediklerini söylüyor. Genelde gama ışını patlamaları büyük bir yıldızın sonuna işaret eder ve bu olayların meydana getirdiği ışınımlar asla birkaç saatten uzun sürmez. Ama bu patlamadan yayılan radyasyon, patlamadan bir hafta sonra bile parlayıp solmaya devam ediyor.” “Büyük bir yıldızın ölümüyle tipik olarak ilişkilendirilen kısa ömürlü, genellikle birkaç saatten fazla sürmeyen gama ışını patlamaları yanında, bu patlama bir haftadan beri devam ediyor ve bilimadamlarının şimdiye kadar gördüğü en parlak, uzun süreli ve değişken etkiyi meydana getiren yüksek enerjili kozmik radyasyon yayıyor.}
S: (L) Söyledikleri kadar uzakta olmadığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki bu neyi temsil ediyor? Nasıl bir etki yapıyor?
C: Dalga başladı!
S: (L) Ne demek istiyorsunuz?
C: Üst yoğunluklardan sizin evreninize enerji yağıyor.
----------------------------------------------

Bu nükleer patlamaların verdiği radyasyona maruz kalan bizlerin kanser gibi yıldırıcı hastalıkların yanında acaba başka nasıl olumsuzluklarla karşılaşacağız,

Enerjimizin yükselmesi için vegeteryanlık varsa yavaşça terk ve diğer diyet usullerine uyma yanında zihinsel gelişmenin yani farkındalıkta artışa doğru yönelmenin gerekli olduğu neticesini çıkarıyorum ,DNA da açılmalar ve bu da zihinsel ve fiziksel koruma sağlıyor olarak düşünüyorum,

Yani şu en son cümledeki "üst yoğunluklardan enerji yağıyor" sözünü pozitif manada ele alıyorum ,

Dalganın gelmesi (zaten içindeyiz) ile olabilecek değişikliklere zihnen yumuşak yani panik hayret göstermeyen bir halde karşılamak ve bedenen sağlam olarak göğüs germek şeklinde,

------------------------------------------------------------------
-S: (L) Eski Ahit’i hazırlayan kişiler Homer’in ve Hesiod’un Yunanca eserlerini şablon olarak mı kullandı?
C: Sonunda bunu anladınız mı?
S: (L) Bunu anlamamızın çok uzun sürdüğünü mü söylüyorsunuz?
C: Evet!
S: (L) Terapötler Eski Ahit’in yazılmasıyla ilişkiler mi?
C: Kısmen.
S: (L) Yeni Ahit’i Tarsuslu Pavlos mu hazırladı?
C: Hayır.
S: (Burma Jones) Tarsuslu Pavlos gerçekten var oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Yeni Ahit’in bazı parçaları Pavlos’un yazılarından mı hazırlandı?
C: Evet.
S: (L) Peki şu andaki metin onun yazdıklarına ne ölçüde yakın?
C: Yüzde 70.
S: (L) Tarsuslu Pavlos herhangi bir felsefi ekol veya mistik gruba bağlı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Gizem dinlerinden biri miydi?
C: Benzer ama daha eski. Şurada burada izleri var. Konuyu toparlamada iyi gidiyorsunuz. Bu iletişimin de aynı şeyin bir parçası olduğunu söyleyebilirsiniz.
S: (L) Bu Gurdjieff’in ezoterik Hıristiyanlık dediği şey mi?
C: Evet.

---------------------------------------------------------------
Bu aktarımda ise ortada dünyada yayınlamış olup insanları gurup gurup kümeleştiren kutsal yazıtların insanlık önüne aslında terapötik (ruhen rahatlatıcı) olarak başlangıçta masum düşünceler ile sergilendiği,

Ama zamanla gücü kavrayıp hükümranlık kurma meraklılarının bir aleti haline gelmesi üzerinde farkındalık ifşasını görüyoruz,eski destanlar ,tarihi aktarımlar mitos tanrılar dönemlerindeki tapma yolunda yollarını şaşırmış ve bu gurupta kümeleşmenin genel sergilenmesi,

Zira kozmik ortam ve sair etkilerin devrede olduğu bir dünyada yaratıldıkları gezegenden Orion veya başka güçler tarafından getirilmiş olan insanların kendilerine imkansız ve olağanüstü gördükleri diğer yaratım işine devam eden gezici yolcular ve bir ara mitos tanrılar dediğimiz dünya dışılar veya üstün teknolojiye alışmış maharet gösteren Atlantis varlıklarını tanrı olarak kabul etmelerinden başka yol yoktu,

Sümerliler zamanında çeşitli asırlarda güçlerini sergileyen değişik ve çeşitli isimlerle anılan dünya dışılar ,Mısırda firavunlar v.s.

Bu kapaklanıp tanrılarına kurban veya başka hediyeler sunmaya alışmış ve bunu vazgeçilmez bir ritüel haline getirilmiş insanların tabulaştırma tapma alışkanlıklarının günümüzde de devam ettiğini görmekteyiz,gücü başka unsurlarda kabul edip kendi zhni ve ruhani kabiliyetlerine bakmayı adeta büyük bir ayıp ve günah saymaktalar,

KH nın bu ayırımı keskinleştiren ve halen bitmiş sanılan ama bitmeyen din savaşlarının süregelmesindeki çabasını bu bilinç halimizle kolayca seyredebiliyoruz,

Bu noktada ailevi anekdot ve şahsi analize geçiyorum,

Bu Filistinlilerin ataları esasta kendilerinin de askeri oldukları
Osmanlı Ordusunda miralay tabip olan dedem ve ailesini bir nevi arkadan bıçaklayıp İngilizlere esir düşürtüp Kahirede yıllarca esarette olmalarını sağlamışlardı,Birinci Dünya Harbinin bitmesi sonucunda esir mübadelesiyle ancak kurtulabilmişlerdi,

Hümanist geçinen ben bile görüyorsunuz şu anda Yahudi mezaliminin etkisinde kırılan bu halk hakkında nasıl ayırıcı düşüncelere yönelebiliyorum, hani kimseye kin duymak yoktu,

Olayların sergilenişi ve insanlar üzerinde bıraktığı negatif ruhsal hallerinin bilinçlerde tortu halinde oluşturulması KH nın başarısıdır,

Çok şükür biz KH nın kabiliyetleri hakkında haberdarız ve esasta bütün varlıklara olan sevgimiz baskın çıkıp bu kin kasılmalarından kendimizi soyutlamayı bilebiliyoruz,

Ya bundan haberdar olmayan veya inanmayan sevgi= ışık= bilgi üçlemesini bilmeyen anlamayan kişiler,

Lütfen burada bir böbürlenme içinde olduğumuz akla gelmesin,

Hatırlayınız "sevgi" 7Y nin bütün varlıklardaki tezahürü,
"Işık "fizik alemin başlangıç materyali (foton- ışık-madde oluşumu),
"Bilgi" ise bunun böyle olduğunu bilmeye anlamaya doğru yönelten faktörlerin tümü,

