Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 47

Bir_Den_İz


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/05/2021 :  23:01:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sevgili Bir_Den_İz,

Öncelikle açıklamaların için teşekkür ederim. Herşeyin ilüzyon olduğu ve hakikatte hepimizin Bir olduğunu ifade ettiğin açıklamalarına yürekten katılıyor, benzer hissatlerimi bende her zaman paylaşıyorum, bunlar için tekrardan teşekkürler.

Fakat Sevgili Bir_Den_İz asıl olarak sorduğum soruya gelirsem, öncelikle burda bunu bir "onay" almak maksadı ile sormadığımı ifade etmek istiyorum. Dediğim gibi daha öncelerden de gözlemler yapıyordum ama benim asıl 2008'den bu yana süregelen bu durumun kimliğini, nedenini "spesifik olarak" netleştirme isteğim var. Çünkü dediğim gibi herhangi bir pozitif veya negatif duygu, durum algılamadığım gibi, yıllar geçse de en ufak bir iletişim kurmuşluğumuz yoktur. Bu duruma dair tamamen nötr bir hal içerisinde bulunmanın yanında, kendilerine dair bilgi ve farkındalığımda sıfır durumdadır ki, işte beni de ziyadesi ile rahatsız eden durum budur. Bileyim ki, bende ona göre pozisyon alayım istiyorum.

Velhasıl Kasyopyalılar da herzaman spesifik olarak sorularınızı sorun ki, alacağınız cevaplar da net ve spesifik olsun diyor. Lakin dediğim gibi henüz bu konuda herhangi net bir cevap alabilmiş değilim. Senin açıklamalarında, Laura ve bazı başkalarınında açıklamaları, bu duruma dair aradığım net yanıtı maalesef verebilmiş değil. Bende umuyorum ki, bakarsın, eğer isterse tabii, arkadaşın bu soruya net bir cevap verebilir, kimbilir. Arıyoruz, bekliyoruz hala...

Sevgiler ve Birlik dolu günler diliyorum.



Merhaba tekrar,

Psişik yakınıma okuttum mesajını, ilk etapta benim yazdıklarımı söyledi, bende daha spesifik birşeyler istediğini ve ihtiyacın olduğunu düşündüğümü söyleyip rica ettim. O da yüzünü görmediği, sesini duymadığı birine bağlantının zor olacağını söyleyip kurma girişimine başladı... Venessa, vanessa, venezuella, Las Vegas... Derken net gelen Vega Lyra oldu... Vega Lyra sende ne hissettiriyor ? Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş... Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu.
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


217 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2021 :  01:52:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhabalar kardeşim

Öncelikle hiç böyle birşey yapmaya mecburiyetinin olmamasına rağmen, ricamı kırmayıp senin ve yakınının giriştiği gayret için ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde ilk defa spesifik bir yanıt almış oldum ama bu yanıtın doğruluğu ne düzeydedir hiçbir fikrim yok. Ona rağmen, bu bir ipucudur işte, bu ipucundan haraketle konu üzerinde çalışacağım. Bunun yanında sorduklarına kısaca cevap verirsem;

"Venessa" (Belki)

"Vanessa" (Hmm bunada belki diyorum :)

"Venezuella" (O ülke ile önceki bildiklerim. Venessa ve Vanessa oralı mı acaba? :)

"Las Vegas" (Eğer imkanın olsa Dünya üzerinde ilk tatile gitmek istediğim yer burasıdır ama niye burasıdır, basit sebepler dışında derin anlamı olabilecek bir tahminim yok maalesef)

"Vega Lyra sende ne hissettiriyor ?"

Çok samimi bir şekilde söylüyorum ki, hiçbir şey hissettirmedi maalesef. Sadece başka UFO temaslarında da adı çokça geçen bir lokasyondur burası, insan ırkının kökeninin burası olduğu falan söylenir, onlar geldi aklıma. Lakin Kasyopyalılar "C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. " diyerek buna karşı çıkmıştır. Benim yaptığım gözlemlerin arkasında söylenen yer mi vardır bilemiyorum, dediğim gibi bu konuda bilgim, farkındalığım ve hissiyatim neredeyse sıfır vaziyettedir...

"Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu."

Hiç sevmediğim için saat dahil hiçbir takı takmam, taşımam. Lakin sadece evde kendi başıma olmak koşulu ile sürekli elimde salladığım eski, yıllanmış bir tespihim vardır. Düşünürken falan iyi geliyor, alışkanlıkta oldu yıllardır kendi kendime sallar dururum. Bu mudur kast edilen, bilemiyorum ama rengine dair belki yeni bir görüde bulunulursa durum netleşebilir. :)

"Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş..."

Buna tek bir cevabım olacaktır tabii ki, olabilir, hatta biraz kuvvetle olabilir ama tabii ki varsa bunu bulmak yine beni bağlar ne diyeyim başka...

Sevgili Bir_Den_İz sana ve yakınına gayretiniz için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Yakınlığınız daim olsun, sevgiler, selamlar.

---

Velhasıl şimdi sonradan hepsini birleştirince aklıma Venessa ve Vanessa adında Las Vegas'ta yaşayan Venezuella asıllı ama gerçekte Vega Lyra kökenli uzaylı iki dişi varlık geldi ki, başka bir başlıktaki iki dişi varlıkla ilgi mevzu da işin içine dahil olursa, valla işler çok karışır diyorum, acaba Bir_Den_İz yakını bana ne düşündüğüm sırada bağlandı merak ettim şimdi...:)


Vega Lyra ha, ulen ne alaka a.. neyse mülteci kabul ediyolar mı acaba?...

Edited by - Qui-gon jinn on 29/05/2021 02:19:57
Go to Top of Page

Bir_Den_İz


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2021 :  06:11:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Merhabalar kardeşim

Öncelikle hiç böyle birşey yapmaya mecburiyetinin olmamasına rağmen, ricamı kırmayıp senin ve yakınının giriştiği gayret için ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde ilk defa spesifik bir yanıt almış oldum ama bu yanıtın doğruluğu ne düzeydedir hiçbir fikrim yok. Ona rağmen, bu bir ipucudur işte, bu ipucundan haraketle konu üzerinde çalışacağım. Bunun yanında sorduklarına kısaca cevap verirsem;

"Venessa" (Belki)

"Vanessa" (Hmm bunada belki diyorum :)

"Venezuella" (O ülke ile önceki bildiklerim. Venessa ve Vanessa oralı mı acaba? :)

"Las Vegas" (Eğer imkanın olsa Dünya üzerinde ilk tatile gitmek istediğim yer burasıdır ama niye burasıdır, basit sebepler dışında derin anlamı olabilecek bir tahminim yok maalesef)

"Vega Lyra sende ne hissettiriyor ?"

Çok samimi bir şekilde söylüyorum ki, hiçbir şey hissettirmedi maalesef. Sadece başka UFO temaslarında da adı çokça geçen bir lokasyondur burası, insan ırkının kökeninin burası olduğu falan söylenir, onlar geldi aklıma. Lakin Kasyopyalılar "C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. " diyerek buna karşı çıkmıştır. Benim yaptığım gözlemlerin arkasında söylenen yer mi vardır bilemiyorum, dediğim gibi bu konuda bilgim, farkındalığım ve hissiyatim neredeyse sıfır vaziyettedir...

"Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu."

Hiç sevmediğim için saat dahil hiçbir takı takmam, taşımam. Lakin sadece evde kendi başıma olmak koşulu ile sürekli elimde salladığım eski, yıllanmış bir tespihim vardır. Düşünürken falan iyi geliyor, alışkanlıkta oldu yıllardır kendi kendime sallar dururum. Bu mudur kast edilen, bilemiyorum ama rengine dair belki yeni bir görüde bulunulursa durum netleşebilir. :)

"Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş..."

Buna tek bir cevabım olacaktır tabii ki, olabilir, hatta biraz kuvvetle olabilir ama tabii ki varsa bunu bulmak yine beni bağlar ne diyeyim başka...

Sevgili Bir_Den_İz sana ve yakınına gayretiniz için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Yakınlığınız daim olsun, sevgiler, selamlar.

---

Velhasıl şimdi sonradan hepsini birleştirince aklıma Venessa ve Vanessa adında Las Vegas'ta yaşayan Venezuella asıllı ama gerçekte Vega Lyra kökenli uzaylı iki dişi varlık geldi ki, başka bir başlıktaki iki dişi varlıkla ilgi mevzu da işin içine dahil olursa, valla işler çok karışır diyorum, acaba Bir_Den_İz yakını bana ne düşündüğüm sırada bağlandı merak ettim şimdi...:)


Vega Lyra ha, ulen ne alaka a.. neyse mülteci kabul ediyolar mı acaba?...



Rica ederim,

İçimden geldi yardımcı olmaya çalışmak, öncelikle cinsiyetini, yaşını, kültürünü bilmiyorum, bilmiyoruz... Tespih deyince psişik yakınım; dedim ki ne alaka ? Çünkü yanlış anlama benim tespih kullananlar konusuda önyargılarım, kafamda çizdiğim tiplemeler var. Kültürel olarak eski olan ve spritüellikten çok uzak, kahvehane kültürüyle yetişenler kullanır diye aklımda "GENELDE", o yüzden bana bu form'da tespih kullanan biri aklıma gelecek en son şeydir. Ama bu benim için böyle, demek ki sınırlamamak lazım, demek ki kullandığını hissetmiş, görmüş, tespih'in yapısını rengini de bilebilir, hatırlıyorsa söyleyebilir, sorarım... ama tekrar sırf "bunun için" bağlantı kurdurtamam çünkü bu onun için yorucu ve hiç tanımadığı insanlarda rahatsız olabiliyor, tıpkı tanımadığın bir insanın evine girmişsin gibi ve olumsuz şeyleri görmek istemiyor hayatındaki, zihnindeki... Salladı da mı tuttu emin olmak istyiorum gibi bir düşüncen varsa artık seni kendinle başbaşa bırakmak durumundayım ;) sende "eski ben"i gördüğüm için özellikle yardımcı olmak istemiştim, bir yanın spritüelliğin, enerjilerin içinde "evet var bunlar" diyor, diğer yanın aşırı şüpheci... Benim gibi. İnan bana her şeyi tarif etsek bile ki "onun zihninde görüntün olarak belli bir tipoloji de belirmiş ama artık o kısımlara girmedim amacımız bilgi olduğu için" tatmin olmayacaksın tam olarak. İçindeki boşluğu kendine kanıt arayışınla doldurmak istiyorsun, ama bence egonun isteği doğrultusunda değil ama ruhunun, özünün isteği doğrultusundaki amacına ulaşıcaksındır, şimdiye kadar edindiklerinin asla boşa gitmeyeceğine eminim. Şimdi ben sormak istiyorum bu Vanessa gibi isimlerin seninle bağlantısı nedir ? Algıladığı şey nedir ? Amerikayla bir bağlantın mı var ? Hatta Güney Amerika'yla ? Çünkü Venuzuella nerde diye sordu ve seninle ilgili Güney Amerika da birşeyler hissetmiş anladığım kadarıyla. Ordan bu isimlerde bir kadınla alakan mı var ki bu isimleri algıladı ? Genelde bilmediği terim veya isimleri söylerken benzer kelimeleri söylüyor, sayıyor bir kaç defa, ama bunlar birbirinden ayrı değil aslında tek bir yanıtın çözümlenmeye çalışması oluyor genelde... Zihnine bu harflerin birleştiği bir şey geldi büyük ihtimal... Büyük ihtimal diyorum çünkü genelde böyle oldu ama belki senin dediğin gibi hepsi benzer isimde ama ayrı ayrı bilgi de olabilir onu bilmiyorum. Vega'da seni gözlemleyenlerin geldiği köken ya da senin kökenin olabilir. O yüzden hissediyor musun dedim ama algın kapalıysa hissedemeyedebilirsin. Şunu da söyledi: Onlar bizim yüksek benliklerimiz, gelecekteki bizler. Zaten hep buradalar, o algısını açtığı için ona görünüyorlar.

Bu arada Tespih'i o kadar net gördüki dünyadışı varlıklarla ilgilenen birinin tespihle ne alaka deyip sınırladıgım için acaba bileklik olabilir mi ? Demişti. Hatta ben yaşlı biri mi dedim çünkü bu site de yaşını almışlarda var, hayır yaşlı biri değil dedi. Yani bu kadar spesifik bir şeyden bizim atıp tutmayacağımızı anlayabilirsin :) Vanessa, Venessa ile ilgili de cevabını bekliyorum. Sevgiler selamlar.

Edited by - Bir_Den_İz on 29/05/2021 06:43:47
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


217 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2021 :  15:31:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Bir_Den_İz, paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Tespih konusundaki evet genelde o şekilde bir durum hakimdir, görüşünüzde çok yadırganacak bir durum yok. Fakak asıl buradaki durum neticesinde önyargıların gerçek bilgiyi bloke ettiği ve sınırlandırmaktan kesinlikle kaçınmamız gerektiğinin farkındalığı çok değerli olmuştur bence...

Velhasıl bunun yanında bahsettiğiniz ortamlara çokta yabancı değilim, hatta diğer apayrı pek çok ortamada hiç yabancı değilimdir. Sırf gözlemlemek ve farkındalığımı artırmak için o ortamlara dahil olur ve dışarıdan o ortamın bir parçasıymış gibi görünürüm. Lakin ne zihinsel, ne ruhsal, ne de fiziksel anlamda çok bir katılım sağlamam, içeriye sızan bir ajan misali girer, gözlemler ve zamanı gelince çıkar giderim. Bundan sebepledir sanki, bazen o ortamdakiler yada halihazırda beraber yaşadığım ve etkileşimde bulunduğum insanlar o an ki verdiğim görüntünün dışında arada çok farklı hallerle de karşılaşınca hep şunu dile getirmişlerdir; "Seni bir türlü çözemedim". Yanılmıyorsam hayatım boyunca kendime dair en çok duyduğum değerlendirme bu olabilir. Neyse haksız da değiller, sonuçta bende kendimi çok çözebilmiş değilim...:)

Velasılıkiram verdiğiniz bilgiler ve sorduğunuz sorulara ilişkin dediğim gibi bir farkındalığım ve hissiyatim mevcut değil, o yüzden çok birşey söyleyemeyeceğim. Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim. Şimdilik sadece gayretleriniz için tekrar teşekkürlerimi sunabiliyorum.

Ve 40 yaşına merdiven dayamış biri olarak ne kadar gencim diyebilirim bilmiyorum ama genelde başkalarına dışarıdan genç görünüyor olabilirim, emin değilim olabilir. Ve şimdi pandemi dolayısı ile saçlarımıda uzattım ki ortalıkta Hz. İsa gibi dolanıyorum.:) Gerçi Kasyopyalılar o arkadaşta yalanmış demişlerdi değil mi...Neyse genede Haleluya kardeşlerim...
Go to Top of Page

Bir_Den_İz


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2021 :  16:39:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sevgili Bir_Den_İz, paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Tespih konusundaki evet genelde o şekilde bir durum hakimdir, görüşünüzde çok yadırganacak bir durum yok. Fakak asıl buradaki durum neticesinde önyargıların gerçek bilgiyi bloke ettiği ve sınırlandırmaktan kesinlikle kaçınmamız gerektiğinin farkındalığı çok değerli olmuştur bence...

Velhasıl bunun yanında bahsettiğiniz ortamlara çokta yabancı değilim, hatta diğer apayrı pek çok ortamada hiç yabancı değilimdir. Sırf gözlemlemek ve farkındalığımı artırmak için o ortamlara dahil olur ve dışarıdan o ortamın bir parçasıymış gibi görünürüm. Lakin ne zihinsel, ne ruhsal, ne de fiziksel anlamda çok bir katılım sağlamam, içeriye sızan bir ajan misali girer, gözlemler ve zamanı gelince çıkar giderim. Bundan sebepledir sanki, bazen o ortamdakiler yada halihazırda beraber yaşadığım ve etkileşimde bulunduğum insanlar o an ki verdiğim görüntünün dışında arada çok farklı hallerle de karşılaşınca hep şunu dile getirmişlerdir; "Seni bir türlü çözemedim". Yanılmıyorsam hayatım boyunca kendime dair en çok duyduğum değerlendirme bu olabilir. Neyse haksız da değiller, sonuçta bende kendimi çok çözebilmiş değilim...:)

Velasılıkiram verdiğiniz bilgiler ve sorduğunuz sorulara ilişkin dediğim gibi bir farkındalığım ve hissiyatim mevcut değil, o yüzden çok birşey söyleyemeyeceğim. Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim. Şimdilik sadece gayretleriniz için tekrar teşekkürlerimi sunabiliyorum.

Ve 40 yaşına merdiven dayamış biri olarak ne kadar gencim diyebilirim bilmiyorum ama genelde başkalarına dışarıdan genç görünüyor olabilirim, emin değilim olabilir. Ve şimdi pandemi dolayısı ile saçlarımıda uzattım ki ortalıkta Hz. İsa gibi dolanıyorum.:) Gerçi Kasyopyalılar o arkadaşta yalanmış demişlerdi değil mi...Neyse genede Haleluya kardeşlerim...
[/quote]

Merhaba tekrar Sevgili Qui-gon jinn,

Evet zihinsel sabit düşünceler, önyargılar alınan bilgiyi etkileyebiliyor ve senin bu spesifik ve sıradışı tespih durumun harika bir kanıt ve örnek oldu... Bunun dışında yaşla ilgili psişik yakınım 40, bense 37 yaşındayım yani bize göre yaşlı biri 60 yaş civarı ve üstü kişiler, yaşlı değilsinden kastı da bu oldu, ben yaşlı biri mi diye sordum hayır yaşlı biri değil dedi, sen bunu genç olmak olarak yorumladın ama ben ''genç mi?'' diye sormadım dikkat edersen, yaşlı mı diye sordum yani tespih sallayan 60'larında bir dayı mı?sın diye merak ettim =) yine de senin algılamana göre de: gençsin ve genciz de 20li yaşlardaki kadar çok genç olmasakta ama tekrar söylüyorum o genç biri demedi, sorumun üstüne yaşlı biri değil dedi kesin bir şekilde, zihinsel yoruma takılmadan (tespih sallamaktan dolayı yaşlı olabileceğini düşünebilirdi) =) özetle de nacizane dostane tavsiyem zaten bu yoldan vazgeçmeyeceksindir ama daha hızlı olabilmen, karmaşadan, anlamsızlıktan kurtulmak adına kalbinin sezgilerinin sesini dinlemen olucak daha çok, amacın bir kuşta, daldaki çiçekte, yılanda, denizde, bir çocuğun gülüşünde, ayna da, yani her şeydeki kaynağı, tanrı denilen sınırsız zeki enerji ve sevgiyi bulman olsun... Zaten söyledim aramaya da gerek yok
kabul etmen olsun diyeyim =) her arada kaldığında arada kalmamayı seçip karar verme noktasına geldiğinde sınırlı 5 duyumuzun ötesindeki hislerini dinle ve asla hiçbir şeyi kaybetmekten, yanlış yapmaktan, yanlış olmaktan korkma, kendini insani, bu dünyanın koşullarıyla yargılama, etiketleme derim. Ben bu şekilde yaparak hayatımı harika bir şekilde olumlu ibreye kaydırdım, tüm taşlar güzelce yerine hızlıca oturmaya başladı senelerce spritüelliğin içinde yüzdükten sonra... Gerçekten dışarısı bizim içimizin yansıması, kabul etmek çok zor olsa da gerçek bu... İyi rüyalar diliyorum herkese ve kendime =) SonSuz sevgiler.

Edited by - Bir_Den_İz on 29/05/2021 16:47:40
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


217 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2021 :  20:21:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Bir_Den_İz
özetle de nacizane dostane tavsiyem zaten bu yoldan vazgeçmeyeceksindir ama daha hızlı olabilmen, karmaşadan, anlamsızlıktan kurtulmak adına kalbinin sezgilerinin sesini dinlemen olucak daha çok, amacın bir kuşta, daldaki çiçekte, yılanda, denizde, bir çocuğun gülüşünde, ayna da, yani her şeydeki kaynağı, tanrı denilen sınırsız zeki enerji ve sevgiyi bulman olsun... Zaten söyledim aramaya da gerek yok
kabul etmen olsun diyeyim =) her arada kaldığında arada kalmamayı seçip karar verme noktasına geldiğinde sınırlı 5 duyumuzun ötesindeki hislerini dinle ve asla hiçbir şeyi kaybetmekten, yanlış yapmaktan, yanlış olmaktan korkma, kendini insani, bu dünyanın koşullarıyla yargılama, etiketleme derim. Ben bu şekilde yaparak hayatımı harika bir şekilde olumlu ibreye kaydırdım, tüm taşlar güzelce yerine hızlıca oturmaya başladı senelerce spritüelliğin içinde yüzdükten sonra... Gerçekten dışarısı bizim içimizin yansıması, kabul etmek çok zor olsa da gerçek bu... İyi rüyalar diliyorum herkese ve kendime =) SonSuz sevgiler.


Sevgili Bir_Den_İz tavsiyelerin için teşekkür ederim, zaten bende benzer bir doğrultu da hayatımı sürdürmekteyim. Sezgilerime de her zaman güvenir ve güçlü olduğuna inanırım ki, bunuda geçmiş birçok olay neticesinde deneyimlemiş ve öğrenmişimdir. Ne diyeyim başka, evet dediğiniz gibi dışarısı diye birşey yoktur, herşey iç, aklımın içidir ki, bende bunu bazı bazı deneyimlemiş ve dile getirmişimdir hep. Umarım bu gerçekliği, geçici değil tam farkındalığı ile kalıcı bir şekilde yaşayacağımız bir noktaya evrilebiliriz. Sizlere de sonsuz sevgiler.

Edited by - Qui-gon jinn on 29/05/2021 20:22:32
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/06/2021 :  06:03:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ANLATIMLAR

S: (L) Tamam, ilk sorum, bizimle iletişim kuran Armando adlı bir adam hakkında. Oğlu 10 Ağustos 1996’da doğmuş ve 7 Ekim 2011’de Santa Barbara’da (Kaliforniya) ölmüş. Armando’nun bazı soruları var ve çok perişan halde olduğu için bir istisna yaparak onun sorularını sormak istiyorum. İlk soru: “Oğlu 5. yoğunluğa mı geçti, yoksa burada kalmaya mı karar verdi?”
C: Bedeninden ayrıldıktan sonra dünyada kalması iyi birşey olmazdı. Sergio bir süre karmaşa içindeydi ama babasının soruları yola devam etmesini sağladı.
S: (L) Babası soruyor: “Ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?”
C: Babası sakinleşip oğlunun seçimini kabul etmek dışında yardım sunacak bir konumda değil.
S: (L) Oğlunun ayrılmayı seçtiğini mi söylüyorsunuz?
C: Bir seviyede, evet.
S: (L) Ama korkunç bir kazaymış. Yani kazayla gitmeyi nasıl seçebilirsin ki?
C: Ruh seviyesinde, normalde bu tür olayları önleyen farkındalığı engelleme kararı alındı.
S: (L) Yani kaza spesifik olarak ayarlanmamış olsa bile, ruh bir seviyede gerçeklikle ilgili farkındalığını kesintiye uğratma seçiminde bulunarak bir kazanın daha muhtemel veya mümkün olmasına izin verebiliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu vakada da öyle mi oldu?
C: Evet.
S: (L) Oğlu neden bu seçimi yaptı?
C: Yaklaşmakta olan olayları biliyordu ve bir sonraki hizmet seviyesine hazırlanmayı seçti.
S: (L) Babası soruyor: “Ölümüne neden olan şey, KH’nin biz ve toplum üzerinde acı ve ızdırap yaratarak bu negatif duygularla beslenmeye çalışması mıydı?”
C: Hayır.
S: (L) Acısıyla baş edebilmesi için Armando’ya söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir.

------------------------------------------------------------------

Eğer beden bir araç ise onun direksiyonu bizde,

Bu alıntıda gerçeğin bu olduğunu çeşitli yollarla belirtmemize rağmen idarenin, merkezin başka yerlerde olduğuna inananların idaresi altındayız, sözlerimdeki istihzanın ne olduğunu anladınız,

Oğul yüce bir ruh ve ileride nelerin yaklaştığını sezip kendini daha faydalı bir duruma hazırlanmayı seçmiş ve bunun için rehberlerin yardımı olsa da kendi insiyatifi ile geliştirdiği kaderi programında oynama yapıp kısa kesip yoğunluk değiştirmiş,

Bazı gezici ruhlar böyle uygulamalar yapıyorlar anladığım kadarı ile ,
Sık sık bu dünyada veya hizmet edeceği ortamlarda daha fazla iş yapmak ve ilaveten bunun yanında belki de kendinde fark ettiği bazı eksiklikleri düzeltmek adına bu yolu seçmekteler ,

Her kişinin farkındalığı ile büyüyen 7Y davranışının bizim şu anlarda kolay kolay anlayamayacağımız tezahürü ,mozaik yaratım olgusunu kanaviçe gibi işlemek arzusu,

Bu nasıl bir kalifiye duygudur ,KH ortamında olan bizlere biraz zor ve yabancı gelmiyor mu ,geliyor,

"C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir."

Birinci cümledeki mental boyutlar dışındaki varlıklar ifadesi kimleri çağrıştırıyor, ölümün sadece bir geçiş kapısı olduğunun farkında olmayan korkuyla ürkenler için mi ,mental özellikleri tam gelişmemiş alt yoğunluklarda olanlar mı,

Bence farkında olmayan ve ürkenler için olsa gerek zira akabinde bu olayı korkunç bir felaket olarak gören babasının ruhsal gelişmesine motive olabileceğinden bahsedilmekte,

Bir çoğunda korkuyla beklenen ölümün bir geçiş kapısı olduğunu vurgulamak ve bunun dışında da başka metafizik olguları yaptığı incelikli hipnoz araştırmaları sonunda hem kendine hem okuyanlara saf ve samimi bir şekilde anlatmaya çalışılan "Ruhların Yolculuğu"kitabını ısrarla önermemize rağmen fazla itibar görmediği kişilerin olduğunu da görüyorum acaba bir roman kurgusu veya kurgu bilim eseri mi zannediliyor

Böyle tanımlayanların olabileceği de düşünülmeli ne yazık ki,
Bir kutsal kitap gibi tabulaştırılmamalı ama okuyan araştırmaların nasıl incelikli olduğunun ve senelere uzanan bir çapraz sorgulamaları ihtiva eden eser olduğunu anlaması için sorgulama düşünme yönünde çok iyi çalışılmalı,

Kişinin bilincini diğer önerdiğimiz kanal bilgilerini anlama eşiğine getirir,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, Facebook arkadaşlarımdan biri olan Lindy’nin Arianna adlı kızı benim doğum günümde öldü. Bu ilginç, çünkü Armando’nun oğlu olan Sergio da büyükannemin doğum gününde öldü. Arianna uykuda ölmüş gibi görünüyor. Küçüklüğünden beri nöbet bozukluğu varmış. Glüten ve süt ürünleri içermeyen bir diyet denemiş ama şekeri bırakamamış. Bununla ilgili herhangi bir yorumunuz var mı?
C: Arianna uyanıyordu ve ruh seviyesinde artık bedeninin faydalı olmadığını fark etti ve bedeninden ayrıldı.

--------------------------------------------------------------

Şimdi bu son aktardığıma ne anlam vereceğiz,bir evvel anlattıklarımızın tamamen aksine bir özgür seçim şekli,

İşte bu tip sorgulamalar ve verilen harikulade cevaplar K. ı neden sevip takdir ettiğimizin bir göstergesi,

Zıt anlamlar veren düşünceyi araştırma olgusunu fazla kımıldatan cevaplar,

Ruhların daha doğrusu gezgin ruhların dünya veya maddi gezegenlerde görev yapmak üzere defalarca bedenlenme isteğine karşılık "ruh seviyesinde artık bedenin faydalı olmadığını fark etmek"şeklinde yükselmek gelişmek için bedene artık ihtiyaç duymayan ruhsal bir davranış,

Bu cevapla ruhların özgür seçimde nasıl serbest olduklarını ve farkındalık seviyelerine göre seçilebilecek ruhsal seviye hiyerarşisi gibi bir durumu seziyoruz,doğrudur, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu gibi ruhsal bilgi seviyeleri,

K.ların 6Y i hak edenlerin artık fiziksel yoğunluklarda bulunma mecburiyetinde değil gibi söylevlerini hatırlıyorum, ama istisnaların olduğunu da biliyoruz, örneğin RA,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. Bu 2012 DA-14 denen yeni asteroit hakkında ne söyleyebilirsiniz? Dünya’ya çarpma olasılığı nedir? (Perceval) Önümüzdeki yıl 15 Şubat’ta? (L) Soruyu biraz farklı sorayım. Olasılıkların ne olduğunu öğrenmek istemiyorum. Bu aptalca bir soru. Basit bir dille sadece bunun çok olası olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İstatistikleri falan unutalım, çünkü o kitabı okumaktan bunaldım. (kahkahalar) (L) Çarpması çok muhtemel mi?
C: Hayır. Ama olması çok muhtemel başka şeyler var!
S: (L) Pekala. Bir asteroitin önümüzdeki yıl Şubat ayında dünyaya çarpmasının muhtemel olduğu ile ilgili makalelerin yayınlanma amacı nedir?
C: Kontrol sisteminin bu yönünü geçmişte iyi değerlendirdiniz.
S: (L) Bununla ilgili ne söylemiştik? İnsanlar üzerinde daha fazla kontrol uygulayabilmek için insanları “dünyanın sonu” çılgınlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu mu?
C: Evet.
S: (L) “2012 – Dünyanın Sonu” konusu da bununla mı ilgili? İnsanları dünyanın sonu gelmiş gibi davranmaya sevk edip otoritelerin “Hepiniz çıldırıyorsunuz. Sizi sizden korumamız gerekiyor! Bunu yapacağız ve bu yüzden herkesi içeri tıkacağız!” demesini sağlamaya çalışıyorlar.
C: Evet.

------------------------------------------------------------------

İtiraf edelim ki çoğumuzun bilincinde dünyanın sonu bekleyişleri var ,gerçekten olan her anormal gelişmeyi bunun bir işaretlenmesi olarak görme yolunda adeta özel bir tedrisata tabi olduk ,
Kim tarafından, yine KH uygulamaları ile dayattırılan monoteizm ve onu besleyen kutsal yazıtlar,korkuyu ver sonra onunla kasılmış varlıkları istediğin yöne yürüt,

2Y varlıklarına hatta çocuklarımıza dahi bu usulü kullanmıyor muyuz, çok kolaydır, paralize olmuş o varlığı istediğin şekle sokabilirsin,

Esasta bu son uğraştığımız kanal bilgileri ile asırlardır dayattırılan bu korku dışında başka şeyeler verilmeye çalışılıyor fark edebiliyor muyuz, ruhsal yönde ve kolay anlaşılmayan bir dalga geliyor veya içine girdik özümsemeye çalışıyoruz,
Somut bilgilerle donanmış sıyrılamayan bilincimize ters gelen soyut bir kavram var ,bu dalga üstündeyiz demekteler ,siz de bunun üstüne çıkıp "kim ve ne" olmayan bir tavırla ruhsal seyahate devam edeceksiniz kavramını vermeye çalışıyorlar, veya her şey "kim ve ne"dir demekteler,

Bunu analize alalım "kim ve ne" dünyasal donelerle tanımlanacak olgulardır,yani sayılabilen beş duyu ile algılama bandındaki atomsal maddesel olgu,oysa biz anti madde dediğimiz atomsal enerji dışındaki olanları da anlamaya çalışıyoruz,

"S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.
S: (C) Ben enerjiyi her zaman atomik olarak gördüm.
C: O maddesel enerji. "

Bu noktada bilinci dünya illüzyonunda somutlaşmış dediğimiz ana donelerin dışına çıkarmalıyız, yani bir kısmı dalgayı hazmedip geçecek bir kısmı eskiyi yaşayacak yani bekleyecek tanımlamalarından kurtulmalıyız,

Bu işin oluşu için dikkat edilirse zaman ve beklenti var ,silelim onu ,başka bir anlayışla olayı değerlendirelim zamansız beklentisiz bir kavramın özüne varmaya çalışalım,

O zaman kıyamet senaryoları ,korkulu bekleyişlerin bir aldatmaca olduğunu anlayacağız ve istenen oyunu oynamayacağız,
Akışa bırakmak.. "Sizi bizle buluşturmak".

------------------------------------------------------------------

S: (L) Diğer sorularıma geçmeden önce sormak istediğim birkaç küçük şey var.---- neyin nesi?
C: ! (K’ler bireyin forumdaki adını bir tanım olarak kullandılar. Mahremiyet nedeniyle isim silindi)
S: (gülüşme) (Perceval) Ender görülen bir hayvan mı? (L) Ne? (Perceval) Hatırlıyor musun, adını sözlükten bakıp neden forum adı olarak onu seçtiğini fark ettiğini söylemiştin. Ne yazıyordu? Nadir mi? (L) Nadir, içe kapanık ve gizli.
C: Maskeli! Etkili bir beslenme makinesinden biraz fazlası.
S: (Ailen) Belirli bir amaçla burada olduğunun farkında mıydı?
C: Makineler düşünür mü?
S: (L) Protokollere göre çalışırlar: ... ise ... yap. Onu kullanan kimdi?
C: Bahsettiği kitapta ne vardı?
S: (L) Tüyler ürperten birşeydi... Nasıl tanımlarsın Andromeda? (Andromeda) Bir tür ruhsal varlık... Woodland ruhu mu?
(L) ! Bu mu?
C: Evet. Biz söyledik!
--------------------------------------------------------------------

Sanırım son zamanlarda sitemize gelip içindeki negatifi boşaltıp yani olumsuz bir gurup laf edip sonunda sakın bana cevap falan vermeyin deyip çekip giden bir varlık gibi ("lilly")
K.ların tanımı ile "beslenme makinasından" bahsediliyor Woodland ruhu tanımı ile elemental varlık ,

Bunlar ilkel varlıklar belki OP olabilirler ve kurgulandıkları gibi düşünce dışı davranışta bulunurlar ,konuyu çok bilmiş gibi sunuyorum ama bu varlıklar hakkında tamamen bilgisizim itiraf edeyim,

Ama bizim başımıza gelen gibi böyle gelip geçici ve bazılarına çok etki yapan tavırların ortaya çıkması yönünden ilginç,
Bilgilerimizin içsel olarak sorgulanması yani acaba yanlış yollarda mıyız şeklinde düşünceler üreten bir hal yaratıyor,
Sonuçta faydalı da oluyor,

-----------------------------------------------------------------

(L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak). S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark’ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü “çöp” DNA’mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA’mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!

------------------------------------------------------------------

DNA ve yaratım üzerine çok konuştuk ter döktük, evvelki çalışmalarımızla ilgilenenler bilir ,bazı dostların es geçtiklerini de biliyorum ,olabilir hiç kimsenin özgür iradesine müdahele edemeyiz, ama kaçırdıkları bazı hassas noktalar olduklarını söyleyebilirim,

Asırlardır KH manipulasyonu bu yaratma işinin olmayacak bir hayal olduğu üzerine insanları biraz korku ile de besleyerek bilinçlere yerleştirdi,

Konu düşüncenin ve bilincin nasıl maddesel hale geleceği üzerindeki somut hadiseleri soyut olgulara terk edebilmek inancı, bunlar hakkında insanlığın geldiği uyguladığı gördüğü şeyler üzerine ilkel misaller bile bu sertleşmiş olguyu kıramıyor,

Elinizdeki telefona bakın 50 sene evvel düşünemediğiniz şeyleri başarabilen yapıda ,bürokrasiyi bile ortadan kaldıracak maharette, bunu kim yaptı,nasıl yaptı,işin içinde elektrik ve ektromanyetik olgular var,

"C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor. "

Olay, gezegenlerin ,(ki onlar da düşüncenin big bang hadisesi ile yani hayalin, düşüncenin çekim etkisi ile oluşmuştur),merkezindeki kristalin amonyak ve metan gazının antik çamur ve amino asit oluşmasına dayanan virüs oluşumuna dayanıyor,şöyle ki,

": (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet."
ve o virüsler komplike bir halde DNA ı teşekkül ettirmişlerdir,
"(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir “köpek” düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y’ye aktarılan bir “düşünce” varsa, bunun DNA’nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler. Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar. Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor. Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor…
C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı “parçaların” başka yaşam formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var."

DNA nın nasıl bir beyin olduğunu ve olayların kaydında nasıl bilgisayar hard diski gibi çalıştığını defalarca vurguladık,

Bütün bunlara inanç yoksa elimizin altındaki P.C.hard diskinde bilgiler nasıl kayıtlanıyor 1 ve 0 ın etkileşimi ile ,oysa DNA da dört amino asit bu kayıtlanma işinde görev görür ve pek tabiidir ki bir bilgisayar hard diskinin çok çok ötesindeki bir kapasitede bilgi kaydeder,

Sadece ana baba genetik kayıtları değil reenkarnatif bütün olan biteni,

Araya Dianysos dostun bazı aktarımlarından kaydettiğim bilimsel bir araştırma paragrafı ilave ediyorum,bilinçte kıpırdayanların olduğunu görmek mutlu ediyor,

"13 Haziran 2018'de Yale Üniversitesi, DARPA ve CIA'den nörobiyoloji uzmanı Dr. Charles Morgan , West Point Askeri Akademisi'nde ( USMA ) öğrencilere bir konferans verdi . Zihin kontrolü amacıyla DNA'yı değiştirme olasılığından bahsetti. [1] Dr. Morgan, seçkin Amerikan askeri öğrencilerine, CRISPR (Clustered Regularly Spaced Short Palindromic Repeats) ve DREADDS (Tasarımcı İlaçlar Tarafından Özel Olarak Aktive Edilen Tasarımcı Reseptör ) kısaltmalarıyla bilinen teknolojilerin her şeyi "tasarlayabildiğini" gösterir ve açıklar .

Dr. Morgan, davranışlarımızı kontrol etmek için DREADDS'in insan DNA'sına nasıl “infüze edilebileceğini” gösteriyor. Sadece tasarımcı ilaçları tarafından aktive edilen bu tasarımcı alıcılar, yeni hücreler oluşturabilir. Konularında yeni anılar ve davranışlar oluşturabilirler. Ayrıca hafızanızı silmek ve hatta değiştirmek için de kullanabilirler. CRISPR teknolojisi, DNA düzenleme yoluyla yalnızca belirli insan ırklarını öldürmek için kullanılabilir."

Konuyu hatırlatmak adına bu tekrarlar,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) “Artışlar, Ocak” ne anlama geliyor? ...
C: Fiyatlar.
S: (Perceval) Fiyat artışları. (L) Bu çok önemli bir mesele haline mi gelecek?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Kıtlık giderek bariz hale geliyor, artık örtbas edemiyorlar.
S: (L) Zaten bir kıtlık vardı ve bunu örtbas mı ediyorlardı?
C: Oo, evet!
S: (L) Tamam. Bu konuda başka birşey?
C: Gıda sorunlarını takiben her zaman hastalık gelir.
S: (Andromeda) Veba gibi bir hastalık mı?
C: Çok yakında.
S: (L) Hazırladığımız diğer sorulara geçmeden önce bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey?
C: Fark etmemiş olabilirsiniz diye söylüyoruz, bugün dünyanın sonu değildi, fakat yıllardır söylediğimiz gibi, bir çeşit “son” kesinlikle gelecek. Zaman asla kesin değildir. Ayrıca herşey adımlar ve aşamalar halinde meydana gelir. Büyük adımlar, kitleler tarafından kabullenilen suikastler gibi şeyleri kapsıyor. Bu tür şeylere itiraz edilmediğinde, bir sonraki aşama hazırlanır.
S: (L) Bunun dünyanın sonuyla nasıl bir ilgisi var?
C: Bir kitap yazıyorsun, sen söyle!!!
S: (L) Ele aldığım konular, yazdığım bu büyük kitap için yaptığım tarih araştırması sırasında öğrendiğim şeyler doğru yönde mi ilerliyor?
C: Oo, evet!!! Ve kitabı yalnız da yazmıyorsun!! Poseidonius zihni eğitme konusunda haklıydı. Eğitilmiş bir zihin, kozmik zekayla daha uyumlu.
{Secret History kitap serisinin şu anda %80’i tamamlanmış durumda olan 3. cildinin metninden bir alıntı: Bizim için şimdi ve burada, Heraklitos’un Poseidonius tarafından yorumlanan fikirleri daha önemlidir, çünkü bu fikirler, insan faaliyetlerinin kozmik faaliyeti ve kozmik faaliyetin de insan faaliyetlerini yansıtabileceği fikrine işaret etmektedir. Eğer durum buysa, eğer Heraklitos’un yazdığı gibi varolan herşey Kozmik Zeka’ysa ve herşey birbiriyle bağlantılı ve etkileşimliyse, sadece geçmişi incelemek suretiyle muhtemel geleceği bilmek mümkündür. Fakat bunun için geçmişle ilgili gerçeği bilmeniz gerekir, muzafferler tarafından yazılmış sahte tarih hikayeleri değil. Bunun dışında, Poseidonius’un ifade ettiği gibi, gelecek tahminleri, gerçekliğin durumuyla ilgili ipuçları sunabilir ama buna asla güvenilemez ve yapılan yorum büyük ölçüde gerçeklere duyulan saygıya, kanıtları araştırmak için gösterilen emeğe, bunun öğrettiği istikrar ve mantığa ve tespit edilen gerçekleri bir araya getirme sonucu ortaya çıkan kavrayışa dayalıdır.}

---------------------------------------------------------------

Ağır bir konu gibi ,ama üzerinde fikir üretebilecek bir eğitilmiş zihin olacaklar üzerinde Kozmik Zeka ne imiş anlamaya çalışır,
Kısaca insanlığın bu yaşam serüveninde önünde olacaklar için her hangi bir senaryo yazılmadı ,olacakların sıralanması tarihsel oluşlara davranışları, bakışları, değerlendirmeleri etkisinde bir gelecek yaratır,

Buradaki tarih ise çarpıtılmamış yani muzafferlerin kendi hayallerinden katkı yapılmamış saf bir tarih olmalı ,yani gerçekleri objektif tarzda sergilemeli,

Bunu yanında olacak olaylar toplumun olanları kabullenmeleri genel bir direnç gösterip göstermediklerine bağlı olarak şekillenir,

"Büyük adımlar, kitleler tarafından kabullenilen suikastler gibi şeyleri kapsıyor. Bu tür şeylere itiraz edilmediğinde, bir sonraki aşama hazırlanır. "

Bu anlatılanlar sonucunda şunları işaret edebiliriz,

Var oluş sergilenmesinde gelecek olmayan şeylerin ortaya çıkmasıyla değil Kozmik Zekanın her şey zaten biliniyordu izahı ile belirtebileceğimiz bir şekilde yürüyor, sürpriz ve doğmatik sonuçlar bekleyen bir tavırla determinizmi bir kenarlara atamayız,
Toplum olanları kabullenip göstereceği tepki veya tepkisizlikle geleceğini şekillendiriyor, onlar da evrensel morfik alan denen veya mozaik yaratılış içindeki olguların yaşama monte edilmesi ile mümkün oluyor,

Aynen şu anda ülkemizdeki gibi ,yapılan aksak hususlar karşısında tepkisizlik monarjiyi doğurur besler, bu hali doğal görmeyen ve istemeyenler tepki gösterebilecek yani seçim sandığını görüp objektif değerlendirilmeleri peşinde mücadele etme ve gözünü açmayı becerir ise demokratik bir idareye kavuşur,

Ve seçtiklerinin yapacaklarını bekler,

Yalnız burada mevzubahis olan dünya toplumu ve evvelce (Mu, Atlantis,v.s) haricinde teknolojiyi üst segmentlerde uygulamış zamanla unutmuş şu andaki indirgenmiş halde olan insanoğlu değildir,

Yaşayışını çok daha üst boyutlardaki medeni seviyeye çıkarmış diğer gezegen mensuplarının bu morfik alana katkılarını da düşünmeliyiz ,yani o mozaik yaratılış kapasitesi sadece şu andaki primitif bilinçte "Lucifer Düşüşü"ne maruz kalmış dünya insanının yaptıkları ile sınırlı değildir,

Ayrıca şuna da dikkat ediniz ,üst benliklerle kontak kurmak saf ve temiz bir inanç ile faaliyetlerini yürütmeye çalışanların her an rastlayabileceği şeylerdir ,örnek Lauraya verilen cevap yanındaki ünlem sayıları,

"C: Oo, evet!!! Ve kitabı yalnız da yazmıyorsun!! "

----------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, Denver’daki UFO olayına gelelim. Bariz bir UFO. Bu da onun ne olduğu anlamına geliyor?
C: Daha önceden de anlattığımız gibi üst-boyutsal.
S: (L) Bu yeni birşey mi, yoksa uzun zamandır devam eden birşey mi?
C: Tahmin ettiğinizden daha uzun bir süredir devam ediyor.
S: (L) Görünüşe göre filmi yavaşlatmazsan kameralarda görünmüyor...
C: Geçmişte de bahsettiğimiz gibi bu tipik bir durum.
S: (L) Peki bu durumda bir uzaylı saldırısına doğru mu ilerliyoruz?
C: Yoğunluklardan ve bununla ilgili konulardan da bahsettik. Fark ettiğiniz, tartıştığınız ve dikkat çektiğiniz pek çok şeyin de göstermekte olduğu gibi, gezegeniniz bir geçiş sürecinde bulunuyor. Fakat şu anda görünen şey geçici.
S: (L) Yani obruklar, volkanik patlamalar, depremler, gökteki garip gürültüler, elektrik yükleri... Tüm bu şeyler bu geçişin semptomları mı? Söylemek istediğiniz bu mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu geçici birşey?
C: Evet. Ve UFO’lar bu tür geçişlerde daha belirgin hale geliyor.
S: (Perceval) Denver olayı sıradışı bile değil belki de. (L) Ben de sıradışı olduğunu düşünmedim.
C: Bir “zaman kilidi” ile çıkış ve giriş yapıyor.
S: (L) UFO olaylarıyla ilgili sormak istediğim birşey var. Anladığım kadarıyla söylediğiniz şey şu: Yoğun veya aşırı UFO faaliyeti olayları, gezegen bir tür yoğunluk geçişi yaparken meydana gelen geçici birşey. Doğru anlamış mıyım?
C: Evet.
S: (L) Peki ya olacağı varsayılan şu işgal? Neydi? 1994’den itibaren 18 yıla kadar mıydı? Ne zaman olacaktı? (Kniall) Bu yıl.
(L) Aşağı yukarı şu anda. Bu işgale ne oldu?
C: Unutmuş olabilirsiniz diye söylüyoruz, daha önce size yoğunluklar arasındaki iletişimlerin sembolik yapısını açıklamıştık. Yine, senin kendi sözlerini hatırlatacak olursak: Psikopatlar varken uzaylılara ihtiyaç var mı? Ve bu konuda size ne kadar çok ipucu verildi? Sonuç olarak; zaten işgal altındasınız!
S: (Perceval) Uzaylı zombiler... (L) Dünyadışı varlıklar üst-boyutta yaşıyor. Yani aslında... (Andromeda) Burayı işgal edemezler... (L) Ettiler bile! (Perceval) Aracıları yoluyla; psikopatlar. (Perceval) 1994’deki celsede bir işgalden bahsederken aslında bir ele geçirme veya psikopatik fikirlerin empoze edilmesinden bahsediyorlardı. (L) Yani 9/11 olayı bir tür işgaldi? C: Öyle. Çok gizli teknolojiler kullanılarak yapıldı.
S: (Kniall) Bu ilginç, çünkü bir celsede Dünya Ticaret Merkezi’nde olan şeyin bir tür zaman kilidi kubbesi olduğunu söylemişlerdi. Az önce “zaman kilidi” derken aynı şeyi kastettiler sanırım. (Ailen) Peki UFO’lar geçiş sırasında neden daha görünür oluyor?
C: Çok boyutlu ortamın frekansları sürekli değişirken, eşleşen frekansları kontrol etmek zorlaşıyor.

-----------------------------------------------------------------

Ufo görüntüleri ve dünyanın işgalinin ne zaman olacağı,
Bu konu hakkında spekülatif haberler ve yanlış değerlendirmeler altında yıllarca adeta boğulduk, Bozadinin sık sık değindiği yoğunlaşmış kangren haline gelmiş sonuçlarla dolmuş ve kendini ve insanları hatalı düşünceler ve bilgiler labirentine sokan Haktan Akdoğan gibi,

Baştan hak vermemek mümkün değil zira ortada olağanüstü bir şeyler var ve bunların nedenlerini sathi ve hazır bir şekilde arayan bulmak isteyen insan zihni arayışları var, sansasyonel ve maceralarla bilinmeyeni güya açıklayan hallerle dolu, cazip,

Bizlerde bir ara kapıldık ve takip ettik itiraf edelim ve ne hayrettir ki içimizde halen takip edip ufolardan pozitif doğrultuda medet veya temas sebeplerini arayanlar var ,

Temaslar olmuştur ve hatta bunlarla direkt irtibat kurmuş insanlara rastladık ,değişik lisanlarla yazılmış yıldız haritaları çeşitli hesapları içleyen yayınlar da gösterdiler ve bunlara kapılan kişilere ikazlarda da bulunduk aldatılıyorsun diye uyanmadılar meticede Tv e çıkıp rezil olmayı denediler,

Velhasıl toptan KH sergilenmeleri,

K celseleri içinde kaçırılmalar bunların mekanizması ve nedenleri üzerinde çok geniş anlatım ve araştırma mahsulleri var izleyen dostlar çok iyi anladı,

Yukarıdaki alıntıda ise her şeyi dünya göreceli zaman ve mesafe fenomeni altında anlamak isteyenlere bu işin daha çok frekans değişimleri neticesinde eterik alemde diğer varlık görüntülerinin yoğunluk sızıntıları ile ortaya çıktığı anlatılıyor,

"C: Çok boyutlu ortamın frekansları sürekli değişirken, eşleşen frekansları kontrol etmek zorlaşıyor."
--------------------------------------------------------------------
S: (PoB) Yani bağımsız cisimler. (L) Arkadaş cisimler! Sıradaki? (Belibaste) Orta Avrupa’da evine beş-altı kere meteorit isabet eden bir adam vardı. Bu olayın nedeni o noktada Dünya’nın elektrik akımındaki yerel bir anormallik mi?
C: Evet.
S: (Belibaste) Pekala. Peki o lokasyon asteroitten veya meteoritten daha pozitif mi, yoksa daha negatif mi?
C: Negatif.
S: (Belibaste) Daha negatif. Tamam. Bir veya birden fazla birey tıpkı o lokasyon gibi bu tür göksel cisimleri kendilerine çekebilir mi?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bireysel veya kitlesel olarak elektrik yükleri farklı olduğu için mi?
C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu “yönlendirildiği” alemde bilgi kraldır.
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bunun mekanizması nedir?
C: Az önce diğer aleme referansta bulunduk... Çekim dalgaları.
S: (L) Çekim dalgalarının farklı bir alemin özelliği olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Çoğunlukla.
------------------------------------------------------------------

Baştan son derece muğlak gelen ama üzerinde farklı alem fenomenlerine yatkın bir inançla düşününce bilgi ve farkındalıkta yeni kapılar açan bir durum,

Aynı kişiye veya negatif düşünce ve davranışların bolca bulunduğu bölgeye sık sık meteoritlerin düşmesi,

Çekim dalgaları hakkında çok şeyleri anlamaya çalıştık ve dünya bilimine son derece ters gelen bu olayları anlatmaya çalıştık izleyenler bilir ancak hatırlamak isteyenler ve ilk defa karşılaşanlar için yaptığım bir özet,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=29#25992

Ve yukarıdaki alıntıdaki bir bölüm,

"C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu “yönlendirildiği” alemde bilgi kraldır.
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı?
C: Evet. "

Bazı şeylerin yönlendirildiği eterik alem diye adlandırdığımızda "bilgi kraldır" ifadesi ve celse dostlarımızın bunu çözmesi,
Kısaca dünyadaki negatif uğraşıların sonucu mutlaka aşırı negatifleşen insan topluluklarının olduğu bölgelere meteorit düşmeleri ve diğer belaların çekilmesi ,

Bu husus defalarca anlatmaya çalıştığımız bütün gücün bizde olduğunu vurguluyor, şöyle ki,

Eğer gücü başka alemde sanıp bu KH yalanına inanıp kendimizi teslim edersek negatif yükle yükleniriz ,gücün denge içinde hareket ettiğini devreye alan öte alem dediğimiz eterik alemdeki pozitif güç, zira "bilgi kraldır", çekimi tezahür ettirmek için negatif tarafa yönelir,

Bütün bu anlatımlar kıyamet tellallığı gibi geliyor ama fizik alemin tezahürü ve devamı elektriksel yüklerin denge özelliğinde etkileşimi ile mümkün ,bunu atomsal parçaların moleküle yönelmesi ve ondan öteye komplike yapının bu elektriksel zikzaklar yoluyla vücut bulması hatta bilincin madde yaratımındaki hamleleri bu yolla ,

Einstein boşuna "tanrı elektriktir" denemiş,

------------------------------------------------------------

S: (L) Hayır! Sadece kontrol ediyorduk. (Belibaste) Evimizin yanında meydana gelen araba kazasını soralım. Öncelikle, kazanın nedeni neydi?
C: Psişik bariyer dalgalanması.
S: (L) Kazayı yapan kişinin içinde mi?
C: Hayır.
S: (L) Kazanın meydana geldiği alanda veya yol boyunca mı?
C: Evet.
S: (L) Yani orada bir tür psişik bariyer var. (PoB) O hayaletle herhangi bir ilgisi var mı? (L) Gördüğüm o hayaletle ilişkili mi bu? (Bubbles) Bisiklet hayaleti?
C: Kısmen; o hayalet de o alanı kullanıyor denebilir.
S: (Ailen) Ne tür bir psişik bariyer bu? Dalgalanmaya neden olan neydi? (Perceval) Psişik bariyer nedir?
C: Kısmen sizin buradaki mevcudiyetinizden kaynaklanan, yoğunluklar arası bir çarpışma noktası.
S: (L) Yoğunluklar arası bir çarpışma noktası ve kısmen bizim buradaki mevcudiyetimizden kaynaklanıyor diyorsunuz... (Belibaste) Daha önceki bir celsede New Mexico’da 3. ve 4. yoğunluklar arasında kısmi geçişler olduğu söylenmişti. Onun gibi mi?
C: Yakın. Anlıyorsunuz ya, sizi engellemeye veya size zarar vermeye çalışanlar var ve enerjik anlamda sizi koruyanlar var, ki bu şu anda izin verilen yardım sınırına yakın seviyede ama bu durum koşullarla birlikte değişebilir.
S: (L) Yani o zavallı adam çapraz ateşe mi yakalandı?
C: Aşağı yukarı ama kendi frekansı da bunda bir rol oynadı.
S: (Belibaste) Çünkü frekansı bize potansiyel olarak zarar verebilecek olanınkine yakındı. (Bubbles) Frekansı kötü adamlarınkine paraleldi denebilir o zaman!
C: Evet.
S: (Ailen) Psişik bariyerde o dalgalanmaya neden olan şey neydi??
C: Genel gezegensel enerji akışındaki yoğunlaşma.
S: (L) Kabloda bir elektrik tırmanışı! Sıradaki?
------------------------------------------------------------------

Konuların böyle art arda birbirini tamamlayacak şekilde olmasında samimi söylüyorum benim pek spesifik arayışım yok adeta rastgele takip ediyor gibiyim, ama uğraşımızın boş olmadığının farkında olduğumu görüp biraz rahatlıyorum,

"Psişik bariyerde dalgalanma " konuyu dallanıp budaklandıracak yorumlara ihtiyaç yok zaten en güzel ve detaylı bir sorgulama ve izah var,

Arada çok ilginç olan bir ayrıntı üzerinde duracağım,

"C: Yakın. Anlıyorsunuz ya, sizi engellemeye veya size zarar vermeye çalışanlar var ve enerjik anlamda sizi koruyanlar var, ki bu şu anda izin verilen yardım sınırına yakın seviyede ama bu durum koşullarla birlikte değişebilir."