------------------------------------------------------------------
S: (Ailen) Vejetaryenler arasında iki grup olduğu söylenebilir. Bazıları kendilerini böyle daha iyi hissettiklerini, hayvanları öldürmek istemediklerini, hayvanlar için duydukları üzüntünün, bitkiler için duydukları üzüntüden daha fazla olduğunu söylüyorlar. Orada duruyorlar. Buna dair ruhsal fikirler ileri sürmüyorlar. Diğer taraftan insanların et yediği için fiziksel realiteye bağlandığını söyleyen vejetaryenler var. Bitkisel besinler yiyerek, perhiz yaparak veya örneğin güneşe bakarak aydınlanmış varlıklar haline geleceklerini düşünüyorlar. Böyle iki grup var. Bunlar arasındaki temel fark nedir?
C: Aynı gövdenin iki dalı!
S: (L) Hayvanlara karşı zalim olmak istemeyen tür kendilerini hayvanlarla daha fazla özdeşleştiriyor. Tüm mesele bu onlar için. Ruhsal olarak yaklaşanlar daha çok New Age köktencileri. (Ailen) Evet ama özlerinde veya genlerinde bir tür fark olabileceğini düşünmüştüm.
C: Pek sayılmaz. Ruhlu olanlar için tek kanıt, bedenin yalnızca bir makine olduğunun ve optimal yakıta ihtiyaç duyduğunun fark edilmesidir.
S: (L) Üzerinde düşündüğüm birşey daha var. Genetik yapının fiziksel potansiyelle evlenmesi meselesi... Tarih boyunca yüksek ruh potansiyeli fiziksel sorunlarla ilişkilendirilmiş gibi görünüyor. Çok güçlü bir enerji olan ruhun kendini beden yoluyla ifade ettiği ve eğer ruh mutsuzsa, endişeliyse, sıkıntıdaysa, veya dünyada bu kadar çok zulüm ve çılgınlık karşısında olduğu gibi huzursuzsa, yüksek ruhsal potansiyellere sahip insanlar daha fazla fiziksel problem ve sakatlık deneyimlemeye eğilimli oluyor sanki. Bu görüş doğruya yakın mı?
C: Evet.
S: (L) Dolayısıyla ruhlu olan ve ruhunun yaşadığı sorunlardan dolayı bedeni etkilenen kişilerin bedeni anlaması, ona optimal yakıt vermesi, ruhsal sorunları nasıl çözeceğini öğrenmesi gerekiyor.
C: Evet.
S: (L) Bu tıpkı Ra’nın Gezginler hakkında söylediği şey gibi. Geleneksel tanıma göre gezginler daha... (Psyche) Daha hassaslar. (L) Daha hassaslar ve daha etkili bir şekilde beslenmeleri, daha iyi yakıt almaları ve detoksifikasyon konusunda gerçekten dikkatli olmaları gerekiyor. Ve gezginler vejetaryen olmanın onlara yardımcı olabileceği inancına eğilimli olabiliyorlar gibi görünüyor ama aslında yardımcı olmuyor!
C: Evet. Carla bir örnek!
S: (L) Evet, Ra grubundan Carla. Eklem iltihabından kötürüm kaldı neredeyse. Ne yediğini bilmiyorum ama Paleo diyeti ona yarayabilir. (Ailen) Ama çok hasta olan psikopatlar da var. (L) Evet. Bazen bu tamamen genetik bir tesadüf. Ama bazı durumlarda bu bağlantı var.

------------------------------------------------------------------

Vegeteryan olmadım ama bir zamanlar onların ruhsal manada yüksek olabilecekleri hakkında düşünceler içindeydim ,et yiyen bizler biraz düşüktük,

Bu tabii bilgi eksikliğinin getirdiği bir durumdu ,o zamanlar doğa bizden ayrı değil şeklinde diziler yazarken konunun rasyonel bir incelemesi altında değildim, doğayla bir olduğunu söyleyip bu işin yaşam yolunda nasıl düzenlemeler veya farkındalık ölçüleri altında olduğunu hassas bir şekilde anlamadan ,

Yukarıdaki alıntının evvelinde vegeteryanların sadece hayvanlarla kendilerini özdeş görmleri ve et yemenin bu yönden tiksindirici bir durum olduğu hakkında karşılıklı söyleşiler vardı,daha sonra bu konunun genişletildiğini ve açık bir hale geldiğini görüyoruz,

Kanımca en bariz vurgulama şu cümlede,

"C: Pek sayılmaz. Ruhlu olanlar için tek kanıt, bedenin yalnızca bir makine olduğunun ve optimal yakıta ihtiyaç duyduğunun fark edilmesidir."

Doğayla bir olduğumuzu biliyoruz yani doğada ne varsa beden de de var ve onun en harikulade işleyişi doğadaki her materyali işleyebilen bir bedene sahip olmakla mümkün ,biolojik bir makinaya

Optimal besin olarak saf ölçülerde fazla kimyasallarla karıştırılmamış bitki ve et en uygun besin öğeleridir,bunları ayırıp tek bir besin türünde kalmak fizik bedenin arızalanmasına sebep olur ve bu da genetiğin ruhsal bedenle evli olma tavrında aksaklıklar doğurur,

K.lar vegeteryanların aldıkları besini yüksek titreşime getirmek için yani hayvansal yaratımla özdeşleştirmek, aynı frekansa getirmek için (zira bu biolojik makina sonuçta hayvan bazlı haldedir) başka yerde kullamabilecekleri enerjiyi bu yolda boşuna harcamaktalar demekteler,

Bu hususa ilerde yine dokunacağız,

----------------------------------------------------------------

C: Pek sayılmaz. Ruhlu olanlar için tek kanıt, bedenin yalnızca bir makine olduğunun ve optimal yakıta ihtiyaç duyduğunun fark edilmesidir.
S: (L) Üzerinde düşündüğüm birşey daha var. Genetik yapının fiziksel potansiyelle evlenmesi meselesi... Tarih boyunca yüksek ruh potansiyeli fiziksel sorunlarla ilişkilendirilmiş gibi görünüyor. Çok güçlü bir enerji olan ruhun kendini beden yoluyla ifade ettiği ve eğer ruh mutsuzsa, endişeliyse, sıkıntıdaysa, veya dünyada bu kadar çok zulüm ve çılgınlık karşısında olduğu gibi huzursuzsa, yüksek ruhsal potansiyellere sahip insanlar daha fazla fiziksel problem ve sakatlık deneyimlemeye eğilimli oluyor sanki. Bu görüş doğruya yakın mı?
C: Evet.
S: (L) Dolayısıyla ruhlu olan ve ruhunun yaşadığı sorunlardan dolayı bedeni etkilenen kişilerin bedeni anlaması, ona optimal yakıt vermesi, ruhsal sorunları nasıl çözeceğini öğrenmesi gerekiyor.
C: Evet.
------------------------------------------------------------------

Bedenin ruhlu bir birey için neler kapsadığını vurgulamak için bu bölümü ele alıyorum,

Ruhsalda ilerlemeyi kendine düstur etmiş bir birey bedenin geçici bir araç olduğunu ama onu bu düşünceyele göz ardı edip o muhteşem biolojik makinaya layık olduğu değeri vermeyen bir tavırla hayatını sürdürmesini anormal gören bir anlatım ,

Varlığın her oluşum kademesinde olan bitenle ilgilenmesi ve o yaratım safhalarına değer vermesini öngörüyor, hiç bir oluş kademesi değersiz değildir ve tekamülün bir numaralı düsturu budur, zira genetiğin ruhla evliliği her kademede süregelmektedir önemlidir,

Bu konuda gündemde olan denge olayıdır, var oluşun her bir kademesinde ,

Mesela dünyadaki veya başka gezegendeki hayat şekillerini boşlayıp ben farkına vardım bu şu an bulunduğum kalıp gelip geçicidir ben ruhun yüce kalitesinin farkına vardım bir an evvel şu devreyi geçiştireyim dendiğinde kişi yaşam genetik kayıtlarını taşıyan ruhsal durumunda karma yaratmaktadır, o kalıpla ilgili karma,
Bedensiz olma bilgeliği arttırır ama karmalar varsa bunlar temizlenmesi gereken pürüzlerdir,

Din hayattır,

Ve bu halin mutlaka dengelenmesi gerekir,

Bu karmanın ödenmesi farkındalığa erişip fakat fiziksizliği dünyada iken arzulayan ve buranın koşullarına adapte olamayıp stressle yaşamı sürdüren gezginler için de geçerlidir ,büyük bir ihtimalle bedenle ilgili oluşturdukları karmik dengeyi 5Y de düzenledikleri engelli olma kaderini oluşturmakla sağlamaya çalışmaktadırlar, tabiiki bunu genele teşmil edemeyiz, istisnalar vardır,

Engelli yaşamı seçmenin başka bir sebebi de gezgin ruhun defalarca dünyada bedenlenip asıl görevine yani farkındalığa açılamaması yaşamda kaybolmasıyla ilgilidir, görüyorsunuz farkındalık yoluna giremeyeni kaybolma olarak nitelendiriyorum biraz insafsız bir tanımlama geldi düzeltiyorum, bu büyükçe bir karma yaratır ,bunun dengelenmesi için de engelli bir hayat seçilmiş olabilir,

Takdir edersiniz ki engelli bir kişinin hayata tutunabilmesi için kendisi üzerinde olağan üstü çalışması gerekir, diğer insanların sağlam hali ile çelişkiyi ve bununla ilgili stresi atarak algılamasını olaylara bakışını büyük bir gayretle düzeltip yaşamın geri kalanını gelmiş olduğu bilgelik haliyle sürdürebilmek,

Sağlam olan bir kişinin kaderi programını yürütmekten çok daha fazla zordur,ama o zorlukları alt etmeyi kazanç olarak görmektedir,

---------------------------------------------------------------

C: Şu deyişi biliyor musun: Ancak kan döküldüğünde günahlar hafifler.
S: (L) Evet.
C: Peki ya şu: Alın, yiyin, bu benim bedenimdir.
S: (L) Evet.
C: Ve: Alın, için, bu benim kanımdır.
S: (L) Evet. (Burma) Yani bu kan olayıyla bağlantılı olarak, diriliş veya kurtuluş örneğinde gizli bir anlam olduğunu söylüyorlar sanırım. Tarımın kötü olduğunu ve hayvan temelli bir beslenme ile iyiye dönebileceğimizi söylüyorlar.
C: Hayır, tam olarak değil. İnsanlık kaba madde içine “düştüğünde”, geri dönüş için bir yola ihtiyaç duyuldu. Bu yol basit bir şekilde doğal yasaların bir tezahürüdür. Bilinç de “yemek” zorundadır. Bu, denge halindeki çevrenin hayat verici özelliğinin doğal bir işlevidir. Dünya, evrensel çocuklarının beslenmesi için, belirli bir bilinç seviyesine sahip yaratıklar halinde bedenini sunan Muhteşem Anne’dir. O deyişlerin orijinal anlamı budur.
S: (L) Yani et yemek, aynı zamanda bilinç yemek anlamına geliyor ve bu bilinç birikiyor ve bedenlerimizle birlikte büyüyor, öyle mi?
C: Yeterince yakın.
S: (Ailen) Ve sebze tükettiğin zaman çok daha düşük seviyeli bir bilinç tüketiyorsun. (L) Sadece bu değil, bir anlamda asıl ikramı da reddediyorsun ve bilinci beslemiyorsun. Tüm et yiyişler bir dini ayin olmalı demek oluyor bu.
C: Evet.
S: (Burma) Tarımda yalnızca hediyeyi reddetmekle kalmıyorsun, Anne’yi de hırpalıyorsun. (L) Bu, Habil ile Kabil hikayesine de yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor! (İlk “vejetaryenin” ilk katil de olması ilginç).
C: Evet.

--------------------------------------------------------------

Doğrusu bu konuyu evvelde layıkiyle zihnimde işlememişim ,et yemek ve vegeteryan olmanın hassasiyetleri, dostların bir kısmı bunu incelemiş ve üzerinde tartışma getirmişler ve bazı vegeteryan dostların ağrına gider gibi duyular almıştım ,şimdi konuyu netleştirebiliyorum,

Habil ve Kabil hikayesinin getirdikleri üzerinde hassas düşününce bir çok olayın farkındalığına ulaşmak mümkün,

Çoban olan Habilin çiftçi olan Kabil tarafından öldürülmesi ve cezalandırılıp dünya yaşamına terk edilmesi efsaneleri, Sümerliler zamanındaki efsanelere göre dünya dışıların (o zamanki Tanrı olarak kabul edilenlerin) Tarım üzerinde köklü bir eğitim verip insanları çiftçiliğe alıştırmaları bir nevi karbonhidrata zorlamaları konuyu bambaşka yere sürüklemekte efsanedeki Kabilin çiftçi nesli dünyayı kaplasın istenmiş,

Un mamülleri ve şekerli yiyecekler ne kadar enfes,

Bitkilerin özel bir bilinç taşıdıkları yanında düşünen bir hayvan organ ve fizyolojisine benzer olan insanın belirli yakın bilinç yapısı olan ot yiyen hayvanları gıda olarak tüketmesi, onların düştükleri bu fizik ortamının dışına çıkarabilecek olan doğal yasaların tezahürü,

"C: Hayır, tam olarak değil. İnsanlık kaba madde içine “düştüğünde”, geri dönüş için bir yola ihtiyaç duyuldu. Bu yol basit bir şekilde doğal yasaların bir tezahürüdür. Bilinç de “yemek” zorundadır. Bu, denge halindeki çevrenin hayat verici özelliğinin doğal bir işlevidir. Dünya, evrensel çocuklarının beslenmesi için, belirli bir bilinç seviyesine sahip yaratıklar halinde bedenini sunan Muhteşem Anne’dir. O deyişlerin orijinal anlamı budur."

KH nin insan gelişimine mani olacak DNA oynamaları yanında bu tip ruhsal gelişmeyi önleyecek ince usulleri devreye koymaları oldukça ilginç,

"S: (L) Yani et yemek, aynı zamanda bilinç yemek anlamına geliyor ve bu bilinç birikiyor ve bedenlerimizle birlikte büyüyor, öyle mi?
C: Yeterince yakın. "

Bu konuyu tıp yönünden incelediğimizde ,insan vücudunda sentezlenemeyen bazı amino asitleri hayvanlardan hazır bir şekilde alamazsak bilincin teşekkülü ve gelişmesinde ayrıca bazı organların doğal çalışmasında aksaklıklar oluşur,

Şizofrenlerin ve epilepsi geçiren çocukların ketoz diyetle sağlığa kavuşacakları bilgisi,

----------------------------------------------------------------

S: (Psyche) O halde soru şu: Fransız kültürüyle ilgili bir problem var mı temelde? [Gülüşme]
C: Evet. Çünkü devrim karanlık güçlerin kontrolüne geçti. S: (Perceval) Sarkozy geldikten sonra olabilir... (Ailen) Veya çok daha öncesi.
C: Ondan öncesi.
S: (Ottershrew) 1789’dan beri mi? (Ailen) Fransız Devrimi.
C: Evet.
S: (L) Yani devrim iyi bir fikir olarak başladı ama sonra kontrolü ele geçirildi, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Sanırım bunun en kötü tarafı eğitim sisteminde ortaya çıktı.
C: Evet.