"Enerjik alanda sizi koruyanlar var" ne demek,

Bir kısım varlık bunu kendine iş edinip böyle faydalı ve pozitif manada uğraşanlara yardım için üst yoğunluklardan düğmeye mi basıyor, hayır,

Ortada enerjisel elektriksel faaliyet var ve bunu bir evvelden anlatmaya çalıştık ,elektriksel zik zaklar,

"Ve bu durum koşullarla birlikte değişebilir" i de anlayalım,

Yani siz faaliyetinizde alçalma yaratırsanız hadise terse de döner yok daha fazla farkındalık çizgisini ileriye taşırsanız koruma daha belirgin olur ,pozitif elektriksel enerji duvarı daha kalınlaşır ,

Bunu negatif yönde yoğunlaşmış diğer varlıklara doğru da döndürebiliriz, onlar mental yönde pozitife BH a doğru yönelirlerse bu kaza yapacak dalgalanmalara maruz kalmayabilirler,


Biraz ara verelim.


Edited by - Tgur on 03/06/2021 09:37:34
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/06/2021 :  08:20:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sık sık yorum yapmanın kanıksama tehlikesi olabileceğinden bahsetmiştim ama bu ikinci zaman meselesi benim de elimi çabuk tutmamı öngörüyor ,yani aldırma yorumlarını bir an evvel aktar ,

ANLATIMLAR II

(Ark) Sorularım daha iyimser olacak. Artık kuantum bilgisayarların yapıldığı bir çağdayız ve bunlar çok yakında süpermarketlerde satışa çıkacak. Kuantum bilgisayarları kullanarak herkes herhangi bir kodu kırabilecek. Bu yakında gelecek deniyor, doğru mu?
C: O noktaya yaklaşacak.
S: (Ark) Ama asıl sormak istediğim bu değil. Kuantum bilgisayarların ardındaki teoriyi yıllar önce geliştirdim. Şimdi kuantum bilgisayarları test ediyorlar. Son zamanlarda kuantum bilgisayarların kıyaslamaları hakkında bir yayın vardı. IBM ve diğerlerinden 21 kuantum bilgisayarı test etmişler. Kuantum fraktalları kitabına konan programlarımdan birini kullanmışlar. Kodlarım artık kuantum bilgisayarlarda çalışıyor. Yani artık soyut birşey değil, kıyaslamalar için kullanılıyor. Şimdi, bilmek istediğim şey... Bu kuantum teorisi artık gerçek, orası kesin. Yakında süpermarketlerde olacak ama kimse kuantum teorisini anlamıyor. Benim bir teorim var ama gerçekten anlamıyorum. Einstein böyle bir teori istiyordu. Kuantum teorisini anlamada BAŞARISIZ OLDUM; bunun için ne gerekiyor? Kuantum bilgisayarların nasıl çalıştırılacağını biliyorum ama kuantum teorisini anlamıyorum. Anlamak için ne gerekiyor? Einstein’ın istediği şekilde?
C: Bilinç etkileşiminin formüle edilmesi gerekiyor. Doğru yoldasın. İşe geri dön!!
S: (Ark) Bilinç dediniz... Birkaç dakika önce bilincin ruhla ilgili olduğu hatırlatıldı. Ve şimdi bilinç kuantum teorisi ile ilişkili. Yani her şeyin merkezinde bilinç var. Bilinç tam olarak nerede?
A: Nerede değil ki?
S: (Ark) Bilinci tanımlamak için ne tür bir matematik gerekiyor?
C: Cebir.
S: (Ark) Bilinç bilgiyle ilgili. Birşeyler olduğunda bilgi kaydediliyor. Bilgiler nereye kaydediliyor?
C: Bilinç tarafından kaydediliyor. [kahkaha] Kaydedilen bilgi, zamana eşittir.
S: (Ark) Kuantum teorisi, zaman döngüleriyle mi ilgili? Zaman döngüleri var ve hem de çok? Kafamın içinde...
C: Evet
S: (Ark) Oo... Bu iyi! Ben tamamım. Anlamıyorum, ama cebir anladığım birşey. [kahkaha]
A: Tamam, çalış!
S: (Joe) Kaydedilen bilgi zamana eşitse ve zaman sadece bizim için mevcutsa, bu daha yüksek seviyelerde bilginin kaydedildiği anlamına mı geliyor?
C: Hayır
S: (Joe) Sadece...
(L) Sanırım diğer yoğunluklarda zamanın farklı olduğunu söylediler.
(Joe) Zaman bizim için bir ilüzyon dediler.
(L) Bizim algıladığımız şekliyle.
(Ark) O-o-o! İkinci zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Evet
S: (Ark) Üçüncü zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Hayır
S: (Ark) Aha! BU bir bilgi!
(Pierre) Kaydettin mi?
(Ark) Pekala. Benim işim tamam.
----------------------------------------------------------------

Defalarca belirttim fizik alimi v.s değiliz hele Frankın bilgisinin yanında bizimki serçe parmak kadar, belki de o kırkbin yıllık ileri bilgilere sahip, açacağı kapılardan çok şeyler öğreneceğiz,

Bu noktada bilginin dağılımı konusunda şiddetli bir algılamayla şu geldi,

Frank gibi ileri bilimcilerin geldikleri yeni bilinç anında "yüz maymun" fenomenine göre bilgi bizlerde de mi açılacak, olabilir, kuantumu anlamaya çalışıyoruz, bu yapıyla oluşturulan bilgisayarlarda bilginin 1 ve 0 etkileşimi ile kaydolduğunu ancak kuantum bilgisayarlarda bilgiyi kaydedecek unsurların yahut o özel yongaların bunu aşmış bir yapıda olduğunu görüyoruz , ara alıntı,

***********************************************
Kuantum bilgisayar nedir?

Kuantum bilgisayarlar ve bugün hepimizin kullandığı geleneksel transistör bilgisayarları arasındaki temel fark, veriyi ele alma yöntemleridir. Akıllı telefonlardan ve dizüstü bilgisayarlardan süper satranç bilgisayarı Deep Blue’ya kadar aşina olduğumuz tüm cihazlar, her şeyi en küçük bilgi birimi olan bitlerde saklar. Bir bit iki değerden birine sahip olabilir: 0 veya 1.
Bir ampul gibi düşünün: Ampul ya açıktır (1) ya da kapalıdır (0). Bilgisayar diskinde bulunan bir dosya, bazıları açık, diğerleri ise kapalı olan bir grup ampul gibi görünür. Bu tür çok sayıda ampulle donatılmış bir sistemde, “Albert was here” (Albert buradaydı) ifadesi veya Mona Lisa’nın resmi gibi bilgileri kodlayabilirsiniz.

İki durumlu bir cihaz bir problemi çözerken bu ampulleri sürekli olarak açıp kapatmalı, belleği doldurmaması için ara hesaplamaların sonuçlarını yazmalı ve silmelidir. Bu işlem zaman alır; bu nedenle görev çok karmaşıksa, bilgisayar çok uzun bir süre boyunca düşünecektir.

Kuantum bilgisayarlar ise, yaşlı kuzenlerinin aksine, verileri kuantum bitleri veya kısaca kübitler kullanarak depolar ve işlerler. Kübitler yalnızca “açılan” ve “kapatılan” birimler değil, aynı zamanda geçiş durumunda veya hatta aynı anda açık ve kapalı durumda olabilen birimlerdir. Ampul benzetmesine devam edersek, bir kübit, kapattığınız ancak yanıp sönmeye devam eden bir ampul gibidir. Ya da aynı anda hem canlı hem de ölü olduğu kabul edilen Schrödinger’in kedisi gibi.

Kuantum bilgisayardaki ampullerin aynı anda hem açık hem de kapalı olabilmesi çok zaman kazanılmasını sağlar. Bu nedenle de, bir kuantum bilgisayarı karmaşık problemleri en güçlü geleneksel cihazdan bile çok daha hızlı biçimde çözebilir. Google, kuantum makinesi Sycamore’un sıradan bir süper bilgisayarın 10 bin yılda çözebileceği hesaplamayı 3 dakikadan biraz uzun bir sürede yapabildiğini iddia ediyor. “Üstünlük” terimi de tam burada devreye giriyor.

***************************************************

Bunu insan bedenindeki DNA kayıt sistemi ile birleştirdiğimizde malüm onda dört amino asit etkileşimi ve bilinmeyen diğer özelliklerle (bilim bağnazlarının çöp DNA deyip araştırmadıkları o harika kısım) bilginin kaydedilmesi ve uygulamaya geçmesi var kısaca şöyle anlatabiliriz,

Kişi hatıra veren özel bir kokuyla çocukluğuna gidebilir ama aynı anda elindeki yumurtayı kırıp omlet yapabilir ve yanındakiyle konuşabilir ve bunları hemen yazıya dökeyim diye kendine o anda plan yapabilir,

Yaşam işleyişindeki zihnin kabiliyetlerini görebiliyor muyuz o bahsi geçen kuantum bilgisayarlarını ezip geçiyor, ancak bunun bir tekamül neticesinde bu safhalara eriştiğini düşünürseniz insan zihnini ve genel kabiliyet ve kapasitesinin benzer maceralara maruz kaldığını anlarız,

İşin içinde bilinmeyen bir güçle bu işler kotarılmıyor ,ikinci ve bizim şu anda anlayamayacağımız bir zaman süresinde bu işler çok daha pratik uğraşılarla yaratım zenginliği içine giriyor,buna üst yoğunluk teknolojisi de denebilir ,

Araştırmak isteyen veya anlamaya çalışanların "Ruhların Yolculuğunda " 5Y de neker yapılabildiğine bir bakmasını tavsiye ederim ve K.ların "Siz vakti gelince evrenler yaratacaksınız" sözünü hatırlasın,

------------------------------------------------------------------

S: (Andromeda) Evet. Birşey dalgalanıyor. Bu ay ÇOK sayıda deja vu yaşadım. Bazen günde üç kere. Deliceydi. (Belibaste) Hızlı soru. Bilgi ile elektrik arasında bir bağlantı var mı?
C: Çok yakın.
S: (Belibaste) Yani vücutta ne kadar çok bilgi varsa, elektrik akımı da o kadar yüksek oluyor, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Ve elektrik akımı arttıkça da dışarıdan elektrik olaylarını çekmen o kadar daha az muhtemel haline geliyor. (Belibaste) Akıma bağlı. Ben de oraya gelmeye çalışıyordum: Pozitif akım ile gerçek arasında bir korelasyon var ve negatif yükle de gerçeğe ters bilgi arasında bir korelasyon var. (Perceval) Gerçeğe ters bilgi yerine kısaca “yalanlar” diyebilirsin! [kahkaha]
C: Takyon sığışması.
S: (Perceval) Buyur bakalım. [kahkahalar] (Ailen) Açıklayabilir misin Ark? (Anart) Muhtemelen düzen ve bilgiyle ilgili. (Ark) Öncelikle Belibaste’nin elektrik akımını tamamen maddesel bakımdan düşündüğünü söylemek istiyorum. Elektrik akımını düşünürken solucan deliği konusunu her zaman aklında bulundur. (Kniall) Bilgi madde değil. (Ark) Bilgi form veren şey. Form verme meydana geldiğinde bunu madde olarak düşünülebilirsin. Ama formu şekillendiren bilgi. Madde değil.Şekillendirici ilke bilgi. Yani bilgi ile elektrik akımı arasındaki ilişkiye dair sorun, boyama ile resim arasındaki ilişkiyi sormak gibi. Boyama süreçtir ve resim de o sürecin sonucudur, değil mi?
(L) Boyanın gideceği yere gitmesine neden olan şey bilgi. Sanırım bu elektriğe tekabül ediyor. Yani bu sonuç gibi ve süreç de... Hm...

------------------------------------------------------------------

Elektriğin kişinin negatif veya pozitif yönde olması ile ilgili çok çarpıcı evvelki bulgularımızı biraz daha açan bölüm,

Var olmanın yani fiziksel madde yaratımı bahsinde ki bunu o meşhur kaset kutusunda müzik kasetlerden birisinin işlevi olarak düşünebiliriz olay durgunluğun harekete geçmesi ile mümkün oluyor, bu işte elektriksel potansiyel baş aktör,

Elektrik akımını maddesel bir güç değil .maddeyi şekillendiren eterik bir unsur olarak düşünmeliyiz, zira var oluşun şekillenmesi mesela maddeyi oluşturması atom altı parçaların değişkenliğinin bilginin seçiciciliği ile olduğu anlamına geliyor, bu hareket elektron atlamaları yani yer değiştirmeleri elektriksel potansiyelin değişkenliği ile mümkün olur ve daha sonra denge gerçekliği bu elektriksel olayın her iki yöne gidip gelmesi frekans yaratması gibi olguları ortaya çıkarır,

Mesela tuz molekülü oluşumunda sodyum ile klor atomları arasında bir elektron alış verişi vardır,

"Yani bilgi ile elektrik akımı arasındaki ilişkiye dair sorun, boyama ile resim arasındaki ilişkiyi sormak gibi. Boyama süreçtir ve resim de o sürecin sonucudur, değil mi?
(L) Boyanın gideceği yere gitmesine neden olan şey bilgi. Sanırım bu elektriğe tekabül ediyor. Yani bu sonuç gibi ve süreç de... Hm..."

Bu açılımda konu biraz daha şekilleniyor,

Kısaca negatif olguyla bezenmiş veya başka bir ifadeyle yalanları gerçek sanıp bundan yani takıntılardan kurtulamayan kişilerin olduğu bölüme felaketlerin akması elektriksel denge bağlamında doğal bir hale geliyor,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, bir sonraki soru: F5 ölçeğinde bir tornado birkaç dakika içinde meydana gelebiliyor. Bunun 4. yoğunlukta olan şeyle bağlantısı nedir? Bu nasıl oluyor? Mekanizması nedir?
C: Bir kez daha bilgi ve elektrik yükü bakımından düşünmelisiniz. Dünya üzerinde elektrik yükü birkaç ayrı şekilde oluşuyor ve tornado da top şimşeğe benzer bir elektrik fenomenidir.
S: (L) Yani az önce söylediğimiz şeyi söylüyorlar. (Belibaste) İletkenlik arttıkça daha fazla elektrik boşalımı. (L) Daha fazla insan yalanlara inandıkça daha fazla kaos meydana geliyor. Gezegendeki insanlar kendi yıkımlarını çekiyor. (Perceval) Çünkü yalanlara inanıyorlar.

------------------------------------------------------------------
Yalanlara inananların akibeti hakkında destekleyen bir bölüm yalanın bol olduğu ve çoğunluğu teşkil eden bir KH toplumu içinde biz de bir nevi kıyamet tellalı gibi oluyoruz ne yazık ki,
Ortada soygun yaptığı bariz olan bir gurubu hala alkışlayanlar var,

İzmire tekrar döndüm ve eski çalıştığım bir bölgede yıkılacak evimin tekrar inşasına kadar kiralık bir ev buldum ve ancak yalanlara inanan pek yok şehrimizde ,yoksa var mı..

O zaman "irince ircii derim evrene tamamdır.."

------------------------------------------------------------------

S: (Perceval) Bir evet veya hayır sorusu sormak istiyorum bu konuda: Bu şahsın düzenli olarak kan vermesi onun vücut sistemini herhangi olumsuz bir şekilde etkiliyor mu?
C: Evet. Tıbbi bir neden olmadığı sürece bunu yapmak tavsiye edilmez. Vücut sıvıları yaşam gücünün ve farkındalığın tutucularıdır.

------------------------------------------------------------------

Çok evveller bunun tersini düşünürdüm,yani kan vererek bedende kan yapıcı kemik iliği v.s.gibi organların faaliyetinin motive edileceğini sanırdım, yanıldığımı dializ neticelerine ulaştığımda anladım,

Bedenden kan almak bazı zehirlenme vakalarında faydalıdır toksinden temizlenmek babında, hatta çobanlar zehirli otları yemiş zehirlenen hayvanların kulağına kesik atıp bir miktar kanın boşalmasını sağlarlar, kurtarırlar,

Ancak bunun istisnai durumlar dışında mahzurlu olduğunu yukarıdaki alıntıyla daha iyi anlayabiliyoruz ve ben de böbrek makinasına haftanın bazı günleri bağlanıp dializ yapanların yakınlarını ikaz ederdim ,şöyle ki ,

Dializde vücut sıvıları tamamen boşaltılıp bir nevi zoraki detoks yapılmakta zira böbrek işlevini tam yapamadığı için vücutta toksin miktarı çoğalır bu mahzurludur,

Ancak detoks yapılanların tahminen yarım gün boyunca çok karamsar öfkeli ve zararlı düşünceleri barındıran bir hale gelmekte olduklarını teşhis ettim veya edilmiş biliyoruz, mesela apt.mızda dialize muhtaç birinin zararlı faaliyetlerine maruz kalmıştık bahçedeki asırlık çamı dibine kezzap döktürterek kurutmuştu,
Bu gibi karamsar tavrın ortaya çıkması vücut sıvılarındaki ve kanda mevcut birikmiş farkındalık unsurlarının da tamamen boşaldığı ,yok olduğu ve yeniden normal hale gelmek için bir zaman geçmesi gerektiğini ortaya çıkarmakta ,

Bu yönden dializ yapanların yakınlarını tembih eder yaptıkları zararlı ve karamsar tavırlara aldırmamalarını tavsiye ederdim, sabredin sonra düzelecekler şeklinde,

Konuda ilginç olan, farkındalık ve yaşam gücünün vücut sıvılarının neresine kaydolduğunu artık rahatlıkla belirtebiliyoruz bu iş belirli bir bilgi noktasına gelen bizlerin artık aşina olduğu bir husus ,

O son derece mükemmel biolojik hard disk DNA üstüne,

O halde güç nerede imiş sorgulayalım, gerçek ve yalanı ayıralım,
Nedendir bilinmez ama bazı vurgulamaları tekrar yapmak gerekir işeklinde itilim oluşuyor ,evvelki bahsimiz ve yorumumuzda kuantum bilgisayarlarını solda sıfır yapan insana ait zihin mükemmelliğinin örneğini vermiştik şimdi o olayın ikinci bir zaman çerçevesinde yürüdüğünü tekrar hatırlayalım ,zira bir hücrede DNA dan kodon yani emir alıp yine hücre içerisindeki fabrikalardaki protein imalatı süratini bilirsek bu ikinci zamanın nasıl bir şey olduğunu kabaca anlayabiliriz ,proteinin amino asitler yoluyla imalat ve kullanım hızı bizim zaman ölçülerinin dışındadır, saniyede binlerce protein üretilir, kullanılır,

Buna elektriksel zaman diyebilir miyiz ,bu ikinci zamana,

"(Joe) Zaman bizim için bir ilüzyon dediler.
(L) Bizim algıladığımız şekliyle.
(Ark) O-o-o! İkinci zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Evet
S: (Ark) Üçüncü zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Hayır
S: (Ark) Aha! BU bir bilgi!
(Pierre) Kaydettin mi?
(Ark) Pekala. Benim işim tamam"

Ve affınıza mağruren 22.07.2019 da yaptığım bir yorumu buraya getireceğim ,başıma gelen hadiselerle bilgide bir yerlere ulaşmaya çabalarken sizlere de tekrar sunma işinin faydalı olacağını düşünüyorum,

******************************************
Değişik bir konuya geçiyorum ,uzun döngü ve kısa döngü de yaratılanların özellikleri,

Zaman hakkında bir şeyler anlatmıştım ,madde yaşamının insan varlıkları tarafında şu anda içinde olduğumuz ve uyguladığımız zaman ve ruhsal yaşantının eter boyutundaki zaman ,o eterdeki tahmini zamanı "elektriksel zaman" gibi bir zaman gibi olabileceğini anlatmıştım ve anda yaşam olarak bizim ölçülerimizle tarif etmeye çalışmıştım ve bunu bir ütyopik var sayım gibi olmaması icap ettiğini yakınlarda pek söylememiştim ama evvel bir ara bahsettim, bu fenomeni kendim yaşadım,

Bir zaman uykuyla uyanıklık arasında vizyon geçirdim ,bütün duyguların yani sıcak, soğuk, aşk, kırgınlık mutluluk, mutsuzluk utanma, kıskanma şehvet korkma ve aklınıza gelebilecek her türlü duygunun bir anda hissedildiği bir özel hal geçirdim ve deliriyorum sandım başım bir büst gibi önümde belirdi ve o eski lambalı radyolar gibi yanlamasına bir kesit halinde ikiye ayrıldı beyin yerine radyonun o lambalı ve elektriksel bağlantılı durumu vardı ve aradan minik bir beyaz bayrak sallanıyordu üzerinde "uyku" yazıyordu "işte ben bunu istiyorum" diye ona yöneldim ve o delilikten uykuya dalarak kurtuldum,

Ve uzunca bir zaman bunun bana anda yaşamanın olduğu ama dünya zamanına indirgenmiş ortamda kilitlenmiş bir bedenin bunu kaldıramayacağı farkındalığı için geldiğini düşündüm ,

Her neyse anlatmak istediğimi anladınız elektriksel zamanı tarif etmeye çalışıyorum ama kısa döngüde şu andaki uyguladığımız zamana uyuşmuyor ,bu zaman ile o zamanı beraber yaşamak reflex v.s diye anlattığım bedenin otonom yani farkında olmadan işleyen zamanın ötesinde kısa döngü bilinciyle mümkün değil ama görüldüğü gibi aralıklardan kendini fark ettiriyor,

Bu konuya neden değindim,

Uzun döngü dediğimiz ve bizim kısa döngü ile ayrıştırdığımız zamanın dışındaki o zamanda varlıkların yani mineral bitki faunanın bizim yüzümüzden acı çektiğini sanıyoruz ve K.lar her iki zamanın sonuçta aynı şeyleri ifade ettiğini söylüyorlar ,o acı çekme işi bizim hüsnü kuruntumuz o varlıklar ancak bizim bilincimiz haline gelmişlerse bizim KH sözümüz veya duygumuz olarak ortaya dökülmekte yani bizim algılamamız ,

Esasta kısa döngü dışında düşünürsek o varlıklar elektriksel zaman dediğimiz zamana tabiler ve bir sodyum minerali dahi olsalar kendilerini varlık olarak ortaya süren o "bir" ile yani 7. yoğunlukla her an irtibattalar "var olma bir olma döngüsü" ,bir anda bu bir ile kolay gidiş gelişler varlığın tekamülü dediğimiz yani bir sodyum atomunun clor ile birleşip tuz molekülü olma isteğini oldukça geciktirir veya anda bu iş biter zira arzulu istek kısa döngü karakteridir ve kısa döngü deneyi belki bu hızlı tekamül için istenen değişik tarzda bir zaman uygulanmasıdır,her ne kadar biz buna "düşme" desek de,


Yine bir ara.


Edited by - Tgur on 12/06/2021 08:38:06
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/06/2021 :  08:20:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dayanamayıp aynı tarihlerde yaptığım yorumlardan birini tekrar sahneye getiriyorum okuyunca bana da çok ilginç geldi ,bu da dünyada bu zamanı geçirirken tekamülü ispat ediyor zira K.ların açtığı ikinci zaman fenomenine uyar gibi geliyor,

****************************************************************
İnsan olarak önümüze konan tarih ve tarih yapanların genel görünüşünü idrakten sonra biraz da zaman üzerinde duralım ,

Fiziğe bağlı bir yaşam statüsüne uyarlanmış bir bedenin yani dünyadaki bizlerin zaman anlayışı üzerine K.lar çok şey söylediler ve bunun dışındaki zamanlar konusunda bazı açık kapı bıraktılar ama tam anlatmadılar,

Bizler DNA mıza da işlenmiş ve uygulama halinde nefes alır gibi otonom olarak alıştığımız bu zaman algısının dışında olanı kolay kolay bir yerlere oturtamıyoruz ,

K.lar kasetlerden bahsettiler her şeyin yani sonsuz olguların kasetler halinde içinde olduğu bir müzik kutusu gibi ,istediğiniz olguyu bu kasetten alın görün veya içine girip yaşayın veya her hangi bir hal (mesela kıskançlık,gurur gibi) size zarar verici ise o kasedi yaşamınızdan çıkarın atın gibi ve bize zamansızlığı veya anda yaşamı veya daha doğrusu ruhsal durumda olan (fizikle alakası olmayan eterde olan) bizlerin zaman uygulaması böyle dediler ,ve biz veya ben biraz o zaman uygulamasını anlar gibi oldum ve şöyle var sayımlar çıkardım ,

*Hayat diye uyguladığımız bu yaşadığımız ortam için bizim kurguladığımız bir kaset var o kasedi almış uyguluyoruz ve yaşamın zaman ve mesafe diye sınırlanmış hudutları içinde yaşamımızı sürdürüyoruz,

*Bu yaşamda bedensel atalete mahkümuz yani organların çalışması hücresel faaliyetler v.s. biolojik zaman diye ayarlanmış bir seviyede çalışmakta,

*Ama bu biolojik zaman dışında değişik bir zaman anlayışı veya sürati ile çalışan taraflarımız da var düşünce mesela ,hiç de bu ağır aksak çalışan bedensel zamana uymuyor ,hele bir uyarıcı hatırlatıcı bir unsur ile tetiklenirse uyguladığımız zamanın dışında seyrediyor ,mesela yanık bir tezek kokusu duysam ben süratle çocukluğuma dönerim babam devlet memuru idi yaşamımızın bir kısmı Anadolu köyleriyle iç içe geçti kağnı gıcırtıları kağnıyı çeken sığırların mö sesleri ve çocukluk neşesi içimi hemen doldurur

*Bedenin zor durumlarında herhangi bir yanık veya yaralanma travmaya tabi olma gibi durumlarda veya araç sürerken tehlikeyle karşılşılacaksa çalışan ve reflex diye adlandırdığımız sinirsel iletişim bu yavaş çalışan zamana uymuyor

*Nefes alıp verme kalp ve bazı organların çalışması ayrı bir ritimde otonom sistem dediğimiz farkında olamadığımız bir zamanı uygulamakta,

*Bedenin çalışmasını zamanla kıyaslayıp bir özet çıkarmaya çalışırsak organların biolojik zamana uyan iletişimi ağır aksak KH uygulama zamanına uyan kısmndaki iletişimi kalb ve damar yoluyla kan ile olur oysa sürat gerektiren refleks gibi olgularda ve otonom çalışma isteyen bedensel çalışma ise sinir sistemi yoluyla olur ,süratli iletişimin sinir sistemi ile oluşumunda sinir hücrelerinin kabaca elektrik kablosu gibi iyonsal yönden aktarımları ile olur bu da sodyum potasyum klor gibi elementsel yapıların iyon özelliklerinin yani artı eksi değerlerinin yer değiştirmesi iledir ve tabiiki bu elementler sinir hücresi içindeki hücresel yapı elemanlarıdır ,


Neticede ağır aksak uyguladığımız zaman içinde işleyen ve şahit olduğumuz "elektrik süratinde "olan bir zamanı da gözlemiş ve yaşamımızda olduğunu biliyoruz,

Acaba ruhsal hayat için bahsedilen o zaman buna benzer olmasın ,

Burasının üç günü sizin 70 yıllık bir yaşamınıza benzer ifadelerini hatırlıyorum eterik hayat anlatılırken,algıladığımız zamana uymayan,

Diğer taraftan mesela şu anda" bu yazım işini bırakayım gidip biraz uyuyayım "desem hemen yatağımda uyur hale gelemiyorum ,evvela bu kararımda tam istekli miyim ,bu iş mi güzel yoksa yatıp uyumak mı düşünceleri ve eğer uyuyacaksam diğer ortama gitmek için bir mesafe kat etme lazım v.s. işte koca bir zaman parçasını geçirmekle meşgulüm ,

Bence ruhsal hayatın fizikten azade eterdeki zaman "elektriksel iltişim sürati"nde seyrediyor,bir olgu kaseti seçiyorsunuz ve hiç bir fiziksel bağ ve ilgili yapışkanları yani hormonlar dünyasal illüzyon v.s. olmadan onu yaşıyorsunuz ,bu iş elektrik düğmesini çevirip ilgili ampul yanması gibi bir hızda oluyor,ta ki diğer olguyu seçene kadar ,isterseniz seçtiğiniz olguyu onun şartlarında devam ettirebilirsiniz belki de baştan belirttiğim gibi dünya yaşam olgusunu bütün şartlarına uymaya karar verip almış uyguluyoruz olabiliriz bu evrede ,yani yaşadığımız bu zor hayatı 5. yoğunlukta seçtik onu yaşıyoruz ,bahsettiğim şartlardan biri geçmişi hatırlamamak KH koşullarına ve bu kısıtlı DNA bedeninin içine girmeyi kabul etmek..

Tarihsel yankı odası ve zaman konusundan sonra nasıl hareket etmeliyize geliyor sıra ,bunlara karşı ümitsiz durumdan sıyrılmak için nasıl bir yol çizmeliyiz,

Ben memnunum halimden asıl sana hayret ediyorum neden bunları yazıyorsun diyenlere sözüm yok..

Durumdan şikayetçi daha doğrusu yaşam bu değil başka şeyler var diyenlere

Düşünceyi her hangi bir beklentiye sokmadan yani "arzulu düşünüş" modundan ayrı yerlere kaydırmamız lazım bu da "akışa bırak" tavsiyesi ile biraz muğlak ama gerekli bir düşünsel hal içine girmeliyiz ,

Şu olursa böyle olur şu tehlikelere karşı tedbirler almam lazım ben prensipli bir insanım niye tedbirden kaçayım şeklinde eski dünyasal düşüncelere tamamen takılı kalıp saplanmak "beklenti" modunda kalmamızı sağlar ve istek ve beklentilerimizin oluşmama durumunda strese girer maddeten ve zihnen zarar görürüz ama bu hal hiç bir tehlikeye aldırmadan yaşama ve bekleme durumuna sokar ve bu da ortamdan kısa zamanda yok olmamızı gerçekleştirebilir , bir paranoya halidir bu aşırılıktan da kaçınmalıyız bence yapılması gereken hayatı sürdürebilme mecburiyetlerini es geçmeme şeklindeki aradaki o hassas dengeyi tuttururken "değişken çekim dalgaları"yüzünden her türlü şeyin olabileceği bir bilinci de zihinde hazır tutmak ve olacaklar olduğunda "önemli olan beden değil ruhtur" diyebilmek..


Edited by - Tgur on 13/06/2021 09:24:43
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/06/2021 :  08:58:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ANLATIMLAR III

S: (T) Pekala, bir sorum daha var. Biliyorum herkes çok yorgun. O vazgeçtiğim amaçlarda, sebep sadece kendimle ilgili basit bir salaklık mıydı, yoksa o sırada gerçekten birilerine yardımcı oluyor muydum?
C: Çoğunlukla ilki. Ve bu çoğu durumda kaybetme korkusuyla ilgiliydi.
S: (T) Söyledikleri şeyi anlamaya ve hayatımla ilgili olarak bir perspektife sokmaya çalışıyorum. Bu amaçlardan vazgeçerken KH eğilimi içinde miydim, yoksa BH mi? KH eğilimi içindeydim gibi görünüyor. Yani kendimi incitiyordum.
C: Eğer derin seviyelerdeki neden korkuysa, diğerlerine yardım etme isteği sıkça KH olabiliyor.
S: (T) Ne korkusu?
C: Kaybetme.
S: (T) Hmm, bunun üzerinde biraz düşünmem gerekiyor. (L) Neyin kaybedilmesi? (T) İyi soru. Neyin kaybedilmesi?
C: Saygı, sevgi, diğerlerinin fikirleri. .. ve büyük bir tane daha: öz-imaj (ç.n.: kendiyle ilgili sahip olunan imaj)
S: (L) Sanırım diğerlerine yardımcı olmak için yapman gerektiğini düşündüğün bazı şeyler vardı ve bunlardan vazgeçtin çünkü eğer kendinden, isteklerinden, ihtiyaçlarından, takip etmek istediğin şeylerden fedakarlıkta bulunmazsan insanların sana verdiği değerin azalacağından, artık seni sevmeyeceklerinden, senden hoşlanmayacaklarından, seni bencil, adi biri olarak göreceklerinden korktun. (J) Ve öz-imajını yitireceğinden. (L) Ve öz-imajın bir kurtarıcı, çözücü, yardımcıydı. (T) Bu herşeyi özetliyor sanırım, değil mi? (L) Hepimiz aynı şeyi deneyimliyoruz. Kaybetme korkusu. Öz-imajını kaybetmek. (T) Tamam, bunun üzerinde çalışabilirim. Başka birşey?
C: Hoşçakalın.

-------------------------------------------------------------

Öz imajı kaybetme korkusu ,ne olduğu çok güzel izah edilmiş son paragrafta yeterince açıklanmış, gerçekten davranışlarımızı sürdürürken o bahsi geçen korkuların büyük kısmı bizi samimi davranmaktan alıkoyar,

Bence öz imaj objektif yanlarını yüceltme yolunda çaba göstermemiz için icap eden davranışa karşı yani samimi ve içten olmak yerine bana ne derler korkusuyla sarmalanmış bir hareket , subjektiviteyi ayağa kaldırır ve öz kabiliyetlerimizi perdeleriz,

Genç iken hayatı yeni tanırken ellerimi bile nereye koyduğumdan utanırdım, bakın her şeyi büyük bir samimiyetle açıklıyorum yürüyüşüm nasıl acaba, sivilceli yüzüm (ergenlik sivilceleri) insanlara nasıl geliyor ,kıyafetim uygun mu ve başkaları ile konuşurken sık sık gülümsememle acaba ters mi yorumlanıyorum ve bunlar gibi o hepimizin çektiği gençlik sancıları,

Hayata dalınca bunların nasıl komik ve gereksiz korkular olduğunu çok iyi anlamaya başlıyoruz,

Biraz sosyalleşince o zamanlar yanımızda yetişen ve benim sakal traşımı seyretmeyi seven ergenliğe yeni geçmiş kayınbiraderimi eğitmeye başladım ,oğlum bunlar boş şeyler herkes sana bakmıyor herkes kendi derdiyle meşgul senin tarzların görünüşün başkalarına zarar verecek şekilde değilse aldırma hayatını yaşa ,pasaklı olma ve etrafı tedirgin etme yeter,

Şimdi bunların hepsini geçtik mi acaba ,hayır, hala bazı şeyleri açıklayınca çok bilmişlik zannı verecek diye bazı cümlelerimi paragraflarımı siliyorum yazı yazarken veya kendimi böbürlenme moduna sokmuş bölümleri,

Acaba bunları da dizginden boşalmış atın akıl almaz tavrına girer gibi boş verip serbest bırakayım mı,hayır, bu da mahzurlu,

At dedim mesela atları severim ve bir ara ağzında samanları çiğneyen bir at halimin vizyonunu hatırlıyorum,
Bu neden oldu diye sorgularken reenkarnasyonun ve bir amino asitten veya daha alt segmentlerden insan olma haline geçtiğimizin ispatını bana bir nevi kafama vura vura yaptı ve Mevlananın "taştım topraktım,ot oldum böcek oldum hayvan oldum sonra insan"ve "insan iken onun bende olduğumu anlayacağım"sözünü çok derin idrak ettirdi, zamanla bu birikenleri aktarma arzusu geldi,

Öz imajı beslerken bence böyle samimi davranmalı ,başkaları ne diyecek korkularından sıyrılmalı ,benim anladığım bu,

Şu sıralar ne yapıyoruz ,bu sitede bilgimizi farkındalığımızı arttırıp evvelki korku ve stress hallerinden kurtulmaya doğru yönleniyoruz zira önümüze mania çıkaran unsurlar bilgisizlikten doğan o öz imajı zedeleyen sahte duygusal endişeler korkular,
Başkaları ne diyecek diye frenlemeler ağ çalışmamızı zedeler bilgilenmenin önüne taş koyar,

Ancak bu samimi davranışımızın da bir sınırının olduğunu unutmamalı zira aşırılıkta kişiyi "delirmiş bu" veya şizofrenik bir hal standına sokup başlarını çevirirler, anlatmaya çalıştığına aldırmazlar ,neden,zira yankı odalarına kapılmış büyük bir çoğunluğun içinde adeta bilgiyi özümsemeye çalışan zerreyiz, sınırlanmaların öbek öbek olduğu bir dünyadayız,

K.lar bile gerekli açılımı baştan aşırı serbestlikte yapmadılar hatta sonraları bile ketum tavrı devam ettiriyorlar tahminen yirmi otuz yıl düzleminde muhatap olduğu kişilerin zihinsel ve araştırmaya yönelmiş tavırlarının devreye girmesini beklediler hatta buna sevk ettiler ve onlar bu çabaları ile bilgiye idrake geldikçe farkındalıkta genişleme sağlamaya çalıştılar, kişiler kendi sorgulamlarının buluşlarının mükemmeliyetini gördükçe büyük bir zevk ile bu işi geliştirmekle meşguller ve bir çok şeyi bizler de onların sorgulamaları sonunda idrak yolundayız,

Sonuçta öz idrakte başkaları ile münasebette gereken kadar hassas fakat hür olmayı zedelememe dengesini tutturmalıyız,

Bilgi yönünden doyurucu , cazip, asil ve bu işe kendini adamışlar için topyekün bir uygulama,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala. Herkesi ilgilendiren ana konuya girmeden önce bir sorum var. Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırı ve devlet komplosu hakkında topladığımız materyali web sitesine koyup web korsanlarının falan saldırılarına maruz kalmaktansa bir kitap veya kitapçık haline getirmemizin daha iyi olabileceğini düşünüyoruz. Bunu birilerini kızdırmadan nasıl yapabileceğimizi sormak istiyoruz. (A) Bunu yaptığımızda sınırı ciddi ölçüde geçmiş olur muyuz?
C: Dikkatli bir şekilde yapılırsa sınırlar geçilebilir.
S: (A) Bu durumda sınırı dikkatli bir şekilde geçmek nasıl olabilir?
C: Söyleyeceklerinizi muğlak bir şekilde söylemeye dikkat edin.
S: (L) Bu örnekte nasıl bir muğlaklık mesela?
C: Dolaylı referanslar.
S: (L) Bu saldırıyı tartıştığımız celselerde sizin yanıtlarınız muğlak değildi ama?
C: 3. yoğunluk da değiliz. Biz bunun üreteceği sıcaklığı kaldırabiliriz. Siz ise yanabilirsiniz. O kısmı biz yapalım, siz sadece “bu doğru olabilir mi?” diye sorun.
S: (L) Yani böyle küçük bir kitap yayınlayabiliriz ama bunun doğru olduğunu beyan etmemiz gerekmiyor. (A) Bilmiyoruz, sadece sorular soruyoruz, öyle değil mi? (SB) Evet, olabilecek en muğlak yöntem bu olabilir. (A) İki durum var, hangisi doğru bilmiyoruz. Her iki yanıt üzerinde de düşünüyoruz.
C: Hikayenin her iki tarafını sunmak da iyi bir fikir olur. İddiacıların ve iddia konusu olanların “geçmişiyle” ilgili biraz bilgi verilebilir ve böylece okuyucu kimin doğru olup olmadığının daha muhtemel olduğuyla ilgili bir temele sahip olabilir.
S: (L) İlgili birkaç husus hakkında biraz tarihsel bilgi veririm ve sonra da şu anda olan biten hakkında biraz bilgi veririm. (A) Tamam, sakınılması gereken herhangi belirli bir konu var mı?
C: Kendiniz “Yahudi meselesine” girmeyin. Sadece bizim yorumlarımızı aktarın.

----------------------------------------------------------------
Konu ardısıra geldi ,öz imajı zedelemeden bilgileri aktarabilmek, buradaki "öz imaj "guruba ait,

Davranış konusundaki asaleti görebiliyor muyuz, her gerçeği bütün çıplaklığı ile aktarmak bazen sıkıntı yaratır ,gerçekten ruhsal konulara girince başını çeviren çok kişiyle karşılaştım,ve bilgisizliğimden sükutu hayale daldığım zamanlar çok oldu, ancak bilginin ağırlığı veya karşıdakinin bilgi kapasitesindeki durumunu tartmadan bodoslama dalmak olumsuzlıklar doğurur,bunu iyi öğrendik,

Bu neden olmakta ,hiç kimse birbirinin gurusu değil ,ama dolan bilgiyi aktarmak şahsen bende büyük bir birikim yaratıyor dağıtmadıkça eksiklik hissediyorum bunun sebeplerini bulup bu işi daha rasyonel hale sokmam gerek ,şu yorum yazılarımı sıklıkla sergilemek bile öz imajımda zedelenmeler yaratıyor,

Ne oluyoruz, sen kimsin, bu ne böbürlenme v.s. gibi,bu tip konuşmalarla imajı çiziyor muyuz çizmiyor muyuz bilemiyorum, insanın kendini bilmesi bütünlüğün bir parçası olduğunu bilmek yanında bütünlüğün geri kalanını zedelememek gibi hassas bir davranış sergileme mecburiyeti doğurtuyor,

Buradaki konu sahte kişilikleri ayıklama bahsinde de geçmekte özün durması, alınmış olan eski ve şimdiki hayatla ilgili ruh yaralarının duygusal fenomenlerin etkisi ile sahte kişilikler yaratması ve yaşamı bu kişilik çerçevesinde yürütme, bu bir nevi O.P. lerin yakınlarındakilerden ruhsal kişilik yansımasını alma gibi bir husus, en ufak bir sarsıntıda bu sahtelikler dökülen yaldızlar gibi kişiyi sarsmakta,

Zira öz imajının bu gibi kandırmaca kılıklara girme ile kişiyi yaşam yolunda salimen yürütme becerisi yok,

Konular felsefik rehabilite çizgisine doğru kaydı, etrafa nasihatler vermeye çalışırken kendi öz imajımızı da şöyle bir yoklama ve sorgulama moduna sokmaktayız, alın size samimi bir itiraf, bunca yaşımızla ne derler diye yüksünmüyorum,

------------------------------------------------------------------

S: (Perceval) Evren bu sefer sana çok yüksek sesle bağırıyor! (Kniall) 13 Eylül’de Arizona ve New Mexico üzerinde birşey görüldü. Bunun ABD ordusu tarafından yapılan bir füze denemesi olduğu iddia edildi. Sonra da onu düşürmek için iki patriot füzesi fırlatıldı. Bunun göksel bir olayı örtbas etmeye yönelik bir faaliyet olduğuna dair bir makale yazdım. (Perceval) O cisim bir göktaşı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Indiana’daki gaz sızıntısı patlamasına ne dersiniz? (L) Oo, evet! (Perceval) Buna neden olan şey neydi? Soru bu. En kısa bu şekilde sorabiliyorum. [kahkaha]
C: Gaz sızıntısı değildi!
S: (L) Göktaşı mıydı?
C: Yakın.
S: (Perceval) Bir mikro göktaşı? (L) Sanmam. Daha çok bir komet parçası sanırım. (Perceval) Bir komet parçasının elektriksel yük boşalımı mıydı?
C: Havada patlama ama çok alçak ve çok yüklü.
S: (Perceval) Evrendeki birşey o iki evden hoşlanmıyordu sanırım.
C: Mesele evler değil, konumdu.
S: (Perceval) Yeraltındaki birşey mi çekti bu olayı?
C: Evet.
S: (Belibaste) Neydi?
C: Yük.
S: (Belibaste) Elektrik yükü.
C: Evet.
S: (Belibaste) Kaynağı yeraltı...
C: Gezegendeki açılmalar!

-----------------------------------------------------------

Bilgi ve objektif yorumlama ,bilgiyi alıp o bilginin genele teşmil edilmesi yani her şeyde aynı etkenler aynı neticeler doğuracak saplantıları insanları o takılı kalmak dediğimiz kafese tıkar, olabilecek değişik unsurların var oluş macerasında en temel bir unsur olduğu bilinci kişiyi yorumlarında serbest ve hür yapar,

K.ların bu aktarımı yoluyla bunun işaret edilmesi gereğini duydum, yalanların bol olduğu insan toplulukların olduğu bölgelere negatife doğru akma yoluyla belaların çekilmesi olağandır ama bu elektriksel boşalmanın başka sebeplerle de ortaya çıkabileceğini görmekteyiz,

"Gezegendeki açılmalar"

Bu açılmaların depremler doğurduğu gibi meteor çekimleri yoluyla elektriksel gel gitlere de sebep olacağını görüyoruz,açılmaların sebebinin ise şu alıntıdan hatırlayabiliriz,

"C: Evet ama bu başka yerlerde de oluyor. Hepsi “açılma” fenomeninin parçası.
S: (L) Yani dünyadaki tüm o çukurlar, çatlaklar... Tüm bu açılmalara neden olan şey nedir?
C: Dünyanın dönüşünün yavaşlamasından dolayı kabuk katmanlarının yanlış hizalanışı veya daha ziyade kayması.
S: (L) Peki dönüşün yavaşlamasına neden olan şey nedir?
C: İkiz yıldızın yaklaşmasına ve sistemi “topraklama” eğilimine değinmiştik."

İkiz yıldız nedir bilenler lütfen atlasın, ilk defa okuyanları da düşünmeli,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=28#25756

-------------------------------------------------------------

C: Süper güç ve direnç için çakraları birleştirin.
S: (Approaching Infinity) Çakraları birleştirmek için yapabileceğimiz belirli pratik egzersizler var mı?
C: [harfler çok hızlı geliyor] Mekanizmayı çalıştırmanın yolu konuşarak meseleleri çözümlemek. Dahası, benliğe hakim olmak gerekiyor, ki bu da acı çekmeyi gerektiriyor; acı DNA’yı etkinleştiriyor.
S: (L) Kısacası çalışmak gerekiyor.

----------------------------------------------------------------

Konu anlaşıldı ,dikkatimi çeken acının DNA ı nasıl çalıştırdığı,
DNA mızın yüzde çok küçük parçasını kullanarak yaşamı yürüten biolojik varlıklarız, "cinsiyet ve açlık" özelliğini geliştirmekten başka bir işe yaramadığını sandığımız fiziksel bir dünya yaratmışız ve her şeyin bu olduğu gibi geleneksel bir anlayışla kapalı bir yaşam sürmekteyiz,buna sebebi biliyoruz DNA mız üzerinde kısıtlamalar yapılmış ve bunun ne için ve kimler tarafından yapıldığını çok anlattık ,

Ortada dünya yaşamına kilitli kalan yaşayışı arzulayan ve üst yoğunluğa besin oluşturmaya çalışan negatif çıkarımlı KH düzeninin çıftliği olmasını isteyen varlıklar var Orion müdahelesi ile deneysel uygulamalarla bunların mozaiksel yaratımda rol almaları tekamülü öngören bir var oluş düzeninin kaçınılmaz geçit noktaları idi ,zira merdivenin basamakları olmazsa yukarıya birliğe doğru gidişin bir anlamı olmaz,

Konuyu birliğin alt basamakları deneyecek parça konuma gelmesi ise ayrı bir mesele, bunu Brahmanın nefes alışı da demekteler,
Kısaca var olmak ve olmamak arasında çizgi oluşa yönelince oldukça yoğun bir hareket başlıyor,

Bu hareketlerin en önemlisi canlı hücre içindekiler ,tekamülün insan olma safhasında bu hücre faaliyetlerinin yaşamsal ve kayıtsal işlemlerini DNA yürütüyor ,istenen işleve uygun merkezden mRNA vasıtası ile kodon yani iş emri (amino asitler)alınıp hücre içindeki protein imalat ortamlarında protein imal edilip ilgili organlara yerlere kan yoluyla sevk edilip işleve sokuluyor ve fiziksel hayatiyet cereyan ediyor,

Bu hayat rutin yani bildik usuller çerçevesinde gerekli işlemler ile yürürken yani cinsiyet ve açlık fenomeni kısıtlamasında sürerken DNA fazla kurcalanmıyor, mevcut kör kapatılmış noktalarını muhafaza ederek (intron bölgeler) sakin yaşam sürüyor,

Bu sakinliği bozan unsurlar şu veya bu sebeple zihnin sorgulama bölümlerinin harekete geçmesi ile oluyor ve maalesef bu sorgulamaların ekseriyeti ancak bazı acılara maruz kalındığında ve "benliğe hakim olma"işi devreye girince harekete geçiyor, mesela bir yakını vefat edince bazı hastalıklara uğrayınca ,işle ve yaşamla insanlarla ilgili psikolojik travmalarda ,bedeni zorlayacak detoks faaliyetine girişince ve v.s., acılar olarak bir çok neden bulabiliriz,
Stres ortamında hormonal karmanyola her zaman rutin işler için olanların dışında hücrelerden bazı özel isteklerde bulunuyor hormonların büyük kısmı heberci özelliğinde çalışır ,

Mesela TSH troid stimulan hormondur ,troide mesajlar göndererek çalışmasını ister bu iş normal haldeyken mesele yok ancak stres durumunda fazla çalışma isteği gösterir ve bazen troid bu aşırılığa cevap veremeyince dokusunu büyütür ve guatr hastalığı başlar ,bu hastalığın insan bedenini zorlayan bazı arazları olur bu kısa örnekle acıların nasıl doğabileceğinini ve vücudun buna nasıl cevap vereceğini anlatmaya çalışıyorum,

Acı ve stres halinde artık DNA rutin uygulamalar dışında aşırı isteklerle karşılaşmaya başlar organların sakin çalışması için evvelce kullanılmayan değişik proteinlerin imalatı kapatılmış kullanılmayan dediğimiz intron bölgelerin işleve zorlanması konuları ortaya çıkar ,bu işe DNA açılımı denmekte ,K.lar bu gibi hallerde üst yoğunluktan ilave DNA alınır ifadesi kullanmaktadırlar, burada durup bunu açıklamalıyız,

Bütünlüğün nasıl çalıştığını ,her yoğunluğun yaprak yaprak soğan kabuğu gibi birbirleriyle irtibatı zor bir uygulamada olduğu gibi yanlış düşüncelerdeyiz, bunun dışında olmalıyız,

Yoğunlukların idrakle gelinilen zihin özelliği olduğunu hatırlayalım yani farkındalıkta ilerleyen ,bütünlük dediğimiz unsurun her şey ile beraber olduğu bilincindedir,bu yolla bilinç her şey olduğu gerçeği ile ayırımın tamamen kalktığı bir zihinsel yapıda olanları kabul etmelidir,

Özetle üst yoğunluktan DNA alınır ifadesini bir başka yerden iletişim kanalları ile ulak ile bir şeyler gönderilip alınmıyor, mevcut yapıda işlevsiz olan DNA bölümleri kullanıma açılıyor,

Bir başka ifade ile monoteizm diye varlık dışında bilinmeyen yönlere atılıp ayırımı sergileyen husus parçalanıyor zira DNA da olan o bizde mevcut olan güç artık kımıldamaya başlıyor,

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilemezsen
Bu ne biçim okumaktır
YUNUS

Biraz uzun düşünüp öz imajı zedeliyor muyum endişelerinden sıyırılıp Yunusun dilinden şunları söylüyorum,

Geçit kapısı dar, zordur geçişi
İnsanlık yalnız başına yapar bu yükselişi
Aşağıdan iten yukarıdan çeken çok olsa da
Sıyırırlar aradan sadece kendini bilmişi

---------------------------------------------------------------

S: (Mnrva) Çakraları birleştirmekten bahsediyorlar ve sanırım bu bizim şu anda mutfak masasında konuşuyor olmamız gibi birşey. Döngüsel toplantılarımızı yapıyoruz. Programlar ve diğer konularda bizi rahatsız eden şeyleri masaya getiriyoruz. Sanırım bunu yapmaya devam etmemiz, bireysel olarak kendimiz üzerinde çalışmaya devam etmemiz gerekiyor.
C: Kesinlikle!!! Samimi ve doğru geribildirim ile birlikte öz-disiplin egzersizlerinin gücünü küçümsemeyin. Beş yıl önce nerede olduğunuzu hatırlayın ve şimdiyle karşılaştırın. Gerilemek mi istiyorsunuz yoksa yükselmeye devam etmek mi?!? Şablon mevcut, dolayısıyla hepiniz için bu daha hızlı gerçekleşecek. Fakat kuralı unutmayın: Daha yeni geride bıraktığınız basamağa başkalarını yerleştirmek için çalışmalısınız!