------------------------------------------------------------------

Lise tahsilim sakin yürüdü, bu bölümde şahsi konulara dokunacağım, yeri İstanbul boğazının en mutena yerinde özetle enfes bir konumdaydı son sınıfa kadar ikmale kalmadan tahsilim devam etti ve yatılı olan okulumuzda en sonunda tam mezuniyette tarih dersinden ikmale kaldım iyiki kalmışım keşke her sene kalsaydım dedim,

Zira yazın imtihanların olacağı Eylül ayından evvel okulda olup dersler çalışma mecburiyeti vardı
Okul deniz kenarında arkasında ufak bir koru, tepeyi aşıp tekrar denize indiğinizde Vaniköy iskelesi ve onun yanı da yüzmeye müsait

Bir gurup arkadaşla biz her gün dersten kaçıp koruyu geçip Vaniköy iskelesine gelip bol bol yüzüp iskelenin ayakları dibinden midye toplayıp kenardaki boş arazide ateş yapıp midye kebap yapardık, sonra yokuşu tırmanıp tekrar okula dönüş, dönerken Kandilli Kız Lisesinin bahçesinden elma toplama,

Oldukça zevkli anlardı,

Bu bölgenin şimdiki haline ve anlattıklarıma bakarsanız İstanbulun o zamanlar ne kadar asude ve sakin ,Boğaz gibi inci gerdanlığa sahip bir kent olduğunu anlarsınız,

Bunları ciddi ciddi konular arasında neden anlatıyorum ,biraz nefes almak ve o aklımdan çıkmayan Eylül sözlü imtihanındaki sorulan yüzünden ,

Zira konusu "1830 -48 Fransız ihtilali neden çıktı"

O zamanki bilinçle nasıl cevap verdiğimi hatırlamıyorum neticede bir şeyler anlatmışım mezun oldum ,ilginç olan şu anda bunun önüme çıkması ve benim o soruyu hayat boyu hiç unutmamam, çok uzun ve iki aşama süren tahsil yaptım ve bir çok imtihana girdim ama o yazı ve bu tarihi hiç unutamam,

İzahını şimdi yapmam ve şahsi hayat maceralarımı bu araya sıkıştırmanın ne önemi var diyenler olabilir ,önemi, her yaşananın bu yoğunluk serüveninde bir değer arz eder olduğunun bilincinde olmak ve bunu her nasılsa anlatımlarımın arasına serpiştirmek ve kendimle aynı frekansta gördüğüm kişilerden hiç bir şeyi kaçırmamanın samimiyetini sergilemek,

Bu ikinci Fransız ihtilali sonucu gerçekten sanayi devrimine gelmekte olan dünyanın çalışan ve gerçek iş yürüten işçi sınıfının daha doğrusu gelirlerde eşitlik ve adalet isteyen toplumun aksine elitlerin hakim geldiği bir monarji dalgasının genele yayılması oluşmuştur,

Çok ilginçtir ki bu konu hakkında çalışırken dünyada "mafia" başlangıç tarihinin 1822-1848 tarihleri arasında olduğunu öğrendim, İtalyada soylu toprak sahiplerinin topraklarını köylü hareketleri ile kaptırmamak için böyle bir derin teşkilata girişmişler ve sonra kentlere sıçrayıp şu ana kadar olan gelişme ortaya çıkmış ve ülkemizde bu zamanlarda olanlara bakın,

K.lar buna kısaca karanlık güçlerin hakim olması olarak 1789 daki ilk ihtilalin getirdiklerinin tamamen aksini doğurmuş gibi gözükse de o ilk Fransız ihtilali dünyada herkes tarafından malüm olan bir çığır açmıştır, "ezilmişlerin baş kaldırması"

Fransız İhtilali ile Yeni Çağ bitmiş, Yakın Çağ başlamıştır. Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik akımı çok uluslu devletlerin toprak kaybetmesine neden olmuştur.

Yine bir ara..


Edited by - Tgur on 21/05/2021 13:04:44
Go to Top of Page

Bir_Den_İz


22 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/05/2021 :  09:28:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba dostlar, illüzyondaki diğer benliklerim...

Dün akşamdan beri buraya bir tür yazma dürtüm vardı ve şu anda tam olarak oturdu, ne yazmam ve nasıl yazmam gerektiğiyle beraber, ihtiyacı olan ihtiyacı olanı alacaktır...