-----------------------------------------------------------------

Sitemizde bu işi biz de başarabiliyor muyuz,bıraktığımız basamağa bir başkasını yerleştirmek, bilemiyorum ,

Kimse kimsenin gurusu değil ama DNA sındaki o kurcalanmayan bölgeleri faaliyete geçirecek kişiler halinde toplanmışız,

Bazı dostların bildiklerini başka mecralarda saçmak üzere girişimlerde bulunduğunu görmekteyiz ve oralardan tepki salvoları aldığını ve dostun bundan etkilendiğini görüyoruz soruyorum sadece acaba bu bir yol mu, bence zor bir yol,

Ben temasta olduğum kişilerden bu yolda ilgi gösterebilecek kişilere bazı kitapları veya sitemizi öneriyorum ,ve bırakıyorum,bundan sonra o kişinin gayreti devreye girmeli diye düşünüyorum, kişi ilgi duyarsa zaten geri bildirim yapıyor,

Bu konularda yani kişilerin kendini ileriye hamle yaptıracak dürtüleri devreye almasının beklenmesini bilinçte ilerlenecek yol olarak kabul ediyorum,bunun mtematiksel veya fiziksel hayatın doneleri ile değerlendirilemeyeceğini de kabul ediyorum ,her zaman olduğu gibi kişinin şahsi yükseliş isteği ile birlikte bütünlüğün devreye gireceğini zannediyorum,

Hassas programların devrede olduğunu yani şahsın enkarnatif macerasında hangi seviyede olabileceğini tesbit eden ve "hadi başla bakalım" denen o kritik zamanlamanın motive edeceği sistemin olduğunu sanıyorum ,pek tabii bu sistemde rol veya görev alan başka bir kimlik veya kimlikler yok kişinin kendi benliğinin üst genel yapısı ona rehber veya ihtiyarlar meclisi gibi mizansenler hazırlar ona bilincinin açılım derecesine göre bürünmüş oldukları rollerden sıyrılır gerçeği belirtir veya bütünlüğün ne olduğunu idrake kadar maskeler takmış oynarlar,

Şu anda Dünyada ve özellikle ülkemizde hiyerarşik sıralamanın nasıl yaygın ve insanları kilitlediğini ve o kademelerde bulunmanın sarhoşluğuna kapıldıklarını ,mevcut ülke bütçesini alabildiğine kendi şahsi hakkım ve param zannedip çar çur ettiklerini görebiliyoruz ve bunu doğal zanneden destekleyen bir kısım insan var,

Hiyerarşinin evrensel konularda da olduğuna inanıp yaratılmış olan o sahte üst (tarikat lideri ,şeyh, guru) makamların saygın birer tabu matahı zanneden insanlar da var ,biat edip diz çöküp kapaklanma ve iradelerini teslim etme ile meşguller,

Böyle bir anlayışın olduğu ortamda siz "her güç bizde" dediğinizde sıkılmış dişlerin ve yumrukların olduğunun farkına varıyorsunuz,

Ohalde nasıl olmalıyız yani terk ettiğimiz basamağı nasıl doldurmalıyız, bilgilere ilgi duyanlara başka çareler ararken etkin bir yol olarak K.lar şöyle de davranabilirsiniz demekteler,

"C: Dikkatli bir şekilde yapılırsa sınırlar geçilebilir.
S: (A) Bu durumda sınırı dikkatli bir şekilde geçmek nasıl olabilir?
C: Söyleyeceklerinizi muğlak bir şekilde söylemeye dikkat edin.
S: (L) Bu örnekte nasıl bir muğlaklık mesela?
C: Dolaylı referanslar.
S: (L) Bu saldırıyı tartıştığımız celselerde sizin yanıtlarınız muğlak değildi ama?
C: 3. yoğunluk da değiliz. Biz bunun üreteceği sıcaklığı kaldırabiliriz. Siz ise yanabilirsiniz. O kısmı biz yapalım, siz sadece “bu doğru olabilir mi?” diye sorun"

------------------------------------------------------------------

Her zaman alıntı ve izah yerine bu sefer yorumuma uygun alıntı arıyorum yani evvela zihnimde şimşekler yaratan algı ve ona uygun alıntı nasıl olsa bulunur,bulunmazsa da önemli değil,

Bütünlük demekteyiz çok defa bazılarına ters geliyor Agnostik seçimler falan yapıyorlar ,olsun bilgiye erişip zihinde yaymak ve tutunmak için dünya zamanı insafsızca işlemekte bazen de idrakte ikinci zaman devreye girmekte, işte rastgele konularda dolaşırken bütünlük ne demek,

Esasta onunla beraberiz yaşamın genel sürüşünde bu ikili zamanı yaşamaktayız bunun fiziksel olanını kabul edip diğerini boş veriyoruz, şöyle ki,

Uyku hali ikinci zamanın devrede olduğu yani eterik alemde yaşamanın bir ispatıdır,olaylar günlük maddi yaşamı andırırken zaman ve iletişim işleri bir başka türlü işler ,bazen uyku halinde maddi yaşamın dışındakilere de dalarız ve sonunda onu tatlı veya acı standına yerleştirir bir hoş olur çoğunlukla olanları unuturuz,

Bu eterde olmak ile fiziğin beraber yaşanması değil midir,

Bedenin işleyişinde en küçük amillerden hücrede olanlar ,hiç te fiziksel yaşamdaki zamanı devreye almıyor ,bazı uyarılar geliyor bu uyarılara cevaplar hemen hazırlanıyor yani proteinler imal ediliyor çözülüyor enerji veriyor veya absorbe ediyor çıkan mahsül transport aracı kan ve kalb denen yorulmaz denecek o harika pompa yoluyla ilgili organa gidiyor

Veya sinirsel iletişimdeki o elektriksel şekilde akıl almaz bir zamanla (ikinci zaman ile)iletiliyor ve bu işlemler biteviye devam ediyor ,

Zihin, kuantum bilgisayarların çok fevkinde birçok işlemi algılamaları bir anda ortaya çıkaran işleyişde, evvel anlatıldı,beş duyunun devrede olduğu anda yemek yaparken ilerisi için edebi veya diğer sanatlara ait çıkarımlar yapabilirsiniz, hele altıncı his de açıksa karşıdakinin maksadını sezebilirsiniz, tedbirler alırsınız,

Bütün bunları bir anda yaşıyoruz,

Arada bir biolojik zaman dediğimiz fizik dünya zamanına göre uyarılarak uykudan uyanmalar acıkmalar karın doyurmalar gibi işlevler sürse de reflexin ve otonom beden çalışması için gerekenler için elektriksel ikinci zaman da hep devrede ,

Ayrıca şunu da ilave edebilirim eşim veya ben hastalandığımda mesleğimle ilgili bilgileri tarayarak eğer yeterli görürsem yani ağır ve komplike bir hastalık seyretmiyorsa kendi ilaç bilgimle tedaviyi sürdürürüm bu da bütünlükte başka güçlerden yardım yerine kendimin de devrede olduğunun ispatıdır, ben de bu bütünlüğün işleyiş gösteren bir elemanıyım,

Bu karışımlı hayatın birbirine sarmaş dolaş seyretmesi farkında olsak da olmasak da iki zamanın beraber yürüdüğünün ispatı değil midir,

İşte bütünlük dediğimiz fenomen böyle bir beraberliği içiçe yürütmekte ,bu durumda o yine algılarımızda bir kademe olarak ayrı olarak düşündüğümüz üst yoğunlukla beraberliği nasıl tarif edeceğiz, kolay,

Zihniniz bu anlattıklarımı kabul eder ve inanç bölümünde değerlendirirse zaten onlarla beraberiz demek yani ayırdığımız ürktüğümüz bir yerlere koyamayıp kendi bilgi acizliğimizle sığındığımız o monoteist güç zaten sizinle ,omuzunuza birisi dokunup hadi kalk bu bilince gidelim diye birilerinden bir şeyler beklemeyiniz ,verdiğiniz kararı uygulayınız ,zihninizi bu o çok korktuğunuz bölgelere çevirin ve gözlerinizin aydınlattığı gerçeği görün ,karşınızda duran aynayı..

Doğrulatan bir alıntı,

"S: (L) Bu, birkaç başka soruyu da açıyor. 4'üncü yoğunluk adayı olmanın ölçütleri nedir?
C: Ölçüt yoktur. Ölçüt, diğer bireylerin ilerleyişini izleyen bir birey veya bireylerin mevcut olduğu bir yargı sistemini ima ediyor. Bu, bir anlamda başından sonuna sizin tam kontrolünüz altındaki doğal bir öğrenme sürecinin bir parçasından ibarettir. Bu anlamda, içinde olduğunuz ortamı siz seçersiniz; yani bu, sizden yüksek bir kaynağın yaşam ortamı tavsiyesi veya sizden yüksek bir kaynağın dayattığı yaşam ortamı mecburiyeti değildir; sadece bir ortamın varlığı ve sizin onun içinde varolma seçiminizdir. Dolayısıyla, aday olmak yalnızca sizin HERHANGİ bir yoğunluk seviyesi adayı olmayı seçtiğiniz anlamına gelir. Kişinin öğrenme yoluna devam etmek üzere yaptığı bir seçimdir.
S: (L) Pekala, şu soru doğuyor: 4'üncü yoğunluğa geçiş sırasında, o yoğunluğa aşina olmayanlara herhangi bir yardım yapılacak mı, yoksa o yoğunluğun bilgisi otomatik olarak mı gelecek?
C: İkisi de değil. Bir kişi 4'üncü yoğunluğa vardığında, bu tıpkı diğer herhangi bir yoğunlukta olduğu gibi onun yolunu bulma tercihidir. Orada size yardım etmek için bekleyen kimse yok. Bu bir ilüzyon olurdu. Bu seçimi yapmada ve seçimi yapış biçiminizde kendi kendinize yardımcı oluyorsunuz."

Ara.


Edited by - Tgur on 23/06/2021 10:58:40
Go to Top of Page

Bir_Den_İz


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/06/2021 :  20:15:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Herkes Merhaba,

''Tgur'' Teşekkürler paylaşımların, bilgilerin için, o kadar içten samimi yazmışsın ki dayanamadım bende yazmak istedim bildiklerimi, öğrendiklerimi, farkında olduklarımı ve yorumlarımı.

500 küsür km'lik araç kullandığım bir yoldan geldim, uykusuzum, bu yüzden kopukluk olursa maruz görün lütfen =)
Tgur'un paylaşımında sondan başlamak istiyorum ama belki de diğer kısımlara da gerek yok aslında, neyse: 4. Yoğunluğa geçiş ölçütü nedir diye sorulmuş, çok güzel bir cevap vermiş K'lar... Klasik insan bilinci hep bir sınav ve hoca, yargıç'la yargılanan ilişkisi, hiyerarşisi arıyor... Sanki yukarılarda birileri bizim hayatımıza da, yoğunluklar arasında geçiş yapıp yapmayacağımıza da karar veriyormuş gibi... Bunun böyle olmadığını ve her varlığın dünya hayatını da, diğer durumları da kendisinin belirlediğini söylemişler. bende üzerine basmak istedim. Geçiş dediğimiz olgu da bence zaten otomatik olan bir şey... Sonuçta her şey enerji ve frekans... Bizlerde Bilinciz(ya da ruhuz diyelim) bizlerinde belli bir frekansı var. 3'ten 4'e geçmek içinde belli bir frekansa ihtiyaç var, biz bilincimizde O frekansa çıktığımızda zaten otomatikman artık ''kendi kendimize de '' üst yoğunluklardan birine uygun olduğumuza karar verip oranın derslerini ya da deneyimlerini isteyeceğiz. İnsan bilinci ''kolaycı2' olduğu için bu durumu zor algılıyor. ''Yahu ben belirliyorsam deli miyim neden kendimi bu dünya da hapsedeyim, yok canım olur mu öyle şey?'' diyebiliyor. Çünkü bu düşünce yine bu sınırlı illüzyondaki bedenin ve her şeyi de fiziksel görüp algılayan bir zihnin ürünü =) Halbuki biz buradan ihtiyacımız olan belli bir deneyimi, bilinci almadan zaten diğer yoğunluklarda istediğimiz verimi de alamayız... Devamlı yargılayan birisi 4. yoğunlukta kim bilir neleri neleri yargılar ? değil mi? buradan yola çıkarak, bilgi evet çok önemli ama sevgi'den, dolayısıyla kabul'den daha önemli değil bence... Aşırı bilgi havuzunda yüzmek bana göre gerçeğin etrafında, eteklerinde dolaşmak gibi oluyor... Amaç neydi ? üst yoğunluğa geçişin amacı veya yolu neydi? Sevgi, kabul... Olduğu gibi, yargılamadan, en azından belli oranda ki bunu Ra bilgilerinde BH için %51 olarak söylemişlerdi, birde spritüel bir kitap ismi görmüştüm ''%51 zararsızlık''tı sanırım adı, kanal kitabıydı. Buda önemli değil çok, bunları hesaplayabileceğimiz bir aletimizde yok ve bence gereği de yok. Çünkü dinselleştirilmeye çok müsait. Psikolojide kaçan-yaklaşan durumları vardır. Dünyadan ''kaçmak'' için gelişmeye çalışan biri samimi bir gelişimi getirmez. Zorla güzellik olmaz. Ama daha iyi bir dünya penceresi, sevmek, özgürlük istiyor, buna yaklaşıyorsanız işte bu samimi gelişimi getirir. Yoksa Cehennemde yanmamak için aklının kalbinin almadığı şeyleri sırf öyle dendi diye almak ya da almaya çalışmaktan farkı olmaz bunların. bunları biri ya da birileri için, ismen söylemiyorum, okuyan ve kafası karışık olan birileri varsa düşünsün, ya da aynı fikirde olanlar varsa güçlenelim diye söylüyorum. Tgur'un samimice söylüyorum deyip ergenliğinde yaşadığı sorunları dile getirmesi belli bir oranda (benim gördüğüm kadarıyla, mutlaka daha fazlası vardır) ''Kendini kabul ettiğini, kendini belli bir oranda, belli yönlerini koşulsuz sevdiğini'' gösteriyor. Mesela bunu fiziksel olarak tanıdığı kişilere hatta yanlış anlamalarından, sevmeyeceklerinden korktuğu kişilere de açık yüreklilikle söylemesi çok daha büyük oranda bir kendini kabulu, ''sevmeyi, sevgiyi'' içerir. Kendini yargılamamayı... Ve bu aynı zamanda başkalarını da bu konularda yargılamayacağını da gösteriyor. Bilgiler benimde hoşuma gidiyor, bir sürü boş gelen konudan sonra özellikle... 3. sınıfın üstündekilerin bu bilgileri çok değerli oluyor... Ama yine de asıl amacımızdan yani sevmekten, kabul'den daha önemli görmüyorum, bunlar üzerine yapılan, bir'lik bilinci üzerine yapılan konuşmalar daha da hoşuma gidiyor ve bizim frekanslarımızı yükseltecek olan da databank, hafıza, ya da bir kitap olmaktan ziyade kalbimize ulaşmak ve o kalple yargılamadan kendimize ve dünyaya bakmak... Korkular bizi öyle hapis ediyor ki bir çok sevme yeteneğimizi, kapasitemizi kısıyor... İşim dolayısıyla bir çok sanatçı ruhlu gençle tanışıyorum devamlı... Hepsinin omuzlarında maddi kaygıları, ailelerinin ''git sigortalı, garanti iş bul'' yargıları, baskıları... ve onların hissettiği değersizlik... Özgürleşemedikleri içinde ne tam yeteneklerini açığa çıkarabiliyorlar, ne de güler yüzle diğer insanlarla güzel ilişki kurabiliyorlar... Velhasıl bizlerin yapması gereken sınırsız ve özgür varlıklar olduğumuzu devamlı dile getirip bunlar üzerine konuşmak olmalı diye düşünüyorum, belki de vardır böyle bir başlık bilmiyorum. Bu arada K'ların dolaylı yoldan yardımdan kasıtlarını çok iyi anlıyorum... Gerçekten bir oyunun içindeyiz, her zorluğunu kendimizin seçtiği ve dünya dışındakilere ya da dünya oyununun dışından bizi gözlemleyen dostlarımıza oyuna girmeden önce ''bak giricem oyuna ama bana karışmayın, sadece şu zor, yorucu noktaya gelirsem şu, bu ...? müdahelelere izin veriyorum, tamam mı arkadaşlar'' dediği bir oyun. Bunu hayatımda çok yaşadım ve en barizini de anlatmıştım. Ve belki de başkalarının oyununa çok müdahele etmiş olan ve şimdilik daha az müdahele eden biriyim... En çok benim ihtiyacım var direkt konuşmamaya dolaylı yoldan konuşmaya, Mooji, Osho, Papaji vs. en dolaylı yoldan konuşan üstadlar... Özellikle onları üstad yapan da bence gerçekleri direkt değil dolaylı yoldan konuşmaları, sorgulatmaları... Geçmişte de Mevlana, Yunus Emre, Hallac ı Mansur vs.

Velhasıl harika bilgiler, sizler çok güzel yürekler, akıllar, bilinçlersiniz. Sevgiler diliyorum şimdilik.


Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/06/2021 :  07:16:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler ve sevgiler bizden de Bir_Den_İz..

Edited by - Tgur on 24/06/2021 07:17:13
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/07/2021 :  20:11:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ANLATIMLAR IV

(Horseofadifferentcolor) Uygunsa kişisel bir sorum var.
(L) Sorabilirsin.
(Horseofadifferentcolor) Büyük ebeveynlerim kısa bir süre önce öldüler ve gitmeleri gereken yere gittiklerini umuyorum.
C: Biraz tereddüt içindeler. Uygun bir geçiş için onlara güven verebilir, teşvik edebilirsin.
S: (Horseofadifferentcolor) Benim yüzümden mi gitmediler?
C: Kısmen. Bu yüzden onları rahatlatmanı tavsiye ediyoruz.
S: (Horseofadifferentcolor) Teşekkür ederim.

------------------------------------------------------------------
Ölüm insan için bazen ızdırap verici olabilir, gerekli bilgiyle donanmadıkça, çok bilmiş gibi konuşuyorum benim başıma gelirse nasıl olacağım mevcut bilgi donanımım kafi gelecek mi,

Olayları, çıkabilecek acıyı fiziğin dışında da başka şeyler var bilgisiyle alt edebilecek miyim, meraktayım,

Yukarıdaki alıntıda şahsın yakınlarının onun yüzünden yoğunluk değiştirdiklerinde ilgili bölgeye gitmeyip 3Y de kaldıklarını anlıyoruz, kişi onları ikna ederse gidecekler,burada bu olay olduktan sonra kalanların zihinsel ve farkındalık hali işlev görmeye başlıyor yani bu konuların zihni çalışmayla zihnen konuşmayla olabileceğinin gerçeği,

Tibette rahipler ölüm sonunda ruhun bir an evvel gitmesi için vaveyla koparıp çığlıklar atarak tenekeler çalıp ateşler yakarlarmış ,gidenleri bir an evvel kovalamak için ,burası artık sizin yaşayacağınız yer değil ,

Ölen ile kalan arasındaki bağın devam ettiğini bir çok K.alıntısında ve diğer bilgilerde çok gördük, şiddetli sevgi ile bağları koparamamanın gidene zarar verdiğini seyahatini tamamlayamadığını anladık, işaret edeceğim konu bu mevzuda birliğin bütünlüğün zihinsel bağlarla devam ettiğinin gerçeği ,

Bu acı veren halde bile bütünlük işleyişinin tekrar vurgulanması,
------------------------------------------------------------------

(Chu) Benim bir sorum var. Bu celsenin başındaki birşeyle bağlantılı... Dinozorlardan başlayarak, eğer insanlar tıpkı Roma medeniyeti gibi kendi başlarına bu kadar felaket getirebiliyorsa, geçmişteki komet çarpmalarının nedeni neydi? Benim teorim, bu işte başka birşey olması gerektiği yönünde. Ya bu olaylar o veya bu şekilde olacak ve insanlar çıldırıp garip davranışlar sergilemeye başlayacak, çünkü birşeyin geldiğini seziyorlar ve/veya muhtemelen...
C: Siz bir deneysiniz! Evrimsel ilerlemenin devam etmesi gerekiyordu ve bu yüzden de dinozorların gitmesi gerekti!
S: (Pierre) Bunu kitabında yazmıştın. Dinozorların yeryüzünden silinmesinin nedeninin evrimsel anlamında doğru yolda gitmemeleri olduğunu yazmıştın. Ve “doğru” evrimi destekleyen doğal bir reaksiyon meydana geldi...
(L) Ve bizim yaşamakta olduğumuz şey de doğal reaksiyon. Dinozorlardan çok farklı değiliz. (Chu) Yani bunu kendimize çekiyoruz çünkü...
(L) Yaşayan sistemin bir parçasıyız, ve...
(Perceval) Ama bir anlamda da doğal değil... Çünkü ilk söylenen şey “Siz bir deneysiniz!” Yani biri gezegene insana dönüşebilen maymunlar koyabilmek için mi dinozorları sildi yeryüzünden?
C: Kısmen, evet.
S: (Perceval) Sürece yardım ettiler.
(L) Evet.
S: (Chu) İnsanlık başarısız olunca olayı çekiyor.. Eğer deney doğru yönde gitseydi, böyle birşey olmazdı, değil mi?
C: Çok daha iyileştirilmiş bir biçimde olurdu.
S: (Perceval) Sanırım burada önemli olan şey bizim bir deney oluşumuz. Yani mesele canlı sistemle ilgili değil. Üzerimizde bazı oynamalar yapıldı ve insan evrimini negatif yöne doğru çekmek üzere boyutlararası bir tür etkiye maruz bırakıldık.

-------------------------------------------------------------

Bu alıntı bir çok soruyu ortaya çıkarıyor veya çözüp açıklıyor,

Biz bir deney mahsulüyüz ,bu bir gerçek ,insan baştan bu haliyle yaratılmış ,oluşturulmuş ama bu gezegene getirilip veya yeniden dizayn edilip bir deney matahı halinde yaşayışını sürdürmeye bırakılmış ,

Burada zihinlerde soru hani monoteizm yoktu birileri bizim kaderi programımımıza müdahele ediyor ,masıl açıklanacak,

Her bir insanın veya çeşitli biçimleri seçmiş ruh parçasının üst yoğunluk kademelerine geçme hakkını alınca yaratma mekanizmasında etken olduğunu evvelce çok bahsettik,

"Siz evrenler yaratacaksınız"

Şu anda bile iAtlantis devrinde bolca olduğu gibi klonlama ve buna benzer yollarla çerşitli canlılar yaratılmıyor mu, yanıklar için deriler ,çelşitli organlar, Dolly tipi aynı cinsten koyunlar insan klonlamaları v.s.

Ama kıymetli ahali bu kabiliyetleri yine üst bir monoteist güç yaptırtıyor şeklinde gözlerini yukarılara çeviriyor, oysa bu boyut dediğimiz edinilmiş yakalanmış "evrensel morfik alemdeki" bilgi ve kabiliyet içeren bilgi kümelerinin bir K. anlatışıyla "zarların" evrende bol olduğu ve bizlerin bu boyut gerçekliklerinin içimize geçmesine yahut kesişmesine müsaade edip edinilen kabiliyetleri üstlerden gelen uyarılarla olduğu faraziyesiyle kendimizde açılan DNA yoluyla kabiliyet sağlayan fenomenleri kabul edemiyoruz ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=29#25891

Sonuçta evvelki bilgilerimize doğru hatırlamaya kendimizi zorlarsak "Orion" deney sahası içinde olduğumuzu bileceğiz,bunun hakkında evvelce yine çok şeyler alıntıladık anlattık,

Kısaca Orion bölgesinde etken olanların devreye koyduğu ve "lucifer düşüşü" "kısa döngü uygulaması" "neandertal insan yaratımı" şeklinde tarif edilen bir deney sahasının elemanlarıyız ırksal karıştırmalar,yer altında yeni yapım insan formları v.s ile bu deney sürmekte,

Bu hususları bir elde toplayan ve fazla sorgulama yapıp gerçeği anlamaya doğru yöneltmeyen bir KH dayatması ile DNA da kısıtlamalar ,kısa döngü ile zaman programı yaratılması, monoteizm ve bunun mantıksallaştırılması için dinler programı ve sair korkularla bu deney sahasındakilerin bol negatif üretmesi öngörülüyor,

Negatif üretimi üst yoğunluklar için bir besindir,

"S: (Chu) İnsanlık başarısız olunca olayı çekiyor.. Eğer deney doğru yönde gitseydi, böyle birşey olmazdı, değil mi?
C: Çok daha iyileştirilmiş bir biçimde olurdu.
S: (Perceval) Sanırım burada önemli olan şey bizim bir deney oluşumuz. Yani mesele canlı sistemle ilgili değil. Üzerimizde bazı oynamalar yapıldı ve insan evrimini negatif yöne doğru çekmek üzere boyutlararası bir tür etkiye maruz bırakıldık."

Ne saçma şey, negatif nasıl besin olurmuş,

Bu noktada dört sene evvel yaptığım bir yorumu tekrar koyuyorum, biraz istihzalı olduğundan hoşuma gidiyor,

*************************************************
Bu izahları şu andaki yaşamımda karşılaştığım kimselere anlatır gibi yapıyorum,

Evvele yaradanın bizde olduğunu başka güçler arama merakında olunmaması konusunu açtığımda bana inanmadan ama başka ne söyleyeceğim merakıyla karışık bakışlarla karşılaşıyorum ve izaha başlıyorum zira genel inanış o monoteist yaklaşımla ve kesinleşmiş bir şekilde ve her an tekrar edilen ritüel veya başka gösterilerle konuşmalarla onun aklımızın eremediği bir güçle uzaklarda oluşu üzerine ,bunun dışında bir şeyler söyleyen mutlaka bir kaçıktır ,o bakışlarda bu da var.

Karşımdaki biraz DNA nedir farkında ise izahım daha kolay oluyor çünkü az çok okudukları fen bilgilerinde ve biyolojide ondan ve hücre ve protein yapısı hakkında biraz malümat var kısaca DNA nın özel negatif güçlerle kapatıldığından bahsediyorum biz esir varlıklarız falan diyorum kaçık masal iyice renkleniyor gibi bakışlardan onu anlıyorum,

Bu sefer negatif güç ne demek onun gereğini varoluşun oluşu için pozitif varsa negatif de olacaktır molekül yapısını aklınıza getirin artı ve eksi yüklü atomlar olmazsa molekül oluşmaz karışık ilgi biraz gerçekle buluşuyor gibi ,bakışlardan anlıyorum,

Negatif gücün kapattığı o DNA mızla biz sadece cinsiyet ve açlığa takılmış ve onu her şey sanan bir yaşantıdayız ,yani yüzde doksan sekizi kapatılmış DNA ile ancak bu sınırlarda kalıyoruz diyorum onun için diğer tanrısal kabiliyetlerimiz köreltilmiş durumda ,bu sefer negatif gücün ne için bunları yaptığının izahına sıra geliyor sahi niçin bu kötülüğü bize yaptılar veya yapıyorlar ,ne geçiyor ellerine,

Onların sadece bu dünya yaşamının devam etmesini ve ölüp gideceğimiz alemde bulunmaktan başka istekleri yok diyorum genel olarak KH olduğumuz için beni dinleyenlerin çoğuna normal geliyor bu hal öyle ya egodan başka ne düşünülebilir bu dünyada başka şeylerden bahseden ve isteyen ben iyice kaçırmışım, neyse devam ediyorum ,onların besini insanların çıkardığı stress diyorum bu sefer dinleyenlerin ilgisi esnemeye doğru yöneliyor kaçacak bakışlar yönelmeye başlıyor anlatan iyice saçmalamağa başladı çünkü.

Bu sefer besini anlatmak lazım, stress nasıl besin olurmuş ,
Biz besinimizi nereden temin ediyoruz ,salatamız için soğan domates yetiştirip kopararak , güzel bir kebaba ulaşmaya ise hayvan kesimi gerekli, yani onları sıkıntıya sokup bolca negatif ürettirerek, bu sefer bunların bulunduğu yoğunluklar ve aralarındaki ilişkiyi anlatmak lazım yani yedi yoğunluğun ne olduğunu anlatıyorum ve biz nasıl alt yoğunluklardan enerjimizi temin ediyorsak dördüncü yoğunluk da besini olan stresi bizim bilincimizi saptırarak yani aldatmalarla sağlıyor diyorum, stress nasıl besin olurmuş ona takılıyorlar veya ben öyle zannediyorum..

Buna karşılık ağzımıza aldığımız besin olarak tükettiğimiz lokmanın kana karışıp nasıl elimizi kolumuzu kaldıran enerjiye dönüştüğünü düşünmelerini istiyorum ,bu safahatta izah edilemiyen noktalar yok mu mesela kana karışan besin hücrelere taşınıp ATP ye kadar işleme giriyor ve bu ATP nin (adenozin tri fosfat denen bir molekül bir riboz yani şeker ,adenin amino asidi ve üç fosfat gurubundan müteşekkildir uçtaki fosfat gurubunun ayrılması enerji doğurur) enerji çıkardığını izah edebiliyoruz da o kimyasal kopuşun enerji haline nasıl geldiğini pek izah edemiyoruz veya izah ettik sanıyoruz

Ama görüldüğü gibi yani bilim bağnazlarının istediği gibi tam bir izah yok ,gözle görülüp tartılan ölçülen şeyler tamam değil aralarda kopukluklar ve öylesine kabuller var.

Bu hususu dinleyenlere kabaca izah ettikten sonra stress nasıl bizim aklımızın eremediği yollarla enerji olurmuş biraz anlamaya veya kabul etmeye yatkın hale geliyorlar ,kabul edilmeli zira kabul edip mevcut referanslarla tam izah edemediğimiz yığınla olgu var..

Sonuç olarak (herkese hitap ediyorum) yukarıdaki alıntıda o kapatılmış DNA mızın bazı insanlarda ki K.lar şanslı bireyler diye tanımlıyor onları kodlanmış olanların zaman geldiğinde açılabileceğini ve böyle bunun gibi olağanüstülükleri gösterebileceğini anlıyoruz,

Buna şahsen olağanüstü halleri devreye sokanları gördüğümü söyleyerek de ilavede bulunabilirim,

Elleri ile kablosuz fleuresans yakanlar ,yine elleri ile tv kameralarını tamir edenler (enerjisel olarak cihazın üstüne tutarak) kişinin sol ayağındaki ağrıyı sağ ayağına geçirdiklerine şahit olarak ve ilh..

Böylece yukarıdaki kısacık alıntı ve ona benzer diğer aktarımlardaki kısa ipuçları, bize o aradığımız yaradanın bizlerde tezahür ettiğini ve bahsi geçen örneklerle yani kodların açılması ile veya bilgilenip saflaşıp şakraları tam açıp kozmik oluşumların da zaman içinde devreye girmesi ile şimdi olmaz diye tanımladığımız o olağanüstü kabiliyetlerin devreye gireceğinin ispat eden unsurlar oluyor..

***************************************************
Şu aralar ise negatifin neden besin olacağının daha açık bir izahı oluştu,

Yaratımda elektriksel fenomenin nasıl işlediğini ve önemini hatırlarsak negatif çekenlerin karşıtında pozitif uygulamalara maruz kalma ve onun bahtiyarlıklarından istifade etme bir nevi besinle beslenme değil midir, en azından çekilecek belalardan uzakta olma hali,

Negatifi bol yaratanların ve belaları çekenler karşısında pozitif ve asude bir yaşam, veya biraz iğrenç geliyor ama maddi doğanın seyri bu ,biz faunaya floraya neler yapıyoruz hatırlayınız,

Negatifi alıp bağışıklık kazanmışların kanlarını özümsemek,

Ama onlar yaratılan bu 3Y dünyada kalmak istememekteler ,zor geliyor, üst yoğunlukta bile olsalar negatif üreten bir monoteist anlayışta takılı kalmışların bolca oluşu ve tabusal hallerinin bitmeyişi onların besin sağlamalarının devam etmesini sağlıyor,
Zaten dalga gerçekleşip işlem oldukça (ki şu anda bu sürüyor) ortam topyekün 4Y olacak,

Ve bizler de bu programın içine bakmadan atlayan bir nevi aldanmış ruh parçalarıyız, o "zaman ve mesafe kat etme" şeklinde yürüyen yaşam şekli kasedini seçmişleriz,

Ama bütün bunlara rağmen kurtuluş var,

Kutuplar denge sisteminin doğal işlevi ile bu hengamede sorgulama yapıp başını kaldıranlara bilgi verme yoluyla BH pozitif uygulaması da devrede,

Yeter ki ilkel kısıtlı bilime bulaşmış şu andaki yaşam donemelerimizle her şeyi aynı şablona koyup değerlendirmeyelim, zira o kalıplara uymayan başka şeylerin olduğu ve yaşamımızı işgal ettiği gerçeğine kör bakışla yanaşmadan,

----------------------------------------------------------------

S: (L) Başka sorusu olan? Paleo-Hıristiyanlık konusunu sormamız gerekiyor. (J) Sanırım bize süreci nasıl hızlandıracağımızı söyleyeceklerdi.
C: Bu noktada, bugün bunun hakkında yaptığınız beyin fırtınasından sonra ve Kriya sırasında bizden aldığınız doğrudan bir mesajla birlikte, yanıtları zaten biliyorsunuz!!!
S: (L) Yani o mesaj transkriptler hakkında bir mesajdı öyle mi? Verilen bilgileri bir araya getirip ne yapılacağını anlamak. Doğru mu?
C: Evet. Size yıllardır anahtarları veriyoruz! Bunları kullanma vakti geliyor.

------------------------------------------------------------------

Sorun bunca zamandır verilen bu bilgiler ve yapılan yorumların bir fantezi kurgu bilim romanı gibi algılanması, garnitür bilgiler bunlar , ben bana asırlardır verilen doğumumdan beri her an önümde duran dayattırılan bilgilere bakarım, yani bir bilmişin belirttiği gibi şöyle olmak,

"Hangi dünyaya bakıyorsa diğerlerine sağır."

Sonuçta insanlığın ve benim bu kötü yaşam kalıbım nasıl düzelecek diye yakınmalar ,maalesef sitemizde dahi bu tip sızlanmalar içinde olanlara rastlıyoruz,

Sorunun bu olduğunu baştan belirttim, bu mealde sırf okumak ve okunanları hazım etme , bu kitap bitti başkasına bakarım şeklinde tatilde vakit geçirme bilgileri değil bunlar,

Eğer ciddi bir şekilde anlaşılması isteniyorsa defalarca okumak okumak ve üzerinde düşünmek gerekir, belki bazı anlar hiç bir şey anlamayız, geçelim, bir sonraki tekrarda onu çok mükemmel bir şekilde çözmüş olacağınızı göreceksiniz ve hayret edeceksiniz,

İşte bu tip çalışma bir Kriya uygulamasıdır ,

Kriya ne demek, bir alıntı,

"Kriya kelimesinin anlamı; harekettir. Herhangi bir hareket değil, tamamlanmış bir yaratım sürecine yön veren bir harekettir.
Tohumun çiçek açmasını sağlar, düşünceler gerçeğe dönüşmeye başlar ve arzular adanmışlığa döner."

Samimi olarak anlatılanlar üzerine çalışma bu şekilde olur tabiiki bunu senelerce yaptığımız şeyleri size aktarmak ve geldiğimiz gerçekleri belirtmek için anlatıyorum, sert ifadelerim mazur görülsün genelde kalben ve zihnen yumuşaklığı arzu eden bir yapıdayım ve beni dinleyen herkesi çok seviyorum,

O zaman bahsettiğimiz bütünlük yani sizin yüksek benlikleriniz bu işte görev alır ve sizin elinizden tutarlar, yüksek benlik de neymiş bırakın bunları falan diyorsanız siz bu işi bırakın..

Kusura bakmayın senelerce diyorum o benim kalın kafalığımdan ve inadımdan ,saplantılı bilgilerden kolay kurtulamadım ve senelerce sipiritüel diye aldanıp negatifi yol tutmuş sistemlerde falan çalıştım, ancak herkes böyle zahmetli seneler geçirir diye bir kayıt yok ,ergenliği geçmiş yaşı yirmilere dayanmış olup bizlere ders verecek spiritüel uyanışta olanları da gördük,

Kısaca netice veren Kriya uygulaması verilenleri toparlayıp samimi bir inançla farkındalık koltuğuna oturmakla olur ,
Onun için verilenleri bıkmadan sakin ve yormadan defalarca okumak okumak,

----------------------------------------------------------------
S: (DD) Kiropraktiğin ona faydası olur mu?
C: Kiropiraktiğin biraz faydası olur. Öğretmeye hazırlandığınız şekilde meditasyonun çok faydası olacaktır. Özellikle “Ruhun Duası”nın istençli olarak hazmedilmesiyle birlikte.
------------------------------------------------------------------

Eiru Eolas soluma ritüelini ruhun duası ile birlikte uygulanması kanser geçiren birisi için de tavsiye ediliyor,

Hani ritüel yoktu,bu bir ritüel değil ,zira o konu hakkında geniş aydınlanmışsak yani sitede olan geniş malümatı idrakli okumuşsak "Eiriu Eolas" bedende fizyolojik bazı uyarmalarla beraber oksijenin vücuda gereğince yayılması organların hücrelerin bu seviyede doygunlaşması ve biriken negatifin soluk verme ile atılması gibi fiziksel ve mana dolu maneviyatla ilgili kıpırdanmalar olmakta,

Maneviyat dedik bunun olgunlaşması ruhun duasının istençli hazmedilmesi ile mümkün olmakta, zira o duada yüceltilen sadece benlik ve yüce farkındalıklı akıl var,

Siz varsınız..

Benliğindeki gücü belirten bir inancın bu soluma yoluyla tekrarlanması,

RUHUN DUASI
Ey evrensel yüce akıl
Tüm var oluşun kutsal farkındalığı
Kalplerde saklanan
Bellekleri etkileyen
Ruhları kurtaran
İçimde yaşa bugün
Gıdam ol
Tüm var oluş bilgisiyle büyümemi sağla
Gözlerimi arındır ki görebileyim,
Kulaklarımı arındır ki duyabileyim
Kalbimi arındır ki
Gerçek var oluşun kutsallığını
İdrak edip sevebileyim
Ey evrensel yüce akıl
-
---------------------------------------------------------------

C: Gelmekte olan talimatlara göre. Revelasyonun birleşmenin bir parçası olduğunu akılda tutun. Siz biz oluyorsunuz ve biz de siz. (ç.n.:revelation; vahiy/açıklama/ifşa/keşif/açığa çıkma)
S: (L) Sanırım bu Paleo-hıristiyanlık hakkında daha fazla şey sormamız gerekiyor. Videoları nasıl yapmamız gerektiğini ve neyin en çok işe yarayacağı konusunu konuştuk. Video ve sesi nasıl en etkili şekilde bir araya getireceğimizle ilgili güzel bir fikrimiz var. Geçmişteki bir deneyimimizi kılavuz olarak kullandık. Deneyler yaptık, test ettik ve vardığımız sonuçlar bunu yapmanın en iyi yolu sanırım.
C: Evet.
S: (L) Nefes programı, ardından de meditatif nefes... Tamam. Sonraki soru?
C: Bekle... Kaydı dinlerken nasıl gevşediğinizi fark ettiniz mi??
S: (L) Evet, uyuyacağımı sandım. Sesimin sıkıcı olduğunu düşündüm.
C: Sıkıcı değil. Bir keresinde “ses” hakkında ne söylediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Tam olarak değil. (transkript araştırması için mola)
12 Aralık 95 celsesinde konuyla ilgili bulunan bir alıntı:
"S: (L) Kusura bakmayın ancak; bu akşam diğer konulara başlamadan önce bazı kişisel sorularım olacak. Oldukça uzun bir süredir deneyimlemekte olduğum bu korkunç depresyonun sebebinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Bıktım artık bu durumdan.
C: Bu ezici bir saldırı.
S: (L) Nereden geliyor ?
C: 4. yoğunluk KH
S: (L) Beni darmadağan etmeden önce onu ortadan kaldırmak için ne yapabilirim ?
C: Karşı eylem
S: (L) Ne ile ? Gücümün çok ötesinde olan şeylere karşı nasıl karşı eylemde bulunabilirim ?
C: Bu saldırının sana yansıması 3. yoğunlukta nasıl oluyor?
S: (L) Nasıl mı ? Çünkü öyle görünüyor ki kocam beni sevmiyor. Ve bu duygu bende; kendimi güvende hissetmeme veya bir eş ya da anne olarak görevlerimi yerine getirme konusunda yeterli olmadığım duygularını yaratıyor. Ve biliyorum ki kendimden kaynaklanan bir yanlış anlama da var ama bu duygulara kapılmaktan kendimi alamıyorum. Sürekli beni parçalara ayırmaya çalışan bu duygunun nasıl üstesinden gelebilirim ? Yalnızca çocukların tüm yükünü sürekli ve destek olmaksızın yüklenmek, ev ya da diğer herşeyi tek başıma idare etmek değil ama aynı zaman da sürekli kocam tarafından eleştiriye uğramaktayım. Benim duygularımın hiçbiri dikkate alınmıyor. Kendimi bir kenara itilmiş ve bir buldozer tarafından gömülmüş gibi hissediyorum. Bilmek istediğiniz bu mu ?
C: Gruptan kopma yoluyla hedeften sapıyorsun.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz ?
C : Saldırının hedeflediği amaçlara yönelerek saldırının karşısında duramazsın.
S: (L) Beni ezmek ve baskı altında tutmak dışında bu saldırının amaçları nelerdir ?
C : Planları bozmak için uygun olmayan bir noktada gruptan koparma.
S: (L) Bu noktadan gruptan ayrılma ne gibi planların bozulmasına sebep olur?
C: Ses. (Ç.N: Laura da bu yanıtı anlamamış olmakla birlikte 6. yoğunluktan sesin kesilmesi kastediliyor olabilir )
S: (L) Ne ?
C: Ve diğer herşey.
S: (L) Peki; eğer gruptan ayrılmak zorunda kalırsam bir çukurun içerisine saplanacağımı hissediyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi.
C: “Eleştrileri” ve diğer memnuniyetsizlikleri göz ardı etmeni öneriyoruz. Bunlar varlığınla ilgili olmadığı için bunlara içerlememelisin. İçerlediğinde sonuçları depresyon ve diğer illetler şeklinde kendini gösteren duygusal bozulmalar oluyor. Bu rahatsızlıklar kapsam ve nüfuz ettiği derinlik açısından büyüme gösterecektir ve böylece herhangi birinin “misyonunu” gerçekleştirmesine yönelik plan ve aktivitelerine büyük zararlar verecektir.
S: (L) Tamam, bu iyi, bunu anladım. Ama “misyon” tam olarak nedir ?
C: Tam olarak ona doğru uyanmaktasın, teşekkürler! "
----
S: (L) Tamam, sanırım bahsettiğiniz şeyi buldum. O celsede bir planın veya kaderin parçası olan bir sesten bahsediyordunuz. Bu mu?
C: Evet ama sadece o değil. Sonuç olarak: birleşmiş haldeyken konuştuğunda, sesin aracılığıyla kozmik unsurlar aktarılıyor. Bundan da fazlası, o durumunda sesin benzer amaçlara sahip olan ama henüz doğru frekansta olmayanlar için iyileştirici gücü var. Kısacası, senin sesin yoluyla, uygun “kandan olanlar” için frekans rezonansını oluşturabilirsin.
S: (A ) Wau. (L) “Birleşmiş haldeyken” ne anlama geliyor?
C: Diğerlerine yardım etmek için konuştuğunda seninle birleşebiliyoruz.
S: (J) Yani her ne zaman...
C: Şu anda seninle birleşiyoruz!

------------------------------------------------------------------

Birleşim halinin sadece Laurayla ilgili olduğunu söylemek hatalı, Laurayı tabulaştırmanın aksine konuyu bu tip farkındalık yolunda koşanlar yani sizler için genelleştiğini kabul etmemiz gerek,
Ortaya konan ruhun duası ve soluma ekzersizi bir kaç meselenin kolayca çözülmesini sağlıyor,

Ortamımızda psişik rahatsızlık geçiren ve bunların tedavisi için "her insan ayrı bir dünya" gerçeğine ulaşmamış psikiyatrisler ve ruh doktorları tarafından konuyu şablonik eski tıp teşhis metodları çerçevesinde çözmeye çalışan ve antidepresan ilaç yığılmalarına maruz kalmış dostlarımız olduğunu biliyoruz,

Ruh hastalıklarının teşhis ve tedavisinde aynı metodları kullanmak abestir, yani bu iş bir tonsilit soğuk algınlığı grip gibi verilen arazlara göre tedavi ve ilaç isteyen bir husus değildir,

Paralize eden bu tip ilaçlar çeşitli mutluluk hormonlarının salgılanmasının başlama bitme noktalarının doğallığını bozan özelliktedir ve bu hususta Dionysos dostumuzun teşhisleri ve aktarmaları bolca var ,

Kısaca bu tip rahatsızlıkların umumiyetle kökünde mevcut illüzyon dünyasına adapte olamamak var doğallığı ve hür yaşamı KH usulleri ile bozan ve eksilten bir yaşayış şekline kapılmış insan gurupları var bunu sık sık insan bilinç oluşma derecesinin heterojen oluşu ile olduğunu anlattık,

Yeniden doğuşu ve dünya yaşam denemesini tekrar tekrar olma
bilgisi içinde bu karışık insan tiplerinin beraber yaşadığı bir ortama düşmek ve bunu yani reenkarnasyonu bilmemek inanmamak, KH saplantıları ile sorgulama yoluna gitmeden verilen aynı konudaki bilgileri ret etmek,

Hatırlatalım dünya insanının yarısı o.p.ve diğer ruhlu bireylerin çoğunluğu insanca yaşamayı hayvanlıktan yeni çıkmış bir halde yeni yeni deniyor öğrenimin başında ,

Onun için bir büyük kitle kendi algıladığı dünya dışındaki dünyalara sağır,

Olayı bu genelleme dışında birleşme konumunda beraberliğin ne olduğunu hazım edemeyen bilinç tabu peşinde koşar, zira ona çeşitli kutsal yazıt zannedilen ve monoteizm kokan bilgilerle gücün başka yerlerden idare edildiği ve ona biat etmesi KH yoluyla işlenmiştir zira ilkellikteki insanla beraber akıl erdiremediği her güce korkuyla tapma alışkanlığı yapışmıştır güneşe aya rüzgara v.s halbuki her birey bu bilgilenme soluma ve dua işini beraber yürüttüğünde üst yoğunlukla birleşir ve bu onu kurtaran bir faktör olur,

Bu husus pek tabiidir ki birliğe bütünlüğe ve ondan bir parça olduğuna dair bilgi ve saf bir inançla vuku bulur,

Bütünlük bilincinin testini sunuyorum ,bu konulara daldığınızda yani okuyup idrak etmeye çalıştığınızda idrakinizde yeni anlayışlara geldiğinizde veya bahsedilen ruhun duasıyla soluma ekzersisini yaptığınızda aralarda ateşinizin yükselip yükselmediğine bakın ama buna tam kapılmadan ilgilendiğiniz konuyu anlama sınırlarından kopmadan yapmaya çalışın ,

"C: Bu yöntem binlerce yıldır kötü amaçlarla kullanıldı. Şimdi FRT’yi (frekans rezonans vibrasyonu/titreşimi) pozitif bir bağlamda kullanmanın nesi yanlış?! Sevginin gücü de FRT! Son zamanlarda bunu kimse kullanmıyor.
S: (L) Gırtlak iltihabı hissediyorum... (gülüşme) (A ) A oo! Biri ona bir eşarp getirsin! (J) Sesini milyonlarca dolara sigortalayacağız Laura. (gülüşme) (Allen) Peki kayıt yaparken seni uygun halde olmanı sağlamak için yapmamız gereken herhangi birşey var mı?
C: Hayır. Şu anda iyi durumda. Forumunuzdaki bazılarının bu fenomeni fark ettiğine ve deneyimlediğine dikkat edin."
Ritüele büyüye falan inanmam bunu amaç yapanlara da bakmam ilgilenmem ,zira bunları yapmakla ruhen yükseleceğine inanan bir çok insan var ,verilen ritüellerin esasta genel maksadı kişinin bilincini temizleyerek birlik ve bütünlükle beraber olduğunun idrakinde olduğunu hissetmesi ve zihninde o tapma kirlerinin temizlenmesi ,"FRT",

Yoksa zihinde gücün sende değil başka yerde olduğunu san ama verilen hareketleri veya uğraşıyı yap, bu o kişiyi bir yere vardırmaz,

Ortada kesin sayılan kendinden ayrılık var çünkü,

https://www.youtube.com/watch?v=Zxtl1uImQXc

ve sözleri biraz anlatmak istediklerimizi andırıyor gibi,

fikrinden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem
neyleyim ki sene çatabilmirem

ayrılıq ayrılıq aman ayrılıq
her bir dertten olar yaman ayrılıq

uzundur hicrinden kara geceler
bilmirem men gidim hara geceler
vuruptur galbime yara geceler

ayrılıq ayrılıq aman ayrılıq
her bir dertten olar yaman ayrılıq

------------------------------------------------------------------

S: (L) Biliyorum. Ama aynı zamanda hassasım ve kendimi berbat bir hale sokmak istemiyorum!
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, zihninde mevcut olan ve sınırsız olan güçleri kullanarak.
S: (L) Yol haritası vermeyeceğinizi biliyorum ama bir ipucu verebilirsiniz! Bu konuda bana verebileceğiniz ipucu miktarı nedir?
C: Tek bir ipucu: Eğer düzgün bir şekilde öğrenmek ve olası vahim hatalardan sakınmak için celse materyalini her zaman yazıya geçir ve incele!!!
S: (L) Demek tek ipucu bu. Celse kayıtlarını yazıya geçirmeye devam edeceğim.
C: Az az yapmak, göz korkutucu görünen bir işi çabasız hale getirebilir. Zamana dayalı olmayan geniş kapsamlı düşünce öğrenmeyi geliştirir.
S: (L) Geniş kapsamlı nasıl düşünülür?
C: Sabırla... Anlıyorsun ya Laura, kaplumbağa olmak, tavşan olmaktan daha iyi!

------------------------------------------------------------

Bir bakıma biz de kaplumbağayı takip ederek ve tekrarları devreye alarak normal geniş kapsamlı düşünce içindeyiz gibi , düşüncelerimizi dostlara açarak, tabiiki bu işin ağ çalışmasının değeri yani çelişkiye veya yanlışa düştüğümüğüzde diğerlerinin katılması ile daha uygun olacağının gerçeğine vakıf olarak,

Bunu şimdilik pek göremiyoruz, sanırım bireyler kendi okuma ile ulaşacakları yorumlara bakmaktalar bu samimi ve göz ardı edilmeyecek bir yoldur, ancak zihnin çalışma prensipleri içerisinde nöronların kuantum bilgisayarlarının çok üstünde iletişim başarısı sağladıkları ve bir çok algılanan konunun bir anda üst üste gelebileceği, gerçeğin görüntüsünü berraklaştırdığını anlamaktayız,

Bu bakımdan ağ çalışması ile pekiştirilen bilginin üzerinde kaplumbağa sabırının üzerine katkıları olabileceğini de kabul etmeliyiz,

Zaman enerjisinin ve konuların bu evrede anlama standında genişlemeler yaptığını biliyoruz zira geçirilen zamanda bir çok olay farkındalığın artmasına sebep olmuştur,bunda karmik borçların ödenmesi,karmik iltihapların onarımı ,yaşayarak bazı şeylerin öğrenilmesi hasılı idrakte genişletecek unsurların devreye girmesi mevzubahistir,

O durumda şikayet ettiğimiz ve bir an evvel geçmesini istediğimiz zamanın bu mozaik oluşum genelinde zarar veya sıkıntı değil mükemmel şeyler getirdiğini görmekteyiz ,var oluşun çeşili yollarda ve bahsettiğimiz bu dünya yaşam kasedini seçtiğimizde süregelen ve her anında bir değer taşıdığı olgusunu anlarız, şikayete lüzum yok, seçilmiş her yol ruhun tekamülü için bir fırsattır,

Ruh neden indirgenme ve sonra tekamül ister ,yani var oluş macerasına dalar ,bir anda felsefeye daldık ,

Bu arada internet yoluyla tinsel konuları irdeleyen ve bu konunun felsefesi üzerinde kariyer yapmaya çalışan gençle de tanıştık ,ona sitemizi önerdim ama sonuçta felsefenin labirentli yollarında ve böylece yankı odalarında olmayı seçti sanırım zamanı geldiğinde neyin ne olduğunu ve ne anlatmak istediğimizi anlar, gerçekten bazılarına hazine sunuyoruz ah o zaman denilen yok mu mutlaka hükmünü sürdürecek,

Özetle ona en son bilgiyle labirentli felsefe yollarının dışına çıkarsın dedim,

Ruhun böyle aşağı yukarı kademelerde dolaşma isteğinin nedenlerini şu dörtlüğümde anlatmaya çalışmıştım,

Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar
Bu hallerden bilgi doğar
Bilgi sonsuz bir sahnedir
Herkes oynun onun için oynar

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)

Bir oyun içinde olmak ve onu şahsen yönetmek, parçalı ruhun pek sevdiği bir şey,

Gençlerimiz ve sizler p.c. oyununu neden seviyorsunuz ,ben pek oynamam ama oynayanlara hayranım tabii beceriksizlikten,bu imkanın olması ve insanların buna düşkünlüğü neden

Sonuçta iplerin sizin ellerinizde olan ve zevk veren bir olayın içindesiniz dikkat edin iplerin elinizde olmasından hoşlanan dedim,

Burada başka güçlere etkilere ihtiyaç duymadan (tabii modem elektrik, P.C. kalitesi gibi maddi şeyler dışında) zihni etkilere diyelim kendi başınasınız

Özetle ruh var oluş macerasında yalın halde bir oyun tutturmuş ve onu evvelki oyunlarda işlemiş olduğu "evrensel morfik alan" dediğimiz bilgi zenginliğinden istifade ederek işliyor ve bazen de ona yeniliklerle ilavelerde bulunuyor

Ve bunu hiç bir güç etkisi olmadan kendi kabiliyeti çerçevesinde yapıyor olayın harikuladeliği burada araya monoteizmi sokmak oyunun dengesini ve motivesini sağlayan kabiliyetin kendinde olduğunun bilinmesini pekiştiren varyant yollar..

Bu arada hiç mi etraftaki kendinden fazla bilenlerden yardım almıyor alıyor yalnızlık oyununun yetersizliğini gidermek için o bahsi geçen morfik alandaki bilgilere kendinden evvel ulaşmış olanları dinliyor olay sadece ve sadece bütünlüğün mevcut elemanlarını bu oyunu sürdürürken devreye almak kısaca en sonunda onlarla beraber olduğunun bilincine gelmek

İşte bu da 7Y buluşmasının ayrı bir tarifi,

21.11.2011
Aynaya bakıldı
Varoluş açıldı
Kırıntıların da o olduğu
Heyhat, hala anlaşılamadı

Oysa,
Her kişi o nun belirişi
Yaşayabilmektir dünyadaki işi
Ayrılıkların alabildiğine sergilenişi
O nun kendini parçada görmek isteyişi
------------------------------------------------------------------
S: (T) Başlangıç olarak kişisel bir soru sormak istiyorum. Bildiğiniz gibi karşımızdaki sokakta bir baz istasyonu kulesi kurulmasına karşı bir kampanya yürütüyoruz. Bu konuda kendimizi iyi hissediyoruz. Yaptığımız şeye yapmakta olduğumuz gibi devam etmemizi tavsiye ediyor musunuz? “Keşfet, açık, size bağlı” gibi cevaplar vermemeniz için bunu tam olarak nasıl soracağımı bilmiyorum. (L) Yukarıdakilerin hepsi T ! Kendi sorunu yanıtladın!
C: Yapmakta olduğunuz şey yapmanız gereken şeydir, yoksa yapıyor olmazdınız!
S: (T) Biz yaptığımızdan memnunuz ve komşularımıza da yardımcı olmuş oluyoruz.
C: İçgüdüler kişiye derslerinde rehberlik ediyor.
------------------------------------------------------------------

Birşeyler yapma konusunda itilimlerin karakterini düşünür şekle sokarsak bunun aklın kirleri ile bulaşıp bulaşmadığını anlamamız gerekir, aklın kirleri , pek tabii bu yolla duyguyla bir nevi zehirlenmiş akıldan bahsediyoruz,

Bu anlatımla duygusuzluğu savunmak istemiyoruz biolojik bedenin işlemesi için duygular gerekir ,ayrıca yaşayışta duygulu faaliyet yoksa cemiyet içinde dışlanan bir fert haline gelinmiş olur kişilerin duygusal olay manzarası her ne kadar illüzyona kapılmış ve cinsiyet ,açlık fenomeninin dışına çıkamayan çizgilerde ise de toplumda dışlanmamak için bazen rol yapıyoruz demiştim,

Mesela bahsettiğim tinsel konularda felsefe yapıyorum diye o labirentte çırpınan genç ki en sonunda "felsefenin labirentli yollarında sana esenlikler dilerim" demiş kapatmıştım, bana dün "sizin önerdiğiniz siteye girip bir bakacağım meleklerle ilgili gibi görünüyor" dedi,

"Meleklerle ilgili", ah şu yankı odalarında hapis bilinçler, her neyse hoşuma gitti ,araştıran bilinç bize en yakın olandır,bir nevi indimde kutsal bir varlıktır,

Konumuza dönersek, aklın kirleri diye bahsettiğim duyguların laçka olmuş dediğim bir nevi çocuksu halleri,

Sınırlama, beklenti ve arzulu düşünüş üçlemesi,

Çocuksu dedim ,hani ben bunu isterim diye çırpınan ve veremeyince ağlayan etrafı yıkan çocuk,

Değişken çekim dalgaları denen ve bir kelebeğin kanat çırpması olayı mutlaka değiştirir falan diye dörtlükler düzüp bıktırıncaya kadar anlatmaya ve tekrarlamaya çalıştığımız şey bu bilincin ne olduğunu izah etmek

İstenen şey mutlaka olacak diye bir neticeye bağlayamayız, esasta olur ama zaman ve mesafe dünyasında çeşitli manialara maruz kalır, kısaca anlatmaya çalıştığım şey manialar aşılır mesela zaman geçer ama siz istediğinizi unutmuşsunuzdur,istediğiniz şeyin olurluğu arasında uzun zaman geçtiğinde işin manası özelliği kalmamıştır,

Beklenti hakkında ileride yine dokunmalarım olacak

O halde bu kirlerden arınmış yapılan şey en temiz haliyle iç güdünün sahneyi ele alması,

"C: Yapmakta olduğunuz şey yapmanız gereken şeydir, yoksa yapıyor olmazdınız!
"C: İçgüdüler kişiye derslerinde rehberlik ediyor. "

------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani bir tarafta onunla oynayıp onu sinirlendiren birileri olabilir ve diğer bir yandan onunla oynayan başka biri de olabilir. Diğer bir deyişle... (Perceval) AB’nin forumunda o bilgileri yayınlayan kişi bizim forumumuzun eski moderatörlerinden biri mi?
C: Evet.
S: (Anart) Kötü niyetle üzerinde çalışan kişiler bizimle ilişkili kişiler mi?
C: Evet ve aynı zamanda onun potansiyelini azaltmak için. “Paketlenmiş gerçekleri” olan yetenekli bir kişi düşünün?!
S: (Anart) Onun için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Kendisi isteyene kadar, gerçekten isteyene kadar, hayır.
S: (L) Bir soru daha. İnsanın inanç kapasitesinin özelliği ve işlevi nedir?
C: Otomatik kalıp tanıma yazılımı çıldırıyor.

------------------------------------------------------------------
Konuları geniş alıp K.dilini çözmeye devam ediyoruz ve her seferinde ilginç neticelere ulaşıyoruz,

Şu en sonda inanç kapasitesi ile ilgili soru ve cevap, yalın olarak alınırsa pek bir şeyler anlaşılamıyor, evvel söylenenlere bakmak lazım, ekiple evvelce çalışıp moderatörlük yapmış bir kişi ayrılıp edindiği "paketlenmiş gerçekler" çerçevesinde etrafında toplananlara K. hakkında kötü niyetli çalışmalar yapıyormuş ve bunun üzerine inancın ne olduğu ve kapasitesini anlamak için soru soruluyor,verilen cevap,

"C: Otomatik kalıp tanıma yazılımı çıldırıyor. "

Buradan çıkaracağımız sonuç inancın paketlenmiş gerçeklerin dışındaki olguları ki K.lar onu "kalıp tanıma yazılımının çıldırması" olarak tarif etmekteler, bu olaya bağlı olarak konuyu karmaşıklıkltan kurtarmak için ben şu sonuca vardım,

İnanç bir kalıp tanıma yazılımı gibi değildir ,gerekirse çıldırıp bu kalıbın dışındakilere de bakıp değişken bilgi gerçeklerine doğru yönelebilen özelliktedir ve bunu defalarca inancın kaygan bir zeminde olduğunu söylemekteyim,

Yani inanç, belirli ortam ve şartlarda bir bilgide veya dayatılan bir hususta gerekli mantıksallaştırmalar uygulanıp doğru tanımı verildikten sonra değişmeyecek bir unsur değildir ,

Zira evrenin değişken bir özelliği vardır ve şartlar fark ettiğimiz gibi her zaman değişmektedir ,(değişken çekim dalgaları) bilgiler çoğaldıkça alabilecek zihni kapasite arttıkça yani kayıt hazinesindeki DNA açılımları oldukça yeni şartlarda yeni gerçeklikler kendini gösterir, onların bir zaman gelip bilinç tarafından kabulu gerekir,

Bunları boyutlar ve zarlar ve onların içimizden geçişleri kesişmeleri olarak anlatıldı, yorumladık,

İnsanların tapma kronolojisine bakın ,inançlar nasıl değişmiş,

Kendi kabiliyetlerinin dışında ,zira kendinde olan güç DNA oynamaları ile kısıtlanmış olan maharet ve olgu gösteren her şeye tapmışlar, tapmaktalar,

Rüzgara tapmalar,Aya tapmalar, Güneşe tapmalar, efsane yaratanlara tapmalar (Mitos Tanrılar) üstün güç gösteren her bir dış uzaylıya değişik Tanrı ismi verip tapmalar, iyi kelam edenleri tanrılaştırıp tapmalar ,firavunlara tapmalar ,Monoteizm v.s.

İnsanlığın inanç sistemindeki tabusal unsurların değişkenliği bunu çok açık izah etmektedir, kendi gücü dışında olan her şeyi tabu malzemesi yapmışlar ,

Velhasıl bilgide ve farkındalıkta gelişme inanç sisteminde de kaymalar ilerlemeler yapmaktadır.

Ve inanç işini sağlam bir zemine oturtmamız gerek ,yaratımda değişkenliği esas alan yapısına inanılırsa konuyu biraz izah etmiş oluruz,yani bilgi genişliğindeki yeni manzaralar bilginin sağlamlığını kontrol edip gerekli farkındalığa erişmeler bizim inanç sistemimizin ana iskeleti olmalıdır,

Nedendir bilemiyorum inanç meselesi üzerinde çok durmamıza rağmen bunun hatırlanması için araya girip bu bölüme bakılmasını istedim konu uzun siz ortalara doğru "inanç ve şüphenin dansı"na bakın yorulmayın

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=41#28946

------------------------------------------------------------------

S: (L) ...Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.
------------------------------------------------------------------

Bu kısmı monoteizm ve dinler programının nasıl lanse edildiğini belirtmek için çok aktardım ,daha doğrusu inancın aynı kalıpta tutulması yahut monoteizm de fikse edilmesi için bir Oryon KH faaliyeti ,

Ve bunun yürütülmesi için yahudilere üst görev verilmesi onlarla ilgili çok aktarım yaptık,

Musanın lahit sandığı yolu ile uzay dışılarla yaptığı görüşmeler aldığı talimatlar monoteizm yolunda dayatmaları başlatmıştır,

Fazla yorum yapmayacağım bir evvelki anlattıklarımızı teyit eden bölüm ,yeni okuyanlar için bir kapı olsun..

"Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"

"Oy ver bana cennet sana"

"Cennet tapularını yazılı olarak satan ortaçağ engizisyon papazları"

Ara veriyorum,


Edited by - Tgur on 08/07/2021 09:46:37
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


217 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/07/2021 :  04:49:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim.



Herkese tekrar merhaba,

Efendim, son bir haftadır bir takım değişik bağlantılar sezinliyorum, ve maden paylaşacağız dedik, ne kadar doğrudur, anlamlıdır bilmiyorum ama şimdi benimde içimde paylaşmam gerektiğine dair bir hissiyat varken bu bağlantıları yazmak istiyorum. Bunlar tamamen tesadüf, algıda seçicilik veya başka bir şey veya hiçbir şey de ifade etmiyor olabilir, dediğim gibi bilmiyorum, emin değilim, olasılıklar sınırsız. Lakin Kasyopyalıların "Heryerde işaretler var." sözünden de güç alarak yazıyorum.

Efendim, öncelikle bir hafta önce bitirdiğim "Immanuel Velikovsky" nin "Çarpışan Dünyalar" kitabından bahsetmek istiyorum ki, Kasyopya celselerinde ilk önerilen ve içindeki bilgilerin gerçeğe yakın olduğunun ifade edildiği kitaplardan biri idi bu. Zaten bende bu sebeple okumam gerektiğini hissederek başlamıştım, şimdi okuyunca iyi ki de okumuşum diyorum ve sizlere de şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Elbette bu uzun kitabın içeriğine ilişkin sayfalarca alıntı paylaşmayacağım ama özetle birkaç şey söylersem kitap genel olarak İbranilerin Mısır'dan çıkışı (Exodus) sırasında Dünya'da üzerinde gerçekleşen ve insan ırkını nerdeyse yeryüzünden silen, şu an içinde yaşadığımız yeni bir çağı başlatan, Dünya'nın adeta altının üstüne geldiği felaketler dizisinden bahsediyor. Bu felaketlerin sebebini ise Dünya'ya yakın geçiş yapan ve o sırada dev bir kuyruklu yıldız görünümünde olan Venüs gezegeni gösteriliyor. Kitapta antik metinlerde ki anlatılardan yola çıkarak Venüs'ün Jüpiter'den çıktığı söyleniyor ama Kasyopyalılar buna celselerde karşı çıkmış ve Venüs'ün Jüpiter'den doğmadığını ama Acturus yıldızı yakınlarındaki uzay boşluğunda oluştuktan sonra, sisteme Jüpiter yakınlarından giriş yaptığını söylemişlerdi, sanırım kadim insan topluluklarının Dünya'dan bakınca o şekilde bir algıları oluştu, bilemiyorum. Yine Kasyopyalılar Venüs'ün şu an ki yörünge konumuna oturmadan önce sistemde 7 kez dönüş yaptığını ve Mars ile Dünya'yı yörüngelerinden çıkararak, Dünya'yı yeni bir yörünge konumuna taşıdığını belirtmişlerdi. Kitapta da bu bilgilerle örtüşen çok fazla veri var ve Venüs'ün ilk yakın geçişinden ve felaketlerden 52 yıl sonra yeniden yakın geçtiğini ama daha az yıkıma neden olduğuda belirtilmiş. Bu durumda 52 yıllık döngülerin gözlenmesine ve o zaman gelince, bir daha yıkım olmaması için çeşitli kurban ve başka türlü törenlerin yapılmasına yol açmış hep ama tabii Venüs şu an ki stabil konumuna oturduktan sonra bir daha yakın geçiş yapmadı. Kitaptaki asıl ilgimi çeken noktalardan birinin, bu yakın geçiş ve felaketler sonrasında Dünya'ya üzerinde mitolojik ve dinsel binbir anlatı, inanç ve benzer durumların oluşmuş olması ki, bu dinsel ve mitolojik inaçların, fantastik denilebilecek anlatıların kökenine ilişkin kitapta çok güzel bir ışık tutuluyor. Yahudilerin dinsel anlatılarından, yunanlıların mitolojik anlatılarına, "Mitra" dinini kökenlerinden, "İnanna", "Lusifer", Osiris, "İsis", "Horus" vs. vs. inaçlarına kadar pek çok, pek çok şey var. Bu sebeple ve bu yönü ile burdan kitabı bir kez daha şiddetle öneriyorum. Çok güzel çıkarımlar sağlayabilirsiniz. Herşey bir yana, ben şahsen hep merak ettiğim Hintlilerin neden ineği kutsallaştırdığına ilişkin ilk defa oldukça tutarlı bir açıklamaya bu kitap sayesinde kavuşmuş oldum...:)

Neyse efendim, kitap ve içeriğine ilişkin daha fazla detaya girmiyorum, istenirse ileri de bunlara dair konuşulur. Bunu burda bırakarak şuraya gelmek istiyorum ki, ben bu kitaptaki felaket anlatılarını okurken, bir yandan da "içimden gelerek" ne kadar felaket filmi varsa önceden izlediklerimde dahil, tekrar izleyemeye başladım ve iki gün öncede "Uzaylı işgali" konulu filmlere geçiş yaptım ve bakınız şimdi algıda seçicilik mi artık ne derseniz, bana internette nasıl bir sörf yaptırdı...

İlk olarak, yeni çıkan "The tomorrow war" filmini izledim, konusu olarak kısaca şu denmiş; "İşgal altında bulunan dünyada insanlar, uzaylılara karşı verdikleri savaşta büyük bir yenilgiye uğrar. Artık değişen düzende yaşayan bilim insanları, sistemi değiştirmek için asker yetiştirmeye karar verir. Savaşa hazırlanmak için yeni bir yol keşfeden bilim insanları tarafından yetiştirilen askerlerin vereceği savaş, insanlığın geleceğini belirleyecektir.

Bu filmde kendimle alakalı bazı bağlantılar sezinledim ama çok net değil, burda her ne kadar mevzu ilk başta Sevigili Bir_Den_İz ve benim konuştuğumuz ben ve benim sürekli gözlemlediğim Ufolara dair olsa da, yine de kişisel olduğunu düşündüğüm bu bağlantıları biraz atlayacak ve detaylara girmeden, oldukça genel bir şekilde asıl bu sörfün beni nereye götürğünü ve ilgimi çeken noktalarına değineceğim.

Bu filmden sonra daha önceden de seyrettiğim "Jupiter Ascending/Jupiter Yükseliyor" filmini seyrettim. Bilenler bilir filmde Kasyoplarıların anlatımlara benzer çok husus mevcut. Filmde hümanoit üstün bir ırkın, emri altındaki Kertenkele ve Grilere çok çok benzeyen varlıklar aracılığı ile insanları yetiştirip, zamanı gelince kendi ihtiyaçları doğrultusunda "hasat" etikleri bir evren anlatılıyor. Konusunda da şöyle yazıyor zaten; "Öyle bir evren düşünün ki insanoğlu besin zincirinin en alt basamağını oluşturuyor." Filmin bir yerinde Kasyopyalıların sürekli örnek verdiği sığırlar da örnek veriliyor ve ana karaktere olaylar açıklanırken, bunları iğrenç bulan ana karaktere "Eee sizde sığırları kesiyorsununuz" deniyor. Dünya bir "insan çifliği" olarak niteleniyor ki, Ksayopyalılarda 4KH'nin kendi gezegenlerinde "insan çiflikleri" olduğunu net bir şekilde belirtmişlerdi. Neyse, daha fazla detaya girmeden, bu filmi izlememiş olanlara tavsiye ederek, buradan bir sonraki durağa geçiyorum.

Aklıma önceki filmi izlerken, birden daha önceden çok izlediğim "Contact" filmi geldi. Bu filmde bilenler bilir, uzaydan, Dünya Dışı Varlıklardan gelen bir radyo sinyali alınarak olaylar başlar. Radyo sinyalinin alındığı yer, ilgiçtir ve buradaki mevzum ile bir alakası var mıdır bilemem ama "Vega"dan gelmektedir. Ayrıca mesajın alıntığı yer olan New Meksico'daki S.E.T.İ. ensitütüsünün kullanadığı radyo teleskoplar Las Vega'sa da uzak sayılmaz.;) Detaylar yine çok girmeyelim ilgimi çeken bir iki küçük nokta var ki, kısaca söylersem bunlardan biri ana karakter teleskop başında yanındaki kişiye "M" şekilde takımyıldızları göstererek, Kasyopya'yı dile getirir. Yine başka bir yerde ana karakter babası ile birlikte iken, babasının "En sevdiğin yıldız hangisi?" sorusuna (ki benimde yıldız olmamasına rağmen cevabım aynıdır ve izlerken Venüs'de de tam olsun dediğim yerde) Venüs der.Beni gülümseten bu ayrıntıdan da sonra, asıl bu filmde değinmek istediğim ama tekrar izlediğimde ve başa dönüp sahneleri takrar tekrar incelememe rağmen bulamadığım bir yer var ki şudur; Filmde ana karakter, kendisine fon sağlayan, Dünya'daki kodamanlardan biri olan ilginç bir kişilikle konuşuyor. Bu konuşma sırasında benim hatırladığım, bu kişinin arkasındaki duvarda, açılmış bir Dünya haritası üzerinde, nerdeyse haritayı tamamen kaplayan şöyle bir şekil vardı; ">I<" . O kısmı bir türlü bulamadım. Bu sahne filmden kesildi mi yada ben yanlış filmdemi hatırlıyorum emin değilim ama bu şeklin benim için bir anlamı var. Şimdi oraya geçiyorum.

Efendim, daha önce de anlatığım şekilde matbaa işçisi babam bana zamanında rahmetli Ata Nirun"un çıkartmış olduğu "Bilinmeyen" sayılarınından oluşan 6. cilti getirip, hediye etmişti. Bu cilteki "Nostradamus" ve kehanetleri ile ilgili bir konuda, asılnda her konusu geçtiği yerde, ressam "Bruce Pennington" resimleri, Nostradamus kehanetleri ile birlikte hep paylaşılıyordu. Bunun şöyle bir sebebi var ki; Bu ressam söylenene göre Nostradamus kehanetlerini okuduktan sonra, bu kehanetlere dair vizyonlar görüyor ve resimlerini de bu vizyonlardan hareketle çiziyor. Yani aslında resimleri bir nevi kehanetlerdeki olayların, sembolizmde katılarak canlandırılması. Şimdi bu resimlerden birinde yerde üç büyük dinin sembollerinin olduğu ve içindeki şehirler yıkılmış ve yanar halde resmediliyorken, gökteki ufolarla ve resmedilen kertenkeleye benzer varlıklarla birlikte, ortada duran bir kule ve üzerinde de daha önceden bahsettiğim şekil vardı. Ata Nirun bu resimde savaşın ve kötülüğün üç dini yere yıktığının semboleştirildiği şeklinde yorumlamıştı bunu. Benzer bazı resimlerde de yine aynı şekil vardı ve bu resimler de nazileri sembolize ediyor denmişti ama bana göre pek öyle durmuyordu. Çünkü bazı burda paylaşacağım resimlerle birlikte hemen hepsinde Ufolar var ve genel konsept itibari ile bir uzaylı istilası resmedilmiş hep. Benim ilk resme uzun uzun bakıp düşünürken, kafama düşen jetonda bu olmuştu ve olayın gerçekliğine dair içimde oluşan yoğun hissiyatle birlikte ilk planda oldukça korkmuş ve dehşete düşmüştüm. ilginç bir tesadüfdür ki, tam o sıralarda "independence day" filmide yeni gösterime girmişti. O filmle alakalı da Kasyopya celselerinde ilginç anlatımlar mevcut, merak eden baksın, şimdi uzatmamak için girmiyorum o konuya. Velhasıl Ata Nirun'dan bahsetmişken şimdi aklıma geldi, baba ölmeden önce çıktığı son programda, son bir yorum olarak şöyle bir şey söylemişti; "Benim tüm bunlardan anladığım, (Önceki tüm inceleme ve araştırmalarını kastederek) Saldıracaklar"..." Ruhu şad olsun. Yine ilginçtir bu programlara katılan (genelde aynı isimler oluyor bunlar, Haluk özdil, Hamza Yardımcıoğlu, Serhat Ahmet Tan vs.) son zamanlarda onlarda artık olayın nihai olarak bu noktaya doğru gittiğini dile getirmeye başladı, ilginç. Neyse benimde bu zamana kadar defalarca kez gördüğüm "Uzaylı işgali" temalı ve kendi nazarımda meşhur olan Nostradamus ve gizli kehaneti ile alakalı rüyamı başka bir zamana bırakarak, bir sonraki noktaya atlıyorum efendim.

Bruce Pennington'dan örnek bazı resimler;





Dile getirmek istediğim bir film daha var ki, önceden izlemiştim ama bu satırları yazarken henüz tekrardan izlemedim, adı; "The 5th Wave/5. Dalga" Konusu kısaca şu şekilde özetlenmiş;

"İnsan görünümlü uzaylılar (ötekiler) Mars gezegeni yörüngesinde gözükürler ve dünyaya dalga dalga saldırırlar. 1. Dalga - Enerjiyi Kesip Dünyayı Karanlığa Gömme 2. Dalga - Şehirlerin İmhası 3: Dalga - Salgın Hastalıklar Yayma 4: Dalga - "Ötekiler" Tarafından İstila Cassie adındaki genç bir kız hayatta kalanlardandır ve kaybolan erkek kardeşini aramaktayken genç bir adamla tanışıp, onunla bir takım olurlar. Bu arada insanlık 5. ve insanları bu topraklardan silecek son dalgayı beklemektedir."

Bu filmde uzaylıların kendi pek ortada gözükmüyor ve daha çok ele geçirtikleri insanlar üzerinden süreci yönetiyorlardı. Beni yine bu filmde ilk izlediğim zaman gülümseten şöyle bir ayrıntı vardı, yine baş rol oyuncusu olan kıza soruluyor "En sevdiğin yıldız nedir?" diye (tam o sırada bende bekledim bu cevabı açıkcası ve geldi) Kasyopya...:) Kasyopya, Dalga, İstila vs. bazı başka ayrıntıların aynı filme denk gelmesi ilginç bir tesadüf gerçekten...

Neyse efendim, bunu da atlayarak Contact filmini izledikten sonra, PC'yi kapatıp yatmaya niyetlendiğimde, şöyle en azından bir internete bakayım dedim. Böyle yatmadan önce son bir kez twitter'a, ekşiye falan anlık bir bakarım "olağanüstü" bir gelişme falan var mı diye. Ekşi sözlüğe tıkladığımda şöyle bir başlıkla karşılaştım sabaha karşı: "Uzaylılar bizimle iletişim kuracak." tabii hemen ilk yorumlardan birindeki "Contact" Bakınızını görüp gülümsedikten sonra baktım konu neymiş diye. Şöyle imiş ki Nasa başkanı Bill Nelson'un açıklamaları. Bir linkte bırakacağım ki, kısaca Nasa başkanı Evrenin yaşından, büyüklüğünden bahsedip, uzaylıların bizimle iletişime geçeceğine inandığını söylemiş. Burada bir gelecek tahmininde ve temennisinde bulunmuş, bu kısım eh işte evet, lakin asıl dikkat çekici olan ve konuşulması gereken kısım şurası ki, pek çok kişi o noktaya dikkat etmemiş. Biliyorsunuz geçenlerde Amerikan Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanlığı Ufolarla ilgili ABD kongresine bir rapor sunmuştu. Bill Nelson bu raporun gizli versiyonunu gördüğünü ve 'orada açıkça bir şey olduğuna' inandığını söylüyor. Ekşide paylaşılan ilk cumhuriyet gazetesinin haberinde buna dikkat çekilmemiş, şurda; https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/nasa-baskanindan-aciklama-uzaylilar-bizimle-iletisim-kuracak-1850941 ama bugün gördüğüm "pentagon'un gizli raporunu gördüm uzaylılar var" isimli başlıkta ve paylaşılan NTV haberinin başlığında direkt bu nokta seçilmiş, o da şurda; https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/nasa-baskanindan-ufo-aciklamasipentagonun-gizli-raporunu-gordum-uzaylilar-var,Miz5wDynT0O69QwHZeB4EQ/X5mrdUEK5UKofevdeyh3qg

Basına henüz açıklanmadığı sırada sızan rapora ilişkin, Amerikan hükümeti ve halkının görüşlerin dair Habertürkte, Amerikadan bağlanan Dış Politika Uzmanı Ali Çınarın izlenimlerinin yer aldığı bir haberi de ilginç bulduğum için şuraya bırakıyorum; bir göz atmak isterseniz burda; https://twitter.com/HaberturkTV/status/1408071916389376003

Açıklanan 9 sayfalık rapora ilişkin ingilizce içerikler mevcut ama türkçe bir değerlendirme ve yorumların bulunduğu sadece bir tek düzgün yayın buldum, onu da ekleyeyim. Raporu değerlendiren kişi Astrofizikçi Dr. Selçuk Topal, sayfa sayfa bu içeriğe değinmiş. İlginçtir haber tüm ana akım medyada yayınlanmasına rağmen bu konularla yıllardır ilgilenen Haktan Akdoğan, Erhan Kolbaşı, Farah Yurdözü vs. gibi kişilerden geniş bir değerlendirme göremedim.



Şimdi burdan başka son bir noktaya atlayacağım. Ekşideki "uzaylılar bizimle iletişim kuracak" başlığındaki yorumları okurken şöyle bir entry ile karşılaştım; "bilen bilir, throawaylien'a inananlardansiniz, temmuz 8 veya 18 ı beklemektesiniz." Dedim nedir bu "throawaylien" konusu ve 8, 18 Temmuz olayı, baktım konu redditde yer alan bir konu imiş, şurda: https://www.reddit.com/r/Throawaylien/

Efendim şimdi ben konu ile alakalı her mesajı, uyumaktan vazgeçip, google'dan çevirip çevirip okudum. Özetle şöyle ifade edeyim, hatta önce tüm mesajları 3 parti halinde bir araya getiren kişinin açıklaması vereyim, şöyle;

"All the below comments were in response to an AskReddit thread titled: “Alien abductees of reddit or people who have claimed to see a UFO, what's your story?” The comments are in chronological order. All times and dates are in PST (Pacific Standard time)."

Google çevirisi;

"Aşağıdaki yorumların tümü, "Reddit'in uzaylılar tarafından kaçırılması veya bir UFO gördüğünü iddia eden kişiler, sizin hikayeniz nedir?" başlıklı bir AskReddit ileti dizisine yanıt olarak geldi. Yorumlar kronolojik sıradadır. Tüm saatler ve tarihler PST (Pasifik Standart saati) cinsindendir."

Yanlış anlamadı isem, bende bir kez daha tekrarlayayım ki, anladığım kadarı ile UFO kaçırılmalarının konuşulduğu bir konu başlığına 2013 yılında "Throawaylien" nickli bir kişi mesajlar göndermeye başlıyor, kendi başından geçen ve griler tarafından gerçekleştiren kaçırılmalar ile birlikte birkaç farklı bazı başka bilgilere de değiniyor. Ki bunların en dikkat çekicisi 8 (bu tarih geçti tabii) veya 18 Temmuz 2021 tarihinde (tam orasının anlayamamış) bir olay olacağını (toplu iniş, istila vs. çok net değil) dile getirmiş. İlginç anlatımlar mevcut. Bu kişi o tarihlerden sonra uzunca bir süre iletişimi kesiyor, taki 4 ay önce yeniden yazıp, aynı tarihlere ilişkin iddialarını tekrar dile getirene kadar. Ve sonra deli olmadığını, herkesin o tarih gelince gerçeği göreceğini, farklı bir dünya gündemine uyanacağımızı vs. söyleyerek tekrardan veda edip gidiyor. Doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor, insanları trollüyor mü bilmiyorum. Ben sadece böyle bir şeyle karşılaştığımı dile getirmek istedim. Reddit yorumlarında da farklı farklı değerlendirmelerde bulunulmuş zaten. Şahsen bende o yönde bir inanç taşımıyorum ama olasılıklarda sonsuz tabii, neyse zaten az kaldı, bakıp göreceğiz gerçeği ama muhtemelen sadece gülüp geçeceğiz yine...

Throawaylien nickli kişinin gönderdiği tüm mesajlar, başka bir kişi tarafında 3 parti halinde şu başlıkta toplanmış, merak edenler bakabilir. Ne yalan söyleyeyim, açıkcası anlatımlar beni bi kıllandırmadı değil..

https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/nzv3ty/uthroawayliens_comments_2013_part_1/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Bir de son olarak, bu konuya gönderilen mesajlarda başka bir kullanıcının grilerle alakalı ve Kasyopya celselerinde verilen bilgileri ile de tutarlı gözüken uzun, detaylı bir gönderisi mevcuttu. Onun linkini de buraya bırakayım, inceleyin, sonra belki detaylı konuşuruz. lakin belirtmeden geçmeyeyim, bu tanımlar arasında yer alan "Their Strategies :" başlığı altında grilerin yönelimi açık bir şekilde "Kendine Hizmet" olarak tanımlanıyor. Bu kişi bu kavrama aşina ama bu bilgiyi Ra, Kasyopya veya acaba hangi başka bir kaynaktan aldı merak etmedim değil, enteresan. O kısmı google çeviri ile yazıyorum;

Their Strategies :

The militaristic doctrine of the greys is based on domination and colonization through covert mind control programs. they believe in the "Service to self" philosophy which grants them great power on the long term, but quickly dissipates at certain time due to the limitations and negativity. they focus on the colonization of unprotected civilizations which are unaligned with any other group/alliance/organization in space. the colonized worlds would then be used as supply depots, trading/exploiting populations as slaves, and for the use of biological material for study and experimentations. The Greys use the following methods/plan for the conquest of a planet :

large reconaissance ships are sent in space to search for habitable planets with intelligent civilizations.

once a planet is discovered, a base station is established near that planet.

a timetable is set for the invasion and conquest of the planet.

reconaissance and surveillance devices and vehicles are sent to determine the level of development of the civilization and the type of social memory complex they have.

once enough data is collected about the civilization, scientific, intelligence and military groups are sent to start infiltrating the planet.

the greys send representatives to establish contacts with the planet's leaders. they are given solutions regarding population control and survival problems, and are psychologically manipulated and convinced that they are the "chosen ones" or the "elite". the leaders who refuse to cooperate are forcefully replaced and eliminated.

Google çevirsi:


"Stratejileri:

Grilerin militarist doktrini, gizli zihin kontrol programları aracılığıyla tahakküm ve kolonizasyona dayanır. Kendilerine uzun vadede büyük güç veren, ancak sınırlamalar ve olumsuzluklar nedeniyle belirli bir zamanda hızla dağılan "kendine hizmet" felsefesine inanırlar. Uzayda herhangi bir grup/ittifak/organizasyon ile bağlantısız olan korumasız medeniyetlerin kolonizasyonuna odaklanırlar. Sömürgeleştirilmiş dünyalar daha sonra tedarik depoları, nüfusları köle olarak ticaret/sömürme ve çalışma ve deneyler için biyolojik materyal kullanımı için kullanılacaktı. Griler bir gezegenin fethi için aşağıdaki yöntemleri/planı kullanır:

Akıllı medeniyetlere sahip yaşanabilir gezegenleri aramak için uzaya büyük keşif gemileri gönderilir.

Bir gezegen keşfedildiğinde, o gezegenin yakınında bir baz istasyonu kurulur.

Gezegenin istilası ve fethi için bir zaman çizelgesi belirlenir.

Medeniyetin gelişmişlik düzeyini ve sahip oldukları toplumsal bellek kompleksinin türünü belirlemek için keşif ve gözetleme cihaz ve araçları gönderilir.

Medeniyet, bilim, istihbarat ve askeri gruplar hakkında yeterli veri toplandıktan sonra gezegene sızmaya başlamak için gönderilir.

Griler, gezegenin liderleriyle temas kurmak için temsilciler gönderir. nüfus kontrolü ve hayatta kalma sorunlarıyla ilgili çözümler sunulur ve psikolojik olarak manipüle edilir ve "seçilmişler" veya "elit" olduklarına ikna edilirler. işbirliği yapmayı reddeden liderler zorla değiştirilir ve ortadan kaldırılır."

Detaylı anlatımların ve çizimlerim yer aldığı link burada; https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/ofbh7s/the_greys_their_origins_their_agenda_their/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Evet arkadaşlar, velhasıl yaptığımız sörfün sonuçları kısaca böyle. Dediğim gibi çok uzatmamak adına pek çok ayrıntıyı ve detayı atladım ve kabaca anlatmaya çalıştım. Kendim ile alakalı gördüğüm özel bazı kısımlarıda şimdilik çıkardım. Sizler ne düşünürsünüz bunlarla alakalı bilemem, tamamen z kuşağı tabiri ile boş yapmışta olabilirim, olabilir yani neden olmasın ama ben içinden geldiği için yazdım işte. Bu tesadüfler, eş zamanlılıklar veya belkide sadece algımdaki seçicilikler son birkaç günde değil, nerdeyse kendimi bildim bileli yaşanıyor ve ben bunlar içinde, kafamın içide çorba olmuş vaziyette ordan oraya sürükleniyorum.Bunca denk gelişin ne anlamı var, benim için ne ifade ediyor, şu ana kadar çok anlamlı bir çıkarım yapabildiğimi düşünmüyorum. Kasyopya formunda biri sormuştu, eğer bir celseye katılsan ne sorardın diye, zamanında da dediğim gibi muhtemelen hiçbir şey dedim ama yine en fazla belki bu soru, olacaksa yine "Neden???" olabilirdi diye ekledim. Neyse zaten orası ile de bayağı kavgalıyız, beni atmadılar ama ilginç bir şekilde internette yanlızca kasyopya forumuna giriş yapmaya çalıştığımda patlıyor herşey, dönüyor dönüyor imleç ama giriş sağlanamıyor. Gerçi ben değişik bir yöntem deneyip giriş sağladım ve iki başlığa son olarak iki ayrı mesaj gönderdim ama moderatörler niyeyse onaylamadığı için öyle onaylanmamış şekilde duruyorlar hala. Forum yöneticilerine de sordum bu durumu, banlanmadım ama neden böyle oldu diye ama bir cevap gelmedi, bende saldım sonunda...

Yanlız inanmasam da adamlara ırkçısınız siz dedim ya birde, ulen, eyvahlar olsun, almazlar tabii...:)) İyi gülmüştüm, velhasıl onlar da güldü zaten. :) Zaten amacımda öyle oldukları gerçekten düşündüğüm için değil, sinirlendiğim için azıcık tahrik etmekti sadece ama daha çok güldürmüş olduk işte. :)

Lakin yine de, onu yazdıktan sonra içinde bunun çokta yanlış olmayabileceğine dair bir his oluştu, bilemiyorum. Acaba kendilerinin de farkında olmadıkları bir ayrımcılık mı mevcut içlerinde, bilemiyorum dostum bilemiyorum, tam bir muamma...

Ve ve ve son olarak az önce mailime girdiğimde karşılaştım bir reklam mesajıda ilginçti. GOG.com isimli site bana 2 ayrı "Uzaylı işgali" ile alakalı oyun indirim kodu göndermiş ve mesajda şu yazıyor;

"Keep your eyes open. Aliens can lurk anywhere.
No matter on earth or in space, the road to victory will not be easy."

Google çevirisi;

"Gözlerini açık tut. Uzaylılar her yerde gizlenebilir.
Dünyada veya uzayda olursa olsun, zafere giden yol kolay olmayacak."

Ne bu şimdi, neyse artık...

Herkese tekrardan selamlar, sevgiler ve sağlıklı günler dilerim.

NOT: Bozadi kardeşim umarım verdiğim linkler ve resimler için, z kuşağının tabiri ile fazla triggerlanmamışsındır. Sevgiler kardeşim....

Edited by - Qui-gon jinn on 10/07/2021 20:59:22
Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/07/2021 :  09:06:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Bozadi kardeşim umarım verdiğim linkler ve resimler için, z kuşağının tabiri ile fazla triggerlanmamışsındır. Sevgiler kardeşim....
Qui, tartışmakta olduğun konularla ilgili üşenmemiş epeyce şahsi analiz ve yorumunu paylaşmışsın. Ve yaptığın alıntı ve verdiğin linkler de içeriğini tartıştışmakta olduğun konularla ilgili olduğu için gayet yerinde olmuş bence. "Kopyala-yapıştır"dan ibaret değil. Şahsi analiz, yorum, soru vb. içerdiği sürece bu tür alıntılara daha hoşgörülü bakılması kaçınılmaz oluyor benim açımdan.

Celselerde geçen en önemli konulardan biri veya birkaçıyla ilgili güzel bir yazı olmuş bence. Bu konularda söylemek isteyebileceğim çeşitli şeyler var aslında ama şu an için yalnızca "Serendipity" (Tesadüf) diye romantik bir filmde Kasyopya takımyıldızına atıf yapıldığını belirtmek istiyorum. Senin bahsettiğin, Kasyopya'ya atıf yapılan filmlerin hiçbirini izlediğimi hatırlamıyorum. Çoğu "uzaylı" filmini izlemedim sanırım. Normalde bu celselere bu kadar ilgi duyup çevirip paylaşmış biri olmama rağmen.

Go to Top of Page

Qui-gon jinn


217 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/07/2021 :  21:04:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yorumların ve hoşgörün için teşekkürler Bozadi.

Evet kardeşim, genelde üşenirim ama bu kez biraz yazma isteği vardı içimde. Lakin yine de mesajımda da dediğim gibi, oldukça kısa ve kabaca oluşturulmuş bir özet yapmaya çalıştım. Yoksa, eklenebilecek nice şey vardı ama çok uzatmak istemedim. Çünkü uzadıkça bi sıkıntı hissi oluşmaya başlıyor bende ve istiyorum ki, içimde ne varsa, herkes, hepsini ben anlatmadan bilsin ama tabii işte öyle olmuyor maalesef. Ve sonra kendime kızıyor, burası 6.Yoğunluk mu birader, kendine gel! diyorum ama işte gönül ferman dinlemiyor çoğu zaman...:)

Neyse, filmleri çoğunlukla izlemediğini söylemişsin. Velhasıl ben gerçekten izlemeni tavsiye ederim. Özellikle bu tür filmlerin oldukça fazla mesajlar taşıdığına inanıyorum. Konsorsiyumun yaptıklarının dışında, BH güçleri tarafından da senaryo içerisindeki olaylara, diyaloglara vs. birçok ilhamın verildiğini düşünüyorum. Ki Kasyopyalıların anlattığı "Oz Büyücü" filmi hakkındaki bilgiler bu duruma bence en güzel örnek. Lakin ben her ne kadar böyle düşünsemde yine de izlerken çok fazla dikkat etmiyorum diyebilirim, kaçırdığım nice detay vardır şüphesiz. Şahsen "Oz Büyücü"sünü izlerken, hiç aklımdan arka planının öyle bambaşka olacağına dair bir düşünceler geçmemişti, meğer film neler neler anlatıyormuş. Neyse, farkındalık sahibi kişiler eminim çok çok daha fazla şey bulabilir, değişik çıkarımlar sağlayabilirler bu filmlerde...

Son olarak önceki mesajımla alakalı bir dip not eklemek istiyorum ki, orada belirtmeyi unutmuşum. Mesajda bahsettiğim "Bruce Pennington"a ait, üzerinde söylediğim işareti taşıyan resimlere, internette bakıyorum ama ne kendi sitesinde, ne de başka bir yerde hala rastlayabilmiş değilim, ilginç. O sebeple bahsettiğim resimleri paylaşamadım, belki bulan başkası paylaşabilir. Özellikle mesajda bahsettiğim ve isminin "Mahşer Günü" olduğu söylenen resim, benim için çok anlamlı idi...Neyse efendin, sonra tekrar tekrar bakarız artık.

Ve tekrardan selamlarımı ve sevgilerimi yolluyorum.
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/07/2021 :  08:44:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ANLATILAR V

NİYET İLE OLUŞA GEÇEN YARATIMDA, BEKLENTİ İÇİNE GİRİLİRSE, GERÇEKLEŞME BEKLENTİ SIFIRLANINCAYA KADAR DURUR YA DA GERÇEKLEŞME SONUNDA BEKLENTİ ORTAYA ÇIKARSA GERÇEKLEŞME YİNE DURUR.
------------------------------------------------------------------

Beklenti üzerinde çok duruldu ,
Bir açıdan bakıldığında bu da yaratımın faaliyetinde benim isteğim değil mi ,yaratımı başlatmaya sebep benim arzum değil mi neden kesiliyor,mahzurlu görülüyor, bu işteki mantığı anlayamadım,

Değişken çekim dalgaları ,onlar olmazsa yaratımın sebebi olmazdı,

"S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu gerçekçi olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın imkansız birşey olması mı?
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme laboratuarından başka birşey değil. "

Hal böyle olunca determinizmi nereye koyacağız ,hani her şey "evrensel morfik alanda" kayıtlı ve belliydi,

Değişken dalgaların süregelmesi bizim zaman ölçülerimizle değerlenen bir konudur ,ikinci zaman diye tarif etmeye çalıştığımız ve tabiatıyla bir çok yerinde bilgide eksik kalabileceğimiz o olgunun var oluş üzerine etkisini tam anlatamıyoruz,

Biz bir gerçeğe uzanmak üzere adeta kulaç atarken oluş dediğimiz şey belirmiş yerine oturmuş olabilir ,anlatmaya çalışırken veya sizler anlamaya çalışırken bile farkındalık sağlamaya çalışan zihnin adeta büküldüğünü büküleceğini hissediyorum, zorlanıyor..

"(L) 4Y sızıntısının BİR SÜRÜ etkileri var.
(Joe) İstediğimiz şey o. Sıcak basmaları işe yaramaz, üzgünüm. Bundan çok daha fazlasını bekliyorum. [kahkaha]
C: Daha sonra daha fazlasını bekleyin. Sizin aleminizde işler gerçekten “zaman” alıyor"

Başlıktaki ifadede beklenti ortaya çıkarsa oluş durur denmekte beklentinin böyle zararlı gibi duran veya engelleyici vasfı nedir bir duvar gibi oluşun önüne geçiyor,

Beklenti sınırlamanın bir başka ifadesidir ,siz niyetinizi beyan edip onun istediğiniz şekilde oluşması hakkında mutlak bir arzu duyup olayı takip ettiğinizde o oluş isteğiniz görünmez sınırlarla çevrilidir artık ,değişkenlik dalgaları ona çarpıp kalacaktır ve bu da var oluşun en doğal haline set çekmektedir ,oluş durur,

Var oluşun değişkenlik esası bir halde insanın sinirini bozuyor hele bizim gibi KH ların ,öyle ya, biz her şeyi kendi öğrendiğimiz kalıplar içinde yürümesini isteriz ve bundaki değişiklikler canımızı sıkar hatta bunun için kanun ve kurallar çıkarmışız ve monoteist anlayışın sınırladığı ölçüde (ki kanunların baş düzenleyici faktörü din dir) rahat ve düzgün bir hayat yaşamak isteriz ,bu hudutlar dışındaki istek ve davranışları gerekirse cezalandırırız ,

İşte yankı odasındaki beşer düşünsel hali,

Oysa medeni dediğimiz ülkelerin bir kısmı davranışlarındaki genel emperyalist KH halleri pek terk etmeseler de ve dünyayı hüküm altına almak isteyen idarecilerinin kanatları ve doğrultusu altında yaşasalar da ,hürriyet ve değişkenlik üzerine bazı uygulamaları düstur edinmişlerdir,

Anayasaları her sene değişkendir "magna karta"ile olan başkaldırış," jüri" uygulamaları gibi anlaşmalarla günün özelliğine göre adli hükümleri düzenlemeye çalışırlar ,hatta kanunları sık sık değiştirirler, zira değişken çekim dalgaları ve zarlar dediğimiz bilgi boyutları ile kesişmeler yeni yeni buluş ve farkındalık yaşamı değişken özelliklere adapte etmeye sürükler,
Bu arada ikinci mesleğimle ilgili bir örnek ile değişkenliğin hayatımızı nasıl kapladığını anlamaya çalışalım,

Eczacı yaptığı reçeteyi "reçete kayıt defteri"ne kaydeder bu çok normal ve faydalı bir uygulamadır ve 1940 larda hazırlanan eczacılık mevzuatında ve sonrakilerde de geçer buraya kadar her şey normal, bu defter evvelde büyükçe allame bir defterdir ve antik bir havası vardır,

Seneler sonunda bilgisayar bütün muamelatı ele aldı ve programlar p.c. üzerinden yürümeye başladı ,reçete kayıtları da bu programların içine girdi hal böyleyken bundan 20 sene evvelinde müfettişler kanun böyle diye bize o koca deftere kayıdı esas tuttular cezalar yazdılar , p.c. nin kolaylığını kabul ettirmek ve olayı cd. lerde v.s. kayıt işinin uygunluğuna adapte etmek için oldukça fazla ceza yedik ve uğraştık, sonunda p.c. kayıtları kabul edildi,

Bu bir dayatma ve zulüm örneğidir ,yenilik kolaylık gelmiş siz hala eski usullerde israr ediyorsunuz,banka muamelelerinde eski usullerin devam ettiğini düşünün, para yatırmak veya çekmek için yarım günümüz giderdi,

Anlattığımız değişimi kabul etmeyen beklentinin bir sınırlayıcı olduğunu ve bazen yaşama nasıl sıkıntılar verebileceğini tahayyül edin,
-----------------------------------------------------------
BEKLENTİ İÇİNDE OLMADAN GERÇEKLEŞMELERİ DENEYİMLEYEBİLMEK İÇİN; ÖNYARGILI OLMAYAN, SAF BİR İNANCA DENGELENMİŞ ZİHİNSEL RET EGZERSİZLERİ YAPILMALIDIR.