Ben dünyasal kimliğim ve kişiliğimle: Şu anda 37 yaşında olan, çocukluğundan beri analitik, şüpheci, araştırıcı, bir yanımla materyalist diğer yanımla gayet spritüalist olan, her iki şekilde de bakıp gerçeği arayan ve her bu madde illüzyonundaki gibi somut delilleri en son kanıt olarak görüp kabul edebilen biriydim, hatta öyle biri sayılırım hala... 12-13 yaşlarımda Ufo merakımla başladı bu serüvenim ve çocukluğumdan beri onlara inandığımı ''SANDIM''... Ama inanmaktan ziyade OLABİLME ihtimallerine odaklanmış, gerçek olmalarını dilemişim... Şu anda çoğunuz gibi ve inanıyorum diyen çoğu insan gibi... Aynı şekilde 17 yaşımda kanallık kitaplarına kısa ve amatörce bir giriş yapmıştım, 24 yaşlarımda tekrar döndüm ve içsel olarak en yüksek gerçeğin bu dünya dışı varlıklar'dan aldıklarını iddia eden kanalların kitaplarında olduğunu kabul ettim... Bir'lik bilincini idrak ettim, gerçekten Tanrı denilen kaynak'ın kendisi olduğumu/olduğumuzu.. Deneyimledim de, sonra suçluluk psikolojisiyle düştüm ve adım adım peşini bırakmadım bu yolculugun. Ama bir yanım hep kanal kitplarıyla ilgili acaba onlar dünya dışıları uyduruyorlar mı? gerçekten varlar mı? diye soruyordu çoğu zaman bunu yadsısam, görmezden gelsem ve bazen de farketmesem de... Çünkü inanmak mı istiyordum yoksa hakikaten bunlar en yüksek gerçekler miydi ? Onlara tüm videolara, ufo fotoğraflarına, mükemmel içsel yazılara rağmen gerçekten TAM OLARAK, KUŞKUSUZCA İNANMADIĞIMI 2020 Mayıs'ta anladım... İsmini vermek istemediğim psişik bir yakınım var, normal insan bilinciyle ''şans'' diyebileceğimiz ama aslında buraya gelmeden evvel planlanmış bir karşılaşmayla tanıştık, psişik yanını (duru görü, duru işiti, telepati ve sınırı yok, her şeyle bağlantı kurabiliyor, taş, insan, hayvan, dünya dışılar vs.) hiç bilmiyordum tanıştığımızda, 2019 gibi ondan dünya dışı varlıklara benim adıma kanallık yapmasını ısrarla rica etmiştim ve dünya dışılarla ilk o zaman denedi ve benim hakkımda sadece benim bilebileceğim gerçekleri sorduğumda cevapları verdi, ama kuşkucu ben: acaba benimle mi telepatik temasa geçip o bilgileri aldı diye düşünmedim değil, ona insan olarak güvensem de bilincimin bir yerinde bunu sorguluyormuşum (o anda farketmesem de tam olarak). Kendisi yoğunlukları, gezegenleri, varlıkları vs. bilmez, bu dünya dışılarla telepatik temas esnasında onlarla karşılaşmak istediğimi söylediğimde ''kendini bizimle ayrı gördüğün için, bizden ayrı gördüğün, ayırdığın için görüşemiyoruz'' deyip sonra da 2003'te yaşadığım fiziksel bir teması da anlattılar, teması unutturmuşlardı bana ben sadece O gece evdekileri uyandırmamak için yazın, yazlıkta bahçede yattığımı hatırlıyorum, sonra isterseniz bu deneyimimi de anlatabilirim sorun olacağını sanmıyorum özgür iradelerinize... Neyse bu yakınımın telepati kavramını net gördüm duru görüleriyle, geleceğe dair bildikleriyle vs. ama dünya dışılarla temas konusunda bilincimde bir yerde şüphelerim vardı ve en sonunda size asıl vermek istediğim noktaya geliyorum: Mayıs 2020'de uçuşların nerdeyse hiç yapılmadığı zamanlarda bir akşam havadan sudan sohbet edip konuşuyorduk ve bir anda durdu bir dakika dedi: iletişim kuruyorlar bir şeyler söylüyorlar dedi gözünü kapattı ve sonra ''bu gece gelecekler'' dedi. Hoşuma gitti ama çokta emin olamadım bir yanım acaba diyordu... Ve gece 02:00 civarları arkadaşım balkona çık dedi heyecanla, geldiler dedi... Evim şehir içinde sahile 2 km. uzaklıkta, balkona çıktığımda güney tarafında (deniz tarafı) tahminen 5-8 km uzaklıkta, yükseklik olarak bir uçağın inişe geçtiği yüksekliklerde iki tane araç: bir tanesi büyük yuvarlak, ÇOK AÇIK BİR MAVİ RENKTE küre şeklinde sabit duran etrafında yeşil, kırmızı, mavi ışıklar ama küreyi saran elektrik şimşekleri düşünün kalınca... Diğeri onun altında yarısı büyüklüğünde disk şeklinde kıpkırmızı ve sanki yanıyor, kırmızı meşale gibi... bir sağa bir sola gidiyor, hafif aşağı hafif yukarı, çok değişik bilgisayar oyunu gibi zik zaklar çiziyordu ve garip bir şekilde etrafında kırmızı bir sis var gibiydi o nereye giderse onu takip eden, bu yüzden özellikle disk biçiminde yanan bir meşale gibiydi... Kırmızı disk tahminim: yolcu uçağı boyutlarında, diğer küre şeklinde sabit duran onun 2-3 katı kadar büyüktü. İlk baktığım saniyeler aklımdan geçenler, zihnimin anlamlandırmaya çalıştıkları: Bunlar drone'mu ? bana oyun mu yapıyorlar? soruları geçerken dedim ki; Gerçekten bunlar onlar... Yaklaşık 30-40 saniye göründüler bana ve önce küre silikleşmeye başladı, sonra kırmızı disk hafif hafif silikleşti ve kayboldular. Bu arada onlar gitmeden birkaç saniye evvel videoya çekmek için makinama uzandım ama aynı anda çekemeyeceğimin, görevimin bu olmadığı düşüncesi de geldi. Daha sonra psişik olan yakınım da bunu doğruladı. Ve sonra buna benzer birkaç deneyimi arka arkaya 4 gece daha deneyimledim, bir tanesini videoya da çektim kaybolmadan evvel. Dün akşam tekrar psişik olan yakınım uzun süre sonra benim için bağlantı kurmak istedi ve onlara neden bana göründüklerini sordum mayıs'ta, amaçları neydi dedim? Çünkü hep görmek istiyorum ama neden o akşam izin verdiler bu kadar bariz bir şekilde ? Şunu söylediler: ''Bu mecburi seyahatte bazen mola vermek gerekebiliyor'' Bende içsel olarak bunu görmeye çok ihtiyacım olduğunu biliyordum, yani eğer onları fiziksel olarak göremeseydim belki de bir olduğumuz bilincine, insanlara bunları hep anlatmama rağmen bırakıcaktım bu anlayışı ve klasik bir insan gibi yaşayamayı seçecektim... Ki 2014'te bu dediğimi yapmıştım ve bu psişik kişiyle tanışmıştım kasik spritüellikten uzak yaşamaya karar verdiğimde, hatta birkaç yıl bu psişik kişiyle hiç bu tür şeyler konuşmadık ve bilmiyordum psişik yanını ki O da O sıralar psişik yanıyla ilgilenmeyi bırakmış olduğunu söyledi, O dönem artık korktuğu için kapamak istemiş kendini bunlara o dönem. Çünkü bir evin karşısındayız bazen istemsizce O evin içindeki diyalogları duyabiliyordu çok çok nadir olsa da bu istemsizce durum. Bu kişi de, mayıstaki ufo'larda Gerçekten ihtiyacım olan bir dönemde çıktılar ve içsel olarak biliyorum ki: Bu benim bu dünya da kaybolmamam için buraya gelirken yaptığım bir tür imdat düğmesiydi... Çünkü Özgür irademi etkiliyor. O akşam ve ertesi gün allak bullak oldum, filmler, spritüel bilgiler, paralel evrenler, boyutlar, kanallıklar, hepsi gerçek ve geçirdiğim temaslarda düşünmemle bazen gelen cevaplar aynı anda oluyordu inanılmaz şeyler gerçekten... Bir kere Zeta'larla temas kurmuştuk ve içimdne düşündüm; ''acaba negatifler mi bu temas kurduklarımız, yalnız şu anda benim bu düşüncemi okuyorlardır, negatif olduklarını düşünmemi de algılamışlardır'' diye düşünüp utandım ve O an'da psişik yakınım dedi ki; ''KAHKAHA GELDİ, kahkaha attı =)'' ne oldu dedi ? dedim böyle böyle =) Ve O An'da onları nasıl ayırdığımı da, hiç gülmediklerini sandığımı farkettim, sanki duygusuz varlıklarmış gibi algılamışım hep. Neyse; K'lar veya diğer varlıklar hepsiyle bir'siniz, bir'iz, şu anda bu siteyi, formu'da biliyorlar, sizleri de tek tek tanıyorlar... Çünkü ayrı varlıklar değilsiniz, zaman illüzyonundan baktığımızda gelecekteki biz'ler onlar. her şey şu anda oluyor. Yardım istediğinizde özgür iradenize müdahele etmeden izin verilen ölçüde (reddedebilme özgürlüğünüz dahilinde) düşüncesel yardımlar vs.'de yapıyorlar ve hatta şu anda gökyüzünde konumlananların en büyük amacı bu dengeleme yardımı... Negatifler ne kadar negatifliği aktif ederse denge gereği onlarda o kadar yardım edebiliyorlar (onların söyledikleri bunlar benim kendi düşüncem değil) Ve benim bu gerçekle illüzyonu DENGELEMEM gerekiyor, ve bu bilgilere uyanan herkesin dengelemesi gerekiyor. Ama benim buradaki amacım kendimi fiziksel bir kanıt olmadan, artık kanıt aramadan onaylamak, kendi görüşlerime kuşkuyla bakmadan kabul etmek, sevgiye izin vermek. O yüzden bu dışsal üst bir merci gibi gördüğüm varlıkların söylemesi ya da karşıma çıkmalarıyla değil, tüm bu illüzyona rağmen kendimin bulması, GÜVENMEM gereken bir keşifti... 5 duyumun ötesinde kalbimle hissetmem gereken ki hissettim çok zaman ve buna göre yaşamaya da çalıştım ama kalbime dönerek beynimde de oturtmam gereken bir gerçek. Bunları yazmamın amacı: Fiziksel deneyim yaşamayan çoğu kişinin içinde şüphe olduğunu biliyorum... Bu yaşadıklarım size ilham olsun diye söylüyorum. Eğer karşılaşmamış, fiziksel bir şey deneyimlememişseniz bu sizin özgür iradenize, bu dünyadaki planınıza müdahele edilmemesi için... Bunu siz istediniz... Ve her an seçimlerimizle hayatımızı biz şekillendiriyoruz... Bilgi bir yere kadar, bir yerden sonra, yeterli bilgiden sonra bilgi aramak aslında içsel şüphelerimizi doldurmak için ve asla dolmayacaklar biz artık şüpheyi bırakmadıkça... Çekim yasası, dünya dışı varlıklar, özgür irademizle her an'ımızı ve yarın dediğimiz diğer an'larımızı biz düşüncelerimizle dolayısıyla seçimlerimizle yaratıyoruz. Bilgisayar oyunu gibi tüm olasılıklar var, aktifleştiren bizim düşüncelerimiz, seçimlerimiz. Hayatımızın mimarları biziz ve buraya süper maddi zenginlikte bir hayat yaratmaktan ziyade, kim ve neysek, bu dünyadaki oyundaki kimliğimizi, kişiliğimizi artı ve eksilerimizle olduğumuz gibi kabul etmeye geldik.. Tüm Korkularımızdan sırasıyla ÖZGÜRLEŞMEYE geldik. Aynı zamanda başkalarına örnek olmaya da. Yani sevmeye geldik, gerisi gerçekten önemsizdir. Süper bir kişilik olma, mükemmeliyetçi bir tutuma girmek büyük bir illüzyon ve negatif bir özellik... İçinde yargı var... Kusur bizim bakan gözümüzde... Her şey olduğu gibi kusursuz ve mükemmel, bunu idrak etmeye geldik. Bu oyundaki hedefimiz bu.