Buradaki "ret ekzersizleri" neymiş bakalım,

"S: (L) Ama böyle bir bıçak sırtında ilerleme nasıl mümkün olabilir? Yani zihnini sürekli kontrol altında tutup beklenti içinde olmayacaksın ama çabalarının gerçekleşmesini deneyimleyeceksin ve ümit etmeyi sürdüreceksin... (J) Zorlu olduğunu söylemişlerdi...
C: Önyargılı olmayan saf bir inançla dengelenmiş zihinsel ret egzersizleri.
S: (L) Yani andakini kabul etmek, olduğu gibi kabul etmek, evrene inanmak ve herşeyin olması gerektiği gibi olacağına güvenmek ve nasıl olacakları konusunda herhangi bir beklenti içinde olmamak mı?
C: Evet. "

Kısaca niyet edip isteğin tam teşekkül etmesi yerine olabilecekler istediğimiz istikamette olmadığında gelişen duygu kırıklıklarını ret edebilme becerisi ,egzersizi ,

Anda olanların isteğe tam uymasa dahi kabulü ve onun mutlaka değişken bir yolda ileride uyacak neticeler getireceğine inanmak,

Velhasıl isteği oluşturmak ama neticeleri üzerinde var sayımlar mutlak neticeler düşünmeden ,planlar yapmadan akışa bırakmak ve istek oluşmadığı vakit veya eğrilip başka yönlere kaydığı vakit olanı kabul etmek stress hormonlarının salgılanmasını bir nevi önlemek, çocukça ifade ile niye olmadı diye dövünmemek veya "ne zaman istedik te oldu" gibi oluşun gidişine baştan negatif üreterek set çekmemek,

Buna misal evvelden bahsettim galiba bir yerlere gidip park etme sıkıntısı çekmemem eşim "park yeri bulacak mıyız acaba" diye endişelenir büyük söylemeyeyim ben o hissi hiç zihnime sokmam bulursak buluruz yoksa bir defa daha dolanırım yine bulamazsam döner başka yere giderim burası kısmet değilmiş düşüncesindeyim

-----------------------------------------------------------------

(V) Kanserli bir kadına yardım ediyorum. Kanser lenf sisteminde olmasına rağmen bu kanserin onun asıl sorunu olmadığını, bu hastalığın ondaki başka bir sorunun neticesi olduğunu düşünüyorum. Bu doğru mu?
C: Kanser her zaman o tür başka sorunların neticesidir.
S: (V) Onunla çalışırken onun güneş sinir ağından çok büyük miktarda enerji akışı geldiğini hissettim. Bu hastalığın uzaklaşması mıydı?
C: Sıkıntının hafiflemesi. Eğer üçüncü yoğunlukta bulunmayı sürdürmek istiyorsa 28 yıllık bakışını değiştirmesi, hislerini “sünger” gibi içinde biriktirmek yerine dışarı dökmesi gerekiyor. Ayrıca diyetsel değişikliklere ihtiyacı var. Lahana turşusu suyu, meyve suları ve brokoli öneriyoruz. Kolon tedavisine ihtiyacı var ve eğer teşhis “ölümcül” bir hastalıksa neden zehirli tedaviler düşünülüyor? Ona 28 yıllık hayata bakış açısını değiştirmesini önermeni şiddetle tavsiye ediyoruz. TÜM kanser hastalarında olduğu gibi, zihnini, bedenini ve ruhunu arındırıp temizlemeli.

------------------------------------------------------------------
Her kanserliye verilecek tavsiyeler gurubu ,bu arada ben de mesane kanseri geçirdim, geçirdim mi yoksa hayatımın bir kademesinde önüme tekrar çıkacak mı bilmiyorum,

Çıkarsa da fark etmez buranın illüzyon dünyası olduğunun yazılarımdan da anlamışsınızdır tamamen inanan bir zihin yapısındayım ve yoğun bakım da dahil benim maruz kaldığım hastalık safhaları ve eşimin 19, 20 ameliyatı dahil geçirdiklerimiz ve her seferinde olumsuzluklardan sıyrılmamız sanki bu uzun ömürle biraz daha buralarda kalacakmışız gibi bir his veriyor,

Ama gidersek de hiç yüksünmem onun da bir nevi geçit olduğunun farkındayım ve başka gerçekliklerin yani evrende yeni evlerimizin olması doğal ,var oluş bir yerlerde takılıp kalmak hali değil, her şey değişkenlik rüzgarında oluşma deneyleri ile meşgul,

Sanırım muhafazakar olmak yani eskilere takılıp değişmeyi benimsememek varlığın parça deneyiminde öngörülen bir husus,

Bu deneyin doygunluğuna ulaşmak ve başka maceralara yönelmek bakmak,gömlek değiştiren varlık veya tırtılın kozasından çıkıp kelebek olmaya yönelmesi gibi bir olay, tırtıldan kelebek olmak sürünmekten uçar ve hür hale gelmek ne harikulade şey,

Görülüyor ki doğa bize var oluşun genel karakterini vermekte,

Değişim,

Ve bunda korkulacak bir şey yok bilakis daha mükemmele erişmek var,

Zihni arındırmak bence baş rolde ,bedeni arındırmak da önemli ama ne kadar dikkat edilirse edilsin zararlı maddelerle dolu bir dünya içindeyiz nereye baksak dokunsak zararlı maddeyle bulaşmak mümkün, kaçış zor,

------------------------------------------------------------------

C: Hasta olanlara yaklaşımın nedir? Onlara taş mı atarsın?!?
S: (L) Hayır taş atmam...
C: Peki ne yaparsın?
S: (L) Hasta bir kişi... Onu bir doktora gönderirsin veya götürürsün. Bir doktora görünmelerini önerirsin.
C: Ne amaçla?
S: (L) Hastalığın teşhisini bulmak, ilaç almak ve semptomları gidermek, hastalığı iyileştirmek için.
C: Bingo!
S: (L) Hastalığı olduğunu kabul bile etmeyen insanlardan bahsediyoruz! Hasta olduğunu düşünmeyen bir insana nasıl doktora gitmesini söylersin? Çoğu insan diğer yoğunluklardan kontrol veya manipülasyona maruz kaldıklarına inanmıyor! Pek çok kişiye saldırı ve manipülasyona maruz kalacaklarını söylediniz ve o insanlar da tasasız bir şekilde “Oo, bizim hayatımızda buna izin verecek hiçbir şey yok” dediler...
C: İyileştirmekten vazgeçene kadar inkar iyileştirilemez değildir. Sabırla kişiyi öğrenme sürecine katılmaya nazikçe davet etmek, kurbanın uyanmasını ve böylece tedaviye açık olmasını sağlar. Bu, aradığın “orduyu” kurmaya yardımcı olur. İzolasyon hiçbir şeyi iyileştirmez. Herkes sonunda “portal” olarak görüleceği için ilerlemeyi engeller. Boşa kürek sallamak gibi olur, değil mi?
S: (L) Kocamla evliliğimi sürdürmem gerektiğini, SV ve diğer yıkıcı kişilerin gelip öğrenme sürecine katılmaları için onları sürekli buraya çağırmam gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Önerdiğimiz şey belirli yaşam biçimlerine sıkı bir şekilde yapışmak veya aynı davranış kalıplarını sürdürmek değil, yalnızca kapıları tamamen ve sürekli olarak kapatmamak.

------------------------------------------------------------------

Bazılarının benim tekrarlarımdan sıkıntı duyduğunu "yine mi tekrar" dediğini hissediyorum, haklılar ,ama bu tip alıntılara bakınca ve kendimizi Laura ve ekibinin yaptığına benzer olma hadsizliğinin dışında kabul edersek (gerçekten haddimiz değil ) kendi kendimize bu faaliyetin her şeyden evvel zihnimizdeki acabaları silme gayreti olarak evvel yazdıklarımıza bakıp neler yazmışım deyip şu halimizde oluşmuş ruhsal sapmaları düzeltebilmek adına faydalı buluyorum,

Kısaca kendimi bu şekilde adeta stabilize ediyorum ,bu yoğun KH ortamında sapmalara kapılmamak zor..

Yukarıda anlatılanları anlamak kolay sanırım,bana takılan şu husus, anlamaya çalışıyorum,

" İzolasyon hiçbir şeyi iyileştirmez. Herkes sonunda “portal” olarak görüleceği için ilerlemeyi engeller. Boşa kürek sallamak gibi olur, değil mi?"

Melamiler ve Mitraizme dokunacağım,özet alıntılar,

"Her kesim insanın aralarında yer aldığı melâmîler, halkın arasında kendilerini gizlemeyi tercih ederler. Öyle ki, onlara çok yakın olanlar bile belki onların melâmî olduklarını bilmiyor olabilirler. Bu kimliklerini, sadece kendilerine mânen yakın gördükleri insanlara uygun gördükleri zamanda âşikâr ederler."

"Mitraizm, Mitra tarikatı ya da Mitras Gizemleri, Antik Yunan ve Roma dünyasının, Eleusis ve İsis Sırları olarak bilinen diğer gizli kültlerde, yani ezoterik olarak nitelendirilebilecek geleneklerde olduğu gibi sadece bu tarîkata kabul edilenlere açıklanan sırlar etrafında gelişmiş bir mistik Roma kültüdür."

Bu arada "stoacılık" ta var ,ama onun bir gizemli hal olduğunu sanmıyorum zira bir çok düşünür ve Sezar bile etkilenmiş, mizahi usta bir kalemden isteyenlere stoacılık ve felsefenin labirentli yollarında "fularsız entel"olmayı ve stoacılığı anlatan kısım,

https://fularsizentellik.com/journal/2018/8/19/stoacilik

Görüldüğü gibi izolasyonu tarihte bazı topluluklar hatta sufizmin ileri bilincini taşıyan Melamiler uygulamışlardır,bu yönden ortam dışı üst bilgilerin yayılması pek mümkün olmamış sonuçta bahsi geçen kendilerine özgü bir portal halinde kalmışlardır, Mitraizm ise belirli tarikat üyeleri arasına sıkışmış,

Buradaki portal hali sadece bu tip kümeleşmeler için söyleyemeyiz,onlar kendi portalları içinde yoğunlaşmış daha çok izolasyon örnekleri, yankı odalarında kalıp gelişme istemeyen bilinçler portal halinde kalıp KH tarafından dayattırılan bilgiler manipülasyonlar dışına çıkamamakta ve eksik ve yanlış bilgilerle gelişmenin önüne set çekmekteler,

Neticede bu verdiğimiz örnektekiler kendi bünyelerinde özel portal açmış kendi özelliklerine göre gelişme sağlamaya çalışıyor kabul edebiliriz ,bu da toplumun topyekün gelişmesini aksatacak bir olaydır,

Bu arada "herkes sonunda portal olarak görüleceği için" ifadesini 6BH nın asil davranışında yani insan toplumunu ruhsal yükseltmeye doğru olan faaliyetlerini çok yönlü uğraşı haline sokacağı izlenimlerini de alıyorum, böyle her gurup için ayrı ayrı çaba hümanizm düzeltimi işini zora alır,

Zira BH her isteyene vermek prensibini göz önüne alır,her biri ayrılıp böyle portallarda kümelenen ruhlar maddede fark etmeseler de ruhen "yardım edin bize" diye feryat etmekteler,

"C: Bunların bile pek çoğu tesadüfle açıklanabilir. Tahminlerde bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz ama hatırla, “zaman” mevcut değil. Bu bir 3’üncü yoğunluk ilüzyonu. Biz bu ilüzyonda oynamayız, oynayamayız ve oynamayağız. Sizinle kurduğumuz iletişimin temel nedeni, kendinize öğrenmeyi öğreterek öğrenmenize, böylece ruhsal enerjinizi güçlendirmenize ve ilerlemenize yardımcı olmak.
S: (L) Temel nedeninizin yalnızca bize birşeyler öğretmek olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu küçük gruba?
C: Çünkü yardım istediniz. "

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sandra’yla küçük bir sohbet yaptık ve bunun için size teşekkür ediyoruz. Şimdi, burada pek çok farklı şeyi tartışıyorduk ve temel konu da duyguların meydana getirdiği tuzak hakkındaydı. Bu tuzağın bize dış güçler tarafından mı kurulduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Kurulan şey bir formül.
S: (L) Peki formül nedir?
C: Kurulu bir set; bir labirent gibi.
S: (L) Tamam. Bu duygusal kontrol labirentinden çıkmanın en etkili yolu nedir?
C: Düşün.
S: (L) Bir kişi kendini duygusal bir tuzaktan çıkarma ve acısını hafifletme sürecindeyken yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Hafifletmeye gerek yok.
S: (L) Sanırım bunu bir kez yaptığında, bir kez aştığında, daha doğrusu bir kez bunun tuzak olduğunu anladığında artık acıtmıyor veya hafifliyor. Diğer birşey de, hepimiz duygusal tuzaklar nedeniyle enerjimizin tükenmesi deneyimini yaşamışızdır sanırım. Bu tüm insanlar için yaygın bir durum mu?
C: Tüm insanlar? Hayır. Çoğu? Evet.
S: (L) Kendini toparlama ve içinde bulunduğumuz gerçeği anlama bakımından çok pozitif şeyler yapma potansiyeline sahip insanların, bu duygusal karmaşa için başlıca hedefler olabileceğini söylemek makul müdür?
C: Evet.
S: (L) Duygusal tuzağa yakalanmayan bir kişinin karakteristiğinin ne olabileceğini söyleyebilir misiniz?
C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet.
S: (L) Duygusal tuzakları temizleyen kişilerin daha üst seviye bir duyguda birleşebileceklerini mi söylüyorsunuz?
C: Duygular yalnızca kimyasallardır.
S: (L) Duygular yalnızca kimyasallar... Peki bir kişi belirli insanlara fiziksel olarak yakın olduğunda, onların titreşim frekanslarının bizde bu kimyasalların stimüle edilmesine veya üretilmesine neden olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu fiziksel etkiye karşı koymak büyük bir irade ve zihin gücü gerektiriyor, doğru mu?
C: Hayır, yalnızca pratik.

------------------------------------------------------------------

Kimyasal olan duyguların yaşamımızda çok önemli olduğunu biliyoruz onlardan tamamen sıyrılmak pek mümkün olmuyor zira duygusuz hissiz bir tip denip toplum dışına alınıp bir nevi izolasyona sürükleniyorsunuz,

Böyle olmak istemiyoruz ama bu kimyasalların da belirli bir bilince gelip illüzyonu fark edince gerçekten yaşama set çeken unsurlar olduğunu açık seçik görebiliyorsunuz,

Bir ara olanlar hakkında su gibiyimdir hemen uyarım demiştim zira o illüzyonun gerçekten benim tarafımdan fark edildiğini hissediyorum ve onu hakkında diğerleri gibi aynı duygular içinde değilim ,ama bunu aşikar yaparsam bu sefer duygusuz bir tip haline gelirim işte o zaman yaşam rolü yapıyorum ,

Ama bunun da gerçekten her an test edilecek bir husus olduğunu da biliyorum ,mesela ölümü boşa aldık korkmuyoruz demekteyiz bir geçittir acaba hakiki bir o hal geldiğinde bu atmalar tutmalar kar edecek mi yoksa korkunun pençelerinde kıvranacak mıyım,

Göreceğiz,

Anlatmak istediğim bu biolojik yapının işlemesi için o kimyasallarla her zaman haşır neşiriz, azar azar set çekme pratikleri yapmamız gerek, bunada bedensel ve düşünsel detoks deniyor,

Düşünsel detoksu bu araya sokmama sebep farkında olan biri bunu uygulayabilir yoksa mono sodyum glutamatın zevk ve lezzet sınduğu atıştırmalıklardan kendini kurtaramaz,

Doritos ,Chitos veya kaşık kaşık araya bolca bu maddeden serpilmiş ucuz ama çok lezzetli tavuk dönerleri falan,Lays Fırından da çok lezzetli ama terkibini okuyunuz,

Detoks fiziği yaşarken önemli ,ama zaten kendini beden denen bu araca teslim etmiş ruh kendi otomatik detoksunu siz pek istemenizse de her gün yapıyor ,

Uyku halinde iken, astraldasınız ,eterdesiniz, detokslanıyorsunuz

Hatırlayamadığınız o karmakarışık ve lineer zamanı ve dünyasal fiziğin dışındaki olayları içeren rüyalarınız bunun ispatıdır, hatırladığımız rüyaların büyük kısmı ise eğer üzerinde durursanız büyük kısmının öğretici veya saplantılı düşünceleri psikolojik düzenleyici olduğunu anlarsınız,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sonraki soru: Kasyopyalılar, Andromedalılar ve diğer bazı kaynaklar “yoğunluklardan” bahsediyor. Buna göre biz 3’üncü yoğunlukta yaşıyoruz. Buradaki 3 sayısının 3 boyutlulukla ilişkisi var mı?
C: Yakın. Orijinal tanım materyal/eterik spektrumla ilişkili 3’üncü deneyim seviyesine daha yakın ama Dünya gezegeni mensuplarının Akaşik kayıtla ilişkili ruh hafızasının bilinçaltı zihin üzerindeki etkileri nedeniyle “Üç boyutlu” açıklamasını benimsedi.
S: (L) J boyutlar, yoğunluklar yanında bir de hallerden bahsediyor. Bu terim varlıkların içinde varolabilecekleri hallerle mi ilgili?
C: Bu hususta daha fazla bilgi için psikoloji kitaplarına başvur çünkü bu terimin geçerli olduğu alan o.
S: (L) J garip bir formülden 384 boyut rakamına ulaşmış. Bu boyutların entropi bakımından farklılık gösterdiğini ve üstümüzdeki bir sonraki boyutun süperiletken bir boyut olduğunu, karanlık ve aydınlık boyutlar olduğunu, zamanda ileri ve geri boyutlar olduğunu söylüyor. Boyutların sayısı meselesini...
C: J ’nin buna uygun bir evren yaratmasını öneriyoruz.
S: (L) Yoğunuklar entropi bakımından farklılık gösteriyorlar mı?
C: Hayır, ama belki “atrofi” bakımından.
S: (L) Süperiletken yoğunluklar var mı?
C: ???
S: (L) Bu konuda kendimizin keşif yapması gerektiğini mi kastediyorsunuz? Karanlık ve aydınlık yoğunluklar var mı?
C: Bu soru hattı keşif için verimli değil.
S: (T) J zamanın bir boyut olmadığı fikrini kavramış gibi görünmüyor. (L) Kasyopyalılar bir keresinde 4’üncü yoğunluğun “ışık hızında” olduğunu söylemişlerdi. Sanırım sen de ışık hızının olmadığını çünkü “hızın” 3’üncü yoğunluk bir kavram olduğunu söylemiştin.
C: Lütfen... uzaklaşıyoruz! A ’ya “aether”in dünya materyal biliminin “ether”i tanımlama biçimi olduğunu söyle. Sorun şu ki, tamamen bilinçten oluşan bir varoluş düzlemini fizikselleştirmenin yolu yoktur. Tüm yaratılışın/gerçekliğin temeli ve özü, iki “hal” veya düzlem arasındaki mükemmel dengeli birleşimdir. Biri olmadan diğeri olmaz!
S: (L) İki hal veya düzlem derken fiziksel durum ve bilinç durumunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...
C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.

------------------------------------------------------------------

Son zamanlarda "bu içiçe , Birleşik" kavramının tanımlama yolunda oldukça fazla durduk ve çok örnekler verdik ,sanırım bütünlük nedir diye soru soranların tatminkar bir farkındalığı olmuştur,

K.lar bu alıntıda "materyal/eterik "kavramını belirtiyorlar ,aynı şey, kısaca madde ile o anlamaya çalışıp bir yerlere varamadığımız (zira maddesel donelerle tanımlamaya çalışıyoruz) antimadde alemi astral boyut,eterik alem ,karanlık madde denilen şeyin o harikulade beraberliğinin kabulu ve buna inanç işi bu problemi çözecek faktörlerdir,

Ben inanmıyorum böyle doğmatik şeylere diyenlere söyleyecek fazla sözümüz olamaz onlar rüyalarının yorumlarını rüya tabirleri ile yapmaya çalışsınlar ve akıllarının ermediklerini monoteist güce yıkıp bilinçlerini sorgulama işlevlerini kapatsınlar, sonunda mutlaka açılacaktır..Zira,

Gerçekler bilinçsizlik çamuru ile sıvanamaz ,

Yine neden sinirlendim ki..

Arada böyle kendi samimim hislerimi düşüncelerimi açık etmek bazılarına ters gelmesin, arada mizahı sergilemek yaşantının samimi olmak veya sahte kişilikler içinde olmak ayırımında içsel samimi davranmanın en kolay yol olduğunun idrakindeyim ve bundan memnunum, evvelden böyle olmaktan çekinir sahte kişiliklere bürünürdüm, her insanın gerçeği idrakten evvel yaptığı gibi, aman kimse kırılmasın, yanlış anlamasın,

Bakınız öz-imaj bahsi,

"C: Saygı, sevgi, diğerlerinin fikirleri. .. ve büyük bir tane daha: öz-imaj (ç.n.: kendiyle ilgili sahip olunan imaj)
S: (L) Sanırım diğerlerine yardımcı olmak için yapman gerektiğini düşündüğün bazı şeyler vardı ve bunlardan vazgeçtin çünkü eğer kendinden, isteklerinden, ihtiyaçlarından, takip etmek istediğin şeylerden fedakarlıkta bulunmazsan insanların sana verdiği değerin azalacağından, artık seni sevmeyeceklerinden, senden hoşlanmayacaklarından, seni bencil, adi biri olarak göreceklerinden korktun. (J) Ve öz-imajını yitireceğinden. (L) Ve öz-imajın bir kurtarıcı, çözücü, yardımcıydı. (T) Bu herşeyi özetliyor sanırım, değil mi? (L) Hepimiz aynı şeyi deneyimliyoruz. Kaybetme korkusu. Öz-imajını kaybetmek. (T) Tamam, bunun üzerinde çalışabilirim. Başka birşey? "

Yaşam ve ölümle süregelen dünya fiziksel faaliyetinde beraber bütünleşik adeta sarmaş dolaş olan olaylar, ne demek istediğimize bakalım,

*Dünyasal zaman/eterik(elektriksel 2. zaman) zamana uyan tarafımız,(refleksler ,organların otonom çalışması v.s)

*Bedensel uyanıkken fizikte yaşam/ uyku hali(otomatik ruhsal detoks) madde dışı üst alemlerde bulunma,

*Kimyasallarla ilgili hormon dünyasına da bağlı duygular ve onları labarutar ortamında elde edemeyişimiz ölçemeyeceğimiz gerçeği, mesela nefret ,kin, hırs,intikam,kıskançlık gibi fenomenler /ölüm olayında bunlardan tamamen sıyrılmalar,

DÜNYA BİLİMADAMLARI FİZİKSEL MATERYAL DÜZLEMİNDE; BİR ŞEKİLDE ÖLÇÜLEMEYEN, TAHMİN EDİLEMEYEN, HESAPLANAMAYAN VE TEMSİL EDİLEMEYEN HİÇBİR ŞEYİN MEVCUT OLAMAYACAĞINA İNANMAYA PROGRAMLI.

------------------------------------------------------------------

S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın... Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4’üncü yoğunluk KH’den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4’üncü yoğunluğu bekleyin!
S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.
S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar...
C: Evet.

------------------------------------------------------------------
Dejavu oldukça derin bir konu evvelce bazı dostlarca üzerinde durduk anlamaya çalıştık pek anladık diyemem,şimdi neden üzerinde durmaktayım ,

"C: Deja vu 4’üncü yoğunluk KH’den kaynaklanıyor."

Acaba bununla neticeye varabilir miyim diye üzerinde düşündüm hayır, her şeyi kolayca izah edemiyoruz,

Ama biraz çalışalım,

İşin içine KH faaliyeti hele 4Y ile ilgili olunca bahsi geçen alternatif evrenlerin yaratılıp yaşantımıza monte ediliyor gibi bir şüphe geldi, siz bu bulunduğum evrende her şeyi öğrendim ilerlemem lazım dediğinizde eski evrenin 4KH den sızıntı halinde alternatif bir yapıda tekrar bilinç ve farkındalığınıza teslim ediliyor veya dayattırılıyor gibi, gerçeklik köprülemesi denen bir yolla,

Acaba o eski yaşanılanın tekrar edilmesi yoluyla sizin ilerlemiş ve farkındalıkla oluşturmuş olduğunuz yeni evrenden eski bilinçsiz halinize o eski evreninize tekrar çöküş ve yaşayış mı isteniyor, bir olasılık,

Zira şahsen başıma gelen dejavu hallerinde ben bunu aynen yaşadım ama eski evreni tekrar yaşıyorum gibi bir his geliyor bocalıyorsunuz,

Bu noktada felsefede anılan "silindir metoforu" aklıma geldi, determinizmin yani olan her şeyin zaten belli olduğu anlayışta iç ve dış faktörler konuya şu şekilde etki ederler, silindiri itseniz yapısı itibarı ile yani iç özelliği yönünden yuvarlanır gider ama bir küpü o şekilde yuvarlayamazsınız, durur,

Böylece determinizme rağmen özgür irade ve değişim faktörleri varlığın iç yapısından ötürü hükmünü sürdürür,

Oluşturulan bilgi ve farkındalıkla dolu olan yeni yaratılmış evrende tutunmaya çalışılırken KH tarafından hazırlanmış dejavu olaylarının gerçeklik köprülemesi ile kişiye dayattırılması ,eğer yeni farkındalıkla yaratılan evrende sağlam iseniz eskiyi tekrar yaşamak sizin için cazip olmayacak, küp gibisinizdir itme ve yuvarlanma tesirlerine dayanıklı yapınız o etkilere kapılmayıp yeni yolunuzda devam edersiniz,

17.07.2021 celsesinden ufak bir alıntı,

"(L) Pekala, şunu sorayım: Bu kitaplar biraz müstehcen olsa da (bana göre AŞIRI müstehcen), insanların onları okumasında bir sakınca var mı? Bilgisayarlar, transhümanizm, şeytani imparatorluk, dünyanın gizli yöneticileri vb. tüm bu konuları içeriyor olmalarına rağmen, tavsiye ederken biraz çekindim.
C: Zihinsel ve ruhsal hijyeni iyi olanlar bu okumalardan zarar görmez, hatta fayda görür."

Neticede tahmin ediyorum olay 4KH üstün teknolojisi ile adapte ettirilmeye çalışılan bir husus,
Konuyu şimdilik bu kadarla bırakıyorum ilerde daha açılabilir,

------------------------------------------------------------------

HAFIZA; ALGILARIN, BİLİNÇALTI VE BİLİNÇLİ KAYDIDIR

------------------------------------------------------------------

Bazen görüldüğü gibi Dostların seçip kotardıkları K. sözlerinden alıntılarla izah yolunu devreye alıyoruz oldukça faydalı oluyor,

Hafızanın algıların bilinçli kaydı olduğunu anlayabiliyoruz kısaca fiziksel duyu organlarımız ile tesbit edilip kayda geçenlerin her yeni rastladığımız donelerde fark ederek dengeyi sağlıyoruz, çetrefilli bu anlatımı sadeleştirmek için basitçe ,

Örnek olarak tayfın renklerinden biri olan yeşil rengin algılama işini o rengin bulunduğu maddelerde tesbit ettiğimizde mesela bitkilerde gördüğümüzde denge sağlanıyor ,idrak bitiyor,

Bilinç altına atılmış algılar ne zaman denge sağlayacak,işte defalarca belirttiğimiz bütünlüğün otomatik detoks olarak tanımladığımız uyku/rüya anlarında,

Bunu sık anlatıp mekanizmasını çok daha bariz bir şekilde şu anlarda fark edip anlatabildiğimden burada tekrar belirtiyorum,

Bilinç altının yaşarken fark etmediğimiz yani bilinçli idrak etmediğimiz konuları da bir nevi alıp kaydettiğini bilmeliyiz zira var oluş içinde bu işler olmuş, olmakta, olan her şeyin bir denge içinde olması gerektiğini "denge" bahislerinde çok anlattık,
İdraki sağlanmamış o olayların dengesi de gördüğümüz daha çok uyanıkken hatırlayamadığımız veya hatırlayıp saçma dediğimiz rüyalar yoluyla olmakta,

Özetle frekans yaratmış her hareketin mutlaka dengeye gelmesi gerekir yoksa olay bir tarafa kaykılmış sakat ve sıkıntı doğuracak haldedir,

Dengelenmesi ortamı rahatlatır,

Doğa dengenin en bariz gözüktüğü bir ortamdır,kış zamanı gelir kendini yaza teslim eder ,karanlık ışık ile evlidir ,yine edebiyata başlamayalım ama bu K.bilgilerine böylesine fazla daldığımızda lisanımız da bir nevi o bilgilerin genel karakteriyle adeta kendine özgü bir denge içine giriyor,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Dünyayı yöneten güç delisi bir grup varsa, parayı bir ülkeden veya diğerinden almanın ne farkı var ki?
C: Önemli olan bu değil. “Güç delisi grubu” kim “yönetiyor?”
S: (L) Yani... (V) Kertişler...
C: Evet...
S: (L) Yani temel olarak bu teklifi reddetmemiz gerektiğini ima ediyorsunuz, doğru mu?
C: Hayır. Her zaman, özellikle de bu tür dönemlerde daima objektiflik için çaba harcaman ve subjektifliğin, duyguların, acele düşünülmüş fikirlerin veya kararların seni yönetmesine izin vermemen gerektiğini oldukça doğrudan bir şekilde söylüyoruz!

------------------------------------------------------------------

Konunun geldiği "güç delisi" gurupla ilgili detayları değil şu son cümledeki tavsiye bölümüne dikkati çekmek istiyorum,

Çoğunlukla bu fizik dünyadaki yaşayışımızda duyguların çalkalandırdığı bir telaşla bize yönelen bir söz tenkit veya buna benzer salvoyu hemen geçiştirme yoluna baş vururuz,

Yanlış bir yol imiş,

Zira içinde objektiviteyi yani konu üzerinde salim bir düşünce evresini geçirmeden bu salvoyu kalkanlamaya çalışırız,bu tavır ilkel bir tavırdır ama her seferinde bunu bol bol yapmaktan çekinmeyiz,

Neden ilkel diye sorgularsak evvelki hayvansal yaşamımızdaki tehlikeleri veya yiyeceği kaybetmemek üzere geliştirdiğimiz adeta refleksi ölçüde ilkel yol ,hayvan davranışı ,

Bunu insan olma yolunda yürüttüğümüz formattaki yaşayışımızda bazı ilavelerle sürdürürüz, olaya kin, intikam,hırs, kıskançlık gibi insani negatif duygu garnitürleri takılmıştır ,bu yüzden ilkel davranışı bu ilave duygularla motive eder ve sonuçta yaşamın gereği budur deriz, böyle davranmalıyım yoksa başkaları bana ne der, veya damarlarımda bollaşmış olan adrenali nasıl nötralize ederim,

Sonuçta insan biolojik mekanizmasında kimyasal yaşantı elemanlarını yani hormonlarını serbestçe kullanmak dürtüsü ve bunu insani hasletler standına yerleştirmeler, bu hususta davranış psikolojisi ,sosyolojisi ,edebiyat sanat v.s. süslemeler ile vaz geçilmez bir yankı odası hazırlamak,

İllüzyonun bu tamamen ters ve sübjektif yanının nasıl taçlandığını görebiliyor muyuz ,hayır,

Aynı davranışlara bu analizleri pişkin bir şekilde yaparken ben de balıklama dalıyorum, bundan azade değilim, yakın zamanda bir dostumuzun biraz sorgular gibi yaptığı bana yönelik isteğine karşı belki biraz sertçe cevap verdim ,alel acale sanki bir şeyler kaçıyor gibi ,lüzumsuz ve kendimi kınatan bir davranış,

Diğer yandan bu celseleri konuları irdelerken hiç mi dialoga girip konuyu tartışma ile netleştirme çabaları olmayacak hayır, işin bu faydalı yanlarının topyekün kalkmasından çok ben kendi içsel davranışımdaki bu aceleciliği fazla düşünmeden atlamayı değerlendirme peşindeyim ve konunun sebeplerini görmek isteyerek, bunları size açık bir şekilde aktararak ve alıntıda ne demek istendiğini yani objektif olmanın yollarını aramak,

Genel maksat bu,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sürekli sormak istediğim bir soru vardı ama sürekli unutuyordum. Bu sefer unutmamak için not aldım. “Merkaba” nedir? Tüm new age tipleri heryerde sürekli bundan bahsediyor ve ben de yapılan standart yorumun gerçeğe yakın olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Merkaba nedir?
C: Yaratıcı bir yaratım.
S: (L) Yani bunun...
C: Evet.
S: (L) Ama sorumu bitirmeme izin vermediniz!
C: Sorunu içinde duyduk.
S: (L) Kayda geçmesi açısından yine de sormak istiyorum, Merkaba’nın ne olduğu ile ilgili olarak tüm bu insanların yaptığı tanımlar uydurmaca mı?
C: Ama yine de; uydurulan kısmı hangisi ve neden? O kadar basit değil!
S: (L) Eski literatürde bahsedilen bir Merkaba var ama bu son derece gizemli şeyin tanımı çağların akışı içinde yitirilmiş. İbrani Midraş yorumları gibi kaynaklar tarafından yapılan pek çok “açıklama” var ama tüm bunlara dair pek çok tartışmalar var. Öyle görünüyor ki kimse bunun ne olduğunu bilmiyor. Ve şimdi bu New Age milleti çıkmış Merkaba’nın ne olduğunu bildiğini söylüyor ve dönen çift tetrahedron olarak tanımlıyorlar...
C: Eğer kimse ne olduğunu bilmiyorsa, bu da diğer tüm açıklamalar kadar iyi bir açıklamadır.
S: (L) Merkaba hakkında yazan eskilerin ne demek istediklerini öğrenmek istiyorum. Eski yazarların kullandığı şekliyle kelimenin anlamı nedir?
C: Orijinal tanım daha eski.
S: (L) Erişimimiz olan eski yazılardan öncesine giden o orijinal tanım nedir? 1611
C: Sence?
S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden demek ve Ba kelimesi de Ka’ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti, cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor. Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına geliyor; Mekke’de Siyah Taş’ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe’nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka, Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı? Ana taş?
C: Wau, anladı!
S: (L) Tamam, ruh taşı veya ana taş. Veya tüm taşların anası. Şimdi bu tanıma göre Merkaba neyin nesiydi?
C: Ana Taş. (ç.n.: Anne/Anaerkil Taş gibi)
S: (L) Ana Taş Mekke’deki taş mı?
C: Burada sembolizm çok hakim.
S: (T) Felsefe Taşı denen şey de bu mu?
C: Eskiler dedikleriniz için “Taş”, “yüksek bir kaynaktan” gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları.
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor.
C: Evet.
S: (L) Daha önce Stonehenge’in dev bir aktarıcı ve alıcı olduğu söylenmişti. Stonehenge’in asıl amacı mesaj almak ve mesaj iletmekmiş. Bugünlerde insanların bahsettiği gibi Druid vudusu falan değilmiş. Yani bir anlamda bir makineymiş. (JM) Yani bir yerde bir taşla temasa geçen biri sonra başka bir yere gidiyor ve başka bir taşla temas kuruyor ve bir taştan diğerine birşey mi aktarıyor?
C: Farkındalık kanalı uyumlanışı nedeniyle kişinin yetenekleri gelişiyor.
S: (L) Taşlarla olan temasla birlikte gelişen şey nedir?
C: Yetenekleriniz.
S: (L) Ana Taş’tan bahsederken, enerji toplayan, dağıtan ve/veya dönüştüren Atlantis kristallerine benzer birşeyden mi bahsediyorsunuz?
C: Daha sembolik. Ama doğru izdesin. S: (L) Yani Merkaba’dan bahsederken, yükselmeni veya bir tür “astral araç” oluşturmanı sağlayan, dönen tetrahedronlardan bahsetmiyoruz. Kendini bu tetrahedronlardan birinin içinde düşünmenin/görsellemenin insanı yükselttiğini falan söylüyorlar.
C: Bunu yapmanın da faydası olabilir.
S: (L) Neye faydası olabilir?
C: Bu sorulardan bazılarının yanıtını tamamlamak için kendi yeteneklerinizi kullanmalısınız. Ama sonuçta bu bir “dönüş” biçimi, değil mi?
[ç.n.: katılımcıların kendi arasındaki uzunca bir konuşma atlandı. soru kısmına geçiyorum.]
S: ...(JM) Tüm taşların anası gibi birşeyden bahsederken, bu dünyanın göbeği gibi birşey mi? Ayers Rock (Uluru) gibi birşeymi? Uluru dünyanın en büyük taşı ve dünyanın göbeği olarak adlandırılıyor. (L) Uluru’nun bununla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Hayır. Bir zamanlar tüm ihtiyaçların karşılanması için taşlardan yararlanılıyordu. Taşlar yoluyla aktarılan enerjiler hipofiz beziyle doğrudan bağlantıya geçerek 3. ve 4. yoğunluğun ruhsal gerçekliklerini madde alemleriyle birleştiriyordu. Yani “taş” gerçekten Anne olarak görülüyordu!
S: (L) Bu tür faaliyetlerle ilişkili varlıklar 3. yoğunluk muydu, 4. yoğunluk muydu, yoksa çift-yoğunluk muydu?
C: Esas olarak 4. yoğunluktu. Yuva başka yerlerdeyken.
S: (L) Hipofiz bezinin kendisi vücudun “ana taşı” olarak düşünülebilir mi peki?
C: Öyle de düşünülebilir. Şimdi farklı bir soru alanına geçilmesini öneriyoruz.

------------------------------------------------------------------

Biraz uzun yoruldunuz, dostlar astral beden üzerinde yapılan aktarımlar falan üzerinde dururken bu bölüm her okumamızda ilginç gelir ve üzerinde olayın bütün çıplaklığı ile anlatıldığını fark eder ama dünyaya KH manipulatif bilgileriyle dolu bir aurada yaşayan diğer insan bilinçlerine karışırız ,unuturuz,veya ben öyleyim,

Konuların büyük kısmına vakıf olmuşuzdur ,bu yüzden idrakli dostları bu tekrardan tenzih ederim,

Sufilerden biri (Hacı Bektaş)

Hararet nardadır saçta değil /Keramet baştadır Taçda değil/Her ne ararsan kendinde ara /Kudüste Mekkede Hacda değil

Demiş ,bunu fark etmeden tasavvufi konuşuyorum diye genelde söyleyenler bahsettiğim dörtlüğü söyler akabinde söylediklerine pişman olur yutmaya çalışır konuyu değiştirirler,hatta bu kişinin türbesiyle ilgili ziyaret raportajları yapan spikerlerin bu konudaki fark etmeden aktarmalarındaki acaip tarzlarına çok defa şahit oldum,

Konumuz bu yüksek bilinçli kişiyi tabulaştırmak veya bir mezhebi övmek falan değil ortaya çıkmış olan bu sufi gerçeklerinden verilenlerin KH usullerince nasıl bulandırılması,

Ortada dünya dışıların bol kullandığı ve bizim bedenimizde de sembolik ve etkili olan alıcı verici işlem gören taşlar var ,ve bununla kurulan iletişim var, bedenimizdeki özel insan bedeni parçalarının yapısında olup (hipofiz bezi) ve diğerleri halen kuvars kristalleri ile şu anda iletişimin vaz geçilmez aletleri olan "chip" şeklinde minimalleşmiş silikon bazlı yine o taş,
Epifiz bezini de bu iletişim sisteminin içine sokabiliriz, ancak hipofiz bezi beden hormon sistemini idare eden yani orkestra şefi olan çok nitelikli bir bezdir,

Epifiz ise salgıladığı meletonin hormonu ile bedeni uyku dediğimiz olaya sürükler ve o yolla ruhun detoksu gerçekleşir evvel anlattık, zira üçüncü göz diye de nitelenir ve eterik alemlere kapı açar,

Bu kapıdan gelen giden radyo veya daha üstün nitelikteki iletişim dalgaları Von Economo denen üstün özellikteki sinir hücreleri vastası ile bedeni irtibatlandırır,

"İNSAN ,VON ECONOMO HÜCRELERİ TAŞIYANDALGA OKUYUCU BİLİNÇ BİRİMLERİDİR(KOLİNEER DALGA OKUYUCULARI)

-----------------------------------------------------

S: (L) Sıradaki soru? (Psyche) Bir sorum var. I---’yla birlikte, temel olarak beynin ön lobunda bulunan bazı hücre türlerini tartışıyorduk. Görünüşe göre kimse bu hücrelerin fonksiyonunu bilmiyor. Bunlara spindle hücresi veya yanlış hatırlamıyorsam “von Economo nöronları” deniyor. Bu hücrelerin işlevi nedir?
C: Bilinç oryantasyonu.
S: (Ailén) Hmm. (Andromeda) Sanırım onlardan bol miktarda olması iyi birşey? (Burma Jones) Yani bu hücreler bilincin kendini nasıl yöneteceğine karar vermesine yönelik bir tespit noktası mı...
C: Enerji yönlendiricileri.
S: (Joe) Sayıları arttırılabilir mi?
C: Mümkün.
S: (Joe) O hücrelerin üçüncü gözle herhangi bir ilgisi olup olmadığını merak ediyorum...
C: Yakın, daha çok bir “hedef güdüm cihazı” gibi.
S: (Joe) Dünyadışı varlıklar açısından mı?
C: Dalga okuyucu. (Laura’nın notu: Kasyopyalılar ruhlu insanları “Dalga Okuyucu Bilinç Birimleri” olarak tanımlıyor.)
S: (Ailén) I--- bunların devasa hücreler olduğunu söylüyordu, değil mi? (Psyche) Evet. O hücrelerin eksikliğinin psikopatiyle ilişkili olup olamayacağını merak ediyordu...
C: Oo evet.
S: (Andromeda) Hmm... (Ailén) Şizofrenlerde bu hücrelerden fazla bulunmadığına dair bazı araştırmalar olduğunu söylüyordu. (Psyche) Bu hücreleri balinalarda da araştırmışlar."

------------------------------------------------

"C: Eskiler dedikleriniz için “Taş”, “yüksek bir kaynaktan” gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları.
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor.
C: Evet"

Bu taşlarla olan iletişimin Atlantis ten beri kullanıldığını dinsel kutsal yazıtlarla olayın monoteizm kalıplarında nasıl harmanlandığını ve insanlara şekerleme kaplanmış halde sunulup farklı efsanler ve dayatmalar ,manipulasyonlarla aktarıldığını mantıksallaştırıldığını artık rahatça görebiliyoruz

Hele bilgiyle kendini yoğunlaştırmış kişilerdeki o beyinde bulunan taşı kullanarak gerektiğinde üst yoğunluklarla irtibat kurabileceğini ve yanlış ve kıt bilgiyle bu iletişim yolunu KH nın da kullanabileceğini göz ardı edip tek bir irtibat kanalı kabul ve kendindeki bu üstünlüğü diğer insanlara hükmetemek üzere KH tarafından kullanabileceklerini anlayabiliyoruz,

Bütün bu olanların sadece iletişimi gerçekleştiren bu özel taşlarla olduğu gerçeğini kapatıp çeşitli kutsal efsanelerle çarpıtıp insanlara dinsel masallar döşenmedi mi,
Evet olan biten budur,

Günümüzde kristal taşlar üzerindeki etkiler ve onların tesirleri de çok kişi için malümdür K. celse mensuplarının bu uğraşılar ve ilgili teşvikler de bilinmektedir,bir dörtlük,

19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor "Bir" dünyasına kaydoluşlar

O aranan lahit sandığının üzerindeki bilgileri de hatırlayalım ve kullanmak için ruhsal dinginlik temizlik gerektiğini ,içindeki olanların kristal üzerine yoğunlaşmış cihazlar olduğunu tahmin ediyorum,

Silisyumun dünya üzerinde en bol bulunan bir mineral olduğunu bilirsek dünyanın da esasta iletişimde araç olan "muazzam bir taş" olduğu gerçeğine de yaklaşabiliriz,

Dünya muzzam bir taş ve "Pencereler",

Güneşte, yıldızlarda ,dünya merkezinde ,atomun kuantum bulutu denilen en alt yapısındaki pencereler ve buralardan iletişimi sağlayan kristal yapının geneli,

Her şey birdir dediğimizde bağları sağlayan iletişim sistemine bakın,

Kuvars kristali ,silikonun ve kumun ana malzemesi silisyumdur..

Şimdi mevsim yaz, mavi deniz dalga hışırtılarıyla silisyum öbekleri üzerinde güneşlenenler çok.

Ara..


Edited by - Tgur on 25/07/2021 09:20:08
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/07/2021 :  07:09:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Von Economo da neymiş diyen yeni okurlara kolaylık olsun maksadıyla ilgili bölümle aktardıklarım kısmı burada yine veriyorum ,eskiler kızmasın, siteye yeni girip bir şeyler kapmaya çalışanların nasıl başlangıçta bocaladıklarını kendimden bilirim ,acaba nereye bassam ne çıkacak diye şaşkınlıkları çok çektim ,tabii bu genç nesil ile p.c.intibak işini kendimle aynı tutamam,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327

Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/08/2021 :  07:24:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YORUMLAR I

ÖĞRENİN: ÖĞRENDİĞİNİZDE GELİŞİRSİNİZ, GELİŞTİĞİNİZDE İLERLERSİNİZ, İLERLEDİĞİNİZDE DÖNÜŞÜRSÜNÜZ.
****************************************
DÜŞÜNCE KALIBI PARÇACIKLARINI BİRARAYA GETİREREK ÖĞRENMEK İÇİN; TRANSKRİPTLERİ DÜZENLİ OLARAK YENİDEN İNCELEMENİZ GEREKİYOR.

S: (L) En büyük gücümüz nedir?
C: Bilgi.
S: (L) Anahtar ruhsal bilgi birikiminde mi?
C: Evet.
S: (L) Bize verebileceğiniz herhangi başka bir ipucu var mı?
C: Bilgiden başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Bedenlerimizi dördüncü yoğunluğa dönüştürmede yararlanabileceğimiz herhangi bir egzersiz var mı?
C: Gerekli değil. Önemli olan ruh.
S: (L) Yani ruhsal gelişim üzerinde odaklanırsak, dönüşüm zamanı bedenlerimiz otomatik olarak mı dönüşecek?
C: Hayır. Bu doğal bir süreç. Hazırlığa gerek yok.
S: (L) Yani dönüşeceksen dönüşeceksin, dönüşmeyeceksen dönüşmeyeceksin, öyle mi?
C: Evet
------------------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlardaki DNA değişimleri, çekirgelerin sürü halinde uçan türe dönüşmesine benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Çekirgeler böyle bir dönüşüm gösteriyor.
C: Herşey doğal döngüsel sürecin bir parçası.
S: (L) Deneyimlediğimiz DNA değişimleri, pek çok nesil sonra bu değişimler etkinleşecek şekilde bize programlanmış mıydı?
C: Yakın.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen birkaç yıl müddetince ne zaman bilgimde önemli bir artış meydana gelse bu hep aynı nitelikte döngüsel bir şekilde gerçekleşti. Bilgiyi özümsemeden önce bir depresyon sürecine giriyorum ve sonra da içsel bir dönüşüm ile bir seviyeden diğer bir seviyeye geçiyorum. Bu süreci arttırmak veya yararlanmak için yapabileceğimiz birşey var mı ve bu istenebilir birşey mi?
C: Bu doğal bir süreç, bırak olsun.

------------------------------------------------------------------
C: Madde.
S: (L) Madde neyden oluşuyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Atomlar neyden oluşuyor?
C: Düşünceler.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Sizin.
S: (L) Herşey mi?
C: Herşey.
S: (L) Algıladığım herşey düşüncelerimden mi oluşuyor? V ’nin algıladığı herşey onun düşünceleri mi?
C: Evet.
S: (L) Onun düşünceleriyle benim düşüncelerim arasındaki fark nedir?
C: Sizi bağlayan şey de bu işte. Bu yalnızca bir program.
S: (L) Ayrı bireyler olduğumuzu düşündüren şey yalnızca bir program mı?
C: Onu kastetmedik.
S: (L) Neyi kastettiniz? Bizi bir arada tutan şey nedir? Program nereden geliyor?
C: Programlarınız nereden geliyor?
S: (L) 7’nci yoğunluktan mı? Kendimizden mi? Kertişlerden mi?
C: Bilgisayarlarınızdaki programları soruyoruz.
S: (L) Benim bilgisayarım mı? Farklı yerlerden. Alıyorum ve bilgisayara yüklüyorum. Programlar “düşünce merkezleri” olarak mı mevcut ve yaptığımız şey bunları kendimize yüklemek mi?
C: Neden unuttun? 309.000...
S: (L) Ou. 4’ncü yoğunluk KH’nin yönetimine girmeyi kastediyorsunuz. Ama anlamaya çalıştığım şey şu; sonuçta DNA’mız var. Eğer ortada bir DNA olmasaydı DNA’nın yeniden programlanmasından bahsedilemezdi. Eğer programlanabilecek birşey olmasaydı. İçinde bulunduğumuz bu gerçekliğin yapısı nedir?
C: Yeni cevapladın.
S: (L) Anlamadım.
C: Olmayan birşeye birşey yükleyemezsin.
S: (L) Güzel! Peki o ilk olarak olan şey nedir?
C: Önceki DNA yapınız.
S: (L) Önceki DNA yapısı nereden geldi?
C: Önceki program.
S: (L) O program nereden geldi?
C: Verilen bilgileri gözden geçir.

------------------------------------------------------------------
Birbiri ile ilgisi olmayan gibi gözüken ama benim bilincimde birleşebilen bir şeyler var diyen potbori,

Bilginin önemi, metamorfoz yani dönüşümün doğanın en tabii uygulama özelliği olduğunu, o anlamaya çalıştığımız var oluş işinin ana iskeletini anlamaya çalışıyoruz,

Biteviye akan lineer zihinle dahi olsa bu işin genel kriterlerini fark etmeye başlıyoruz, dikkat edilirse oluş hadisesinde bir yerlere takılıp durmak yok devamlı akan ve dönüşen var oluş fenomeni,

O zaman "bu oyunda duran düşer" izahının ne demek istediğini yani bir yerlere takılanın artık bu serüvende yeri olmadığını gerilerde kalıp olan biten bu harikulade gelişim dönüşüm olayında katılımcı olmadığının farkına varıyoruz,

Katılımcı olmayıp da duran düşene ne olacak ,bu gelişim serüveninin en arkasına geçip takılmamayı öğrenene kadar adımlarını tekrar atacak,

Her olanı halen takılı kalıp aşamadığımız uyguladığımız zaman şablonuna koyup anlamaya çalışırsak biz de o takılanlardanız,

Gelin çıkın işin içinden, bütünleşik düşünceye doğru zihnimizi itmeliyiz, düşünce üstünde neler var bakabilmeliyiz,
Kısaca bilinmeyenlerden korkmamalıyız, zira her hangi bir konuya bilinmeyen deyip sınır koyan o takılanlardandır,

Bilinmeyen olduğunu nereden biliyorsun elindeki done torbası sana her şeyi anlatabiliyor mu ,ya evren dolusu başka bilgi varsa,

Bir tırtıl veya başkalaşım gösteren bir hayvanın hallerine bakalım evvela değişim ve sonra kanatlanacağı ortamı ve kanat v.s gibi gelişmiş organlarını tanıması için geçirdiği bir zaman ve sonra uçma tecrübeleri ve uçuş ,

Bir insanın da değişim ve dönüşüm doğallığına geçişi de buna benzetilebilir, yankı odasından yani takılı olduğu o evreden çıkış bir merak ile başlar sonra açılan sorgulama zihin kapakları etrafta olan bilgi sergilerine bakar ve tetkik ,düşünce safhasından sonra ilerlemeye doğru inancı onu dönüşümün doğallığına sokar bu çıkıştan sonra geri dönüş pek yoktur olamaz zira bir kelebek oluşmuş geniş kanatları ile o eski dar kozaya döemez,

Bunu KH dan BH a geçenlerin artık tekrar KH olması imkansız bilgisine benzetebiliriz, değişim ve dönüşüm olayı böyle asil ve harikulade bir durumdur, gelişimdedir,

Bir DNA yapımız var ,üzerinde çok durduk ama durmaya mecburuz o bizim yani insanın biolojik HARD DİSKİ ,her şey onun üzerinde programlanıyor,

Bu proglanma, yükleme ,iptal etme veya yeniden devreye sokma,çeşitli uyaranlarla eski programları yürürlüğe sokma şu anda P.C. kullanım kabiliyetleri gibi teknolojiyi bilenler için mümkün, benzetmeyi Windovs gerçeğiyle eşleştirin ancak kayıt yoğunluğu ve genel işlev kapasitesi kabiliyeti mevcut bilgisayarlarla mukayese bile edilemez,

Defalarca belirttim, biz bu kısa döngü içindeyken DNA mızda yapılan oynamalarla yüzde 1,2 sini kullanabilen varlıklar halindeyiz, yüzde doksan sekiz onda sekizi kullanılmıyor,buna şimdi genetikçiler DNA da İNTRON bölgeler ismini koymuşlar ve nasıl işlediği üzerinde geniş bir bilgileri yok ,ama bütün topyekün kayıtlarımız orada ,yani fizik oluşumdaki kayıtlar ve diğer her şey,

Ne oluyor yaradılışın güğzelliğini dönüşümünü doğallığını bağımsızlığını anlatırken DNA a kimler müdahele ediyor ve bir kısım insan nasıl bu cendereye giriyor,

Maddeye fiziğe takılan bir kısım gurup 4Y deki teknolojiyi kullanma kapasitesini de öğrenince yani yaratım konusunda gerekli teçhizat ve bilgiye sahip olunca daha üst oluşumları istemeyiz bize maddede yaşamak kafi deyip olayı sınırlandırmışlar ve 309 000 yıllık kısa dalga döngüsü başlatmışlar ve biz biçareler yani ne olduğunu şimdi anlamaya başlayanlar evvelden kanıp bu KH yaşantısına girmişiz,

Olayın kurgu bilim gibi gelen kısa özeti bu,

O kayıtların tümünün ne olduğu,bazı ifadelerde Akaşik Kayıtlar veya Genetik Evrensel Morfik Alan diye geçen olan bitenin hepsi mi olduğu üzerinde düşünceler üretebiliriz,biz o birleşim okyanusundan bir damlayız,

Açıkça monoteist dayatmayla ayrı bir güç olarak belirtilen 7Y nin bizdeki tezahürü,

Bu merdivenle çıkış sizi bir okyanusa getirir
Bu sonsuz okyanusa birleşim denizi de denir
Orada siz her şeysiniz bir damla olsanız da
Tek bir duygu vardır yok olmaz , o da sonsuz sevgidir

Zira bedeni K.ların RA nın belirttiği gibi üçlü bileşim halinde tanımlıyoruz,

Fizik Beden,Genetik Beden, Eterik Beden,

Bir bütünlük ve parça tanımı bu ifadede gizli,birbiri ile birleşik olay hepsinin bir olduğunu adeta haykırıyor,

Esasta cansız dediğimiz bir molekül dizilişi yani iskelet yapısının DNA a kadar ulaşan benzerliği bu anlam üzerinde kurabiliriz,zira DNA nın ana yapıları amino asitlerdir ve onlar da organik inorganik maddeler bileşenleridir,

Basitçe, dört amino asidin şeker pentozdan yapılan bir ip merdivensi oluşum üzerinde karşılıklı yerleşen helezoni bir yığını,bu merdiven bağları çeşitli etkilerle kolayca yer değiştirip ayrılıp birleşmeyi sağlıyor, böylece kayıtlar tutuluyor ve protein imalatları için gerekli bileşenler hücre içine taşınıyor,

Görüldüğü gibi Lise Bioloji derslerine daldık ancak bazen unutulan ve göz ardı edilen var oluş hallerinin böyle basit izahlarla hatırlanacağı veya bilince daha iyi yerleşeceğine inanıyorum, kendimi stabilize ediyorum,

Bu tekrarlar ve basite dalmalar biraz bundan..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Korur! Ark’a yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: Nasıl?
S: (L) Bilmiyorum. Sanırım insanın bu gezegende olan istisnasız herşeyin daha üst seviyelerde KH ile BH arasındaki etkileşimin bir sembolü olduğunu tam olarak anlaması gerekiyor.
C: Evet, ve bu henüz gerçekleşmiş değil. Doğal öğrenme sürecinin bir parçası olmak durumunda.
S: (L) Sanırım hepimizin dokunulmaz olduğunu ve saldırıya maruz olmadığını düşündüğümüz bir alanımız veya alanlarımız var. Veya bununla ilgili olan şeyleri 3’üncü yoğunluk mantığıyla açıklayabileceğimizi sanıyoruz. Ta ki saldırının insanın bizzat kendinden, karısından, kocasından, çocuklarından, ebeveynlerinden, arkadaşlarından, İSTİSNASIZ HERKESTEN gelebileceğini anlayana kadar.
C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir.

------------------------------------------------------------------

Din, kültür ve bilim ideolojisi aşılandığında,
Tane tane irdelemek gerekir , ana baba eğitimi dahil bütün tahsil hayatımız ve sonraki yaşam yollarımızda bu kavramlarla eğitildik adeta programlandık, şimdi hatalı olduğu söyleniyor yani takıntı odasının bütün duvarlarını yaşadığımız bu dünyada etrafımıza örmüşüz ,

K. sen neymişsin ,sanki ağaçlar köklerinden sökülüyor,

Dinle başlayalım ,Atlantis devrinde Belial Oğulları galibiyetiyle nasıl kotarıldığını ayırımın en sert tedbirleriyle KH tarafından adeta vazgeçilmez bir halde sunulduğunu, işlendiğini defalarca anlattık,

Tabusal kriterleri baş tacı yapan ilkel insan bilincine korkuyu da sokarak aslen kendinde olan gücü ayırıp tapınmanın maksimum ve teslim edilmiş halini yaşam haline getirdiler, parça olmanın merkezden uzaklaştırılıp çevrelere ve bilinmezlere doğru yani KH nın kök noktalarına doğru savrulması insan bilincine kolay geldi zira sorgulama motorunu yani zihnini kapatıp kendi içine kapanıp yaşama gücünü teslim etmiş itaatkar toplum yaratılmak istendi,
Bu işlerde majör, idare deneyi yöneten ORİON KH gurubu ,ana gaye gücü ulaşılmaz noktalarda tutup boyun eğen varlıklar ile güç sarhoşluğu, var oluşun tek lideri ve işleticicisi o uzaklarda ve erişilmez güçtür duygusuyla hırs duygusunun maksimum noktalarındandır, minimal örneklerini insanların illuminati kısmında ve özellikle ülkemizde bazı idarecilerde görmekteyiz,

Bu noktada ideoloji nedir bakalım, alıntı,

"Ülkülem ya da ideoloji, siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir siyasi partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren siyasi, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, erdemsel, estetik düşünceler bütünü."

Dünyasal tanım bu ve insanlara onsuz toplumsal yaşanamaz öğretisinin dayattırılması ,bir bakıma ideolojilerin toplumu belirli ulus sınırları içerisinde tutmaya yönelik erdemli bir felsefe olarak görülse de çeşitli argümanları ele geçirenleri (seçimle veya savaşla) idea elemanı olarak tutup toplumu yanlış yönlere doğru da kaydırılabilir,

Bu arada bir dahi gibi olan Atatürk ü misal göstereceğim ,kısıtlı imkanlarla ve ideolojinin bütün unsurlarını kullanıp heterojen toplumu birleştirmiş başkumandan olarak Kurtuluş Savaşını başarı ile bitirmiş bağımsızlığı yakalamış ve akabinde gecikmeden meclis kurup cumhuriyet denen demokratk idareyle üniformasını çıkarıp diğer dünya devletleri ile dost olup medeni bir ülke olma yolunu tutturmuştur ,ikinci dünya harbinin başlayacağını sezmiş adeta Birleşmiş Milletler fikrini atmıştır,yani ideolojiyi kişilerin kendini tanıması yolunda ve hapseden idea sınırları dışında tutup toplumun kendi iradesini günün şartlarına doğru yöneltmiştir,onun deyişi,

"Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."

Sonuçta topluma enjekte edilen ideoloji, beklentinin yani sınırlamanın ulus bazında, hümanizm bazında gerçekleşmesini temin ettiren bir yandan umudu da motive unsuru olarak kullanan argümandır,toplum bu ideoloji hedefini zihninde son ve değişmez bir nokta olarak tutarken değişken çekim dalgalarının tesirlerini gözardı edip bir anlatımla hırsının esiri olur,

Doğanın en tabii hali olan değişkenlik ve dönüşüm ters görülüp sırt çevrildiğinde dengenin negatif akımları bu toplumlar üzerinde etken olur kısaca felaketler kaçınılmazdır, bunu evrenin elektriksel denge hassasiyetini işlerken ortaya çıkardık ve anladık sanırım,ama hatırlamak için,

"S: (L) Pekala, bir sonraki soru: F5 ölçeğinde bir tornado birkaç dakika içinde meydana gelebiliyor. Bunun 4. yoğunlukta olan şeyle bağlantısı nedir? Bu nasıl oluyor? Mekanizması nedir?
C: Bir kez daha bilgi ve elektrik yükü bakımından düşünmelisiniz. Dünya üzerinde elektrik yükü birkaç ayrı şekilde oluşuyor ve tornado da top şimşeğe benzer bir elektrik fenomenidir.
S: (L) Yani az önce söylediğimiz şeyi söylüyorlar. (Belibaste) İletkenlik arttıkça daha fazla elektrik boşalımı. (L) Daha fazla insan yalanlara inandıkça daha fazla kaos meydana geliyor. Gezegendeki insanlar kendi yıkımlarını çekiyor. (Perceval) Çünkü yalanlara inanıyorlar."

Yalanlara inananlar,

"C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir. "

Kültür ve bilim de bu sınırlamadan nasibini alır, her şeyi önüne serilmiş bulunmuş bitirilmiş fizik sanılan gerçekliklerin istikametinde sınırlama eğilimi bahsi geçen dallarda yerini alır,

Ama doğanın değişken tavrı mesela atomaltı kuantum bulutu gibi göreceliliğin ve gözlemcinin mutlak olduğu sahalarda kendini göstermesi ve gözü, zihni açık bilim adamlarının sergilediği yeni buluşlar bu ideoloji sınırlarını paramparça etmeye başlamış objektif yeni alanların açılmasını sağlamıştır,

İnsanlar artık sorgulamayı biliyor ve zihnin sınırsızlığının farkına varıyor, bu bilgilerle gerçeği görmeye başlıyoruz ve bu sitede de haşır neşir olup dayattırmalarla oluşmuş zihin duvarlarını yıkmaya çalışıyoruz,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Çünkü birbirini incitmek için sürekli olarak sözcüklerin kullanıldığı durumlar oluyor. Bunun bir örneği Nazi propaganda makinesi. Eğer biri Goebbels’i vurmuş olsaydı, bu belki de pek çok kişinin hayatını kurtaracaktı.
C: Hayır.
S: (L) Evet, elbette. O zaman onun yerine başkası geçerdi. Ama burada anlatmaya çalıştığım şey şu: Kelimeler yok etmek için kullanılabiliyor. Kelimelerin gücü öldürmek için kullanılabiliyor. Bazen kelimeler ruh için fiziksel eylemlerden daha yaralayıcı olabiliyor.
C: Doğrudan değil.
S: (L) Doğrudan veya dolaylı ama neticede aynı şeye geliyor.
C: Hayır.
S: (L) Benimle hiçbir şekilde uzlaşmayacağınızı biliyorum.
C: Bu, kesin bir yanıta ulaşmak için daha fazla inceleme gerektiren bir konu.
S: (L) Devam edin. Açıklayın.
C: Kelimeler ancak alıcı şahıs inanırsa güce sahip olur.
S: (L) Ama pek çok durumda o inanç mevcut.
C: İnançlarını kontrol etme gücü alıcı kişidedir.
------------------------------------------------------------------

Can alıcı özellikte bir alıntı,
Kelimelerin güç taşıyacak bir özelliğe gelebilmesi onu algılayanın kontrolunda ,

Görüldüğü gibi konu kişinin inanç kavramını tam manası ile anlayıp anlamadığına bağlı olarak gelişmekte, siz inançta son nokta ve aşılamaz bir duvar halindeki etkinin geçerli olduğunu düşünürseniz ve onun dışındaki her davranışı boşlarsanız vay halimize,

Ülkeyi savunmak için şehadetin getireceği hususlara inanmak gerçi bunu yani askerlikte on yıllarca bulunmuş ve vaktiyle terk etmiş biri benim için şu halimde irdelenecek bir husus esasta ona inanmış gençlerimizin sayesinde etrafımızda zarar vermeyi veya emperyalist yaşantıyı ilke ve yaşam tutturmuş bir çok ilkel bilinçli savaşı tek yol zanneden insan guruplarının tehlikelerinden uzak yaşıyoruz,

Diğer yandan hümanizmin erdemleri üzerinde bilincimizi açmaya çalışıyoruz, onda canlıyı yok etme insanı öldürme gibi faaliyetlerin adeta kendini paralama yok etme gibi bir olay olduğunu derinden hisseden ve inanan bir bilinç var,

Zira her şey birdir,bu yönde dünyayı tüm var olanı bir gören bir Kızılderili veya Avusturalyalı Aborjin Yerlisi , katıksız Sufi gibi inançtayız, onu yani var olanı zedelemek olmamalı

Ancak beslenmek üzere alt yoğunluklara yaptıklarımızı hatırlarsak konu tam bir paradoksa girer,bu sefer bu işi zarar vermeden acı ve ızdırap çektirmeden yapmanın yollarını aramak düşünmek ve öyle davranmak gibi hassas konularda olmalı havasındayız,

KH ız ve bu yaşamı böyle uygulama için illüzyon dünyasına atlamışız yaşamak için gerekli olan beslenmek ve bunun için alt yoğunlukların negatif doğurmasına sebep olmak ,fizikte yaşamın cehennemi bir yol olduğunu bilinç açılıp gerçekleri biraz sıyırıp anlayınca daha iyi anlıyoruz, istemiyorsun ama öldürmek veya topraktan dalından ayırmak zorundasın,

Sonuçta nereye geliyoruz ,inançların karmaşık yapısını yol tutturmuş ve biolojik beden besin tüketmeye mecbur olan bir halde beraber yaşamak,yukarıdaki izaha gelirsek inanç kayganlığı üzerinde sadece vatanı kurtarmak dışında da başka yollar olabileceği bilincine gelmeye doğru olan algılayıcı ve onu kontrol etmeyi becerebilen olmak, zor..

Şehadette olanı takdir ve tasdik ediyoruz yakınlarını teselli ediyoruz ama öldürmenin korkunç bir durum olduğu inancındayız,
Yaşarken bazen rol yapıyorum gibi demem biraz anlaşıldı mı,

------------------------------------------------------------------

S: (T) Yerel ve bölgesel otoriteler insanları izlemek için kulelerden yararlanabilir mesela. (L) HAARP herhangi bir şekilde havayı kontrol ediyor mu, değiştiriyor mu ya da etkiliyor mu?
C: İklim üç faktörden etkileniyor, ve yakında dördüncü bir faktör eklenecek.
S: (L) Tamam, bunu istiyorum. Bu üç faktörü söyleyin, ve dördüncüsünü!
C: 1) Dalganın yaklaşması. 2) Atmosferdeki kloroflorokarbon artışı ve bunun ozon tabakasına etkisi. 3) Gezegenin eksenel yörüngesindeki değişim. 4) 3’üncü ve 4’üncü yoğunluk KH güçleri tarafından çok çeşitli şekillerde uygulanan yapay müdahaleler. Duygusal anomalilerin bilgi tabanızı bulandırmasına izin vermeyin. Gardınızı indirme “zamanı” değil.
Bilmediğiniz yerlerde bulunma ve bilmediğiniz yerlerde uyuma konusunda özellikle dikkatli olun!!! İzleniyorsunuz. Veya en azından, izlendiğinizi düşünmeniz ve buna göre düşünmeniz ve hazırlanmanız sizin için en iyisi olur. Saldırı ile ilgili uyarıldığınızı hatırlayın. Giderek daha fazla şey öğrendikçe daha ilginç hale geliyorsunuz ... ve seviyenizi yükselttiğinizde, eğer daha fazla farkında değilseniz daha savunmasız hale gelirsiniz!!
S: (L) Tamam. İklimi etkileyen faktörleri oluş sırasına göre mi verdiniz? Dördüncü daha sonra gelecek, öyle mi?
C: Belki, ama şunu hatırla: özel araçlarla ölçüm dışında algılanamaz durumdayken dünyanın dönüş hızındaki bir değişim bildirilmeyebilir. Ekvator kutup bölgelerinden hafifçe “daha geniş.” Ama bu fark şu anda yavaşça azalıyor. 21’inci yüzyılda olacak değişimlerden biri buzul çağının önce Avrasya’da, sonra Kuzey Amerika’da ani bir şekilde yeniden başlaması. Buz çağları sanıldığından çok, çok, çok daha hızlı gelişir. [Dünyanın genişlemekte olduğuna dair yeni bir bilimsel teori ile ilgili tartışma.]

--------------------------------------------------------------

Çeşitli faktörlerin etkisi altındayız ,

Duygusal anomolilere kaplanmanın yani şu veya bu sebeple tetiklenen evvel dost olduğunu belirtip sizin faydalı umduğunuz bilginin genişlemesi ve olgunlaşması konusunda yaptığınız faaliyetleri ters yorumlayanlar olacaktır ,şu anlarda bir dost dediğimiz ile bu olmakta ve buraya işaret etmem de isabet oldu,hem kendi duygusallarımı nötralleştirmek veya bastırmak hem de bulunduğumuz ortamı kısır çekişmeler sokmamak genel maksadım,

Gerçekten dünya insanını etkileyen yılan kardeşliğinin açtığı mücadele etmek savaşmak veya daha ılımlısı laf altında kalmamak şeklinde tezahür eden duygu anomolilerine dikkat etmemiz gerekir, zira olay negatifin yoğunlaşmasından başka işe yaramaz ve faydalı etkili bir neticeye ulaşılamaz,

Duygusal hallerinin kimyasal hormon tetiklemesi altında olduğundan evvel çok bahsettik ve iş bir noktaya gelir ki buna yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan döngüsüne benzer şeklinde olay dönüşü olmayan noktalara uzanır,

Saldırı konusu da bu işin içindedir ,en yakın zannettikleriniz bu hadisenin içinde size tavır alır ,arkadaşlarınız eşiniz v.s.hiç ummadığınız yanıbaşınızda zannettikleriniz size sırt çevirir veya negatif üretir,

Diğer yandan tartışma tartışmadır ,yani bir konuya muhalif olur doğrusunu söylersiniz veya eksik gördüğünüzü tamamlarsınız açtığımız her yeni bir başlıklı bahis spesifik konulardır,bu kadar beyanda bulunurken en tabii dir ki biz de yanlışlara eksikliklere düşeriz, bilginin yanlış olmasından çok eksik olması en büyük tehlikedir,

------------------------------------------------------------------

UMURSAMAYIN: KH SALDIRISINA KAPI OLAN KİŞİNİN NE OLDUĞUNU VE NE YAPTIĞINI BİLİYORSAN; O’NUN NE İSTEDİĞİNİ MERAK ETMEK VEYA UMURSAMAK, BAŞKA BİR KAPIYI AÇACAKTIR.

(L) Peki, onlara soralım. O adam ne istiyor M’ den ?
C: Neden umursuyorsun ?
S: (L) Neden umursuyorsun, yani eğer onun ne olduğunu ve ne yaptığını biliyorsan, ne istediğinin ne önemi var ? (M) Neden ? (JR) Yani önemi var mı ? (M) Önemi yok... (T) Merak ediyorsun ve bu da onun niyetlerine izin vermenin ilk adımı. Merak etme...
C: Evet.
S: (T) Hiç önemli değil. Vegas’taki adamın ne düşündüğü ya da bizden ne istediği umurumda değil. Gitti. Ve umursadığım bu. (L) Negatif konusunda meraklısın. Merak bile etmeyeceksin. (T) Hiç takma. O adam gittikten sonra biz otelden olabildiğince hızlı ayrıldık. Aslında o gitmedi, biz gittik. O hala orada oturuyordu. Sonra kalktım, onun da elini yakaladım ve arkamdan çekmeye başladım [ç.n.: Jr yi kastediyor], zig zag çizerek tüm casino boyunca kumar makinalarının arasından geçiyorduk, bir koridordan diğerine geçerek, sonra geriye ve tekrar ileriye. Jr yi taa salonun en dibine götürdüm ve sonra geri döndük, emin olmak için kontrol ettim. Ve ilk köşeyi döndüğümüzde arkama dönüp baktım ve adam artık barda değildi. Ve hemen kapıya koştuk, kapıcıya on papel verdim ve bize hemen bir taksi ayarlamasını söyledim. O adamın ne istemiş olabilceği filan hiç umurumda değil. Umursama sakın. Bu onlar için ilk adım; senin merakın... Eskiler ne derler bilirsin, merak kediyi öldürür... (M) Onlardan kaçıp kurtulduğunda ve “Evet artık gittiler!” dediğinde, yine de merak ediyorsun; neden ? Onlardan kurtulmuş olduğunu biliyorsun ama her zaman zihninin gerisinde merak ediyorsun; neden ?... Yani ben merak ediyorum! (JR) Bazı şeyler var ki hiç bir zaman öğrenilmemeleri daha iyi!
C: Başka bir kapıyı açacaktır.

------------------------------------------------------------------
Konuyu celseleri sık okuyanlar bilir zaten sonlara doğru anlatılıyor Vegasta bir kumarhanede değişik yapıda robotik bir adamın sarhoşluk taklidi yaparak yanlarına yaklaşması ve kahramanımızın soğukkanlı davranıp yaptıkları ,

Anlattıklarından bir bölüm,

" (T) Konuşmanın içerisinde birden “Hey aramızda bir sorun yok, değil mi?” dedim. O zaman farkında olmasam da koruyucu kalkan yükselmişti. Ve ona bakarak dedim ki: “Hey bir sorunumuz mu var?” Ve birbirimizin gözlerinin içine dik dik bakışıyorduk. (L) Evet adamın gözlerinin içine dikmiş bakışlarını. Bir sorunumuz mu var ? (T) “Var mı sorunumuz...Ben olduğunu düşünmüyorum.” Ve adam tekrar bakışlarını dikti bana. Ve yaklaşık 30 sn böyle dik dik bakıştık. Ve sonra aniden geri çekildi ve gözlerinin içerisinde o an yaşamakta olduğu kafa karışıklığını görüyordum. Sonra birden başını salladı ve ne yapacağını bilemedi".
Bu halin merak uyandırması ve bu saldırıyı nasıl yorumlamak lazım sorularına karşılık ,
"C: Başka bir kapıyı açacaktır. " cevabı,

Yani olayın pek umursanmamasına karşılık yine de sebebi hakkında sorguya başka bir kapının başka bir oluşumun başlamasına sebep olmaktadır ,

Ne olacak, bence o kişiye özel bazı içsel faaliyetlerin daha doğrusu kendi ruhsal yapısında çalışmalar yapmasının kapılarını açacaktır ,

Bu kapı daha açık ifadeyle ne olabilir,

Yakın zamanda bizlerde de konumuz olan etkiye mutlaka tepki fizikselliğinin her davranışımız yol göstermesinin önünü kesmek, fizikte yaşayan bizlerin madde yapımıza pek uygun gelmezse de bu "yılan kardeşliği" KH elemanları tarafından yaşantımıza adeta zorla sokulmuş hayvani içgüdülere kapılarak insani hasletleri unutturan, baskılayan ,"bu davranış veya ifadeye altta kalamam mutlaka aynı ölçüde cevap vereyim" dürtüsünü baskılamak gibi zor mücadelenin yapılma kapısı,

Fiziki olarak yaratılışımdaki doğallıkla ben etkiye karşı mutlaka tepkiyi koyarım bundan başka nasıl davranılır ki, haklısınız,
Ama şunu da aklınıza getiriniz ,cinsi cazibesiyle şehvani duygunuzu kabartan her karşı cinse saldırıp onunla hemen münasebette bulunma dürtüsüne nasıl karşı koyuyorsunuz, demekki hayvani içgüdüleri frenleme mekanizmasını ortaya koyabiliyoruz, böyle bir insani tarafımız varmış,

Bu benzeşme ile "taş altında kalırım da laf altında kalmam" mantığını kaldırmak gerek, bunu sadece herkese değil kendime de söylüyorum henüz bu mükemmeliyete tam eriştim sayılmam,

Son zamanlarda bu açılan kapıların muhakemesini bolca yapmaya başladık, daha açıkça davranışların karşılıklı oluşlarında kendi iç muhasebemizi yapıp duygusal anomolilere kapılıyor muyum yoksa o kucaklayıcı ve birleştirici 3Y ilkel davranışlarını kapsamayan elinin tersi ile iten hakiki sevgi denen hususa yaklaşabiliyor muyum,

Faydalı bir uğraşı tavsiye ederim..

------------------------------------------------------------------
S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel ısınma, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi?
C: Zihinde canlandır. DNA yapısındaki derin lif bağlantıları birleşimi.
S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?
C: Yalnızca 4’üncü yoğunlukta.
S: (V) Anlamadım.
C: Sızıntılar, bunlara alışın!
S: (L) Yani gerçekten bir 4’üncü yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?
C: Zihninde canlandır.
S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi?
C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalış.
S: (L) “Lif bağlantılarının derin birleşimi” derken, bu birer 4’üncü yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Şimdi mesaja hazır olun: Yaklaşmakta olan “değişimlerin” çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizm öğretmede her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil!
S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA’daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi?
C: Evet.
S: (L) Sizin “zihinde canlandırma” tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.
C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama “gücünü” istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) “Güç” kelimesini tırnak içine aldılar.

------------------------------------------------------------------

Anlatılanların içindeki mesajı anlamak zor olsa da bazılarını çözebilir miyiz,

Sıcak basması , evvelki yorumlarımdan birinde kendinizi test edin diye belirtmiştim DNA daki derin lif bağlantıları yoluyla olduğunu biraz biraz anlayabiliyoruz, 4Y sızıntısı imiş ,

Görüldüğü gibi burada da o üzerinde çokça durduğumuz DNA üzerindeki bazı faaliyetler değişimler endike,

Gücün tamamının bu muazzam amino asit yığınında olduğunu belirtmiştik,kısıtlanmış bir vaziyette yaşarken yani onun ufak bir bölümünün işlerliği ile yaşarken bir çok özel yaratım işinin başka yerlerde olduğu yani KH güçleri tarafından monoteizm kıskacında uyutulmakta olduğumuzu biliyoruz, zira gerçeği fark etmek maddede yaşamaya tapanların yani kendine hizmet edenlerin idareci kısmının işlerine gelmemekte çünkü besin elden kaçacak, siz ahırınızda o leziz kebaplarını yediğiniz koyunların kaçmasına müsaade eder misiniz,

Bazen böyle kaba ve basit misallere kapılınca kendime kızıyorum ancak bu da davranışsal kalıbın denge araması ,

Ne demek,
Davranış konusunda erdemli asil veya yüksek manada ifade tarzlarında yoğunlaşmak ve sözleri o çizgi üzerinde tutmaya çalışmak dengenin kaykılmasına sebep olmakta ,zira var oluşun genelinde veya bu fizik alemde basit, kaba denecek davranışlar da var ,yine kabaca bir misal ile siz ne kadar aristokrat havalara bürünsenizde zaman gelir barsaklarınızı veya böbreklerinizi boşaltmak gibi bazı fizyolojik mecburiyete geçersiniz, o mahalde aristokratik tavırlar artık yoktur,

Konu buralara gelmişken bir rüyamı anlatmak farz oldu,
4Y de bu tip boşaltım mecburiyetleri yokmuş ,bu arada bir söylenir ben de fantazi bir ruhsal bilgi diye bakar üzerinde durmazdım,
Rüyamda bir sağlık ocağının kapısında sıra bekleyenlerin içersindeyim ,basit bildiğimiz ufak bir bina ,hemşireye kayıt için dururken birden ufak tuvalet ihtiyacı duydum ve sıradan çıkıp ocağın içinde odaları dolaşıp telaşla wc aradım bulamadım,ve sıranın önüne kabaca geçip hemşireye "acaba tuvalet nerelerde çok sıkıştım da" ciddi ve kızmış bir şekilde başındaki hemşire şapkasını da titreterek ,

"Bakar mısınız kendinize anüsünüz var mı"

Elimi alt tarafa attım gerçekten hiç bir şey yoktu, uyandım..

Bu anlatımımla bir böbürlenme izlenimi alınmasın zira hepimiz o kademelerden bir sebeple bu KH ortamına düştük ve evvel nasıl olduğumuzu unuttuk, yahut belki de o yoğunluklarda olmadan parçalı bir ruh halinde aranırken maddede oluşum nedir bir bakmaya geldik,

Bunu evvelden anlattım mı hatırlamadım ,konuya dönelim,

Şu bir gerçek ki bilinçte gelişmeye bilgi ile uğraşırken DNA mızdaki derin lif bağlarının uyanması bizleri üst yoğunluğun özelliklerine doğru taşıdığını hissetmeye başlıyoruz ve ondaki sembolizma yani amino asit yerleşkesinin görüntüsü dışında o mevcut "gücün" kıskaçlardan kurtulup ortaya çıkmasına şahit oluyoruz, KH üst teknolojiyi kullanarak bu lifleri kilitlemiş ama bilgilenme ve farkındalık o kilitleri işlevsiz hale sokmakta,

Bilginin nasıl bir önem taşıdığını fark edebiliyor muyuz,

"S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama “gücünü” istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) “Güç” kelimesini tırnak içine aldılar."

Bu noktada Eric Pearl' ın Tekrar Bağlantı kitabını site kitaplığı için dostumuzdan istedim ,sağolsun koydu, Bilimadamlarımızın tam açamadığı konuları yani DNA daki muazzam işleyişi kendi şifacı Dr.uzman olarak izlenimleri ile çok açık ve basit anlatıyor, bilgideki çarpıcı paralelliği hatırlayınca üzerinde durdum,

------------------------------------------------------------------

C: Ama önümüzdeki konudan uzaklaşıyoruz. Yine, lütfen, camın patlamasına neyin neden olduğu sorusuyla ilgili derinlerindeki hisleri ifade etmeni istiyoruz. Sence neydi?
S: (Chloe) Başta bunu aracın penceresindeki yeni açtığım buz çözücü sistemle ilgili bir arıza olduğunu düşündüm. O zamandan beri, transkriptlerin bir kısmını okuduktan sonra, bunun başka bir nedeni olmuş olabileceğini düşünüyorum.
C: Peki ne tür başka nedenler olabilir?
S: (Chloe) Sanırım, zaman çerçevesinden çıkarılıp, belirli görevler ve bilgiler alıp, yani bir şekilde kodlanıp, yönlendirilip geri bırakılmış olabileceğimizi düşünüyorum.
C: Ah ah! Üzerinde epeyce düşünülebilecek birşey. Peki içgüdülerin ne söylüyor? Lütfen daha içteki düşüncelerini söyle, daha önce yaptığın gibi. Görüyorsun Chloe, tüm yaratımın geniş bütünlüğü hakkında şaşırtıcı gerçekleri keşfedebilmen için yardımcı olabiliriz, ve tüm bu gerçekler aslında kendi zihninde kilitli duruyor, yeter ki önce doğru “iz” üzerine varabilelim.
S: (Chloe) Eğer sadece dikkatimizi çekmeye yönelik birşey değilse, bunun oldukça önemli bir olay olduğunu hissediyorum.
C: İlginç... Kişi sadece kendini ifade ettiğinde ne kadar büyük ilerleme kaydettiğinizi anlayın!! Sadece hislerini ifade ederek mozaik gerçekliğe giden kapıyı açtın. Bazılarının bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alıyor.
S: (Chloe) Mozaik gerçeklik derken sanırım bu durumun pek çok seviyesi olduğunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet, ama aynı şey tüm durumlar için de geçerli!
S: (Chloe) Laura’yla bir durumu tartışırken yeni yollar yaratıp hedefe varabiliyoruz, ayrı ayrı çok daha uzun zamanda yapabileceğimiz şeyleri çok hızlı yapabiliyoruz gibi görünüyor. Bunun pek çok hayatta birlikte çalışmış olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum.
C: Bir dakika Chloe! Adım adım. Burada üç çok derin düşünce kalıbı ifade ettin. Öncelikle, neden Laura’yla ayrı ayrı değil de “bir takım olarak” çok daha çabuk sonuçlara ulaştığınızı düşünüyorsun?
S: (Chloe) Kastettiğim şey tam olarak bu değil. Birlikte bunu daha iyi yapabildiğimizi kastettim... Birbirimizi yeni düşünce kalıplarına teşvik ediyoruz gibi görünüyor... Belki de düşünüşlerimiz birbirini tamamlayıcı nitelikte. Fikirlerimi toparlayabilmek için bir dakika daha düşünmem gerek. Epeyce süredir bu kadar çok düşünmemiştim...
C: Düşünmek “düşündüğün” kadar zor değil!
----------------------------

Sakinlerimizden Chloe ile Laura bulundukları beraberliklerde K. konularını çok kolay açtıklarından bahseden bölüm ,daha sonraları aynı konuda birleşen bilinçlerin uğraşılan spiritüel konularda daha aktif "Mozaik Gerçekliklere" doğru yelken açtıklarını vurgulayan anlatım,

Bu bölümde şu cevap üzerinde duracağım,

"C: İlginç... Kişi sadece kendini ifade ettiğinde ne kadar büyük ilerleme kaydettiğinizi anlayın!! Sadece hislerini ifade ederek mozaik gerçekliğe giden kapıyı açtın. Bazılarının bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alıyor. "

Kişinin kendisini ifadesinde ulaştığı inanç kademeleri önemlidir, bu konudan uzak olanlara bizlerin "Uzay Yolu"veya başka kurgu bilime ait dökümanlara takılmış kaçıklar olarak telakki ettiklerini biliyoruz, hoşlarına da gidiyor belki ama bir hayal fantazisi üzerinde dolaşan kişileriz,

Ne demek istediğim anlaşıldı sanırım, onların yankı odalarının duvarlarını ören eski bilim dışına çıkanların tümü böyledir,hele ben ileri yaşımla iyice kaçırmışım ,bana bakarak ,acıyorum şu adamın haline ,

"Acıyana Acıyın"
Bu K. vurgusu buraya şimdi tam oturdu,evvelden beri bu ifadeyi nasıl izah edeyim diye oldukça fazla kafa patlatmıştım,

Acımak lazım yankı odasından çıkamayanlara uğraştığımız konularla Mozaik Gerçekliklerin kapılarını açıyoruz ve neyin ne olduğunu az çok anlamaya başlıyoruz ve ağ çalışması yoluyla düşe kalka da olsa bu gerçekliğin pırıltısını kaybetmemek üzere okuyor, düşünüyor yazıyoruz, ne mutlu ki bize bilgi artışlarının verdiği bağımsızlık ile "Hür Bilinç Hür İrade"ye kavuşuyoruz,

O kişileri ise bütünlük kavramının dışında tutamayız ,bu gerçeklikleri özümsemeden bahsettiğim hürriyete kavuşmak için bu cehennemi çok deneyecekler,

Dengedir bu dünyanın düzeni
Bilgisizken kaydırırız ekseni
Bozuk nota hoş ses vermez kulakları tırmalar
Sık gelerek akortlarız sazeni (Sazen=saz)

Cehennem demekte biraz haklıyım ,hele bu son başımıza gelenler,

"Olamaz dedikleriniz şimdi vaz geçilmez gerçekler oldu"
------------------------------------------------------------------

C: “Eğer kişi aslanın iradesine sahipse, farenin kaderini yaşamaz!”
**********************************
C: Arkadiusz güçlü bir iradeye sahip. Dünyaları arayan birinin öyle olması gerekir. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa: “Ben BİR olanım... Dünyaların yaratıcısı.” Üzerinde düşünmenizi istediğimiz bu notla birlikte, iyi geceler.
------------------------------------------------------------------

Kümüle olmuş "Bir" olgusu kişinin düşüncelerinde arada bir yerleşince veya hatırlanınca inancın maksimum noktasına gelmiş bu adanmışlıkla dünya ızdırabı denen olgular artık kişiyi yaralamaz,

İrade dediğimiz husus yankı odalarında yerleşmiş sahte kişiliklerin anladığı o anlam dışında tamamen başka bir özellik taşır yaratma gücü olan ama yarattığını yok etme duygusunun dışındaki bir anne merhameti kucaklayışı bu kavramın içine girer, kendini yaratılan ile bir olduğunu iliklerinde her an hisseden bir tanıma gelirsiniz,

Yankı odasındaki sahte irade sahibi olma bilinci çokca, başkalarını gücü altında boyun eğdiren bazen vahşi davranmayı gayet olağan sayan gereksizce kıran ve aldırmayan ve bundan övünen ve alkışlanan diğerlerinden biraz üstün maharetleri ile böbürlenip etrafa büyüklük bakışları fırlatan biçareler anlamındadır, kısaca hoyratlığı kabalığı patavatsızlığı terk etmeyenleri alkışlarlar işte irade sahibi derler,

Bahsettiğimiz irade sahibi olmak böyle olmak değildir, internette bir düşünür iradeyi şöyle tarif etmiş ve çok doğru söylemiş,

"irade maddenin gerçek doğasını bilmek değişen şartlarda durumunda meydana gelecek değişimi bilmek demektir."

Maddenin gerçek doğasının birleştiren bağlar olarak da tarif edilen enerjisel akış olduğunu tam anlayınca fizik ve matematiği bu anlayış bilim zincirinin içine sokunca düşünceyle maddenin tam ilintili olduğuna inanınca konu halledilmiş olur,

Diğer yandan Aslan iradesi ile fare kaderi yaşamama konusunda ana faktör korkusuz olmaktır, Aslan gücü ve bedensel özellikleri ile bir çok hayvandan farklıdır ve çoğunu alt edebilir bu hassasiyet diğerlerinden farklı olarak korku taşımadığını gösterir,
Bu benzetiş kanaatimce ana faktör budur, diğer yandan bilgili ve bahsi geçen bir olduğunu idrak eden farkında kişi de aynı kaderi yaşar zira diğerlerinin korku diye çekinip kaçındıklarından bilgiyle aldırmamış olur,

Korku hakkında evvelce yazdık, ayrıca dostlar çok yorumlamış tekrar bakmak isteyenler için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=37#27787

Ara verelim,


Edited by - Tgur on 19/08/2021 16:26:37
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1060 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/08/2021 :  02:19:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler Tgur abi merakla okumaya devam ediyorum
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/08/2021 :  07:59:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Teşekkür ederim dostum,indinde kin intikam hırs kıskançlık ayırım duygularına set çeken ve değişim dönüşümü maharetle yapabilecek nadir insanlardansın ,seninle aynı koordinatta olduğumdan mutluyum..

Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2021 :  08:16:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YORUMLAR II

C: Bunu ele alacağız ama önce diğer bir meseleyi halledelim. Sezgilerin çok güçlü, değil mi?
S: (L) Evet.
C: Tamam, şimdi bir ormandaki bir açıklıkta olduğunu düşün. O açıklıkta bir grup kurt tarafından etrafın sarılıyor. Bu kurtlar zihnindeki bir engeli temsil ediyor. Engel duygu. Duygu 3’üncü yoğunlukta hayatın gerekli bir unsuru. Çok yardımcı olabilir ama engel de olabilir. 3’üncü yoğunluk bireylerin varlığıyla ilgili kritik durumlarda, bu duygular geçici olarak engelleyici etki yapar. Şimdi etrafını çeviren kurtları düşün. İçe ve dışa derin derince solunduğunda, kişi sakinleştirici ve güven verici bir şekilde kurtlardan ormana geri dönmelerini istediğinde, herşeyin yolunda olduğunu söylediğinde, kurtlar dönüp gider. Bu, duygunun engelleyici yönünü ortadan kaldırır ve sezginin güçlenmesini sağlar. Ve böylece kişinin sezgileri “bölünmez.” Bunu anlayabiliyor musun?
S: (L) Evet.
------------------------------------------------------------------

S: (L) Sezgisel bilgi ile duygusal tepkiler arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz?
C: Duygular arzulu düşünme içerir; sezgiler daha derinden gelen hislerdir, ruhsal niteliktedir ve daha güçlüdür. Arzulu düşünme olduğunda, aklınızı kullanırsanız ve geçmişteki derslerinizi incelerseniz, sızmakta olan ruhsal içgüdünün de varlığını algılayabilirsiniz.
S: (L) Örneğin Cumartesi günü MUFON toplantısındaki kadın TR’ye birşeyler söyledi; elimizdeki materyalin KH olduğunu, karanlık ve negatiflik üzerinde odaklandığımızı ve bunlar üzerinde odaklananların bunları deneyimleyeceğini iddia etti.
Bunun hakkında yorumda bulunur musunuz?
C: İçgüdülerin sana ne söylüyor?
S: (L) İçgüdülerim bana o kadının, kendisini kaçıran dünyadışı varlıkların iyi olduğuna çok güçlü ve duygusal bir şekilde inanma isteğinde olduğunu, çok yoğun bir içsel suçluluk kompeksine sahip olduğu için o tür bir muameleyi hak ettiğine inandığını ve aksi yöndeki herşeyi yanlış ve kötü görerek reddettiğini söylüyor.
C: Evet.
S: (L) Ayrıca bana göre, karanlığa ona iştirak etmek için odaklanan bir kişi, ışıktan uzaklaşarak karanlığa doğru gider. Ama karanlığa onu azaltmak için odaklanan bir kişi, ışığı kendine yakın tutar ve ışığı kendi ışığını arttırarak karanlığı aydınlatmak için kullanır. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Sadece ışığa bakan biri karanlığa arkasını döner ve sürekli baktığı ışık yüzünden kör olmakla kalmaz, aynı zamanda ardında kapkaranlık bir gölge oluşturur.
C: “Kral yeni giysiler giyiyor.”
S: (L) Kral’ın yeni giysiler giydiğini düşünen ben miyim? (F) Sadece ışığı görme isteğinde olduğu sürece sadece ışığın mevcut olduğunu sananlar, Kral’ın yeni giysiler giydiğine inanıyor. (L) F haklı mı?
C: Evet.

------------------------------------------------------------------

Sezgi ve bunun fark edilmesi yaşamda uygulanması yolunda son derece açık veriler, onun tesbitinde yapılan yanlışlar yani duygusal aklı devreye soktum sanıp duygunun esiri olan kararlara saplanmak,

Duyguların devreye girmesinde etken olan sınırlama,beklenti ve arzulu düşünce üzerinde çok durduk, sezgiyi bir kenara bırakan kişi bu duygularla karar verir bu da doğaya yaradılışa aykırı olduğundan sakat sonuçlar çıkarır,

Zira Kralın çıplak olduğu haller de vardır,

Olayları subjektif halden çıkarmak için sezgi en büyük etkendir ışığa devamlı bakmak aramak ve sadece ona yönelmek karanlığın da olduğu var oluşta kişiyi yalanlara inanır hale sokar,

Yalanlara inanmış bir dünya felaketlerden azade değildir,bunu doğanın artı eksi elektriksel dengesi bahsinde biraz izah ettik,
Birdenbire kıyamet tellalı gibi hallere düştüğümü görüyorum ama geldiğimiz bilgi yollarında bu farkındalığı terk edemem,

İnsanlığın ilk oluştuğu gezegeni neden patlatıp Orion deney üstatları tarafından bu dünyaya getirilip ırksal karmaşa ile deneyin yürümesi üzerinde çok şeyler söyledik, eski yorumlarımdan birini getireceğim konu "3BH GERÇEKLİKLER VE DENEY DÜNYALAR " dan,

********************************************
"Mesela başka bir gezegende (Ankh) yaratılan insanlar zamanla tahminime göre ayarsız hormon salgılarının etkisi ile çılgınlaşan KH davranışları ile bulundukları gezegenin üzerine negatif enerji yüklemesi yapmışlar ve gezegenin patlamasına parçalanmasına sebep olmuşlardır , bu hadisede yine tahminlerime göre aşırı cinsel hormon salgılamaları ile ve ayarsız DMT hormonları ile karışık duygularını bir dengeye oturtamadan yaşam yolları denemişler ve arzulu düşünüşün sahiplenmenin maksimum seviyelerine set çekemedikleri için çıkan enerji aşırı negatif ,bulundukları gezegenin enerjisi ile uyuşmadığından parçalanmaya maruz kalmışlar ve deneye tabi varlıklar başka gezegene taşınmışlardır ,
Bu hadise nedendir diye sorguladığımızda kendi haline bırakılan hormon salgılama ve buna bağlı duygu durumlarının oluşu işi ve bedene, ortama tesiri bir deney gözlenmesinden başka bir şey değildi,

Daha açık ifade ile hormonsal ve duygusal başıbozukluğun yarattığı o deney yaşam hali patlatılan gezegenden sonra buraya taşınan bizlerde genetiksel kayıt hafızamızda bulunuyor belki o zamanki çılgın yaşamı tekrar etmeyen bir beyin gri maddesine sahip olduk yani beynin talamus hipatalamus omurilik serebral bölümündeki miyelin kılıfsız sinir hücrelerinden oluşmuş ve kıvrımları artan gri renkli bölüm,

Bu yeni yaşam şeklimizde oluştu insansal hasletleri hayvansal içgüdülerinden ayıran enetellektüel denilecek bu bölüm insansal bilincin oluşması veya miyelinli beyaz kısımdan daha az hızla sinirsel iletişimi çağrıştırdığı için o hayvansal dediğimiz iç güdülere azalmış hızı ile bir nevi baraj koymakta yani azgınlaşan hislerin birden bire ortaya çıkmasına mani olmakta bilinç muhakemesi yapıp insanı hayvandan ayırır bir duruma getirmektedir,

Bu arada sinirlerin miyelin kılıflı ve kılıfsız hallerinin önemini de vurgulamak icap eder miyelin kılıflı sinir hücreleri ki beyaz kısım dediğimiz bölümdür iletişimi çok süratlidir ve gri bölümdekiler ise miyelin kılıfsızdır hızları diğerlerine nazaran 500 kat kadar azdır yavaştır bu hızların farklılığı iletişim yoluyla yapılması gereken eylemin hemen ortaya çıkmasına mani olan barajlamanın ifadesidir,

Özetle iç güdüler dediğimiz hayvansı hareketlerin insansal davranış olarak ortaya çıkmasından evvel sinir hücrelerindeki gri kısım bu davranışın analizini yapabilmekte gerekirse önlem alabilmektedir ,bu beyaz ve gri bölge arasında bağlar vardır ve aşırı alkol alındığında bu bağlar önemini yitirir bir nevi yok olur ve öfke efori şehvet kendini çok üstün görme gibi iç güdüsel dediğimiz hayvansı hareketler serbest kalır biz bu hale sarhoşluk demekteyiz,

Bütün bunlar deney özelliğinin süregeldiğini ve her konuda kotarılıp düzeltme yolları arandığını bitmediğini simgelemektedir,"

*************************************************
Yukarıdaki izahımıza ilaveten insani hasletler denilen barajlama işini yapan gri sinir hücre yapımının oluşması yaşanarak dersler alma sonucunda olmuştur ve hayvan beyin hücrelerinden çok daha fazladır kısaca felaketler dersleri de doğurur insanlar bir daha onları görmemek için bilinçsel atılım yaparlar,

Bu da var oluşta bilgisayar deyimiyle ön yüz olan insan beyninin daha rafine ve kaliteli olmasına yol açar,

K.lar her seferinde "her şey derslerden ibarettir" demekteler,

Şu anda gücün insanın kendinde değil başka yerlerde olduğuna inanan çoğunluk dünyada etkin ve ışığa bakarız başka şey görmek istemeyiz demekteler ,
Konudaki bir kutuba yığılmayı anlayabildik mi,

"Her ne ararsan kendinde ara..."

O kendin denen varlık artı ve eksilerin git gelleriyle oluşmuştur,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Gözlemlediğim kadarıyla neye direnç göstersek acı çekmemize neden oluyor.
C: Doğru, ama acıların çeşitli dereceleri var.
S: (L) Ve tüm bunlar GERÇEKTE kim ve ne olduğumuza ve duygusal programlamamızı bırakıp daha üst bir seviyeden kararlar almaya karşı gösterdiğimiz dirençle ilgili görünüyor.
C: Doğru. Herşey derslerden ibaret ve her ders, Bir ile birleşmeye giden yolda atılan yeni bir adım.
S: (L) Öğrenişimin duraksadığını hissediyorum.
C: Duraksamalar daha büyük bilgiye veya gelişime giden yoldaki dinlenme molaları oldukları sürece büyük bir öneme sahip değildir. Daha önce sana ve diğerlerine, yoldaki işaretleri dikkatle takip etmenizi, işaretleri okumanızı ve anlamlarını anlamanızı söylemiştik. Bunu yaparsanız, savaşmak zorunda kalmazsınız. Ve “savaş” burada uygun terim, çünkü savaş saldırıdan kaynaklanır. İşaretler uygun şekilde okunduğunda ve değerlendirildiğinde, saldırıya ilerleyici ve pozitif bir şekilde direnç gösterilebilir. Dolayısıyla, eğer mümkünse kişi savaşmak zorunda kalmak istemez ve bunun için gerekli araçlar işaretlerdir ve işaretler HERYERDE! Sezgi bunlardan biri, eşzamanlılık bir diğeri. İşaretleri tanımak için gerekli güce, bilgiye ve farkındalığa sahipsin. İşaretlerin üzerine gölge düşürebilecek, onları karanlıkta bırakabilecek tek şey duygulardır.

Ve bu da ancak, 3’üncü yoğunluk deneyiminin doğal bir hali olan duyguların yardımdan ziyade bir engel olarak işlev göstermesi durumunda olur. Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4’üncü yoğunluk BH’ye ilerleme mümkündür. 4’üncü yoğunluk BH’deki ilerleme sürecinde duyguların mevcudiyeti azalır. Bu şu anda sizin anlayamadığınız birşey olabilecek olmakla birlikte, sonunda anlayacaksınız.
------------------------------------------------------------------

Duygular neden vardır bu bölümden çıkarabileceğimiz ve enine boyuna araştıracağımız şey budur,

Dikkat edilirse duygu fizik alemdeki maddesel oluşlara karşı gelişen ve devreye giren çoğunlukla hormon kimyasıyla ilgili bir husustur,karın doyurmak ve üremekle ilgili çoğunluğu teşkil eden uygulamalar olsa da bütünlüğün bir parçası halinde bir diğerini başka görmeye yönelik te olmalıdır ,zira konu bireyselliğin amansızca tatbiki için oluşturulmuş fiziki düzenin bir fenomenidir,

Bireyselliğin acımasız ve çok katı denenmesi için kişi evvela kendinde verilmiş olan bu hasletleri kullanmayı en doğal yol olarak kabul eder ve bunun devamı için gerekirse diğer parçalar ile çatışmaya girer ve KH yani maddede kalmayı hedef tutmuş bölüm bunu destekleyici bir çok unsuru ortaya serer ve vazgeçilmez bir şekle sokar ,cemiyete mantıksallaştıracak bir çok oğeyi devreye alır bunu yılan kardeşliği uygulaması olarak genelledik,uzatmayalım en barizi etkiye tepkinin doğal ve vazgeçilmez bir fiziki hadisenin kalıplanmış bir algısıdır,

Bunların tümü 3Y faaliyet sahasındaki unsurlardır ,oysa daha üst yoğunluk oluşumları olduğuna dair farkındalık bunlardan sıyrılmayı gerektirir, bunun en önde gideni nefse yani doğal bedensel yaşam için vaz geçilmez olandan kurtulabilme egsersizleridir, onlarsız da yaşanabilinir olmanın öğrenilmesi ,

Bu hususun fark edilmesi duyguların pozitif olarak kullanılabilineceğini gösterir ki bu da 4Y de yaşamanın duygular olmadan da yaşanabilir olduğunu tanımlar,

O halde ne oluyor, bir ömür boyu saplandığımız şeylerin her şey olmadığını ,başka bir şekilde yaşanabilineceğini ve yavaş yavaş birliğin bu işte en büyük düstur olduğunu ve gücün başka yerlerde değil benim kabiliyetlerimin içinde gizlenebileceğini görüyorum ve arşatırma ve bilgilenme istikametimi bu yolda geliştirmeye başlıyorum,

Kabiliyetlerin bende olduğunu nereden çıkarıyoruz, duyularla çerçevelenmiş biraz da sezgiyle başka şeyler olabileceği kapısını aralık tutan edebi hamasi bir söz bu ,kabiliyet bende olması lafı bu kısıtlanmış ve yeteneksiz halimle komik oluyor,

Görüldüğü gibi arada bir içimizdeki KH sesini de dinlemek durumdayım, iyi oluyor,

Gücün bizlerde olduğunu evvel pek bir yerlere bağlayamıyorduk, ama bilgiyle açılan kapıdan bazı şeyleri görmeye başladık ve tutarlı mı tutarsız mı internet denilen bilgi denizinde dolaşarak sabitlemeye çalışıyoruz, aldığımız bunca tahsil ve uzunca yaşama süreci bunu desteklemekte ve bu sitedeki kanal bilgilerindeki aynı gerçekleri vurgulayan baştan pek anlaşılmayan ama sonraları açılan eşdeğer konumdaki bilgileri eş zamanlılıkla yerlerine oturtabiliyoruz, bilhassa K bilgilerindeki ip uçlarını alıp genişleten Laura ve ekibi gibi parlak ve yılmayan bilinçlerin çabalarıyla,

Kısaca güç bizde ve işleyişi DNA mızda komple kayıtlı, inanmayan genetik bahsine dalsın ve onun neden çok azı ile yaşam süren halimizi bulsun, İNTRON bölgeleri saysın ve neden bu diye sorgulasın (gerçi bunu bıktıracak kadar tekrarladık ama bilincin merkezi bunu görmeye, kavramaya inanca bağlı), adeta kanatları ve duyargaları kopartılmış bir kelebek gibi yeryüzünde sürünmeye mahküm kaldığımızı anlasın,

Kim yaptı bunları ve niçin yaptılar gibi sorgulamaları açan bir sitedeyiz ,biraz gayret göstersin bilgilerde dolaşsın,

Kölelik bu insan yaşayış tarihinde uzun zamandan beri var,niçin diye sorgulamalar kişiyi KH nın üstadları Atlantisteki Belial oğullarının yarattıkları "şey"lere kadar bağlanan bilgilere uzatır,

Sümerliler Atlantislidir..