İhtiyacı olanlara bu anlattığım deneyimlerimin ilaç gibi geleceğini biliyorum. Dünya dışı dostlarımız illüzyonun zorluğunun farkındalar ve gerçekten bizi büyük bir tebrikle alkışlıyorlar. Her birimizi...
Go to Top of Page

bozadi


10816 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/05/2021 :  10:32:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Foruma tekrar hoşgeldin Bir_Den_İz İlhamlı paylaşımın için teşekkürler. Forumda temel aldığımız kaynaklar itibariyle, dünya insanlığıyla "ilgilenen" dünyadışı varlıklar arasında pozitif olanları da negatif olanları da var diye kabul ediyoruz. Ve senin yazdıklarına sanırım paralel olarak şunu söyleyebilirim; pozitif dünya dışı varlıklar aslında çok da "dünya dışı" değiller. Aynı (büyük) ailenin mensubu gibiyiz. Onları gözümüzde çok büyütmeye, varlıklarını çok "olağanüstüleştirmeye", tanrısallaştırmaya gerek bile yok. "Melek" gibi, pek sık görülmeyen, bizim açımızdan daha çok "perde arkasından" çalışan varlıklar.

Yine forum kaynaklarımız itibariyle, bir yanlış anlaşılmaya neden olmaması için, daha önce de çeşitli defalar belirttiğim, Ra'da geçen şu hususu tekrarlama gereği duyuyorum: Göklerimizde görünen UFO'ların çoğunluğu Oryon KH gruplarına, yani negatif eğilimli varlıklara ait. Bu durum elbette pozitif eğilimli dünyadışı varlıklara ait ufoların/araçların göklerde hiç olmadığı, görünmediği anlamına gelmiyor ama yapılan gözlemlerin çoğunluğunda görülenler KH varlıklarının araçları. Yani "her sakallıyı deden sanma" örneğinde olduğu gibi, her ufoyu/uzaylıyı pozitif eğilimliymiş gibi varsaymak ciddi bir yanılgıya sürükleyici etki yapabilir bana göre. Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgilerinde bu husus adeta bin bir türlü şekilde açıklanıyor. Haktan Akdoğan'ın ufoloji/uzaylı anlayışına yaptığımız itiraz da bununla ilgili. İnsanları kaçırıp üzerlerinde binbir türlü işkenceler yapan varlıkları pozitif bir halt yiyorlarmış gibi sunması tek kelimeyle "iğrenç" birşey. Akdoğan'ın hiçbir pozitif eğilimi olmadığını, tek derdinin insanları aldatmak, saptırmak olduğunu düşünmüyorum. Ama farkına vararak veya varmadan, BH ile KH arasında çok gidip geldiğini düşünüyorum. Kararını vermesi gerekiyor.


Go to Top of Page

Bir_Den_İz


22 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/05/2021 :  13:30:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Foruma tekrar hoşgeldin Bir_Den_İz İlhamlı paylaşımın için teşekkürler. Forumda temel aldığımız kaynaklar itibariyle, dünya insanlığıyla "ilgilenen" dünyadışı varlıklar arasında pozitif olanları da negatif olanları da var diye kabul ediyoruz. Ve senin yazdıklarına sanırım paralel olarak şunu söyleyebilirim; pozitif dünya dışı varlıklar aslında çok da "dünya dışı" değiller. Aynı (büyük) ailenin mensubu gibiyiz. Onları gözümüzde çok büyütmeye, varlıklarını çok "olağanüstüleştirmeye", tanrısallaştırmaya gerek bile yok. "Melek" gibi, pek sık görülmeyen, bizim açımızdan daha çok "perde arkasından" çalışan varlıklar.

Yine forum kaynaklarımız itibariyle, bir yanlış anlaşılmaya neden olmaması için, daha önce de çeşitli defalar belirttiğim, Ra'da geçen şu hususu tekrarlama gereği duyuyorum: Göklerimizde görünen UFO'ların çoğunluğu Oryon KH gruplarına, yani negatif eğilimli varlıklara ait. Bu durum elbette pozitif eğilimli dünyadışı varlıklara ait ufoların/araçların göklerde hiç olmadığı, görünmediği anlamına gelmiyor ama yapılan gözlemlerin çoğunluğunda görülenler KH varlıklarının araçları. Yani "her sakallıyı deden sanma" örneğinde olduğu gibi, her ufoyu/uzaylıyı pozitif eğilimliymiş gibi varsaymak ciddi bir yanılgıya sürükleyici etki yapabilir bana göre. Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgilerinde bu husus adeta bin bir türlü şekilde açıklanıyor. Haktan Akdoğan'ın ufoloji/uzaylı anlayışına yaptığımız itiraz da bununla ilgili. İnsanları kaçırıp üzerlerinde binbir türlü işkenceler yapan varlıkları pozitif bir halt yiyorlarmış gibi sunması tek kelimeyle "iğrenç" birşey. Akdoğan'ın hiçbir pozitif eğilimi olmadığını, tek derdinin insanları aldatmak, saptırmak olduğunu düşünmüyorum. Ama farkına vararak veya varmadan, BH ile KH arasında çok gidip geldiğini düşünüyorum. Kararını vermesi gerekiyor.






Hoşbulduk Bozadi Çok teşekkürler nazik kabulün ve karşılaman için.