------------------------------------------------------------------

S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.
------------------------------------------------------------------

Tahminen 55 sene sigara içtim ,bunu alıştıran lisedeyken arkadaşım Danyal dı şimdi demansta beni tanımıyor, içtiği bafra sigarasının masrafına ortak arıyormuş iyice alıştıktan sonra öğrendim, zatürre olup yoğun bakıma düşünce bıraktım şimdi içmiyorum, zira bahsi geçen bilinçaltı programlanmasının etkilerini tam atamamışım ayrıca nikotinin sebep olduğu bilinçaltı programında mesane kanserine yakalanmamı da buna biraz bağladım ,havuzdaki aşırı klor buharlarının buna sebep olduğunu sanıp havuzda yüzmeyi bıraktığım halde, yani ikilemli bilinçaltı programlanması,

Bu bilgi açılımı ile insanların kapıldıkları bir çok hastalığı bu bilinçaltı programlanmasına bağlayabiliriz,

Bilinçaltı nasıl programlanıyor evvela buna bakmalı,

Aklıma ilk çağ yaşamındaki ilkel insan geldi ,
Şimdilerde "terli iken rüzgara kapılma hasta olursun" programını ana baba terbiyesi ile beraber çocukluktan beri aldığımızı hatırlayarak ,ilkel insanlarda böyle bir mecburiyet yoktu ve yarı çıplak buzullarda bile yaşamışlar,demek ki bu biolojik beden bu tip şeylere dayanıklı imiş, ileri çağlarda hastalıkların çeşitlenmesini bu programlamaya bağlayabiliriz,ayrıca şu asırda bile dünyanın bazı bölgelerinde yarı çıplak rahatça yaşayan insan gurupları olduğunu biliyoruz, Aborjinler, Afrika yerlileri,Amazondaki bazı ırklar,

Sümerliler zamanında tanrılar denen dünya dışı uzaylı varlıklar insanlığı avcı ve göçer halden çıkarıp tarım toplumu yaptılar ve evvel emirde karbonhidratlı beslenmeyi yaşama yapıştırdılar şimdilerde ise bir çok hastalığın sebebinin glikoz ve polimerlerinin sebep olduğu ortaya çıktı,az nişastalı ye bir çok hastalıktan kurtulursun,

Düşünerek bir çok yanlış programlanma unsurlarını bulur ortaya çıkarabiliriz,,

Bütün bu olayları ortaya dökerken unuttuğumuz veya programlandığımız bir şey ortaya çıktı, bedenin yani insan maddi organizma kalıplarına sıkışmış bir halde olduğu halde bir çok güçlüğü aşabilecek bir özelliğini fark ediyoruz,yani ruhsal gücün (parçalı ruhun) başka yerlerde değil ne kadar minimale hapsedilirse edilsin bu bedende olduğunu fark etmek,

Aldığımız bir çok bilgi içinde tanrısal gücü bu biolojik bedene yerleştiremeden insanın yaşamını bu atmosferde yani bu fizik alemde sürdürmek mümkün olmamış en sonunda deney üstadları bu gücü ihtiva eden özelliği maymunsu bedene aşılayarak neandartal insan yaratılmış ve sonra olanlar,

"S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal’i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA’sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim deyişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya’da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir’le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler “zor yolu” öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S:(L) Fizikselliği istemenin “düşmek” anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
S:(L) Bize öğrettiğiniz şeyleri dünya üzerinde ne kadar insan biliyor?
C: Az.
S:(L) Bu bilgileri almamız bir bakıma “özel” olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Herkes özeldir. "
Kısaca ,aldatılan zihin dahi olsa bu gücün bizde olduğunu en sonunda mutlak idrak edeceğiz..

-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu garip hava hakkında da birşey sormak istiyorum. Gulf Breeze’de çok sayıda UFO görme olayı ve Colorado’da ise ateş topları düşmesi olayları ve garip hava koşulları rapor ediliyor. Şu andaki artan UFO faaliyeti, hava durumu ve diğer şeylerle ilgili söyleyeceğiniz yeni birşey var mı?
C: Önceki transkriptleri, tahminleri yeniden incele; “zaman” çerçevelerini çıkararak.
S: (L) Önceki celselerden birinde 4-6 yıl arasında uzaydan saldırı cümlesi vardı. Bu 1994’te söylendi, yani 4 yıl önce.
Uzaydan saldırı ile ilgili son durum nedir?
C: Derslerin yakın gözlem ile öğrenilmesi gerekiyor.
S: (L) Yani bu konuda bize başka birşey söylemeyecek misiniz?
C: Son yanıta bak, sonra da bekle ve gör.

------------------------------------------------------------------

K.lar bazı bilgileri celseleri yapan o zamanki bilinçle anlamaya çalışanlar için genel bir anlamı olması için tekrar tekrar incelenmesinde "zaman" çerçevesini çıkarmayı öneriyorlar,

Aslında ne denmek isteniyor,

Okuma araştırma ve bilgilenme safhasında zamanın eski göreceliliğinden sıyrılarak nitelenmesi gerek, bu ne demek,
Gelişen zihin kapatılmış olan, gerçekte zihninde kilitli olan bilgileri yavaş yavaş yeni farkındalıkla değerlendirmeye başlar,evvelce olamaz dediklerini olabilir objektifliğine yerleştirmeye koyulur,

Bunu sizlere daha fazla açmama gerek yok zira eskiden düşünmesi bile mümkün olmayan öğelerin artık kullanılması mutlak olanlar olarak gören uygulayan bir yaşantıdayız,uyduların internetin v.s olmadığı bir dünya düşünün aynen son sel felaketindeki ülkemiz bölge insanlarının fecaati ortamı kaplar, hele bir de elektrik su olmayınca,

Diğer yandan bazı bilinçler ve yukarıdaki "zaman"da anlatılanları anlamaya yönelen Laura ve ekibinin ilk beklentileri gibi ,uzaysal bir işgal bekliyor,

Oysa şimdilerde o işgalin sanki tamamen uygulanmış bir halini görmüyor muyuz ,pandemi altında kıvranan ve ileride daha neler olabileceğini bekleyen bir dünya ,yalanlara inanmış olma yüzünden negatiflenmiş olan bölgeye dengenin elektriksel kutupsal özelliğinden dolayı coğrafik atmosferik özelliklerde çılgınlaşmaya maruz kalma,

Uzaydan gelip işgal edenler başka nasıl elimizi kolumuzu bağlar ve esaret altına sokup acı çektirir,

Burada hangi inanılmış yalandan bahsediyorsun,

Gücü kendinde değil yalan yerlerde arama ,ayrılığın her şey olduğunu sanma ve bunda kilitleyen KH aldatmalarından bir türlü kurtulamama,

------------------------------------------------------------------
Bu uzaylı işgali ile ilgili alıntı,buna yorum ilave etmeye lüzum yok zaten her şey bariz,
------------------------------------------------------------------
C: Buz çağının başlamasından önce birkaç adım var. Bu adımlardan bazıları pek hoş değil.
S: (Perceval) Depremler, volkanlar, ekonomik çöküntü... (Burma Jones) Kitlesel açlık. (Perceval) Veba. (L) Tarımın çökmesi.
C: Hepsi ve fazlası.
S: (Andromeda) Harika! (Perceval) Devrime neden olabilecek o adımlardan biri... (L) Devrimden değil, buz çağından önceki adımlar dediler. (Ailén) İnsanların sadece petrol felaketini devrim için bir neden olarak göreceğini söylediler. (Perceval) Evet, ben devrime buz çağının mı neden olacağını soracaktım. (L) Buz çağı başladıktan sonra devrim yapma ihtimalinin yüksek olacağını sanmıyorum! (Gülüşme) ...Eğer hasat alınamazsa, ekonomik çökmeler olursa vs bu bir devrime neden olur ve sonra devrimin ortasında da buz çağı başlar. Benim tahminim bu.
C: Evet.
S: (Perceval) “Hepsi ve fazlası” dediler. O fazlalardan biri 9/11 hakkında ifşalar olabilir mi?
C: O da olabilir, ama umutlarınızı “ifşalara” bağlamayın. Daha ziyade halkın algısında bir değişiklik olacak.
S: (L) Tamam .... Peki bizim ne yapmamız gerekiyor?
C: Tüm iyi niyetli insanları birleştirecek olan gerçeği ve EE programını yayma çabasına devam edin.
S: (L) İyi niyetli insanları birleştirmek...
C: Hatırla, bir keresinde dünya değişikliklerinden hemen önce insanların “işgale” karşı birleşeceğini söylemiştik.
S: (L) Evet, Nefalim’den, onların sersemletici silahlarından falan bahsediyorduk. Ama öyle görünüyor ki psikopatlar yeni Nefalim. Ve sersemletici silahları da var; şok tabancası. Sonra yöneticilerin sahte bir dünyadışı varlık istilası sahneleyip sahnelemeyeceklerini sorduk. Dünyadışı varlıkları ifşa çabaları insanları dünyadışıların istilası ihtimaline hazırlıyor. Bir tür sahte istilaya. Siz sorumuza evet diye cevap verdiniz ama gerçek bir istilanın daha önce olabileceğini ya da dünya değişimlerinin araya girebileceğini söylediniz. Şunu giderek daha çıplak bir şekilde görebiliyorum ki, 4KH güçleri boyutlararası birer aracı olarak psikopatları üzerimizde kullanabildiği sürece bir dünyadışı istilaya ihtiyaçları yok. Temelde istilanın zaten meydana geldiğini söylemiştiniz! Şimdi ve burada. Çünkü psikopatlar iktidarda!
Herkes dünyadışı bir türü arıyor, bekliyor. Dünyadışılar doğaüstü bir fenomen. Evet, belirli bir fizikselliği var ama bu fizikselliğin ...... kalıcılığı yok. Bizim realitemizde sürekli “titreşemiyor”. Gelip gidiyor ama burada kalamıyor. O yüzden aracılara ihtiyaçları var. Her zaman aracılara/ajanlara ihtiyaçları vardı. Kontrol ve manipüle edecek insan-görünümlü varlıklara ihtiyaçları vardı. Sanki üst boyutların birinde bir kontrol panelinin başında oturuyorlar ve bizim uzaktan kumandalı oyuncakları kontrol etmemiz gibi onlar da ajanlarını kontrol ediyorlar.
Herkes ifşa gibi birşeyin olmasını bekliyor. Ama bu zaten oldu. ŞİMDİ ve burada! Gelip bunun doğaüstü veya üst-boyutsalbir fenomen olduğunu söylemedikleri sürece, herhangi bir “ifşa” bir aldatma olacak, ki bunu söylemezler, çünkü bu onların fiziksel evrene tapan dünya görüşleriyle tamamen çelişir. Darvinizm... madde bilimi. .. Bilimsel çalışmalarda paranormalle ilgili araştırmaları devredışı bırakmaları. .. Sebebi bu. Bu tür şeyleri asla samimi bir şekilde araştıramazlar çünkü bu onların gerçeklik algılarını yok eder. İnsanları fiziksel, maddi dünyadışı varlıklara hazırlamaya çalışacaklar. “Uzaylı tanrı” numarasını deneyip “Uzaylı tanrıya tapın! Arkamızdan gelin! Bizler yüksek rahipleriz!” diyecekler. Ama bu işe yaramayacak. (Perceval) Gerekirse kullanmak üzere hazırda tuttukları bir proje gibi. İnsanları dünyadışı varlık fikrine hazırladılar. (L) Bu devasa bir karşı-casusluk programı. Ve özellikle örtmeye, gizlemeye çalıştıkları temel şey, bu fenomenin doğaüstü olduğu kavramı veya anlayışı. Daha doğrusu, bizim doğaüstü dediğimiz şey mutlaka “doğa üstü” demek değil, sadece üst boyutlara özgü demek. Binlerce yıldır bu şeylerin, o diğer gerçekliğin farkındayız. Gelip gidiyorlar. Flatland’deki parmak gibi. Flatland biziz! Yaklaştım mı? (ç.n.: flatland; bir roman ve film)
C: Doğrudan kehanette bulunmadan yaklaşabileceğin kadar yaklaştın.
S: (L) Werner von Braun muydu o? Bir uzaylı istilası ile ilgili bir ilüzyon yaratılacağı ve bunun büyük bir yalan ve aldatma olacağını söyleyen? Çünkü olayın temelde paranormal veya üst-boyutsal bir fenomen olduğunu bildiğini söylemiş.
Kastettiği şey bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Çünkü mantıklı. Zaten istila edilmiş durumdayız. (Perceval) Bir psikopat istilası. (L) Evet. (Ailén) İnsan olarak sorumluluk almamanın mükemmel bir mazereti. Bunun suçunu uzaylılara atabilirler. “Hepimiz eşitiz, hepimiz kurbanız! Bilmiyorduk!” (L) Pekala, bir sonraki soru? Herkes bu konsorsiyumun neden Avrupa’daki tüm kakao tohumlarını satın aldığını merak ediyor.
C: Bir kez daha arzulu düşünüş hastalığı ortaya çıkıyor!
S: (L) Neyi kastetiyorsunuz?
C: İnsanların çikolatayı umursayacağını sanıyorlar!
S: (Burma Jones) Herşeyin yıkılacağını biliyorlar ve “Tüm bunlar meydana gelmeden bu değerli malı alalım!” diye düşünüyorlar. (L) Belki de herşeyin yıkılacağını BİLMİYORLAR. Belki sadece bazı şeylerin yıkılacağını ve çikolatadan çok para kazanacaklarını düşünüyorlar. Ama durumun ne kadar kötü olacağını bilmiyorlar, çünkü olmakta olan şeyi ciddi bir şekilde hafife alıyorlar.
C: Psikopat olmak için iyi bir zaman değil!

------------------------------------------------------------------

S:(T) 4’üncü yoğunlukta Dünya Jüpiter ve Jüpiter de Dünya gibi mi görünüyor?
C: Hayır.
S:(L) 4’üncü yoğunlukta Dünya nasıl görünüyor?
C: Görünmüyor.
S:(J) Ha? (L) Görünmüyor derken?
C: Yalnızca istemeyle görünür. Fizikselliğin değişkenliği.
S:(L) Yani Kertişler ve Oryonlar için dünya görünmez mi?
C: Dünya’yı düşünmediklerinde.
S:(J) Dünya hakkında düşünmediklerinde Dünya onlar için mevcut değil mi yani? Görünür olması için üzerinde odaklanmaları mı gerekiyor?
C: Yakın.
S:(T) Ama bir keresinde 4’üncü yoğunluktaki herkesin bizi görebildiğini söylemiştiniz?
C: Evet.
S:(J) Dünya’yı, bizi değil. (T) Bizi neyin üzerinde görüyorlar?
C: İstediklerinde sizi görebiliyorlar.
S:(J) Yani bizi görebilecekleri frekansa odaklanıyorlar. (L) Bu tıpkı ikinci yoğunluktaki hayvanlar gibi. Yolda giderken eğer odaklanmazsan, etrafındaki şeyleri görmüyorsun. (J) Onları görmek için odaklanmadıkça... (T) Ormanda öylece durduğunda belirli bir süre sonra bazı şeyleri görebilmek gibi. (J) Herşey algıya dayalı.
C: Evet, ama 4’üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk.
S:(L) Georges Gurdjieff Dünya’nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey, kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya’nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay’da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya’nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline gelecekti gibi... Bu yeterince... C: Yakın.
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi?
C: Evet.
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay’da yaşayan 2’nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 3’üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4’üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Evet.
S:(T) Griler mi?
C: Onlar Ay’da kalmıyor, Ay’ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5’inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5’inci yoğunluk herşeyi kullanır.
S:(T) Orada 6’ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay’da 7’nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7’nci yoğunluk, Bir ile birliktir.

------------------------------------------------------------------

Bilgileri tazelemek adına bu aktarımlar iyi olmuyor mu bence oluyor, aralarda hassas bazı bilgileri mercek altına alma imkanı da doğuyor, şimdi burada hassas ne var bakalım,

Ayın dünyayı besin olarak kullanması konusunu evvelden çok işledik tekrar bilgilerini genişletmek isteyenler evvelki kanal bilgi tartışmalarını tarayabilirler, ancak bu tarama işi çok güç gibi gelse de hatta bu sitenin arama bölümünde spesifik konu tesbit edilip aransa da bulmak için zaman geçebiliyor,sağolsun Bozadi dostumuz K. bilgilerini PDF haline getirip yenilemekte ve sitenin "kitaplık" bölümünde var ,o PDF leri p.c. yükleyip çeşitli "PDF arama"sistemlerine adapte edince konuları aramak daha basit oluyor,

Bazen benim dinazor yaşıma göre bu adaptasyonları nasıl yaptım ve adapte ettim hayret ediyorum siz gençler bu iş başınıza gelmedikçe bizlerin geçirdiği, yaslanabildiği yenilikler macerasının ızdırabını pek bilmezsiniz, Bozadi dostumu kaç kere arayıp p.c. bilgisi güncellemeleri yaptık, bazı yaşımdakiler P.C. nin yüzüne bakmaktan bile çekiniyorlar,aynen emekli maaşını almak için bankanın kuyruğunda bekleyenler gibi,

Hatta biraz ileri gidip Gazetede insanlara yanlış genetik bilgileri veren Dr.ları bile uyaran mailler atmaya başladım, en sonunda birisi mRNA aşısının DNA yı katiyen ilgilendirmediğinden bahsetti ,uyarıcı bir mesaj attım cevabı bekliyorum,anekdot olarak buraya naklediyorum,

******************************************
"Sn Dr.um,.... gazetesine aşılar hakkında 19.08.2021 tarihinde bir yazı kaleme almışsınız,bu konuda lüzumsuz diyaloga girmeden bilginin hakikisini bulabilmek adına mRNA DNA ya girmediğinden bahsetmişsiniz haddim olmayarak genetik bilgilerinize tekrar girerek aşı konusunda mRNA nın işlemi hakkındaki bilgilerinizi kontrol etmenizi öneririm,
Özellikle mRNA nın DNA dan transkripsiyon yoluyla kodon alıp ribozomlara göndermesi bahsi geçen etkileşimi ortaya koymuyor mu,yani burada DNA ile müşterek bir çalışma yok mu ,böylece mRNA nın ileride bu aşırı kurcalama yoluyla "intron" bölgelerde saatli bombaları harekete geçirme olasılığını düşünemez miyiz ,
Yanıldığımı bildirirseniz ben de bu husustaki bilgilerimi kontrol etme imkanı bulurum.

Size iyi günler dilerim..

*******************************
*Vikipedi, özgür ansiklopedi
Ökaryotik bir hücredeki mRNAnın ömrü. RNA hücre çekirdeğinde sentezlenir; tamamen işlemden geştikten sonra sitoplazmaya taşınır ve ribozomda çevrime uğrar. Ömrünün sonunda, RNA yıkılır.
Mesajcı RNA (İngilizce: messenger RNA) (mRNA), sentezlenecek bir proteinin amino asit dizisine karşılık gelen kimyasal şifreyi taşıyan bir moleküldür. mRNA, bir DNA kalıptan transkripsiyon yoluyla sentezlenir ve protein sentez yeri olan ribozomlara, protein kodlayıcı bilgiyi taşır. Burada, çevirim (translasyon) süreci sonucu, RNA polimerindeki bilgi ile bir amino asit polimeri üretilir. Nükleik asitlerin (mRNA ve DNA) amino asit dizilerine karşılık gelen bölgelerindeki her üç baz, proteindeki bir amino asite karşılık gelir. Bu üçlülere kodon denir, her biri bir amino asit kodlar, bitiş kodonu ise protein sentezini durdurur. Bu işlem iki diğer RNA türünü daha gerektirir: taşıyıcı RNA (tRNA) kodonun tanınmasına aracılık eder ve ona karşılık gelen amino asiti getirir; ribozomal RNA (rRNA) ise ribozomdaki protein imalat mekanizmasının kataliz merkezidir"

*******************************************
Ve duramayıp şu ilaveyi de gönderdim ,

**************************************************
Malüm insan bedeni DNA nın yüzde 1,2 sini kullanan varlıktır yüzde doksansekiz onda sekizi İNTRON bölge diye adlandırılır bazı bilim bağnazları bunu çöp DNA diye tanımlamış aldırış etmemişlerdir oysa bütün kayıtlarımız ve gücümüz orada ancak kilitlidir,
Bu kilit nerden çıktı kim koydu derseniz konu ruhsal bilgiler ve ilerici düşünce üstüne çıkabilecek bilinçleri devreye sokar bunun için merak ve arayış faktörü ele alınmazsa bizler sadece eski bilgilerde kalmış yankı odaları mensubuyuz,

***************************************************
Görüldüğü gibi kişiyi eğer ilgi çekerse ruhsal bilgilere de çeken bir uğraşımız var , bazen kendime hayret ediyorum..

Her neyse konuyu uzattık,

Alıntıda dikkatimi çekip üzerinde durulmaya gerek şu husus var,

"C: Evet, ama 4’üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk. "

Ruhların atlayıp maddeye tapan KH haline gelmesinde bir ara 4Yde iken zamanın olmadığı ve bu değişkenliği oyun gibi oynayıp oldukça eğlendiklerini fark ettim , tabiiki K.bilgilerinden bir bölümde Laura sorusuna karşılık verilen cevapta,

Yani kah eterik alemdesin veya daha fazla oradasın ama arada bir fiziği de denemek için sanki şimdi arabaya atlayıp pikniğe gider gibi maddede bulunuyorsun ama evvelce bu madde ortamının yaratılması da lazım ,yarat , değişkenliği uygula,

Böyle uğraşılarla yaratılan bu madde ortamında fizikteki oyuncaklarla oynar gibi olunca sonunda fiziğe esir hale gelinmiş, birileri ölüm nasıl olur bir deneyeyim demiş tahminen öldükten sonra 5Y deki oyalama bölümleri ve tekrar bu madde deney oynama sahasına dönüş sonuç fizikselliğe teslim olmuş ve bundan hoşlanıp devam etme,

Bunu çok beğenen ve bu fizik alemden çıkmak istemeyen yani şekerleme ve oyuncak dolu bir odadan çıkamayan bir çocuk gibi ben burada daima kalmak istiyorum yaşayışını sürdüren bir hale gelmek ve eterik aleme geçince bu işi daha fazla ileri yoğunluk değil bu şekerleme odasında yani dünya gibi fizik alemde devamlı kalacak KH usullerini tatbik ederek daha çok ruhu buraya çekmek, 309000 lik bölümde kısa dalga döngüsünü başlatmak ,

Kısa dalga birden 4Y' a kadar olan bölüm,

Yalnız bu şekilde başlayan KH usulleri değişken hali 4Y nin devamında sürekli uygulama peşindeler,zira dünya ortamını geçici sık yaratıp orada kendilerine esir insanlık ile başlangıçtaki değişkenlik oyununu devamlı oynamak istiyorlar ,dünyada yani 3Y de devamlı olmak onları çok zorluyor ,bunun için kendi usullerine kendilerine tapan bir gurup oluşturma ve onları 4Y de uygulama boyun eğdirme yolundalar, bahsettiğimiz Orion işleri,
Şöyle düşünelim 4Y deki bütün teknolojiyi ve kabiliyetleri bilen varlıksınız geçici olarak kendinizi 3Y ortamına indirgediniz bu beden kalıbına titreşiminizi ayarlayıp KH vari bir şeyler yapmaktasınız uzun müddet kalmak müthiş sıkıntı verir,zaten onun için gri varlıkları oluşturdular ve onların sayesinde bir çok olumsuz uygulamayı yaptırıp kontrol etmekteler,

Griler hakkında bir hatırlatma,

"C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç gibiler."

Bir sebeple seçip bu madde yoğunluğuna gelip ancak doğal enkarnasyon sisteminde olduğu için eski kabiliyetlerini unutan ve neyin ne olduğunu yani ruhsal bilgilere doğru atılım yapmayıp öylece duran ama şiddetle "fiziksizliği" arayan madde bedenden kurtulmak isteyen "gezici yolcular" gibi,

Aramızda bu şekilde olanlar yok mu ,kendinizi sorgulayın,aman grilere falan benzetmeyelim tekrar ediyorum üst yoğunluklar kadar tırmanmış "gezici yolcular"evvelce aktarımlarla çok bahsettik,

Bazen bu vahşi tanımlamalardan ben de kendimden ürküyorum, kişi ruhsal gerçekliklerde inançta ve farkındalıkta geliştikçe bu anlattıklarımı doğrulamaya başlıyor,yani ben de her an kendimi sorgulamalar içindeyim,

Ayrıca bir zamanlar Verem olanların herkes verem olsun veya soyguncu olup bunu olağan hale getirmek için çoğunluğu bu anlayışa sürükleme gibi,

Ülkemizde ve Dünyada soygun ve aldatmayı mormal hale sokmaya çalışan davranışları fark edebiliyor muyuz, birbirini aldatma ekonomi ve rutin finans olayları içindeki manipulasyonları ,saf gençlere ekonomi tahsili yapanlara ticarette aldatmanın gerekli olduğu anlayışını yerleştirmeler özetle emperyalizmin doğallaşması,

Soygun veya kumar parasıyla hacca gitmek günah değildir fetvaları, peygamberimiz bile vaktiyle ticaret yaparmış ticaret ve her ne olursa olsun bolca kar etmek normaldir,

Aklıma öldürülen ve yaşayışta eksi artı sınır tanımayan bir aralar tesadüfen beraberlik yaşadığım Mimar müteahhit arkadaşım geldi şöyle anlatırdı ,

"Bir binayı bitirdik ve yüzde yüze varan bir kar koyup satacağım karşıdan daireyi gezmiş beğenmiş bir müşteri geliyor ve ben onun gözlerinden mutlak alıcı izlerini görüyorum tasarladığım fiatın bir misli fazlası ağzımdan çıkıveriyor ve öylece biraz pazarlık yapıp söylediğim son fiata yakın bir parada anlaşıyoruz"..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu bireylerin acıma reaksiyonlarımıza dayalı bir tür psişik kanca yoluyla bizimle ilişki kurduklarını görüyorum. Acımanın doğası hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Acıyanlara acıyın.
S: (L) Ama acınan kişiler, acıma duygusu oluşturan kişiler aslında kimseye değil, bir tek kendilerine acıyor.
C: Evet...?
S: (L) O zaman oğlumun söylediği şey doğru. Birine acıdığın zaman, karanlıktakilere veya şikayet edenlere ve kendileri bir çaba göstermeden “kurtarılmak” isteyenlere sevgi ve ışık gönderdiğin zaman, suistimal ve manipülasyon karşısında nazik olduğun zaman, aslında bu kişilere verdiğin güçle iyice parçalanıyor ve bencilleşiyorlar. Yani KH’ye düşüşlerine güç kazandırıyorsun. Bu doğru mu?
C: Yanıtı biliyorsun!
S: (L) Evet. Bunu tekrar ve tekrar gördüm. Yaşamlarımızdaki bireyler acıma duygusu oluşturmak için çok gelişmiş bir yeteneğe sahip olanlar arasından seçilmiş bireyler miydi, ya da diğer insanların açıkça gördüğü bazı şeylere körleşmemize neden olacak şekilde acıma duygumuza özel bazı tepkiler göstermek üzere programlanmış kişiler miydi?
C: İkisi de değil. Nihai olarak enerjini tüketecek olan hipnotik bir tepkiyi tetikleyecek kişilerle etkileşime girmek için seçildin.
S: (TK) Doğru. Benim enerjim kesinlikle boşaltıldı. (L) Bu enerji boşaltımının amacı nedir?
C: Sence?
S: (TK) Konsantre olamaman ve herhangi birşey yapamaman için. İlerleme sağlayamaman için.
C: En azından önemli şeylerde.
S: (TK) Konsantrasyonumun bu kadar düşük olmasının nedeni bu mu?
C: Evet.
S: (TK) L bir tür robot mu?
C: Buna dair sorgun iki taraf için de fayda sağlamaz!!
S: (TK) İki taraf için de fayda sağlamaz...
C: Bildiğin gibi.
S: (TK) Yani oradan çıkmazsam düşmeye devam edeceğim. Yerle mi ilgili yoksa kişiyle mi?
C: Her ikisi. İçiçe.
S: (L) Bizi bu tür durumlara karşı birşey yapabilmekten alıkoyan şey diğer insanları incitme korkusu mu? Benim evliliğimi bu kadar uzatan başlıca faktör buydu. Ve evliliği sürdürmenin çocuklarımı daha fazla incitmeye başladığını gördüğüm için bunu bitirme cesaretini buldum. Birinin duygularını incitmek bizi neden bu kadar korkutuyor, eğer onlar bizi incitiyorlarsa?
C: Doğru kavram değil. “Onlara karşı bir eylemde” bulunmaya ihtiyacın yok, kaderinin yönünde eylemde bulunmaya ihtiyacın var.
S: (L) Ama bunu yaptığın zaman bu insanlar seni tamamen sefil bir hale getiriyor ve yolları ayırmaktan başka seçenek kalmıyor.
C: Evet, ama bu “onlara karşı eylemde bulunmak” değil zaten. Tam tersine. Hatırlarsan, tango için iki kişi gerekir, ve eğer ikiniz de dans pisti alevler içindeyken tango yapıyorsanız, ikiniz de yanarsınız!!!
S: (L) İnsan böyle bir “tangoyu” bırakmaya çalıştığında, hem de bu kişinin bir insan olarak sana karşı hiçbir şey hissetmediği bu kadar açıkken, ayrılmana neden bu kadar direnç gösteriyorlar?
C: “Onlar” değil. Saldırı araçlarından bahsediyoruz.
S: (L) Onları saldırıya araç olmaya bu kadar açık kılan şey nedir?
C: Tüm KH’ler buna adaydır. Ama gezegeninizde yalnızca 6 milyar tane var. S: (L) Tamam, yani tüm insanlar saldırı aracı olabilir. (L) TK’nin Cumartesi günleri buraya gelip düzenli olarak celselere katılması konsantrasyonunu tekrar kazanmasına yardımcı olur mu?
C: Gerekli değişiklikleri yapması bunu sağlar.
S: (L) Bu tür insanların olduğu yerde bulunmak, bu tür insanların fiziksel veya enerjisel etkisi altında olmak zihni karıştırıyor ve kişinin durumun içinden çıkış yolunu görmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Doğru mu?
C: Zihni karıştıran şey enerji boşaltımı.
S: (L) Peki boşalan bu enerji nereye gidiyor?
C: 4’üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu insanlar enerjimizi boşaltıyor ve 4’üncü yoğunluk KH de bu enerjiyi onlardan alıyor, öyle mi?
C: “Bu insanlar” hiçbir şey yapmıyor!!!! 4’üncü yoğunluk KH tüm bunları onlar üzerinden yapıyor!
S: (TK) Bizi bu tür insanlara çeken şeyin ne olduğunu öğrenmek isterim.
C: 4’üncü yoğunluk KH’nin fikriydi.
S: (L) Yani düşüncelerini ve duygularını kontrol edebiliyor, kafana fikirler koyabiliyorlar ve sen de birini “kurtarmanın” iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsun. Tanımadığın biri. Dinlerimizde ve kültürümüzde canın yanana kadar vermen öğretiliyor, hatta neredeyse canını yaktığı için vermek. Tüm bu durum başka bir seviyeden tasarlanıyor ve kontrol ediliyor. Bu konu hakkında söyleyeceğiniz başka birşey var mı?
C: Programı bir kez gerçekten öğrendiğinizde programı çalıştırın.
S: (L) Burada söylenenleri gerçekten öğrendiğinde, bunu uygulamaya...
C: Kastettiğimiz şey: Tüm yapmanız gereken bu davranış kalıplarını, ince işaretlerini öğrenmektir, sonra her zaman bundan sakınma yeteneğine sahip olursunuz. Hem kendinizdeki, hem de diğerlerindeki.
S: (L) Bu kişiden programı öğrendiğin zaman benzer bir kişiye yönelmekten sakınabileceksin yani. (TK) Bunu H’den öğrenmiş olmam gerekirdi. Aynı şeyi iki kez yaptım. (L) Yaralandığın zaman önünü görebilmek çok zor.
C: İşaretler mevcuttu, ama okumadın.
S: (L) İşaretleri ihmal ettin.
C: Hayır, henüz programı bilmiyordu. Varsayıcı olmamaya dikkat edin!
S: (L) Yani bir insanı değiştirebileceğini veya yaptığın şeydeki birşeyi değiştirerek onlara doğal bir şekilde yardımcı olabileceğini düşündüğünde, bu varsayım oluyor.
C: Ya da herşeyin değişeceğini düşündüğünde.

---------------------------------------------------------------
Acıyanlara acıyın ifadesinin gerçekten ne anlatmak istediğini belirtmek için uzunca bir bölümü aldım,

Zira sırf bu ifade için genişçe düşünmeye kendilerini kapatmış kişiler tarafından tenkit edildim bazen hor görüldüm, hatta K. bilgileri bile bu yönden bol bol kötülendi ,

"C: 4’üncü yoğunluk KH’nin fikriydi.
S: (L) Yani düşüncelerini ve duygularını kontrol edebiliyor, kafana fikirler koyabiliyorlar ve sen de birini “kurtarmanın” iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsun. Tanımadığın biri. Dinlerimizde ve kültürümüzde canın yanana kadar vermen öğretiliyor, hatta neredeyse canını yaktığı için vermek. Tüm bu durum başka bir seviyeden tasarlanıyor ve kontrol ediliyor. Bu konu hakkında söyleyeceğiniz başka birşey var mı? "

Yukarıdaki aldığım bölümü yaşamımda bilmeden bolca yaptım , zira gerçekten canın yanana kadar bıkmadan vermeye çalışmak, genel anlayışım buydu,

Diğer yandan K. bilgilerinde BH olmak için isteyene vermekten bahseder, buradaki hassas dengeyi anlamak gerekli ,vereceksin ama gerçekten isteyene ,

İstemeyip igi göstermeyen veya sırf KH vari duygulara bürünmüş ve hatta kıskançlığını erdemlik yaldızı altında gizleyenler bile "şuna bak kendini bir şey sanıp zaten bildiğimiz uyguladığımız şeyleri bize anlatmaya çalışıyor" diyenler bile muhatap olduğum kişiler içinde vardı, arkadaşlarım akrabalarım v.s.

Bu hali en güzel bir dizideki söz anlatır sevilen bir karakter artisti dile getirmiş idi ,

"ben sözümü ortaya masaya koydum isteyen alır ilgilenir"

Evet demek ki anlatılanın özü bu imiş ,

Velhasıl sizi tetiklenmiş ve farkına varmadan enerjinizi boşalttıracak davranışları ortaya koyanlarla fazla uğraşmayın yani kendini acındırma sahte kişilik gösterip ilgi duyuyorum şeklinde yanaşanların farkına varın ve onların hakiki isteyen değil bir nevi olumsuzluğa belki bilmeden 4KH ait yönlendirilmişler olduğunu bilin ortamınızdan ayırın veya ilgilenmeyin, kendinize stres unsuru yapmayın,

Böyle nasihatleri bolca yapınca kendime acımaya başlıyorum bahsi geçen tuzağa düşmek olabilir,

Ara veriyorum.


Edited by - Tgur on 10/09/2021 08:50:03
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/10/2021 :  08:55:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

YORUMLAR III

S: (L) Eğer biri hayatında, belirli önemli kavşaklarda çok önemli bazı seçimlerde bulunursa, bu o kişinin gerçekliğini tamamen değiştirir mi?
C: Şunu hatırla: Daha önce de söylediğimiz gibi yanıtlar için ağ çalışması yap, meditasyon yap, öğren ve yanıtlara ulaşmaya çalış, ve ihtiyaç duyduklarını iste. Her zaman geminin kontrolünde ol...
S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor]
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!
S: (L) Bu sembolün kökeni nedir?
C: Semboller her zaman saf bilinç düşünce formundan doğar.

----------------------------------------------------------------------

Altıncı yoğunluğun saf bilinç halinde fizikselliğe ihtiyaç duymuyorsa neye ilgi doğar, bu soru tam manası ile 3Y düşünce formundan kurtulamamışın soracağı bir soru ,

Ancak soruların niteliği hakkında araştırma değerlendirme yapıyorsam ve gerçeği öğrenmeye çalışıyorsam o her zaman belirttiğim düşünce üstüne çıkma egsersizleri yapıyor olmalıyım,

Bir kere o yoğunluğa ulaşmış bir kişi neden ilgi üzerinde kümeleşsin ilgi duymak biraz 3Y davranışı değil mi ,bu paradoksa şu alıntıyı inceleyerek varabiliriz,

"S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor]
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!"

Ruhun macera antolojisinde ,burada çeşitli var oluş şeklini seçip denemeyi ruh için macera diye tanımladım, eğer fiziksel materilzasyon yoğunluğunda bulunulmuş ve mozaik gerçekliğe işlemeler olmuşsa bunun 6Y de mutlaka izleri ,telaşsız yani kutupsuz ve beden hormonal alt korkuları v.s. olmadan o bahsi geçen ilgi kelimesinin mana özelliğinin altını doldurur,

Yani bir ilgi var ama bu zamansızlık ortamında gayri fizikselliğin garantisi altında o bahsi geçen korkular v.s . olmadan aynen 5Yde olduğu gibi, orada şu oluyor,

"C: Varolan, bütün duygusal yansımaların, çok derin, bilgece bir berraklıkta algılanması. "

Tabii ki bu algılama kalitesi altıncı yoğunlukta 5Y deki çeşitli seçim mecburiyetleri olmadan tam saf bilinçle değerlendirilir,bu değerlendirmenin kalitesi 6KH düşünsel yansımalarını alıp denge arayışlarını stabil bir hale getirmekle mümkün olur,
Hatırlayalım,

"S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç."

Bu vesile ile dinsel konular olarak aktarılan tanrının önünde melekler sıralanması sembolizmalarını gördükten başka işin bir tanrı önünde veya hiyerarşik bir meclis önünde falan olmadığını olayın müşterek bir çalışma ile 7Y e ulaşımına dikkat,

Olay doğal bir süreç ve verilen kararın hep beraber 7Y e ulaşma faaliyeti,

5Y deki seçim mecburiyetleri derken her ne kadar fizikselliği seçme mecburiyeti olmadan ama bazı görevleri ifa etmek üzere veya eksik görülen içsel duygu durumlarının islahı için istek duyup fiziksel deney dünyasına dönme hallerinden bahsediyorum,

Mesela gezgin yolcular..

Gezginlerin en büyük handikapı bu fizik dünyada ruhsal konulara açılamamaktır, o zaman fizikselliği bütün mevcudiyetinde arayan ama konuyu bir yerlere koyma bilincine erişemeden küskün bir hayat geçirirler,

Felek yine bana yalan yaptı dersiniz
Yalanı hayat yapan sizlersiniz
Sizi biz le buluşturamayınca
Bu dünyadan çok küskün gidersiniz

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Geçen Cumartesi gecesi celsesine katıldıktan sonra neden o kadar uzun ve ağır bir şekilde uyudu? Bunun katıldığı o celseyle herhangi bir ilgisi var mı? Varsa, neden?
C: Evet, titreşim frekansı uyumlanması.
S: (L) Bu faydalı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Başka celselere de katılması onun için faydalı olur mu?
C: Elbette.
S: (L) Birşey daha sormak...
C: Kader araya girecek.
S: (L) Bu durumda şunu soracağım; eğer bir kişinin bir hayat planı varsa ve o veya bu nedenle o planı izlemiyorsa, olumsuz, yıkıcı şeyler mi olur?
C: Evet.
S: (L) Eğer C Tommy’yle evliyken daha doğrudan bir arayış modunda olsaydı, belki Tommy bu kadar erken ölmeyebilir miydi?
C: Bir kere evlilik doğru bir evlilik değildi.
S: (L) Tommy onun hayatının aşkıydı!
C: Kanser de bunun kanıtı. Nispeten genç yaştaki kaç karı kocanın kısa bir süre içinde böyle hastalıklar yaşayabileceğini düşünüyorsun?

------------------------------------------------------------------

Bazı kişilere şu veya bu sebeple ruhsal konuları açıp anlatmaya başladığımda baştan ilgi ile izlediklerinin arasında esnemeye başladıklarını görürdüm, hatta ben bu ruhsal işleri anlamaya doğru yöneldiğimde de bol bol uyumuştum ,başımı kaldıramazdım, bunun normal bir bilincin eski düşünsel seviyesinin üstünde bilgilerle karşılaştığında beynin aşırı çalışmadan ötürü zedelenmesinden korunmak için kendini otomatik olarak kapattığı öğretisini almıştım,

K.lar buna titreşim frekansının uyumlanması demekteler belki aynı şey anlatılıyor,

Konuyu daha çok kişinin hayat planı varsa onu yaşarken izlemediğinde kayıp başka yollara daldığında olumsuz yıkıcı şeylerle karşılaşması üzerine açmak istedim,

Bazı ruhlar hayat planı olmadan mı yaşıyor evvela bunu anlamak gerekiyor,

Evet bazı ruhların sakin ve kımıltısız bir kaderi plan yaparak bedenlendiklerini duymuştum, dinlenmek belki de evvel göremediklerini telaşsız bir şekilde deneyimlemek üzere kaderi plan yapmış olabilirler,

Ama ödenmesi mutlak görülen ödentiler veya öğrenmesini elzem gördüğü kendinde ruhsal kalite yönünden eksik gördüğü hususları işleyip ruhsal bedenine yerleştirmek üzere plan yapmış olabilirler,mesela gururlu olmayı yenmek ,kıskanç olma pürüzlerini temizlemek eski hayatlarında hiç kullanmadığı merhameti yerleştirmek ve buna benzer şeyler,

Bu önemlidir zira fizik beden ,genetik beden ,ruhsal beden üçlüsü müşterektir ve birbirlerine devamlı etkileşim gösterirler, evvelki anlatımımızda 6Ydeki durum, tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman birbirlerine etki cümlesi, o kısıma bakalım,

"S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor]
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!"

Bu hassas bilgiler ışığında alıntıdaki kişiler genç olsa da önemli yaşam planlarını aksattıklarında kanser gibi bir illete sahip olup kısa zamanda biri dünyayı terk etmiş kalanlar sıkıntı çekmiş, dünyayı kısa zamanda terk etmek planı uygulamayan için belki bir piyango zira yapması gereken önemli işler işlenemedi tekrar işlenmesi gerek, reenkarnatif bir fırsat sağlıyor,

Bu mantıkla yaşam yollarında karşılaştığımız ağır zor durumlarını bu kabil göğüsleme bilinci ile değerlendirebiliriz acaba kaderi planımda kaçırdığım es geçtiğim bir şeyler mi var sorgulaması sağlar ve yaşam başka bir anlayışla değerlendirilir o kopuk noktalar bulunabilir, düzeltme imkanı sağlanır,

Lauraya bakalım beş çocuklu bir yaşam ve anlayşsız bir koca seçimi ama bütün bu zor durumu bilgilenerek aştı ve çocuklarını evrensel konulara doğru yöneltti ve anlayışsız kocadan kurtuldu,

Belki de ruhsal gelişimi ret edip zorluk gösteren koca onun ruhsal gelişmesinde motive edici olarak iş gördü,çünkü anladığımız kadarı ile Laura aydınlanma konusunda büyük bir inat gösteren yapıdaydı zorluklarla savaşmak adeta onun genel karakteriydi,önleyecek her durum onun enerjisini yok etme değil aksine çoğaltacak bir unsur oldu,

Burada kimseyi tabulaştırmak merakında değiliz ancak yaşamdaki bu zik zakların ne için olduğunu anlayabilmek kişinin ruhsal gelişmesi yanında hoş görüyü ve olanların asıl manasını bulmaya doğru iter, gelinen her bu tip yeni yol alışılmış yankı odası harici değerlendirmelerdir ,gelişimi ve dönüşümü sağlar önemlidir,

---------------------------------------------------------------------

SİZİNLE İLETİŞİM KURMAMIZIN AMACI VARLIĞIMIZI "KANITLAMAK" DEĞİL: EĞER KİŞİNİN YENİ ALEMLERİ ÖĞRENMEYE VE BİR "GÜN" GENEL FARKINDALIK PROFİLİ HALİNE GELECEK ŞEYLERİ KEŞFETMEYE İNANCI VE İSTEĞİ VARSA, O ZAMAN "KANIT" GEREKLİ DEĞİLDİR. DİĞER TARAFTAN EĞER KİŞİ BUNUN ZIDDI BİR PSİŞİK YÖNELİMDEYSE, O ZAMAN HİÇBİR MİKTARDA KANIT YETERLİ DEĞİLDİR.

----------------------------------------------------------------

Çok açık bir izah ,
Ama bana uymuyor,şüpheciliğimin ne kadar engin olduğunu bilseniz bana hak verirsiniz, bu şüphe ve verilenin gerçekten doğru olup ulmadığı konusu benim için çok önemlidir ,zira yanıltıcı şekerle kaplanmış yanlış ve saptırıcı bilgilerin adeta şelale halinde aktığı bir insanlık gerçeği içindeyiz,

Ruhsal ve öğretici üst bilgiler olarak bilhassa din kisvesi altında verilenler ve kişilerin saptırıcı yorumları her zaman önümüzdedir, yani gerçeği aramaya yönelmiş kişiler için,

Gerçeği bulmak bir ipin sağlamlığı üzerindeki şu olayla ilgilidir,
Her hangi bir ipi ambalaj yapmak için kullanacaksanız kopup kopmaması üzerinde pek durmayız ama o iple kendinizi bir bayırdan aşağıya sarkıtıp yol alacaksanız sağlamlığını çok iyi test ederiz,

Onun için yaşamım boyunca aldatmış bilgilerle ve hatta K.ların belirttiği gibi "sizi iyi hissettirirler" davranışları ile karşılaştım ve o anda uğraştığım ruhsal bilgilerin bir kısmı doğru olsa da arada aldatıcı saptırıcı unsurlar olduğunu çok sonra fark ettim ve o sistemden çok şükür ayrıldım, bunu sık tekrar ediyorum bu sitede sipiritüel konular bölümünde "negatif mekanizmaları" olarak anlattım, okuyanlar bilir ve anlar,

Aradığım her bilginin başka bilgilerle müşterekliğini gördüğümde bu şüphe bir miktar eksilir ve hala şüphe kırıntıları varsa bu sefer ya bir vizyon yahut öğretici rüya görürüm ,bunları ara ara yazılarımda verdim ,bu konuda bir nevi tasdiklenen bilginin de aldatıcı olduğunu düşünsem de gelenin tam o esnada uğraştığım düşündüğüm çözemediğim tarafları olduğu anda veya zamanlarda gelmesi biraz rahatlatır,

Bu hallere bakıp beni bir şey zannetmeyin ,sanırım bu hallerin çok daha değişiğini sizler de yaşamınızda rastlıyorsunuz bunları bazen rüyalar veya başka şekillerde anlatıyorsunuz veya susuyorsunuz, tavsiyem susmayın açıklamaktan çekinmeyin kimse kimseyle aşağılayıcı gözle bakamaz zira bu sitenin karakteri birleşmişliği en önde gören tavırdadır,birileri çıkar kendi fikirlerini sergiler ağ çalışmasının en kıymetli ve netice veren olayı ortaya çıkar zira bilginin kalitesi ve doğruluğu üzerine samimi bir çalışmadır bu,

Yukarıdaki K. sözünü de toptan inkar etme saçmalığına düştüğümü şimdi anladım ,konunun "keşif" ifadesinde kristalize olduğunu anlatıyorlar,zira onda bilginin geliştikçe ve derslerin alındıkça oluşan farkındalık üzerinde duruyorlar ,kişi kanıtları bu gelişen bilinç haliyle kendi kendine bulur demekteler ,

"Kanıtın zıddı psişik bir yönde durumdalarsa o zaman hiç bir kanıt bu kişilere işlemez" ifadesi ,benim gibi şüpheyi bazen paranoya haline getirenlerden çok takıntılı kalıp orada bilgilenmede sabitlenen içindir, bazıları bunu "inanç" kavramı içinde kilitliyorlar ,oysa değişim işinin evrenin en doğal bir işlevi olduğunu hatırlayamıyorlar,

Bahsettik yine bahsedelim, insanlar tanrı kavramını hep değiştirdiler ilk zamanlarda doğa olaylarını tanrı olarak tuttular güneşe rüzgara v.s.taptılar sonra kendileriyle temas eden dış uzay güçlerinin her birini ayrı ayrı tanrı diye tutturdular isimler verdiler enki , anunaki v.s.en son Atlantis KH kombinasyonu ile monoteizm yaratıldı kronolojik sapmalar olabilir bu sıralamamda ama maksada tesir etmiyor,

Biz ise tanrı sende mevcut diyoruz,

Her neyse inanç üzerinde çok durmuştuk,

Mesela yedi başlı canavarlar falan sembolleriyle verilen tahminen christ bilgilerinin Laura ve ekibinin sorgulamaları ile esas manasını tek tek açıkladılar ,burada dikkat edilecek husus transkriptelirin tekrar tekrar okunması ile açılan keşfedilen bilgileri görmekteyiz, sanırım çeşitli kalıplarla korku örtüsü ile verilmiş bahsettiğim yanlış ve saptırıcı bilgiler diye baştan belirttiğim bilgiler şelalesi sıralamasına sokabiliriz, zira esas istenen husus kişilerin korkup tahakküm altında hissetmeleri, hele o eski ve karanlık çağlarda az ve kıt farkındalıklı hallerde konuyu biraz anlayan veya bilmeden sahiplenen rahiplerin papazların engizisyon korkutma baskıları ile,
Kuranda da böyle sembolik anlatımlar vardır ve okuyan kişiler kim bilir hala korku halindedirler, boyna boğmak için dolanmaktan falan bahsediliyor,yani ceza,

"yapıp ettiklerinizi boynunuza doladık ,kıyamet günü bir kitap çıkaracağız oku kitabını o gün seni kurtaracak öz nefsin yeter"

Oysa biz kişinin reenkarnatif yaşamında ne kadar olgu varsa onun DNA sına işlendiğini (boynuna dolandığını)ve sonuçta yani 5Y de kişi bu kayıtları çözerek kendi kaderi planını rehberlerin yüce meclis üyelerinin de tavsiyesi ile kendi başına yaptığını ve uygulayıp uygulamama konusunun tamamen kendisinde olduğunu buna bakarak tercüme edebiliyoruz,

Bu çözülmüş izahla din yoluyla anlatılanlar işte tastamam doğruymuş diyenlere kanal konumundaki farkındalıklarını hatırlatırım, evrende hiç bir şeye hiç kimse müdahele edemez bir istisna vardır o da KH karakteridir,bu nedendir bu izahta bir paradoks var denirse var oluşun kutuplar arasında giden gelen denge konularının tam anlanması ile ilgilidir, uzatmadan kanala müdahele bu konumdan ötürü serbesttir negatif de o kanalı kullanır ve istediği özellikle dinsel konularda verilen bilgilerin içine girerek "kıyamet kehanetleri ve korku" öğelerini döşer bunu tama anlamayan kanala ait olan kişi onun bir yerden geldiğine inanmıştır,

Bu durumda şöyle bir soru gelebilir BH niye müdahele edemezmiş, BH zaten o kanalla doğru bilgileri vermekte ve bütün işi alan kişinin kendi gücüne yani zihni muhakemesine bırakmaktadır, onun davranışında korku ,aldatma yanlış yönlere sevk etmek yoktur, bütün hassasiyet kişinin gücün başka yerlerde değil kendinde olduğunun idrakindedir işini dürüstlük ve objektivitenin en hassas bölgelerine dokunarak yapar anlayan anlayacaktır zira kişi yaradan denilenin bir parçasıdır ve bu işte özgür hale müdahele kesinlikle yoktur,

Sufilerin br kısmı bunu fark etmiş ama anlatırken toplumun genel inanç haline dokunmanın da endişesi ile monoteizm kulvarından pek çıkmadan hareket etmeyi esas tutmuşlardır,ama arada dayanamayıp çizgi dışı ifadeleri sergilediklerini de görmekteyiz,

"ne ararsan kendinde ara","ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm""bir ben var benden içre""enel hak"

Ve sonuçta burada monoteizmden sıyrılmış bir ifade olduğunu kişideki gücün her şeye yettiğini de görüyoruz,kimse durup sen şu hayatı yaşa demiyor ,dayatmıyor irade bizde..

Bu arada dinsel öğelerin kurgulanması ve Atlantis bölümünde yapılan manipulasyonlar ve ana tema dışında zaman içinde günümüze göre adaptasyonu üzerine şu K. alıntısını da ilave etmeliyim,

"C: Üç test vakasının gelişim yollarını dikkatlice düşünün. Önce Yahudilik. Bir kuyruklu yıldız / fırtına tanrısına tapınmaya yönelik geniş çaplı bir kült olarak başladı. Varını-yoğunu kaybetmiş bir halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve aralarında dayanışmayı teşvik edecek şekilde yeniden düzenlendi. Hristiyanlığın ikili bir başlangıcı oldu. Birincisi apokaliptik bir hoşgörüsüzlük ve şiddet kültüydü. İkincisi, merhamet dolu olağanüstü bir adamın hayatına dayalı bir ruhsal dönüşüm mesajıydı. İslam ise bu ikisinin en kötü yönlerinin bir karışımı. Tam bir sahteliğin içinde nasıl herhangi bir pozitif unsur olabilir?"