Dünya dışılar derken şu anda insan bedenin de ve bu oyunun bizim gibi içinde olmayanları kastediyorum, onun dışında gerçekten bir çok şekilde, formda varlar ve iç içeyiz ve bunları bu şekilde sanki bizden farklı varlıklar gibi konuşmak bile ayırıyor, sadece oyunları ve bedenleri ve frekansları farklı olan diğer biz'ler aslında, yani Afrika yerlileriyle Avustralyalı şehirliler gibiyiz misal... görüntü ve oyunu oynayış biçimlerimiz şu anda farklı demek belki daha ''bir''e uygun bir görüş açısı olacak. Ra Bilgileri harika bir kaynak ve referans bana göre de ve negatif'leri meyvelerinden yani hissettirdikleri ve verdiklerinden AYIRT EDEBİLECEĞİMİZİ, aynı zamanda çok nadir bir şekilde pozitif bir insanla temas kuracaklarını (ki kendileri darmadağın olabilirler bu ters kutup temasından dolayı, bir çok nedeni var) ve en önemlisi her cilt şu mesajı veriyor: her gördüğünüz sakallı dedeniz olmasa da O da Tanrı'nın, kaynağın ta kendisi sizin gibi ve onu kendinizden ayrı bir varlık olarak görmeyin. Yani ayırt edelim, illüzyondaki oyunumuzda, rolümüzde kendimizi koruyalım ki özgür irade var düşüncelerimizle bile koruyabiliriz özellikle direkt müdahalelere karşı karantina altındaki, koruma altındaki gezegenimizde ama varoluştan ve varoluşa olan hizmetlerini yargılamamaya çalışmak, daha derindeki amacı kavramak gerek. Her neyi ve kimi yargılıyorsak aslında kendimizi, kendi içimizdeki onu yargılıyoruz, bunu gerçekten biliyorum ve yargılarımı fırsat buldukça farkedip üzerine düşünüp anlayamama örtüsünü kaldırmaya çalışıyorum. Klasik dünyada öğrendiğimiz sınırlılık ve kutupluluklardan bakarak çözüm bulunamaz, Einstein'ın dediği gibi mevcut sorunları O sorunları doğuran bakış açısından bakarak çözemeyiz. Umarım en keyifli, güzel şekilde kabulü, sevgiyi deneyimleyebilir, özgürleşebiliriz sınırlılıklarımızdan ve korkularımızdan. Tekrar hoşbuldum ve teşekkürler.
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


174 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/05/2021 :  23:05:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Bir_Den_iz merhabalar ve hoşgeldiniz.

Yaptığınız paylaşımlar için teşekkürler ama ben kendi namıma şimdilik onların içeriklerine değinmeyi başka zamanlara erteleyerek sizden, belkide doğrusu psişik olduğunu söylediğiniz arkadaşınızdan bir ricada bulunacağım. Bu konuyu pek çok yere danışmış ve bir cevap alamamıştım, birde burayı deneyim diyorum, bakarsınız belki tutar bu kez. Hem ne demişler isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara değilmi. Yüzümü karartarak, yüzsüzce soruyorum;

Efendim, ben küçüklükten beri sürekli UFO gözlemleri yapıyorum ama asıl 2008 yılında Kasyopya celseleri ile ilk tanıştığım andan itibaren aynı cisimler tarafından adeta takip ediliyorum. Sadece yaşadığım yerde değil, gittiğim çok farklı lokasyonlarda da bu durum süre geldi. Ben bu gözlemlerde herhengi bir pozitif veya negatif bir duygu algılamıyor, tamamen nötr bir halde oluyorum. Gözlemlerde zaten çok uzun değil, adeta bak burdayız dercesine kendilerini gösterdikten sonra sona eriyor. Neyse, en son gözlemim olan olan kamp yaptığımız Kaz dağlarındaki olayın üzerinden 3 sene geçmiş ve ben yeni bir gözlemde bulunmamıştım. Ta ki 7-8 ay önce ben yıllardır ertelediğim Kasyopya çalışmama başladığım günün ertesi tekrardan bir gözlemde bulunana kadar. Bu sebeple bu olaylar ile Kasyopya celseleri arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Benim merakın tamamen spesifik olarak bunların ne veya kim oldukları ve ne amaçladıkları. Bu bağlamda Laura'ya da elbette konuyu iletmiş ama aradığım spesifik cevabı bulamamıştım. Bu sebeple baştada dediğim gibi birde sizin üzerinizden şansımı denemek istedim. Söylediğim gibi aradığım cevap spesifik bir nitelikte ve buna dair bir ipucu olsa bile yeterli olabilir belki. Velhasıl Nasrettin hoca misali bu göle de bir maya çalıyor ve ya tutarsa diyorum. bakalım, hayırlısı artık...:)

Laura'nın cevabını merak eden olursa diye, ingilizce olsada onuda alıntılayım. Tekradan hoşgeldiniz, sevgiler, selamlar olsun efendim.

"If I answered that question for you, there would be no end of personal questions of a similar nature from hundreds, if not thousands of people. That is why I put the material together from the Cs about the topic and did research and added that and published a book about it entitled "High Strangeness". You should be able to figure out your followers from reading that book and doing your own research. No pain, no gain.

Laura Knight-Jadczyk"

Ah be anacım, garibanın yüzü gülür mü...
Go to Top of Page

Bir_Den_İz


22 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/05/2021 :  07:53:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sevgili Bir_Den_iz merhabalar ve hoşgeldiniz.

Yaptığınız paylaşımlar için teşekkürler ama ben kendi namıma şimdilik onların içeriklerine değinmeyi başka zamanlara erteleyerek sizden, belkide doğrusu psişik olduğunu söylediğiniz arkadaşınızdan bir ricada bulunacağım. Bu konuyu pek çok yere danışmış ve bir cevap alamamıştım, birde burayı deneyim diyorum, bakarsınız belki tutar bu kez. Hem ne demişler isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara değilmi. Yüzümü karartarak, yüzsüzce soruyorum;

Efendim, ben küçüklükten beri sürekli UFO gözlemleri yapıyorum ama asıl 2008 yılında Kasyopya celseleri ile ilk tanıştığım andan itibaren aynı cisimler tarafından adeta takip ediliyorum. Sadece yaşadığım yerde değil, gittiğim çok farklı lokasyonlarda da bu durum süre geldi. Ben bu gözlemlerde herhengi bir pozitif veya negatif bir duygu algılamıyor, tamamen nötr bir halde oluyorum. Gözlemlerde zaten çok uzun değil, adeta bak burdayız dercesine kendilerini gösterdikten sonra sona eriyor. Neyse, en son gözlemim olan olan kamp yaptığımız Kaz dağlarındaki olayın üzerinden 3 sene geçmiş ve ben yeni bir gözlemde bulunmamıştım. Ta ki 7-8 ay önce ben yıllardır ertelediğim Kasyopya çalışmama başladığım günün ertesi tekrardan bir gözlemde bulunana kadar. Bu sebeple bu olaylar ile Kasyopya celseleri arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Benim merakın tamamen spesifik olarak bunların ne veya kim oldukları ve ne amaçladıkları. Bu bağlamda Laura'ya da elbette konuyu iletmiş ama aradığım spesifik cevabı bulamamıştım. Bu sebeple baştada dediğim gibi birde sizin üzerinizden şansımı denemek istedim. Söylediğim gibi aradığım cevap spesifik bir nitelikte ve buna dair bir ipucu olsa bile yeterli olabilir belki. Velhasıl Nasrettin hoca misali bu göle de bir maya çalıyor ve ya tutarsa diyorum. bakalım, hayırlısı artık...:)

Laura'nın cevabını merak eden olursa diye, ingilizce olsada onuda alıntılayım. Tekradan hoşgeldiniz, sevgiler, selamlar olsun efendim.

"If I answered that question for you, there would be no end of personal questions of a similar nature from hundreds, if not thousands of people. That is why I put the material together from the Cs about the topic and did research and added that and published a book about it entitled "High Strangeness". You should be able to figure out your followers from reading that book and doing your own research. No pain, no gain.

Laura Knight-Jadczyk"

Ah be anacım, garibanın yüzü gülür mü...



Merhaba Qui-gon jinn, hoşbulduk teşekkürler.

Öncelikle anladığım benim psişik yakınımın bağlantı kurup onların kim ve hatta ne amaçla bunu yaptıklarını merak ediyorsun? Sorarım benim için sorun yok. Senin bu merakınla paralel benimde meraklarım vardı, mesela ben bu dünyanın insanı mıyım ? Başka yoğunluktan gezgin olarak mı geldim ? Geldiysem hangi yoğunluktan hangi gezegenden ? Diye soruyordum... Cevap verdiler ısrarıma rağmen ama ilk şu soruyu sordular bunun üzerine; "Neden soruyorsun ?" Biz insan bedeni, insan zihniyle genelde egosal sorular soruyoruz güç almak, farklı olduğumuzu ONAYLAMAK, DEĞERLİ hissetmek için ama inanın bunlar doyurmuyor biz kendimizi onaylamadıkça, içsel değerimizi, değerli olduğumuzu kabul etmedikçe. Geçen gece de başka bir soruyla benzerini yaptım... Yine dışsal (onlar benim zihnimi okuyor, amacımı biliyor ya, e tabi birde burası liseyse onlar ünv. Mezunu hatta prof. Dr.'lar. ya genelimizin gözünde) onay aradım onlardan. Yine "Neden soruyorsun ?" Dediler ve beni KENDİME GETİRDİLER... #128591; İnsani isteklerimiz gerçeğe hizmet etmiyor, asıl amacımıza uygun değil, gerçekten sığ kalıyor ve bu şekilde dışardan doyuramayız asla. Ama onlar harika bir şekilde koçluk yapabiliyorlar. Hayat istediklerimizi değil ihtiyacınız olanı verir derler ya. Onlarda daha çok ihtiyacımız olanı veriyorlar ama biz yine de isteklerimize odaklanıyoruz hep insan bilinciyle... Bu isteklerimizi de belli bir sınırda veriyorlar tabi ama gerçekten tatmin etmiyor. Senin sorun nacizane benim öğrendiklerim ve deneyimlediklerim itibariyle: Öncelikle her şey bilincin ta kendisi ve insan olarak bizlerde bilincimizi, ALGIMIZI neye açarsak onu davet ederiz, alırız, deneyimleriz... Özgür iradeye dayalı... Kimisi diyebilir ki; bende algımı açıyorum ama hiçbir şey deneyimlemiyorum ? O kişiler "genelde" algılarını açtığını sanıyor ama açmadığının farkında değil. Mesela gerçekten inanmıyor olabilirler, korkuyor olabilirler ya da buraya gelirken ki belirlediği bilinçaltımızda kayıtlı hayat planlarında belki hayatı boyunca hiç ya da belli bir yaş'a kadar ya da belli bir deneyim, bilinç eşiğine kadar uzaktanda olsa karşılaşmamakta olabilir... Buraya gerçekten adapte olabilmemiz ve başarmak istediğimiz şeyi başarabilmemiz için var bu AYRILIK İLLÜZYONU... Mesela düşündüğünüz an da sizi duyabiliyorlar, görebiliyorlar ama bizler kendimizi yalnız sanıyoruz. İllüzyondayız, duyu algılarımız böyle söylüyor... Mesela en çok söyledikleri "siz de bizsiniz şu anda öyle görünmeseniz de, ayrı algılasanız da" minvalinde. Yani ha arkadaşınla temas kurmak istemişsin ha bizle... Tek farkı oyunun dışındayız diyorlar. Bu arada geçen gece, mayıs'ta gördüğüm ufoların kimlere ait olduğunu sorduğum da şu yanıt geldi; Kasyopya'lılar, Alpha Centauri'liler, Pleaides'liler vs. Farketmez (aklımdan bu isimler geçiyordu) hepimiz bir'iz aynıyız burada. Bazen böyle yanıtlar arıyoruz ama bizi gerçek olandan ve amacımızdan saptırıyor bunlar ve doyurmuyor anlık hoşumuza gidiyor bağlantı kuruyoruz, büyük ihtimal sende onların geldiğin yerden dostların olduğun his veya düşüncesinin onayını istiyorsun ve nereden geldiğinin, tohumlandığının bilgisi ? ya da görevlerinin seni izlemek olan dostlarının ve izlendiğinin farkında olmanı istediklerini düşünüyorsun ve doğru da, amaç uyandırmak ve uyanık tutmak... Benim gibi ihtiyacın olmuş olabilir bu uyanık tutma durumuna çünkü bu yapacakları en son şeylerden. Gerçekten bu "kişisel" bilgiler tatmin etmiyor, pek yol aldırmıyor ama kendimizi bu illüzyon da olduğumuz gibi sevip kabul etmemiz, onay almaktan, yanlış yapıcam kaygı, korkularından ÖZGÜRLEŞMEK amaca ulaştırıyor... Korku, kaygı, hepsi sınır ve özümüzle bağdaşmıyor, kabulu, sevgiyi engelliyor. Amacımız zaten tüm bu ayrılık illüzyonuna rağmen bir'liği deneyimlemek iyi-kötü, doğru-yanlış diye bakmadan, korkmadan... Ve korkmayınca yanlışta olmuyor, yanlışta yapmıyoruz. Ve bizler doğuştan değerliyiz, değerli olmamız için ekstra bir yeteneğe, extra bir okula, mevkiye, birşeyler yapmış olmamıza ihtiyacımız yok, sokaktaki dilenci rolünü oynayan da schindler'de aynı değer de GERÇEKTE. #128591;#10024;

Edited by - Bir_Den_İz on 25/05/2021 10:00:07
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


174 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/05/2021 :  13:58:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Bir_Den_İz,

Öncelikle açıklamaların için teşekkür ederim. Herşeyin ilüzyon olduğu ve hakikatte hepimizin Bir olduğunu ifade ettiğin açıklamalarına yürekten katılıyor, benzer hissatlerimi bende her zaman paylaşıyorum, bunlar için tekrardan teşekkürler.

Fakat Sevgili Bir_Den_İz asıl olarak sorduğum soruya gelirsem, öncelikle burda bunu bir "onay" almak maksadı ile sormadığımı ifade etmek istiyorum. Dediğim gibi daha öncelerden de gözlemler yapıyordum ama benim asıl 2008'den bu yana süregelen bu durumun kimliğini, nedenini "spesifik olarak" netleştirme isteğim var. Çünkü dediğim gibi herhangi bir pozitif veya negatif duygu, durum algılamadığım gibi, yıllar geçse de en ufak bir iletişim kurmuşluğumuz yoktur. Bu duruma dair tamamen nötr bir hal içerisinde bulunmanın yanında, kendilerine dair bilgi ve farkındalığımda sıfır durumdadır ki, işte beni de ziyadesi ile rahatsız eden durum budur. Bileyim ki, bende ona göre pozisyon alayım istiyorum.

Velhasıl Kasyopyalılar da herzaman spesifik olarak sorularınızı sorun ki, alacağınız cevaplar da net ve spesifik olsun diyor. Lakin dediğim gibi henüz bu konuda herhangi net bir cevap alabilmiş değilim. Senin açıklamalarında, Laura ve bazı başkalarınında açıklamaları, bu duruma dair aradığım net yanıtı maalesef verebilmiş değil. Bende umuyorum ki, bakarsın, eğer isterse tabii, arkadaşın bu soruya net bir cevap verebilir, kimbilir. Arıyoruz, bekliyoruz hala...

Sevgiler ve Birlik dolu günler diliyorum.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 46  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 5,5 saniyede oluşturuldu.