Bu alıntının devamında bu kurgulanmaların gelişmiş bir izahı var ilgilenen dostlar 29 .Aralık.2018 no.lu celseyi inceleyebilirler,

Görüldüğü gibi izahta minimal konulara yani siz bunları çok iyi bilen ve inanç içinde olanlara rağmen dokunuyorum ,onları tenzih ederim ,ama okuyanlar içinde bilgi yollarının başında olanlar da var bilincindeyim,

----------------------------------------------------------------------

S:(TR) Şimdi mi başladı? (L) Ou, evet. Ensemin kökünden bir pense ile tutuluyormuşum gibi hissediyorum. Pekala, 4’üncü yoğunluk neye benziyor... Rüya durumuna benzediği söylenebilir mi? Birşey düşünür düşünmez veya üzerinde odaklanır odaklanmaz o oluyor veya gerçekleşiyor?
C: Devam et.
S:(L) Örneğin suyun üzerindeki bir botun içinde olmayı istediysen, kendini bir botun içinde buluyorsun, hem de şu andakinden daha gerçek gelen bir okyanusun üzerinde. Çünkü suyun üzerindeki güneş ışığı parıltılarına kadar tüm beklentilerine yanıt veriyor.
C: Uzaklaşıyorsun.
S:(L) Uzaklaşıyor muyum?
C: Evet. Neden bir bota ihtiyaç duyuyorsun?
S:(L) Bu fantazideki fikir bir botta olmaktı. (TR) Ama bu bir fantazi değil. (L) Gerçeklik. Tamam. Yani diğer bir deyişle 4’üncü yoğunluk düşüncelerinin hemen gerçeğe dönüştüğü bir yoğunluk. Örneğin kendini bir kuledeki bir prenses olarak düşünürsen hemen bir şato ortaya çıkar ve sende bir kulede olursun ve eğer saçının yere kadar uzamasını istersen saçın da hemen yere kadar uzar.
C: Bunlar 5’inci seviyede olan şeyler.
S:(L) Pekala, yani orayla 3’üncü yoğunluk arasında birşey.
C: Devam et.
S:(TR) 3’üncü yoğunluğa çok benziyor ama bir yönüyle mi farklı?
C: Hayır.
S:(TR) Geçiş vakti geldiğinde bir 3’üncü ve bir de 4’üncü seviye dünya olacağını ve bazılarının 3’üncü yoğunluk dünyasında bazılarının da 4’üncü yoğunluk dünyasında olacağını söylemiştiniz.
C: Üzerinde düşünmeniz için bir olasılık.
S:(L) Pekala, şimdi kısa bir mola verelim... [mola] Tamam, sanırım tartışmamızı bizimle birlikte dinlediniz ve JR’nin okuduğu makalede 4’üncü yoğun deneyiminin, arzulu düşünmenin en yüksek seviyesi olduğu söyleniyordu. Yani arzuyla düşünme gerçekliğe dönüşüyor... (J) Yoksa makalenin sadece belirli bir kısmı üzerinde mi odaklandık?
C: Yakın. KH.
S:(L) Yani BH arzulu düşünüşü...
C: BH arzulu düşünmez.
S:(L) Peki BH nasıl düşünür? (TR) Sorumlu bir şekilde... (L) [ense kökünde şiddetli bir sıkıştırıcı etki deneyimleyerek] Aman Tanrım! Siz oradakiler vücuduma garip şeyler yapıyorsunuz...
C: Yardımcı ve dengeli. Arzular tamamen KH’dir.

----------------------------------------------------------------------

İnsan ne kadar BH e yaklaştım anladım sanırsa sansın yaşamdaki KH salvolarından etkisinden kurtulamıyor,tabiiki bu bana ait bir tanımlama,ben 4Y deki değişken fizikselliği oraya geçince istediğim kalıba kolayca geçebilirim derdim mesela yaşımı bedenimi istediğim gibi değiştirebilirim bu yaşamdaki tatmin olamadığım şeyleri yaratıp yaşayabilirim ,yeşilliklerde dolaşma ve dolçe vita gibi gibi bir yaşantı oh ne güzel..

Oysa bunun tamamen bir arzulu düşünüş olduğunu fark edince sönmüş bir balona dönüyorum, ne oldu cennetin o harika yaşantısını niçin yaşamayacağım ,

Bütün bunlar bu istekler şu illüzyon dünyasındaki bedenin isteyip de ulaşamadığı fiziksel materyal, veya zorlandığı,fizik bedenin arzuları yanlış yapıp çarpıttıkları mesela ifrata kaçar çok yersen obez olursun gibi gerçeklerden sıyrılma isteği ve dünyada yaşarken erişemediklerine karşı çabucak erişme,güç bende,

Fizik bedenin arzularını doğuran hatta gerektiğinde dayatan bir hormonal sistem var daha çok açlık ve cinsiyet üzerine çalışan ve vazgeçilmez olduğunu kişiye adeta bir kanun gibi yapıştıran ve kişiye yaşam budur başka ne olabilir takıntısına sokan,

Bunun eksikliklerini 4Yde o gelişmiş teknolojik ve gücümün devrede olduğunu neden unutayım eksik gördüğüm her hormonal gerçekliklerin suyuna göre yaratımda bulunur, içinde yaşarım, size ne,

Yine içimdeki KH konuşuyor,

Ama şu gerçeği unutuyoruz bu gibi fiziksel isteklerin sonucu tatmin dir, tatmin olursunuz o an hormonal istek ve ihtiyaç sona erer,oysa ruh tatmin gibi ara duraklarda duramaz onun isteği birleşme, birliğe doğru gidebilmek bu ayırım ve parça durumundan çıkmak için ne yapmalıyım var ve arayışı bitmez, gerçi bire ulaşmak ayrı bir tatmin değil mi ,hayır o halden sonra işte tam bilinmeyen ,belki de sonsuz arayış işinin değişik meceraları o konumda tasarlanabilir veya 3Y yorumları ile işi anlamaya çalışıyoruz, ama zihin bu sınırsız yerlere doğru uzanıyor oradaki birleşimi istiyor,

Olayın tümden bu fiziği isteme ve fiziğe tapma hadisesi olduğunu ve bakmadan atlayıp bu hallere düştüğümüzü unutuveriyoruz, bunun devamını mükemmelini kolayca olsun istemek o fiziğe aldanmanın devamı değil mi

Bolca konuşuyorum ama konuyu düşünsel ortamda bir yerlere oturtalım,

----------------------------------------------------------------------
C: Size ayrıca “Amerikan Yerlilerinin” Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3’üncü yoğunluk dünyanın 2’nci yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına rağmen. Dünya insanlarının 4’üncü yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4’üncü yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi “orada” kontrol etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık.
Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur. Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki, 4 BH’den 6 BH’ye kadar olanların tüm çabalarına rağmen “bu perde hala kalkmış değil.”
S: (L) Şimdi buradaki büyük soru şu: Bu bilgiyle ne YAPMAMIZ gerekiyor?
C: Diğer herşeyde olduğu gibi burada da önemli olan bu bilgiyle ne yapmanız gerektiği değil, bu bilgiye sahip olmanızdır.

----------------------------------------------------------------------

Fizik ,genetik,eterik beden trinitesinin birbirine etkisi 3Y de biraz karartılıyor gibi ,unutarak geldik, fiziğe sarıldık veya esir olduk veya istedik, bu karartmanın doğal olduğunu zira kendini indirgemiş varlığın tekamülü için bilgi değişimi ve gelişimi ile mümkün olduğunu anladık bu var oluşun en doğal hali ,bitkiler ve faunayı düşünün her ne sebeple olursa olsun yani kısa veya uzun dalga içinde olurlarsa olsunlar bu gerçekleşmekte ilkellikten mükemmelliğe, birliğe gidiş oyununun genel doğal hali,

İnsanın bu gelişimde bir istisnası var "Lucifer düşüşü "yaşamış yani üçlü beden gelişiminde ruhsal halin ve gelişmişliğin ne olduğunu bildiği halde yani 4Y ve belki de üst yoğunluklara gittiği halde fizik beden halini aldanarak veya başka sebeplerle istemiş ve buna hapsolmuş, 4Yden üst yoğunluklar çıkınca fizik beden isteği varlığın genel tercihine bağlı ve nadiren olmakta ,gezginlerin reenkarnatif dersler olgusu dışında başka sebepleri var,

"S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular “gezgin.”
S: (L) Peki “gezgin” nedir?
C: Gezici Yolcu.
S: (L) Ra Bilgileri’ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3’üncü yoğunluğa dönmeyi seçen 4’üncü veya 5’inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı gezginlerden mi bahsediyoruz?
C: 5’inci veya 6’ıncı yoğunluk. "

O zaman zoru denemek kaderi olmuş,yani unutturulan bilgilere tekrar ulaşmak, başka deyişle,

Antik çamurdan amino asite sonra tek hücreliye oradan bitki ve fauna hallerini bitirip insanlığa terfi etmiş ve zorun kolayın ne olduğu bilincine gelmiş bu haldeyken tekrar 3Y i istemiş yani düşmüş ,kendini fiziğe indirgemiş, tabii bütün parçalı ruhlar değil,

Bu fizik alemde zor olan bilgide unutturulmuş olmak ve tekrar eski bilgilere ulaşmak yani "Yeniden Bağlantı"

İnsan olmak neden icap etti ,herhalde eterik beden kabiliyetini hiç kaybetmeden evvelce bahsini geçtiğimiz maddeyi oyuncakla oynayan bir çocuk gibi fiziği deneme ve tekrar eterik bedene dönüş işi çok ilginç ve eğlenceli idi ,

Veya bunu deney yapmak isteyen Orion varlık bilinci programladı, zira o bölümde KH ve BH olanlar var,

Mozaik gerçeklik olgusu fırça darbeleri ister,

Bütün bu anlatımla bilgiyle alt yoğunluk yani 3Y karakteri içinde bir şeyler yapmak değil "bilgiye sahip olma" nın önemi ortaya çıkıyor,
Zira üst yoğunluğa geçme halinde bunları bilen hatırlayan bir bilince artık kolay kolay deney faaliyetinin KH unsurlarını pek kabul ettiremezsiniz ,unutma gibi fizik hormon baskıları yok bilmek var tahakküm altına girmez, farkında çünkü..

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Ra’nın kanalı olan Carla Rueckert’le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini, sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor...
C: Varolan herşey derslerdir!!
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.
S: (L) Bir keresinde 4’üncü yoğunluğa geçişin “eşit bir oyun sahası” yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak...
C: Evet.
S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir...
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3’üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!

----------------------------------------------------------------------

Savaş denilince ne anlatılmak istendiği anlaşıldı, bir ara örnek vermiştim kesmek üzere bir koyunun yanına gittiniz açsınız besin lazım, tam bıçağı boynuna götürdüğünüzde hayvan konuşmaya başlasa en azından "ne yapıyorsun farkındayım ben" derse ne yaparsınız,
İşte o üst yoğunluktaki savaş buna benzer olacak ,siz farkındalık halinizle diğer takıntılı ve hurileri nurileri bekleyen yeşillikleri arayan takıntılı aldatılmış monoteizm kurbanı değilsiniz,

Diğer yandan faunayla insan arasındaki bilinçsel farkın özelliği üzerinde durmak gerekir bu matematik yönünden cebirsel değil adeta geometrik bir tarzda hatta nicelik kapsamı dışında bir gelişmişliği gösteriyor ve insan zihninin neden 7Y nin ara yüzü gibi bir nitelikte olduğunu belirtiyor,

Artık aldatamayacaklar ,cehennem denen dünya ortamına da gönderemezler gücün sizde olduğu çok açık, bilincinizle bedeninizdeki güçle silahlanmış bir halde bir enerji duvarı halinde bu kabil KH unsurlarının karşısında durursunuz,

O yoğunlukta fizik yok ve bu tip saçmalıkları sadece o aldanmış kitleler üzerinde uygularlar, korkuturlar ve alevleri gösterirler,

Ey KH ışığına git zira ben karanlığın da ne olduğunu biliyorum..

Ara verelim konular ve yorumlar çok..

Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/10/2021 :  09:00:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YORUMLAR IV

Bu olay, “kritik kütle” kavramının önde gelen savunucularından olan İngiliz bilim adamı Rupert Sheldrake’in çalışmalarıyla örtüşmektedir. Klasik bir deneyde, fareler iki gruba ayrılırlar. Yarım düzine nesil boyunca, bir grup düzenli olarak karışık bir labirentten geçirilir. Diğer grup, yakında bir yerde kafeslerinde tutulur ve ara sıra testten geçirilir. Bu deneyin sonuçları çarpıcıdır: Düzenli olarak test edilen grupta, yeni nesil her zaman bir önceki neslin elde ettiği yeterlik seviyesinden başlar.
Daha da dikkat çekici olan, testten geçirilmeyen farelerin labirente konulduklarında, onların da testten geçirilen farelerin yeterlik seviyesinden başlamasıdır. Bu olaydan, aynı zamanda “Guru Teorisi” ya da “Yüzüncü Maymun Teorisi” olarak da söz edilir.

Bir şekilde, Tekrar Bağlantı bizi şu anda gerçekleşmekte olan Değişim sürecine geçmeye hazırlar.Yavaş ve tesadüfi çok nesilli mutasyon ve doğal ayıklanma sürecini beklemek yerine, evrimleşme yolumuzda DNA’larımızın kaçınılmaz olarak yeniden yapılanmasına doğru ilerliyoruz.Şu anda, Tekrar Bağlantı’ya doğru ilk adımlarımızı atıyoruz. Bizler, bu yeni şifa dalgasını, insan evriminin bir sonraki aşaması olan ön saflara taşıyan öncüleriz.
----------------------------------------------------------------------
Bu alıntı Eric Pearl in Tekrar Bağlantı kitabından ,

Bunun yanında ülkemizde de yavaş yavaş ortaya çıkan idarede yapılan soygun ve buna benzer olumsuzlukların direkt 7Y den kayıtları olan ve insanların vicdan dediği bu bağın artık açılmaya başlaması yapılanların yukarıdaki kritik kütle açılımına ait izaha uygun hakiki BH moduna bağlanmaya başlaması,

İnsana flora ve faunaya da bağlı olan o doğal DNA kayıtları ne kadar KH tarafından karmakarışık veya kısıtlanma durumuna getirilirse getirilsin kendi asli karakterinin var oluş ortamında ortaya çıkarmaktan başka yolun olmadığını belirtir veya tertemiz mozaik gerçeklik bölümünde en duyarlı kısmın belirlenmesinden başka hikaye üretemez, bilgi ve sevgi eşitliğinde anlatılmaya çalışılan budur,

Gelinecek vaz geçilmez nokta burada tezahür etmiştir zira kısa dalga döngüsü denen maddeyle ilgili bölüm sadece dersler manzumesidir kutbiyetin acımasızca uygulanış sahasıdır bilgiyle tetiklenen sevgi onun verdiği motive ile objektivite halinde mutlaka ortaya çıkan faktör olur, bilgilenmenin dilimizden düşürülmemesinin sebebi budur zira yapılması gereken yapılmış olmakta olan şeyler her hangi bir müdahele görmeden var oluş senaryosunda yerini almıştır,

"Bizler, bu yeni şifa dalgasını, insan evriminin bir sonraki aşaması olan ön saflara taşıyan öncüleriz."

Bu gurur veren tanımlama, sizler namına da benimsedim..

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Peki, bana bir şifacının ismini verebildiğinize göre neden bir yayımcının ismini veremiyorsunuz ?
C: Çünkü bu öğrenme sürecini zora sokar. Ama sana küçük bir not : pek yakında, “elinin” altında.
S: (L) Anlamıyorum
C: Ellerini kullanarak çokça “zamanı” ne için harcıyorsun ?
S: (L) Yazıyorum... internetteki insanlara mektuplar.
C: Ampul ?
S: (S) Parlak fikir! (L) Hayır, bundan daha karmaşık olmalı.
C: Örneğin yayıncı listelerinin ve email adreslerinin bulunduğu bir kataloğa bak.
S: (L) Tamam, bu konuda yeterince fikir edindim. Bu kadarı yeterli.
C: Hayır, değil !!!
S: (L) OK. Bir yayıncı listesine bakıyorum... ya sonra ?
C: Sen ne düşünüyorsun ?
S: (L) Başka bir şey ?
C: Sor.
S: (L) Peki, listeyi bulduğumda hangisinin doğru kişi olduğunu nereden bileceğim ? Herşeyi herkese gönderemem.
C: Hayır
S: (L) Orada başka ne var ?
C: Çok daha fazlası. Hazine avından ne denli hoşlandığını biliyorsun, Laura?!? Öyleyse bundan da hoşlanmasını öğren.
S: (L) Tamam, hazine avındaki bir sonraki ipucu nedir ?
C: Ağ!!! Şimdi anladın mı sana bunu söylerken neyi kastettiğimizi ? Anladın mı artık ?
S: (L) Sanırım bu; internette bilgi paylaştığınız anlamına geliyor ?
C: Evet . Ve.. John Naisbitt’ i oku. Onunla da doğrudan bağlantımız var !
S: (L) O kim ?
C: “Megatrends”
S: (L) Oh, o kitap bende var. Onunla da mı iletişiminizin olduğunu söylüyorsunuz ?
C: Evet. Şimdi, Bölüm Başlıklarını oku!!!
S: (L) OK : ‘Endüstriyel Toplumdan, Bilgi Toplumuna.’ ‘Zorlanmış Teknolojiden, Yüksek Teknolojiye.’ ‘Ulusal Ekonomiden, Dünya Ekonomisine.’ ‘Kısa Vadeden, Uzun Vadeye.’ ‘Merkezileştirmeden, Adem-i Merkeziyetçiliğe’ ‘Kurumsal Yardımdan, Kendi Kendine Yardıma’ ‘Hiyerarşilerden, Ağ Oluşturmaya.’ vb. Sayfa 211, ilginç rakamlar... Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı ?
C: “Boş” zamanında oku ve özümse ve orada ipuçları ara. Bu kaynaklarını daha verimli kullanmana olanak tanıyacak ve böylece hedeflerine daha çabuk ulaşacaksın.
S: (L) Tamam. (F) Önyargısız ve açık bir zihinle!
C: Aynen.
----------------------------------------------------------------------

Bazı dostlara araştırılan konuyu özümsemek lazım dediğimizda allerji yaptığını hissediyorum, bilinmeyen konularda daha açık bilgi sahibi olmak için internette dolaşmak,ayıklamak, başka bilgilerle çakışan konuların ortasındaki düğümü yakalayabilmek,ruhsal konularda sitede olanlar ve bolca içinde dolaşanlar zaten kişiyi bu yönden çok yukarılara götürür "ruhun duasında" da var,

"Başkaları ile beraber olduğum bu yerde bilgimi arttırmama yardım et"
Konuyu tam bilmeyen veya inancını monoteizmden kurtaramayan "Bak işte bu kişi de monoteist bir tavır ile yardım istiyor" der ve bizi paradoks döngüsü içine sokar,

Oysa özümsemenin bu teşhiste tam yapılmadığı bir gerçek, ruhun duasının başı şudur,

"Ey evrensel ve yüce akıl,
Tüm varoluşun kutsal farkındalığı"

Kısaca kişinin kendisinde olan hasletlere bakmayı ve sezgi ve içinde olan güce inanmayı onu kutsallaştırıp yaşamında kılavuz etmeyi öngörür,

Hacı Bayram camiinde günümüzde dini istismar edenlerin nutuk attığı cenaze namazlarına bakıp yankı odası mensubu sanırdım onu yanılmışım şu sözlere bakın, melami tarikatını oluşturan gerçek bir sufi imiş..

Bilmek istersen seni,
Cân içre ara cânı.
Geç cânından bul ânı,
Sen seni bil, sen seni.

Kim bildi ef´âlini,
Ol bildi sıfâtını,
Anda gördü zâtını,
Sen seni bil, sen seni.

Görünen sıfâtındır,
Anı gören zâtındır,
Gayri ne hâcetindir,
Sen seni bil, sen seni.

Kim ki hayrete vardı,
Nûra müstağrak oldu,
Tevhîd-i zâtı buldu,
Sen seni bil, sen seni.

Bayram özünü bildi,
Bileni anda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni.
Hacı Bayram Veli

O halde bilgilenme macerasında kişi akıl ve özümsemesinin üzerindeki örtüyü kaldırıp çabasının gidişi için marşa basmalı, marş deyince aklıma başıma gelen şu anekdot geldi,

Kendime döneceğim, ben askerliğimi subay olarak yaparken ara işim orduya bol bol şoför yetiştirmekti,o zamanlar şöför olmak pilot olmak kadar değerliydi ve ordunun çok ihtiyacı vardı,

Yönetmelikte adayların ilkokul mezunu olması şarttı ben de kurs için çeşitli birliklerden gelenler içinde öyle olanları seçtim, gönderilenlerin büyük kısmı ayıklanmıştı,bunu çok mahzurlu gören üst komutan hemen yanıma geldi ve bana bölüğündeki onbaşıları getir dedi onbaşılardan bir manga getirdim ve onlara sordu,onbaşılar erbaş bölümünde bir ileri rütbedir, özel olarak ayıklanır seçilirler,

"Evladım dünya Öküzün Boynu üzerinde diyenler şu yana Balığın Sırtında duruyor diyenler şu yana ayrılsın dedi "

Manga ikiye ayrıldı,

Bana dönüp "teğmenim bu şartlarda şöför olmak için okuma yazma bilsinler yeter"dedi ve askerlikte emir emirdir öyle yaptım ama çok zorluk çektim, sonuçta memeleketim insanının ne vaziyette olduğunun dersini almış oldum, Osmanlıda okur yazar oranı 1920 lerde %11 iken 60 sene evvel gençliğimde %40 ,şimdi ise %90,bu durum herhalde bir fikir veriyor ve Cumhuriyet devrini başlangıcını kötüleyen yok sayanlara hayret ediyorum, sonuçta yetiştirme yolunda daha dikkatli ve ısrarlı olmaya çalıştım,

Ancak bu devirlerde yaşayan z kuşağının ve siz gençlerin durumundaki akıl almaz gelişmişliği görünce gurur duyuyor ve ancak kendi güçlerinin ne değerde önemli olduğunu fark etsinler istiyorum,

Ve günümüzde din yoluyla insanların aldatılma işine kaynak olan cehaletimize bağlı bir kısım insanın hala olduğuna üzülerek bakıyorum,
Yine şu hususa da dokunmam lazım ,yaşlılar eskiyi anarken neden çok ısrarcı ve mutlu olur,

"Şu dinazora bakın başladı yine eski defterleri karıştırmaya"

Konunun benim izahımı şu konuma koyarsak herhalde bir şeyler anlamaya çalışırız ,bir kere eskiden ufak bir bölümü fırsat bulur anlatırken onlar yani benim gibiler esasta anlattıkları tarihte olanları iliklerine kadar yaşar mutlu olurlar ,

Ne demek istiyorum, aslında herkes için de genelleyebiliriz, rutin yaşamın içinde ,

Mesela "ben Orta okulda iken bir ödev yapmaya kütüphaneye giderdim ve bilgi bulana kadar parmaklar nasırlaşırdı" derken bu kısaca bir cümlede belirttiğim konu benim önümde müthiş bir sahne açar, şöyle,

Evimiz Cerrahpaşa yokuşunun başında, oradan çıkıp Sinekli Bakkal Sokağını geçip kitapçıdan Pekosbill ve Dostoyeveski kitabından birini alır (kitapçı sahaf ,eski kitap satıcısı)Vatan caddesinin başlangıcı KocaYusuf Paşa semtine gelirim,

Burada duralım, orası Topkapıya uzanan Vatan Caddesinin başlangıcıdır, Menderes Ülke Natoya girip Marshall Yardımı ve Amerikan emperyalistinin silah araç yardımı başlayınca yani ülke yokluktan çıkıp güya paraya kavuşunca Karayolları seferberliğine ilk orada merasimle kazmayı yola vurarak başlamıştı, Demiryolları ve Deniz Yollarına çivi bile çakmama sözü vererek, elli sene kadar gerçekten bu kurumlar battal kaldı,

Siz gençlerin bir kısmı bu yakın tarihi dizilerden falan anlamaya çalışıyorsunuz esasta 27 Mayıs bu ülkede uzun müddet bayram olarak kutlandı yani ülkenin yüzde büyük kısmı bu olayı tasvip edip kabul etmişti şahidim,

Sonra cebimdeki yüz para ile Aksaray -Eminönü tramvayının basamaklarına o çocuk halimle hareket ederken koşarak atlarım ve Koska helvacısının yanından sıyrılıp Beyazıt Meydanında İstanbul Üniversitesine ulaşırım, oradaki akrabamız olan güleç yüzlü beyaz yakalıklı önlüklü görevli hanımın yanağıma kondurduğu öpücükle mutlu olur anamın nasıl olduğunu konuşur işime dalarım ve saatler geçiririm,

Tatlı bir masal gibi eskileri şu an gibi yaşamak ,o kısacık cümle ile olanı anlatırken esasta tüm bunları yaşarım, eskilerin maziye sıkça dalması gözlerinin sabitleşip kalması bundan,

Bu anlattıklarım işin hikaye roman kısmı ,aslında şu andaki bilgilerle bunu K.ların bahsettiği ve başkası olmayan 2. zaman ile ilgili ,

Hani Elektriksel Zaman dediğim, K.ların 2. zaman deyip başka zaman yok dedikleri ,Kuantum Bilgisayarların kabiliyet ve kapasitesini solda sıfır yapan ama insanın her an karşılaştığı ve bütünle bir olduğunun bir nevi ispatı, yani o zamanı da bu maddesel yaşamı sürdürürken lineer zaman kapsamı dışında ama an an beraber yaşıyoruz, işe bilincimizin farkında olmadan bazı iç organ çalışmalarının otonom çalışmasını da dahil etmiştik, kalp ve ciğerlerin v.s. çalışması,

Bu bilgileri özümseme sonunda anda yaşamın hemen hemen ne olduğunu bütün detayları olmasa da esintiler veren bir anlayışla yerli yerine oturtabiliyoruz, kapıları açılıyor,

Marşa basmak ile ilgili,

29.04.2006
Yaşam sığlığından bıkınca öz iter ararız
Etraftaki rehberlere bilmek için sorarız
Bilgi için hep bir rehber ararsak
Yaşamda boşuna kendimizi yorarız

Gözün var usun var nedir bu bekleyişler
Gayret için hareket marşa ilk basmak ister
Zamanda hayatı ölüye alırsan
Bu gidişin motoru hep rölantide işler

--------------------------------------------------------------
S: Frankların Kralının elinin dokunuşuyla şifa verebildiği efsanesinin nedeni nedir?
C: Bunu sen de yapabilirsin.
S: Herkeste olduğu gibi mi yani?
C: Yakın, eğer bilgin varsa...

---------------------------------------------------------------------

S: [Laura ile Violette arasında karuna reiki sistemi hakkında geçen bir tartışmadan sonra sorulan soru] (V) Semboller hangi yoğunluktan geliyor? KH mi, BH mi?
C: Para kazanma yoğunluğu. 3. yoğunluk.
S: (V) Kanallanmadı bile yani öyle mi?
C: Sembollerin çoğu bütünüyle veya kısmen diğer literatürlerde bulunabilir.
S: (V) Bir soru üzerinde düşünüyordum ama unuttum. Az önce düşündüğüm soruyu biliyor musunuz?
C: Sen biliyor musun?
S: [gülüşme] (V) Evet, biliyorum ama bir an için aklımdan çıktı. Neyse, gittiyse gitti ..... Pekala, sizden virüsler üzerinde işe yarayan bir sembol almamızın mümkün olup olmadığını sormak istiyorum.
C: Virüsler ancak bilinçte boşluklar olduğu zaman girebilir. Tam genişlikte bir farkındalık boşlukları kapatır. Arttırılan bilgi yoluyla ruhu iyileştirin, bu DNA değişiklikleri meydana getirir ve bu da boşlukları kapatır. Bunu başka türlü yapmak, kendi seçtiğiniz ders profillerini kendi kendinize ihlal etmeniz demektir.
S: (A) Peki ya şifacılar? Dünyanın her tarafında şifacılar var ve şifa veriyorlar. Çoğu zaman etkileri geçici. Sadece gelip şifa isteyenleri mi iyileştiriyorlar? Tabi asıl soru, bilinçteki boşlukları kapatıp kapatmadıkları. Eğer iyileştirebiliyorlarsa, virüsleri bile bir şekilde öldürebiliyorlar demektir. Bunu nasıl yapıyorlar?
C: Eğer şifa gerçekse, birden fazla seviyede meydana gelir. Önceden mevcut olan seçim potansiyelinin bir etkileşimidir.
S: (V) Yani işe yarayıp yaramaması, zamanının gelip gelmediğine bağlı veya bunun senin kaderin olup olmamasına. Sanırım.
(B) Eğer işe yararsa, birey o sırada onun işe yaramasına izin vermiş demektir, ve şifacı burada daha ziyade o bireyin üst bir seviyedeki şahsi seçiminin gerçekleşmesine aracılık ediyor.
C: Evet.
S: (A) İki kişi arasındaki bir tür etkileşim. (L) Bir elektrik düğmesi gibi. Olay meydana gelmeye hazırsa “şifa eylemi” düğmeye basıyor. (B) Şifa içeriden gelir. İster psişik olsun, ister fiziksel. Başka tetikleyiciler de olabilir. (L) Evet, nasıl çeşitli fikirlerimizi ifade etmek için çeşitli kelimeler kullanıyorsak, bu iş için de her tür sembolü kullanıyoruz. İnsanlar arasında etkileşimler yoluyla, yeni bir oluş şekline doğru ilerlemeye hazırlığımızı ve istekliliğimizi gösteriyoruz. (A) Şifacılar belki de ne yaptıklarını bilmiyorlar. O anda şifacı orada, şifaya ihtiyaç duyan kişi orada ve doğru şey oluyor. (V) Bunu ego temelli yapmadıkları sürece. (L) Doğru. Bir yerde bir şifaya ihtiyaç duyan biri var ve bir de içgüdüsel olarak bunun için ne yapılacağını, bunun nasıl yapılacağını bilen başka biri var. Bunu yapıyor, çünkü yapabiliyor. Anlık gelişmeler. Birden önüne çıkıyor. Yolda yürürken bir kağıt parçası görmek gibi. Yanından geçip gitmek veya alıp bakmak gibi. (A) Ama başka birşey daha olabilir. D adlı Bulgar adamı düşünüyorum. Görünüşe göre bazı psişik yeteneklere sahip ve araştırmalar da yapmış. Bu yeteneği zihin kontrol ve benzer işler için kullanan adamlardan bahsetti bana biraz. Ama ondan hiç beklemediğim birşey yazdı. Belki bunu bizim sayfalardan okumuştur, bilmiyorum. Söz konusu bir insan kontrol edilmeyi istemediği sürece, o karanlık tiplerin bile herhangi birşey yapamayacağını söyledi. (L) Ama bu sadece derin bir seviyede geçerli. Şurası çok açık ki KH güçleri kendilerinin varlıklarından ve yeteneklerinden haberdar olmayanların özgür iradesini ihlal edebiliyor. Dolayısıyla bence D sadece new age saçmalığını tekrarlıyor. Zihin kontrol deneylerini yapanlar hepimizin böyle düşünmesini isteyecektir. Evet, doğru, kişinin kendi özgür iradesiyle bunu seçmesi gerekir. Çok derin bir seviyede gerçeği aramayı, nihai olarak pozitif enerji almayı seçen bir kişi negatif deneyimler yaşadığında bunu bilgisini arttırmak için bir motivasyon olarak kullanacaktır. Bu da onun farkındalığını arttıracak, sonra benzer insanlarla iletişim kurma ve etkileşme doğrultusundaki BH yeteneklerini arttıracaktır. İnsanlar kandırılma ve manipüle edilme seçimlerinde özgür iradelerini çok derin seviyelerde kullanıyorlar. Bunun sebebi ya KH’nin onların nihai seçimi ve hedefi olması, ya da farkındalıklarını arttırmak için öğrenmeleri gereken bir dersle ilgili birşey. Bilgiyi aramayı reddetmeyi seçtiklerinde, seçimlerini yapmışlar demektir...
C: Bu seviyede belli olmasa da, her durumda özgür irade en önemli faktör.

---------------------------------------------------------------------

Farkındalıkta gelişmiş her kişinin şifa verebileceği konusunu hatırlıyoruz ,eşime gözündeki makula ödeminin geçmesi için ben de uyguluyorum netice verecek gibi,

Bu arada yeri gelmişken makula ödemi hakkında bir bilgi vereyim özellikle babanız ananız dedeniz veya siz zaman gelince yüzde büyük olasılıkla katarakt ameliyatı geçireceksiniz bu ameliyat sonunda tahminen bir ay kadar antibiotik göz damlaları ile beraber antienflamatuar (ödem giderici) bir damla kullanılmazsa bu hastalık umumiyetle 1-2 sene sonra çoğunlukla nüksediyor ameliyatı yapan kıymetli tabipler bunu genellikle atlıyorlar araştırılsın gerçek ortaya çıkar,

Farkındalık veya şahsi işleri birleştirmemin açıklaması bu işte her iki tarafın yani veren ve alan tarafın buna inanması gerek, ayrıca reiki sembolleri kullanımı ve şifa işindeki diğer hassas noktalar hatta DNA nın etkili olarak virüslere kapatma işlevini kazanmasının etkili olabileceğini belirten dolgun bir aktarım,

Reiki sembolleri kullanarak virüslere etki edeceğini düşünmek kendi seçtiğimiz ders profillerini ihlal etmek oluyor olarak yorumluyorum aşağıdaki kısma bakarak, acaba virüsten korunmak için aşı kullanınca ne oluyor,düşünelim,

Bu halde iken aşı kullanmak herhalde olan DNA değişikliği ile virüslere kapatma işini geri çevirmez, onu şu bilgi ile garantilemek istiyorum DNA değişikliği ile bazı zararlara karşı gelebilecek duruma gelmek BH faaliyeti ve KH dayken BH ı seçtikten sonra bir daha geri dönülemez ,çünkü aşı vurdurdum,

Ve benim için "ya herrü ya merrü" bu yaştan sonra..

Egoyla bilgileri çarpıtyor muyum ,bilinmez,

" C: Virüsler ancak bilinçte boşluklar olduğu zaman girebilir. Tam genişlikte bir farkındalık boşlukları kapatır. Arttırılan bilgi yoluyla ruhu iyileştirin, bu DNA değişiklikleri meydana getirir ve bu da boşlukları kapatır.

Bunu başka türlü yapmak, kendi seçtiğiniz ders profillerini kendi kendinize ihlal etmeniz demektir. "

************************************
"Kuantum bilgisayarı "veri" üzerinde işlem yapmak için bindirme ve dolaşma gibi kuantum-mekanik fenomenin doğrudan kullanımını sağlayan teorik hesaplama sistemlerini kullanan bilgisayarlardır. Vikipedi"

***********************************
Çok bilmiş gibi bilgisayarlar ve kuantum bilgisayarlar için bazı konulara değiniyorum ,ama konuyu incelemeye yönelince ve o bilgisayarlardan çok daha üstün mukayese edilmeyecek insan zihniyle olaya bakınca bazı hassas konuları açar hale gelebiliriz,

Geçen gün bir dostumu bir hususu sorayım arayayım diye zihnimden geçirdim bir zaman sonra bu arayışı neden yapacağımı unuttum zorladım aklıma gelmedi ,bir zaman geçtikten sonra gözüm odadaki bozuk saate ilişti ve derhal neden aradığımı hatırladım , yakınlarda saat tamircisi var mı diye soracaktım,

Burada olan nedir ne alaka sorusuna zihni çalışmanın nöronların arasındaki iletişimin harikulade ve akıl almaz dediğimiz işleyişindeki sürat geliyor,

Bu husus olan biten her şeyin beraberliği ile izah edince konuyu mikrodan makroya yahut beraberliğin zaman ve mesafe tanımayan birlikteliğine doğru uzanıyor ,evet birlikteliğin yani bütünlüğün birbirine kopmaz bağlarla olan bir örgü gibi olduğunu idrak edince ayırıma kapılmış o olgu iflas ediyor,

Bir sodyum atomu çözelti dünyasında mesela su içinde iken eğer yakınlarında klor iyonu varsa o artı hali ile yani 1 elektron atmış haliyle başka bir sodyum iyonu ile ele ele tutuşur ve eksi iki değerlikli yani iki elektron verme kapasitesi ile nazlı nazlı dolaşan klor atomu ile birleşir tuz olur bu bağlar eğer çözelti işi devam ediyorsa bağlanma veya çözülüp iyon haline gelme şeklinde biteviye yürür bu hali diğer minerallerle veya var oluş segmentinin ilkel yapısından mükemmele uzanan özelliğin tümü ile de bağdaştırabiliriz ,

Doğadaki daha doğrusu madde aleminde bu birleşme ayrılmalar sonsuz bir şekilde yürür ve olay madde alemi dışına çıkınca yani olay eterik bağlarla mozaik gerçeklik veya evrensel morfik alem denen akaşik kayıtlar diye de anılan beraberliğe doğru yönelir,

Fizik beden ,genetik beden ,eterik beden üzerindeki beraberliği çok yorumladık kısaca DNA da bu müşterek bağlantının içinde yer alan bir olgudur her yönden etki alır ve verir,

Bu bilindik konuyu açınca nereye varacağız,

Ayrılığın olmadığı bir beraberliği evvela kabul edeceğiz oturduğunuz koltuk veya elinizdeki telefon veya yanınızdaki bir var olmuş her şeyle beraberiz ,bu iş olayın başı dediğimiz big bang veya başka bir anlatımla belirtilecek olan zamandan beri böyledir ve sürmektedir çekim bahsiyle bu ayrı algılanan her şeyin birbirleri ile mutlak bağlarını çok inceledik ,oralara fazla girmeden söylemek istediğim bütün bu anlattıklarım madde alemindeki algı sapması veya yetersiz bilgiden ötürü ayrı somut nesneler halinde olan bir gerçeklikteyiz,

"C: Griler siber genetik varlıklar, dolayısıyla programlandıkları matematiği kullanırlar.
S:(TR) Kastettiğim noktayı kaçırdınız. Grilerin...
C: Hayır, kaçırmadık. Bizimle konuşurken neden yukarı bakıyorsun?
S:(L) Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Herhangi bir yere."

Konu neticede birbirleriyle bu geniş oluşlarla sayılamayacak şekilde "veri" denen birikime ve bilgisayar ortamının ana strüktürü veya soft çalışma yakıtı da denilen özelliğe geliyor ,

Evrensel alandaki veri yoğunluğu hard veya soft birbiriyle mutlak ilişkisi olan hiç bir şeyle kıyaslanamaz ve ayırımı kabul etmeyen manada durmadan artar,

Bunun yüzünden bu muazzam veri yoğunluğuna sahip bir zihin çalışması nasıl olur da kuantum bilgisayarlarına hayran bakacak bir duruma getiriyor bizi,

Onun için farkındalıkla çalışan neyin ne olduğunu ayıklayan bilen zihinin işleyişi yanında bahsi geçen kuantum bilgisayarların kabiliyeti konuşulamaz dahi..

------------------------------------------------------------

SS: (L) Thera yanardağının patlaması MÖ 1627 veya civarında mı oldu?
C: Yakın.
S: (L) Thera’nın patlamasını tetikleyen şey neydi?
C: Venüs.
S: (L) Ondan 40 yıl sonra da MÖ 1588’de komet kümesi vardı, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nefertiti Akhenaton’un hükümdarlığının 12. yılında tarihten silinmiş gibi görünüyor. Akhenaton hükümdarlığının 17. yılında ölmüş. Eğer Nefertiti Sara’ydıysa, ve Akhenaton İbrahim/Musa onu alıp gittikten sonra peşlerine düştüğü sırada öldüyse, Nefertiti o beş yıllık süre içinde neredeydi?
C: Bir yere kapatılmıştı.
S: (L) Yani Nefertiti Sara’ydı ve İbrahim gelip bir şekilde onu kurtardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında komet kümesinin geçişi sırasında ne oldu? Büyük bir dramanın meydana gelmesine neden olan olaylar mı...
C: Evet.
S: (L) İbrahim Sara’yı aldı, Akhenaton onların peşinden gitti ve nehirde boğuldu, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında yaklaşık 40 yıllık bir çöl yolculuğu olmuş gibi görünüyor. Thera patladığı sırada kaçmış olmalılar ve kırk yıl sonra da kometler gelmiş. O sürete İbrahim ve etrafındakiler ne yapıyordu?
C: Bedeviler.
S: (L) Bu kabilede kaç kişi vardı?
C: 623.
S: (L) Yani Kutsal Kitap’ın bizi inandırmaya çalıştığı gibi binlerce kişi değil. Pekala, İbrahim oğlu İshak olarak geçen kişiyle aynı mı?
C: Hayır.
S: (L) Mısırlıların Nefertiti olarak tanıdığı Sara 90 yaşındayken bir çocuk doğurdu mu?
C: Hayır.
S: (L) Sara İshak’ın annesi miydi?
C: Evet.
S: (L) İbrahim neden oğlunu kurban etmek istedi?
C: Böyle birşey olmadı.
S: (L) Mısırlı Hacer kimdi?
C: Mısır Prensesi.
S: (L) Sara’nın hizmetçisi miydi?
C: Hayır.
S: (L) Sara’nın kızı mıydı?
C: ..Sara’nın Akhenaton’dan kızı.
S: (L) İbrahim’in Hacer’den bir çocuğu oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Oldukça ensestimsi bir durum. Sara kendi kızının çocuğuna karşı büyük bir kıskançlık duyup İbrahim’in onu (ç.n. Hacer’i?) terk etmesini istedi mi?
C: Yakın.
S: (L) Bu kabile İsrail’e ne zaman varıp yerleşti? Bedeviler olarak geçirdikleri 40 yıldan sonra mı oldu bu?
C: Evet.
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim’in Tanrı’yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi’ydi.
S: (L) İbrahim’in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) “Hitit diyarından” mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim’in akrabaları mıydılar?
C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel’in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara’nın Akhenaton’dan Ahit Sandığı’nı çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton’un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara’nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı’nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton’a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokular geliyor! Davut’un büyükannesi Ruth’un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi’lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler..

---------------------------------------------------------------------
K.da kıskançlık hakkında araştırma yaparken KH uygulamasının bir DNA eksiltilmesi esnasında omurganın üst bölümünde olan oksipital kısım denen çıkıntı şeklinde adeta fiziki delil gibi göründüğünü anlıyoruz diğer adı "Kabilin Damgası",

Bu ilginçtir KH nin insan üzerine yaptıklarının günümüzde de çok yakınlarımızda devam eden bir duygusalın devamlı beşer davranışlarının ana noktasını işgal eden bir hal olduğunu görmekteyiz ,maksadım çok yakınlarımızda hissettiğimiz bu duygunun kökenini aramaktı ve,

"S: (L) F ’nin aurası çok güzeldi. İnsanlar elimizdeki bu bilgilere karşı neden daha pozitif değiller?
C: Kıskançlık.
S: (L) Bu çok net bir cevaptı. Neyi kıskanıyorlar?
C: Güç mücadelesi.
S: (L) İnsanlar bizi neden kıskanıyor ve neden bizi kontrol etmeye çalışıyorlar?
C: Geçilmekten korkuyorlar. "

Hatta Laura dostumuzun bir kızıyla ilgili hayreti de var,

"S: (L) Azarlayıcı olmamak dışında ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: A ’nın öğrenmekte olduğu derslerde vaize yer yok.
S: (L) Peki ben kendi dersimi aldım mı veya ona yaklaşımımda bir hata yaptım mı?
C: Önemli bir hata yoktu.
S: (L) Daha önce neden polisi aradı? Bilinçli veya bilinçaltı hedefi neydi?
C: Kimden etkilendi?
S: (L) Sanırım diğer kızımdan.
C: Evet.
S: (L) O benden neden bu kadar çok nefret ediyor?
C: Nefret değil, kıskançlık.
S: (L) Beni neden kıskanıyor?
C: Çok şey başardın.
S: (L) Ben onun ANNESİYİM, tanrı aşkına!
C: Evet. "

Her neyse durum anlaşılmıştır sanırım, biz de bazen bu duygunun esiri olduk oluyoruz, ama terk için iç çalışma yapılmalı, sebebi öğrendik çalışmada bilgilenme en önemli bir faktör,

Asıl vurgulamak istediğim baştaki tarihi gerçekler ve dinsel programlar uygulaması esnasında konular nasıl KH tarafından çarpık ve bir ırkın devamlı ezilmesine bağlı edebiyatının sürdürülmesinin ana sebeplerini,

Evvelce de bu konuyu işledik tekrar hatırlayalım istedim,her ne kadar oldukça fazla abartılıp Hitlerin Yahudiler mezaliminin etkisinin de ana sebebini yani Atlantis idarecilerinin bir karma dolayısiyle kendilerini adeta bu vahşete teslim ettiklerini yani kendilerince arzulanan ödenti olduğunu da biliyoruz, ama yukarıda anlatılan ve tarihi çarpıtan bir çok başka şey de var hepsinin adeta rontgeni çekilmiş gibi apaçık,

Yukarıdaki alıntıda Ahit Sandığı ve Akhineton ,Sara, İbrahimin (Musanın) Esasta kimler olduğu ve olayların nasıl olduğu hakkında geniş açıklamalar var ,uzatmaya gerek yok,

O kozmolojik kadim ortamda ömürlerin de yüz yıllar aldığını bilirsek efsanelerin olanların ne olduğuna yani zamana dağılınca bir çok olaya dair bir anlayışımız olabilir,

Hatta daha ileri gidip kafaları pek karıştırmadan şu bölümü de ekleyebilirim, zira,

Aşağıdaki alıntıda Lahit Sandığı ve önemi uygulanması hakkında bazı açıklamalar daha göreceğiz ,K.lar dostların uzun müddet celselerde onun ne olduğunu sordular tam cevap vermediler ,işte sonlara doğru eğer bulabildiysem onun hakiki kullanım esaslarını belirten bir aktarım,

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Vincent Bridges’in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase’yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: “Kaybolmaktan” ziyade “alınıp” emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor. Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması] ...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar yoluyla. Ama KH’lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama nedenleri, ya bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir fikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
S: (A) Oklüzyon nedir? (R) Sanırım...
C: Frekans çiti.
S: (R) Konuştuğumuz şeye de benziyor bu. Eğer aynı frekansta değilsen, bu... (L) Veya cismin etrafını belirli bir frekansla çevreliyorlar ve KH’ler o frekansı delemiyor. (R) Bir anlamda görünmez oluyor. (L) Ama yine de bir şekilde bir bölgeyi veya birşeyleri belirleyebiliyorlar. Ama bu bir gürültü veya benzer birşey olabilir. O kadar çok gürültü var ki, sinyalin kesin yerini belirleyemiyorlar. Bu insanların sürekli peşimize gelmelerinin nedeni bu mu? Bu şeyi bulmalarına yardım etmemizi mi istiyorlar?
C: Aşağı yukarı. Tek neden değil.
S: (R) Sanırım diğer bir önemli neden, genel olarak çalışmaları bozmak. .... Jay Weidner Frank’in şimdi onu bulmalarına yardımcı olacağını düşündüklerini, Frank’in Set’in kanalı olduğunu söyledi. (A) Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Jay Weidner’ın söyledikleri, Frank’le ilgili ümitleri. Eğer bu doğru olsaydı Frank’le meşgul olurlardı, bizi rahatsız etmezlerdi. Dolayısıyla bunun o kadar önemli olduğunu sanmıyorum. (L) Ben de. Jay’in attığı bir yem sadece. (R) Bu cihazın olası pozitif kullanımlarını merak ediyorum?
C: Çeşitli. Kadim zamanlarda bu cisme Tanrı’nın Hediyesi deniyordu. Yaşamı sürdürmek için gerekli herşeyin tezahür ettirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılıyordu.
S: (A) Tezahür mü? (R) Bu akla Merkaba’yı getiriyor. Ana Taş. Anne Taşı. (A) Demek her tür şeyi yapmak için kullanılabilir...
(R) Bu cisim Merkaba mı?
C: Anne Taş, evet.
S: (R) Demek buymuş! Merkaba’nın gerçek anlamı bu. Oldukça anlamlı. Ve bunlardan sadece bir tane var. (L) Bu cisim nerede yaratıldı?
C: Kantek.
S: (L) Kanteklilerin Dünya’ya taşınmasında da bu cisimden yararlanıldı mı?
C: Bazılarının. Diğerleri Kertenkeleler tarafından taşındı.
S: (L) Bu durum olaya yeni bir bakış açısı getiriyor. Bunun ayrıntılarıyla ilgili sorular sorduğumuzda, örneğin yeri hakkında falan, yanıtlar çok yavaş geliyor. Başka bir soruya geçelim.onuşuyorduk. Şu anda da, kadim belgelerdeki önemli bazı ipuçlarına dayalı olarak bu bireyin aynı zamanda Truvalı Helen olabileceğini konuşuyoruz. Bu gerçekten de takip etmesi faydalı bir fikir mi? İpuçlarının doğru bir değerlendirmesi mi?
C: Öyle!
S: (L) O zaman hikayeye göre Paris/Alexander de İbrahim’le aynı kişi ve Herodot’un Paris ve Helen’in Mısır’da geçici olarak kalmasına dair hikayesi doğruydu?
C: Evet.
S: (L) Bir de ele almamız gereken erkek kardeş meselesi var. İbrahim’in Lut adlı bir yeğeni var. Bir yanda da Musa ve Harun, Yakup ve Esav, İshak ve İsmail var. Tüm bu kardeş çiftleri, kardeş olsunlar veya olmasınlar aynı hikayelerin, aynı kişiliklerin farklı yansımalarından mı ibaretti?
C: Büyük ölçüde ama başka hikayelerin unsurlarıyla da harmanlandı.
S: (L) Bu gerçek kardeşler anlamında bir kardeş/kardeş ilişkisi miydi?
C: Hayır. “Kardeşlik” ilişkisi “sahte” aktarım hattını meşrulaştırmak için yaratıldı.
S: (L) Yani bir kardeşlik ilişkisi yoktu, tabi hikayenin herhangi bir kısmının doğru olduğunu kabul edersek. Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Hikayedeki değişiklik unsurlarından biri Yakup’un kardeşi Esav’a bir “nimet” veya “hediye” vermesiydi. Bu anlatım, o hikayede Yakup olarak görünen Musa’nın bir başka birine birşey, önemli birşey verdiği gerçeğinin bir yansıması mı?
C: Evet.
S: (L) Veren Musa/İbrahim miydi?
C: Evet.
S: (L) Verdiği şeyi kime verdi?
C: “Musa” soydaşlarının yozlaşmaya direnme yeteneğiyle karşılaştırıldığında cismin tehlikesinin daha büyük olduğunu sonunda anladı. Cismi yaratıcısına verdi.
S: (Galahad) Cismi yaratanlar KH güçleri miydi yoksa BH güçleri mi?
C: KH güçleri.
S: (Galahad) Yani Ahit Sandığı KH güçleri tarafından yapıldı. Bu durum Musa’nın bazı gerçeklerin farkına varmasını mı sağladı? Musa uyanmaya mı başladı?
C: Evet. “Melekle mücadele” hikayesi önemli bir dönüş noktası ve geri veriş anıydı."


Vikipedide Musaya bakın nasıl karmakarışık bilgiler manzumesi ile anlatılmaya çalışıldığını anlayın ,kökenler belirsiz bilgiler şelalesi ve dinlerin birbirine benzer kadim dönemlerden gelen efsanelerin kılık değiştirmesi ve çarpıtılan benzer aktarımları..

İnsanlar bu aktarımdaki bilgilere bulundukları bölgedeki din dayatma fenomeninde şartlanıp takıldıkça diğer din mensuplarını ve sözde inanmışları iten ayıran bir hale gelip çatışmalarına yeni garnitürler peşinde olmuşlar ve içlerinden gerçeği çok azı fark edip sesini çıkarmaya çalışsa da cılız ses olarak kalıp toplum içinde asimile olmuşlar ve bu hal günümüzde de devam etmekte,

Ara..


Edited by - Tgur on 20/10/2021 09:11:36
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1060 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/10/2021 :  15:57:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Geri dönmene sevindim Tgur revize koyayım buraya da müsait bir an yakaladığımda okuyacağım :)
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 47  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 4,71 saniyede oluşturuldu.